Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2021
    The Effects of Vermicompost Applications on the Yield and Quality of San\rAndreas (Fragaria x ananassa Duch.) Strawberry Variety

    Erdogan, Ummugulsum; Develi, Erdem Asaf; Yavuz, Ayşegül

    In this study, in which the effects of different applications of vermicompost on the yield and quality\rof San Andreas strawberry variety were investigated 15, 30, 45, 60 g vermicompost was applied per\rplant. First flowering, first and last harvest dates, number of fruits per plant, yield per plant (g/plant),\rfruit weight (g), fruit flavor, macro and micro nutrient content, organic acid amounts were examined.\rThe results showed that the differences between treatments in yield per plant were statistically\rsignificant. The highest total yield per plant was obtained from V45 and V30 applications with 972.8\rg and 878.9 g respectively and the lowest yield was obtained from the control application with 384.2\rg per plant. The largest fruits were obtained from the V60 (19.5 g) application. It was determined that\rnitrogen, phosphorus, potassium, magnesium, sulfur, manganese, iron, zinc and boron concentrations\rin the leaves of strawberry plants fertilized with vermicompost were higher than the control. The\rhighest values in organic acid values were determined in oxalic, propionic, malonic, lactic, fumaric\rand succinic acids in V60 application (5.62, 11.16, 49.00, 104.98 µg/100 g respectively). It seems\rthat the application of vermicompost fertilizer in strawberry cultivation has a positive effect on yield\rand quality characteristics.\r

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ4
    Yüksek Basınç Homojenizasyon Uygulanmış Yağsız Süt Tozlarının Yenilebilir Film Üretiminde Kullanımı: Film Özelliklerinin Karakterizasyonu

    Sert, Durmuş; Mercan, Emin

    Gıdaların ambalajlanması tedarik zincirinde önemli bir rol oynamaktadır ve ambalajlama son işlemenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Yenilebilir filmler ve kaplamalar, gıda kalitesi optimizasyonu için ortaya çıkan stratejilerden biridir. Yenilebilir filmler ve kaplamalar kaliteyi sürdürme, raf ömrünü uzatma ve ambalaj malzemelerinin ekonomik verimliliğine katkıda bulunma potansiyeline sahiptirler. Ayrıca tüketicilerin sağlık kaygılarından dolayı sadece doğal bileşenler içeren yüksek kaliteli ürünlere olan talep artmaktadır. Bu amaçla doğal kaynaklı yeni ambalajlama materyalleri geliştirilmekte ve karakterize edilmektedir. Bu çalışmada, yüksek basınç homojenizasyon (YBH) uygulanarak üretilmiş yağsız süt tozu (YST) ilavesinin yenilebilir filmlerin fiziksel ve mekanik özelliklerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, 50 MPa’da YBH uygulanmış süt konsantresinden püskürterek kurutmayla YST üretilmiştir. Üretilen YST jelatin bazlı yenilebilir film üretiminde %1, %2 ve %3 oranında kullanılmıştır. Artan oranda YST ilavesi filmlerin yoğunluğunun ve parlaklığının (L*) kontrol örneğine kıyasla artmasına yol açmıştır. Yenilebilir filmlerin hidrofobikliği YST eklenmesiyle artmıştır. Örneklerin kopma uzaması %245.40-295-28 aralığında değişmiş olup artan oranda YST ilavesi bu değeri artırmıştır. Yenilebilir filmlerin dayanım değerleri 2.86-3.75 MJ/m3 aralığında tespit edilmiştir. En düşük dayanım değeri %3 YBH uygulanmış YST ilaveli örnekte en yüksek değer ise kontrol örneğinde belirlenmiştir. Sonuçlar, yağsız süt tozunun, filmlerin gerilme dayanım değerlerini düşürmesi, kopma gerilmesi özelliklerini kısmen iyileştirmesi, daha elastik bir özellik sağlaması ve makul mekanik dayanıklılığı sağlaması açısından yenilebilir film üretimi üzerinde olumlu etkiler yapabileceğini göstermiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Osmotic Dehydration Applications in Meat

    Kantar, Naciye Kutlu; Kamiloğlu, Aybike; Elbir, Tugba

    Osmotic dehydration is a non-thermal, partial drying process applied for the removal of water in food products, as well as for the absorption of various solutes (salt, sugar, etc.). In the osmotic dehydration process, the food material is immersed in a high concentration solution to obtain a final product with lower water activity. However, since the final products with very low water activity cannot be obtained with osmotic dehydration, this method is applied as a pretreatment. The water loss in the product takes place in a shorter time with the osmotic dehydration process applied before drying. The most effective factors on osmotic dehydration are the type of osmotic agent, concentration, process temperature, process time and sample/solution ratio. The low process temperature in osmotic dehydration prevents the loss of color and aroma in food products and contributes the functional, nutritional and sensory properties of products. In addition, the fact that it is a very economical process and does not pose any negative effects in terms of human health makes the method advantageous. In this review, when the osmotic dehydration process is used as a pretreatment in meat processing, the effects on the quality characteristics of the product were mentioned. It has been determined that osmotic dehydration used in various meats (chicken, pork, beef, lamb, ostrich meat and a wide variety of seafood) improves many quality parameters such as color and sensory properties and shelf life of the products. Dried meat with better texture were obtained with the use of specific osmotic agents. It is also recommended to use osmotic dehydration in combination with some applications such as ultrasound or high pressure for effective drying of meat. It was determined that osmotic dehydration process used before convective drying significantly reduced the drying time of meat.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2021
    A potential antiviral and food-derived healthy ingredient: Resveratrol

    Türkoğlu, Zehra; Arslaner, Ayla

    Polyphenols are the secondary metabolites of plants and has an important role in human nutritionas the leading antioxidants. According to the carbon number-based classification of polyphenols,resveratrol is a natural polyphenol in the stilbene group with antioxidant and anticarcinogenic effects. Its beneficial effects on cardiovascular diseases have also been reported. It was first identified in 1940 and has recently gained importance especially in medicine and pharmacy. Researchershave carried out various studies on resveratrol and its time-honored use in traditional eastern medicine has been reported. Resveratrol is a food ingredient that has the potential to be used in thetreatment of various diseases, but also has antiviral effects. The study focuses on resveratrol’sphysical and chemical properties, effects on health, antiviral effects and use in foods as a functionalcomponent.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Erzincan Geleneksel Dut Pekmezinin Bazı Fiziksel, Kimyasal ve AntioksidanÖzelliklerinin Belirlenmesi

    Cakmakci, Songul; Salık, Mehmet Ali; Arslaner, Ayla

    Bu araştırmada, geleneksel yöntemle üretilen Erzincan dut pekmezinin bazı kalite özelliklerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, 2018 ve 2019 yıllarında geleneksel olarak üretilen 10 adet dut pekmezi örneğinde, çeşitli fiziksel ve kimyasal özellikler ile antioksidan aktivite tespit edilmiştir. Pekmez örneklerinde; pH 4,86-5,17, titrasyon asitliği %0,53-0,85, toplam kuru madde %71,91-84,07, suda çözünür kuru madde %70,60-83,80, toplam kül %1,44-3,47, protein %1,47-3,19, su aktivitesi 0,59-0,75, 5-hydroxymethyl furfural (HMF) 5,70-72,62 mg/kg, toplam şeker %64,04-71,40, invert şeker %40,46-56,15, sakkaroz %7,76-26,59, kalori 262,01-294,54 kcal/100 g, viskozite 745-15275 cP, L* değeri 19,19-32,64, a* değeri 5,68-17,53, b* değeri 2,46-9,01, H° değeri 15,78-52,10 ve C* değeri 8,74-19,72 aralığında belirlenmiştir. Toplam fenolik madde (TFM), 1,1diphenyl-2picyrlhydrazyl (DPPH) antioksidan aktivite ve % inhibisyon değerleri ise sırasıyla; 3,92-10,05 mg GAE/g, 1,31-6,25 mg TE/g ve %7,96-30,69 aralığında bulunmuştur. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde; genel olarak pekmez örneklerinin besin değerlerinin yüksek olduğu, antioksidan ve TFM açısından iyi birer kaynak oldukları ve HMF miktarlarının TS 12001 Pekmez Standardı’nda bildirilen limitlerin oldukça altında kaldığı görülmektedir. Sonuç olarak, Erzincan yöresine ait geleneksel üretim tekniği ile doğal, besin değeri yüksek ve sağlığa yararlı pekmezlerin üretilebildiği ortaya çıkmıştır. Bu araştırma sonuçlarının, Erzincan geleneksel dut pekmezinin önemi, tanıtımı, değer kazanması ve koruma altına alınmasında katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex7TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2021
    Fonksiyonel Bir Gıda Katkısı Olarak Spirulina platensis

    Salık, Mehmet Ali; Türkmen, Özgenur; Türkoğlu, Zehra; Güler, Çağrı; Arslaner, Ayla

    Yetersiz ve dengesiz beslenme endişesi ve artan sağlık problemlerinin gıda katkı maddeleri ile ilişkilendirilmesi, tüketicilerinsağlıklı ve minimal işlenmiş fonksiyonel ürünlere olan ilgisini her geçen gün artırmakladır. Diğer taraftan geri kalmış ve gelişmekteolan ülkelerde açlık sınırında yaşayan ve açlıkla mücadele eden milyonlarca insanın varlığına rağmen, endüstriyel toplumlardabüyük ölçüde önlenemeyen gıda israfı ve gıda kaynaklarında azalma devam etmektedir. Bu durum alternatif gıda arayışında büyüketkiye sahiptir. Denizlerde, göllerde, tatlı sularda doğal olarak yetişmeleri ve zengin besin bileşimleri nedeniyle dünyanın pek çokyerinde mikroalgler uzun yıllardır insanların temel besin ve geçim kaynaklarından biri olmuştur. Spirulina platensis, genellikle tekhücreli bir protein olarak kullanılan ve mavi-yeşil alg olarak bilinen ipliksi bir siyanobakteridir. Gıda sektöründe değerlendirilenhammaddelerle karşılaştırıldığında Spirulina, zengin protein, esansiyel yağ asidi ve aminoasit, karotenoit, vitamin ve mineral içeriğiyanında veriminin yüksek oluşu ile dikkat çekmektedir. Zengin fitokimyasal içeriğine bağlı olarak karaciğer, sinir sistemi ve böbrekkoruyucu etkileri yanında; antitümör, antienflamatuvar, antioksidan, hipoglisemik ve hipolipidemik fonksiyonlara sahip olduğubildirilmektedir. Bu çalışmada, S. platensis’in bazı fizikokimyasal nitelikleri, insan sağlığına etkileri ve gıda teknolojisinde kullanımpotansiyelinden bahsedilmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Determination of Physicochemical Properties, Powder Flow Behavior and Particle Size Parameters of Goat Milk Powders with Different Fat Content

    Sert, Durmuş; Mercan, Emin

    In this study, the effects of different fat ratios on some physicochemical properties, powder flow behavior (caking, cohesion and powder flow speed dependent properties) and particle size of goat milk powder were investigated. For this purpose, skim (SMP) and whole goat milk powders (WMP) were produced by spray-drying method. The tapped bulk density was determined as 0.71 g cm-3 in the SMP and 0.57 g cm-3 in the WMP. The solubility in both samples was 99.80%. The caking strength of SMP (-0.190 N.mm) was found to be significantly low compared to that of WMP (26.734 N.mm). The cohesion index of SMP was found to be 21.7, and that of the WMP was 42.2. Depending on the increasing speed, cohesion index values were found to be lower in SMP compared WMP. In both samples the compression coefficients decreased with increasing speed. At a speed of 100 mm s-1 , the compression coefficient of SMP was 38.6 N.mm, while this value was 63.3 N.mm for WMP. The D[4,3] value was determined as 44.0 µm in SMP and 34.2 µm in WMP. The results of powder flow analysed revealed that crucial data on the flow behavior of goat milk powder.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2021
    Utilization of deep eutectic solvents in the extraction of bioactive compounds from food materials

    Kantar, Naciye Kutlu; İşci, Aslı; Yılmaz, Merve Sılanur; Şakıyan, Özge

    As the environmental awareness increases, the concept ofgreen technology has gained more importance in recentyears. It aims to reduce the production and consumption ofhazardous materials, reduce the amount of energy spent andincrease the use of renewable resources. It is recommendedto use solvents that have non-toxic and high extractionefficiency instead of traditional solvents that are commonlyused in the food, chemical and pharmaceutical industries.Green solvents are non-toxic, recyclable, non-volatile andhave minimal cost of synthesis. Water, ionic liquids orsupercritical fluids are among the most commonlypreferred green solvents. In addition to these solvents, deepeutectic solvents took a part in this field in recent years.Although the physical properties of deep eutectic solventsare similar to ionic liquids, their chemical properties aredifferent. In recent years, deep eutectic solvents have beenwidely used in the extraction of bioactive compounds(phenolic compound, anthocyanin etc.) from foodmaterials. It has been detected a significant increase inextraction efficiency with these solvents. This articlereviews the extraction of bioactive compounds from foodmaterials using deep eutectic solvents.

    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Some Quality Properties, Mineral and Heavy Metal Composition of Wild Fruit Traditional Marmalades#

    Salık, Mehmet Ali; Arslaner, Ayla

    In this research, some physicochemical and microbiological characteristics and mineral compositions of marmalades produced by traditional method using Berberis integerrima Bunge (purple barberry), Berberis vulgaris L. (pink barberry), Rosa pimpinellifolia L. (black rosehip), Rosa canina L. (pink rosehip), Malus sylvestris Miller (sour apple), and Vaccinium corymbosum L. (blueberry) wild fruit naturally grown in Bayburt and Trabzon provinces were determined. As a result of the research; pH 2.56-4.18, titration acidity (in terms of citric acid) 0.62-3.40%, dry matter 53.65-64.90%, water soluble dry matter 52.28-64.53%, water activity 0.818-0.894 and HMF (5-hydroxymethyl-2-furfural) were detected in the range of 5.81-53.40 mg/kg. As a result of microbiological analysis, total aerobic mesophilic bacteria, coliform group bacteria and yeast-mold were not detected in any of the samples. In the marmalade samples, the macro minerals Ca, K, P and Mg are ranged from 23.56-425.12 mg/kg, 1275.74-5918.10 mg/kg, 21.98-921.26 mg/kg and 125.50-776.23 mg/kg, respectively. Of the microminerals Fe 4034.85-22346.74 µg/kg, Mn 531.63-15065.91 µg/kg, Zn 345.40-6250.76 µg/kg, B 2872.99-7300.37 µg/kg, and Ba were found between 689.31-6455.24 µg/kg. The results of heavy metal analysis showed that marmalade samples were within reliable limits. It is concluded that these fruits, which are not usually consumed as table, but have rich mineral composition, characteristic taste and pleasant aroma, can be evaluated in marmalade production. In the years when the yields of wild fruits are high, it can be processed into products with long shelf life such as jam and marmalade and converted into added value can contribute to the regional economy.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex10TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2020
    Erzincan Tulum Peyniri

    Türkmen, Özgenur; Arslaner, Ayla

    Türkiye'ye özgü geleneksel peynir çeşitlerinden biri olan Erzincan Tulum peyniri karakteristik tadıve aroması nedeniyle en çok tercih edilen geleneksel peynir çeşitlerinden biridir. Olgunlaşmasüresince meydana gelen fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik değişiklikler peynire karakteristiknitelikler kazandırmaktadır. Erzincan Tulum peynirinin özellikleri, üretildiği coğrafya ve üretimyönteminin her aşamasını etkileyen insan faktörleriyle yakından ilişkilidir. Ancak, üretimde birstandart bulunmaması, Erzincan Tulum peynirinin hak ettiği ekonomik değere ulaşmasını engellemişve bölgenin sosyo-ekonomik kalkınmasına yeterli katkı sağlayamamıştır. Peynir üretimindekullanılan mayanın çeşit, miktar ve mikrobiyolojik kalitesinin farklı olması, sütün kalitesindedeğişkenlik, olgunlaşma şartları ve sürelerinin farklılık göstermesi, standart bir ambalaj materyalininkullanılmayışı gibi teknolojik nedenler yanında; mevzuat ve denetim yetersizlikleri, üreticide henüzCoğrafi İşaret (Cİ) tescili bilincinin oluşmaması ile tescil alan kurum ve kuruluşların Cİ’leri etkinşekilde kullanmaması bu durumun en önemli nedenleri arasındadır. Bu derlemede; üretildiği bölgeve ülke ekonomisine katkı açısından ciddi potansiyel taşıyan Erzincan Tulum peyniri teknolojisi,mevzuatı, pazarlaması ve tescili ile ilgili araştırmalardan elde edilen bulgulara yer verilerek, birdurum değerlendirmesi yapılmıştır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex14TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Yabani-Ekşi Elmanın (Malus sylvestris Miller) Antioksidan Aktivite ve Fenolik Madde İçeriği Üzerine Farklı Kurutma Yöntemlerinin Etkisi

    Çakıroğlu, Kübra; Güldemir, Kübra; Çakır, Özlem

    Bu çalışma kapsamında, Bayburt çevresinde yetişen yabani ekşi elma (Malus sylvestris Miller) örneği dört farklıkurutma yöntemi (infrared kurutma, sıcak havada kurutma, oda sıcaklığında kurutma ve dondurarak kurutma) ile kurutulmuşve kurutulan ürünlerin fenolik madde içeriği ve antioksidan aktiviteleri belirlenmiştir. Kurutma yöntemlerine göre toplamfenolik madde içerikleri açısından en düşük değer oda şartlarında kurutulmuş elma örneğinde (34.92 mg GAE/g KM), enyüksek değer ise sıcak havada kurutulmuş örnekte (41.18 mg GAE/g KM) tespit edilmiştir. Yabani ekşi elma örneklerininantioksidan aktivite seviyeleri; FRAP yöntemine göre “dondurarak kurutma > sıcak havada kurutma > infrared kurutma >oda sıcaklığında kurutma” şeklinde, CUPRAC yöntemine göre “sıcak havada kurutma > dondurarak kurutma > infraredkurutma> oda sıcaklığında kurutma” şeklinde, β-karoten yöntemine göre ise dondurarak kurutma>sıcak havada kurutma>odasıcaklığında kurutma>infrared kurutma şeklinde değiştiği belirlenmiştir. CUPRAC metodu ile FRAP metodu arasında yüksekbir korelasyon olduğu saptanmıştır (r=0.939, R2=%88). Elde edilen deneysel verilere göre, antioksidan ve fenolik maddeiçeriği açısından yabani ekşi elma (Malus sylvestris Miller) için en iyi kurutma yönteminin sıcak havada kurutma olduğutespit edilmiştir. Renk değerleri açısından en iyi yöntemin dondurarak kurutma olduğu belirlenmiştir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Bayburt civil peynirinin bazı kimyasal, biyokimyasal vemikrobiyolojik özellikleri ile mineral ve ağır metaliçerikleri

    Salık, Mehmet Ali; Arslaner, Ayla

    Piyasadan temin edilen 20 adet Bayburt Civil peynir örneğinde; pH, asitlik, kurumadde, yağ, protein, kül, tuz oranları sırasıyla, 5.36-6.07; %0.21-1.25; %41.92-57.85; %0.5-26.0; 20.9-35.54; %3.48-16.0 ve %1.51-15.43 aralığında belirlenmiştir. Örneklerin toplam azot, suda çözünen azot, triklorasetik asitte çözünen azot değerleri, olgunlaşma dereceleri ve lipoliz oranları sırasıyla; %3.28-5.57; %0.19-3.33; %0.02-0.69; %4.38-71.2 ve 1.93-12.33 ADV (Asitlik Derecesi Değeri) aralığında bulunmuştur. Araştırma sonuçları, incelenen Bayburt Civil peynir örneklerinin zengin mineral bileşimi yanı sıra, ağır metal içeriği bakımından herhangi bir sağlık riski taşımadığını; ancak kimyasal kompozisyon, olgunlaşma ölçütleri ve mikrobiyal kalite açısından standart özelliklere sahip olmadığını göstermiştir. Coğrafi İşaret potansiyeli taşıyan bu peynirin orijinal özelliklerinin korunarak kalitesinin geliştirilmesi, kırsal kalkınma yanında halk sağlığı açısından önem arz etmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex6TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Tarhanadan izole edilen laktobasiller tarafından üretilenbakteriyosinlerin karakterizasyonu

    Kaya, Halil İbrahim; Şimşek, Ömer

    Tarhana Anadolu’da kış için hazırlanan ve sık tüketilen fermente bir gıdadır. Fermente tarhana hamuru laktik asit bakterileri (LAB) ve maya türlerinden oluşan mikrofloraya sahiptir. Bu florada bazı LAB’de bakteriyosin üretimiyle antimikrobiyal aktivite gösterirler. Çalışmamızın amacı tarhanadan izole edilmiş L. namurensis PFC70, L. plantarum PFC74 ve L. paralimentarius PFC97 suşlarının bakteriyosinlerinin belirlenmesi ve karakterizasyonudur. PFC70, PFC74 ve PFC97 suşlarının Micrococcus luteus DSM1790 suşuna karşı 400, 1600, 1600 AU/mL antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu belirlenmiştir. Suşların kültür üst sıvılarındaki metabolitlerin yüksek sıcaklığa ve proteaz enzimlerine karşı hassas, düşük pH koşullarında stabil, bakteriyosin tabiatında olduğu anlaşılmıştır. Üretici hücrelerin genomunda yapılan PZR taramasında, PFC74 bakteriyosininin plantarisin benzeri olduğu belirlenmiştir. Bakteriyosinler, amonyum sülfat çöktürmesi, katı faz ekstraksiyonu ve ters faz sıvı kromotografisi ile saflaştırılmış ve trisin-SDS PAGE ile moleküler büyüklükleri 5 kDa altında olduğu tespit edilmiştir. PFC70 vePFC74 bakteriyosini bakteriyosidal, PFC97 ise bakteriyostatik etkili bulunmuştur. Bu sonuçlar PFC70 suşunun yeni bir bakteriyosin üreticisi olduğunu göstermiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2020Scopus SJRQ4
    A study on free-radical scavenging activity, individual phenolic compounds and element concentration of propolis

    Ecem Bayram, Nesrin

    The aim of this study was to assess the quality of five propolis samples obtained from Turkey (TP), China (CP), Brazil (BP1, BP2), and Ethiopia (EP). The phenolic compounds of the propolis were identified and quantified using the liquid chromatography-tandem mass spectrometry technique (LC-MS/MS). In addition, quality parameters such as total flavonoid content, total phenolic content, free-radical scavenging activity and element contents were investigated. As a result of LC-MS/MS analysis, the extracts were sorted as TP> BP1> BP2> CP> EP in terms of the total concentration of individual phenolic compounds. Chlorogenic acid was determined as the dominant compound in BP1 and EP, p-coumaric acid as the dominant compound in the BP2 and trans-ferulic acid as the dominant compound in the samples from CP and TP. The concentration of DPPH was higher in TP whereas the ABTS concentration was almost similar to other propolis extracts. The contents of potassium (K), calcium (Ca), iron (Fe), magnesium (Mg) and sodium (Na) in the propolis samples were in the range of 2416.75-14416.02 mg/kg, 8.52-613.25 mg/kg, 102.66-1425.82 mg/kg, 523.84-7336.74 mg/kg and 57.65-191.15 mg/kg, respectively. Consequently, it is again supported that chemical characteristics and activity of propolis varies according to its geographical origin with this study.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    OPTICast Yazılımı ile Döküm Endüstrisinde Kalıplama Tasarımı Optimizasyonu Uygulaması

    Colak, Murat

    Döküm yöntemi, en eski imalat yöntemlerinden bir olup aşamalı bir süreci kapsamaktadır. Bu süreçlerin ilki modelgeometrisi tasarımı ve gerekli malzeme özelliklerini sağlayacak mühendislik alaşımı seçimidir. Bu aşamalardan malzemeseçimi Dökümcüyü doğrudan ilgilendirmemekle birlikte, dökümcünün asıl vazifesi belirlenen alaşım ile kalıp boşluğunadüzgün bir şekilde doldurulabilmesinden, katılaşmanın tamamlanmasına kadar geçen sürecin kontrolü ve sağlam parçaimalatıdır. Parçaların yolluk ve besleyicilerinin bütünleştirilmiş hali olarak adlandırılan kalıplama tasarımı özelliklekarmaşık kesitli geometriye sahip parçalarda oldukça zordur. Bu sebeple gelişen bilgisayar teknolojilerinin dökümendüstrisine adaptasyonu sonucu kalıplama tasarımları döküm simülasyonu adı verilen bilgisayar teknolojileri ilemodellenebilmektedir. Döküm simülasyon programları ile herhangi bir alaşımın dolum, katılaşma ve soğuma aşamalarımodellenebilmektedir. Böylece bütün tasarım süreci bilgisayar üzerinde gerçekleştirilebilmekte, model hazırlanması,kalıplama ve döküm için enerji, maliyet ve zaman kaybı ortadan kaldırılabilmektedir. Özetle; deneme ve yanılma sürecibilgisayar üzerinde yapılabilmesi sonucu belirlenen tasarıma uygun olarak ilk dökümde sağlam parça imalatı mümkünhale gelmiştir. Günümüz yoğun rekabet ortamında, döküm üreticilerine, parçayı sağlam imal etmenin yanı sıra, kaliteyiarttırmak, maliyeti düşürmek ve teslimat gecikmelerini önleme konusunda kolaylık sağlamaktadır. Özellikle üretimadetlerinin çok fazla olduğu otomotiv endüstrisinde de dökümhaneler için bu yazılımlar başarının anahtarı halinegelmiştir. Bu çalışmada SOLIDCAST döküm simülasyon programına bütünleşik olarak çalışan OPTICAST modülü ilebesleyici optimizasyonu uygulamalı olarak örnek bir parça üzerinde açıklanarak, optimizasyon tekniğinin sağladığıavantajlar değerlendirilmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    A Study on Determination of The Fatty Acid Composition of Cucurbita pepo L. Seeds

    Gıdık, Betül

    In this study seed variety of Ürgüp Sivrisi pumpkin seeds collected from Çorumwas used as material for determination fatty acid composition. It is known that;The seed of the pumpkin has active ingredients that protect and cure diseases.From past the present, it has been traditionally used for some diseases such asprostate and parasites. The pumpkin seeds contain average of 42-54% fat, and fattyacid composition depends on factors such as location, climate and maturity.According to the results of this study stearic, pamitic acid and linoleic acidrespectively were found 0,46%, 0,52%, 0,05% degrees. In addition caprylic acidand palmitic acid were determinated at 0,37% and 0,52%. Butyric acid isimportant for inhibition of intestinal diseases. Reason of the many intestinaldiseases are low butyric acid concentrations, in the colon. It shows the importanceof using the pumpkin seeds in daily food habit.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2020
    Seed Fatty Acid Composition of Kalecik Karası Grape (Vitis vinifera L.) Cultivated in Çorum Province Ecological Conditions

    Gıdık, Betül

    It is stated that grape seed contains about 10-20% oil. Unsaturated fatty acids such as linoleic and oleic acid, especially with the high rate of antioxidants, show that grape seed oil should be processed as a by-product and its economic importance. In addition, it is used in cosmetic and pharmaceutical industry with the antioxidant substances it contains. In this study, the fatty acids composition of Kalecik Karası seed oil grown in Çorum ecology was determined by using GS-MS. Linoleic acid and linolenic acid values were found 0.91% and 0.21%, respectively. In addition the butyric acid content was determined as 50.83%. Butyric acid is one of the important fatty acids that can be used in nutrition because of its inhibitory and curative effect in intestinal diseases. It is thought that it will be possible to determine the usage areas of vegetable oils by illuminating the fatty acids content and thus the production methods can be grouped. The grape kernels, which are produced as a by-product from pressed or processed grapes used as raw materials for the first product such as fruit juice, molasses and wine, reveal the idea that grape seed oil can be used in the production of grape seed oil which has a higher economic yield in addition to pulp and feed production. The fatty acids it contains indicate that grape seed oil is suitable for use as edible oil.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • Derleme MakaleAçık Erişim2019
    Nutritional and Sensory Quality in Organic and Conventional Foods

    Erdogan, Ummugulsum; Talay, Rabia

    Mankind needs air and water to sustain life also needs food at the same rate. The societies that met this need by natural farming method have changed to the conventional farming method which provides high productivity due to the increase in the world population and parallel to the increase in food need. This method, which carries various risks (synthetic pesticides, chemical fertilizers, etc.), has caused different views among scientists. Some scientists argue that conventional agriculture is risky. Therefore, organic agriculture emerged as an alternative to conventional agriculture. With the awareness of consumers nowadays consumers began to question food for the health. In this sense, food quality and sensory quality of food have gained importance. The quality of all foods from herbal (fruits/vegetables, cereals etc.) and animal (meat, milk etc.) origin is affected by the agricultural method. In this study, the effects of two different agricultural methods on foods and their effects on nutritional and sensory quality will be given.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Tepsili Bir Kurutucuda Kırmızı ve Yeşil Elma Parçacıklarının Kurutma Performanslarının Karşılaştırılması

    Tozlu, Alperen

    Bu çalışmada, tepsili kurutucuda kurutulması için yeşil ve kırmızı elmalar kurutma malzemeleri olarak seçilmiştir. Kurutulacak katı gıdalar, deney sonuçlarını olumsuz yönde etkileyebilecek tüm kirletici maddelerden arındırılmak için damıtılmış su ile yıkanmış ve aynı boyutlarda kesilmiştir. Her bir elma parçasının uzunluğu, genişliği ve kalınlığı sırasıyla 65 mm, 37 mm ve 12 mm olarak ayarlanmıştır. Elma parçacıkları hassas terazilerle tartılarak 50 g, 100 g ve 200 g olarak gruplandırılmıştır. Daha sonra her deney seti için parçacıklar tepsili kurutucuya yerleştirilmiş, daha sonra, kurutma işlemi, kırmızı ve yeşil elma parçacıklarının (mp) farklı ağırlıklarında, kurutma hava hızında (U) ve kurutma sıcaklıklarında (Td) gerçekleştirilmiştir. Burada nem içeriği (MC), kurutma malzemelerinin kurutma performansını ifade etmek için önemli bir parametre olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, enerji verimliliği ve normalleştirilmiş nem içeriği, kurutma sistemleri için önerilen ampirik denklem ile karşılaştırılmıştır. Deneysel çalışma 50 g ≤ mp ≤ 200 g, % 18 ≤ MC ≤ % 614.29, 0.03 ≤ MR ≤ 1, 59 o C ≤ Td ≤ 99 o C ve 0.992 m/s ≤ U ≤ 1.488 m/s aralığında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın sonucu, kırmızı elma parçacıklarının, yeşil elma parçacıklarına kıyasla fiziksel özellikleri nedeniyle aynı koşullarda daha iyi kurutma performansına sahip olmasıdır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2019
    Functional Bioactive Components of Milk

    Salik, Mehmet Ali; Arslaner, Ayla

    Milk and dairy products are source of bioactive components that strengthen the immune system and also play a role in the regulation of many functional activities in the human organism. Some of these are casein, serum proteins, α-Lactoalbumin, β-lactaglobulin, serum albumin, immunoglobulins, glycoproteins, lactoferrin, lactoperoxidase and lysozyme; some lipid-based ingredients such as Docosahexaenoic Acid (DHA), Eicosapentaenoic Acid (EPA), Conjugated Linoleic Acid (CLA), phospholipids, sterols, vitamins and melatonin; minerals such as calcium and phosphorus. Serum proteins with high biological value from these components and protein and peptide fractions obtained by hydrolysis from these proteins are also used for enhancing nutritional value and improving the structural properties of foods and for enhancing food quality. In addition, the number of researches that are recommended to use foods such as lactoferrin, lactoperoxidase and lysozyme, which have natural antimicrobial properties in milk, and various fatty acids with antioxidant properties are increasing day by day. In this review, some bioactive components present in milk and their potential use in functional food production are discussed.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele