Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Akıl ve iman ilişkisi bağlamında Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'da dini düşüncenin teşekkülü

    Abdulmecit Hafızoğlu

    Bu çalışmamızda mazi ile istikbal arasında adeta köprü vazifesi gören; İslami ilimlerden kelam, tefsir, fıkıh, tasavvuf, sanat, siyaset ve felsefe gibi birçok ilim dalını tahsil edip ilim hayatına damga vuran bir düşünür ve hatta filozof olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ı ele aldık. İslami ilimleri medrese geleneğinde tahsil etmesi nedeniyle birçok ilmi saha ile ilgili eser yazacak kadar da kendisini yetiştirmiş mümtaz bir âlimdir. Lakin bu eserlerinin bazısı yayınlanmış iken bazısı da yayınlanamamıştır. Ayrıca Batı'yı takip etmek suretiyle dönemin fikir hareketlerini de yakından değerlendirme imkânı bulmuştur. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, yöntemi ve konuyla ilgili yapılmış bazı çalışmalar ile birlikte düşünürümüzün hayatı ve eserleri ele alınmıştır. Birinci bölümde genel hatlarıyla akıl ve iman kavramlarını ele aldık ve bu kavramları din felsefesi açısından inceledik. Sonra da Yazır'a göre akıl ve iman ilişkisini ele aldık. Burada akıl, iman ve irade kavramlarını düşünürümüzün nasıl değerlendirdiği üzerinde durduk ve böylece akıl - iman ilişkisi konusunda bir analiz yapmaya çalıştık. İkinci bölümde ise akıl - iman ilişkisi bağlamında onun dini düşüncesinin oluşumundaki temel kavram ve düşüncelere yer verdik. Çünkü akıl ve iman ilişkisi sadece İslam'ı değil, diğer inançları da ilgilendiren bir bahistir. Bu da kişinin iman bakımından salt akılcı bir tutum sergileyip her şeyin ölçüsü olarak aklı mı, yoksa vahyin akla olan tesiri bakımından bunun aynı zamanda duygu boyutuyla beraber bir bütün mü olduğu sorusunu gündeme getirmektedir. Anahtar Kelimeler: Akıl, İrade, İman, Vahiy ve Yazır'da Dini Düşünce.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Cebirsel düşünme kavramının ortaokul seviyesinde öğrenilme durumunun araştırılması

    Ömer Gökburun

    Bu çalışmanın amacı; 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin cebirsel düşünme düzeylerini, cebirsel ifadelerle ilgili kavram yanılgılarını ve anlama düzeylerini belirlemektir. Bu araştırmada, betimsel araştırmalardan gelişimci araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışma, Doğu Anadolu Bölgesi'nin bir ilinde bulunan devlet okulunda öğrenim gören ortaokul öğrencileri (6., 7. ve 8. sınıf) ile yürütülmüştür. Çalışma grubu 2020-2021 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde ortaokulda öğrenim gören 82 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak 8 soru 4 Düzeyden oluşan Cebirsel Düşünme Düzeyleri Tespit Formu (CDDTF) ve mülakat kullanılmıştır. Test 6. sınıflardan 33 öğrenciye, 7. sınıflardan 21 öğrenciye ve 8. sınıflardan 28 öğrenciye uygulanmıştır ve ardından mülakatlar uygulanmıştır. Test ve mülakatlardan elde edilen veriler doğrultusunda öğrencilerin cebirsel ifadelerle ilgili olarak 30 adet kavram yanılgısına sahip oldukları, cebirsel düşünme düzeylerinin oldukça düşük oldukları, Düzey-4'e ulaşabilen sadece 3 adet öğrenci olduğunu ve bu öğrencilerinin tamamının kız öğrencileri olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin sınıf seviyeleri arttıkça cebirsel düşünme düzeylerinin de arttığı, kavram yanılgılarının bütün sınıf seviyelerinde görüldüğü tespit edilmiştir. Öğrencilerin yarısına yakınında cebirsel ifadeleri anlamama ya da kavram yanılgısına sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına dayanarak ortaokul seviyesindeki öğrencilerin aritmetikten cebire gelişte sorunlar yaşadığı, aritmetikten cebire geçemeyenlerin Cebirsel Düşünme Düzeylerinin düşük olduğu ve Cebirsel Anlama düzeylerinin beklenenin altında olduğu görülmüştür. Cinsiyet ile Cebirsel Düşünme Düzeyleri ile Cebirsel Anlama Düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde kız öğrencilerinin cebirsel düşünme düzeylerinin erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu ve son düzeye ulaşan öğrencilerin tamamının kız öğrenciler olduğu görülmüştür. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, aritmetikten cebire geçişte sorun yaşayan öğrencilerin cebirsel düşünme düzeylerinin düşük olduğu ve bu yüzden aritmetik ile cebir arasındaki bağın sağlam kurulması gerektiği, bu doğrultuda önemler alınıp çalışmalar yapılması gerektiği önerilerinde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    IAAF çocuk atletizmi programı uygulanan 11-14 yaş arası çocukların bazı antropometrik özelliklerinin atletizm performansına etkisi

    Kadir Ölmez

    Bu çalışmanın temel amacını IAAF çocuk atletizmi programı uygulanan 11-14 yaş arası çocukların bazı antropometrik özelliklerinin atletizm performansına etkisinin değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Araştırmaya Ordu ili Gürgentepe ilçesi Milli Eğitim Müdürlüğü "Şirinköy Şehit Mevlüt Göl Ortaokulu" ve "Cumhuriyet Ortaokulu" öğrencileri arasından rastgele seçilen 24 öğrenci dâhil edilmiştir. Katılımcılar daha önce IAAF çocuk atletizmi programı uygulanmamış ve herhangi bir sakatlığı-rahatsızlığı olmayan, 4'ü (%16,7) 11 yaşında, 6'sı (%25) 12 yaşında, 6'sı (%25) 13 yaşında ve 8'i (%33,3) 14 yaşındadır. Boy ortalamaları 1,57±0,09 (cm), vücut ağırlıkları 45,96±9,04 (kg) olan 12 kadın (%50) ve 12 erkek (%50) gönüllü olarak katılmışlardır. Öğrencilere gülle atma, uzun atlama, 60 metre kısa mesafe koşu, 1000 metre koşu, kalça, uyluk, calf çevresi, tüm bacak uzunluğu, tüm kol uzunluğu, biceps çevresi ve esneklik ölçümleri ön-test ve son-test olarak 12 haftalık IAAF çocuk atletizmi programı öncesi ve sonrasında uygulanmıştır. Deney grubunun gülle atma, uzun atlama, 60m kısa mesafe koşu, 1000m koşu, kalça, calf çevresi, tüm bacak uzunluğu, biceps çevresi ve esneklik değişkenlerine ait analiz sonuçlarına göre her bir değişkene ilişkin ön-test ve son-test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Bu bağlamda anlamlı farklılıklar incelendiğinde, gülle atma, uzun atlama, calf çevresi, tüm bacak uzunluğu, biceps çevresi ve esneklik değişkenleri pozitif sıralar (son-test) lehine olup bu sonuç IAAF Çocuk Atletizmi Programının, değişkenlerin değerlerini artırıcı yönde etkilediğini göstermektedir. 60m kısa mesafe koşu, 1000m koşu ve kalça değişkenleri negatif sıralar (ön-test) lehine olup, koşuların sürelerinin kısalması ve kalça bölgesinin sıkılaşması ile değerlerin azalması beklenen bir sonuçtur ve bu sonuç IAAF Çocuk Atletizmi Programının, değişkenlerin değerlerini artırıcı yönde etkilediğini göstermektedir. Diğer taraftan, uyluk ve tüm kol uzunluğu değişkeni ön-test ve son-test değerleri arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak düzenli olarak yapılan IAAF çocuk atletizm antrenmanlarının, ortaokul çağındaki çocukların bazı fiziksel uygunluk özelliklerini ve atletizm performansını geliştirdiği tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Yüksek sıcaklığa maruz kalan barit agregalı çimento ve alkali aktive harçların gama ışını soğurma özelliklerine kolemanitin etkisi

    Süreyya Kök

    Yangın veya yüksek sıcaklık etkisine maruz kalan beton ve bileşenlerinin yapılarında çeşitli değişimler meydana gelerek kompozitlerin yapısını bozmaktadır. Bu nedenle meydana gelen fiziksel ve mekanik özelliklerdeki değişimler oldukça önemlidir. Çalışma kapsamında ısıl işlem safhasında yüksek sıcaklık etkisinde kalan harç numunelerinin fiziksel ve mekanik özeliklerindeki değişimler ile gama ışını soğurma performanslarına kolemanitin etkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Hazırlanan alkali aktive ve çimento esaslı barit agregalı harç numuneleri300ve 500oCsıcaklıklaratabi tutulmuştur. Kolemanit ikamesi ile oluşturulan hamurlarda kıvam ve priz süresi, harçlarda ise yayılma tablası, yoğunluk, su emme ve basınç dayanımı deneyleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çalışma kapsamında, 137Csve 60Co radyonüklitlerinin ilgili gama ışını enerji seviyelerinde (662 keV, 1173 keV ve 1332 keV), NGCal programı ile teorik olarak belirlenen lineer soğurma katsayıları araştırılmıştır. Çimento harç numunelerinde kolemanitin kullanımı ile su emme değerleri %27,7'evaran oranda, alkali aktive harçlardaise%13,8'e varan oranda artmıştır. Yüksek sıcaklık, basınç dayanımları üzerinde çimento harçlarında %33,1'eve alkali aktive harçlarda ise%39,3'e varan kayıplara yol açmıştır. Buna paralel olarak gama ışını soğurma performanslarında benzer kayıplar gözlemlenmiştir. Gama ışını soğurma performansı daha yüksek olan çimento harçlarının lineer soğurma katsayıları, yüksek sıcaklıkta 1332 keV'lik enerji seviyesi için %24,7'evaran kayıpla0,159cm-1'den 0,141cm-1'e düşerken, alkali aktiveharçların da bu değer %17,8'e varan kayıpla 0,135 cm-1'den 0,111cm-1'e düşmüştür. Sonuç olarak, kolemanitin dayanım ve gama ışını soğurma özelliklerinden çok fazla kayıp vermeden barit agregalı harçlarda bağlayıcı yerineağırlıkça%5 oranında eklenebileceği görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Kolemanit kullanılarak üretilen alkali aktive harçların nötron soğurma özelliklerine yüksek sıcaklığın etkisi

    Muhammet Sami Türetken

    betonlar üretilmeye başlanmıştır. Bu amaçla tez çalışmasında da alkali aktive malzeme ve çimento olmak üzere iki farklı bağlayıcı kullanılarak hazırlanan harçların fiziksel ve mekanik özellikleri yüksek sıcaklık sonrası nötron soğurma performanslarına kolemanitin etkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Bağlayıcı malzemeye %5 ve 10 oranlarında ikame edilen kolemanit tozu ile uygun kür şartlarında üretilen harç numuneleri 300°C ve 500°C sıcaklıklara tabi tutulmuştur. Ayrıca çalışma kapsamında, yüksek sıcaklığın, termal nötron (25,4 meV) soğurma performansına etkisi NGCal programı ile teorik olarak lineer soğurma katsayıları araştırılmıştır. Bağlayıcı malzemelerde%5 ve 10kolemanitkullanımıçimento serileri için priz başlangıç sürelerini %11,8 ve88,2 oranında ve priz bitiş sürelerini de%90,8 ve 182,9oranında artmıştır. Alkali aktive hamur serilerinde ise priz başlangıç süreleri %66,7 ve 22 oranında, priz bitiş sürelerinin de %6,7ve 9,1 oranında azaldığı gözlemlenmiştir. Çimento harç numunelerinde kolemanitin kullanımı su emme değerlerini %30'a varan oranda artırırken basınç dayanımı değerlerini%21'e varan oranda düşürmüştür. Alkali aktive harç numunelerinde ise su emme değerleri %8'e varan oranda artmış ve basınç dayanım değerlerini%41'e varan oranda düşmüştür. Kolemanit ikamesinin çimento harç serilerinde basınç dayanımı bakımından daha iyi sonuçlar verdiği görülmektedir.%5 ve 10kolemanit kullanımı termal nötron soğurma faktörlerini çimento harç karışımlarında sırasıyla %10ve 18,alkali aktive harçkarışımlarındaise%6ve 10oranındaartırmıştır. 500 °C'de yüksek sıcaklığa maruz kalan harçların basınç dayanımı %10 kolemanit katkısında çimento serileri için %20azalırken,alkali aktive harçserileriiçin%33oranındaazalmıştır. Buna paralel olarak nötron soğurma performanslarında da benzer kayıplar gözlemlenmiştir. Termal nötron soğurma performansı daha düşük olan çimento harçlarının lineer soğurma faktörleri, yüksek sıcaklıkta%11'e varan kayıpla1,76 cm-1'den 1,55cm-1'e düşerken, alkali aktive harçlarda bu değer %17'e varan kayıpla2,87 cm-1'den 2,38cm-1'e düşmüştür. Bu tez çalışmasının sonucunda, ülkemizde önemli bir bor cevheri olan kolemanitin çimento ve alkali aktive bağlayıcılarda nötron soğurma performansları bakımdan katkı malzemesi olarak kullanılabileceği ve kullanım alanlarınınbu çerçevede genişletilebileceği görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Farklı üretim teknikleri ile elde edilen peynir mayasının (rennet) erzincan tulum peyniri kalite niteliklerine etkisi

    Özgenur Türkmen

    Yüzlerce yıllık geçmişe sahip olan Erzincan Tulum Peyniri, Erzincan ili ve ilçeleri için tescillenmiş (menşei adı) bir üründür. Üretiminin sınırları belli bir alanda, belirli bir rakımda gerçekleştirilmesi, mayalamada kuzu şirdeni; ambalaj materyali olarak oğlak derisi (Tulum) ve plastik bidon; tuzlamada Kemah tuzu kullanılması da ayırt edici özellikleri arasındadır. Erzincan Tulum Peynirinin üretiminde kullanılan mayanın çeşit, miktar ve mikrobiyolojik kalitesinin farklı olması bazı fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik, duyusal netlikleri ile olgunlaşma kriterlerini etkilemektedir. Bu çalışmada, üretimi Coğrafi İşaret Tescil Belgesi'nde belirtilen aşamalar doğrultusunda geleneksel üretim metoduna uyularak gerçekleştirilen Erzincan Tulum Peynirinin fizikokimyasal, mikrobiyol1ojik ve duyusal kalitesi üzerine geleneksel ve ticari maya kullanımının etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, üretilen tulum peynirleri 150 gün süreyle depolanmış ve 1., 30., 60., 90., 120. ve 150. günlerde analizlere tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre; Erzincan Tulum Peyniri üretiminde yöreye özgü bitkisel ekstraktların kullanıldığı geleneksel rennetin peynir kalite kriterlerinde herhangi bir olumsuzluğa neden olmadığı, aksine peynirin fizikokimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal niteliklerini iyileştirdiği tespit edilmiştir. Geleneksel veya ticari rennet kullanımı peynir örneklerinin renk, kesit ve görünüş, yapı ve tekstür ile koku puanlarında önemli bir farklılığa neden olmazken, geleneksel maya ile üretilen peynir örneklerinin tat puanlarının önemli derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Duyusal panelde en yüksek tat puanları 1. tip geleneksel maya ile üretilen PC örneğine aittir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Box-behnken tasarım tabanlı optimizasyon stratejisi kullanılarak lactobacillus senmaizuke biyokatalizörü ile 4-metoksi asetofenon'un asimetrik indirgenmesi

    Mervenur Kavi

    Biyokatalizörler, önemli kimyasalların üretiminde geleneksel kimyasal katalizörlere göre daha seçici, çevre dostu ve daha güvenli oldukları için giderek daha fazla kullanılmaktadır. Enantiyosaf kiral sekonder alkoller, ilaç, biyolojik aktif moleküller ve diğer kimyasalların sentezi için öncüler olarak önemlidir. Kiral sekonder alkollerin fonksiyonel grupları, rasemizasyon olmaksızın kolaylıkla diğer fonksiyonel gruba dönüştürülebilir. Enantiyomerik olarak saf (R) ve (S)-1-(4-metoksifenil) etanol, loratadin, antihistaminler ve difenhidramin hidroklorür gibi çeşitli ilaç ara maddelerinin üretimi için önemli bir moleküldür. Bu tez kapsamında, bu anahtar molekül, biyokatalizör olarak Lactobacillus senmaizuke kullanılarak 4- metoksiasetofenondan sentezlendi. pH, inkübasyon süresi, sıcaklık ve karıştırma hızı gibi reaksiyon koşulları, Box-Behnken deneysel tasarım tabanlı optimizasyon stratejisi kullanılarak optimize edildi. Tam hücreli Lactobacillus senmaizukei ile 4-metoksiasetofenonun (S)-1-(4- metoksifenil) etanol'e indirgenmesi için öngörülen biyo-redüksiyon koşulları, 29ºC sıcaklık, 5,8 pH, karıştırma hızı 155 rpm ve inkübasyon süresi 50 saat olarak Box-Behnken deneysel tasarım ile belirlendi. (S)-1-(4-metoksifenil)etanol, Lactobacillus senmaizuke kullanılarak bu optimum biyoindirgenme koşullarında >%99 dönüşüm, >%99 enantiyomerik fazlalık ve % 96 verimle üretildi. 4-metoksiasetofenonun biyoindirgenme etkinliği, kültür parametrelerinin ikinci dereceden ve doğrusal etkilerinden önemli ölçüde etkilenmiştir. Bu sonuçlar, katalitik biyo-redüksiyon reaksiyonları için kültür optimizasyon parametrelerinin rolünü ve bu parametreleri optimize etmek için Box-Behnken yönteminin etkinliğini göstermek için çok önemlidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Tarhun ekstraktı ile gümüş nanopartikül sentezi

    Fatma Kübra Altuncu

    Bu çalışmada indirgeyici ajan olarak tarhun ekstraktının kullanımıyla gümüş nanopartiküllerin mikrodalga destekli yeşil sentezi gerçekleştirilerek sentez koşullarının optimizasyonu, optimum koşullarda üretilen nanopartiküllerin karakterizasyonu ve antimikrobiyel özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tarhun ekstraktı ile mikrodalga destekli gümüş nanopartikül üretiminin optimizasyonunda yanıt yüzey yöntemi kullanılmıştır. Optimizasyon için işlem süresi (dk), AgNO3 konsantrasyonu (mM) ve tarhun ekstrakt konsantrasyonu (% v/v) olmak üzere üç değişken parametrenin, yanıt olarak seçilen UV - vis spektrofotometrede 200 – 700 nm dalga boyu arasındaki spektral zirve absorbans değerleri üzerine etkisi Box – Behnken deneme dizaynı kullanılarak belirlenmiştir. Optimizasyon çalışması sonucunda, istenilirlik derecesi 1 olan 43 koşuldan, işlem süresi 5,25 dk, AgNO3 konsantrasyonu 9,89 mM, tarhun ekstrakt konsantrasyonu % 14,80 olan koşullarda tarhun gümüş nanopartiküllerin (TAgNP) üretimi gerçekleştirilmiştir. Değişken parametrelerden AgNO3 konsantrasyonunun, TAgNP sentezini işlem süresi ve tarhun ekstrakt konsantrasyonuna bağlı olarak etkilediği; tarhun ekstrakt konsantrasyonunun ise nanopartikül oluşumu üzerinde önemli etkiye sahip olduğu görülmüştür (p<0,01). Optimum koşullarda üretilen TAgNP taramalı elektron mikroskobu (SEM), Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ve X-ışınları kırınım difraktometresi (XRD) analizleri ile kristal yapıda, yüzey morfolojisinin küresel, partikül boyutunun ortalama 16,56 nm olduğu tespit edilmiştir. TAgNP'ler Escherichia coli BC 1402, Bacillus cereus BC 6830, Salmonella typhimurium RSSK 95091, Yersinia enterocolitica ATCC 27729 ve Staphylococcus aureus ATCC 25923 mikroorganizmaları için inhibe edici etki göstermiştir fakat Aspergillus niger ve Penicillium chrysogenum küfleri üzerinde inhibisyon gerçekleşmemiştir. Minimum inhibisyon konsantrasyonları ise B. cereus BC 6830 için 10 µg / ml, E. coli BC 1402, S. typhimurium RSSK 95091, Y. enterocolitica ATCC 27729 için 50 µg / ml iken S. aureus ATCC 25923 için 25 µg / ml olarak tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    İyi tarım uygulamaları ile yetiştirilen ürünler hakkında tüketici tutumlarına yönelik bir araştırma: Karaman ili örneği

    Özkan Oflaz

    Organik Tarım ürünlerinin birim maliyetinin yüksek olması, konvansiyonel ürünlerin ise kimyasal kalıntılar barındırması nedeniyle insan sağlığına, çevreye ve doğadaki diğer yaşam paydaşlarına (hayvanlar, bitkiler vb.) zararlı olması tüketicileri iyi tarım uygulamaları ürünlerine yöneltmiştir. Bu çalışmanın amacı, İyi Tarım Uygulamalarına (İTU) yönelik tüketici tutumlarını "İnsan Sağlığı","Çevreye Faydası" ve "Fiyat Algısı" bakımından incelemek ve istatistiksel sınamalar yapmaktır. Araştırmanın popülasyonu, Karaman ilinde gıda ürünleri alışverişleri yapan hane halkları arasından, kolay örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Nicel araştırma modeli benimsenerek yürütülen bu çalışmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Ankette demografik sorular, tüketici tutum ölçeği ve marka kişiliği ölçeğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS-25 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca bu veriler ile tek yönlü Anova testi, T-testi, Korelasyon analizi ve Çapraz Tablo analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgulara göre; insan sağlığı, çevreye faydası, İTÜ' lerine ilişkin fiyat ve imaj algısı gibi boyutların tüketicilerin tutum ve davranışlarına etki ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca bu boyutlar arasında tüketicilerin demografik özelliklerine dair istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Sonuç olarak tüketicilerin sağlık ve çevre bilincine bağlı olarak tarımsal gıda ürünlerini satın alma noktasında tutum ve davranışlarının değiştiği görülmektedir. Bireylerin satın aldıkları gıdaların insan sağlığına olumsuz etkileri ve çevreye verdikleri zararı hakkında bilgisi arttıkça insan sağlığına ve çevreye daha duyarlı hale geldikleri görülmüştür. Tüm bunların yanı sıra doğadaki diğer yaşam paydaşlarının da korunması gerektiği hem sağlıklı beslenme adına hem de gelecek nesillere daha temiz bir çevre ve tarımsal alanların miras bırakılması adına önemli olduğu vurgulanmıştır. Bütün bulgular, mevcut alan yazınla ilişkilendirilerek kapsamlı bir tartışması yapılıp sonuçlar raporlaştırılmıştır. Ulaşılan sonuçlara bağlı olarak diğer öneriler tartışmalar ve sonuç kısmında geniş olarak sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Abdulvehhâb b. Muhammed el-Kurtubî'nin el-Mûdih fi't-Tecvîd adlı eserinin tecvîd ilmindeki yeri

    Muhammet Lütfü Tatlısu

    Bu çalışmamızda tecvîd ilminin bilimsel olgunluğa eriştiği hicrî V. yüzyılda Endülüs'te kaleme alınan Abdulvehhâb b. Muhammed El-Kurtubî'nin (461/1068) el-Mûdih fi't-Tecvîd isimli eserinin tecvîd ilmindeki yerini konu ettik. Herhangi bir şeyin o sahadaki yeri tespit edilirken; içerik itibariyle kendinden önce ve sonra, o şeyle ilgili kaynaklara başvurulur. Bu meyânda biz de âdeta pergelin ucunu bu eserde sabitleyip gerekli oranda diğer kaynaklarla pergelin açısını genişlettik. Eserin takip ettiği konu sıralamasına sadık kalarak ele aldığı bahisleri bu minval üzere inceledik. Çalışmamız girişi takip eden; lahn, harflerin mahreç ve sıfatları, lafızların terkîbî ile alakalı durumlar, hareke-sükûn, işmâm-revm ve Kur'ân okuma üslûbu başlıklarını ihtiva eden beş bölümden müteşekkildir. Tecvîd'in tarihsel serancâmı ve müellifin hayatı başka çalışmalarda yer aldığı için tekrara düşmemek adına bu fasıllara yer vermedik.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Bayburt ilinde organik ürün tüketimi ve tüketici eğilimleri

    Mustafa Bora Meşeli

    Bu araştırmanın amacı, Bayburt ili özelinde, tüketicilerin organik ürün bilgileri, bilgi kaynakları, organik ürün tercihleri, bu ürünlerin tüketimiyle ilgili düşünceleri, tüketicilerin organik ürünlere yönelik tutumlarının bazı demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, medeni hâl, çocuk sahibi olma, meslek, eğitim düzeyi ve hane geliri) esas alınarak incelenmesidir. Çalışma genel tarama modeline göre desenlenmiş nicel bir çalışmadır. Çalışma örneklemi, Bayburt ili merkez ilçesinde ikamet eden ve çalışmaya katılmayı kabul eden 18 ile 58 yaş arasındaki 411 yetişkinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak kullanılan anket formu, daha önce konu ile ilgili benzer çalışmalar incelenerek araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan anket formu üç bölümden oluşmaktadır. Anketin birinci bölümünde demografik sorular, ikinci bölümünde organik tarım ürün bilgisi, bilgi kaynakları, ürün tercihleri, bu ürünlerin tüketimi ile ilgili düşünceleri ve organik ürün satın alma tercihlerini etkileyen faktörlere yönelik on beş betimsel soru bulunmaktadır. Anket formunun üçüncü bölümünde ise otuz sekiz maddeden oluşan bir tutum ölçeği mevcuttur. Anket formundan elde edilen bulgular SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, çalışmaya katılanların organik ürünün temel özelliklerini bildikleri, organik ürünler ile ilgili bilgi kaynaklarının büyük ölçüde medya ve yakın çevrelerindeki kişiler olduğu, katılımcıların organik ürünleri ilaç, hormon ve katkı maddesi içermediği için tercih ettikleri ve organik ürünleri satın aldıkları yerlerin çeşitlilik gösterdiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte katılımcıların, organik ürünlerin pahalı olduğunu düşündükleri, organik ürünlere ulaşamadıkları, organik ürünler ile ilgili bilgilendirilmeye ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Anket formunun ikinci bölümünde yer alan tutum ölçeği ile ilgili demografik değişkenler esas alınarak geliştirilen yirmi sekiz alt hipotez oluşturulmuştur. Analiz sonuçlarına göre bu hipotezlerden on beşi kabul on üçü ise reddedilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Esrar Dede Divanı'nda din ve tasavvuf

    Ceylan Kan

    Mevlevî tarikatının sanata verdiği değer ve eğitim müesseselerinde izlenen yöntemler Klasik Türk edebiyatına birçok şair kazandırır. Mevlana felsefesinin yarattığı manevi tesir tarikata intisap eden birçok müridin iç dünyasını şekillendirir ve onların ruhunda yaşadığı değişimlerin aktarılmasına zemin hazırlar. Çalışmamızın konusunu teşkil eden Esrar Dede, Mevlevîlik kültürünün Türk edebiyatına kazandırdığı şairlerden biridir. 18. yüzyılda yaşamış olan Esrar Dede, Mevlevî tarikatına kırklı yaşlarında intisap eder. Geç denilebilecek bir yaşta hayatının yönünü değiştiren şair, ömrünün geri kalan dokuz yılını Mevlevîlikte, kendini bulma yolculuğuna adar. Şeyh Galip gibi büyük bir şairin gözetiminde yetişen Esrar Dede, hocasından aldığı terbiyeyi kültürel birikimi ile sentezler ve kısa zamanda birçok eser vücuda getirir. Tarikat içerisinde yetişmiş birçok Mevlevî şairden de etkilenen Esrar Dede, bu etkileşimi kendi şiir potasında eriterek oldukça özgün şiirler kaleme alır. Mevlevîlikte dedelik makamına kadar yükselen şair, ömrünün son demlerini Galata Mevlevîhanesi'nde uzlette eser yazarak geçirir. Esrar Dede tasavvuf, din ve Mevlevîlik literatürüne hâkim bir şairdir. Onun dini ve tasavvufî söylemleri divanında önemli bir yer tutar. Bu çalışmada, Esrar Dede'nin şiirlerindeki dini ve tasavvufî kavramlar ile bu kavramların kulanım hususiyetlerini tespiti etmek amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda şairin hayal dünyasında özgün bir hal alan dini ve tasavvufî kavramlar değerlendirilip konumuz bağlamında izah edilmiştir. Böylece şairin anlatımları esnasında ortaya çıkan anlam derinliği ve okura verilmek istenen mesajların arka planı yansıtılmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Örgütsel adalet ile iş stresi arasındaki ilişkide etik iklimin aracılık rolü

    Halil Hakdan Öz

    Bu çalışmanın amacı, örgütsel adalet ile iş stresi arasındaki ilişkide etik iklimin aracılık rolünün olup olmadığını saptamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için Hatay'da faaliyet gösteren özel bir fabrikanın çalışanları arasından, basit tesadüfi örnekleme yöntemine göre seçilen toplam 384 çalışan üzerinde ankete dayalı bir alan araştırması yapılmıştır. Gerekli analizlerin yapılmasının ardından örgütsel adalet ile iş stresi arasında negatif bir ilişkinin olduğu, ancak etik iklimin bu ilişkide aracılık rolünün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca kontrol değişkenlerden cinsiyet, pozisyon ve eğitim durumunun iş stresi üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu da tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Antrenörlerin duygularını ifade etmede çeşitli demografik özelliklerin etkisinin incelenmesi

    Tuba Tatlısu

    Bu araştırmanın amacı, antrenörlerin duygularını ifade etmede çeşitli demografik özelliklerin etkisini incelemektir. Araştırmaya çeşitli spor branşında aktif antrenörlük yapan 134 kadın ve 405 erkek olmak üzere toplam 539 kişi gönüllü olarak katıldı. King ve Emmons (1990) tarafından geliştirilip Kuzucu (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ''Duyguları İfade Ölçeği (DİÖ)'' kullanıldı. Elde edilen veriler SPSS 25.0 istatistik paket programında, 'Bağımsız Örneklem T Testi' ve çoklu grup karşılaştırmalarında 'Tek Yönlü Varyans Analizi' testleri ile analiz edildi. Sonuçlar .05 anlamlılık düzeyinde yorumlandı. Duyguların ifadesi ölçeği analiz sonuçlarına göre; "Yakınlık İfadesi" alt boyutunda, evlilerin bekârlardan, 10 yıl ve üzeri sporculuk süresine sahip olanların 1-3 yıl olanlardan, 1-4 yıl arası aktif antrenörlük yapanların 1 yıldan az olanlardan, "Olumlu Duygu" alt boyutunda kadınların erkeklerden, 25-31 yaşındakilerin 32 yaş ve üzerindekilerden, kamuda çalışanların özeldekilerden, "Olumsuz Duygu" alt boyutunda erkeklerin kadınlardan, lisansüstü eğitime sahip olanların lise ve altı eğitime sahip olanlardan, evlilerin bekârlardan, "Toplam Duygu İfade" de ise ön lisans-lisans ve lisansüstü mezunu antrenörlerin lise ve altı eğitim düzeyine sahip olanlardan, 8476 TL ve üzeri maddi gelire sahip olanların 2825 TL ve altı geliri olanlardan ve özelde çalışanların kamuda çalışanlara göre anlamlı derecede daha yüksek değerlere oldukları tespit edildi (P<.05). Araştırmada eğitim, gelir ve çalışma alanı duyguları ifadenin tüm boyutlarında en etkili demografik özellikler iken, cinsiyet, yaş ve medeni durum ise duyguları ifadenin farklı boyutlarında etkili değişkenler olduğu sonuçlarına ulaşıldı. Anahtar Kelimeler: Antrenör, Duygu, Duyguları İfade, Spor

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Memleket markalarına yönelik tüketici tutumlarının marka bağımlılığı üzerindeki etkisi: Kayseri ili sucuk markalarına yönelik bir araştırma

    Döndü Çınar

    Marka, ürünler üzerinde farkındalık yarattığı gibi şehirler üzerinde de önemli farkındalık yaratan bir olgudur. Bu çalışmada da sucuk üretiminde başta gelen illerinden Kayseri'nin sucuk markalarına yönelik tüketicilerin bakış açıları, bu markalara yönelik güven, tercih edilme, tüketicilerin memleket markalarını satın alma marka bağımlılığı ve tutumunu nasıl etkilediği araştırılmak istenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan anket formunda demografik özellikler, marka bağımlılığı ölçeği ve tüketici tutumu ölçeği kullanılmıştır. Araştırma Kayseri ilinde yaşayan 18 yaş üstü tüketiciler üzerinde yapılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS 22 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre marka bağımlılığı ölçeğine ilişkin faktörlerde katılımcıların bilişsel bağımlılığının olduğu ve duygusal bağımlılığında kısmen olduğu görülmektedir. Tüketici tutumları ölçeğine ilişkin faktörlerde ise katılımcıların Kayseri sucuk markalarından memnun kaldıkları görülmüştür. "Duygusal bağımlılık" faktörü ortalama ile en düşük; "yetenek faktörü" maddelerinin tamamında en yüksek ortalamaya sahiptir. Bu ortalamaya göre tüketiciler Kayseri sucuk markalarını güvenilir, başarılı, saygın ve lider bir marka olarak görmektedirler. Duygusal bağımlılık ve olumlu tutum faktörlerinde kararsızlık söz konusu iken, diğer faktörlerin ortalamaları 3,40'dan büyük olduğundan markalar lehinedir. Regresyon sınaması sonucu elde edilen tüm bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerinde etkili olduğu, yani tüketicilerin memleket markalarına yönelik tutumlarının marka bağımlılığı oluşturmada etkili olduğu sonucu çıkmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Elit güreşçilerin spora bağlılık düzeyleri ile kulüp antrenörlerinin etik liderlik ve etik dışı davranışları arasındaki ilişkisinin incelenmesi

    İbrahim Çeliker

    Bu tez çalışmasının amacını elit güreşçilerin spora bağlılık düzeyleri ile kulüp antrenörlerinin etik liderlik ve etik dışı davranışları arasındaki ilişkinin bazı demografik değişkenler açısından incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırma evrenini Türkiye Güreş Fedarasyonuna (TGF) kayıtlı türk güreşçiler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini elit erkek 340 güreşçi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Spora Bağlılık Ölçeği", "Antrenörlerin Etik Dışı Davranışları ile İlgili Sporcu Algısı Ölçeği" ve "Etik Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde ve frekans dağılımları, Pearson Korelasyon Analizi, t-Testi, One-Way ANOVA ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, medeni durum, güreş stili, eğitim durumu, spor yaşı ve yaşanılan yer değişkenleri bağlamında Spora Bağlılık Ölçeğinin alt boyutlarında anlamlı farklılığa rastlanırken (p<0,05), millilik durumu, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenleri açısından Spora Bağlılık Ölçeğinin alt boyutlarında anlamlı farklılığa rastlanmamıştır (p>0,05). Millilik durumu, güreş stili, eğitim durumu, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, spor yaşı ve yaşanılan yer değişkenleri bağlamında Antrenörlerin Etik Dışı Davranışları İle İlgili Sporcu Algı Ölçeğinin alt boyutlarında anlamlı farklılığa rastlanırken (p<0,05), medeni durum değişkeni açısından anlamlı farklılığa rastlanmamıştır (p>0,05). Medeni durum, millilik durumu, güreş stili, eğitim durumu, baba eğitim durumu, spor yaşı ve yaşanılan yer değişkenleri açısından Etik Liderlik Ölçeğinin alt boyutlarında anlamlı farklılığa rastlanırken (p<0,05), baba eğitim durumu ve yaşanılan yer değişkenlerinde anlamlı farklılığa rastlanmamıştır (p>0,05). Yaş değişkeni ile Spora Bağlılık Ölçeği ve Etik Liderlik Ölçeği arasındaki ilişkinin Pearson Korelasyon Analizi sonuçlarında düşük düzeyde ve negatif etkiye sahip olduğu görülmektedir (r= - 0.151, p<0.01). Yaş değişkeni ile Antrenörlerin Etik Dışı Davranışları İle İlgili Sporcu Algı Ölçeği arasındaki ilişkinin Persons Korelasyon Analizi sonucuna göre düşük ve pozitif yönde bir etkinin olduğuna görülmektedir (r= 0.286, p<0.05). Antrenörlerin etik dışı davranışları ve spora bağlılıkları Regrasyon Analizi sonuçlarına göre negatif yönde ve anlamlı bir etkinin olduğuna rastlanmıştır. Bu etkinin %2 oranında açıklandığı görülmektedir (R2=0,255).

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Bâki'nin klasik ve modern Türk şiirine nominal etkisi

    Bedriye Aktaş

    On altıncı yüzyıl şairi Bâkî, Osmanlı edebiyat tarihi içinde ekol olmuş şairlerden biridir. Bâkî'nin edebî kişiliğinin tekâmülünde, şairlik yeteneğinin yanı sıra kendinden önceki şairlerin etkisi olduğu gibi, ilminin ve geniş kültürünün de büyük etkileri olmuştur. Bâkî, şairlik yeteneği ve şiirinin şöhreti nedeniyle daha yaşadığı dönemde 'Sultânu'ş-Şuarâ' unvanıyla taltif edilmiştir. Bu unvanla taltif edilmenin dışında yaşadığı yüzyılın son kırk yılına tartışmasız bir şekilde damgasını vurmuş, sürekli adından söz ettirmiş ve şiir tahtına oturmuştur. Edebiyat tarihi içinde böylesine önemli bir unvana sahip olan Bâkî, daha yaşadığı dönemden başlayarak günümüze kadar uzanan süreçte pek çok şairi etkilemiş ve sonradan gelen şairlerin birçoğu onu üstadı bilmişler ve şiirlerinde övgüyle anmışlardır. Bâkî ile aynı dönemi paylaşan, bu dönem şairlerini yakından tanıyan tezkireciler, onu devrinin en büyük şairi olarak görmüş ve bu fikirde birleşmişlerdir. Anadolu sahasının en büyük şairlerinden biri olması yönüyle edebiyat tarihine geçen Bâkî, kaside ve gazelde üstat sayılmıştır. Türk şiirini hızla geliştirmiş, ondan sonraki kuşaklar için ortam hazırlamış ve geniş ufuklar açmıştır. Bâkî, zekâsı ve güçlü edebi şahsiyetiyle Divan şiirini hem şekil hem de içerik bakımından mükemmelliğe ulaştırmıştır. Onun etkisi, yaşadığı devirden itibaren bugüne kadar kesintisiz bir şekilde şairler üzerinde sürmüştür. Bu çalışmamız, onun etkisinin bundan sonra da süreceğinin belgesi ve işaretidir. Bu konuda Bâkî, bir "mektep" olarak kabul görmüştür. Bu çalışmada nominal bağlamda Bâkî ile ilgili yazılan şiirler tespit edilip tasnife tabi tutulmuş ve tasnif neticesinde ortaya konan malzeme kısa yorumlarla desteklenerek bölümlere ayrılarak işlenmiştir. Söz konusu bu çalışma Bâkî'nin sadece klasik şiirde değil çağımız modern şairler üzerinde de etkisinin farklı şekillerde sürdüğünü göstermektedir. Bu çalışma ile hem klasik hem de modern şiire ait eserler taranarak Bâkî'nin klasik ve modern şairler üzerindeki etkisinin 'nominal' açıdan incelemesi ve değerlendirmesi yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Turizm pazarlaması uygulamalarında organik tarım ürünlerinin etkisi: Erzurum ili örneği

    Şükran Dertli

    Günümüzde tarım turizmine olan ilgi artmaktadır fakat organik tarım ürünlerinin turizm pazarlamasına etkisini ele alan yeterli yurt içi çalışma bulunmamaktadır. Bu durum konunun seçilmesinde ki en önemli etkenlerden biri olmuştur. Dolayısı ile bu tezin temel amacı Erzurum ilindeki turizm pazarlaması uygulamalarında organik tarım ürünlerinin etkisini tespit ederek literatüre katkı sağlamaktır. Bu çalışmada organik tarımın, turizm ve turizm pazarlaması arasındaki ilişkisi incelenmiştir. Ülkemizdeki ve Erzurum ilindeki turizm pazarlaması uygulamalarının organik tarım ürünlerine etkisini belirleyebilmek için organik tarım, çiftlik turizmi, tarım (agri/agro) turizmi, kırsal turizm, organik tarım ürünlerinin pazarlaması, turizm pazarlaması gibi başlıklar altında Web of Science, Scopus, Yöktez gibi veri tabanları üzerinden literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Uygulama organik tarım ile ilgili yetkili kurum, kuruluş ve kişilere, 564 tüketiciye, 27 adet tarımsal ürün satan işletmeye, 47 adet tarımsal ürün satan üreticiye ve 3 adet tarım turizm çiftliğine açık ve kapalı uçlu sorulardan oluşan karma yöntem çalışması ile yapılmıştır. Araştırmada; telefon, e-posta, yüz yüze görüşme, gözlem ve anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formu Google formlara yüklenip linkin internet ortamına aktarılması ile uygulama gerçekleştirilmiştir. Literatürde yer alan çalışmaların incelemesi ve araştırma sonuçları IBM SPSS Statistics 25.0 paket programında analiz edilerek raporlaştırılmıştır. Elde edilen veriler ile bibliyometri, betimsel ve içerik analizleri, güvenilirlik, faktör, frekans, yüzde, tek örneklem ve bağımsız örneklem t testleri, homojenlik, tek yönlü varyans, post-hoc, basit korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak literatürde tarım (agro/agri) turizmi ve turizm pazarlaması uygulamalarının organik tarım ürünlerine etkisi ile ilgili yeterli çalışmanın yapılmadığı, organik tarım ürünlerin turizm pazarlaması uygulamalarında ise Erzurum'un üretim, tanıtım, pazarlama ve markalaşma noktalarında desteğe ihtiyaç duyduğu, aynı zamanda tarım, turizm, kış ve gastronomi turizminin entegre edilmesi konusunda da eksikliklerinin olduğu tespit edilmiştir. Literatüre ve uygulamaya yönelik elde edilen bulgular sonuç ve öneri bölümünde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Kara kuşburnu (Rosa pimpinellifolia L.) ilave edilen siyah çayın bazı biyoaktif bileşenlerinin belirlenmesi

    Zeynep Demir

    Bu çalışma kapsamında Bayburt ilinde doğal olarak bulunan kara kuşburnu (Rosa pimpinellifolia L.) meyvesi kurutularak siyah çaya eklenmiştir. Sıcak ve soğuk infüzyon yöntemleri ile sade kara kuşburnu çayı, sade siyah çay ve meyve ilave edilmiş siyah çay örnekleri hazırlanmıştır. Sonra elde edilen çay örneklerinin antioksidan özellikleri ve toplam flavonoid, toplam monomerik antosiyanin, askorbik asit, malik asit ile glukoz içerikleri belirlenmiştir. Ayrıca toplam fenolik madde miktarı, LC-MS/MS cihazıyla fenolik bileşen profili ve bazı fizikokimyasal özellikleri belirlenmiştir. İlaveten çay örnekleri duyusal analize tabi tutulmuştur. Sonuçlara göre siyah çay, kara kuşburnu meyve çayı, meyveli çay örnekleri ve soğuk infüzyon metodunun L*, a* ve b* değerleri üzerinde çok önemli (p<0,01); siyah çay, kara kuşburnu meyve çayı, meyveli çay örnekleri ve sıcak infüzyon metodunun ise L* değeri üzerinde önemli (p<0,05), a* ve b* değerleri üzerinde ise çok önemli (p<0,01) etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Buna ilaveten siyah çay, kara kuşburnu meyve çayı, meyveli çay örnekleri ve infüzyon şeklinin C vitamini, malik asit ve glukoz, toplam fenolik madde, CUPRAC ve FRAP değerleri, toplam monomerik antosiyanin ve toplam flavonoid miktarları üzerinde çok önemli etkiye sahip olduğu, fenolik asit bileşenleri konsantrasyonu üzerinde ise klorojenik asit hariç çok önemli etkiye sahip olduğu belirlenmiştir (p<0,01). Sonuç olarak siyah çaya kara kuşburnu ilave edilmesi ile elde edilen yeni çay örneklerinin antioksidan kapasite, toplam fenolik madde, toplam antosiyanin, toplam flavonoid ve fenolik bileşen profili açısından zenginleşerek faydalı alternatif bir içecek olduğu düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Tarımsal işletmelerde yeşil yönetim uygulamaları: Nitel bir araştırma

    Yavuz Gezer

    Tarımda "yeşil yönetim uygulamaları" işletmelerin fizibilite çalışmalarından başlayarak tarımsal ürün pazarlama faaliyetlerine kadar tüm organizasyonlarında başta insan sağlığı ve diğer canlılar olmak üzere çevrenin ekolojik dengesinin korunması odaklı işletme faaliyetlerini planlayıp uygulamasını içermektedir. Yeşil yönetim anlayışı, doğal çevrenin korunması ile ekonomik büyüme olgusunun sürdürülebilir olarak uzun soluklu ve birlikte yürütülmesi esasını ifade etmektedir. Tarımsal işletmeler üretimlerini artırmak ve birim oranda elde edilen verimi maksimum seviyeye çıkarmak için çeşitli kimyasal ilaçlar kullanmaktadır. Bu kimyasal ilaçlar başta insan sağlığı ve diğer canlı türleri olmak üzere bitki örtüsü, çevre kirliliği, atmosfer kirliliği, su kaynaklarının kirliliği, doğal dengenin bozulması ve iklim değişiklikleri gibi olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Günümüzde Dünya'da ve Türkiye'de tarımsal üretim faaliyetlerde bulunurken çevreyi korunmanın da üretilen ürünler kadar hayati önemde olduğunun farkına gereği kadar varılamamıştır. Çalışmanın amacı, Türkiye'de tarımda yeşil yönetim uygulamalarını analiz etmek tarımsal üretimden kaynaklı çevre tahribatlarına önleyici çözüm önerileri sunmaktır. Çalışma Türkiye'de faaliyet gösteren 50 tarım işletmesi ile gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemleriyle işletmelerin kurumsal web sitelerinden veriler toplanmış, toplanan veriler tablolar ışığında analiz edilmiş ve uygulamaların yeterli düzeyde olmadıkları görülmüştür. Bu alandaki devlet teşvik ve desteklerinin de önemli olduğu görülmektedir. Buna karşılık yeşil yönetim uygulamalarını uygulayan işletmelerin, çevrenin, ekolojik dengenin korunmasına katkılar sağladığı, toplumsal sorumluluk bilinci geliştirdiği ve iktisadi başarılarının arttığı görülmüştür. Ayrıca yeşil yönetim uygulamaları işletmelerin sürdürülebilir üretimini ve prestijini arttırdığı, çalışanlarının verimi üzerinde de olumlu yansımalarının olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın, yeşil yönetim uygulamalarında işletmelerin karşılaştıkları sorunları görmesi açısından faydalı olacağı düşünülmektedir. Mevcut olan tarımsal üretim kaynaklı çevresel sorunlara değinilerek elde edilen sonuçların verileri üzerinden geliştirilen çözüm önerilerinin sektörel bazda yol gösterici olması beklenmektedir.