Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Akeren, Zahide(2)
- Bayraktar, Bülent(2)
- Dirican, Ebubekir(2)
- Hintistan, Sevilay(2)
- Sönmez Sarı, Ebru(2)
- Tuna, Hasan(2)
- Uzunçakmak, Sevgi Karabulut(2)
- Akgün, Emre(1)
- Aktaş, Elif Odabaşı(1)
- Akyüz, Hatice Öntürk(1)
- Albayrak, Mevlut(1)
- Albayrak, Sirer(1)
- Alkan, Sevil(1)
- Altuntas, Serkan(1)
- Apaydın, Emine(1)
- Aras, Selim(1)
- Ates, Fatih(1)
- Bal, Betül(1)
- Bayir, Yasin(1)
- Bulbuloglu, Semra(1)
- Cil Kocyigit, Seyhan(1)
- Ciğerci, Kübra(1)
- Daştan, Buket(1)
- Engin, Mustafa Alptekin(1)
- Erkılıç, Ali Ozan(1)
- Erkılıç, Tugçe Orkun(1)
- Ertürk, Israfıl(1)
- Güneş, Hüseyin(1)
- Işık, Hafsa Kübra(1)
- Kahriman, Ilknur(1)
- Kankaya, Burak(1)
- Kapikiran, Gurkan(1)
- Karakas, Ümıt(1)
- Kartal, Hakan(1)
- Kazak, Aysun(1)
- Köse, Esra Özay(1)
- Kılınç, Mehmet(1)
- Kırbaş, Zila Özlem(1)
- Melike, Yağcı(1)
- Ozdemir, Mustafa(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinde Bulaşma Korkusunun İncelenmesi
Karakas, Ümıt; Akyüz, Hatice Öntürk; Alkan, Sevil; Şevik, Ali Emre; Şahinoğlu, Mustafa Serhat; Kartal, Hakan
Amaç: Bulaş korkusu sağlıkla ilgili sektörlerde yer alan kişilerde olumsuz etkilere sahip olabilen psikolojik durumdur. Bu çalışmanın amacı, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerin bulaş korkusunu araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden tanımlayıcı ve kesitsel tipte tasarlanmış olup veri toplama süreci 15 Temmuz 2022 ile 15 Ağustos 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Veriler, Google Formlar üzerinden hazırlanan çevrimiçi bir anket aracılığıyla sosyal medya platformları (WhatsApp, Facebook, Twitter) üzerinden toplanmış; veri toplama aracı olarak katılımcıların kişisel bilgilerini belirleyen "Demografik Özellikler Anketi" ile 24 madde ve 4 alt boyuttan oluşan 5’li Likert tipi "Bulaşma/Bulaş Korkusu Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 861 katılımcı (ortalama yaş 20,50±2,26; %74,45'i kadın) dahil edildi. Katılımcıların %56,33'ü sağlık kuruluşlarından bulaşıcı hastalık kapma korkusu taşırken, %57,61'i sosyal ortamlarda hasta olma korkusu yaşadığını belirtmiştir. Bulaşma Korkusu Ölçeği puanları karşılaştırıldığında, ikinci sınıf öğrencilerinin diğer sınıflara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar aldığı saptanmıştır. Özellikle, bulaşıcı hastalıklar hakkında bilgi edinmek için sosyal medyayı kullanan bireylerin ölçek puanları, kullanmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksekti (p < 0,05). Sonuç: Bulaşma korkusu, ikinci sınıf öğrencileri ve sosyal medya kullanıcıları arasında yaygın olup, günlük yaşamları önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmanın sonuçları, geleceğin sağlık çalışanları için daha sağlıklı ve üretken bir öğrenme ortamını desteklemek amacıyla eğitim ve klinik ortamlarda bu sorunun ele alınmasının ne kadar kritik olduğuna ışık tutmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026A moderated mediation model of AI acceptance in healthcare: Perceived AI usage competence, AI trust, and AI anxiety
Kılınç, Mehmet
This study examined whether perceived AI usage competence is associated with AI acceptance in healthcare and whether this association is mediated by AI trust and moderated by AI anxiety. A cross-sectional, correlational survey design was used. Data were collected online from 422 adults in Türkiye who had used healthcare services within the previous six months. Perceived AI usage competence was modeled as the independent variable, AI trust as the mediating variable, AI acceptance in healthcare as the outcome variable, and AI anxiety as the moderating variable. Descriptive statistics, reliability analysis, confirmatory factor analysis, Pearson correlation analysis, and Hayes PROCESS Macro Model 8 were used to analyze the data. The findings indicated that perceived AI usage competence was positively associated with AI trust and AI acceptance in healthcare, and AI trust was positively associated with AI acceptance. The trust-mediated indirect association between perceived AI usage competence and AI acceptance was statistically significant. AI anxiety moderated both the competence–trust association and the direct competence–acceptance association, with weaker associations observed at higher levels of AI anxiety. Overall, the findings suggest that AI acceptance in healthcare is related not only to perceived technical competence but also to psychosocial factors such as trust and anxiety.
