Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Fuzûlî’nin Leylâ ve Mecnûn Mesnevisinde Ben ve Öteki Diyalektiğine Fenomenolojik Bir Yaklaşım
Karaduman, Ruken
Edmund Husserl tarafından ortaya konulan fenomenoloji (görüngübilim), fenomenlerin yani kavramların yeniden ve detaylı bir biçimde araştırılmasını, sorgulanmasını esas almaktadır. Bu felsefi metot, fiziksel dünyayı anlamlandırırken kişilerin bilincinde somut olay ve nesnelerin farklılaştığını, dolayısıyla dış dünyanın göreli olduğunu iddia eder. Mutlak ve değişmez olmayan gerçeklikte olguların evrensel özüne ulaşabilmek içinse bireysel bilgi ve deneyimlerin parantez içine alınması gereğini savunur. Fenomenolojik yaklaşımlarla benin ötekiyle deneyimi merkeze alınmaktadır. Bu düşünce metodolojisine göre, benin kendini inşa etme ve anlamlandırma sürecinde ihtiyaç duyduğu öteki, etkileşim içinde olduğu birey ve toplumdur. Benin devinimini gerektiren varoluşsal süreç ötekinin bakışıyla karşılıklı olarak gerçekleşmektedir. Bu çalışmada ben ile başlayan, kısa bir süre sonra biz olarak devam eden ve benin yeniden bireyselleşmesiyle ötekinin tamamen yok olduğu bir macera olarak Fuzûlî’nin Leylâ ile Mecnûn adlı mesnevisi ele alınmıştır. Ben ve öteki bağlamında fenomenolojik açıdan incelenmesi amaçlanan mesnevideki ana kahramanlardan biri olan Mecnûn’un öteki ile ilişkisi, ötekinin nasıl algılandığı ve Mecnûn’un ötekinin varlığıyla öze nasıl ulaştığı üzerinde durulmuştur. Mesnevideki başkahramanın öteki ile ilişkisinde algı ve duyumsamalarının nasıl şekillendiği ve değiştiği tespit edilmeye, dramatik aksiyonda ben ve öteki ilişkisinin etkileri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Böylece aşk söyleminin öznesi olarak Mecnûn’un öteki ile ilişkisinde bilincin mutlak öteki ile bağı ve bu bağın nasıl geliştiği izlenebildiği görülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2023Bir kendini bulma ve varoluşunu gerçekleştirme yolculuğu: lâmi’î çelebi’nin vâmık u azrâ mesnevisi
Karaduman, Ruken; Erzen, Mehmet Halil
Carl Gustav Jung, bireyin yaşadığı topluma ait her şeyi hafızasına kaydettiğini söyler ve buna kolektif bilinçdışı adını verir. Kolektif bilinçdışına ait öğeler tüm insanlığın geçmiş deneyimlerinin ürünüdür ve nesilden nesile miras yoluyla aktarılmıştır. Jung’un takipçilerinden olan Joseph Campbell da kolektif bilinçdışı kavramı içerisinde yer alan kahraman arketipinden hareketle farklı milletlere ait mitsel ve efsanevi metinleri incelemiş; bunun neticesinde bahsi geçen metinlerin tamamında kahramanın benzer bir serüveni yaşadığı sonucuna varmıştır. Kahramanın yolculuğu şeklinde ifade edilen bu serüven, ana karakterin hem mecazen hem de reel olarak katettiği yolun döngüselliğini ifade etmektedir. Nitekim tekrar eden belli aşamaların ardından kahraman, başladığı yere dönmekte; olay örgüsü farklı gibi görünen hikâyelerde dahi kahramanın temel macerası benzer aşamalar içermektedir. Campbell’ın monomit olarak adlandırdığı, kahramanın döngüsel yolculuğunda katettiği aşamaların bahsi geçen anlatı türlerinde olduğu gibi mesnevi türünde de ortak olduğu görülmektedir. Bu bağlamda 16. yüzyıl aşk mesnevilerinden Lamiî Çelebi’nin Vamık u Azra Mesnevisi, monomitin çekirdek birimi olarak adlandırılan ayrılma, erginlenme ve dönüş aşamaları esas alınarak incelenmiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Platon’un İdealar Âlemi Teorisi ile Divan Şiirindeki Bazı Anlatıların Benzerlikleri
Karaduman, Ruken; Erzen, Mehmet Halil
