Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    Ortaokul Öğrencilerinde Öz-Şefkat ile Psikolojik Sağlamlık Arasındaki İlişkide Bilişsel Esnekliğin Aracı Rolü

    Koçak, Lokman; Terzi, Elif

    Ortaokul öğrencilerinde öz-şefkat ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolünü incelemek bu çalışmanın amacıdır. Çalışma, ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. “Kişisel Bilgi Formu”, “Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği”, “Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formu” ve “Bilişsel Esneklik Ölçeği” 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Trabzon şehrinin farklı ilçelerindeki ortaokullarda öğrenim görmekte olan 545 kız ve 485 erkek toplam 1030 öğrenciye uygulanmıştır. Veriler; SPSS 23 istatistik programı kullanılarak psikolojik sağlamlık, öz-şefkat, bilişsel esneklik arasındaki ilişkiler regresyona dayalı aracılık analizi, korelasyon analizi işe koşularak ele alınmıştır. Bootstrap yöntemi yardımıyla da sınanmak istenen aracı modeldeki doğrudan ve dolaylı etkiler tespit edilmiştir. Analiz sonuçları ele alındığında öz-şefkat ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolünün var olduğu görülmüştür. Araştırma çerçevesinde elde edilen bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılarak bu doğrultuda önerilerde bulunulmuştur.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Mana Harfinin Etimolojik Kökeni ve Tarihsel Evrimi Üzerine Bir Araştırma

    Oruç, Nurullah; Akyilmaz

    Kavramların doğru ve kapsamlı bir biçimde anlaşılabilmesi, öncelikle onların anlam sınırlarının titizlikle belirlenmesine ve kullanım bağlamlarının açıkça ortaya konmasına bağlıdır. Nitekim bir kelimenin sözlük anlamı, onun terimleşme sürecinde temel bir referans noktası olarak işlev görmekte ve terimsel anlamının oluşumunda belirleyici bir rol üstlenmektedir. Bu düşünce ekseninde incelenmesi gereken noktalardan biri de harf kavramıdır. Bu makale sözlük anlamı ve terimleşme süreçleri bağlamında mana harflerinin nasıl biçimlendiğini ve geliştiğini ele almaktadır. Çalışma, mana harflerinin etimolojik kökeni, tarihsel gelişimi ve metin içindeki fonksiyonel rolünü incelemektedir. Bu doğrultuda, teorik, tarihî ve metinsel düzeylerde derinlemesine bir çözümleme sunulması hedeflenmektedir. Klasik dilcilik birikimi ile modern dilbilim yaklaşımları arasında köprü kurmayı hedefleyen bu araştırma, Arap dili çalışmalarına anlam merkezli yeni açılımlar getirmeyi ve mana harflerinin kuramsal boyutunu görünür kılmayı amaçlamaktadır. Literatürdeki mevcut çalışmalardan farklı olarak bu makale, mana harflerinin tarihsel gelişim sürecini erken dönem Arap dilcilerinden modern araştırmacılara kadar uzanan geniş bir çerçevede değerlendirmekte; böylece konuyla ilgili bütüncül ve sistematik bir bakış açısı sunmaktadır. Araştırma kapsamında nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş; veri toplama süreci ise doküman analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte hem klasik Arap dilciliği kaynaklarından hem de çağdaş akademik çalışmalardan yararlanılmıştır. İncelemenin ilk aşamasında, “mana harfi” kavramının etimolojik kökeni, sözlükteki temel anlamı ve klasik dilbilim literatüründeki terimsel karşılıkları ele alınmıştır. Ardından bu harflerin dilsel yapı içerisindeki yeri ve anlam üretme mekanizmaları üzerindeki etkisi, bağlamsal ve işlevsel açılardan değerlendirilmiştir. Mana harflerinin, sadece sentaktik bir rol üstlenmekle kalmayıp aynı zamanda anlamı yönlendiren, pekiştiren ya da sınırlandıran bir işlev gördüğü vurgulanmıştır. Bu çerçevede mana harfleri, Arapçanın semantik örgüsünde anlamın taşınmasına aracılık eden temel unsurlar arasında yer almaktadır. Tarihsel sürecin detaylı incelenmesiyle birlikte, mana harflerinin erken dönem dilciler tarafından nasıl kavramsallaştırıldığı, hangi yönleriyle sınıflandırıldığı ve zamanla nasıl bağımsız bir inceleme sahasına dönüştüğü ortaya konmuştur. Ayrıca, klasik metinlerde mana harflerine yönelik yaklaşımların modern dilbilim anlayışıyla nasıl kesiştiği veya ayrıştığına da yer verilmiştir. Bu yönüyle çalışma, geleneksel sınıflandırmaların ötesine geçerek mana harflerinin serüvenini tarihî süreklilik içinde ele almakta ve alan yazına yeni bir bakış açısı sunmaktadır. Harf kavramının dilbilimsel bağlamda zaman zaman mana harfi dışındaki kelime türlerini de kapsayacak biçimde genişletildiği; bu durumun kavramsal ayrımları zorunlu kıldığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda “hurûfu’l-meʿânî” tabiri anlam taşıyan harfleri ifade ederken, “meʿânî’l-ḥurûf” ise bu harflerin taşıdığı anlamları konu edinmektedir. İlk tabir, biçimsel sınıflandırmaya, ikincisi ise içeriksel ve anlambilimsel analizlere işaret etmektedir. Terminolojik olarak edat kavramı ise kapsam açısından mana harfinden daha geniş bir çerçeveye sahiptir; her mana harfi bir edat olarak değerlendirilebilirken, her edatın mana harfi olmadığı, bu ayrımın klasik kaynaklarda da vurgulandığı görülmektedir. Bununla birlikte, hem mana harfi hem de edat terimlerinin anlam taşıma işlevine işaret ettikleri için birbiriyle ilişkili kavramlar olduğu da göz ardı edilmemelidir. Sonuç olarak, elde edilen veriler mana harflerinin, dilin anlam inşasına katkıda bulunan en küçük fakat en etkili yapı taşları arasında yer aldığını; bu nedenle dilin kuramsal çözümlemelerinde özel bir konumda değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Mana harflerinin tarihsel gelişimiyle birlikte, anlam üretme süreçlerine yaptığı katkılar, bu unsurların Arap dilinin semantik ve yapısal örgüsündeki merkezi rolünü açıkça ortaya koymaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    İşe tutkunluk, politik yeti, kariyer başarısı ve işe angaje olma arasındaki ilişkinin incelenmesi: sağlık çalışanları üzerine bir araştırma