- MakaleAçık Erişim2024Covid-19 Pandemisi Sonrası Spor Bilimleri Fakültesi Akademisyenlerinin Siberkondria Düzeyleri ve İnfodemide Davranışları Beslenme Durumları ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Pilot Çalışma
Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Erkılıç, Ali Ozan
Bu çalışma Covid-19 sonrası dönemde akademik personelin siberkondria ile infodemi düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve beslenme durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırma, Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde görev yapan 23 Akademik personel ile yapılmıştır. Tüm katılımcılara demografik özelliklerinin ve beslenme durumlarının ve besin tercihlerinin belirlenmesine yönelik bir anket uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında Siberkondri Şiddet Ölçeği-Kısa Formu, İnfodemi (Dijital Ortamda Sağlık Bilgisi Edinme ve Teyit) Ölçeği ve Besin Tüketim Sıklığı formu kullanılmıştır. Çalışmada, ölçeklerin alt faktörlerinden aşırılık ile Web 1.0 ve Sağlık Bilgisi edinme arasında ve alt faktörlerden güvence ile Web 2.0 ve Dijital sağlık bilgisi edinme arasında pozitif bir ilişki belirlenmiştir. Katılımcıların aşırılık düzeyi yani sağlıklarıyla ilgili araştırmalarının artan ve tekrar eden yapısı arttıkça, sağlık bilgisi edinme düzeylerinin de arttığı tespit edilmiştir (p<0,05). Aynı zamanda katılımcıların profesyonel tıbbi tavsiye almaya yönlendiren araştırmalar (güvence düzeyi) arttıkça, dijital sağlık bilgisi edinme düzeylerinin de artması üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda Covid-19 sonrası dönemde akademik personelin siberkondria ile infodemi düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur. Covid-19 pandemisi sonrası siberkondri ve infodemi davranışlarındaki artış, bireylerin beslenme durumları ile doğru besine yönelmesi konusunda diyetisyenlerin önemi ve gerekliliğini ortaya koymuştur. Mevcut sonuçlarımızın bu alanda gerçekleştirilecek çalışmalar ve araştırmacılar için önemli katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Covid-19 Pandemi Sürecinde Sağlık Çalışanlarının Tedarik Zinciri Yönetimi Algılarının Belirlenmesi
Cil Kocyigit, Seyhan; Ciğerci, Kübra; Akgün, Emre
Sağlık hizmetlerinde tedarik zinciri yönetimi hastaların kesintisiz hizmet alabilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Tedarik zincirinde meydana gelen aksaklıklar kaliteli hizmet sunumu engelleyebilmektedir. Özellikle pandemi gibi kriz koşullarında artan sağlık hizmeti talebinin karşılanması ve salgınla mücadele edilebilmesi için tedarik zinciri faaliyetleri önem arz etmektedir. Tedarik zincirinin en önemli paydaşlarından biri olan sağlık çalışanlarının tedarik faaliyetlerindeki rolü yadsınamaz. Bu yüzden sağlık çalışanlarının tedarik zinciri faaliyetlerine yönelik algıları süreçlerin etkili bir şekilde yönetilmesine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada sağlık çalışanlarının Covid-19 pandemi sürecindeki tedarik zinciri yönetimine yönelik algıları Tedarik Zinciri Yönetimi ve Müşteri İsteklerini Karşılayabilme Yeteneği Ölçeği (TZYMİKYÖ) kullanılarak incelenmiştir. Çalışmaya 385 sağlık çalışanı katılım göstermiştir. Örneklem büyüklüğünün yeterli olması ve çarpıklık/basıklık değerlerinin +1 ile -1 arasında olmasından dolayı parametrik testler yapılmıştır. Çalışma sonucuna tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılarak ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan sağlık çalışanlarının Covid-19 pandemi sürecinde tedarik zinciri yönetimi algılarının ortalamanın üzerinde olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışanların mesleki tecrübeleri, çalıştıkları kurum, kurum içindeki pozisyon ve çalıştıkları birimin Covid-19 pandemi sürecindeki tedarik zinciri yönetimi algıları üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Transparan Elektronik Kalça Maketiyle Uygulanan Eğitimin İntramüsküler Enjeksiyon Uygulama Becerisi ve Kaygı Düzeyine Etkisi
Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru; Akeren, Zahide; Aktaş, Elif Odabaşı; Işık, Hafsa Kübra
Giriş: İntramüsküler enjeksiyon uygulamasının yeterli bilgi ve beceriye sahip deneyimli hemşireler tarafından yapılması ilaç uygulama hatalarını azaltmaktadır. Amaç: Bu çalışma transparan elektronik kalça maketiyle uygulanan eğitimin öğrencilerin intramüsküler enjeksiyon uygulama becerilerine ve kaygı düzeylerine etkisini belirlemek amacı ile yapıldı. Yöntem: Nicel araştırma yöntemlerinden tek gruplu ön test-son test deseninde tasarlanan bu çalışma yarı deneyseldir. Çalışma 01 Kasım - 01 Aralık 2023 tarihleri arasında bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 53 hemşirelik öğrencisiyle gerçekleştirildi. Veriler Öğrenci Tanıtım Formu, İntramüsküler Enjeksiyon Uygulama Beceri Değerlendirme Formu ve Durumluk Kaygı Ölçeği ile toplandı. Tanımlayıcı istatistikler için sayı ve yüzde, ortalama, standart sapma, minimum, maksimum değerler kullanıldı. Verilerin analizi Wilcoxon işaretli - sıralar testi ve bağımlı gruplar t - testi ile yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 19,05 ± 1,04 olup, %67,9’u kızdır. Öğrencilerin %90,6’sı yurtta yaşamakta olup, %69,8’inin gelirinin gidere denk olduğu, %71,7’sinin Anadolu lisesi mezunu olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin eğitim öncesinde ve sonrasında aldıkları puanlar karşılaştırıldığında, eğitim sonrası intramüsküler enjeksiyon uygulama becerisi puan ortalamalarının eğitim öncesinden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu görüldü (p < 0,001). Öğrencilerin eğitim öncesi ve sonrası durumluk kaygı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak bir farklılık saptanmadı (p > 0,05). Sonuç: Öğrencilerin durumluk kaygı düzeyleri orta düzeydedir. Hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama öncesinde tekrarlı intramüsküler enjeksiyon uygulamalarını simülasyon maketleri üzerinde yapmaları önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Sağlık Çalışanı Adayı Öğrencilerin Covid Başta Olmak Üzere Bulaşıcı Enfeksiyonlardan Korunma Konusundaki Bilgi Düzeyleri
Albayrak, Mevlut; Bayir, Yasin; Ates, Fatih
Amaç: Bu araştırma ile sağlık çalışanı adayı öğrencilerin covid başta olmak üzere bulaşıcı enfeksi- yonlardan korunma konusundaki bilgi düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Yöntemler: Araştırmanın örneklemini, bir üniversitenin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Eczacılık Fakültesi öğrencileri oluşturdu. Araştırma verileri, “Sağlık Çalışanı Adayı Öğrencilerin Covid Başta Olmak Üzere Bulaşıcı Enfeksiyonlardan Korunma Konusundaki Bilgi Düzeyleri Anket Formu” ve “Sosyodemografik Bilgi Formu” uygulanarak toplandı. Veriler; sayı, yüzdelik, ortalama ve standart sapma ve ki-kare testi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Öğrencilerin %3,16’sı ameliyathane hizmetleri, %2,69’u diş protez teknolojisi, %9,13’ü diyaliz, %10,54’ü eczane hizmetleri, %4,92’si fizyoterapi, %4,92’si ilk ve acil yardım, %4,92’si odyo- metri, %7,85’i ortopedik protez ve ortez, %4,10’u tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik, %7,96’sı tıbbi görüntüleme teknikleri, %13,82’si tıbbi laboratuvar teknikleri, %3,40’ı yaşlı bakımı, %22,60’ı eczacılık bölümünde öğrenim görmekte ve %60,77’sinin birinci sınıf öğrencisi olduğu belirlenmiştir. Eczacılık Fakültesi öğrencilerinin diğer bölümlerdeki öğrencilere göre %100,0’ünün bulaşıcı hastalıklardan korunmak için kişisel hijyene dikkat etmenin gerekliliğini bildiği ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p < ,05).
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Hemşirelik Öğrencilerinin Uygulama Alanlarında Meslektaş Şiddetine Maruz Kalma Durumlarının Değerlendirilmesi
Kırbaş, Zila Özlem; Kahriman, Ilknur
Meslektaş şiddeti, birçok meslekte olduğu gibi hemşirelik mesleğinde de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama alanlarında meslektaş şiddetine maruz kalma durumlarını belirlemeyi amaçlamıştır. Çalışma tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu ve Hemşirelik Öğrencileri için Meslektaş Şiddetine Maruz Kalma Ölçeği kullanılarak toplandı. Çalışma toplam 281 öğrenci ile yürütüldü. Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20,58±1,74 olup, %84’ü kız öğrenciydi. Öğrencilerin sözel/psikolojik şiddete maruz kalma durumu alt boyutu puanları 20,35±7,50, şiddetin fiziksel ve ruhsal sağlık üzerine etkisi alt boyutu puanları 23,63±10,13 ve ölçek toplam puanları 43,99±16,88 olarak bulundu. Hemşirelik öğrencilerinin düşük dereceli meslektaş şiddetine maruz kaldıkları belirlendi. Bu nedenle hemşirelik öğrencilerinin uygulama alanlarında maruz kaldıkları şiddetin önlenmesine yönelik önlemler alınmalıdır.
AtıfOpenAlex6TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Toplumda Yaşayan Yaşlı Yetişkinlerin Pandemi Farkındalığı: Tanımlayıcı-Kesitsel Bir Çalışma
Terzi, Handan; Sönmez Sarı, Ebru
Giriş: COVID-19 pandemisi, tüm dünyada özellikle yaşlı popülasyonun sağlık ve iyilik halini olumsuz etkilediği bilinen önemli bir halk sağlığı krizidir. Bu çalışma toplumda yaşayan yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığı ve yordayıcı faktörlerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapıldı. Araştırmanın verileri 188 yaşlı yetişkinden kişisel bilgi formu ve Pandemi Farkındalık Ölçeği kullanılarak yüz yüze toplandı. Veriler tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t-testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan yaşlı yetişkinlerin Pandemi Farkındalık Ölçeği toplam puan ortalaması 33,08 ± 3,58 idi. Evli olanların, ortaokul ve üzeri mezunu olanların, yüksek gelirli olanların, çalışanların ve COVID-19 aşısı olanların pandemi farkındalıklarının yüksek olduğu belirlendi (p < 0,05). Çoklu doğrusal regresyon analizinde kadınların (β = 0,282, %95 GA = 0,451-3,590), ortaokul ve üzeri mezunların (β = 0,459, %95 GA = 1,464-5,883) ve yüksek gelirli olanların (β = 0,182, %95 GA = 0,216-2,438) Pandemi Farkındalık Ölçeği puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptandı (p < 0,05). Sonuç: Yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığının orta-üzeri düzeyde olduğu belirlendi. Cinsiyet, eğitim durumu ve sosyoekonomik durum değişkenlerinin yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığı düzeyinin yordayıcıları olduğu saptandı. Çalışma sonuçları, yaşlı yetişkinlerin pandemiler hakkında bilgi ve farkındalığını artırmayı amaçlayan koruyucu sağlık hizmetlerinde erkek cinsiyetine, eğitim düzeyi ve düşük gelirli olanlara daha fazla önem verilmesi gerektiğini göstermektedir..
- MakaleAçık Erişim2023The effect of boric acid, calcium fructoborate and potassium boron citrate on bone health in rats
Uzunçakmak, Sevgi Karabulut
The aim of this study was to examine the effects of boron varieties on bone health. For this purpose, twenty-four wistar rats were used. Animals were separated into four groups. The first group was the control group and was treated with nothing. The other three groups were given 3mg/kg boric acid (BA), calcium fructoborate (CaFB) and potassium boron citrate (KBCi) orally by gavage for three weeks. TNF-α, IL1-β, total oxidant level (TOS), total antioxidant level (TAS), osteopontin and osteocalcin levels were measured in serum and bone tissues of animals by ELIZA method. In the results of the study, no significant difference was observed in serum and bone tissue TNF-α and IL-1β levels between the control group and the groups that were treated with boron varieties were applied (p>0.05). Similarly, serum and bone TOS levels did not differ significantly between the control and other groups (p>0.05). However, the serum TAS level increased significantly with the application of BA, CaFB and KBCi in both serum and bone tissue compared to the control (p<0.0001). Serum osteopontin and osteocalcin levels were also significantly increased with the application of BA, CaFB and KBCi, especially in bone tissue, compared to the control group (p<0.0001). The effects of BA, CaFB, and KBCi on bone health have been compared with this study, firstly. This study is promising as a preliminary study for more comprehensive studies to be carried out in order to use boron varieties such as BA, CaFB and KBCi more widely in the future in order to improve bone health, prevent bone diseases or cope with increased stress due to various factors
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022The effect of nursing care satisfaction on pain and anxiety levels of patients undergoing orthopedic surgery in the early postoperative period
Bulbuloglu, Semra; Sarıtaş, Serdar; Güneş, Hüseyin; Kapikiran, Gurkan
In our study, we aimed to examine the effect of nursing care satisfaction on the pain and anxiety levels of patients who underwent orthopedic surgery. This descriptive study was conducted with the participation of patients who underwent surgery in the orthopedic clinic of a training and research hospital, and they were in the early postoperative period. Patient information form, Newcastle Satisfaction with Nursing Scale and State-Trait Anxiety Inventory were used in data collection. In this study, we found that 41.2% of the orthopedic patients were between the ages of 36 and 50, and 60.4% of them were women. Both nursing care satisfaction and anxiety levels were found to be higher in women than men (p<0.05). The highest satisfaction rate was found among patients aged 18-35 years old, and the highest anxiety level was found in patients over the age of 66. In our study, we found that higher anxiety levels increased pain intensity, and a high level of nursing care satisfaction could be seen in various pain and anxiety levels. Our study showed that nursing care satisfaction was affected by pain and anxiety in patients who underwent orthopedic surgery. In addition, it showed that pain and anxiety trigger each other. Clinicians should be aware of the negative effects of pain and anxiety on postoperative recovery. Strategies to increase nursing care satisfaction should be developed.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022The Use of Life Activities-Based Nursing Model in the Care of Individuals with Buerger's Disease
Apaydın, Emine; Akeren, Zahide
Buerger's disease (Thromboangiitis obliterans) is a non-atherosclerotic segmental inflammatory disease that mainly affects small and medium-sized arteries, veins, and arm and leg nerves. Although the mortality rate is not high, the symptoms it causes signi ficantly reduce the quality of life. The Life Activities Model is a nursing model that solves the problem with a humanistic approach by considering the individ- ual as a whole to support patients to increase their quality of life. In this case, care management of a 51-year-old male patie nt whose quality of life decreased due to severe pain and whose lower extremity thrombosis developed due to treatment-resistant Buerger's disease was presented using a nursing model based on life activities. By using the Life Activities-Based Nursing Model in the care of the individual with B uerger's disease, we increased the patient’s compliance by supporting them to perform the activities of daily living in the best way possible.
- MakaleAçık Erişim2022Clinicopathological Significance of hTERT gene expression in Breast Cancer Patients
Dirican, Ebubekir; Kankaya, Burak; Tatar, Zeynep Baran
Aim: This study aimed to examine the clinical significance of the mRNA expression of the human telomerase reverse transcriptase (hTERT) gene in breast cancer (BCa) and to investigate its clinicopathological role. The hTERT gene is involved in events such as cell proliferation, apoptosis and cell invasion. It has been reported that high hTERT mRNA expression is associated with poor prognosis in solid tumors such as BCa, stomach, lung, glioblastoma, head and neck. Material and Methods: RNA isolations of 59 BCa and healthy blood samples were performed. hTERT gene mRNA expression was analyzed by Real-Time-Polymerase Chain Reaction (RT-PCR) method. mRNA expression results were evaluated in cancer and healthy samples by the 2-∆∆ct method. Clinical data were collected and the relationship of these data with hTERT gene expression was evaluated statistically. Results: hTERT gene mRNA expression in BCa patients was significantly higher than in healty samples (p=0,0211). Low hTERT gene expression was significantly associated with estrogen receptor (ER) (+) and human epidermal growth factor receptor 2 (HER 2) (+) patients (p=0.0464; p=0.0080, respectively). hTERT gene expression was found to be higher in histological grade 3 patients compared to grade 2 (p=0.0389). Moreover, hTERT expression was shown to be significantly higher in basal-like histological type compared to luminal A and luminal B (p=0.0160; p=0.0008, respectively). Conclusion: The findings of our study showed that hTERT gene expression was significantly higher in BCa patients than in healthy samples. Abnormal hTERT gene expression may play an important role in carcinogenesis or diagnosis.
- MakaleYalnız künye2022Geleceğin sağlık profesyonellerine verilen iş sağlığı ve güvenliği dersinin iş sağlığı ve güvenliği yeterlilik algılarına etkisi
Tuna, Hasan; Melike, Yağcı; Ozdemir, Mustafa; Albayrak, Sirer
Çalışanların sağlıklı ve güvenli davranışlar sergileyebilmeleri için iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile kazandıkları bilgi ve becerileri işyeri ortamında uygulamaları gerekmektedir. Alınan eğitim çalışanların davranışlarını değiştirebilir ve bu durum sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları oluşturabilir. Nitelikli ara elemanları yetiştiren meslek yüksekokullarında eğitim alan geleceğin sağlık profesyonelleri, okulda gördükleri dersleri işyerlerinde de uygulamalı olarak gördükleri için iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeterlilik sahibi olmalıdırlar. Bu çalışmada Doğu Karadeniz Bölgesinde eğitim gören geleceğin sağlık profesyonellerinin iş sağlığı ve güvenliği yeterlilik algılarının, okul hayatında aldıkları iş sağlığı ve güvenliği derslerinden ve uygulama öncesi aldıkları iş sağlığı ve güvenliği eğitiminden ne şekilde etkilendiğinin tespiti amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini, basit örnekleme yöntemiyle saptanan Bayburt, Rize ve Gümüşhane illerinde eğitim gören 521 geleceğin sağlık profesyoneli oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kocaay (2020) tarafından geliştirilen “İş Sağlığı ve Güvenliği Yeterlilik Algısı Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermesi nedeniyle de parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre iş sağlığı ve güvenliği dersi ile uygulama öncesi iş sağlığı ve güvenliği eğitimi alan öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği yeterlilik algılarının, almayanlardan anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Sağlıklı ve güvenli iş yerleri ve ortamlar sağlamak, iş kazası ve meslek hastalıklarını önlemek ve öğrencilerde İSG bilinci oluşturmak için geleceğin sağlık profesyonellerin yetiştiği sağlık hizmetleri meslek yüksekokullarında eğitim müfredatının içerisine İSG eğitiminin zorunlu olarak konulmalıdır.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2022Gömülü ve sarıcı öznitelik seçim yöntemlerinin kullanılması ile akciğer rahatsızlıklarının tespiti
Aras, Selim; Engin, Mustafa Alptekin
Son yıllarda biyomedikal sinyal işleme alanındaki gelişmelere rağmen, akciğer rahatsızlıklarının tespiti üzerine hızlı ve yüksek doğrulukta çalışan teşhis sistemlerine duyulan ihtiyaç artmaktadır. Yapılan çalışmada fiziki muayene ile 94 farklı kişiden, solunum döngülerinin otomatik olarak tespit edilmesiyle elde edilen 150 adet normal ve 444 adet normal olmayan akciğer sesleri veri tabanı olarak kullanılmıştır. Sınıflandırmada öznitelik olarak frekans ve zaman bölgesinde 12 farklı yöntem uygulanmıştır. Elde edilen öznitelikler gömülü ve sarıcı öznitelik seçim yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu yöntemler; özyinelemeli öznitelik eliminasyonu, uyarlanabilir yapı öğrenimi ile öznitelik seçimi, bağımlılık kılavuzlu denetimsiz öznitelik seçimi, sıralı yerellik ile denetimsiz öznitelik seçimi, içbükey küçültme yoluyla öznitelik seçimi, en küçük mutlak büzülme ve seçim operatörü öznitelik seçim yöntemleri olarak isimlendirilmektedir. İncelenen bu öznitelikler doğrusal destek vektör makineleri, k en yakın komşuluk, karar ağaçları ve naive Bayes yöntemleri ile sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak öznitelik sayısının sınırlandırılmadığı durum için, özyinelemeli öznitelik eliminasyonu yönteminin k en yakın komşuluk sınıflandırma ile beraber kullanıldığı durum için %97,3 doğruluk değerindeki başarıma ulaşılmaktadır. Öznitelik sayısının üç ile sınırlandırıldığı durumda ise uyarlanabilir yapı öğrenimi ile öznitelik seçimi yönteminin karar ağaçları yöntemi ile beraber kullanılması ile %91,4 değerinde başarıma ulaşılmıştır. Sınıflandırmada solunum döngülerinin otomatik tespit edilmesi ve en uygun özniteliklerin seçilmesi aracılığı ile yüksek doğruluk değerine ulaşılmıştır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022Tatlı Kemikler: Diabetes Mellitus’un Kemik Sağlığına Etkisi
Hintistan, Sevilay; Daştan, Buket