Antik Yunan filozoflarından Platon, düşünce tarihinde oldukça önemli bir yere sahiptir. O, kendisinden sonraki birçok düşünürü derinden etkilemiş ve düşünce hareketlerinden bazılarının temellerini atmıştır. Platon’un ahlak, estetik, metafizik gibi alanlardaki görüşleri arasında geliştirdiği en dikkat çekici teorilerinden biri olan idealar teorisinde, orijinalin yani hakikatin yansıması olarak idealardan söz edilir. İdealar kuramına göre nesneler (görüngüler) ve idealar şeklinde iki farklı dünya vardır. Bedensel varlığı nesneler dünyasında yer alan insanın sahip olduğu zannına kapıldığı bilgiler birer doksa (sanı)dan başka bir şey değildir. Gerçek bilgi ancak idealar âlemine aittir. Nitekim idea; gerçek, kalıcı, sürekli ve değişmez olandır. Nesneler ise ideanın sûretinden başka bir şey değildir. Bu teorideki özellikle zaman ve mekândan bağımsız, fiziksel dünyanın ötesinde ancak bu dünya ile sıkı biçimde bağlantılı bir dünya olarak ideaların izahı, tasavvuf düşüncesiyle ve divan şiirindeki bazı metaforlar ile çeşitli noktalarda benzerlikler göstermektedir. Bilhassa Platon’un mağara alegorisinin tasavvufi okumalara imkân sunan anlatım özellikleri çağrışımın niteliğini artırmaktadır. Bu benzerliklerdeki esas nokta tasavvuftaki tecelli anlayışına paralel biçimde ideanın doğruluk, güzellik ve iyiliğin aslı kabul edilirken dünyadaki nesnelerin ise ideaların yansımaları olduğu fikridir. Buradan hareketle çalışmamızda, idealar kuramı klasik Türk şiiri bağlamında ele alınmakta; Platon’un idealar âlemi ve ilgili görüşlerinin bilhassa tasavvufi şiirlere koşut yönleri üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda Divan şairlerinin nesneler dünyası üzerine söylemlerinde sıklıkla kullandıkları rüya, ayna, fânûs-ı hayâl, zıll-ı hayâl, serab gibi motiflerin idealar kuramındaki düşünüş şekilleri ile ortaklıkları dikkat çeker. Ancak bu çalışmada tasavvufî düşünüş şekillerinin eski Yunan felsefesinden ne kadar ve nasıl etkilendiğini ortaya koymaktan ziyade divan şiirindeki bazı anlatımlara farklı bir çerçeveden bakmak amaçlanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2021An Attempt to Interpret the Concepts of Nafs, Mind And Heart Within The Context of Id, Ego and Superego: The Case of Fuzuli's Divan
Karaduman, Ruken
Most of the time, scientists and artists use distinct concepts to explain the self that a person seeks to understand and explain. Divan (Ottoman Divan Poetry Tradition) poets, on the other hand, processed historic information, teachings, and beliefs in a universal way, based on human traits, even if they were labelled differently in different eras and geographies. Indeed, analyses based on literature and findings from other fields reveal that divan poetry is a unity encircled by a framework of logic and universality. Studies in Psychology and psychoanalysis provide many options for analysing the human being represented in classical poems from a distinct perspective in this context. With his structural theory of personality, Freud, who conducted major studies on psychoanalysis, states that human emotions and behaviours emerge as a result of the effects of mental systems called id, ego, and superego. The id, as a structure that acts in accordance with unconscious desires, impulses, and the pleasure aiming principle, the ego, as a conscious balance mechanism that attempts to connect with reality, and the superego, as the inner delegate of traditional values and ideals, are all described in detail in this theory. The ego's effort to dominate the impulses, which tries to satisfy its ego functions, and on the other hand, to reconcile the id and the superego with reality is mentioned as a contrast between the immoral claims of the id and the moral and conscientious aspect of the superego, which tries to achieve perfection. These systems, which can be described as elements of the self, are frequently discussed in the tradition, notably in mystical poems, with the concepts of nafs, mind, and heart. The nafs, which pursues mundane pleasures and irrational desires that are incompatible with the aim of human existence, appears in traditional Turkish poetry as a humiliated and criticized element with these traits. The heart, which acts according to its desires and is unaware of divine reality, is portrayed as a spiritual structure that defines good and evil, particularly within the context of mystical teachings, as it