Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4
    Karpuz atıkları ve karpuz suyu ile zenginleştirilmiş tam buğday ekmeği üretimi ve duyusal özelliklerinin değerlendirilmesi

    Cebeci, Fatma; Vergili, Samet; Karaman, Mustafa

    Ekmek, ülkemizde beslenme açısından önemli yer tutan, fazla tüketilen bir gıdadır. Bu nedenle ekmeğin zenginleştirilmesiyle besleyici değerinin artırılması üzerine çalışmalar, halkımızın sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi açısından önemlidir. Karpuz, gıda endüstrisinde işlenmesi sırasında %30-41 kısmının kabuk ve %2’lik kısmının ise çekirdek yan ürünü açığa çıkaran bir meyvedir. Bu çalışmada karpuz atıklarının ve karpuz suyunun ekmeğin zenginleştirilmesinde kullanılmasıyla biyoaktif özelliği iyileştirilmiş ekmek üretimi hedeflenmiştir. Üretilen ekmek, kontrol tam buğday ekmeğiyle karşılaştırılmıştır. Duyusal analiz sonuçlarına göre kontrol tam buğday ekmeğiyle (KE) karşılaştırıldığında karpuz atıkları ve karpuz suyu ile zenginleştirilmiş ekmeğin (KAZE) renk, koku, gözenek yapısı, tekstür, çiğnenebilirlik, lezzet ve genel beğeni açısından farklı bulunmadığı gözlenmiştir (t testi, p>0.05). Toplam fenolik madde içeriği açısından kuru örneğin gramı başında KAZE ve KE örneklerinde sırasıyla 0.860.02 mg gallik asit eşdeğer cinsinden (GAE) ve 0.430.01 mg GAE değerleri bulunmuştur. Sırasıyla KAZE ve KE kuru örneklerinin gramı başına DPPH metodunda; 0.400.04 mg askorbik asit eşdeğeri (AAE) ve 0.300.04 mg AAE, ABTS metodunda; 1.130.05 mg AAE ve 0.620.02 mg AAE değerleri saptanmıştır. Sonuçlar KAZE örneğinin toplam fenolik madde ve antioksidan aktivite değerleri açısından KE örneğinden daha zengin olduğunu göstermektedir (p

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Intention to Send Gifts in Live Streaming Commerce: The Role of Emotional Attachment And Engagement

    Yilmazel, Sefa Emre

    Live streaming commerce tends to develop continuously with the digital generation. Therefore, this study focus on gift-giving behavior in live streamings. The purpose of the study is to explore the emotional and engagement factors that influence the intention to give gifts in live broadcast commerce. Accordingly, data were collected from 492 live steaming viewers. The data obtained were analyzed in SPSS 22 and AMOS 24 package programs. As a result of the analysis, emotional attachment and engagement positively affected the intention of viewers to send gifts. In addition, emotional attachment affected the engagement of the viewers. The antecedent variables of emotional attachment were attractiveness, perceived entertainment, pleasure and arousal while the antecedent variables of engagement were trustworthiness, expertise, professionalism, price discount, social presence and self-esteem. For this reason, companies, influencers or sellers who trade live streaming can increase the intention of users to send gifts by first ensuring emotional attachment and then converting it into engagement.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Assessing the Economic Impact of Medical Tourism: A Sectoral Analysis

    Okur, Fatih; Murat

    Purpose – This study aims to determine the contribution of health tourism, which is a sector in the trend of development and growth, to the Turkish economy in the period 2010q1-2023q4. The study attempts to show how promoting medical tourism, as stated in the Health Transformation Program, can increase economic growth in Türkiye. Methodology/Design/Approach – This study analyses the industrial production index, medical tourism revenues, and real effective exchange rate data to examine the causality relationship in the short, medium, and long term within the framework of the “frequency domain causality approach”. Findings – while there is causality from the industrial production index, which represents economic growth, to medical tourism revenues in every period, no causality was found from medical tourism to economic growth. A causality was found from the real effective exchange rate to economic growth in the short and medium term, but no causality was found from economic growth to the real effective exchange rate. The findings show a causality from medical tourism revenues to the real effective exchange rate in the short term and a causality from the real effective exchange rate to tourism revenues in the medium term. This explains why healthcare services have become cheaper in Turkey due to the increase in the exchange rate. Originality of the research – It is thought that the method and period applied in the study could fill the gap in the literature.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleYalnız künye2025
    Antioxidant capacity, phenolic compound content, and mineral composition of ethanol extracts from sorbus aucuparia and sorbus kusnetzovii

    Sefali, Abdurrahman; Çakır, Özlem; Topcu, Kübra Cinar; Anlar, Pinar

    Ethanol extracts of Sorbus aucuparia L. and Sorbus kusnetzovii Zinserl. fruits, belonging to the Rosaceae family, were obtained using an ultrasonic-assisted extraction method. The total phenolic contents of S. aucuparia and S. kusnetzovii were 8.44±0.66 mg GAE/g and 8.65±2.18 mg GAE/g, respectively, while their total flavonoid contents were 2.30±0.01 mg QE/g and 2.67±0.13 mg QE/g, respectively. The fruits’ DPPH values were measured as 9.59±0.00 mg TE/g and 9.28±0.05 mg TE/g, FRAP values as 9.51±0.42 mg TE/g and 13.38±0.52 mg TE/g, and CUPRAC values as 13.43±0.01 mg TE/g and 23.21±0.74 mg TE/g. Furthermore, both Sorbus species were found to have a rich mineral content. Therefore, it can be concluded that S. aucuparia and S. kusnetzovii fruits contain potent antioxidants, abundant phenolic compounds, and valuable minerals. Furthermore, they have significant potential as functional foods and are strong candidates for further clinical research.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Technostress and Related Managerial Variables: A Global Perspective

    Durmuş, İbrahim

    Technological innovations have influenced organizations' business activities. In the study of technostress in management, the aim was to evaluate the perception of technostress created by technological changes and developments among employees. To achieve this goal, studies published in the WoS literature were examined. The research utilized a bibliometric analysis method. The analysis focused on the key terms and conceptual relationships that the authors frequently emphasized in their studies. Some of the key concepts that were often highlighted by the authors include technostress, covid-19, performance, social media, stress, information overload, overload, job satisfaction, technology, burnout, digital transformation, technostress creators, productivity, work-family conflict, digitalization, strain, coping, job, job performance, techno-overload, digital, emotional exhaustion, satisfaction, self-efficacy, work-life balance, anxiety, exhaustion, well-being, and work engagement. When considering the relationships between these concepts, it was found that technostress, covid-19, burnout, productivity, stress, work-family conflict, job satisfaction, work engagement, technology, coping, higher education, digital transformation, work-life balance, techno-stressors, digital stress, anxiety, health, academic performance, online learning, technostress creators, ICT, job burnout, digital, innovation, information technology, covid-19 pandemic, remote work, and self-efficacy form strong connections together. Regarding centrality and density, technostress creators, job burnout, personality, technostress inhibitors, organizational commitment, personality traits, compliance intention, compulsive usage, eustress, and job engagement were found to have strong relationships. Implementing technological and digital transformations after employees have experienced them may lead to healthier outcomes. Particularly for individuals who enjoy technology and can apply technological innovations in their lives, stress factors may be at lower levels.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    Horasan’da Dinî Hayat ve Tasavvuf: İlhanlılar Dönemi

    Durmuşoğlu, Kurban

    İlhanlılar dönemi, Orta Çağ İslâm dünyasında önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Bu dönem, siyasî ve toplumsal yapıların yeniden şekillendiği, dinî ve kültürel dönüşümlerin yaşandığı bir süreçtir. Bu bağlamda İran ve Hint geleneğinin buluştuğu kavşak noktası konumundaki Horasan coğrafyası da bu dönemde dinî ve tasavvufî hareketlerin merkezi olmuştur. İlhanlılar dönemi, bölgedeki İslâmî yapının şekillendiği ve tasavvufî düşüncenin güçlendiği bir dönemdir. Çalışma, bu süreçteki siyasî faktörlerin dinî yaşama nasıl etki ettiğini ele alırken, tasavvufun hem halk arasında hem de yönetim düzeyinde nasıl bir rol oynadığını analiz etmektedir. Çalışmada tasavvufî ekollerin ve tarikatların yayılımı, dinî liderlerin ve sûfîlerin toplum üzerindeki etkileri ve İlhanlı yönetiminin tasavvufa yaklaşımı gibi konular ele alınmaktadır. Çalışma, kaynaklardan elde edilen verilerle, dönemin dinî atmosferine dair kapsamlı bir analiz sunmayı hedeflemektedir. Araştırmada, Horasan’daki İslâmî pratiklerin ve tasavvufî düşüncenin nasıl bir dönüşüm geçirdiği; İlhanlıların bölgedeki dinî politikalarının bu dönüşüme nasıl yön verdiği incelenmektedir. Ayrıca, çalışmada dönemin önde gelen mutasavvıflarının ve dinî liderlerinin, Horasan’da dinî hayatın şekillenmesindeki rolleri üzerine de yoğunlaşmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Speculative House Price Bubble Dynamics and Bursting Mechanisms in Türkiye: A Threshold Regression Model Proposal

    Kuzu, Mehmet

    One of the most current social and socio-economic problems in Türkiye is the speculative bubbles that have formed in the housing markets due to the current economic and financial crisis, making it difficult for households to own a house. This study analyzes the dynamics and bursting mechanisms of speculative price bubbles in the Turkish housing market. The GSADF test was applied using monthly data for 2012-2024 to identify bubble periods in the housing market. In the determined bubble periods, robust regression analysis was performed to determine the main factors affecting these price formations. In addition, the Kalman filtering method was used to examine the dynamic coefficients of housing price bubbles that change over time. The findings show that falling interest rates trigger housing price bubbles in Türkiye in an inflationary process; the bursting of the bubbles is associated with increasing domestic and foreign risk premiums, interest rate expectations, and realized interest rate increases. In addition, it investigated how the current housing bubble can burst in a controlled manner through the threshold regression model. The study results reveal that maintaining the interest rate difference between Türkiye and the US within 10% to 17% is critical in preventing financial and economic instabilities regarding housing prices. In addition, it can be argued that the current inflation rate and risk premiums should be managed effectively to ensure stability in housing prices.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Evaluation of Small Livestock Farms in Çorum Province in terms of Structural Characteristics, Herd Management Practices, Biosecurity and Animal Welfare

    Tekce, Emre; Aydemir, Seyma; Bayraktar, Bulent; Kotan, Gökşad Cemil; Öztürk, Duygu

    This study was conducted to examine the structural characteristics, biosecurity, and animal welfare practices of 120 small ruminant farms in Çorum province. The study included face-to-face surveys, observations, and measurements on farms with at least 50 animals, where a total of 17 different parameters were considered: 7 related to shelters, 7 related to building and equipment conditions, and 3 related to animal health. The majority of participating farm owners were young and middle-aged men who rely on livestock farming as their primary source of income (69%). The sector shows growth potential, demonstrated by the fact that 65% of farmers reported an increase in flock size over the last five years. However, a significant deficiency in modern herd management was identified, as 70% of farms do not use formal record-keeping systems. In terms of biosecurity, although 90.83% of breeders follow a regular vaccination schedule, crucial preventive measures like physical area disinfection and manure removal are performed infrequently, often only once a year. Lack of knowledge about biosecurity and excessive costs were reported as the main obstacles to effective implementation. The welfare assessment, based on the ANI 35L-derived protocol, rated the farms' housing and equipment status as "medium", with critical deficiencies noted in insulation and facilities for heat and cold protection (77.5% lack insulation). However, animal health parameters were generally rated as "moderate", with only skin condition being scored as "good". In conclusion, small ruminant farms in Çorum exhibit growth potential but urgently require improvements in key areas such as record-keeping, biosecurity measures, and modern barn infrastructure to enhance animal welfare and productivity.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    Adverse Effects of Commonly Used Acaricides on the Reproductive Physiology of Drone Honeybees (Apis mellifera L.)

    Erdogan, Yasar

    This study evaluated the adverse effects of three widely used commercial acaricides (amitraz, flumethrin, and formic acid) on the reproductive physiology and quality parameters of drones (Apis mellifera caucasica), commonly used for the control of the destructive pest, Varroa destructor. The experiment was conducted on 20 colonies at the Bayburt University Beekeeping Application and Research Station during the spring-summer of 2025. The acaricides were applied to different experimental groups shortly before the drone cells were capped. Key reproductive quality parameters including body weight, sexual maturity rate, sperm viability, sperm concentration, and semen volume were assessed. The results showed that all three acaricide applications had statistically significant negative effects (p<0.05) on all measured reproductive parameters. Notably, the amitraz and formic acid treatments caused the most significant decreases in sperm viability and sperm concentration. Furthermore, compared to the control group, significant reductions were observed in both sexual maturity rates and drone body weights. The amitraz treatment group, in particular, exhibited the lowest sperm concentration (0.90±0.04×106/μL), a finding that aligns with the most substantial decrease in body weight (52.24 mg lower than the control). These findings clearly demonstrate that the common acaricidal compounds used against Varroa mites pose potential physiological and reproductive risks to drone. This highlights a critical concern for sustainable beekeeping, especially in queen bee rearing programs, and underscores the need for careful consideration of treatment methods and timing.

  • MakaleAçık Erişim2025
    İslamî İlimlerde Bir Problem Olarak Hakikat ve Mecazın Cem‘i Meselesi ve Hadislerde Tezâhürü

    Demir, Necip Sefa

    Bu makale İslamî ilimler geleneğinde asırlardır tartışılan ve fıkıh usûlü ile belâgat disiplinlerinin kesişiminde yer alan “hakikat ve mecazın tek bir lafızda aynı anda cem‘i (birleşmesi)” meselesini, hadis metinleri üzerinden sistematik bir yaklaşımla ele almaktadır. Çalışma bir kelimenin veya ifadenin aynı anda hem hakikî (gerçek) hem de mecazî anlamı taşıyıp taşıyamayacağına dair klasik tartışmaları, Nebevî beyanın dilsel ve retorik özellikleri ışığında yeniden değerlendirmektedir. Bu yönüyle makale mevcut literatürdeki Kur’an merkezli çalışmaları tamamlayıcı nitelikte olup hadislerdeki dilsel çok katmanlılığı merkeze alan özgün bir bakış açısı sunmaktadır. Araştırma nitel yöntem esas alınarak yürütülmüştür. İlk olarak hakikat ve mecaz kavramlarının klasik usûl ve belâgat literatüründeki teorik temelleri ele alınmış; ardından hadislerde bu iki anlamın bir arada bulunduğu örnekler belirlenmiş ve bunlar Tîbî (ö. 743/1343), İbn Hacer (ö. 852/1449), Aynî (ö. 855/1451) ve Münâvî (ö. 1031/1622) gibi klasik şârihlerin yorumları çerçevesinde analiz edilmiştir. Bu çözümlemeler, hadis dilinin yalnızca literal bir düzlemde değil aynı zamanda anlamın inşa edildiği vecîz bir söylem alanında da işlediğini göstermektedir. “El”, “kalp”, “nur” ve “hicret” gibi kelimelerin hem hakikî hem de mecazî anlamlarda kullanıldığı örnekler Nebevî dilin belâgat gücünü ve etkileyiciliğini açıkça göstermektedir. Elde edilen bulgular hakikat ve mecazın aynı lafızda birleşmesinin yalnızca edebî bir tercih değil aynı zamanda mesajın etkisini güçlendiren ve dinleyici üzerinde entelektüel ile duygusal bir yankı uyandıran güçlü bir retorik araç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tür müşterek kullanımlar hadislerin anlam zenginliğini artırmakta ve onların tebliğ, terbiye ve irşad yönlerine güç kazandırmaktadır. Sonuç olarak makale hadislerin doğru anlaşılmasında dilbilimsel yaklaşımların ötesine geçilmesi gerektiğini; Nebevî beyanın hakikat–mecaz müşterekliği üzerinden yeniden yorumlanmasının anlam inşası sürecine önemli katkılar sunduğunu savunmaktadır. Böylece çalışma hadis dilinin klasik belâgat mirasıyla çağdaş dilbilimsel analizleri buluşturan bir yorum modeline zemin hazırlamakta ve Nebevî hitabetin belâgat inceliklerini modern idrake uygun biçimde yeniden görünür kılmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4
    Göksu Nehri ve Tarsus Çayı (Mersin) Arasında Yer Alan Akarsu Havzalarının Morfometrik Özellikleri

    Yıldırım, Ümit; Guler, Cuneyt; Kurt, Mehmet Ali; Güven, Onur

    Bu çalışmada, Doğu Akdeniz bölgesinde yer alan Mersin ilindeki 17 adet akarsu havzasının Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ile morfometrik analizlerinin yapılarak çalışma alanında havza tabanlı yönetim stratejilerinin geliştirilmesine yönelik katkıların oluşturulması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, morfometrik parametreler, “temel parametreler” ve bu parametrelerden türetilen “karakteristik parametreler” olmak üzere iki grupta incelenmiştir. Havzaların hidrolojik, jeomorfolojik ve jeolojik olarak yorumlanmasında kullanılan karakteristik parametreler; drenaj yoğunluğu, akarsu sıklığı, drenaj dokusu, çatallanma oranı, form faktör, uzama oranı, yüzeysel akış uzunluğu, rölyef oranı ve hipsometrik integraldir. Elde edilen sonuçlara göre; çalışma alanının batısında, karbonatlı kayaçların bulunduğu havzalarda drenaj yoğunluğu, akarsu sıklığı ve sel riski düşük olup doğudaki havzalarda ise sel riski daha yüksektir. Akarsu havzalarının alanı ile rölyef arasında negatif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bazı havzalarda, tektonik ve yapısal faktörlerin çatallanma oranlarını etkilediği tespit edilmiştir. Havzalar, kuzey–güney doğrultusunda ince ve uzamış şekillere sahiptir. Çalışma alanının batısındaki havzaların hipsometrik integral değerleri, doğuda yer alan havzalara göre daha yüksek olup bu havzalar aşınma açısından daha hassastırlar. Bu çalışma ile analizler sonucunda elde edilen veriler ile yapılan sel/taşkın afet riski değerlendirmelerinin dışında, çalışma alanında ilerleyen süreçte yapılacak hidrolojik modelleme ve afet risk yönetimi süreçlerinin değerlendirilmesine yönelik çalışmalar için de veri tabanı oluşturulmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Simulation Study on The Sorting of Chiral Active Brownian Colloids By Optical Barriers

    Yücel, Harun

    This study considers the dynamics of chiral active Brownian particles (CABPs) through numerical simulations conducted under the influence of an optical field. Unlike passive Brownian particles, CABPs possess a propulsion mechanism and a chiral torque that induce curved trajectories, complex motion, and out-of-equilibrium behavior. These properties make CABPs interesting for both theoretical research and potential applications in the control of active matter. In simulations, CABPs are modeled as spherical particles with a refractive index suspended in a fluid medium (water). When illuminated by an optical field, these particles experience optical forces due to the momentum transfer from the light field, which affects their motion. This interaction provides a powerful method for guiding, confining, or sorting them based on their motile characteristics. As a result, the study demonstrates that optical fields can serve as both static and dynamic barriers, significantly influencing the trajectories of particles. The findings present that optical landscapes can separate and orient CABPs based on their propulsion speed and chirality. The study emphasizes the potential of optical manipulation as a tunable technique for chiral active particles in complex environments.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Psychological Resilience and Psychological Welfare In Employees

    Battal, Fetullah; Öz, Halil Hakdan

    The transformation of business life has changed the expectations of both employees and organizations. While employees seek to fulfill their psychological well-being in addition to their material needs, organizations expect employees to adapt quickly to change, solve problems effectively, and handle multiple responsibilities. These mutual expectations have increased the importance of psychological resilience and psychological welfare. However, the rapid pace of scientific production has made it difficult to keep up with the current literature and maintain an objective perspective, potentially leading to superficial rather than in-depth research. This study aims to objectively reveal the current state of research on psychological resilience and welfare. A bibliometric analysis was conducted using R and R Studio software. The data were obtained from the Web of Science database on January 4, 2025, by filtering studies using the terms "business," "management," and "psychology." The final dataset includes 234 publications published between 1996 and 2025. These studies utilized 13,680 references and employed 804 unique keywords. The annual growth rate of publications on the topic was found to be 47.39%. It is expected that this study will contribute to a deeper understanding of the topic, help prevent redundant publications, and provide valuable insights into the conceptual development of psychological resilience and welfare, especially in today's context of dense academic output.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    Ortak Bilgi Yapılandırma Model Temelli Bir Öğretim: Elektrik Devre Elemanları

    Bakırcı, Hasan; Cengiz, Ekrem; Şabap, Nebahat

    Bu çalışmanın amacı, PhET Colorado simülasyonlarıyla desteklenen Ortak Bilgi Yapılandırma Modeli (OBYM) bağlamında basit bir elektrik devresindeki lamba parlaklığını etkileyen faktörlerin öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarını ve model hakkındaki görüşlerini araştırmaktır. Çalışma karma araştırma yöntemine göre tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılı itibarıyla Van iline bağlı bir ilçede bulunan bir ortaokulda öğrenim görmekte olan, 23’ü deney ve 24’ü kontrol grubunda yer alan toplam 47 öğrenci oluşturmaktadır. Deney ve kontrol grupları rastgele atama yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışmanın verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan Akademik Başarı Testi (ABAT) ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda, OBYM temelli fen öğretiminin, beşinci sınıf öğrencilerinin akademik başarıları üzerinde olumlu etkisinin olduğu saptanmıştır. Ayrıca, kontrol grubunda uygulanan sorgulama temelli öğretim yönteminin de öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı tespit edilmiştir. Ancak, OBYM temelli öğretim yönteminin deney grubunda, kontrol grubundaki sorgulama temelli yaklaşıma göre daha belirgin bir başarı sağladığı gözlenmiştir. Deney grubundaki uygulamalar, öğrencilerin konuyu daha etkin bir şekilde öğrenmelerine, akademik başarılarının artmasına ve sosyobilimsel konularda farkındalık kazanmalarına yardımcı olmuştur. Araştırma sonuçlarına dayanarak, OBYM’nin ortaokul düzeyindeki farklı branşlarda uygulanması ve öğrencilerin bu modele ilişkin görüşlerinin alınması önerilebilir. Bu sayede, OBYM’nin öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisi ile modelin uygulanabilirliğine ilişkin daha kapsamlı veriler elde edilebilir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Coğrafya Dersi Alan Öğretmen Adaylarının Küresel Sorun Algılarının İncelenmesi

    Degirmenci, Yavuz; Altunay, Furkan

    Üzerinde yaşadığımız dünyada insanları ve diğer canlıları çeşitli açılardan etkileyen pek çok sorun yaşanmaktadır. Bu sorunlar ise farklı zamanlarda farklı şekillerde etkisini göstermektedir. Bununla birlikte küresel sorunlar daha fazla insan ve çevresel unsurların etkilendiği, etkisinin daha geniş alanlarda hissedildiği sorunlar olarak dikkat çekmektedir. Dolayısıyla bu araştırmanın amacı daha önce çeşitli coğrafya dersleri almış öğretmen adaylarının “küresel sorun” algılarını incelemektir. Bu amaç kapsamında katılımcıların küresel sorun denilince zihin dünyalarında ilk olarak şekillenen ve sorun olarak algıladıkları kavramları ortaya koymak bu çalışmanın ana hedefini oluşturmaktadır. Araştırma bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde öğrenim gören sınıf ve sosyal bilgiler öğretmen adayları ile yürütülmüştür. Araştırma nitel yaklaşıma göre tasarlanmış ve olgubilim deseni kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında kelime ilişkilendirme testi kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise içerik analizine yer verilmiştir. Araştırma sonrasında elde edilen bulgulara göre; katılımcıların küresel sorunlarla ilgili çeşitli sayılarda kavram geliştirdikleri, bu kavramların 19 farklı boyutta toplandığı görülmüştür. Ayrıca bu kavramların genellikle iklim ve küresel ısınma ile çevre sorunları boyutunda yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Küresel sorun algısına kavramsal olarak bakıldığında ise iklim, küresel ısınma, çevre kirliliği, savaşlar, terör olayları ve salgınların ön plana çıktığı söylenebilir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Optimization and Mechanical Performance of Alkali-Activated Bottom Ash and Polypropylene Fiber in Deep Mixing Columns

    Yilmaz, Fatih; Kamiloğlu, Hakan Alper; Avlayan, Büşra

    Deep mixing columns (DMC) are one of the widely used soil improvement methods in cohesive and cohesionless soils. Cement and lime are predominantly used as conventional binders in DMC grout. Due to high CO2 emissions from conventional binders, the feasibility of using alkali-activated binders as DMC grout is being investigated. This study was conducted in three main stages. In the first stage, the proportions of bottom ash and activator (mixture of 10M NaOH and Na2SiO3) were optimized to achieve the highest UCS value using response surface methodology (RSM). In the second stage, the influence of polypropylene fiber content was examined in detail by incorporating varying amounts of fibers into the optimized binder-activator mixture to determine the optimal fiber content. Since DMC are fully buried, they are cured in the soil media. In this case, the soil temperature, which varies along the depth of the soil, also becomes the curing temperature of the DCM. Due to climate, soil condition and thermodynamic based parameters, curing temperature of the DMC varies throughout the soil depth. Therefore, in the third stage, the effect of curing temperature on the mechanical properties of the stabilized samples was evaluated under different temperatures. Results of the study revealed optimal UCS values with AAB content of 0.3-0.5 and activator content of 0.45-0.5. Polypropylene fiber reinforcement further improved strength, reaching an optimum at 1.50-1.75% content. Curing temperature played a significant role, with UCS and modulus of elasticity increasing up to 30 °C, indicating the importance of considering environmental factors in DMC design. These findings suggest that the optimized mixture has the potential to replace conventional cement-based binders in DMCs, offering a more sustainable solution with lower carbon emissions. Furthermore, the observed influence of curing temperature highlights the need to account for subsurface thermal variations when designing DMCs, as these factors significantly affect strength gain and long-term performance.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2025
    El-Fusûlu’n-Nasîriyye’nin Nasîruddîn et-Tûsî’ye Aidiyeti Problemi (Allah’ın Cüz’îlere Dair Bilgisi Bağlamında)

    Boynueğri, Merve

    Müteahhir dönemin velûd ve seçkin âlimlerinden biri olan Nasîruddîn et-Tûsî, matematik, astronomi, felsefe, kelâm, ahlâk gibi pek çok alanda eserler vermiş; ilmî kişiliği ve ılımlı yapısıyla Sünnî ve Şiî çevrelerin kabulüne mazhar olmuştur. el-Fusûlu’n-Nasîriyye adlı küçük hacimli bir eser de onun eserleri arasında sayılmaktadır. Ancak Fusûl, dil, üslûp, görüşler ve meselelere yaklaşımı bakımından Tûsî’nin eserlerinde bariz olarak rastlanılan üslûp ve dilinden oldukça farklı bir doku teşkil etmektedir. Görüşleri açısından ise çelişki ve zıtlıklar ihtiva etmektedir. Bundan dolayı eserin Tûsî’ye aidiyeti hakkında şüphe duyulmuş ve incelemeye konu edilmiştir. Araştırma kapsamında bu eserin otantiklik noktasında aidiyet problemi barındırıp barındırmadığı hususu da tespit edilmeye çalışılmıştır. Ancak mevcut yazma nüshaların tamamına ulaşılıp incelenmesi mümkün olamamıştır. Bu çalışma bağlamında ikisi Farsça ve üçü Arapça olmak üzere eserin elde edilebilen yazma nüshalarından beş tanesi incelenmiştir. Bu nüshaların zahriye ve ferağ kayıtlarında yahut metin içinde özellikle Tûsî tarafından “Bu eseri şu ihtiyaç veya filanca kişinin talebi üzerine kaleme aldım” şeklinde bir kayıt düşülüp düşülmediği araştırılmıştır. Ancak bu çalışmanın asıl ağırlık noktasını, içerik ve üslûp bakımından karşılaştırmalar oluşturmaktadır. Bu minvalde olmak üzere Tûsî’nin ve başta İbnu’l-Mutahhar el-Hillî olmak üzere İbn Sînâ, Fahruddîn er-Râzî gibi müelliflerin eserlerinden orijinal pasajların karşılaştırmasına yer verilmekte; benzerlikler, farklılıklar ve çelişkili noktalar ortaya konmak suretiyle araştırma iddiasının kanıtlanması hedeflenmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Comparison of Honey's Physicochemical, Bioactive Components, and Biological Activities from the Eastern Black Sea Region of Türkiye

    Ertürk, Ömer; Çil, Elif; Can, Zehra; Demir, Demet; Bagdatli, Emine

    The aim of this study is to determine and compare the physicochemical and biological characterization of some honey samples in the Eastern Black Sea Region of Türkiye. Physicochemical tests investigated the compliance of honey samples with the Turkish Food Codex. The phenolic components were analyzed by RP- HPLC-PDA. The total phenolic and flavonoid contents (TPC, TFC), antioxidant capacity (FRAP, DPPH), urease, glucose-oxidase, and antimicrobial activity (Disc diffusion, MIC) of the samples were determined, and FTIR and UV-Vis analyses were conducted. The spectra of the honey samples revealed the characteristic bands corresponding to the functional groups of minor components. As a result of the physicochemical analyses, it was determined that some of the samples examined did not comply with the standard values defined in the Turkish Food Codex in terms of the examined parameters. Spectral findings show that honey samples have a rich chemical composition. Anzer honey is preferable to other kinds with its rich phenolic and antioxidant content and relatively high antimicrobial activity.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Öğrencilere Uygulanan Kahkaha Yogasının Motivasyon ve Akademik Başarı Üzerindeki Etkisi: Randomize Kontrollü Çalışma

    Kaba, Nagihan Köroğlu; Edikli, Sebiha

    Amaç: Bu çalışma, kahkaha yogasının öğrencilerin motivasyon ve akademik başarılarına etkisinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Randomize kontrollü bu araştırma, Karadeniz Bölgesi’nde bulunan bir üniversitedeki 60 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler, sosyodemografik değişkenlerden oluşan soru formu, Üniversite Öğrencilerinde Motivasyon Ölçeği ile toplanmıştır. Ayrıca sınav sonuçlarına göre akademik başarı puanları elde edilmiştir. Çalışmada, kahkaha grubundaki öğrencilere 7 haftalık toplam 14 seanstan oluşan kahkaha yogası programı uygulanırken kontrol grubundaki öğrencilere herhangi bir girişimde bulunulmamıştır. Veri toplama araçları, kontrol ve deney gruplarındaki öğrencilere ön-test (müdahalelerden önce) ve son-test (müdahalelerden sonra 8. haftada) olarak verilmiştir. Çalışma, Deneylerin Raporlanmasında Birleştirilmiş Standartlarda belirtilen kurallara uygun olarak raporlanmıştır. Bulgular: Randomize olarak kahkaha ve kontrol grubuna atanan öğrencilerden kahkaha grubundakilerin yaş ortalaması 21,17±1,87 olup, %73,3’ü kadın ve %70’i devlet yurdunda yaşamaktadır. Kontrol grubundakilerin ise yaş ortalaması 21,23±3,13 olup, %80’i kadın ve %60’ı devlet yurdunda yaşamaktadır. Yedi haftalık müdahalenin sonunda, kahkaha grubundaki öğrencilerin içsel, dışsal ve toplam motivasyon puanları kontrol grubuna kıyasla daha yüksekti (p<0,05). Ayrıca kahkaha grubundaki öğrencilerin, akademik başarı puanları da kontrol grubundakilerden yüksekti (p<0,05). Sonuç: Kahkaha yogası öğrencilerin motivasyonlarını ve akademik başarılarını artırdı. Bu kapsamda kahkaha yogası, öğrencilerde motivasyonu ve akademik başarıyı artırmak için faydalı, farmakolojik olmayan ve uygun maliyetli bir yaklaşım olarak kullanılabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Yapay Zekâ ve Transhumanist Göstergeler Üzerinden ‘’Chappie’’ Filminin Analizi

    Karabulut, Ahmet; Sarıgül, Abdulselami; Sercan, Yavuz Selim

    Yapay zekâya sahip robotlar insan yaşamının sıradan bir parçası haline gelmiş ve yaşamı birçok yönden değiştirip dönüştürmüştür. Yapay zekâ teknolojisinin amacı insanların yaşamlarını kolaylaştırmak ve işlerini hafifletmektir. Ancak birçok alanda olduğu gibi yapay zekâ alanında da hesaplanmış davranışların öngörülemeyen sonuçları oluşmuştur. Yapay zekânın yoğun bir şekilde gündelik yaşamda yer alması distopik senaryoları da beraberinde getirmiştir. Bu süratli ve radikal değişimin insanlığa yönelik yarattığı tehlikeli durumlar tartışılırken, bu endişelerin sinema alanında da kendini göstermesi kaçınılmaz hâle gelmiştir. Bu gelişmelerden dolayı farklı alanlarda filmler üzerine çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada, insan-makine-yapay zekâ arasındaki etkileşimin ortaya çıkaracağı sonuçları üreten ‘Chappie’ ‘filmi, transhumanizm bağlamında Barthes'in göstergebilimsel çözümleme yöntemleriyle analiz edilmiştir. Filmin içinde bulunan distopik bilgilerin anlatımında kullanılan imgelerin, yerlerin ve çağrışımların hem gösteren, gösterilen, gösterge hem de düz ve yan anlam analizleri yapılmıştır. Göstergeler kullanılarak elde edilen bulgularda ‘Chappie’ filminde yer alan robotların transhumanizm bağlamında insan- makine ve yapay zekâ ilişkisini ortaya çıkardığı söylenebilir. Sonuç olarak ortaya çıkan bu göstergelerin modern çağın vardığı en son noktada insan ve yapay zekâ arasındaki güç ve iktidar ilişkisini tanımladığı ifade edilebilir.