Diabetes mellitus, dünya çapında milyonlarca nüfusu etkileyen, önemli mortalite ve morbiditeye sahip, kronik hiperglisemik, yaygın bir hastalıktır. Diyabetin kardiyovasküler sistem, göz, böbrek ve sinir sistemi üzerinde iyi bilinen komplikasyonlarının yanı sıra iskelet sistemide diyabetten etkilenir. Son zamanlarda diyabetin iskelet sistemini olumsuz etkilediği, kemik kalitesinde ve kemik gücünde bozulma, artan kırık riski ve bozulmuş kemik iyileşmesi gibi kemik üzerine zararlı etkilerinin olduğunu gösteren kanıtlar artmaktadır. Diyabetin kemik sağlığı üzerinde güçlü bir etkisi vardır ve iskelet kırılganlığı artık hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabetin önemli bir komplikasyonu olarak kabul edilmektedir. Tip 1 diyabette kemik mineral yoğunluğunun azalması, Tip 2 diyabette ise kemik yoğunluğunun normal hatta daha yüksek olmasına rağmen, kemik kalitesinin ve gücünün bozulması kırık riskini artırır. Tip 1 ve Tip 2 diyabetin geç aşamalarında, insülin eksikliği, insülin benzeri büyüme faktörü 1’in yetersiz salınımı kemik homeostazını bozarak kırılganlığa yol açabilir. Kemik kırılganlığına yol açan patofizyolojik mekanizmalar çok faktörlüdür ve potansiyel olarak kemik oluşumunun bozulmasına, kemik yapısının değişmesine ve kemik gücünün azalmasına yol açar. İlginç bir şekilde farklı antidiyabetik tedaviler, glisemik kontrol, hipoglisemik olayların tetiklenmesi, kemik oluşumu üzerindeki etkileri nedeniyle kırık riskini etkileyebilir. Bu derlemede, diyabetin kemik homeostazına etkisi, kırık riski, antidiyabetik tedavinin kemik üzerine etkisi ve sağlık personeline öneriler tartışılmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2022CYB mtDNA mutations and expression status of genes in the PI3K/AKT/mTOR signaling pathway in patients with schizophrenia
Dirican, Ebubekir; Uzunçakmak, Sevgi Karabulut; Özcan, Halil
Purpose: This study aimed to screen for cytochrome b (CYB) mitochondrial DNA (mtDNA) mutations and analyze the mRNA expressions of genes in the PI3K/AKT/mTOR signaling pathway in patients with schizophrenia. Materials and Methods: In this study, whole blood was obtained from 44 schizophrenic patients and 41 healthy individuals for DNA (patients) and RNA (patients and control) isolation. Samples for CYB mtDNA mutations were amplified by PCR and identified by Sanger DNA sequencing. RT-PCR and 2- increment increment Ct method was used for mRNA expression of PIK3CA, AKT1, and mTOR genes. Results: In schizophrenia patients, m.15326 A > G (43/44), m.15452 C > A (5/44), m.15078 A > G (3/44), m.14872 C > T (3/44) and m.14798 T > C (3/44) was the most common CYB mtDNA mutations. In silico analysis showed that some of the mutations were associated with the harmful, disease-causing or benign character. The mRNA expression of the PIK3CA, AKT1, and mTOR genes in schizophrenia patients was significantly higher than in healthy individuals. There was a significant moderate positive correlation between the PIK3CA and AKT1 genes. In addition, by ROC analysis, PIK3CA, AKT1 and mTOR genes were found to have good diagnostic power in the patient group. ROC analyzes showed that PIK3CA in particular has significant diagnostic value for schizophrenia patients with 80% sensitivity and 63.4% specificity. Conclusion: Both of CYB mtDNA mutations frequency and PIK3CA, AKT1 and mTOR mRNA expression were higher in schizophrenic patients compared to healthy individuals. We believe that studying these mechanisms in
AtıfWoS1OpenAlex1TR Dizin1
İncele - Derleme MakaleYalnız künye2020Dünyada ve Türkiye’de COVID-19 Aşı Geliştirme Çalışmaları
Hintistan, Sevilay; Bal, Betül; Kazak, Aysun
Daha önce 2019-nCoV olarak bilinen SARS-CoV-2 virüsünün etken olduğu COVID-19 akut bir solunum yolu hastalığıdır. Hastalık, Çin'den başlayarak tüm dünyaya yayılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından uluslararası kamu sağlığı acil durumu (30.01.2020) olarak ilan edilen COVID-19’la ilgili genetik ve moleküler çalışmalar ilk günden itibaren başlamış olmasına rağmen, şu ana kadar hala önleyici bir aşı ve kesin bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. COVID-19, acil durum olarak ilan edildikten sonra özellikle ilaç ve biyoteknoloji şirketleri ile aşı sektöründeki büyük şirketler ilaç ve aşı üretimi için iş birliği içinde çalışmalarını hızla sürdürmektedir. Bu derlemenin amacı, COVID-19 ile Dünyada ve Türkiye’de COVID-19’u önlemeye yönelik geliştirilen mevcut aşı çalışmaları hakkında bilgi vermek ve bu çalışmaların birlikte analiz edilmesine katkı sunmaktır.