strives to achieve the ideal of being a perfect human being. The mind, on the other hand, must resist the nafs' urges and activate the reality principle in opposition to the pleasure principle. However, in accordance with external conditions, the mind must also control and regulate the heart's wants. Divan poets, who typically side with the heart, take a stand against the mind, which tries to rule over the heart's wishes at this juncture. They regard it as inadequate and unable to grasp true meaning. By removing the mental barrier and eliminating the nafs, Divan poets frequently highlight their desire to be united simply with the heart. The purpose of this study is to determine the semantic framework of the nafs, mind, and heart, as well as the images associated with them, which provide various clues about the poet's perspective on inner world of human beings and life at the conscious or subconscious levels with the overlapping meaning connection with the id, ego, and superego. The focus of this study is to evaluate and understand numerous expression qualities and notions based on the concepts of nafs, mind, and heart in Fuzuli's Divan (Collected Poems), using Freud's theoretical conceptual framework. The undesirable aspirations of the nafs, as well as the mind's ability to distinguish between good and evil, are highlighted in Fuzûlî's narratives, which are particularly reflections of his spiritual concepts. The poet, however, prioritizes the values of the heart, which is the embodiment of ultimate beauty, in response to the mind that doubts and causes obstacles. It elevates the heart to a higher spiritual status. In this study, the content analysis method was applied to determine the contexts in which the concepts of nafs, mind, and heart were used in Fuzûlî's Divan. Following the grouping of these concepts in the divan by using the tagging method, a broad assessment of the concepts’ meanings has maintained that the poet has assigned to concepts within the context of the poems' themes.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2021Comparison Of Epizot And Motifs In Cemşîd ü Hurşid Mesnevi With Turkish Folk Story AndFairy Tales
Karaduman, Ruken
Folk tales and tales that have survived through oralexpression contain many cultural elements synthesized infolk imagination. It is possible to follow the traces of thesecultural elements not only in folk literature texts but alsoin classical and modern Turkish literature products Inevery literary tradition, the cultural accumulation, socialbelief system and lifestyle carried by previous narrativesare assimilated by the artist and reflected by his uniqueperspective Especially in mesnevi, which is one of the verseforms of classical Turkish literature based on narration, theeffects of cultural heritage elements such as beliefs, mythsand legends of ancient narratives are felt intensely. Whileour poets recognize and use the Mesnevi form throughIranian literature, they succeed in assimilating this formwith themselves. Ahmedî's 4798 couplets Cemşîd ü Hurşîd mesnevi hasan important place in our literature in terms of narrationtechnique. The subject of our study is to examine thismesnevi, which is a compilation work, in terms of episodesand motifs, and to determine the similarities anddifferences with traditional narrative types such asTurkish fairy tales and folk talesIn this article, folk talessuch as Dede Korkut Stories, Elif ile Mahmut, Tahir ileZühre, Raznihan ile Mahfiruze, Ferhad ile Şirin and manytales such as Güneş Kızı, Kırk Boy, Altın are studied in thecontext of repetitive episodes and motifs in terms of form and function in Cemşîd ü Hurşîd. In addition, in order toreveal the relations between the texts, the narratives in theevent flow of the mesnevi were evaluated over thesimilarities they contain with these folk narrative types,especially in the world of fiction, extraordinary andstructural elements..
