Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2022
    Examining the Folk Medicine Elements Mentioned in Kemâleddîn Demîrî’s “Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ” in Terms of Traditional Treatment Methods

    Ünalan, Ozlem; Ünalan, Ibrahım

    Purpose: The famous Arabic writer Kemâleddîn Demîrî prepared a zoology book called "Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ" in Hijri 773 (1372). While giving information about animals, the author also gave information about which diseases the products related to the animal in question will be used in the treatment. This paper aims to reveal the animals mentioned in "Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ" and used in the treatment of various diseases and the names of diseases among the Arabs in the 14th century. In the study, it will be mentioned how these animals or various animal products will be used in diseases. In addition, folk medicine practices mentioned in "Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ" will be examined in terms of realistic methods, magical methods, and mixed, both realistic and magical, methods. Method: This study was prepared between 03.12.2021 and 15.04.2022, and in the study, the Beirut edition of Hayâtu'l-Hayevâni'l-Kübrâ and its Turkish translation made by Rahmi Serin in 2018 were used. After determining the animal names used in treatments, it was determined in which kind of diseases these animals were used and in what way. In the study, the names of the diseases were listed alphabetically and the treatment of these diseases with animal products was stated. In this regard, the diseases mentioned in "Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ" and their treatment with animal products were examined in line with the healing methods used in folk medicine. Findings: Fifty-seven disease names were identified in "Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ". Some of these diseases are intended to treat poisonings caused by snake, scorpion and bee stings. Apart from these, tooth, head, spleen and eye pain and various diseases are included. In the treatment of diseases, mostly realistic treatment methods have been applied and mostly, animal products were used. Conclusion: From past to present, human beings have desired to resolve all their spiritual and physical disorders by using animal products. They have used spell methods besides realistic methods in the treatment of diseases. “Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ” gave place to a variety of prayers and spells besides treatments with animal products in order to treat diseases.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Demografya, iletişimde kader midir? ön lisans ve lisans düzeyindeki öğrencilerin sözlü iletişim becerilerinin demografik değerlendirmesi

    Pabuçcu, Hakan; Keskin, Savaş; Kömür, Gökhan

    Bu araştırma, iletişim araştırmalarında güçlü bir determinist paradigma olan demografi etkisinin çağdaş dünyada geçerliğini yitirmeye başladığı varsayımını, Bayburt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin iletişim becerileri özelinde test etmektedir. Özellikle sağlıkla ilgili mesleklerde iletişim becerilerinin yoğun olarak kullanılması bu alandaki meslek sahiplerinin iletişim becerilerinin yüksek olmasını gerektirmektedir. Birçok beceri için temel oluşturan iletişim becerileri bireyler tarafından öğrencilik yıllarında daha aktif bir şekilde geliştirilebilmektedir. Öğrencilerin bu yıllarda almış oldukları dersler ile beraber, olaylar karşısında yaşayarak, duyarak ve görerek edinmiş oldukları tecrübeler, iletişimlerini etkili kılabilecek yeteneklerin kazanılmasına imkân sağlamaktadır. Günümüzde icra edilen mesleklerin birçoğu insan ilişkilerinin yoğun olduğu ve iletişime açık ortamlarda gerçekleşmektedir. İletişim teknolojilerindeki yükselişle birlikte sözel iletişim becerilerinin dijital sistemlerle yöndeşmesi, coğrafi ve demografik bağlayıcılığın da sorgulanması gerektiğini açığa vurur. Uzunca bir dönem ‘kader’ olarak tanımlanan coğrafyanın misyonunu modern zamanda üstlenen “demografya”, hâlâ etkin bir kavrayış odağı olarak iletişim bilim araştırmalarının merkezinde yer alırken artık psikografi ağırlıklı bir anlayışa geçilmesi gerektiği tezi, bu araştırmanın temel dayanağıdır. Yükseköğretimde bir ihtiyaç olan iletişim becerileri tasarımı için gerekli olan altyapı araştırmalarında psikografi temelli düşüncenin daha doğru bir düşünce olacağını tanıtlamak için test gerçekleştirilen anket çalışmasında, demografik bağımsız değişkenler temelinde 7 hipotez sınanmış ve demografyanın genel olarak anlamlı farklılığa neden olmadığı saptanmıştır. Bu sonuç, tarama modelli saha çalışmalarında psikografik tasarıma daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğine dair bir ön tespittir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleYalnız künye2022
    Kırmızı saçlı kadın romanında iktidarın kuyusunu kazmak