AtıfTR Dizin11
İncele - MakaleYalnız künye2019Sıcaklık Stresi ile İndüklenen Broilerde Farklı Oranlarda Uygulanan Bitkisel Eksraktların Bazı Kan Parametrelerine Etkisinin İncelenmesi
Bayraktar, Bülent; Tekce, Emre
Sıcaklık stresi, immunosupressif etkisi nedeniyle kanatlılarda büyüme ve gelişme geriliği, metabolik problemlerden ölüme kadar varabilen sağlık sorunlarına yol açan önemli bir stres etmenidir. Bu çalışma, sıcaklık stresine maruzkalan kanatlılarda bitkisel ekstrakt kullanımına bağlı olarak serumda P düzeylerinin karşılaştırılmasının yanı sıra eşzamanlı olacak şekilde içme sularına ilave edilen stresin etkisini azaltılmasında antioksidan özelliklere sahip Eucalyptusglabutus labii (ökaliptus),Tymus vulgaris (kekik),Cymbopogon nardus (sitronella) ve Syzgium aromaticum (karanfil)bitkilerinden oluşan uçucu yağ karışımının (EOM) bazı kan parametreleri (Fosfor (P), Lipaz, Sodyum (Na), Klor (Cl),Doymamış demir bağlama kapasitesi (UBİC), Total Demir Bağlama Kapasitesi (TIBC), Transferin Doygunluğu (%SAT) düzeyi üzerine olan etkisi araştırılmıştır. Araştırmada her birinde 50 adet hayvan olacak şekilde 8 gruba ayrılmıştır. Gruplar kendi içerisinde her bölmede 10 adet hayvan olacak şekilde 5 alt grubu içermektedir. UIBC ve TIBCdüzeyleri kontrol grubuna kıyasla 22°C gruplarda 500 ml/1000 l gruplarda en fazla artış gözlenirken, 36°C gruplarda ise500 ml/1000 l gruplarda en fazla azalma tespit edilmiştir (p<0,05).Deney sonucunda gruplara ait veriler incelendiğindesıcaklık stresine maruz kalan broylerin içme suyuna ilave edilen EOM’un serumda P, Lipaz, Na, % SAT düzeyleri üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05).
- MakaleYalnız künye2019İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Türkiye’de Yapılan Lisansüstü Tez Çalışmalarının İncelenmesi
Ulutaşdemir, Nilgün; Tuna, Hasan; Ertürk, Israfıl
Bu çalışma; Türkiye’de 1978–2017 yılları arasında İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) alanında çalışılan lisansüstü tezlerin betimsel biranalizi yapılarak, çalışmaların farklı kriterlere göre nasıl bir dağılım gösterdiğini belirleme amacıyla planlanmıştır. Araştırmanın evrenini,Türkiye’deki üniversitelerde yapılmış olan lisansüstü tezleri, örneklemini ise İSG alanındaki yükseköğretim kurulu tez veri merkezindebulunan, 2017 yılına kadar tamamlanmış tezler oluşturmaktadır. Araştırmamız retrospektif tipte, tanımlayıcı kayıt taramasıçalışmasıdır. Tezler; ait oldukları anabilim dalı, üniversite, enstitü, yayınladıkları yıl, türü ve konu alanı açısından analiz edilerekaraştırma eğilimleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda İSG ile ilgili 1022 adet Yüksek Lisans, 124 adet Doktora ve 23 adet TıptaUzmanlık olmak üzere toplam 1169 adet lisansüstü teze ulaşılmıştır. Araştırma, benzer çalışmalar ile oluşacak yığılmalarınönlenebilmesi ve insan kaynaklarının daha etkili ve verimli bir şekilde yönlendirilebilmesi açısından önemlidir.
- MakaleYalnız künye2012An approach based on TRIZ methodology and SERVQUAL scale to improve the quality of health-care service: a case study
Yener, Engin; Altuntas, Serkan
Sağlık hizmetlerinin kalitesini arttırmak için yaratıcı problem çözme teorisi (TRIZ) ve hizmet kalitesi ölçüm skalasına (SERVQUAL) dayanan yeni bir yenilikçi yaklaşım önerilmiştir. SERVQUAL servis kalitesinin ölçümü için (özellikle sağlık hizmetlerinde) yaygın şekilde kullanılırken, TRIZ, sanayileşmiş ülkelerde sorunların çözümü için geniş bir alanda kullanılmaktadır. Su et al. (2008), servis kalitesi ile ilgili problemlerin çözümü için TRIZ’e dayanan sistematik bir çerçeve önermiştir. Bu çalışmada ise, SERVQUAL skalasının parametrelerini TRIZ’e adapte ederek, sağlık hizmetleri sektörünün kalitesini arttırmak için Su et al. (2008)’ün çalışması ışığında bir metodoloji önerilmektedir. İlk olarak TRIZ’in 39 mühendislik parametresinin SERVQUAL skalası ile benzeşen boyutları eşleştirilmiştir. Sonra çalışmamızı doğrulamak için anket formu hazırlanmıştır. Anket formumuz, Türkiye’de, Atatürk Üniversitesi Hastanesindeki on doktora(3’ü profesör diğerleri uzman doktor) uygulanmıştır. Son olarak, bu yeni yenilikçi yaklaşımın nasıl uygulanacağını göstermek için bir örnek uygulama yürütülmüştür. TRIZ’in uygulama alanı bu çalışma sayesinde genişletilmiştir.
AtıfTR Dizin2
İncele





