Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bulut, Mehmet(7)
- Kan, Muhammed Enes(6)
- Karcıoğlu, Reşat(3)
- Yıldız, Şaduman(3)
- Şengün, Hayriye(3)
- Ag, Aliriza(2)
- Akar, Nuri Çağrı(2)
- Alacadağlı, Esmeray(2)
- Büte, Mustafa(2)
- Esmer, Yusuf(2)
- Imamoglu, Ilyas Kays(2)
- Kaya, Metin(2)
- Kurnaz, Ersin(2)
- Küçükşen, Murat(2)
- Yazici, Sinan(2)
- Yıldız, Seçil Gül Meydan(2)
- Alcan, Yalçın(1)
- Alcan, Özlem(1)
- Altuntaş, Ümit(1)
- Arı, Ari(1)
- Aydin, Ayhan(1)
- Battal, Fetullah(1)
- Bayramoglu, Turgut(1)
- Başar, Selim(1)
- Başköy, Doğan(1)
- Boyali, Handan(1)
- Boz, Füsun Çelebi(1)
- Bozma, Gürkan(1)
- Bozma, Kübra(1)
- Ceyhan, Mehmet Ali(1)
- Coşkun, Hüseyin(1)
- Durmuş, İbrahim(1)
- Dursunoğlu, İsmail(1)
- Efe, Ahmet(1)
- Emec, Seyma(1)
- Emeç, Buminhan(1)
- Ersavaş Kavanoz, Suna(1)
- Ertek, Nur(1)
- Eygu, Hakan(1)
- Fatih Çalık(1)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2023Siyasal uzlaşma bağlamında siyasi ittifaklar: cumhur ittifakı ve millet ittifakı’na yönelik bir inceleme
Yolcu, Tuğba; Kapusızoğlu, Mehmet
Siyasi partilerin temel amacı iktidarı ele geçirmektir. Bu amaç doğrultusunda yürüttükleri faaliyetler çerçevesinde bir ülkedeki mevcut seçim sistemine göre farklı ittifak arayışları gündeme gelmektedir. Türk siyasal hayatı incelendiğinde çok partili hayata geçiş sürecinden sonra 1957 yılında siyasal ittifakları engellemeye yönelik ilk yasal düzenleme gerçekleştirilmiş olmasına rağmen yasal mevzuatın dolaylı yoldan aşılmasıyla siyasal ittifakların oluşturulduğu görülmektedir. 2018 Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişe kadar yasal bir temeli olmayan siyasal ittifaklar 2939 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklikle yasal zemine kavuşmuştur. İttifak kelime anlamı olarak anlaşma, bağlaşım olarak ifade edildiğinde açık bir müzakere sürecini de beraberinde getirmektedir. Bu müzakere siyasal uzlaşmanın temel şartıdır. Çalışma, Türkiye’de 2018 sonrası kurulan Cumhur İttifakı ve Millet İttifakını siyasal uzlaşma, katılımcılık, güven, ortak hedefler ve uzun vadeli iş birlikleri çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın oluşum süreçleri eleştirel söylem analizi çerçevesinde incelenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler ışığında, örnek olarak seçilen her iki ittifakın temel zeminini ideolojik benzeşme ya da ortak ideolojik zemin oluşturduğu söylenebilir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2023Etkinlik ve Eşitlik Açısından Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Uzlaşma
Bulut, Mehmet
Türk sosyal güvenlik sisteminde, devamlı nitelikteki işyerlerinde uygulanan asgari işçilik in- celemeleri sonucunda ortaya çıkan prim, gecikme cezası, gecikme zammı ve idari para cezaları için uzlaşma düzenlemesi bulunmaktadır. Ancak uzlaşma talep edilebilmesi için ortaya çıkan prim kaybının herhangi bir sigortalıya maledilmemesi gerekmektedir. Bu itibarla sosyal güvenlikte uz- laşma uygulamasının oldukça sınırlı bir kapsamı bulunmaktadır. Bununla birlikte uzlaşma dü- zenlemesinin, kapsamı, yapısı ve usulü göz önünde bulundurulduğunda gerek eşitlik gerekse de kanunilik ilkesine aykırı sonuçlar ortaya çıkardığı görülmektedir. Türk vergi sisteminde uzun yıl- lardır uygulanan uzlaşma düzenlemesinden farklı olarak Türk sosyal güvenlik sistemindeki uz- laşma uygulaması akademik olarak ilgi gösterilmiş bir konu olmamıştır. Bu itibarla Türk sosyal güvenlik sistemindeki uzlaşma düzenlemesini uygulama, etkinlik ve eşitlik açısından ele alan bu çalışmamız özgün bir niteliğe sahiptir.
- MakaleYalnız künye2023As a national school of public administration todaie's graduate education academics and students' perspective
Efe, Ahmet; Yazıcı, Sinan
Public administrations are significant in providing essential public services such as justice, security, defense, and health that the market cannot fully meet and in observing the public interest. This study carried out within the scope of the theories of Tacit Knowledge and Institutional Knowledge, aimed to reveal the perceptions of the academicians working in the institution and the public personnel studying in this institution regarding the graduate education of Public Administration Institute for Türkiye and the Middle East, a national public administration school. The data obtained from the study with the phenomenology design of the qualitative research method and the academicians and public personnel with different academic formations working in other fields of the Türkiye public bureaucracy were analyzed by content analysis. As a result of the study, it is revealed that Public Administration Institute for Türkiye and the Middle East has a public administration laboratory function in disclosing the tacit knowledge in public institutions and producing high-level knowledge through the interaction of students from different disciplines and other countries. It has been understood that the systematic and multidisciplinary training of public personnel, especially senior managers, with the perspective of public interest and public service, contributes to their internalization of a strategic and general view in their institutions and thus to making the right decisions with the competence to see the big picture.
- MakaleAçık Erişim2023Okul Kütüphanelerinin ve Sınıf Kitaplıklarının Ortaokul Öğrencilerinin Okuma Eğilimi Açısından Değerlendirilmesi
Maden, Asli; Önal, Aydın
Araştırmada, okul kütüphaneleri ve sınıf kitaplıklarının ortaokul öğrencilerinin okuma eğilimlerini karşılama açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeline göre yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, Giresun ilindeki bir ortaokulda farklı sınıf seviyelerinde (5, 6, 7 ve 8) eğitim gören öğrenciler arasından tesadüfi olarak seçilmiştir. Araştırmanın materyalleri de aynı ortaokulun kütüphanesinde ve sınıf kitaplıklarında bulunan kitaplardan oluşmaktadır. Öğrencilerin okuma eğilimleri, Okuma Eğilimi Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Kütüphane ve kitaplıklardaki kitapların tür, konu ve yazar bilgileri araştırmacılar tarafından Kitap Sınıflama Formu’na işlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerin okuma eğilimini destekleyen kitapların okul kütüphanesi ve sınıf kitaplıklarında yeterince yer bulmadığı tespit edilmiştir. Buna karşın öğrencilerin tercih etmedikleri kitapların kütüphanede ve kitaplıklarda daha fazla bulunduğu belirlenmiştir. Ulaşılan sonuçlar okul kütüphanesindeki ve sınıf kitaplıklarındaki kitapların tür, konu ve yazar açısından öğrencilerin okuma eğilimlerini yeterince karşılayamadığını ortaya koymuştur.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023The Future of Export-Based Growth Policies in the Turkish Economy: An Econometric Simulation Approach
Coşkun, Hüseyin; Imamoglu, Ilyas Kays
The failure of the import substitution industrialization policies implemented in the Turkish economy between 1960 and 1980 led to the adopting of export-oriented policies for economic growth. In 1980, radical transformations were experienced in economic policies. Since 1980, exports have been attributed important meanings for sustainable economic growth. Therefore, this study analyzes the long-run and short-run relationship between exports and economic growth in the Turkish economy by using the ARDL bounds test approach with annual data sets for the period 1987-2021 and forecasts Turkey's GDP per capita for the period 2022-2032 by econometric simulation method. The ARDL model estimation results show that exports have a statistically significant and positive effect on economic growth in the short and long run. According to the forecast analysis, it has been determined that the per capita GDP in 2032 will be $20990 in the base export scenario, $17327 in the low-export scenario, and nearly double to $25157 in the high-export scenario. These results show that it is possible for the GDP per capita to nearly double in the next ten years in the Turkish economy. Still, policy components are needed to increase exports by an average of 13.86% annually to reach these figures.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Üçlü Açmaz - İkili Açmaz Hipotezlerine İlişkin Tartışmalar
