Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının 21. Yüzyıl Becerileri ve Öz Düzenleme Becerileri Arasındaki İlişki

    Tutkun, Cansu

    Üniversite temelli öğretmen yetiştirme programlarının, 21. yüzyılın ihtiyaçlarına uygun becerilere sahip ve yetkin öğretmen adayları yetiştirmesi gerekmektedir. Bu araştırmada da okul öncesi öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerileri ve öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. İlişkisel tarama modelinde desenlenlenen araştırmanın çalışma grubunu 119 okul öncesi öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmada öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerilerini değerlendirmek amacıyla “21. Yy Becerileri Ölçeği”, öz düzenleme becerilerinin değerlendirilmesinde ise “Öz-Düzenleme Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerileri ve öz düzenleme becerilerinin yüksek olduğu, 21. yüzyıl becerilerinin sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı ancak öz düzenleme becerilerinin sınıf düzeyine göre farklılaştığı, cinsiyetin 21. yüzyıl becerileri açısından etkili olduğu ve kadın okul öncesi öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerilerinin erkeklerden yüksek olduğu ancak cinsiyetin öz düzenleme becerileri üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Araştırmada ayrıca 21. yüzyıl becerileri ile öz düzenleme becerileri arasında ilişki olduğu ve öz düzenlemenin 21. yüzyıl becerilerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex4TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Belediyelerin stratejik planlarının kalkınma planıyla ilişkisi: 11. kalkınma planı üzerinden 3 büyük kent üzerine bir araştırma

    Kantar, Gokmen; Kan, Muhammed Enes

    Devletin ekonomi, sağlık, adalet, güvenlik, istihdam, eğitim, sosyal hizmetler, ulaşım gibi hemen her konusuna ilişkin gelecekte ulaşmak istediği hedeflerin, politika ve tedbirlerin yer aldığı kalkınma planlarının başarıyla ulaşmasında ülkedeki diğer kurumların amaç ve hedeflerinin bu plana uygunluğu oldukça önemlidir. Ulusal stratejik amaç ve hedeflerin yer aldığı kalkınma planları ile yerel stratejik amaç ve hedeflerin belirlendiği stratejik planlar arasındaki uyum da bu anlamda oldukça değerlidir. Bu düşünceden yola çıkılarak yapılan bu çalışmanın amacı kalkınma planları ile yerel yönetimlerin stratejik planları arasındaki uyumun incelenmesidir. Çalışma Türkiye’nin 11. Kalkınma Planı ile Türkiye’nin nüfus bakımdan en kalabalık şehirleri olan Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyesi 2020-2024 Stratejik Planları ile sınırlandırılmış, söz konusu planlar arasındaki uyum incelenmiştir. 11. Kalkınma Planı’nda doğrudan yerel yönetimlere ilişkin düzenlemeleri içeren “Yaşanabilir Şehirler, Sürdürülebilir Çevre” başlığı altındaki düzenlemeler Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyeleri Stratejik Plan’larında araştırılmıştır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak doküman incelemesi yöntemi kullanılmış, kalkınma planı ve stratejik planlardan elde edilen veriler NVIVO 14 paket programının da yardımıyla içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda stratejik planların genel hatları ile 11. Kalkınma Planı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Buna rağmen KÖYDES-KIRDES gibi yerel yönetimleri ilgilendiren ulusal projelere stratejik planlarda yer verilmemesi, kalkınma ajansları, KOSGEB gibi uzmanlık kuruluşları ve ilgili bakanlıklar ile işbirliğine yönelik herhangi bir düzenlemensin yer alamaması stratejik planlarda önemli bir eksiklik olarak tespit edilmiştir

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Atık bitkisel yağlarla muamele edilmiş İroko (Milicia excelsa Welw. C.C. Berg) odununda beyazlık indeksi, renk ve parlaklık değerlerinin belirlenmesi