    Kılınç, Mehmet

    Modern iş hayatında kariyer başarısı iş görenler için güdüleyici bir etmendir. Özellikle sağlık sektörü gibi hizmet sektöründe bulunan örgütlerde çalışanların en verimli şekilde değerlendirilmesi onların kariyerlerini de iyi yönetmeleri ile yakından ilişkilidir. Çalışma verileri, 393 sağlık çalışanından elde edilmiştir. SPSS ve AMOS programları ile Process Macro eklentisi kullanılarak yapılan analizler sonucunda; işe tutkunluk ile kariyer başarısı arasındaki ilişkide işe angaje olmanın aracı, politik yetinin ise düzenleyici rolünün olduğu belirlenmiştir. İşe angaje olma ile kariyer başarısı arasındaki ilişkide de ise politik yetinin düzenleyici rolü tespit edilmiştir. Sağlık çalışanlarının kariyer başarılarında işe tutkunluk ve işe angaje olma ile birlikte politik yetinin de önemli bir etken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sağlık hizmetlerinde verimli insan kaynağı kullanımını desteklemek üzere sağlık çalışanlarının işe tutkunluğunu ve angaje olmasını arttıracak çalışmalarla birlikte politik yeteneklerine de katkı sağlayacak eğitim ve etkinliklerin yapılması önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    Osmanlı’dan 2000’Lİ yıllara kadar türkiye’de siyasetin erilliğinin tarihsel gelişimi

    Yavuz, Rabia Burçin; Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu

    Türk siyasal yaşamında kadınların yaşadıkları eşitsiz koşullara karşı verdikleri mücadelenin tarihsel kökleri Osmanlı’daki eril siyasal ve toplumsal yapı içerisinde oluşan kadın hareketine dayanmaktadır. Osmanlı’da 19. yüzyılda başlayan sorgulama ve arayışlar, kadınların kamusal alana çıkmaları konusunda önemli bir başlangıç noktasını teşkil etmektedir. Bu dönemdeki eril siyasal ve toplumsal düzende, kadınların özel alanda yer almaları gerektiği yönünde bir yaklaşım söz konusudur. Fakat Osmanlı’da bu dönemde gelişen modernleşme süreçleri kapsamında, kadınların sosyal ve ekonomik koşullarında birtakım değişimler yaşanmıştır. Buna rağmen kadınların özellikle siyasal düzeyde bir kazanım elde ettiklerini söylemek güçtür. Kadınlar tarafında siyasal hak talepleri doğrultusunda bir bilinçlenme ve mücadeleye işaret eden gelişmeler olsa da kadınların siyasal haklarına kavuşmaları için Cumhuriyet’i beklemeleri gerekmektedir. Cumhuriyet Devrimi ile birlikte kadınlar, siyasal, toplumsal ve ekonomik düzeyde olmak üzere çoğu temel haklarına kavuşmuşlardır. Kadınların Avrupa’daki çoğu ülkeden önce siyasal haklarını kazanmaları önemli bir demokratik gelişmedir. Bununla birlikte tarihsel süreçte kadınların siyasete katılımları ve siyasal temsil düzeyleri beklenilen doğrultuda ilerlememiş, kadın temsil düzeyleri zayıf kalmıştır. Kadınların siyasal haklarını elde etmeleri, eşit temsil ilişkisinin oluşması açısından olumlu olsa da politikadaki veriler erkeklerin sayıca çoğunlukta olduğunu ve siyasetin eril bir işleyişe tabi olduğunu göstermektedir. Dünyadaki gelişmelerle koşut olarak, Türk siyasal yaşamında da erkeklerin kadınlara kıyasla siyasette egemen bir konumda olması, kadınların politikaya katılımlarını olumsuz etkilemiştir. Türk siyasetinde kadınların siyasal haklarını kazanımı ile başlayan süreçten günümüze kadar kadın temsil düzeylerinin düşük oranda kalması, siyasetin erkek egemen bir alan olmasına yol açmıştır. Çalışmada literatür taraması yöntemine başvurularak kadın temsil düzeylerinin düşük kalması ve siyasetin ataerkil bir alan olmasına kaynaklık eden unsurlar tarihsel bağlamda ele alınmaktadır. Bununla birlikte konunun çok boyutluluğu ve derinliği açısından dönemsel bir kısıtlamaya gidilerek tarihsel bağlam, Osmanlı’da başlayan 2000’li yıllara kadar devam eden süreçle sınırlandırılmaktadır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Âşıklık geleneğinin günümüz temsilcilerinden Bayburtlu Âşık Süphânî

    Doğan, Uğur

    Âşıklık geleneğinin yaşayan günümüz temsilcilerinden Bayburtlu Âşık Süphânî’yi yaşamı, âşıklığı ve çeşitli seçkin eserleriyle birlikte ele alan bu çalışmada; alan araştırması, yapılandırılmamış görüşme ve içerik analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Âşık Süphânî’nin yaşamı ve âşıklığı hakkında bilgilere ulaşılabilmesi amacıyla kendisi ile bir yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Âşık Süphânî’nin çalışma kapsamına alınan eserleri biçim, tür, konu içeriği, hece ölçüsü, form, ezgisel yapı, ritmik yapı ve seyir yapısı gibi çeşitli özellikleri bakımından Türk halk müziği ve Türk halk edebiyatı disiplini çerçevesinde çözümlenerek tasnif edilmiş ve tablo halinde gösterilmiştir. Çalışma sonucunda Âşık Süphânî’nin, âşık atışmaları, leb değmez, irticalen çalıp-söyleme gibi âşıklık geleneğinin oldukça önemli pratiklerini uygulayabilen bir gelenek temsilcisi olduğu, incelenen koşma biçimindeki 7 eserde deyiş-nasihat, güzelleme, aşk-sitem, aşk-sevda, yiğitlik-kahramanlık, mizah-taşlama gibi temaların işlendiği ve eserlerin konu içeriği bakımından türkü, deyiş, koçaklama ve güzelleme gibi edebi türlerde oluşturulduğu bulgularına ulaşılmıştır. Bu çalışmanın; yaşayan bir âşıklık geleneği temsilcisini literatüre kazandırması ve kendinden sonraki çalışmalara kaynaklık etmesi bakımından önemli olacağı öngörülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Farklı Tip Fırınlar ile Pişirilen Bazı Unlu Mamullerin Duyusal Özellikleri Üzerine Deneysel Bir Araştırma

    Nazikgul, Mehmet

    Birçok toplum tarafından sevilerek tüketilen unlu mamuller uzun yıllardan beri günlük diyette önemli rol oynamaktadır. Besleyici ve lezzetli içerikleri olan bu unlu mamullerin sayısız çeşidi bulunmaktadır. Bu besleyici ve zengin çeşitlerin tüketici beklentilerini karşılayabilmesi için ilk olarak hazırlık işlemleri doğru bir şekilde yapılmalıdır. Hazırlık işlemlerinden ardından pişirme işlemi uygun ısıda ve doğru pişirme aracında gerçekleşmelidir. Çünkü pişirme işlemleri nihai ürünün lezzet ve görünümünü etkilemektedir. Bu çalışmada unlu mamul çeşitlerinin pişirilmesinde yaygın olarak kullanılan taş tabanlı ve konveksiyonel fırınlarda pişirilen ürünlerin duyusal özellikleri incelenmiştir. Deneysel olarak gerçekleştirilen araştırmada, standart reçetelere göre hazırlanan simit, tatlı kurabiye ve havuçlu kek numuneleri taş tabanlı ve konveksiyonel fırınlarda pişirilmiş, 14 panelist (4 gastronomi alanında akademisyen, 2 gıda mühendisi, 2 pasta ustası, 4 ev kadını) tarafından görünüş, koku, lezzet, doku ve genel beğeni bakımından duyusal analizi gerçekleştirilmiştir. Panelistlerin değerlendirmeleri sonucunda taş tabanlı fırında pişirilen simit ve havuçlu kekin duyusal özellikleri konveksiyonel fırında pişirilen çeşitlere göre daha başarılı bulunmuştur. Tatlı kurabiyede ise konveksiyonel fırında pişirilen ürünler taş tabanlıya göre genel beğeni açısından daha başarılı sonuçlar ortaya koymaktadır. Bu bulgular unlu mamul işletmelerinin fırın tercihlerinde fırınların pişirdiği ürünlere sağladığı duyusal performansları göz önünde bulundurmaları gerektiğinin önemini vurgulamaktadır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2025
    Farklı Değişkenlerin Kas Gelişimine Yönelik Motivasyonel Dürtüler Üzerindeki Etkileri

    Tatlısu, Bülent

    Bu çalışma, cinsiyet, yaş, bölüm, spor yapma ve haftalık spor yapma süresi gibi çeşitli demografik değişkenlerin bireylerin kas gelişimine yönelik motivasyonel dürtüleri üzerindeki etkilerini incelemek amacı ile oluşturulmuştur. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu, 2024-2025 öğretim yılında eğitim gören 474 kadın ve 450 erkek olmak üzere toplam 924 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu” ile “Kaslı Olma Dürtüsü Ölçeği” (KODÖ)1 kullanılmıştır. Elde edilen verilerden bağımsız değişkenlerin gruplarına göre bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve anlamlı farklılıklar için LSD post- hoc testi uygulanmıştır. Bulgular, %5 anlamlılık düzeyine göre değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, öğrencilerin kaslı olma dürtüsü cinsiyet, yaş, bölüm, sportif aktivite durumu ve haftalık spor süresi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Erkek öğrencilerin, kaslı olmaya yönelik tutum, antrenman davranışları ve yeme/takviye kullanımı boyutlarında kadın öğrencilere göre daha yüksek puanlar aldığı belirlenmiştir. Yaş değişkeni yalnızca yeme/takviye kullanımı alt boyutunda anlamlı fark yaratırken, spor bilimleri fakültesi öğrencileri tüm alt boyutlarda diğer bölümlere kıyasla daha yüksek kaslı olma dürtüsü sergilemiştir. Ayrıca düzenli olarak sportif faaliyetlerde bulunan ve haftalık spor süresi daha fazla olan bireylerin, özellikle antrenman davranışları ve yeme/takviye kullanımı boyutlarında daha yüksek puanlara sahip olduğu görülmüştür. Bu bulgular, kaslı olma dürtüsünün yalnızca bireysel bir arzu değil; cinsiyet, eğitim alanı ve sportif yaşam tarzı gibi yapısal faktörlerden de anlamlı biçimde etkilendiğini ortaya koymaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Osmanlı Şam’ında Yaşamış Bir Sûfî Fakîh Abdülganî en-Nâblusî: Fıkıh Düşüncesi ve Hanefî Mezhebindeki Konumu

    Sivlim, Ayşe Aktaş

    Abdülganî en-Nâblusî (ö. 1731) Osmanlı Şam’ında yaşamış çok yönlü bir âlimdir. Genel olarak tasavvufî kimliğiyle ön planda olan Nâblusî’nin sûfî fakîh kimliği araştırmalara yeterince konu olmamıştır. O, fıkıh eserlerini daha ziyade döneminde gündemde olan meselelere yönelik yazmıştır. Eserlerinin başlangıcında ifade ettiği üzere risalelerinin birçoğunu özel talep üzerine telif etmesi Nâblusî’nin döneminde görüşlerine önem verilen ve son derece dikkate alınan bir âlim olduğunu ortaya koymaktadır. Nâblusî, Osmanlı Devleti’nde birtakım hararetli münakaşaların olduğu bir dönemde yaşamış ve bu çekişmelere kayıtsız kalmamıştır. Literatüre Kadızâdeliler ve Sivâsîler tartışması olarak geçen bu münakaşa konularından bir kısmı da fıkhî konulara dairdir. Tartışılan konulara dair Nâblusî, müstakil eserler yazmış ve Kadızâdelilerin el kitabı mahiyetindeki İmam Birgivî’nin et-Tarîkatü’l-Muhammediyye adlı eserini şerh etmiştir. Nâblusî, Kadızâdelilerin ve Sivâsîlerin tartıştıkları bu fıkhî meselelerden tütün, musiki, rüşvet, sema, raks ve deverân gibi konuları yazdığı eserlerle detaylı olarak incelemektedir. Özetle bu çalışmada Nâblusî’nin fıkıh külliyatından hareketle bir sûfî fakîh olarak meselelere bakışı; fıkıh düşüncesi ve mensubu olduğu Hanefî mezhebindeki konumu ortaya konulmaktadır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    First Data on the Spider Fauna of Bayburt, with a New Record and Additional Notes (Arachnida: Araneae)

    Aksan, Nurcan Demircan; Batur, Zikra

    This study, which is the first araneo-fauna survey in Bayburt province, was carried out around the Bâbertî Campus of Bayburt University between June and September 2023. A total of 38 species belonging to 14 families were identified in the study. These species constitute the first locality records of Bayburt province. Of these species, Titanoeca tristis L. Koch, 1872 is determined as a new record for Türkiye. Also, the presence of Pardosa aquila Buchar & Thaler, 1998 is confirmed by the present study. Detailed descriptions, photographs and world distribution data of both species are presented. In addition, the copulatory organs of Pardosa aquila Buchar & Thaler, 1998 are compared with those of its closest relative, Pardosa italica Tongiorgi, 1966, found in the same region. All species identified in the study area are listed with their world distributions and references in Türkiye. Keywords: Araneae, Titanoeca tristis, biodiversity, Bayburt.

  • MakaleAçık Erişim2025
    The Effect of Social Media Use on the Intention to Cook at Home: The Mediating Role of Self-Efficacy

    Apak, Ömer Ceyhun

    This study examines the effect of housewives' use of social media on their self-efficacy in cooking and their intentions to cook at home. The research was conducted using a correlational survey model, one of the quantitative research designs. The data for the study were collected through face-to-face interviews with participants from the TRA1 region (Erzurum, Erzincan, and Bayburt) in Turkey, based on voluntary participants. The data collected from 562 participants were analyzed using structural equation modeling in the AMOS program to test the hypotheses. The study's findings reveal that social media positively affects cooking self-efficacy and intention to cook at home. Social media facilitates women's access to various recipes, which is important in developing their cooking skills. Additionally, cooking self-efficacy positively influences the intention to cook at home. The findings indicate that social media use enhances women's cooking skills and increases their self-efficacy perceptions. Finally, the study shows that cooking self-efficacy plays a mediating role in the effect of social media on the intention to cook at home.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
  • MakaleAçık Erişim2025
    Makroekonomik Şoklar ve BIST: Bir Yapısal Kırılma Analizi

    Okur, Fatih; Özdemir, Enes

    Bu çalışma, Türkiye’de 1994–2024 dönemini kapsayan zaman serisi verileri aracılığıyla döviz kuru, enflasyon ve faiz oranlarının Borsa İstanbul (BIST) üzerindeki etkilerini incelemektedir. Uygulanan Vektör Hata Düzeltme Modeli (VECM) aracılığıyla, değişkenler arasındaki uzun ve kısa dönemli ilişkiler analiz edilmiş; kriz ve pandemi gibi olağanüstü dönemlere özgü yapısal kırılmalar da dikkate alınmıştır. Johansen eşbütünleşme testi sonuçları, enflasyon ve faiz oranı ile BIST arasında uzun dönemli bir denge ilişkisinin varlığını göstermektedir. Bulgular, enflasyonun BIST üzerinde pozitif; faiz oranlarının ise negatif etkili olduğunu ortaya koymuştur. Granger nedensellik testleri, döviz kuru ve faiz oranlarının BIST üzerinde öngörü gücüne sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, kriz ve pandemi dönemlerinde bu ilişkilerin yön değiştirdiği ve istatistiksel olarak anlamlı yapısal kırılmalar yaşandığı tespit edilmiştir. Etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizleri, BIST’in faiz oranı şoklarına karşı daha kalıcı tepkiler verdiğini, döviz kuru şoklarına ise daha kısa vadeli yanıtlar ürettiğini göstermektedir. Çalışma, Türkiye’deki sermaye piyasalarının makroekonomik değişkenlere duyarlılığını ortaya koyarken, politika yapıcılar ve yatırımcılara yönelik stratejik çıkarımlar da sunmaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Effectiveness of Advanced Machine Learning Models in IQ Prediction in the Context of Education, Health, and Socioeconomic Indicators

    Sebetci, Özel; Ayberkin, Doruk

    This study investigates the effectiveness of advanced machine learning models in predicting IQ levels using a diverse set of socioeconomic and health indicators from global databases such as WHO, the World Bank, and United Nations organizations. The research employs various algorithms, including Linear Regression, Random Forest, Gradient Boosting, Support Vector Machines, Ridge and Lasso Regressions, XGBoost, LightGBM, and a Stacking Regressor to capture both linear and non-linear relationships. Evaluation metrics such as Mean Absolute Error (MAE), Root Mean Square Error (RMSE), and R-squared (R²) reveal that LightGBM and Stacking Regressor models excel in accuracy and generalization. The study highlights the trade-off between model interpretability and predictive power, emphasizing that simpler models offer greater transparency. In contrast, more complex models successfully capture intricate interactions among education, health, and economic factors. The findings provide valuable insights for policymakers and researchers, suggesting that machine learning approaches can significantly enhance understanding of the determinants of IQ and aid in developing targeted strategies in education and social policy.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    5 Yaş Çocukların Akran İlişkileri ile Yalnızlık ve Sosyal Memnuniyetsizlikleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    Akbaba, Fikrinaz Damla; Karoğlu, Hilal

    Bu araştırma beş yaş grubu çocukların akran ilişkileri ile yalnızlık ve sosyal memnuniyetsizlikleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu Bayburt il merkezinde MEB’e bağlı anaokullarında ve anasınıflarında okul öncesi eğitimine devam eden 119 çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; Okul Öncesinde Akran İlişkileri Ölçeği (Öğretmen Formu), 60-72 Aylık Çocuklar İçin Yalnızlık ve Sosyal Memnuniyetsizlik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Çalışmada, çocukların akran ilişkileri ile yalnızlık ve sosyal memnuniyetsizlikleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Çocukların akran ilişkileri genel puanı, akran ilişkileri alt boyut puanları ve YSMÖ’den aldıkları puan ailedeki çocuk sayısına, anne öğrenim düzeyine ve anne çalışma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır. Çocukların cinsiyetlerine göre zorba çocuk alt boyut puanlarında anlamlı farklılaşma olduğu, erkeklerin puanlarının kızlara göre yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Akran ilişkileri genel puanının, baba öğrenim düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, zorba çocuk, arkadaşlık ve etkileşim, mağdur çocuk ve YSMÖ’den aldıkları puanların ise anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Investigating the Relationships Between Oil Prices and Airline Stock Values

    Kuloğlu, Eşref

    The primary objective of this research is to reveal the causal relationship between the stock values of Turkish Airlines and Pegasus Airlines, both listed on the Borsa Istanbul, and the price of Brent crude oil. Turkish Airlines, a pioneer in this regard, was launched on the stock exchange on December 20, 1990. Pegasus Airlines, Turkey's second-largest aviation company, began trading on the stock exchange on April 26, 2013. In this research, the monthly stock prices of the two airlines between May 1, 2013, and January 31, 2025, as well as Brent crude oil prices during the same period, were used as data. Toda Yamamoto's causality analysis was used. To establish the econometric model used in the study, the stationarity of the time series must first be examined. The unit root tests show that the stock and Brent crude oil values are stationary at level one. Accordingly, the analysis was conducted by adding one to the obtained lag length to calculate the length for the Toda-Yamamoto analysis. The analysis found a unidirectional causality between Brent crude oil prices and the two companies' stocks. The study demonstrates the relationship between two aviation sector companies traded on Borsa Istanbul and the oil variable, a significant expense item, and a key macroeconomic variable. In this regard, due to the limited number of studies conducted on this topic in the literature, this study is expected to fill a significant gap.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Kahvehanelerin Arap Edebiyatındaki Yeri ve Etkisi-Mısır Örneği

    Dayı, Rumeysa Bakır

    Kahvehaneler, modern şehirlerin tarih boyunca yaşanmışlıklarının özgün ve önemli bir parçası olup tarih mirasının sadık bir deposu ve aynı zamanda kültür ve geleneklerin tanıklarıdır. Kahvehaneler farklı karakterlerin, kokuların, tınıların bir mekânda birbirine karışmasıdır. Kültür ve edebiyat kahvehaneleri, kalbi olmayan betonarme şehirlerde insanların boş vakit geçirmesi olmayıp toplumların kültürel, edebî, ekonomik ve politik açıdan gelişiminin canlı bir belgesidir. Kuruldukları günden bu yana fikir tarihinin ortaya çıkışında ve gelişiminde önemli bir rol oynayan ve ilk olarak 16.yy’da Doğu’da kendini gösteren kahvehaneler, dünyanın birçok yerinde edebî, sanat ve felsefi akımların ortaya çıkışı ile ilişkilendirilmiş, sömürgeciliğe ve diktatörlüğe karşı siyasi hareketlerin doğuşu ve harekete geçtiği ana komuta merkezi olmuştur. Yüzyıllardır Mısır’ı karakterize eden en önemli toplumsal geleneklerden biri de çeşitli biçimleriyle karşımıza çıkan kahvehaneleridir. Popüler kültürün kuluçka merkezi konumunda olan Mısır edebiyat kahvehaneleri de özellikle Kahire’de sürekli bir mücadele tarihiyle bağlantılı olmuştur. Devrim rüzgârları ve değişimin esintileri oralardan esmiş, bu kahvehanelerden yazarlar ve düşünürler doğup toplumun yapısını, siyasi ve sosyal tarihini değiştiren kültür ve aydınlanma mesajları yaymışlardır. Çalışmada Mısır’da özellikle Kahire’de yer alan edebiyat ve kültür kahvehaneleri tarihçeleri, konumları ve kültürel önemleriyle birlikte bu kahvehaneleri ziyaret eden edebiyatçılar ve oralarda kaleme aldıkları eserler ele alınmaya gayret gösterilmiş, edebiyatçıların yanında bu kültür kahvehanelerinde faaliyet gösteren sanat ve siyaset camiasına da yer verilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Evaluation of Hotels in the Eastern Black Sea Region in Terms of Disabled Tourism

    Çavus, Ahmet; Ünlü, Hami

    In this study, the difficulties encountered by disabled individuals staying in tourism-certified hotels in the Eastern Black Sea Region, which has recently become an important tourism destination, and their expec- tations from the hotels were investigated. In this research, which was designed on a qualitative research design, a semi-structured interview form was applied to 13 disabled individuals who stayed in hotels in the Eastern Black Sea region according to the maximum diversity method, and data were obtained. Within the scope of the research, four questions were asked of the disabled individuals about their expectations from hotels, their expectations from other tourism stakeholders, the difficulties they face in hotels, and what determines their hotel preferences. Four questions for disabled individuals constitute the themes of the research. Under the themes, 18 categories and 49 codes were created according to the responses received from the disabled individuals. Thus, this study aimed to determine the problems and expectations of disabled individuals in hotels. The study findings show that the expectations of disabled individuals from hotels and other tourism stakeholders include improving physical structures, rearranging pricing policies, increasing transportation opportunities, and providing incentives and cooperation for developing social responsibility projects.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kırâatların Cumhuriyet Dönemi Meâllerine Yansımaları: Bakara Sûresi Örneği

    Birinci

    Kırâat ilmi, Kur’ân-ı Kerîm’in anlaşılması bakımından çok mühim bir işleve sahiptir. Zira Kırâat ilmi, lafzın sübûtu noktasında belirleyici aktör konumundadır. Kur’ân’da farklı okunan kelimelerin var oluşu, kırâat ilminin üstlendiği kilit rolü daha kritik hale getirmektedir. Çünkü bu du-rum, anlam itibariyle farklı sonuçlara ulaşılmasına sebep olmaktadır. Kırâat ilmi, bu mânada tefsir ilmine ve meâl faaliyetine doğrudan etki etmektedir. Son zamanlarda Kur’ân’ın anlaşılma-sına dönük faaliyetler noktasında meâl ameliyesinin de ivme kazandığı görülmektedir. Bu faali-yete duyulan ilginin son yüzyılda sürekli arttığı ve artan bir hızla gelişme gösterdiği tespit edil-mektedir. Meâl faaliyeti, mânayı tefsire nazaran daha az kelimeyle ifade etmektedir. Bu özelliği sebebiyle Kur’ân kelimelerine verilen mâna, tefsire kıyasla daha kritik olmaktadır. Osmanlının son dönemlerinde başlayan Türkçe meâl yönelimi, cumhuriyet döneminde artarak devam etmiş-tir. Çalışmamız, cumhuriyet döneminde neşredilen meâllerde kırâat farklılıklarının yansımalarını ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu anlamda ele alınan Bakara sûresi özelinde bu tespitler, yapıl-maya çalışılmıştır. Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar yazılmış olan meâller içerisinden seçilen eserlerde kırâat ihtilaflarının sûredeki yansımaları saptanmaya çalışılmıştır. Âsım kırâatinin egemen olması sebebiyle başlangıçta kırâat ihtilaflarının izlerine mana itibariyle az rastlanılmıştır. 1950’li yıllardan itibaren kırâat farklılıklarının giderek önem kazandığı görülmüştür. Günümüze gelindiğinde ise bu farklılıkların özellikle manaya yansıtılmaya çalışıldığı müşahede edilmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2025
    İlahiyat Fakültesi Lisans Öğrencilerinin Bilim ve Din Hakkındaki Görüşlerinin İncelenmesi Üzerine Nitel Bir Çalışma (Bayburt Üniversitesi Örneği)

    Keles, Nurcan; Keleş, Hatice

    Bu çalışmada, Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okuyan öğrencilerin, bilim ve din arasındaki ilişkiye dair görüşlerinin ortaya konması amaçlanmıştır. İslam ve prensipleri günümüze dek değişmemiş olsa da dinden uzaklaşan birçok ilahiyat öğrencisi de bulunmaktadır. Bu açıdan gelecek nesillerin gittikçe daha da gelişen ve normal hayatla iç içe yaşam koşullarında yer alan bilim ve sabit bir inanç sistemine sahip olan din arasındaki çatışma veya uyum noktasında birtakım tartışmalar olabilmektedir. Bu noktada, ilahiyat öğrencilerinin seçilme sebebi ise bu kesimin hem gelenekçi/radikal hem de modern dünyada yetişmiş bireylerin oluşturduğu karma bir yapı arz etmesidir. Bu sebeple araştırmada nitel yöntem kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak da Çakmak ve arkadaşları tarafından geliştirilen Din-Bilim Tutum Ölçeği (2022), kullanılmıştır. Kullanılan ölçeğe dayalı olarak geliştirilen nitel ölçme aracının maddeleri dikkate alınarak “Din ve Bilim Görüşme Formu” adı verilen yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. İlahiyat fakültesi 4. sınıf öğrencilerine Din Bilim Ölçeği uygulanarak durum deseni incelemesi yapılmıştır ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile de veriler toplanmıştır. Temaların önceden net olmaması nedeniyle, verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizi yapılarak maddelere verilen cevaplar, üç kategoriye ayrılmıştır. Öğrencilerin yarı yapılandırılmış ölçeğe göre verdikleri cevaplar, ortaya çıkan nedenlerin (kodların) frekans ve yüzdeleri hesaplanarak her bir soru için sırasıyla hazırlanan tablolarda gösterilmiştir. Öğrencilerden alınan örnek açıklamalar, her tablonun sonunda gerekçeleriyle birlikte verilmiştir. Böylece öğrencilerden elde edilen verilerle görüşler daha detaylı olarak sunulmuştur. Bu amaçla, kullanılan sorulara göre, öğrencilerin bilim ve din hakkında çeşitli görüşlere sahip oldukları bulunmuştur. Bu görüşler de tartışma ve sonuç kısmında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak öğrenciler, bilimin değişken yapısını gerekçe göstererek hayatlarında öncelikle dini esas aldıklarını, daha sonra din ile bilimin birbirini tamamlayan iki unsur olduğu için birlikte çalışmaları gerektiğini açıklamışlardır. Gerektiği yerde dini, gerektiği yerde de bilimi esas aldıklarını ifade etmişlerdir. Az sayıda öğrenci de ekonomi, psikoloji ve toplumsal durumlarda bilimi ön plana almışlardır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleYalnız künye2025
    Yapılmakta Olan Yatırımların Enflasyon Düzeltmesine Tabi Tutulmasında Özellikli Durumlar

    Doğan, Zeki; Zozik, Adalet

    Türkiye’de enflasyon ortamında mali tablolarını düzeltmek zorunda kalan şirketler, bazı so- runlarla karşılaşmaktadırlar. Bu sorunlardan biri de bilançoda yer alan ve “258 Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabında izlenen tutarın düzeltmesi ile ilgilidir. Çünkü yatırımcılar, yapılmakta olan yatırımlar hesabını düzeltmeye tabi tutmaları sonucunda oluşan ve enflasyon düzeltmesi karı ola- rak dikkate alınması gereken düzeltme farklarını, söz konusu yatırımları henüz şirketlerine al- mamalarına rağmen cari dönem kazançlarıyla ilişkilendirerek, bu tutarlar üzerinden gelir veya kurumlar vergisi ödemek zorunda kalmaktadırlar. Bu çalışmada ise yatırımcıları bu sorundan kurtarabileceği düşünülen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen, “258 Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabının düzeltilmesi ile ilgili düzenlemeler hakkında, açıklayıcı bilgilere ve önerilere yer verilmiştir.

  • MakaleYalnız künye2025
    Tüm Yönleriyle Sermaye Tamamlama Fonunun İncelenmesi

    Doğan, Zeki; Zozik, Adalet

    Bir şirkette menfaat sahibi olanlar için şirketin finansal yapısının güçlü ve sağlıklı olması ol- dukça önemlidir. Ancak, ülkemizde şirketlerin büyük çoğunluğu, varlıklarını yabancı kaynak ağır- lıklı finanse etmeleri nedeniyle sermayelerinin bir kısmını ve hatta tamamını kaybedebilmektedirler. Böyle bir durumda şirketlerin sermaye kayıplarını önlemek için alabileceği iyileştirici önlemlerden biri de sermayenin tamamlanması seçeneğidir. Sermayenin tamamlanması, sermaye şirketleri için Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı hükmü kapsamında bir seçenek olarak düzenlenmiş olsa da uy- gulamada hala sermaye tamamlama fonunun ortaklar/şirketler tarafından hangi hesap ya da he- saplarda izleneceği veya bu fonun katma değer vergisine tabi olup olmadığı gibi konularda tereddütler devam etmektedir. Bu çalışmada, uygulayıcılara yol göstermek amacıyla, Türk Ticaret Kanunu açısından sermayenin tamamlanmasına ilişkin düzenlemeler, sermaye tamamlama fonunun kurumlar vergisi karşısındaki durumu, hem ortakların hem de şirketlerin sermaye tamamlama fo- nunu Tekdüzen Hesap Planı ve Finansal Raporlama Standartlarına Uygun Hesap Planı kapsa- mında hangi hesap/hesaplarda izleyebileceği, bu fonun enflasyon düzeltmesine tabi tutulması ve sermaye artırımında veya zarar mahsubunda kullanılıp kullanılamayacağı gibi konular, ayrıntı- larıyla ele alınmıştır.