Varlık, Cemil; Akar, Nuri Çağrı
Bu çalışmada üçlü açmaz ve ikili açmaz görüşlerine ilişkin tartışmalar ışığında teorik ve ampirik literatürün incelenmesi amaçlanmaktadır. Üçlü açmaz hipotezi, parasal bağımsızlık, sermaye hareketlerinin serbestliği ve döviz kuru istikrarı hedeflerinin aynı anda uygulanamayacağını, bunlardan sadece iki tanesinin gerçekleştirilebileceğini öngörmektedir. Bu görüşe göre, finansal entegrasyon altında para politikası bağımsızlığına, dalgalı bir döviz kuru rejimi sayesinde ulaşılabilir. Ancak Rey (2015) tarafından geliştirilen ikili açmaz hipotezi, finansal küreselleşme altında merkez ülkelerin para politikalarının çevre ülkelerin ulusal para politikalarını etkilediğini, bu yüzden söz konusu ülkelerin döviz kuru rejimine bağlı olmaksızın bağımsız bir para politikası uygulayamayacaklarını savunmaktadır. Bu görüşe göre, giderek küreselleşen piyasalarda döviz kuru artık bir şok emici işlevi görmemekte, esnek döviz kuruna sahip ülkeler bile bağımsız para politikası uygulayamamaktadır. Dolayısıyla son yıllarda birçok iktisatçı, üçlü açmazın ikili açmaza dönüştüğünü iddia etmeye başlamıştır. Literatürdeki tartışmalar ve ampirik çalışmalar incelendiğinde bir taraftan üçlü açmazın halen geçerli olduğuna dair bulgular ve görüşler mevcutken, diğer yandan üçlü açmazın artık ikili açmaza dönüştüğüne ilişkin eleştiriler ve bulgular vardır. Ayrıca ikili açmazın kısmen geçerli olduğuna dair bulgulara da rastlanmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2022Türkiye ile balkan ülkeleri arasında işgücü akışkanlığı ve sosyal güvenlik sözleşmeleri
Bulut, Mehmet
Uluslararası göçün en önemli sonuçlarından birisi ülkeler arası işgücü akışkanlığıdır. Uluslararası göçün niteliği ve göç edilen ülkenin iktisadi, sosyal ve kültürel yapısı, yer değiştiren işgücünün etkisini olumlu veya olumsuz yönde belirleyebilmektedir. Söz konusu işgücü akışkanlığı nedeniyle ortaya çıkması muhtemel sorunların ulusal mevzuat ile çözümlenmesi tam olarak mümkün olmayabilmektedir. Bu noktada uluslararası sözleşmeler etkin bir role sahiptir. İşgücü hareketliliği sonucunda uluslararası düzeyde çözüm bulunması ve hak kayıplarının önlenmesi gereken hususlardan birisi de sosyal güvenliktir. Türkiye ile Balkan ülkeleri arasında tarihi ve coğrafi açıdan önemli bir bağ bulunmaktadır. Dolayısıyla bu ülkeler arasındaki işgücü akışkanlığının boyutunun ortaya konulması ve imzalanmış ikili sözleşmelerin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Mevcut durumda Türkiye, Balkan ülkelerinden Bosna Hersek, Arnavutluk, Makedonya, Karadağ, Sırbistan, Hırvatistan, Romanya ve Macaristan ile ikili sosyal güvenlik sözleşmesi imzalamıştır. Makalemizde, ilk defa bir akademik çalışmada, Türkiye’nin Balkan ülkeleri ile olan işgücü akışkanlığı temelindeki ilişkileri ve sosyal güvence işbirlikleri değerlendirilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Covid-19 Küresel Salgınının (Pandemi) Türkiye’nin Göç Yönetimine Etkisi
Şengün, Hayriye; Emeç, Buminhan
2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle milyonlarca Suriyelinin Türkiye’ye gelişi, Afrika ülkelerinden ve Taliban örgütünden kaçarak Afganistan’dan gelenler, Türkiye’de göçmen sorunu ön plana çıkarmıştır. Ayrıca Ortadoğu’daki ülkelerin vatandaşlarından, daha iyi koşullarda yaşamak isteyenlerin büyük bir bölümünün, Avrupa’ya gitmek amacıyla veya kalmak için doğrudan Türkiye’ye yönelmesi, göç yönetimini daha önemli hale getirmiştir. Düzensiz göçlerin ülkelerde yarattığı ekonomik, sosyal ve toplumsal sorunlar, küresel salgın gibi olağanüstü dönemlerde daha da artmaktadır. 2019 yılı sonunda Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkarak kısa bir sürede tüm dünyaya yayılan ve küresel pek çok soruna neden olan Covid- 19 küresel salgınını önlemek amacıyla, Türkiye’de ve uluslararası düzeyde alınan önlemler, Türk vatandaşlarının yanı sıra statüsü; göçmen, geçici koruma kapsamındaki yabancı veya sığınmacı olsun, bütün yabancıları büyük ölçüde etkilemiştir. Bu çalışmada, Covid-19 küresel salgınının Türkiye’deki göç yönetimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada, literatür taraması yapılıp, istatistiki raporlar kullanılarak, Türkiye’nin göç yönetimi, göç yönetiminin küresel salgından etkilenme düzeyi ve çözüm önerileri tartışılmıştır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2022İzlanda’da Yerel Yönetimler