    Ayata, Ümit; Camlibel, Osman

    Günümüzde ahşap malzemenin sahip olduğu rengi değiştirmenin birçok farklı metotları (ısıl işlem, emprenye, ağartma, vb.) bulunmaktadır. Bu işlemler esnasında çevre dostu ürünlerin kullanılması gerek insan sağlığı gerekse ahşap endüstrileri için önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada, atık bitkisel yağların (zeytinyağı, mısır yağı ve ceviz yağı) İroko (Milicia excelsa Welw. C.C. Berg) odunun yüzeylerine bir fırça ile uygulanması sonrasında meydana gelen bazı yüzey özellikleri araştırılmıştır. Uygulama öncesi ve sonrasında ahşap yüzeylerde beyazlık indeksi (WI*) [liflere dik (⊥) ve paralel (║)] değerleri, renk parametreleri (∆L*, ∆a*, ∆b*, ∆C*, ∆H*, ∆E*, a*, C*, L*, b* ve ho) ve parlaklık değerleri [20o, 60o ve 85o’lerde liflere dik (⊥) ve paralel (║)] belirlenmiştir. Bütün atık bitkisel yağ türleri uygulanmış deney örneklerinde a* ve C* değerleri artış gösterirken, L*, b* ve ho değerlerinde azalışlar elde edilmiştir. En düşük ∆E* değeri atık mısır yağında (23.70) bulunurken, en yüksek değer atık zeytinyağında (24.48) tespit edilmiştir. Her iki yöne ait olan WI* değerlerinde atık yağların uygulandığı örneklere ait sonuçlar kontrol örneklerininkine nazaran daha düşük olarak tespit edilmiştir. Uygulanan atık yağlar ile WI* değerlerinde azalış belirlenmiştir. Bütün atık yağ türlerinde liflere dik ve paralel yönlerde parlaklık değerleri 20o ve 60o’lerde azalırken, 85o’de artmıştır. Kullanılan tüm atık yağların iroko odunu yüzeylerinde yüzey özelliklerini değiştirici etkide bulunduğu görülmüştür.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Türkçe Öğretmen Adaylarının Yapay Zekâ Okuryazarlıklarının Farklı Değişkenlere Göre İncelenmesi

    Banaz, Emrullah; Demirel, Osman

    Çağımızda eğitim alanına büyük bir kolaylık sağlayan yapay zekâ, farkındalık ve okuryazarlık açısından önem arz etmektedir. Ele alınan bu çalışma Türkçe öğretmen adaylarının yapay zekâ okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda öğretmen adaylarının okuryazarlık düzeyleri, cinsiyetleri, günlük internet kullanma durumları, yapay zekâya yönelik haberleri takip etmeleri açısından incelemeler yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Bayburt Üniversitesi’nde öğrenim görmekte olan 215 Türkçe öğretmen adayı oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinin tercih edildiği araştırmada veriler, Yapay Zekâ Okuryazarlık Ölçeği ile toplanmıştır. Google Forms’lardan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiş olup analiz sonucunda öğretmen adaylarının yapay zekâ okuryazarlıklarının yüksek düzeye yakın olduğu, öğretmen adaylarının cinsiyetlerinin yapay zekâ okuryazarlık düzeylerini etkileyen bir değişken olduğu başka bir deyişle araştırmaya dâhil olan öğretmen adaylarının yapay zekâ okuryazarlık düzeyleri cinsiyete göre farklılık gösterdiği, sınıf düzeylerinin yapay zekâ okuryazarlık açısından anlamlı bir farklılık oluşturduğu, öğretmen adaylarının internet kullanma süreleri ile yapay zekâ okuryazarlıklarının benzer olduğu ve konuyla ilgili haber takip etmelerinin yapay zekâ okuryazarlık düzeylerini etkileyen bir değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex63TR Dizin34
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Ekonomik ve kültürel bağlam okuma başarısında önemli mi? Okuma başarısı ile ilişkili öğrenci, okul ve ülke düzeyi değişkenlerin incelenmesi

    Kaplan, Kadir; Filiz, Tunahan; Demir, Mustafa; Kaya, Metin

    Bu araştırmada, dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma başarısını etkileyen öğrenci, okul ve ülke faktörlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda PIRLS 2021’de yer alan veriler arasından öğrenci ve okul düzeyindeki değişkenler belirlenmiş ve bu değişkenlerle ilgili veriler analize dahil edilmiştir. Ayrıca, ülkelerin gelirlerinin bireylere dağılımları ile ilgili GINI, gayri safi milli hasılanın eğitime ayrılan yüzdesi (EDGDP) ve Hofstede’nin kültürel boyut teorisinden hareketle eğitimle ilişkili olan alt boyutlar da ülke düzeyinde değişkenler olarak ele alınmıştır. Ülke, okul ve öğrenci düzeyi ile ilgili çeşitli değişkenlerin okuma başarısıyla ilişkisini incelemek amaçlandığından araştırmada yöntem olarak ilişkisel tarama modeli benimsenmiş ve veriler hiyerarşik bir yapıda olduğu için istatistiksel analizlerde hiyerarşik lineer modelleme tekniği kullanılmıştır. Analizler sonucunda öğrenci düzeyi boyutunda öğrenci zorbalığı, okumayı sevme, kendinden emin okuma, öğrenme için ev kaynakları ve evdeki dijital araçlar değişkenlerinin okuma başarısını yordadığı bulgulanmıştır. Bu değişkenlere ilaveten okul düzeyinde değişkenlerin eklenmesi ile yapılan analizler sonucunda ise akademik başarı üzerine okulun etkisi ve okul disiplini değişkenlerinin okuma başarısını yordadığı tespit edilmiştir. Öğrenci ve okul düzeyi ile ilgili değişkenler eklenerek ülke düzeyinde ele alınan değişkenlerden de ülkelerin uzun dönem-kısa dönem ve belirsizlikten kaçınma düzeyleri okuma başarısını yordadığı belirlenmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleYalnız künye2024
    Kadın yoksulluğu üzerine yapılan çalışmaların türkiye bağlamında yüksek lisans tezlerine odaklanarak incelenmesı