- MakaleYalnız künye2021The Vâmık u Azra Mesnevi of Lâmî Chalabi in the Framework of Intertextuality
Karaduman, Ruken
Intertextuality, one of the literary criteria, can be expressed as the relationship between a text and other\rtext types. With the intertextuality method, the traces the text carries about the previous texts and the relations in\rdifferent texts are determined. In this study, Lâmi'î Çelebi's mesnevi named Vâmık u Azrâ is discussed in the\rcontext of intertextual relations. In the mesnevi Turkish, Arab, Iran, Greek and Chinese narrative elements were\rexamined in the framework of methods such as referent, recitation and secret quotation. The protagonist of the\rstory, Vâmık, was characterized by various characteristics of historical or other fictional figures such as Prophet\rSolomon, Ibrahim, Narcissus, Mecnun, Cemşid, and intertextual relations were established with the associations\rmade to their stories. In addition, pegasus-like beings and dragons expressed as nerre are also included in the\rmesnevi as mythical elements belonging to various nations. These narrative elements, which provide the depth of\rthe text and are aimed at the imagination and comprehension of the reader, have many functions such as\roriginalizing the work, contributing to the plot, and adding excitement to the adventure.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Süheyl ü Nevbahâr’ın Kurgu Dünyası: Yapısal Unsurlar Yönüyle Bir İnceleme
Karaduman, Ruken
Klasik Türk edebiyatı nazım şekillerinden olan mesneviler, yapısal unsurları ve kullanılan anlatım teknikleri gibi hususlarda günümüz hikâye ve romanları ile koşut bir yapı arz eder. Bu bağlamda, mesnevilerin modern anlatı formlarının inceleme yöntemleri ile çözümlenmesi, metne çok yönlü bir bakış açısı kazandırmaktadır. Çalışmamızda Süheyl ü Nevbahar mesnevisi, roman ve hikâye inceleme yöntemlerinden yola çıkılarak olay, kahramanlar, zaman, mekân, bakış açısı, dil ve anlatım hususiyetleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Adı ve müellifi tespit edilememiş Farsça bir eserden hareketle Türkçeye aktarılan Süheyl ü Nevbahar, 5703 beyitten oluşur. Telif bir aşk mesnevisi olan eserin ilk bin beyti İzzeddin Ahmet, kalan bölümleri ise Hoca Mesud tarafından kaleme alınır. Süheyl ü Nevbahar, anlatım teknikleri açısından oldukça başarılıdır. Eserde tasvir, diyalog, iç monolog, özetleme gibi modern anlatılarda görülen teknikler yoğun ve etkili biçimde kullanılmıştır. İçeriği ve çok katmanlı yapısıyla modern anlatı metinlerinin kurgusunu çağrıştıran bu mesnevi, Süheyl ile Nevbahar’ın aşklarını ve kavuşma mücadelelerini konu edinir. Zengin bir şahıs kadrosu, mekân ve zamana dair anlatım hususiyetleri konuyu oldukça dikkat çekici kılar. Ancak; beşeri aşk konusunda Anadolu sahasında yazılmış ilk örneklerden olması hasebiyle Süheyl ü Nevbahar’da kurgusal yönden bazı eksiklikler de mevcuttur. Tekrarlar ve yoğun tesadüflerle örülü olay zinciri, müellifin sıklıkla konuyu kesip okura kendi dünya görüşünü ve yorumlarını aktarması, olaylar sonuçlandıktan sonra da anlatımların didaktik bir amaç çerçevesinde oldukça uzun tutulması vb. eserin kurgusal yönden zayıf tarafları olarak ifade edilebilir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Protagonist Names as a Symbolic Value Representing Identities in Vamık u Azra Mesnevi
Karaduman, Ruken
In some literary texts developed around the event, the names of protagonists are determined according to the temperament of the protagonists, their physical characteristics, the emotions they evoke, the expectations of the reader or the ideological preferences of the author. These names, designed in accordance with the theme and message of the work, support the fiction in various aspects as a part of the design. Before getting to know the protagonists, the reader has some preliminary information through their names. In addition, functions such as reinforcing the messages to be given, supporting the characterization of the protagonist, and enriching the connotative features of the work also play a role in the selection of protagonist names. Lami'i Çelebi's mesnevi named Vamık u Azra also draws attention in that the names of the protagonistes in the work have a symbolic value related to the identities depicted. In Vamık u Azra, the protagonistes are drawn as a general type with their actions and features in accordance with the expectations of the author and the society. Their names reinforce the generalized perceptions of the protagonists in minds. Lami'i Çelebi designed people and actions in line with the messages he wanted to convey in his work, and directed and surrounded the protagonists and their acts through names. In this study, the functions of the protagonist names in the work and their contribution to the messages to be given in the subtext are emphasized. The aim of the study is to examine the structure and functions of protagonist names as symbols and to define the role of name choices in mesnevi.
- MakaleYalnız künye2020Texlinguistics analysis of a murabba by fuzûlî
İşimtekin, Soner; Karaduman, Ruken
Text linguistics is a relatively new method of text analysis that stands out among text-centered literary theories. With this method, on the one hand, the textuality criteria are questioned, and on the other hand, the style of the text producer is revealed. In particular, the text linguistic analysis, which we frequently see examples in modern literary texts, has started to reach a certain point in determining the structure and content of the work. However, in our classical literature, text-based examination methods generally continue within the framework of annotation and analysis studies, except for structuralist and ontological discourse analysis in recent decades. The literature scans we have done show the lack of a study in classical literary texts, in which all aspects of the linguistics theory are addressed. In this study, which we consider to be the first in this context, we aimed to reveal the new dimensions gained by the text linguistics approach, which is an alternative linguistic analysis method of classical literature texts. In this article, the emergence of text linguistics, which is separated from classical eloquence studies with its approach to the whole text, its objectives, its contributions to the understanding of the text are emphasized, and Fuzûlî's verse, which is an example of a repeating murabba, is analyzed based on the text linguistics criteria.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2020Neşâtî Divânı’nda bir anlamsal sapma çeşidi olarak alışılmamış bağdaştırmalar
Karaduman, Ruken
Şiir, dilin estetik kullanım özelliklerinin üst düzeyde tutulduğu edebî türlerin başında gelir. Şair, şiirdeki estetik yapıyı kurmak adına zengin imgeler, çeşitli söz oyunları ve günlük dil kullanımının dışına çıkan sözcük gruplarıyla yoğun bir anlatım sağlar. Özellikle, dil ögelerinin yeni bağdaştırmalar ve birleştirmeler yoluyla dizelere dökülmesi, şairlerin özgün ve güçlü anlatımlarında oldukça önemli bir yere sahiptir. Zira bağdaştırmalar, dilin anlatım olanaklarını artırarak okuyucu veya dinleyici üzerinde güçlü bir etki oluşturur. Günümüz dil ve edebiyat biliminin önemli bir çalışma konusu olan bu anlatım özelliklerini derinlemesine tetkik ise hem şaire hem de şiirdeki bilinç dışı ögelerin tespitine dair farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Edebî eserler içerisinde şiir, düzyazıdan daha özel bir yapı arz eder. Bu yapının tam olarak anlaşılması için, alışılmamış bağdaştırma örneklerinin incelenmesi; metnin derin yapısına dair ipuçlarına ulaşma ve metnin anlam çerçevesini tam olarak belirleme adına oldukça önemlidir. Sınırları zorlayarak kendini var eden bir yapı olan alışılmamış bağdaştırmalar, divan şiirinde daha çok terkipler biçiminde karşımıza çıkar. Özellikle Sebk-i Hindî şiirlerinde vazgeçilmez bir yeri olan terkipler, bu tarzın ilk örneklerini sunan Neşâtî'nin şiirlerinde de sıkça kullanılmıştır. Şairin anlatım gücünü ve şiir dilinin özelliklerini gösteren terkiplerde hâsıl olan alışılmamış bağdaştırmalar, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Neşâtî Divanı’ndaki alışılmamış bağdaştırmalar incelenirken metaforlar, somutsoyut anlatımlar, zıt kavramların yarattığı denge ve sözcüklerin duygu değerlerinden hareketle ortaya konan farklı simgesel ifadeler çerçevesinde bir değerlendirme yapılmış; çalışmamızdaki başlıklar bu şekildeki tasniflerden yola çıkılarak belirlenmiştir.