    Oruç, Osman

    Başlangıcından, 1940’lı yıllarda daha çok sınıf çatışmalarının ele alınmaya başlandığı döneme kadar Türk romanının tematik anlamda başlıca gündemini teşkil eden Doğu-Batı meselesi, Orhan Pamuk’un ilk romanından itibaren hemen bütün romanlarında üzerinde durduğu bir konu olmuştur. Coğrafi ve kültürel olarak Doğu-Batı arasında arafta bir konumda olmanın koşullarını tecrübe eden Türk toplumunun gerçeğini romanlarında işleyen Orhan Pamuk, Kırmızı Saçlı Kadın romanını da biri Doğu’ya diğeri Batı’ya ait iki metinden hareketle inşa eder ve romanın kurgusunu Doğu ve Batı düşüncesinin iktidar-özne arasındaki ilişkiye yüklediği anlam ve bu iki olgu karşısındaki tutumları ekseninde tasarlar. Romanda baba/oğul, usta/çırak sembolleri üzerinden ele alınan iktidar ve özne arasındaki ilişki, Doğu ve Batı toplumlarının inşa ettiği ve kolektif şuuraltını yansıtan metinler/anlatılar aracılığıyla tartışma ve mukayese konusu yapılır. İktidarın temsili figürü olan baba ve ona karşı kendi olma çabası veren oğul arasındaki çatışmanın merkeze alındığı romanda iktidara itaat ve isyan kültürleri, çalışmaya konu romanın yoğun metinlerarası ilişki içerisinde bulunduğu Kral Oidipus ve Rüstem ile Sührab anlatıları bağlamında irdelenir. Bu çalışmada Kırmızı Saçlı Kadın romanında otorite/iktidar ve özne arasındaki ilişki ve oğulun otorite karşısında kendini gerçekleştirme çabası üzerinde duruldu.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Don sözü ve kök ailesi

    Yıkılmaz, Arzu

    Dilin yapısının temelinde ses-biçim ve anlam unsurları yer alır. Buna göre, örneğin Türkçe bir sözün Türkçenin konuşulduğu farklı coğrafyalarda farklı söylenir durumda oluşunu veya türevlerinde görülen birtakım ses-biçim değişikliklerini tespit etmek, sözün kök ailesini bulmanın bir yoludur. Diğer bir yol, bir sözün kök veya türevlerinin temel, yani yazılı dilde bilinen ilk anlamından, mecazlaşmasıyla ortaya çıkan tüm anlam genişlemelerindeki söz-varlık ilişkilerini bulmaktır. Yazı tarihine bakıldığında, söz köklerine yapımlık eklerin gelmesiyle oluşan türevleşmelerin ve lehçeler arası alıntıların, sözlüklerin oluşturulmasından çok daha önce gerçekleşmiş olduğu görülür. Bu sebepten sözlüklerde bir söz kökü de, bir türev biçim de madde başı olabilmektedir. Farklı madde başlarında yer almış sözlerin birbiriyle olan ilişkilerini kurmak, kök ailesini bulmak da demektir. Bu amaçla yapılan çalışmalarda ise anlam belirleyici unsur olarak görev almaktadır. Anlamdaki aktarmalar yoluyla elde edilen “nedenli” olan eğretilemeli anlatımlar ile de bazen bütünün bir bölümü, bazen dışın içi veya tersi kastedilebilir. Bu yolla yapılan anlam aktarmaları da kök bilgiye ait anlam dallanmalarını gösterir. Bu çalışmada Türklerin hem temel hem de kültür sözlerinden biri olarak önem arz eden don sözü ve kök ailesi incelenecektir. Bu ailenin her üyesinin; kendi içinde tarihî ve çağdaş lehçelerdeki ses-biçim özellikleri, türevleri, kazandıkları tüm anlamlar üzerinden bağlantıları gösterilecektir. Bağlantıların bazen kök, bazen de türev biçimler yoluyla; bazen mecaz anlam, bazen de aktarmalı anlamlar yoluyla kurulabildiği gösterilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Türkçede Tutunmuş Sözler ve Ekler

    Yıkılmaz, Arzu

    Yazılı metinlerden takip edilerek varlığı bilinen, bugüne göre “eski” ya da “ilk” sözler ve ekler zaman içinde çeşitli değişmelere uğrarlar ya da zaman çizgisinde varlıklarını sürdüremez olup kullanımdan düşerler. Bazı sözler ve ekler ise kimi yerlerde tutunarak günümüz Türkçesinde varlıklarını sürdürmeye devam ederler. Türkoloji çalışmalarında bu tip sözler ve ekler “fosil” ve “saklantı” terimleri ile yer bulur. Bu yazıda “Tutunmuş” terimi teklif edilmektedir. “Tutunmuş” sıfatıyla adlandırılarak ele alınan bu tür söz ve eklerin tutunma yollarından biri, sözün eke veya ekin söze (gramatikal yapıya )tutunuşu sayesindedir. Başka bir yolu, sözün anlam genişlemesi veya daralmasıyla tutunuşudur. Bir diğer yolu olan başka söze tutunuşları ise, türküler ve şarkılar, meşhur yaygın şiirler, atasözleri, deyimler gibi edebî türler sayesinde olur. Bunlar, sözün ve ekin tutunup kalma ve kendini koruma yollarıdır. Bu tip sözler ve ekler kalıplaşan ifadelerde standartlaşıp; hatta klişeleşip süreklilik ve yaygınlık kazanırlar. Sürekli tekrar edilmeleri de o sözü ve o eki orada hem korur, hem devamını sağlar, hem de yaygınlaştırır. Bu sözler ve ekler kendi döneminde kullanıldığı biçimi ve anlamı ile yaşarlar; bunun dışında günümüz Türkçesinde bilinmez ve yaygın şekilde kullanılmazlar. Bu yazıda bahsedilen yollarla “tutunmuş” şekilde günümüzde yaşamaya devam eden; fakat standart Türkçede kullanımdan düşmüş sözler ve ekler incelenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Öğrenme güçlüğü yaşayan ilkokul öğrencilerinin pandemi sürecindeki matematik öğrenme ve öğretme deneyimlerine bir bakış

    Filiz, Tunahan

    Öğrenme güçlüğü yaşayan ilkokul öğrencilerinin pandemi dönemindeki matematik öğrenme ve öğretme sürecinin öğretmen ve veli deneyimleri doğrultusunda ortaya konulmasını amaçlayan bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji yöntemiyle yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, sınıfında öğrenme güçlüğü tanılı öğrencisi bulunan sınıf öğretmenleri ile öğrenme güçlüğü tanılı çocukları olan velilerden oluşmaktadır. Bu araştırmaya katılan 15 sınıf öğretmeni ve dört öğrenci velisi gönüllülük esasına göre amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir. Veriler, görüşme ve doküman incelemesi yöntemleri kullanılarak toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılarak, sınıf öğretmenlerinin ve velilerin öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin pandemi sürecinde matematik öğrenimlerine ilişkin deneyimleri ortaya konulmuştur. Veriler Nvivo 9.0 programı kullanılarak, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin matematik öğrenme ve öğretme sürecine yönelik, sınıf öğretmenleri ve velilerin destek eğitimi alamadıkları, öğretmenlerin velileri destekledikleri ancak velilerden herhangi bir destek alamadıkları, matematik öğretiminde öğretmenlerin somut materyallerden yararlandıkları velilerin ise öğrencilere özel ders aldırdıkları tespit edilmiştir. Ayrıca matematik öğretiminde hem velilerin hem de öğretmenlerin teknoloji destekli eğitimden yararlandıkları, velilerin EBA’dan sadece dersleri takip etmek için yararlandıkları öğretmenlerin ise öğrencilerin seviyelerine uygun bireysel etkinlik hazırlamak ve anlaşılmayan konuları desteklemek için yararlandıkları ortaya çıkmıştır. Son olarak, matematik öğretim sürecinde, öğretmen ve velilerin dijital okuryazarlık düzeylerinin yetersiz kaldığı, internet altyapısının zayıf ve yetersiz olduğu, teknolojik araç-gereç ve altyapı eksikliği gibi sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Pandemi döneminde, öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin matematik öğrenme ve öğretme sürecine ilişkin elde edilen sonuçlar dikkate alındığında uzaktan ya da yüz yüze destek eğitim odalarında eğitimlerinin devam etmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex6TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    An Attempt to Interpret the Concepts of Nafs, Mind And Heart Within The Context of Id, Ego and Superego: The Case of Fuzuli's Divan

    Karaduman, Ruken

    Most of the time, scientists and artists use distinct concepts to explain the self that a person seeks to understand and explain. Divan (Ottoman Divan Poetry Tradition) poets, on the other hand, processed historic information, teachings, and beliefs in a universal way, based on human traits, even if they were labelled differently in different eras and geographies. Indeed, analyses based on literature and findings from other fields reveal that divan poetry is a unity encircled by a framework of logic and universality. Studies in Psychology and psychoanalysis provide many options for analysing the human being represented in classical poems from a distinct perspective in this context. With his structural theory of personality, Freud, who conducted major studies on psychoanalysis, states that human emotions and behaviours emerge as a result of the effects of mental systems called id, ego, and superego. The id, as a structure that acts in accordance with unconscious desires, impulses, and the pleasure aiming principle, the ego, as a conscious balance mechanism that attempts to connect with reality, and the superego, as the inner delegate of traditional values and ideals, are all described in detail in this theory. The ego's effort to dominate the impulses, which tries to satisfy its ego functions, and on the other hand, to reconcile the id and the superego with reality is mentioned as a contrast between the immoral claims of the id and the moral and conscientious aspect of the superego, which tries to achieve perfection. These systems, which can be described as elements of the self, are frequently discussed in the tradition, notably in mystical poems, with the concepts of nafs, mind, and heart. The nafs, which pursues mundane pleasures and irrational desires that are incompatible with the aim of human existence, appears in traditional Turkish poetry as a humiliated and criticized element with these traits. The heart, which acts according to its desires and is unaware of divine reality, is portrayed as a spiritual structure that defines good and evil, particularly within the context of mystical teachings, as it strives to achieve the ideal of being a perfect human being. The mind, on the other hand, must resist the nafs' urges and activate the reality principle in opposition to the pleasure principle. However, in accordance with external conditions, the mind must also control and regulate the heart's wants. Divan poets, who typically side with the heart, take a stand against the mind, which tries to rule over the heart's wishes at this juncture. They regard it as inadequate and unable to grasp true meaning. By removing the mental barrier and eliminating the nafs, Divan poets frequently highlight their desire to be united simply with the heart. The purpose of this study is to determine the semantic framework of the nafs, mind, and heart, as well as the images associated with them, which provide various clues about the poet's perspective on inner world of human beings and life at the conscious or subconscious levels with the overlapping meaning connection with the id, ego, and superego. The focus of this study is to evaluate and understand numerous expression qualities and notions based on the concepts of nafs, mind, and heart in Fuzuli's Divan (Collected Poems), using Freud's theoretical conceptual framework. The undesirable aspirations of the nafs, as well as the mind's ability to distinguish between good and evil, are highlighted in Fuzûlî's narratives, which are particularly reflections of his spiritual concepts. The poet, however, prioritizes the values of the heart, which is the embodiment of ultimate beauty, in response to the mind that doubts and causes obstacles. It elevates the heart to a higher spiritual status. In this study, the content analysis method was applied to determine the contexts in which the concepts of nafs, mind, and heart were used in Fuzûlî's Divan. Following the grouping of these concepts in the divan by using the tagging method, a broad assessment of the concepts’ meanings has maintained that the poet has assigned to concepts within the context of the poems' themes.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Dervîş Mehmed Bahtî’nin Manzum Terceme-i Şir’atü΄l-İslam’ında Bulunan İlim Öğrenme, Öğretme Faslı Üzerine Bir İnceleme

    Erbay, Ömür

    Dinî-ahlakî-tasavvufî bir mesnevi olan Manzum Terceme-i Şir’atü’l-İslam kırk sekiz fasıldan ibaret olup İmamzade Muhammed b. Ebi Bekr’in Şir’atü’l-islam ila dari’s-selam adlı eserinin Türkçeye manzum bir tercemesidir. Eserin üçüncü faslını oluşturan “İlim Öğrenme, Öğretmenin Sünnetleri ve Faziletleri Hakkında” adlı faslın incelenmesini konu edindiğimiz çalışmamızda, eserden hareketle; ilmin ne olduğunu, hangi ilmin kıymetli olacağını ve fayda getireceğini göstermeye gayret ederek kimlere âlim kimlere talebe denebileceğini vurguladık ve âlim, talebelerin vasıflarının ne olması gerektiğini ortaya koymaya çalıştık. Eserde; ilimden, hiçbir surette kopulmaması gerektiğinden, ilmin ehil olan kimselere verilmesi gerektiğinden bahsedilmektedir. Eser; ilmin, âlimlik vasfını muhafaza edemeyeceği düşünülen kimselerden uzak tutulmasının zaruriyeti üzerinde de durmaktadır. Ayrıca Manzum Terceme-i Şir’atü’l-İslam’da; ilmin güzel niyetle çıkılan bir yol olduğu ve bu güzel niyetin insanlığın faydasının gözetilmesi olduğu, ilim talebesinin sabır ve sebatla karşısına çıkan tüm engelleri aşabileceği vurgulanmıştır. Çalışmamızın konusunu teşkil eden ve manzum bir ilmihal olan eserin, üçüncü faslını ihtiva eden ilim öğrenme ve öğretmenin sünnetlerini içeren fasıl, talebenin hocasına daima itaat etmesi gerektiğini, onun sözlerini emir telakki etmesi gerektiğini ve talebenin öğrendiği ilmi insanlığın faydasına sunması gerektiğini vurgulayan beyitlerle sona erer.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2021
    A Useful Implementation for Increasing Speaking and Writing Achievement of the Learners of Turkish: Strategy of Explanation with Different Words

    Ustabulut, Mete Yusuf; Memiş, Muhammet

    In this study, it was aimed to reveal whether the training of the explanation strategy with\rdifferent words, which is thought to be a useful practice for continuing the communication\rwithout interruption in the moments that occur due to lack of vocabulary and threaten the\rverbal or written communication process, has a positive effect on the speaking and writing\rsuccess of Turkish learners. For this purpose, an experimental training process of six (6) weeks\rwas planned and the research was designed with a pretest/posttest control group quasiexperimental\rmodel. The study group of the research consists of forty (40) international\rstudents who learn Turkish in two classes at B2 level. The data were collected through the\rachievement test developed by the researcher. At the end of the research, it was understood that\rexperimental training contributed learners to explain unknown words by using other words that\rthey already know and improve the ability to continue speaking when encountering an\runknown word during the conversation, to pursue the act of writing when the word or group of\rwords are unknown that corresponds to what is intended to be expressed while writing a text in\rforeign language, to explain a word or situation by using various features of the word or\rsituation and to be able to make longer sentences and explain the meaning to be produced in\rmore detail. In addition, it was also understood that experimental training helped learners to\rscore better in the speaking and writing sections of the exams.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Islamic philosophy in arts and an example of its application

    Katiranci, Meltem; Tümer Çelik, Yasemin

    The research entitled ‘Islamic philosophy in arts and an example of its application' looks into vahdet-i vücut, which is one of the topics of mysticism and sabit öz. It also discusses how these topics are reflected in arts.“vahdeti vücut” and “ayan-i sabite”. which are included in Islamic philosophy are found useful because of their relation to arts and the philosophical content they have. When the broad perspective that philosophy offers to human is considered, one can understand that philosophy has a big role in İslam, which takes a deep philosophical approach.In the philosophy and art of İslam, spiritual feeling and orientation to the soul are prominent. In the fıeld of art, spiritual feelings are utilized. The researcher thınks that because these topics are related to our culture and important in Islamic philosophy, student artists should know and leam about these as a part of their curriculum. Research:achievement test from quantiative methotds, pre-final Picture evaluation and qualitative. The metod is completed with the evaluation of the pre-final text. Success in the finding section test, differences between age, gender, class and universities were evaluated. Pre- end creativity and philosophical explanations of students with pictures and pre-final text. It was evaluated.

  • MakaleAçık Erişim2021
    A different conceptual relationship in the language - sense systems: the principle of directionality in the sample of old turkic

    Azili, Kenan

    The fact of "existing in space", which is placed on the basis of human existence and sense systems, shows its effect in various forms that compose language systems. Being in the space also requires the use of various attributes of the space in thought systems; accordingly, it causes the forms of expression to occur according to spatial characteristics and to be directly dependent on the space. This result, which brings together some kind of physics and metaphor systems, has many traces on languages. Six directions such as forward/backward, down/up and right/left in the horizontal, vertical and lateral dimensions of the space organize logical relations in many linguistic fields, from grammar and word derivations to different morphological and syntactic strategies in some language units. It is understood that most of the language forms identified in the modern and historical language periods are derived from the root forms related to the above directions and it shows some metaphorical and conceptual developments. These occur within the framework of some principles that can be described as the “the principle of directionality” in the literature. In this study, various forms that developed depending on the directionality and their conceptual relations in Old Turkic, the first written period in which the development of Turkic was followed from various aspects, will be evaluated. The results of the principle of directionality, which have been put forward based on various previous studies, will be discussed and the strategies of Turkic based on the principle of directionality will be examined theoretically.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    An example of grammarization in historical turkic texts: on oksuz and its some forms of hendiadyoins

    Azili, Kenan

    Turkic – ever since it the dawn of its existence – has had a rich textual cannon hailing from different circles of culture. Such a cannon moreover features a very rich vocabulary. Many archaic Turkic words have made their reached modern written languages a wide geography – many of which date as far back as the twelfth century. That noted, some pose problems for linguists when it comes to explaining their morphology. In the context of historical texts, the use of comparative linguistics can help us solve a good number of these, but not all. In that respect, certain words need to be re-assessed from different angles and with different approaches. The form “oksuz” has been widely studied by Turkologists, and yet still remains an enigma despite researchers attempts at explaining it. Many have tried to analyse it through examples taken from Buddhist Uyghur inscriptions. Alas, they remain dubious. This article will attempt to examine “oksuz” in a conceptual light, as it appears in historical texts – from the earliest examples we have of it, to its hendiadyoin forms. We will do this by studying how it evolved grammatically – stage by stage – and propose a new interpretation.

  • MakaleYalnız künye2020
    Sa‘dî-i Şîrâzî’nin Şiirlerinde İran Hükümdarları: Antik Dönem ve Ortaçağ Karşılaştırması

    Dayı, Özkan

    Ortaçağ İranı‟nda siyasi, askerî ve kültürel değişim açısından Moğol-İlhanlı dönemi önemli bir yere sahiptir. Bu değişim ve dönüşüm çağı İran coğrafyasını her alanda farklı bir sürece getirmiş, bu tarihî seyir içerisinde sosyo-ekonomik yapı ve siyasi oluşumlardan Fars edebiyatı da fazlası ile etkilenmiştir. Moğol istilasının getirdiği bu gelişmeler Fars edebiyatını dil, anlatım ve üslup açısından tesiri altına almıştır. Bu süreci yaşayan, eserlerine yansıtan ve Moğol döneminin ünlü müeddiplerinden Sa„dî-i Şîrâzî, içinde bulunduğu bu şartların etkisi ile eserlerinde hükümdarları karşılaştırarak görüşünü nasihat üslubuyla sunmaktadır. Bu yaklaşım tarzı ile şairin külliyatında yer alan bazı Antik İran hükümdarları ile Ortaçağ Türk-İslâm hükümdarlarını külliyatındaki beyitlerle örneklendirerek Sa„dî-i Şîrâzî‟nin bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçlamaktayız

  • MakaleYalnız künye2020
    Mecelle şârihi ali haydar efendi’nin şurût ilmine dair eserleri üzerine bir inceleme

    Aktaş, Ayşe

    Bu makalede son devir Osmanlı hukukçularından olan Küçük Ali Haydar Efendi’nin (ö.1354/1935) şurût ilmine dair yazdığı eserler incelenecektir. Ali Haydar Efendi OsmanlıDevleti’nin son döneminde yetişmiş büyük bir hukukçudur. O, devlette üstlendiği birçok hukukîvazifenin yanı sıra İslâm hukukuna dair birçok eser kaleme almıştır. Yazdığı bu eserler hukukilmine birçok katkı sağlayıp ardından gelen hukukçular için de ilham kaynağı olmuştur. AyrıcaAli Haydar Efendi hem medrese kökenli bir âlim hem de Tanzimat sonrası kurulan eğitimkurumlarında yetişmiş bir hukukçudur. Ali Haydar Efendi’nin eserleri tüm bu hususlar dikkatealınarak değerlendirilmelidir. Ali Haydar Efendi’nin bu makalede inceleyeceğimiz eserleri şurûtilmine dair kaleme alınmış son eserlerdir. Bu eserler Tatbikât-ı Şer’iyye Dersi ve Kitâbü’l-mebâhisi’lmühimmefi’t-tatbikât-ı şer’iyye ve’l-hukukiyyedir. Bunlardan Tatbikât-ı Şer’iyye Dersi daha önce yazılmışolup diğer eserin temelini teşkil etmektedir. Bu kitap, Ali Haydar Efendi’nin medresetü’l-kudâttaverdiği tatbikât-ı şer’iyye dersinde ders kitabı olarak okuttuğu bir eser özelliği taşımaktadır. Diğereseri olan Kitâbü’l-mebahisi’l-mühimme fi’t-tatbikât-ı şer’iyye ve’l-hukukiyye ise Ali Haydar Efendi’ninuzun yıllar üzerinde çalıştığı ve tatbikât alanına (Ali Haydar Efendi döneminde şurût ilminin adıtatbikât olmuştur) dair orijinal bilgilerin yer aldığı ve de şurût ilmine dair kaleme alınan sonkitaptır. Bundan ötürü Osmanlı döneminde şurût ilminin Ali Haydar Efendi ile sona erdiğinisöylemek mümkündür.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Reinterpretation of Names in Bamsi Beyrek Boyu According to N. Hartmann's Ontology

    Akkoyun, Tuğba

    Dede Korkut Stories, the common value of Turkishness, always most notably of Turkish literature, is a source in areas such as mythology, history, sociology and culture. The richness of its content has enabled many scientific researches. There are thousands of valuable works revealing its various aspects. An example of telling much using few words-laconic, Dede Korkut Stories have a structure that compensates for the need of intensive expression of the oral period. This structure is similar to the categories of being in the new ontology of Hartmann in terms of the formation from layers. Because the only being that incorporates into all the layers of being is the human. Therefore, it is seen that these layers are generally found in every product of human creation. The emphasis on the tradition of name giving to people in Oğuznames of Dede Korkut indicate that names were not randomly selected. In this study, some of the names of Bamsı Beyrek Boy were examined in terms of ontological layers. It was observed that the names of the studied persons have a stratified structure as semantic and gained a new meaning with a new layer in each different context.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    The Analysis of the Linguistic Comments of Naned “Son Çağrı Kur'an”

    Topyay, Yusuf; Ethem, Mürsel

    The word "meâl" in Arabic means "the destination or aim of something" however in terminology it means approximate translation of the Qur'an from the original text to the target language. For someone who doesn't know Arabic, the meaning of the Qur'an is the most significant and unique way to reach God's final revelation. Therefore, great responsibility has been placed on the shoulders of the translator of the Qur'an, plus the aim and duty of these translators must be to deliver God's will correctly. A translator willing to take upon this much responsibility, in a subject of this importance and sensitivity, first must evaluate their competency within their inner world, and only if they decide that they are qualified enough in this profession they must try to do everything within their capability to provide everything that this responsibility requires, without growing tired of it. Regrettably expressed, that many translators of the Qur'an are not even aware of this responsibility. It is easy to understand that they are duplicates of each other. However, we must exclude some translators of the Qur'an such as Salih Akdemir. One of the most valuable works of Akdemir in his academic life is the meaning of the Qur'an in Turkish, "Son Çağrı Kur'an". His study is not well recognized in our country. Akdemir used the possibilities of the Turkish quite well in the meaning of the Qur'an. In this article, we will examine Salih Akdemir's translation of the Qur'an named "Son Çağrı Kur'an".

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Bilgi Sosyolojisi Bağlamında Bilimsel Tefsir Geleneği Üzerinde Değerlendirmeler

    Güngör, Özcan; Varlı, Abdussamet

    Bilgi sosyolojisi bilginin toplumsallığını inşa ederken onun var oluşu ve gerekçesi olarak toplumu işareteder. Çünkü her hangi bir bilginin alıcısı, üreticisi ve yeniden yorumlayıcısı yoksa o bilginin bir önemi deyoktur. İşte bilginin bu deverandaki durumu onun toplumsal olanla zorunlu olarak ilişki kurması sonucuna yolaçmaktadır. Bu bağlamda Batı tecrübesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Aydınlanma ile birlikte daha çokrağbet edilen rasyonalizm, sekülerizm ve bireysellik bağlamında dini yorum, beklenti ve pratikler de busüreçlerden hem kurumsal, hem bireysel hem de sembolik manada ciddi düzeylerde etkilenmiştir. Nihayet din,Batıda yaşanan bu tecrübenin sonunda toplumsal belirlenimci gücünü kaybettiği gibi kendi kurumsalotoritesinin öz-benlik saygısı da işlevsizleştirmeyle karşı karşıya kalmıştır. Aydınlanma ile başlayan din bilimçatışması son asırda zirve yaparak materyalizm yedeğinde adeta dinin dövülmesi şeklinde cereyan etmiştir.Burada dini temsilin Hristiyan doğma sistemi olduğunu bilmek kaydıyla materyalizmin tüm dinler üzerindekibaskısı ve bunun bilim paradigması içinde pozitivizm ile teyidi bütün dinler üzerinde bilimsel açıdan bir baskıoluşturmuştur. Yaşanan tarihsel, siyasal ve kültürel değişimin İslam dünyasında yansımaları olmuştur. Busüreçleri kendi şartları içerisinde yaşasa da İslam tefsir geleneği içerisinde adına bilimsel tefsir denilen ekolünvarlığı geçmişte de bilinmektedir. Konuya ilişkin klasik ve çağdaş çalışmalar karşılaştırıldığında Kur’an’ıanlama ve hayata taşıma gayretinin kimi zaman bilimsel gerçeklerle örtüştürme amacının farklılıklar taşıdığıanlaşılmaktadır. Bu bağlamda çalışma bilimsel tefsir geleneğini bilgi sosyolojisi bağlamında anlamayıkendisine problem edinmiştir. Amacı ise bilgi sosyolojisi bağlamında bilimsel tefsir geleneğini a) gereklilikolarak bilimsel tefsir, b) maksattan uzaklaşma olarak bilimsel tefsir, c) örnekleriyle bilimsel tefsir yoluylaanlama, karşılaştırma ve ileri analizlere zemin olacak şekilde ele almaktır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    On some words mısıdentıfıed ın “derleme sözlüğü”

    Güzel, Ferdi

    Derleme Sözlüğü is the most comprehensive and the most important work in the field of TurkeyTurkish dialects vocabulary. But according to lexicography principles, there are some mistakes inthis important study. One of the important mistakes seen in the Derleme Sözlüğü is the definitionmistakes. Many words in the Dictionary have been incorrectly defined. It is seen that the definitionsin some items are insufficient. Many items have been explained with a very general expression,and in some items there is ambiguity. The most important reason for misidentification is thatcompilers are not experts. Compilers have tried to interpret incomprehensible words in contextand have inferred from that context mistaken meanings. The sentences given to testify theheadwords clearly show that some words are misidentified. Different variants of the word alsoplay an important role in detecting misidentifications. There are many misidentified items in thedictionary because those who prepared Derleme Sözlüğü did not pay enough attention to thewitness sentences and could not notice the different variants of the words. It is a must toreorganize the Derleme Sözlüğü which is the most important work in the field of dialect research.

  • MakaleAçık Erişim2019
    Toplumsallık, Anlam ve Bir Sosyal İnşa Olarak İnsan

    Özkurt, Cem

    Sosyal olarak inşa edilmiş toplumsal gerçekliğin simge, sembol ve anlam ağları, toplumları ve bireyleri bilişseldüzeyde biçimlendiren ve şekillendiren sosyo-psişik örüntülerdir. Bu örüntüler, toplumsal etkileşim düzeniiçinde, güç ilişkileriyle iç içe geçerek, farklı türden formlar alırlar ve kompozisyonlara bürünürler. Etkileşimdüzeni içerisinde, bu kompozisyonlarla farklı düzeylerde toplumsal karşılaşmalar deneyimleyen bireyler;simge, sembol ve anlam ağlarının karşılıklılığıyla biçimlenen sosyal konfigürasyonlarla inşa edilirler veyeniden inşa edilirler. Bu inşalar, bireyleri hissediş, düşünüş ve davranım düzeylerinde biçimlendirir ve onlaratoplumsal oluşun dinamikleriyle şekil alan bir kimlik verir. Bu çalışma, toplumsal olarak inşa edilen insanın;simge, sembol ve anlam ağlarıyla karşılıklı etkileşim sonucunda oluşan ve olgunlaşan bir yaratı olduğu teziniönemle vurgulamaktadır. Bu vurguyu yaparken, sosyolojinin ve antropolojinin kuramsal birikimlerindenolabildiğince yararlanmakta ve sosyal bilimsel muhakemeyi öne çıkaran bir analizi gerçekleştirmeyeçalışmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2018
    Tefsir kitaplarındaki israiliyata dair

    Aras, Zakir; Derveze, Muhammed İzzet; Çelem, Sema

    -

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele