Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Dertli, Enes(11)
- Mercan, Emin(10)
- Ustabulut, Mete Yusuf(10)
- Ayata, Ümit(9)
- Kaya, Yunus(9)
- Sert, Durmuş(9)
- Ertugrul, Mehmet(8)
- Hasar, Ugur Cem(6)
- Tozlu, Alperen(6)
- Öner, Erdal(6)
- Abdioglu, Murat(5)
- Aktaş, Esat(5)
- Arslaner, Ayla(5)
- Bayram, Ozkan(5)
- Bulut, Mehmet(5)
- Ecem Bayram, Nesrin(5)
- Gürleyen, Levent(5)
- Karaduman, Ruken(5)
- Kaya, Feridun(5)
- Kul, Sinan(5)
- Türkmen, Mutlu(5)
- İspirli, Hümeyra(5)
- Artar, Musa(4)
- Arı, Ari(4)
- Azili, Kenan(4)
- Azimkhani, Amin(4)
- Bayraktar, Bülent(4)
- Dayı, Özkan(4)
- Gül, Volkan(4)
- Izginli, Mucahit(4)
- Kaban, Abdullatif(4)
- Kalay, Erbay(4)
- Kuzey, Memet(4)
- Ozdemir, Gazi(4)
- Ozturk, Gokhan(4)
- Ozturk, Hamdullah(4)
- Ozturk, Kemal(4)
- Saatchian, Vahid(4)
- Sarikaya, İsmail(4)
- Tekce, Emre(4)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2021Öğretmen görüşlerine göre salgın (COVID-19) dönemi uzaktan eğitim ortamında Türkçe eğitimi
Kaplan, Kadir; Gülden, Bahadır
COVID-19 salgını öncesinde hâlihazırda önemli bir öğrenme ortamı olan uzaktan eğitim, salgınla birlikte ilk ve ortaöğretim seviyesinde de tercih edilmiştir. Milyonlarca öğrenci ve öğretmenin ani bir şekilde karşı karşıya kaldığı uzaktan eğitim ortamının Türkçe öğretimi açısından işlevsel kılınabilmesi için güçlü ve zayıf yönlerinin ortaya çıkarılması önemlidir. Bu çerçevede uzaktan eğitimin dört temel dil becerisi başta olmak üzere çeşitli yönlerden durumuna dair Türkçe öğretmenlerinden veriler elde edilmiştir. Verilerden hareketle uzaktan eğitimle ilgili dile getirilen temel problem, öğrencilerin teknik anlamda fırsat eşitliğine sahip olamamaları nedeniyle aynı oranda bu imkândan istifade edememesidir. Velilerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin teknoloji okuryazarlığı konusunda desteklenmesinin uzaktan eğitimin işlevselliğini artıracağı uzlaşılmış bir fikirdir. Uzaktan eğitim ortamlarının daha etkin kılınması için farklı materyallerle desteklenmesi bir başka önemli husustur. Çalışmadan elde edilen verilerin ışık tuttuğu bir diğer nokta ise ölçme-değerlendirmeye yöneliktir. Uzaktan eğitim ortamının sürecin başında, ortasında ve sonunda ölçme-değerlendirme yapmaya verileri bireysel ya da kitlesel olarak karşılaştırarak daha derin analizler yapmaya imkân sağlayıcı fırsatları daha etkin bir şekilde kullanılarak değerlendirilmelidir. Eğitim Bilişim Ağı’nın bu açıdan sunduğu mevcut imkânların süreç temelli ölçme anlayışına elverişli olması bu bakımdan önemlidir. Türkçe dersi açısından uzaktan eğitimin belirli sebeplere bağlı olarak aksayan yönleri söz konusu olsa da sistemde ve paydaşların hazırbulunuşluk düzeylerinde iyileştirmeler yapıldığında uzaktan eğitim ortamının Türkçe öğretimi kazanımlarının edinilmesine son derece uygun bir zemine sahip olduğunu söylemek mümkündür.