    Oz, Burcin

    Yoksulluk, temel ihtiyaçların karşılanmaması olarak tanımlanan küresel bir sorundur. Türkiye’de, yüksek enflasyon, azalan reel gelir, ekonomik krizler ve depremler gibi faktörler, yoksulluğun artmasına katkıda bulunmuştur. Mevcut literatür, bu artışın önemli bir bölümünün kadınları etkilediğini göstermektedir. Yoksulluk ve başa çıkma stratejileri üzerine birçok çalışma olmasına rağmen, bu araştırma özel- likle kadınların yoksulluğuna odaklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de kadınların yoksulluğunu ele alan yüksek lisans tezlerini ana- liz etmek ve bu alandaki araştırma eğilimlerini belirlemektedir. Bu amaçla, bir belge incelemesi yapılmış ve Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi’nde yayımlanan 41 yüksek lisans tezi, betimsel analiz yönt- emi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, kadınların yoksulluğunun çeşitli üniversitelerde incelendiğini, en yüksek sayıda yüksek lisans tezi- nin 2022’de yayımlandığını göstermektedir. Kadınların yoksulluğunun temel nedenleri, cinsiyet eşitsizliği, istihdam sorunları, eğitim eksikliği, düşük ücretler ve sosyal dışlanma olarak ortaya çıkmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Martin Luther’in Yahudiler Hakkındaki Söylemleri Üzerine Bir Değerlendirme

    Keleş, Hatice

    16. yüzyılda meydana gelen reform, Martin Luther’in Katolik Kilisesinin Hıristiyan dünyasındaki otoritesine karşı çıktığını ve Hıristiyan dünyasını yönetim konusunda düzenlemelerin yapılması gerektiğini iddia etmesi üzerine yapılan bir harekettir. Reform hareketi sadece Avrupa’da yaşayan Hıristiyanları değil, dini ve ırkı ne olursa olsun bütün vatandaşları sosyal, ekonomik ve dini yönden etkileyen tarihi bir olaydır. Özellikle Avrupa’da yaşayan Yahudi toplulukları da reform sürecinden etkilenen kesim olmuştur. Yüzyıllar boyunca Katoliklerin Yahudiler üzerinde sürdürdüğü Hıristiyanlaştırma politikası tam anlamıyla başarılı da olamamıştır. Luther de Yahudilerin her zaman Hıristiyan dünyasının gündeminde olan bir konu olduğuna dikkat çekmiştir. Luther’in Yahudiler hakkında düşmanca söylemleri ve tavırları bilinen bir gerçektir. Ancak bununla birlikte 1523 yılında yazdığı eserle Yahudilere karşı hoşgörü politikası sergilemesi, diğer reformcular ve Katolikler tarafından Yahudileri desteklediğine dair eleştirilere maruz kalmasına yol açmıştır. Çünkü Yahudiler, İsa Mesih’in katilleri olarak kabul edilmişlerdir. Ayrıca ritüel cinayetleri, zehirleme, ev sahibine karşı saygısızlık-evleri yakmaları gibi Yahudiler üzerine atılan suçlamalar, onlara karşı düşmanlığı daha da arttırmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken durum, Yahudiler üzerine yapılan düşmanlığın aslında Yahudilerden kaynaklanmış olduğu iddiasıdır. Şöyle ki Yahudilerin, kendilerine ait olan rabbinik literatürlerinde Hıristiyanlığa karşı düşmanlıklarını açıkça ortaya koymaları, onlara karşı olumsuz tavırları ve söylemleri arttırmıştır. Ayrıca ritüellerinde Hıristiyanlardan intikam alma temelli duaların yapılması, Hıristiyanların lanetlenmesi, bu söylemlerin ve kışkırtmaların sadece dualarda değil, şiirlerde ve dua kitaplarında da yazılı bir halde geçmesi, onların Hıristiyan düşmanlığını tanımlayan en hafif kanıtlardır. Luther ise 1523 yılında yazdığı eser ile Yahudilere karşı hoşgörülü davranılması gerektiğini ifade etmiştir. Bu eser ile papalığın ve Hıristiyanların onlar hakkında yalanlar yaydıklarını, onları Hıristiyan kanı akıtmakla suçladıklarını ve onlara insan gibi davranmadıklarını belirtmiştir. Bu yüzden de onların Hıristiyan olmadıklarını ve asla olmayacaklarını söylemiştir. Ayrıca sıradan meslekleri icra etmelerine izin vermedikleri için onları tefeciliğe zorlayanların da Hıristiyanlar olduklarını ifade etmiştir. Yahudiler üzerinde uygulanan bu baskı ve yasaklamaların onların Hıristiyanlığa yaklaşmasının önüne geçtiğini öne sürmüş, günlük yaşamda sosyal ve ekonomik yönden Hıristiyan ve Yahudilerin pozitif ilişkiler içerisinde olmalarının sağlanması ile onların İncil’e yaklaştırılabileceğini önermiştir. Buna karşılık 1543’te Yahudilere karşı düşmanca ve hakaret dolu söylemlerini kaleme aldığı eseri ise onun 1523’teki eserinin tam zıddını oluşturan bir anlam içermektedir. Bu eseriyle Yahudilerin İsa Mesih düşmanı olarak çocukluktan beri yetiştirildiklerini ve Hıristiyanları yok etmeye çalıştıklarını belirtir. Bu eserini de bütün Hıristiyanları bu düşmanlara karşı tetikte olmaları adına uyarmak için yazdığını ifade eder. Bu eserinde Yahudilere karşı hakaret dolu ifadelere yer verir. Yahudilerin kendileri dışındaki insanları, insan olarak görmediklerini; seçilmiş halk zihniyetini hala taşıyarak Hıristiyanlara ve diğer insanlığa karşı tehdit oluşturduklarını açıklar. Luther’in tavırlarındaki bu değişiklik, onun reformunu başarıya ulaştırmak adına uyguladığı politika olarak gösterilmiştir. Düşmanca tavrını onlara karşı hakaret dolu ifadelerle yapmasının, bazı tarihçiler tarafından Yahudilere yönelik şiddet eylemlerinin artmasına zemin oluşturduğu iddia edilir. Bu çalışmada Luther’in, Yahudiler üzerine uyguladığı hoşgörü politikasını ifade eden That Jesus Christ was Born a Jew ve yaşamının son dönemlerinde bu politikanın tam zıttı bir şekilde Yahudi düşmanlığını ifade eden On the Jews and Their Lies adındaki iki önemli eseri ile ne amaçladığı, amacına ulaşıp ulaşmadığı ve bu iki eser hakkında yapılan eleştiriler ve değerlendirmeler üzerine durulmuştur.