Ersavaş Kavanoz, Suna; Küçükşen, Murat
İzlanda, 1944 yılında kabul edilen Anayasa’sı uyarınca bir Parlamenter Cumhuriyettir. Üniter bir devlet olan İzlanda, merkezi yönetim ve yerel yönetimler olarak örgütlenmiştir. Yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları özerk belediyeler tarafından yürütülmektedir. Belediyelerin en önemli görev ve sorumlulukları eğitim ve sosyal hizmet sağlamaktır. İzlanda, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı 1991 yılında kabul etmiştir. Bu doğrultuda, belediyelere yerel düzeyde vergi koyma yetkisi verilerek, hem siyasal hem de ekonomik anlamda güçlendirme yoluna gidilmiştir. Belediyelere sağlanan geniş idari ve mali yetkiler hem yerel demokrasinin gelişmesine hem de etkin hizmet sunumuna katkıda bulunmaktadır. Bu çalışma, İzlanda yerel yönetimlerini yapısal, işlevsel ve finansal açıdan çeşitli yönleri ile analiz etmeyi amaç edinmektedir.
- MakaleAçık Erişim2022Attitudes and Behaviors of Turkish Consumers Regarding the Olive Oil Consumption
Özçelik, Beraat; Altuntaş, Ümit; Güzel, İsmail; Yılmaz, Özlem; Uluata, Sibel
Bu çalışmanın amacı, Türk tüketicilerinin Akdeniz diyetinin önemli bir parçası olan zeytinyağı tüketimine ilişkin tutum ve davranışlarını ortaya koymak, zeytinyağının duyusal özelliklerinin tüketiciler üzerindeki etkisini ölçmek ve bu konudaki farkındalıklarını ve tutumlarını belirlemektir. Literatür araştırması doğrultusunda, tüketicilerin zeytinyağı tercihinde en çok önem verdiği özellikler ve zeytinyağı satın alma/tüketim sıklığı Türkiye'de sıklıkla mutfaklarda kullanılan zeytinyağının önemi ve mevcut durumu göz önünde bulundurularak, tüketicilerin zeytinyağı tercihinde etkili olan parametreleri değerlendirmek için incelenmiştir. Zeytinyağı tüketim ve satın alma sıklığı, ambalaj tercihi, duyusal özelliklerin önemi gibi anket soruları hazırlanmış ve anket çalışması tasarlanmıştır. Bu anket çalışmasında tüketicilerin demografik ve sosyo-ekonomik yapıları da dikkate alınmış ve elde edilen verilerin demografik özelliklerine (cinsiyet, yaş, eğitim, gelir düzeyi) göre farklılık gösterip göstermediği istatistiksel olarak tespit edilmiştir. Belirlenen tasarım doğrultusunda "VETİ" programı ile hazırlanan anket Türkiye'de yaşayan 272 kişiye uygulanmıştır. Anketin istatistiksel analizi SPSS paket programı ile gerçekleştirilmiş, verilerin analizinde frekans dağılımı ve Ki kare Öz Bu çalışmanın amacı, Türk tüketicilerinin Akdeniz diyetinin önemli bir parçası olan zeytinyağı tüketimine ilişkin tutum ve davranışlarını ortaya koymak, zeytinyağının duyusal özelliklerinin tüketiciler üzerindeki etkisini ölçmek ve bu konudaki farkındalıklarını ve tutumlarını belirlemektir. Literatür araştırması doğrultusunda, tüketicilerin zeytinyağı tercihinde en çok önem verdiği özellikler ve zeytinyağı satın alma/tüketim sıklığı Türkiye'de sıklıkla mutfaklarda kullanılan zeytinyağının önemi ve mevcut durumu göz önünde bulundurularak, tüketicilerin zeytinyağı tercihinde etkili olan parametreleri değerlendirmek için incelenmiştir. Zeytinyağı tüketim ve satın alma sıklığı, ambalaj tercihi, duyusal özelliklerin önemi gibi anket soruları hazırlanmış ve anket çalışması tasarlanmıştır. Bu anket çalışmasında tüketicilerin demografik ve sosyo-ekonomik yapıları da dikkate alınmış ve elde edilen verilerin demografik özelliklerine (cinsiyet, yaş, eğitim, gelir düzeyi) göre farklılık gösterip göstermediği istatistiksel olarak tespit edilmiştir. Belirlenen tasarım doğrultusunda "VETİ" programı ile hazırlanan anket Türkiye'de yaşayan 272 kişiye uygulanmıştır. Anketin istatistiksel analizi SPSS paket programı ile gerçekleştirilmiş, verilerin analizinde frekans dağılımı ve Ki kare testleri kullanılmıştır. Bu anket çalışması sonucunda, Türk tüketicilerin kendilerine yöneltilen sorulara verdikleri yanıtlara göre, incelenen demografik değişkenlere, "cinsiyet", "yaş" ve "eğitim durumu" ve "gelir düzeyi"ne göre istatistiksel farklılıklar bulunmaktadır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Housing Demand Forecasting with Machine Learning Methods
Emec, Seyma; Tekin, Duygu
Housing is a place where sustainable urban spaces are produced and where people's physical, cultural, environmental, economic, social and psychological needs are evaluated together with their surroundings, rather than just a building where the need for shelter is met. With the acceleration of urbanization, new needs arise, and the first of these is the need for housing. The housing sector has become one of the most dynamic and continuous sectors associated with the increase in the need for housing. The need for adequate and accessible housing comes to the forefront in our country as well as in the world. Understanding and predicting the key features determining housing prices and value is an important consideration for urban planners and housing policymakers. In this study, machine learning and artificial neural network models were used to predict the housing demand of Konya, and their forecasting performances were compared. As a result, it was concluded that ANN is a better alternative for housing demand forecasting in Konya.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Analysis of the Validity of the Environmental Kuznets Curve Hypothesis for Turkey
Yıldız, Şaduman
Environmental wastes increasing with the industrialization process have caused environmental problems to come into prominence worldwide. Therefore, the relationship between economic growth and environmental pollution has become the center of attention for many researchers, and many studies have been conducted. One of the most important hypotheses that reveal the relationship between these variables is the Environmental Kuznets Curve (EKC). In this context, the study aimed to examine the validity of the EKC, which revealed an inverse-U-shaped relationship between economic growth and environmental pollution, for Turkey in the period between 1990 and 2015. The relationship between environmental pollution and economic growth in the study was analyzed through the ARDL limit test. According to the analysis results, it was concluded that the EKC hypothesis was valid for Turkey in the period mentioned. In this respect, environmental degradation initially rises as economic growth increases, but environmental pollution decreases with the increase in environmental consciousness after a certain threshold growth level. Moreover, the study elucidated that the increase in the amount of renewable energy consumption reduced environmental pollution. Accordingly, it is recommended to produce with clean technology that will enhance the environmental quality in the production process and implement a stable growth policy that will increase the amount of renewable energy consumption within the total energy consumption. Furthermore, legal regulations can be made to promote the use of environmentally friendly technologies in production, and tax reductions or various investment supports can be provided within this framework.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2021Türk sosyal güvenlik sisteminde prim ziyaı kabahati ve yaptırımının değerlendirilmesi
Bulut, Mehmet
Sosyal güvenlik sistemlerinin en önemli problemlerinden birisi finansal açıklardır. Finansal açıkların temelinde ise kayıtdışı istihdam, prim harcamaları, tahsilattaki başarısızlık ve af/ yapılandırma beklentileri yatmaktadır. Yaşanan finansal açıklar orta ve uzun vadeli birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle prim kaybını en aza indirecek önlemlerin alınması gerekmektedir. Prim ödeme yükümlüsünün ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, primin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi olarak ifade edebileceğimiz “prim ziyaı” kavramı ve bu kabahate uygulanacak yaptırım bu noktada önem arz etmektedir. Türkiye’de prim tarhı işlemi, muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin yükümlü tarafından hazırlanarak vergi dairesine verilmesi şeklinde gerçekleşmektedir Bu işlemin tam olarak ya da süresinde yapılmaması halinde ise 5510 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası uygulanmaktadır. Ancak uygulamada para cezasının tutarı ile adalet ve tutarlılık açısından bazı sıkıntıların olduğu göze çarpmaktadır. Bu çalışmamızda özellikle bu sıkıntılar açıklanmaya çalışılmış olup akademik anlamda prim ziyaı ve yaptırımına ilişkin bu durumun ilk defa ele alınıyor olması çalışmamıza özgünlük kazandırmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2021Sosyal Güvenlik Kurumu’nun\rPrim Takip Performansı ve Öneriler
Bulut, Mehmet