AtıfOpenAlex30TR Dizin25
İncele - MakaleYalnız künye2021Suicidal kuznets curve: a regional analysis for turkey
Gültekin, Ömer Faruk; Saraçoğlu, Sıtkıcan
The fact that suicide, which is a global problem, can occur due to economic reasons makes it necessary to examine this phenomenon from an economic perspective. In this context, the aim of this study is to analyze the phenomenon of suicide at the regional level for Turkey on the basis of “Suicidal Kuznets Curve” approach, which was revealed by Antonakakis and Collins (2018). For this purpose, in this study the data obtained from TURKSTAT of 26 NUTS-2 sub-regions for the 2008-2018 period and panel data analysis were used. Firstly, Breusch-Pagan LM and Pesaran CD cross-section dependency tests, then Pesaran CIPS panel unit root test, Pedroni and Westerlund panel cointegration tests, DOLS and CCEMG coefficient estimators were applied. According to the findings of the study, while a “U” shaped “Suicidal Kuznets Curve” is valid for the general model, differences arise among regions.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2021Üniversitelerin Sosyal Kültürel Ve Ekonomik Fonksiyonlarının Şehirler Üzerindeki Etkileri
Kömür, Gökhan
Modern dünyanın ortaya çıkardığı yeni aktörler ve yeni anlayışlar, ülkelerin ve şehirlerin birçok alanda gelişim göstermesini zorunlu hale getirmektedir. Bu gelişimin bir parçası olarak üniversiteler de şehirlerin ekonomik, kültürel ve sosyal değişiminde son zamanlarda önem arz eden aktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumsal değişimin aktörleri olan üniversiteler, bu değişimin birer lokomotifi durumundadır. Bu çalışmanın amacı; üniversite-şehir ilişkisini inceleyerek, üniversitelerin şehirlere olan sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerini ortaya koymaktır. Bu bağlamda Türkiye’nin en genç üniversitelerinden biri olan Bayburt Üniversitesi ve Bayburt İli örnek olarak alınmıştır. Bu çalışmadan çıkacak sonuçlar, Bayburt ilinin geçen süre zarfında değişimini gösterecek, Bayburt ile ilgilenen araştırmacılara bir kaynak niteliği taşıyacak ve diğer il ve üniversitelere de örnek teşkil edecektir.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ4Yüksek Basınç Homojenizasyon Uygulanmış Yağsız Süt Tozlarının Yenilebilir Film Üretiminde Kullanımı: Film Özelliklerinin Karakterizasyonu
Sert, Durmuş; Mercan, Emin
Gıdaların ambalajlanması tedarik zincirinde önemli bir rol oynamaktadır ve ambalajlama son işlemenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Yenilebilir filmler ve kaplamalar, gıda kalitesi optimizasyonu için ortaya çıkan stratejilerden biridir. Yenilebilir filmler ve kaplamalar kaliteyi sürdürme, raf ömrünü uzatma ve ambalaj malzemelerinin ekonomik verimliliğine katkıda bulunma potansiyeline sahiptirler. Ayrıca tüketicilerin sağlık kaygılarından dolayı sadece doğal bileşenler içeren yüksek kaliteli ürünlere olan talep artmaktadır. Bu amaçla doğal kaynaklı yeni ambalajlama materyalleri geliştirilmekte ve karakterize edilmektedir. Bu çalışmada, yüksek basınç homojenizasyon (YBH) uygulanarak üretilmiş yağsız süt tozu (YST) ilavesinin yenilebilir filmlerin fiziksel ve mekanik özelliklerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, 50 MPa’da YBH uygulanmış süt konsantresinden püskürterek kurutmayla YST üretilmiştir. Üretilen YST jelatin bazlı yenilebilir film üretiminde %1, %2 ve %3 oranında kullanılmıştır. Artan oranda YST ilavesi filmlerin yoğunluğunun ve parlaklığının (L*) kontrol örneğine kıyasla artmasına yol açmıştır. Yenilebilir filmlerin hidrofobikliği YST eklenmesiyle artmıştır. Örneklerin kopma uzaması %245.40-295-28 aralığında değişmiş olup artan oranda YST ilavesi bu değeri artırmıştır. Yenilebilir filmlerin dayanım değerleri 2.86-3.75 MJ/m3 aralığında tespit edilmiştir. En düşük dayanım değeri %3 YBH uygulanmış YST ilaveli örnekte en yüksek değer ise kontrol örneğinde belirlenmiştir. Sonuçlar, yağsız süt tozunun, filmlerin gerilme dayanım değerlerini düşürmesi, kopma gerilmesi özelliklerini kısmen iyileştirmesi, daha elastik bir özellik sağlaması ve makul mekanik dayanıklılığı sağlaması açısından yenilebilir film üretimi üzerinde olumlu etkiler yapabileceğini göstermiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021EXTRACTION OF PHENOLIC COMPOUNDS FROM HAWTHORN FRUIT (Creategus monogyna) USING MICROWAVE AND ULTRASOUND ASSISTED METHODS
Kantar, Naciye Kutlu; Yılmaz, Merve Sılanur; Erdem, Gizem Melissa; Şakıyan, Özge; Isci, Asli
In this study, phenolic compounds were extracted from hawthorn fruit using microwave (MAE) and ultrasound assisted extraction (UAE) methods. The MAE was applied at different solids ratios, different extraction times and different microwave powers. UAE was applied at different solids ratios and sonication times. The maceration method was used as the control group. Total phenolic content (TPC) and color values of the extracts were examined. The highest values of TPC were determined as 9.31, 5.34, and 3.00 mg GAE/g dry matter in MAE, UAE, and maceration methods, respectively. Based on these results, it was found that the TPC value of the MAE method was 1.7 and 3.1-fold more than those of UAE and maceration, respectively. In addition, it was observed that L* values of MAE samples were lowest among others. It was concluded that the MAE is the most suitable method for the extraction of phenolic compounds from hawthorn fruit.
AtıfOpenAlex2TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2021Emme manifoldu malzeme seçiminde bilgisayar destekli yazılım kullanılması
Colak, Murat; Efe, Sukran
Dört zamanlı bir içten yanmalı motor 30 000’den fazla parçadan oluşmaktadır. Bu parçalar birçoğu, motorlardaki çalışma prensipleri nedeniyle yüksek sıcaklık, yüksek basınç, yüksek gerilmelere maruz kalabilmektedir. Motorlarda gerçekleşen çevrimlerin yüksek motor performansı ve yüksek enerji verimliliği için kararlı yapıda olması gerekmektedir. Bir çevrimin ortalama 0.025 saniyede tamamlandığı düşünülecek olursa, kullanılan çoğu motor parçasının üretimi için gerekli malzeme seçiminin, sistem kararlığı açısından ne kadar önemli olduğu görülmektedir. Malzeme seçiminde parçalarda kullanılan malzemelerin yapısal özellikleri kadar kuvvet, basınç, sıcaklık gibi çalışma şartları altındaki davranışlarının da iyi bilinmesi gerekmektedir. Malzeme seçimini önemli kılan bir diğer hususta ekonomikliktir. Malzeme özelliklerinin her geçen gün iyileştirildiği günümüzde, malzeme seçimi için bilgisayar destekli yazılım programları kullanılmaktadır. Bu çalışmada birçok bilgisayar destekli yazılım programına rağmen malzemelerin teknik özelikleriyle birlikte malzemenin ekonomikliğini de analiz eden CES Selector isimli bilgisayar destekli malzeme seçim programı kullanılmıştır. Bu program kullanılarak, motor performansına ve yanma verimine direk etki eden emme manifoldunun malzeme seçimi yapılmıştır. Sonuç olarak kokil kalıba dökülen, T6 ısıl işlemi yapılmış A356 alüminyum alaşımının en uygun malzeme olduğuna karar verilmiştir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Lactobacillus paracasei biyokatalizörü ile enantiyosaf (S)-1- (4-metoksifenil) etanol üretimi
Sahin, Engin
Bu çalışmada, 4-metoksiasetofenonun enantiyoseçici indirgenmesinde yedi biyokatalizörün indirgeme kapasitesi tam hücre biyokatalizör olarak araştırılmıştır. Lactobacillus paracasei BD28'in en iyi indirgeme kapasitesine sahip olduğu bulunmuştur. pH, inkübasyon süresi, çalkalama hızı ve sıcaklık gibi farklı parametrelerin enantiyomerik aşırılık ve dönüşüm üzerindeki etkileri araştırıldı. Tam hücre biyokatalizörü Lactobacillus paracasei BD28 kullanılarak, genel alerjik yanıt için tedavi fonksiyonuna sahip sikloalkil [b] indollerin sentezinde kullanılabilen (S)-1-(4-metoksifenil) etanol, gram ölçeğinde, yüksek verimli ve enantiyomerik olarak saf halde üretilmiştir. Gram ölçekli üretim gerçekleştirildi ve % 95 verimle optik olarak saf formda 9,69 g (S)-1-(4-metoksifenil) etanol üretildi. Bu, kimyasal işlemlere kıyasla (S)-1-(4-metoksifenil) etanol üretimi için ucuz, temiz ve çevre dostu bir işlemdir.
- MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ3KESTANE (Castanea sativa) BALI ÖRNEKLERİNİN BOTANİK ORİJİNLERİNİN DOĞRULANMASI VE TOPLAM POLEN SAYILARI
Özkök, Aslı; Ecem Bayram, Nesrin
Bu çalışmada, Türkiye’nin Zonguldak ilinin farklı lokasyonlarından toplanan bal örneklerinin (n=9) botanik orijinlerinin palinolojik analizle tespit edilmesi ve toplam polen sayılarının saptanması amaçlanmıştır. Ek olarak toplanan bal örneklerinin Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği (No:2020/7)’nde kestane balı numuneleri için verilen polen içeriği kriteri ile uyumluluğu tartışılmıştır. Melissopalinolojik analizler neticesinde bal örnekleri kestane balı (n=7), karışık çiçek balı (n=2) ve geven balı (n=1) olarak etiketlenmiştir. Kestane balı olarak tespit edilen örneklerin 10 gr baldaki toplam polen sayısı (TPS-10) 41722-647312 arasında saptanmış olup bu bal örneklerinin çok iyi, iyi ve normal kalitede bal örnekleri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca elde edilen sonuçlar kestane balı olarak toplanan bal örneklerinin %33’ünün ulusal gıda kodeksinde kestane botanik orijinine sahip unifloral bal tipleri için rapor edilen minimum polen içeriğine sahip olmadığını göstermiştir. Bu sonuçlar özellikle ülkemizde diğer polifloral çiçek ballarına kıyasla daha yüksek fiyata satılan kestane gibi unifloral bal tipleri için botanik orijin tespit analizinin zorunlu hale getirilmesinin haksız rekabetin önlenmesi açısından ne denli önemli olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, ülkemizde üretilen fakat minimum polen içeriği Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği (No:2020/7)’nde belirtilmeyen lavanta ve çörekotu gibi farklı tipte unifloral çiçek balları için de melissopalinolojik çalışmaların yürütülerek polen içeriği değerlerinin belirlenmesi önemli görülmektedir.
AtıfOpenAlex8TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2021Horasan’ın İdarî Bürokrasisinde İlhanlı Şehzâdeleri ve Devlet Adamları (1256-1335)
Durmuşoğlu, Kurban
Moğollar, Horasan coğrafyasını ele geçirdikten sonra, bölgede idarî bürokrasiyi askerî ve sivil idareciler üzerinden kurmuştu. Moğolların Horasan’da kurduğu bu sistem Möngke Han’a kadar devam etmişti. Möngke’nin hükümdar olması, Horasan coğrafyasında yeni bir idarî düzeni ortaya çıkartmıştı. O, kardeşi Hülegü’yü İran coğrafyasına göndermesiyle Horasan, bir İlhanlı toprağı haline gelmişti. Ancak bu durum Horasan coğrafyasında İlhanlı-Çağatay çekişmesini beraberinde getirmişti. Bu yüzden İlhanlı Devleti, Hülegü’den itibaren Horasan’da yönetimi hükümdarların vekili olan şehzâdeler üzerinden oluşturmuştu. Böylece İlhanlılar, hem bölgede istediği idarî düzen kurmayı hem de devletin doğu sınırını Çağatay saldırılarına karşı korumayı amaçlamışlardı. Bu makale, İlhanlı Devleti döneminde Horasan coğrafyasında görev alan şehzâdeleri dönemin çağdaş kaynakları üzerinden incelemekte; ayrıca şehzâdelerle bölgede görev alan idarî görevliler hakkında bilgi vermektedir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021İlhanlı Devleti’nde Yargı Sistemi (1256-1335)
Dayı, Özkan
Moğolların Ön Asya coğrafyasına gelmesi ile bölgede idarî ve kültürel açıdan yeni bir dönemin başladığını görmekteyiz. İdarî ve kültürel açıdan bir değişim dönemi olan bu zaman diliminde, İslâm medeniyetinin unsurları ile Bozkır Medeniyeti’nin bir parçası olan Moğol geleneklerinin iç içe geçerek 1231 yılından İlhanlı Devleti’nin yıkılışına kadar Ön Asya’da yönetimi oluşturan bütün sistemlere yerleştiğini görmekteyiz. Yargı sistemi açısından İlhanlı dönemi, Moğol tahakkümü öncesi yargı ve hukuk anlayışı olan İslam geleneği ile Bozkır Medeniyeti’nin yazısız hukuk kuralları olan Töre’nin Cengiz Han yasası ile yazılı hale getirilen hukuk anlayışının beraber yürütüldüğü bir dönemdir. İlhanlı Devleti’nin hukuk anlayışında şer‘î hukuk ve Cengiz Han yasaları bir arada tatbik edilmiştir. Bu kültürel dönüşüm içerisinde, yargı sisteminde İslâmî anlayışın hâkim olduğu bölgede İlhanlı Devleti’nin kendi yargı sistemi içerisinde nasıl bir uygulama ile hareket ettiğini çalışmamızda inceleyeceğiz.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ3“Kuşku” sözü üzerine
Yıkılmaz, Arzu
Bir söz, biçim ve anlam göz önünde bulundurularak en küçük par- çasına kadar ayrılır. Bu durumda ortaya kök dediğimiz kısım çıkar. Fa- kat bazen ve hatta sıklıkla kökün bulunması yolunda bir ayırma sorunu görülür. Bu, gerek kökteki ses değişmelerinden gerekse kök ile ek(ler) in anlam bağlantısının kurulamamasından kaynaklanır. Çünkü kök, ge- çirmiş olduğu ses değişimleriyle tanınmaz hâlde veya başka bir sözün kökü görünümünde olabilir. Türkoloji literatüründe kuşku sözünün köken bilgisi denemelerinde “kuş” sözü ile ilişkilendirilmesi durumu tam olarak buna örnektir. Kuşku ile kuş “kuş” arasında anlam olarak göreceli bir bağlantı kurulması yanında, yapılan eşleştirmeye biçim benzerliği de yetmiş görünmektedir. Oysaki köken bilgisi “kulağa da- yanma”nın yanında anlam bilgisi ile yapılır. Anlam-biçim ilişkisi ya- nında, o sözü destekleyen aynı kökün türevlerinin var olup olmadığı meselesine de bakılması gerekli ve önemlidir. Kuşku kavram bir söz- dür; üst/sonraki anlamdır. Temelinde “eşini yapmak, benzerini yapmak, eş saymak, dallanmak” gibi alt/ilk anlamlar yatmaktadır. Buna göre, kuşku sözünün “eş yapmak, eşini yapmak (düşünmek); benzerini yap- mak (düşünmek)” anlamıyla koş- fiilinden, koş-ku olarak getirildiğini açıkça söylemek mümkündür. Bu yazı, bu savın gerekçelerini sunarken başka dillerin eski bilgi-yeni bilgi ilişkisine başvurma yoluyla tespit edilen paralelliği de karşılaştırarak göstermeyi içerir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ3Okuma seviyesinin belirlenmesinde ikame kelime uygulaması
Çıfcı, Musa; Kaplan, Kadir
Okuma seviyesinin tespitinde boşluk tamamlama tekniği (cloze) ve labirent testleri (maze) gibi pek çok teknik kullanılmaktadır. Literatürdeki boşluk tamamlama tekniğini doğrudan kullanan çalışmalar incelendiğinde boşluk tamamlama testinde eş anlamlı kelimelerin doğru cevap kabul edilmemesinin dezavantaj sebebi olduğu, bu sebeple seviye tespitinde çoğu zaman geçerli puanlar vermediği görülmektedir. Boşluk tamamlama tekniğinin öğrencilerin okuma seviyesini ölçmede sağlıklı sonuçlar vermemesi ikame kelime uygulamasının ortaya çıkış sebebidir. Araştırmanın amacı bireylerin okuma seviyelerinin tespitinde kullanılan tekniklerden boşluk tamamlama ve labirent tekniklerinin ne ölçüde işe yaradığını ve Türkçeye uygunluğunu görebilmektir. Dillerin kelime ve cümle yapıları farklılık göstermektedir. Boşluk tamamlama testlerinde boşluklara yazılan kelimelerden eş anlamlıların ya da anlamı tamamlayan ancak doğru cevaptan farklı olan kelimelerin doğru olarak kabul edilmemesi, bağlam ile anlam arasındaki ilişkiyi yok saymaktadır; bu nedenle öğrencilerin hâlihazırdaki okuma seviyeleri ile her dört, beş ve altıncı kelimenin silindiği boşluk tamamlama testleriyle belirlenen okuma seviyeleri arasında büyük ölçüde farklılık olduğu görülürken ikame kelimeler doğru cevap kabul edildiğinde okuma seviyeleri arasındaki uyumun arttığı görülmektedir. Elde edilen veriler, okuma seviyesinin tespit edilmesinde ikame kelime uygulamasının daha duyarlı sonuçlar verebileceğini düşündürmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim20216-10 Yaş Düzeyi Çocuk Kitaplarının Çocuk Edebiyatı İç Yapı ve Dış Yapı Nitelikleri Açısından İncelenmesi
Kodan, Hülya; Karaköse, Murat Vahdettin
Bu araştırmada 6-10 yaş düzeyi çocuk kitaplarının çocuk edebiyatı iç yapı ve dış yapı nitelikleri açısından incelenmesi amaçlanmış olup, nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan “Çocuk kitapları iç yapı ve dış yapı özellikleri formu” ile “Çocuk kitapları resim-metin ilişki formu” kullanılmıştır. Dokümanlar, 2020 yılı Eylül ayı en çok tercih edilen 15 kitap olarak belirlenmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Çocuk kitapları için toplanan veriler frekans ve yüzde tabloları şeklinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda; kitapların çoğunluğunun kapağın ilgi çekiciliği, dayanıklılığı, kâğıt kalitesi, kâğıt fonu-yazı rengi uygunluğu, sayfa kenar boşluklarının kullanımı, yazı puntosu, satır ve cümle uzunlukları gibi dış yapı özelliklerine uygun olduğu; işlenen konuların gerçek hayatla ilişkili olduğu, kahramanların çocukların öykünebileceği olumlu davranışlar sergilediği, yalın ve sade bir dil kullanılması gibi iç yapı özelliklerini taşıdıkları belirlenmiştir. Ayrıca kitaplar resim-metin ilişkisi bakımından resimlerin metinler için daha çok açıklayıcı ve yorumlayıcı işlevlere sahip olduğu, konuyu ve içeriği tahmin etmeye, metni anlamaya yönelik olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2021Determination of Antioxidant Capacity, Total Phenolic Content and Phenolic Acid Profiles of Some Wild Fruit
Dertli, Enes; Çakır, Özlem; Tüysüz, Büşra
In this study, it was aimed to determine the phenolic substance profiles and antioxidant activities of wild fruit species such as, wild pear, hawthorn, cornelian cherry, firethorn which grow naturally in Turkey. For this purpose, the samples dried in the drying oven has been used in extraction. Total phenolic content was determined by FCR method, antioxidant capacity was determined by DPPH, CUPRAC, ABTS and β-carotene bleaching methods. The phenolic profiles of the fruits were illuminated by HPLC. Total phenolic content of the fruits was determined as 493 (wild pear), 847 (hawtorn), 823 (cornelian cherry), 2555 (firethorn) mg GAE/100 g. The results of antioxidant capacity of the wild pear, hawtorn, cornelian cherry and firethorn were determined as 12.275, 22.754, 47.705, 83.134 %TAC in DPPH method, 0.258, 0.619, 0.684, 2.871 mmol TE/g in CUPRAC, 73.78, 49.33, 51.56, 79.34 % TEAC in ABTS and 93.63%, 96.67%, 88.70%, 97.18% in β-carotene bleaching method, in respect. The fruits mainly contain chlorogenic acid, caffeic acid, vanillic acid and synapic acid.
AtıfOpenAlex8TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2021Osmotic Dehydration Applications in Meat
Kantar, Naciye Kutlu; Kamiloğlu, Aybike; Elbir, Tugba
Osmotic dehydration is a non-thermal, partial drying process applied for the removal of water in food products, as well as for the absorption of various solutes (salt, sugar, etc.). In the osmotic dehydration process, the food material is immersed in a high concentration solution to obtain a final product with lower water activity. However, since the final products with very low water activity cannot be obtained with osmotic dehydration, this method is applied as a pretreatment. The water loss in the product takes place in a shorter time with the osmotic dehydration process applied before drying. The most effective factors on osmotic dehydration are the type of osmotic agent, concentration, process temperature, process time and sample/solution ratio. The low process temperature in osmotic dehydration prevents the loss of color and aroma in food products and contributes the functional, nutritional and sensory properties of products. In addition, the fact that it is a very economical process and does not pose any negative effects in terms of human health makes the method advantageous. In this review, when the osmotic dehydration process is used as a pretreatment in meat processing, the effects on the quality characteristics of the product were mentioned. It has been determined that osmotic dehydration used in various meats (chicken, pork, beef, lamb, ostrich meat and a wide variety of seafood) improves many quality parameters such as color and sensory properties and shelf life of the products. Dried meat with better texture were obtained with the use of specific osmotic agents. It is also recommended to use osmotic dehydration in combination with some applications such as ultrasound or high pressure for effective drying of meat. It was determined that osmotic dehydration process used before convective drying significantly reduced the drying time of meat.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Determination of Some Heavy Metals in Oil Sunflower Seeds Grown in the North of Turkey
Kul, Sinan; Gül, Volkan
This study aims to determine some heavy metal contents (boron, aluminum, manganese, iron, cobalt, nickel, copper, zinc, cadmium, and lead) of eighteen sunflower seeds obtained from six regions in the Middle Black Sea Region where sunflower is grown. The ICP- MS device was used to determine the heavy metal concentrations in the study, and cadmium, and lead amounts in the samples examined at the end of the study were found in the range of 0-0.06 μg kg-1 and 0-1.07 μg kg-1, respectively. The highest heavy metal concentrations in all the examples were obtained as iron (13.14-61.04 μg kg-1), zinc (34.11-54.12 μg kg-1), copper (15.68-20.7 μg kg-1), and manganese (12.72-20.20 μg kg-1). These heavy metals were followed by boron (4.82-10.33 μg kg-1), aluminum (0-13.12 μg kg-1), and nickel (0.88- 7.74 μg kg-1). The lowest heavy metal concentration was cobalt (0.037-0.12 μg kg-1). As a result, the heavy metal concentrations found in the sunflower seeds grown in the Middle Black Sea region were lower than the limit values threading to human health.
AtıfOpenAlex5
İncele - MakaleYalnız künye2021Foreign direct investment and the unemployment: a causality analysis for the brics countries
Arı, Ari
The paper examines the FDI-Unemployment nexus for BRICS countries using annual time series data covering the period of (1992-2018). The variables in the analysis were checked using Augmented Dickey Fuller test statistics. The results obtained indicated that all variables were stationary at first difference for all countries except South Africa which was found to be stationary at level. The results reveal that there is a co-integration relationship between the variables only for India. In other words, there is not a relationship between unemployment and FDI inflows for Brazil, China and Russia. According to Granger Causality Test results, there is a unidirectional causality link flowing from unemployment to FDI inflows for India. This finding is in line with the theory which states that foreign direct investments are attracted in countries where they observe the existence of available work force. The paper recommends that India should focus on designing policies for attracting the foreign investors due to the fact that India has an important potential in this domain
AtıfTR Dizin1
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2021Periferik İntravenöz Kateter Uygulamasında Hemşirelik Bakımı: Kanıta Dayalı Uygulamalar
Avşar, Gülçin; Curuk, Gulsum Nıhal
Periferik intravenöz kateter uygulaması hastanede takip edilen hastalara en çok uygulanan hemşirelik girişimlerindendir. Hemşirelerin kaliteli ve güvenli bir periferik intravenöz kateter uygulaması gerçekleştirebilmeleri için uygulama alanını belirlemek, uygun katetere karar vermek, periferik intravenöz girişim ile ilgili doğru yöntemi bilmek, gereken değerlendirmeleri yapmak, kateter bakımı yapmak ve ortaya çıkabilecek sorunları takip etmek gibi sorumlulukları vardır. Periferik intravenöz kateter uygulamalarında, uygulama hataları ve bakım eksikliklerinden kaynaklı ciddi ve hayati komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle intravenöz kateter endikasyonları doğru belirlenmeli, gereksiz kateter işleminden kaçınılmalıdır. Periferik intravenöz kateter seçiminde hasta özellikleri, tedavi süresi, kateter tipi/boyutu, uzunluğu, kateter uygulama bölgesi ve gelişebilecek komplikasyonlar hemşireler tarafından göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda periferik intravenöz kateter bakımına yönelik yapılan kanıt temelli araştırmalardan elde edilen verileri hemşirelerin uygulamalarına yansıtmaları oldukça önemlidir. Bu çalışmada periferik intravenöz kateter bakımına yönelik kanıta dayalı hemşirelik uygulamalarının derlenmesi amaçlanmıştır.
AtıfOpenAlex6TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ4Bir Din Öğretimi Yaklaşımı Olarak Korelasyon Didaktiği
Sozen, Hasan
Bu çalışma, Almanya’da, Katolik din dersi öğretim programlarının geliştirilmesinde benimsenen korelasyon didaktiği yaklaşımını konu edinmektedir. Didaktik bir yaklaşım olarak korelasyon, din eğitim ve öğretiminde hem dinî bilgiyi hem de öğrencilerin yaşamlarını dikkate alma iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Çalışmada korelasyon didaktiğinin teolojik ve pedagojik temelleri üzerinde durulmuş, yaklaşımın tarihsel dönüşümü incelenmiş, korelatif din öğretiminde dikkat edilmesi gereken hususlara değinilmiş, bu yaklaşımın güçlü ve zayıf yönleri irdelenmiştir. Çalışmanın amacı, korelasyon didaktiğini tanıtmak, ilgili tüm paydaşların dikkat ve anlayışına sunmaktır. Çalışmanın bir diğer amacı ise din derslerine konu olan dinî bilginin gerçek yaşamda hayat bulmasına imkan veren ve dinî olanı öğrenciler için daha anlaşılabilir kılan bir din öğretimi yaklaşımının alandaki yeni arayışlara kapı aralamasını sağlamaktır.
- MakaleAçık Erişim2021Tokat Sanjak at the end of the 19th Century
Aktaş, Esat
Having an important place in every period with its geographical location, Tokat was included into the borders of the Ottoman Empire in 1398. Tokat, which came to the 19th century with many political and administrative changes, was made a sanjak center on January 12, 1880. Niksar, Erbaa and Zile districts were also centralized to Tokat sanjak. In this study, the administrative and socio-economic development of Tokat sanjak at the end of the 19th century was discussed. The research data were obtained from the Ottoman Archive, the annuals and the sources in the literature. In the research, it was seen that Tokat was one of the important cities of the Ottoman Empire between 1880-1900. Tokat, which was on the trade route, gained the status of sanjak due to its distance from Sivas province and security reasons. The non-Muslim population also lived in Tokat, where the majority of them were Muslims. At the same time, the population of the city increased due to internal and external migrations, and diversified accordingly. These migrations, which brought some problems together, led to the introduction of a new product such as Tokat tea. Tokat industry has introduced important products to the market. Among these products, Tokat copper and cotton print gained brand value on a world scale during the period. In Tokat, where industry and trade are developed, both agriculture and animal husbandry have developed with the opportunities provided by the geography. It is understood that the people from Tokat also make a living from all these areas. It is seen that the people living peacefully in Tokat retreated to the clash environment because of the Armenian riots lived after 1895 and the people from Tokat tried to protect their national unity and their homeland. These incidents in Tokat and its surroundings also reveal the inadequacy of the military and law enforcement forces in the city.
AtıfOpenAlex2TR Dizin4
İncele