  • MakaleYalnız künye2024
    Havayolu şirketlerinde kurum itibarının müşteri memnuniyeti, güven ve telafi memnuniyeti çerçevesinde ele alınması

    Yildiz, Tugba; Altun, Melek

    Bu çalışma telafi memnuniyetinin müşteri memnuniyeti ve güveni üzerindeki etkisi ile bu iki değişkenin kurum itibarı üzerindeki etkisinin belirlenmeyi amaçlanmıştır. Müşteri memnuniyeti ve güveni rekabet avantajı elde etmede havayolu şirketlerine fırsatlar sunmaktadır. Memnuniyet sağlanması ve güven kazanımı noktasında hizmet sunumu sırasında ortaya çıkabilecek hataların telafi edilme sürecinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmada müşterilerin şirkete güven duyması ve memnun olması açısından telafi memnuniyetinin etkisi de belirlenmeye çalışılmıştır. Verilerin toplanma sürecinde çevrimiçi anket yönetimi ile katılımcılara ulaşılmıştır. Havayolu ile seyahat eden ve şikâyetine çözüm bulunan 402 katılımcının anket formu değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre telafi memnuniyeti müşteri memnuniyeti ve güveni üzerinde, müşteri memnuniyeti ve güveni ise kurum itibarı üzerinde olumlu etkiye sahiptir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Dijitalleşen Realite Şovlara ve Gösteri Toplumuna Performatif Yaklaşım: RealiTuber ve RealiToker

    Kömür, Gökhan

    Bu araştırma, televizyona özgü bir tabloid tür olduğu varsayılan realite şov yayıncılığının bağlamını geleneksel kitle ekranından, çağdaş kitlesel-öz ekranlara taşıyan yenilikçi bir değerlendirme çerçevesine odaklanır. Sinoptikondan omniptikona geçişle birlikte her an, her yerdeleşen gösteri performansları hem Debord’un hem de Goffman’ın performatif yaklaşımları çerçevesinde Realite Şovlara yeni bir kavramsal açıklama geliştirmenin imkanlarını barındırır. Realite Şovlar, artık yalnızca Survivor, Yemekteyiz, Master Chief, Kısmetse Olur, Yetenek Sizsiniz, O Ses Türkiye, Müge Anlı vs. programlarla sınırlı olmaksızın neredeyse YouTube ve TikTok’un tüm yayın performanslarına dağılmış durumdadır. Bu koşullar altında, çoğunluğun azınlığı izlediği sinoptik gözetimden herkesin herkesi (birbirini) izlediği omniptik bir şov (gösteri) performansına geçiş söz konusudur. Çünkü hem içeriğin üretimi hem de izleme deneyimi açısından farklılaşan bu performatif yapı, bir YouTuber ya da TikToker’ı seyreden milyonların ötesinde, günlük hikayeler (story) ve kısa videolarla birbirlerini gözetleyen milyonları kavramsallaştırmak için önemlidir. Bu yönüyle YouTuber ya da TikToker olarak kavramsallaştırmaya alışık olduğumuz sosyal medya göstericilerini, toplumsal misyonları paralelinde RealiTuber ve RealiToker olarak yeniden kavramsallaştırmak gerekecektir. Bu araştırma, YouTube ve TikTok sahnesinde gösterileşen toplumsal performansların klasik realite şov yaklaşımı çerçevesiyle kesişimlerini saptamaya çalışmakta ve aslında topyekun bir şovun yaşanmakta olduğuna dikkat çekmektedir. Bu nedenle çalışmanın temel amacı sosyal medyanın mikro-ünlü sistemi olan YouTuber ve TikToker gibi popüler içerik üreticileri ile birlikte, büyük ya da küçük bir seyirci (takipçi) kitlesine sahip olan tüm sıradan kullanıcıları da kavramsallaştırarak yeni bir kimlik tanımlaması geliştirmektir. Çünkü realite şovun üretimi olan tele-yaşamlar, yalnızca mikro-ünlülerin değil tüm sosyal medya kullanıcıların deneyimlediği bir gösteri formatı olarak biçimlenmektedir