Asli kamusal hizmetlerden olan sosyal güvenliğin finansmanının en önemli unsuru primlerdir.\rSosyal güvenlik hizmetlerinin aksatılmadan yürütülebilmesi ve sunulan hizmet kalitesinin tatmin\redici seviyede olması için primlerin mümkün olan en az kayıpla tahsil edilmesi gerekmektedir. Bu\rçalışmamızda, yükümlüler tarafından süresinde ödenmeyen primlerin Sosyal Güvenlik Kurumu\rtarafından takip ve tahsil edilmesindeki performansı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu itibarla\röncelikle genel olarak primlerin takip ve tahsil usulü açıklanmış, akabinde ise icra tahsil oranı,\rsatış haciz oranı gibi göstergelerle prim takip performansı ele alınmıştır. Yapılan değerlendirme-\rlerde özellikle Sosyal Güvenlik Kurumu’nun gelir tahsil işlevinin ikincil planda kalması, icra me-\rmurlarının yetersizliği ve sürekli çıkartılan yapılandırma kanunlarının prim takibini olumsuz yönde\retkilediği görülmüştür. Buradan hareketle çalışmamızda, Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde\ralınması gereken önlemleri içeren dahili öneriler ve prim takip yetkisinin vergi idaresine bırakıl-\rması gerektiğine ilişkin harici önerilerde bulunulmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun prim takip\rperformansına yönelik daha önceden herhangi bir akademik çalışma yapılmamış olması çalışma-\rmıza özgünlük kazandırmıştır.
- MakaleYalnız künye2021Motivation and Potentials of Healthcare Professionals to Migrate to Germany within the German Framework of the Skilled Immigration Act
Yurttaş, Süleyman; Karaca, İlhan
The present study examined the situation of Elderly Care Program students to migrate to Germany and establish transnational ties within the framework of the Skilled Immigration Act, which entered into force on March 1, 2020 in Germany. The aim of the study is to look at the skilled worker migration from the perspective of the individual, to reveal his personal migration orientation and to compare this orientation with the objective situation in the target country and also to reveal the migration potential. Although the study specifically focuses on elderly care technician candidates, it aims to present a realistic migration perspective to individuals from other professions. In the study, in which content analysis method was used, the data were obtained from Bayburt University Elderly Care Program students. The findings obtained from the data showed that elderly care technicians candidates have high motivation to immigrate to Germany but their potential is weak. The employment conditions in Turkey and an idealized perception of Germany gave them a status of "potential skilled migrant" in their imagination. But on the other side, Germany's increasing need for qualified personnel and the strong migration ties between the two countries create a solid but more unimpeded and functional ground for individuals who want to immigrate. In this context, the Skilled Immigration Act, which has just entered into force, stands out as an important framework for future joint migration programs and projects that can be produced between the two countries.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2021Türkiye’de kamu denetçiliği kurumu (ombudsmanlık) imajına yönelik bir araştırma
Dursunoğlu, İsmail; Boyali, Handan; Gündoğdu, Serkan
Tarihi 18. yüzyıla kadar giden Kamu DenetçiliğiKurumu, kamu örgütlerini devlet adına denetleyenbir kurum olarak ortaya çıkmıştır. Kamu örgütlerinidenetleyerek vatandaşları idarenin keyfi uygulamalarına karşı koruması, devlet kurumlarını dışardanbağımsız ve tarafsız şekilde denetlemesi, yapılanbaşvurulara kısa süre içinde nihai çözümler üretmesi ombudsmanlık kurumunun önemini her geçengün artırmıştır. Böylece kamu idarelerindeki kötüyönetim en aza indirilerek, insan hak ve özgürlüklerine yönelik ihlallerin önüne geçilmeye çalışılmıştır.Dünyadaki gelişimine nazaran Türkiye’de Kamu Denetçiliği Kurumu ile ilgili çalışmalar daha geç ortayaçıkmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kurulmasına yönelik ilk girişimler 2006 yılında başlamıştır.2012 yılına gelindiğinde ise kurulum gerçekleşmiştir. Bu kurum, günümüzde birçok iletişim kanallarını kullanmak suretiyle etkili ve bağımsız bir şikâyetmekanizması oluşturmuştur. Vatandaşların gündelik hayatlarını kolaylaştırmayı, kamu idarelerinidaha ilkeli ve güçlü bir yapıya kavuşturmayı, idareile vatandaş arasında arabuluculuk misyonu üstlenmeyi amaçlayan Kamu Denetçiliği Kurumu, her geçen gün devlet ve halk nezdinde itibar kazanmayadevam etmektedir.Bu çalışmada Kamu Denetçiliği Kurumu’nun halktarafından bilinirliği, imajı ve nasıl algılandığı tespitedilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, Türkiye’denispeten genç bir kurum olan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun imajını belirlemektir. CAWI yöntemininuygulandığı araştırma Türkiye örneklemini oluşturacak olan 26 ilde yapılmıştır. Çalışmada kurumimajına yönelik olumlu ve olumsuz bazı sonuçlaraulaşılmıştır
AtıfTR Dizin8
İncele - MakaleAçık Erişim2021Kurumsallaşmaya etki eden faktörlerin belediyeözelinde analizi
Başköy, Doğan; Kızılboğa, Rüveyda
Değişmeyen tek şeyin değişim olduğu bir ortamda kurumların varlıklarını sürdürülebilir kılmaları kurumsallaşmaları ile mümkün olmaktadır. Kurumsallaşma kavramı ilk olarak aile işletmeleri özelinde ortaya çıkan bir kavramdır. Aile işletmelerinin yaşam süreleri, işletme sahiplerinin yaşam süreleriyle sınırlı kalmakta ve işletmeler gelecek nesillere aktarılamamaktaydı. Kurumsallaşma kavramının gündeme gelmesiyle birlikte özel sektörde faaliyet gösteren işletmeler yoğun rekabet ortamında ayakta kalabilmek adına kurumsallaşmanın gereklerini yerine getirmeye başlamışlardır. Hizmette süreklilik ve kalite ile hizmetten memnuniyetin ön plana çıktığı belediyeler için de kurumsallaşma, bu hedeflere ulaşılması yönünde önemli bir şart haline gelmiştir. Belediye yönetimleri de vatandaşları memnun edebilmek ve gelecek seçimlerde de görevde olabilmek adına kurumsallaşmaya önem vermeye başlamışlardır. Bu kapsamda çalışmanın konusunu, kurumsallaşma ve kurumsallaşmayı sağlayan faktörlerin bir belediye özelinde incelenmesi oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında literatürde genel kabul gören kurumsallaşma faktörleri kamu sistemine uyarlanarak incelenmekte ve ölçek geliştirilmektedir. Amaç, kurumsallaşma faktörlerinin kamu idaresi olan bir belediyede gerçekleşme düzeyini kurum çalışanları aracılığıyla tespit etmektir. Çalışmada anket yöntemi kullanılmaktadır. Belediyenin kurumsallaşmaya yönelik önemli ilerlemeler kaydettiği, ancak insan kaynakları, mali yönetim ve denetim alanında eksikliklerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kurumsallaşmanın tek bir belediye özelinde incelenmesi çalışmanın sınırlılığı olmakla birlikte geliştirilen ölçeğin diğer kamu kurumlarına uyarlanmasına fırsat sunması ile literatüre ve araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2021Corporate Sustainability Performance Assessment: CRITIC-ARAS Integrated Model
Ag, Aliriza; Özkan, Tuba
In today's world, businesses struggle to survive in an intense competitive environment as a result of changes and developments that occur due to globalization. In this competitive environment, the importance of not only economic indicators but also social indicators is increasing day by day for businesses to gain competitive advantage. Therefore, businesses will be able to reveal their competitive advantage in their economic, social and environmental aspects in their sustainability reports. In this context, the main purpose of corporate sustainability and sustainability accounting is to meet the information needs of the business stakeholders and to measure and evaluate the corporate performances of the enterprises as a result of their activities for sustainability purposes.In today's world, businesses struggle to survive in an intense competitive environment as a result of changes and developments that occur due to globalization. In this competitive environment, the importance of not only economic indicators but also social indicators is increasing day by day for businesses to gain competitive advantage. Therefore, businesses will be able to reveal their competiti-ve advantage in their economic, social and environmental aspects in their sustainability reports. In this context, the main purpose of corporate sustainability and sustainability accounting is to meet the information needs of the business stakeholders and to measure and evaluate the corporate perfor-mances of the enterprises as a result of their activities for sustainability purposes.The aim of this study was to evaluate the corporate sustainability performance of the companies registered at Borsa İstanbul, operating in the production sector, as per various economic, environmental, and social indicators. An algorithm based on the integrated use of CRITIC and ARAS methods was used in the performance assessment of businesses, and corporate sustainability performance ranking results were presented. The CRITIC method, which is one of the objective weighting methods, was used to de-termine the weight of the criteria, while the ARAS method was used to determine the performance rankings of alternatives. As a result of the analysis in terms of corporate sustainability, OTKAR has been determined as the company with the best economic performance, AYGAZ with the best environmental performance, and KERVT with the best social performance.
AtıfOpenAlex12TR Dizin8
İncele - MakaleAçık Erişim2021Causality Relationship Between Government Stability and Trade Openness: The Case of Turkey
Arı, Ari
International trade is very exposed to political risk and the existence of political risk components in a given market may cause problems in both export and import activities. Government instability is one of the political risk components that is related with trade openness. The paper examines the government stability-trade openness nexus for Turkey using Vector Error Correction Model (VECM) and VECM based Granger Causality test covering the period of 1984-2016. Results have shown that there is a unidirectional causality in the long run from trade openness to government stability. Because Turkey’s production of final goods usually is based on imports, an increase in exchange rate usually floats trade openness in favor of imports. This creates foreign trade deficit. Worsening economic conditions affects the government stability. Due to the unfavorable picture and economic crises in Turkey, the average duty time of the governments established between 1990-2003 was one year. Despite this, export-led growth and highest amount of foreign direct investment within three election periods starting from 2002, enabled the individuals to grasp the importance of stability in governance. During the 2010s, Turkey struggled with the foreign trade deficit, high inflation and unemployment rates brought about by the high exchange rate, and the deteriorating economic situation caused the ministers in the cabinet and even the presidential system to change. Thus, the study concluded that trade openness may affect the policy-relevant implications and create government instability for Turkey through changes in exchange rates and depreciation of Turkish lira.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Yetişkinlerin Yaşamsal Hafızaları ve Afet Bilinçleri
Kuzey, Memet; Göçgen, Sosyalci
İnsanlar yaşadıkları coğrafyaya ilişkin edinmiş oldukları bilgi ve deneyimleri ile kendi yaşamsal hafızlarını, afet bilinçlerini, toplumsal afet kültürünü ve coğrafyanın da tarihçesini oluştururlar. Bu çalışmanın amacı, yetişkinlerin yaşadıkları coğrafyadaki afetlere ilişkin yaşamsal hafızalarında oluşturdukları bilgi ve deneyimlerini ortaya koymaktır. Çalışma nitel araştırma desenlerinden biri olan temel nitel araştırma deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu bir devlet üniversitesinde 2019-2020 yılında öğrenim gören Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı öğrencilerinin ebeveynlerinden biri olmak şartıyla 154 katılımcıdan oluşmaktadır. Çalışmanın verileri afet öncesi, afet anı ve afet sonrasını kapsayan açık uçlu sorulardan oluşan anket ile toplanmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiş ve 6 farklı kategori altında sınıflandırılmıştır. Çalışma sonucunda katılımcıların yaşadıkları coğrafya ilişkin en çok bildikleri ile en çok yaşadıkları afetlerin deprem, sel ve heyelan olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların afet anında dışarı çıktıkları, çok korktukları ve duygularını kontrol edemedikleri sonucuna varılmıştır. Katılımcılar afet sonrasında ise daha çok bir şey yapamadıklarını ifade etmişlerdir. Afet konusundaki önerilerinde ise afet bilincine sahip bireylerin yetiştirilmesini için eğitime vurgu yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin4
İncele