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    The Effect of STEM-Based Robotic Coding Education on Primary School Students’ Decision-Making Skills

    Çakır, Zehra; Yalçın, Sema Altun; Meral, Meryem; Samur, Esila

    This study aimed to determine the effectiveness of STEM-based robotic coding education for primary schoolers in terms of their decision-making skills. Mixed method was preferred in the research. Pretest-posttest control group designs were used in the quantitative phase, and the case study was used in the qualitative phase of the research. The study sample consisted of 65 third graders. Pre-testing of experimental and control group students was performed using the decision-making skill scale. STEM-based robotic coding training was given to the experimental group for 6 weeks. Afterwards, the decision-making skill scale was applied as a post-test to both the experimental and control group. Quantitative data were analyzed with the paired and independent samples t-test. A statistically significant increase was observed in the experimental group students’ decision-making skills in favor of the post-test. There was no significant difference between the pre-and post-test scores of the control group students. An interview with 15 experimental group students was conducted in order to collect qualitative data, and the interview results were analyzed using the content analysis technique. According to the qualitative findings, robotic coding education positively affected the students’ decision-making, problem-solving, and willingness to share ideas. Suggestions were made based on the results.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Restoranlarda Yalnız Yemek Yiyen Müşterilerin Fiziksel ve Psikolojik Unsur Algılarının Davranışsal Niyetler Üzerine Etkisi

    Apak, Ömer Ceyhun

    Bu araştırmanın amacı yalnız yemek yeme bağlamında restoran müşterileri perspektifinden restoranların fiziksel ve psikolojik unsurları arasındaki ilişkiyi belirlemek, fiziksel ve psikolojik unsurların yalnız yemek yiyen müşterilerin bölgesellik algılarını etkileyip etkilemediğini ortaya çıkarmak, bölgesellik algısının yalnız yemek yeme memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerine etkisini incelemek ve yalnız yemek yeme memnuniyeti ile tekrar ziyaret etme niyeti arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu kapsamda Türkiye’nin tek haneli yaşayan nüfusunun en fazla olduğu Gümüşhane ilindeki yalnız yemek yiyen restoran müşterilerinden 399 veri toplanmıştır. Araştırma verileri sosyal ve davranış bilimlerinde yaygın olarak kullanılan yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak test edilmiştir. Sonuç olarak fiziksel unsurlar ile psikolojik unsurlar arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Fiziksel ve psikolojik unsurların bölgesellik algısı üzerinde pozitif etkisi bulunmuştur. Bununla birlikte bölgesellik algısının yalnız yemek yeme memnuniyeti ve restoranı tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca araştırma bulgularına göre yalnız yemek yeme memnuniyetinin restoranı tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisi bulunmaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Teknoloji destekli matematik öğretiminin öğrencilerin matematik performansına etkisi: ikinci dereceden bir meta-analiz

    Filiz, Tunahan; Demir, Mustafa; Kaya, Metin; Çelik, Ahmet

    Matematik öğretiminde kullanılan tüm teknolojik desteklerin öğretimsel yönüne bakılmaksızın öğrencilerin matematik performanslarını olumlu düzeyde etkileme gücüne sahip olduğu ifade edilmektedir. Bu bağlamda bu araştırmada teknoloji destekli matematik öğretiminin öğrencinin matematik performansına etkisini incelemek amaçlanmıştır. 2017-2022 yılları arasında teknoloji destekli matematik öğretiminin öğrencilerin matematik performansı üzerindeki etkisini inceleyen 22 meta analiz araştırması ve bu araştırmalardan gelen 27 etki büyüklüğü second-order meta analiz yöntemiyle birleştirilmiştir. Teknoloji destekli öğretimin matematik performansına etkisinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca teknoloji destekli öğretim ile ilgili çalışmalarda lokasyon ve yayın kalitesinin öğrencilerin matematik performansı üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu tespit edilmiştir. Öte yandan teknoloji destekli öğretim, performans çeşidi, öğretim kademesi, yanlılık durumu, araştırma türü ve yıl aralığı moderatör değişkenlerine göre istatistiksel olarak bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. Teknoloji destekli tüm öğrenme modellerinin öğrencilerinin matematik performansını artırdığı ancak Digital Tools Based Instruction ve Software Based Instruction modellerinin öğretim sürecinde kullanımının öğrencilerin matematik performansına etkisi bakımından diğer öğrenme modellerine göre daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca araştırma sonuçları doğrultusunda önerilere yer verilmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Trachystemon orientalis (L.) G. Don bitkisinin antioksidan aktivite, toplam fenolik madde içeriği ve a-glukozidaz enzimi inhibisyon potansiyelinin araştırılması

    Cebeci, Fatma; Erten, Tayyibe

    Amaç: Bu çalışmanın amacı Trachystemon orientalis (L.) G.Don bitkisini yaprak, sap ve rizom olarak 3 kısma ayırıp, bu kısımların protein içeriğini, antioksidan aktivitesini, toplam fenolik madde içeriğini ve α- glukozidaz inhibisyon oranını belirlemektir. Materyal ve Yöntem: Bitkinin proksimet analizleri Association of Official Analytical Chemists’in (AOAC) metotlarına göre yapılmıştır. Antioksidan aktivite, toplam fenolik madde analizleri ve α- glukosidaz inhibisyonunun belirlenmesinde ise spektrofotometrik yöntemler kullanılmıştır. Örnekler arasındaki farklılıkların değerlendirilmesinde tek yönlü ANOVA ve Tukey testi uygulanmıştır (p<0,05). Tartışma ve Sonuç: Bitkinin yaprak, sap ve rizom kısımlarının içerdiği kül ve kuru madde oranları istatistiksel olarak anlamlı farklılık içermektedir. Buna karşın protein oranı en çok yaprak kısmından elde edilirken (%15,67), sap ve rizom kısımlarında önemli bir fark görülmemiştir. DPPH ve ABTS yöntemleriyle antioksidan aktivitesi ölçüldüğünde; en yüksek antioksidan aktivite rizom kısmında, ardından sırasıyla yaprak ve sap kısımlarında görülmüştür (p<0,05). Yaprak, sap, rizom kısımlarının toplam fenolik madde içeriği, antioksidan aktivite sonuçlarıyla paralellik göstermektedir. Toplam fenolik madde içeriği rizom>yaprak>sap şeklinde, sırasıyla 2,78 ± 0,04; 1,11 ± 0,06 ve 0,81 ± 0,07 mg GAE/ g taze ağırlık olarak bulunmuştur. Yaprak (%52,06 ± 2,87) ve rizom (%54,34 ± 1,10) ekstraktlarının α-glukozidaz inhibisyon değerleri standart α-glukozidaz inhibitörü olan akarboza (%43,05 ±1,27) göre daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak bu çalışma, Trachystemon orientalis (L.) G. Don bitkisinin protein içeriği açısından önemli olduğunu; antioksidan ve antidiyabetik özellikleriyle insan sağlığını destekleyebileceğini ortaya koymuştur.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2024
    Parkinson’s Disease Detection Via Machine Learning Using Data Splitting and Validation Methods

    Engin, Mustafa Alptekin

    Parkinson’s disease (PD), a neurological disorder, negatively affects the lives of patients and their caregivers. PD, which is very difficult to diagnose early by examining the clinical characteristics of the person, can be diagnosed using voice recordings. However, the inconsistent performance results of the models obtained from the evaluation of voice recordings through machine learning techniques limit the usability of these models to aid in diagnosing physicians. This study used a database of 195 voice data obtained from 31 individuals, 23 of whom have PD. The classification of the voices as healthy or patient was based on the 22 features in the database. The split ratios 90/10, 80/20, 70/30, 50/50 and 30/70 were used to select the training and test phase data, respectively. In addition, each split ratio was evaluated using 10-fold cross-validation, 5-fold cross-validation, holdout validation and resubstitution validation methods in the training phase, which is the initial process that will directly affect the other classification procedures. In addition, the classification process was performed using quadratic discriminant analysis, support vector machine, ensemble bagged tree, k-nearest neighbours and neural network classifiers. All procedures were repeated 10 times to ensure consistency of results and randomisation of split ratios. As a result, the k-nearest neighbours classifier with 80/20 splitting ratio and 10-fold cross-validation was determined to be the most successful among the compared methods with 95.64±3.21% accuracy. Therefore, it can be seen that much more successful results can be obtained by analysing only the effects of the existing parameters of the classifiers.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ4
    Okul Öncesi Öğretmenleri ve Öğretmen Adaylarının Çocuklara Kitap Okuma Sürecine Yönelik Farkındalıklarının Belirlenmesi

    Akbaba, Fikrinaz Damla; Gonen, Mubeccel; Öğütcen, Ayşegül; Nur, Neslihan

    Araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenleri ve öğretmen adaylarının kitap okuma sürecine yönelik farkındalıklarının incelenmesidir. Çalışma grubu 155 okul öncesi öğretmeni ve 71 okul öncesi öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırma karma yöntem araştırmasıdır. Araştırmanın nicel boyutu tarama araştırması, nitel boyutu durum çalışmasıdır. Kitap okuma süreci farkındalık formundan elde edilen puanlar demografik özelliklere göre incelenmiştir. Nicel verilerin analizi sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin kitap okuma süreci farkındalık formu puanlarının yaş, mesleki deneyim, çocuk edebiyatı dersi alıp almama durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Bir diğer bulgu da öğretmen adaylarının kitap okuma süreci farkındalık formu puanlarının yaşa göre anlamlı farklılık göstermediği yönündedir. Çalışmanın nitel boyutunda araştırmaya katılan öğretmen ve öğretmen adayları ile kitap okuma sürecine yönelik yapılan görüşmeler sonucunda yüksek düzeyde verimlilik, öğrenmeyi destekleme, çocuklara uygunluk temaları elde edilmiştir. Bunun yanında, öğretmenlerin çocuklara kitap okudukları ortamlar, kitap merkezi, ortam ve çocuğu destekleme, dikkat edilmesi gereken noktalar, uygulama odaklılık, çıktıları görme, tecrübe kazanma, ilgi ve imkân, öğretmen adaylarının çocuklara kitap okudukları ortamlar ve kitapların işlevselleştirilmesi temaları elde edilmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Transparan Elektronik Kalça Maketiyle Uygulanan Eğitimin İntramüsküler Enjeksiyon Uygulama Becerisi ve Kaygı Düzeyine Etkisi

    Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru; Akeren, Zahide; Aktaş, Elif Odabaşı; Işık, Hafsa Kübra

    Giriş: İntramüsküler enjeksiyon uygulamasının yeterli bilgi ve beceriye sahip deneyimli hemşireler tarafından yapılması ilaç uygulama hatalarını azaltmaktadır. Amaç: Bu çalışma transparan elektronik kalça maketiyle uygulanan eğitimin öğrencilerin intramüsküler enjeksiyon uygulama becerilerine ve kaygı düzeylerine etkisini belirlemek amacı ile yapıldı. Yöntem: Nicel araştırma yöntemlerinden tek gruplu ön test-son test deseninde tasarlanan bu çalışma yarı deneyseldir. Çalışma 01 Kasım - 01 Aralık 2023 tarihleri arasında bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 53 hemşirelik öğrencisiyle gerçekleştirildi. Veriler Öğrenci Tanıtım Formu, İntramüsküler Enjeksiyon Uygulama Beceri Değerlendirme Formu ve Durumluk Kaygı Ölçeği ile toplandı. Tanımlayıcı istatistikler için sayı ve yüzde, ortalama, standart sapma, minimum, maksimum değerler kullanıldı. Verilerin analizi Wilcoxon işaretli - sıralar testi ve bağımlı gruplar t - testi ile yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 19,05 ± 1,04 olup, %67,9’u kızdır. Öğrencilerin %90,6’sı yurtta yaşamakta olup, %69,8’inin gelirinin gidere denk olduğu, %71,7’sinin Anadolu lisesi mezunu olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin eğitim öncesinde ve sonrasında aldıkları puanlar karşılaştırıldığında, eğitim sonrası intramüsküler enjeksiyon uygulama becerisi puan ortalamalarının eğitim öncesinden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu görüldü (p < 0,001). Öğrencilerin eğitim öncesi ve sonrası durumluk kaygı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak bir farklılık saptanmadı (p > 0,05). Sonuç: Öğrencilerin durumluk kaygı düzeyleri orta düzeydedir. Hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama öncesinde tekrarlı intramüsküler enjeksiyon uygulamalarını simülasyon maketleri üzerinde yapmaları önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Makrîzî’nin İsmâilî Fâtımî Halifelerin Nesebi Hakkındaki Görüşlerine Dair Bir Değerlendirme

    Sever, Mehmet

    Kuzey Afrika, Mısır ve Suriye’de 909-1171 yılları arasında hüküm süren İsmâîlî Fâtımîler, Sünnî Abbâsî hilâfetinin en büyük siyasal rakibi olmuştur. Hâkim oldukları coğrafya üzerinde tesis ettikleri iktidarın temel dayanaklarından biri de şüphesiz Ehl-i Beyt mensubu oldukları yönündeki iddialarıdır. Buna rağmen imâmetlerinin meşrûiyet zeminini oluşturan Hz. Fâtıma soyundan olmaları yönündeki tezleri dönemin birçok tarihçisi tarafından kabul edilmemiştir. Nesebî aidiyetin toplumun zihin dünyasını şekillendirme ve meşrûiyeti temellendirmedeki etkisi muhâlif Abbâsî iktidarının da dikkatinden kaçmamış, Fâtımîler’in soy ağacında uydurma ve tahrifin olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu bağlamda tarihçilerin mezhebi aidiyetlerinin de etkisi altında kalmalarıyla tarihsel süreçte bazı tartışmalar yaşanmıştır. Orta Çağ İslam tarihçiliğinde en önemli yazarlardan biri ve tarihin farklı dallarında birçok eser kaleme almış olan Makrîzî, bu tartışmaya ışık tutacak hacimli bir eser de yazmıştır. Alışılagelmiş Sünnî tarih tasavvurunun dışında olaylara farklı yönlerden bakabilmeyi başarabilmiş olan Makrîzî İttiʿâẓu’l-Ḥunefâ adlı eserinde Fâtımîler tarihini bütün yönleri ile incelemiştir. Makrîzî, objektif olma anlayışını yansıtmaya çalıştığı eserinde dönemin hâkim anlayışına göre “öteki” durumunda olan Fâtımîlerin neseplerinin sahih olduğunu ispatlamaya çalışması, onun Şiîlikle ithâm edilmesine de sebebiyet vermiştir. Bu noktada Abbâsî halifesinin varlığı üzerine inşâ edilmiş Memlükler döneminde Fâtımîler’in tarihini farklı bir tarzda yazabilmek, Memlük tarihçiliğinin farklı yönlerini görebilmek adına çarpıcı bir örnektir. Çalışmamız Makrîzî'nin temel eserleri merkezinde araştırma ve yayın etiğine uygun olarak yapılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    The Effect of Restaurant Shows on The Consumers’ Behaviors

    Yilmazel, Sefa Emre

    This study aimed to reveal consumers' behavior towards restaurant shows. In this respect, the effect of restaurant quality on consumers' revisit intention through consumer satisfaction and share intention on social media was investigated, and whether the attitude towards shows has a moderating effect in this relationship was identified. In the study, data was collected from a total of 466 fine-dining restaurant customers. Direct, mediating, and regulatory effects were analyzed with the data collected. The results showed that restaurant quality components (food quality, service quality, and physical environment quality) affected consumers' intention to revisit. Additionally, the mediating effect of satisfaction and intention to share on social media was proven in this relationship. Moreover, it revealed the moderating effect of consumers' attitudes towards shows. Therefore, depending on the consumers' reactions to the shows, it can be possible to determine the quality levels of the restaurants and to change the intentions of the consumers who have low intention to revisit the restaurant shows to be held afterward.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Sadeleştirilmiş Metin Kullanımı

    Maden, Sedat; Avşar, Abdulvahap

    Araştırmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde A2 düzeyine yönelik belirlenen bir okuma metninin sadeleştirilmesi, uygulanması ve okunabilirliğini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda A. Adnan Adıvar’ın Bana Zehir Olan Şeker adlı metni A2 düzeyine göre sadeleştirilmiş, ardından özgün ve sadeleştirilmiş metinlerin okunabilirliği Ateşman (1997), Çetinkaya ve Uzun (2010) ve Bezirci ve Yılmaz (2010) tarafından geliştirilen formüllerle analiz edilmiş ve her iki metnin anlaşılabilirliği araştırmacılar tarafından geliştirilen başarı testi ile ölçülmüştür. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmış ve başarı testi ile ilgili verilerin çözümlenmesinde betimleyici istatistik tekniklerinden yüzde ve frekans analizi kullanılmıştır. Özgün metin ile sadeleştirilmiş metnin okunabilirlik düzeyleri arasında farklar olduğu ve okunabilirlik formüllerinden hareketle sadeleştirilmiş metnin daha okunabilir olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sadeleştirilmiş metin ve özgün metin TÖMER’de öğrenim gören 9 öğrenciye uygulanmış ve her iki metnin sonunda başarı testi ile öğrencilerin okuduğunu anlama düzeyleri ölçülmüştür. Başarı testi sonucuna göre ise öğrencilerin sadeleştirilmiş metni daha iyi anladıkları tespit edilmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Design, Manufacturing, and Comparative Analysis of a Mini Extruder for Polymer Flow Characterization: A Case Study on HDPE and PMMA Polymers

    Yilmaz, Galip; Uslu, Emin

    Polymer extrusion is one of the most widely used polymer processing methods and the sole option for many standard products. The modern extrusion machine has a very sophisticated design; for example, the extrusion screw has different zones and complex geometry. Determining the proper processing settings is always a challenge for engineers. Additionally, complex rheological properties of the polymers in extrusion sometimes yield challenging and unpredictable problems to troubleshoot. For convenience, a small-scale extrusion machine can be used to troubleshoot and analyze the polymers rather than the large manufacturing machines that are hard to work with. This study has produced a small-scale extrusion machine that is easy to manufacture without deviating from the extrusion process's nature. The extruder, whose production details are given, was tested with two different polymers: HDPE and PMMA. The correct temperature and screw rotation speed were determined with the extruder for the proper process parameters. In addition, the temperature-viscosity relationship of the polymers' flow nature was also determined.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele