Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Battal, Fetullah(7)
- Özkurt, Cem(6)
- Kömür, Gökhan(5)
- Durmuş, İbrahim(4)
- Yurttaş, Süleyman(4)
- Alpay, Ahmed Hamza(3)
- Göktaş, Bora(3)
- Hasanov, Behram(3)
- Keskin, Savaş(3)
- Kul, Murat(3)
- Yildiz, Tugba(3)
- Bilgin, Yusuf(2)
- Boz, Emre(2)
- Durmaz, Atakan(2)
- Esmer, Yusuf(2)
- Pabuçcu, Hakan(2)
- Çakır, Zekai(2)
- Ünlü, Hami(2)
- Akbaba, Fikrinaz Damla(1)
- Aksoy, Ömer Faruk(1)
- Aktoklu, Sevda(1)
- Altun, Melek(1)
- Apak, Ömer Ceyhun(1)
- Aras, Zakir(1)
- Ari, Sinan(1)
- Boyraz, Celal(1)
- Bulbuloglu, Semra(1)
- Buzkan, Kemal(1)
- Büte, Mustafa(1)
- Can, Polat(1)
- Dayi, Faruk(1)
- Degirmenci, Yavuz(1)
- Devecı, Fatma Gorgün(1)
- Dilek, Ahmet Naci(1)
- Erciş, Aysel(1)
- Eskici, Burak(1)
- Gülcan, Nazıfe Selcen Pınar(1)
- Güneş, Hüseyin(1)
- Güngör, Özcan(1)
- Gürbüz, Cihan(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Üniversite öğrencilerinde toplumsal cinsiyet algısının liderlik tarzı tercihlerine etkisinde kariyer beklentilerinin aracı rolü
Kızıl, Seda
Bu çalışmada, Bayburt Üniversitesi’nde öğrenim gören son sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarının mezuniyet sonrası tercih edecekleri liderlik tarzları üzerindeki etkisi ve kariyer beklentisinin bu etkideki aracı rolü incelenmiştir. Çalışmada, 594 üniversite öğrencisinden anket yoluyla toplanan nicel veriler, yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları, toplumsal cinsiyet algısının liderlik tarzı tercihlerinde anlamlı bir etkisi olduğunu ve kariyer beklentilerinin bu etkide kısmi aracılık rolü üstlendiğini göstermektedir. Çalışmanın kısıtları, örneklemin tek bir üniversiteyle sınırlı olması ve verilerin katılımcıların kendi verdikleri cevaplara dayanmasıdır. Elde edilen sonuçlar, üniversite öğrencilerinin liderlik tarzı tercihleri ile kariyer beklentilerinin şekillenmesinde toplumsal cinsiyet algısı ve kariyer hedeflerinin birlikte etkili ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Mevlânâ’da dindarlığın niteliği: mesnevî’de sûret–mânâ temelli bir dindarlık tipolojisi
Hasanov, Behram
Bu çalışma, Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde yer alan sûret–mânâ ayrımı ekseninde dindarlığın niteliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Sosyal ve beşerî bilimler literatüründe dindarlık çoğunlukla ritüel pratikler, davranışsal göstergeler ve bilişsel kabuller üzerinden tanımlanırken, Mevlânâ dindarlığı bireyin iç dünyasında meydana gelen ahlâkî ve ruhsal dönüşüm temelinde ele almaktadır. Makalede, Mesnevî’deki ilgili beyitlerden hareketle sûreti temel alan dindarlık ile mânâyı temel alan dindarlık olmak üzere iki tipolojik yaklaşım analiz edilmektedir. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülen çalışma, metin çözümlemesine dayalı tematik analiz yöntemini benimsemektedir. Bulgular, sûreti temel alan dindarlığın ibadetleri biçimsel düzeyde yerine getiren ancak kalıcı bir ahlâkî dönüşüm üretmeyen bir yapı sergilediğini; mânâyı temel alan dindarlığın ise içselleştirilmiş iman, ahlâkî olgunlaşma ve Allah ile derinlikli bir ilişki ortaya koyduğunu göstermektedir. Çalışma, Mevlânâ’nın dindarlık anlayışının çağdaş dindarlık tipolojilerine niteliksel bir katkı sunduğunu ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Baudrillard Sosyolojisinde Toplumsal Anlam
Alpay, Ahmed Hamza
Baudrillard'ın gerçeklik nosyonu, eylemlerini rasyonel olarak şekillendirebilecek aktif özne varsayımına aykırıdır. Baudrillard'a göre toplumsal sözcüğü muğlaklık içindedir. Soyut ya da daha somut sosyolojik sınıflandırmasında kesin bir teorik formülasyonu kabul etmemiştir. Baudrillard'ın temel iddiası, değeri disipliner bir kültürel kod tarafından belirlenen nesnelerin, göstergeler hâline geldiğidir. Bu kodlamada, işaretler arasındaki simgesel ilişki fikri tüketilir. Bu makalenin konusunu Baudrillard sosyolojisinde simgesel değişim ve hipergerçeklik yoluyla toplumsal anlamın nasıl ortaya çıktığı oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Baudrillard sosyolojisindeki simülakr, simülasyon ve hipergerçeklik kavramlarını referans olarak alıyorum ve makaleyi bu kavramlar ekseninde sınırlandırıyorum. Bu makalede, Baudrillard sosyolojisinde simgesel olan temaları, nitel paradigmadan hareketle içerik analizi yoluyla inceliyorum. Baudrillard sosyolojisinin dikkatli bir değerlendirmesinin yapılmasını ve aktif öznelerin toplumsal varlığını sürdürmede tüketim toplumunun etkisinin anlaşılmasını amaçlıyorum. Baudrillard sosyolojisinde gerçekliği sembolize etmek için bireyler üstü sosyal yapı ve güçlerin nesnel sınırlamalarını vurguluyorum. Aktif öznelerin toplumsal anlamı oluşturmada, simgesel değişim ve hipergerçeklik yoluyla gündelik pratik dünyasında geçici bir şekilde konumlandığını ileri sürüyorum. Bu doğrultuda, toplumsal anlamın nasıl oluştuğunu vurgulayarak bu makaleyi literatürde farklı kılmayı hedefliyorum.
- MakaleAçık Erişim2026Almanya'da Misafir İşçi Anma Kültürü: Gösterişçi Duyarlılık
Yurttaş, Süleyman; Karaca, İlhan
Bu çalışma, Almanya’da son yıllarda giderek daha görünür hâle gelen misafir işçi anma kültürünü ve bu kültürün ardındaki siyasi dinamikleri konu almaktadır. Araştırmanın temel amacı, anma pratiklerini, “gösterişçi duyarlılık” kuramı çerçevesinde eleştirel bir analize tabi tutmaktır. Çalışma, anma kültürünün, geçmişle samimi bir yüzleşmeden ziyade, Almanya’nın güncel siyasi ve ekonomik krizler karşısında kendini “göçe açık” ve “tarihiyle barışık” bir toplum olarak sunma arzusundan kaynaklanan sembolik bir performans olduğunu iddia etmektedir. Araştırmada, doküman analizi kullanılarak yorumlayıcı bir yaklaşım benimsenmiş ve üst düzey siyasi aktörlerin konuşmaları, ırkçı saldırı kurbanlarının ailelerinin kamuya açık platformlarda yer alan açıklamaları ve kurumsal bellek projelerine ilişkin metinler incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, resmî söylem ile yapısal eşitsizlikler arasında derin bir çelişki olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle ırkçı saldırıların anılmasında, Mevlüde Genç gibi mağdurların affedici ve birleştirici mesajlarının devlet tarafından bir “barışma tiyatrosu” çerçevesinde araçsallaştırılarak, kurumsal ırkçılık ve devlet sorumluluğunun nasıl perdelendiği gösterilmiştir. Sonuç olarak çalışma, Almanya’daki anma kültürünün, geçmişin öznelerinin bugünkü yaşam koşullarını iyileştiren somut ve kapsayıcı politikalardan ziyade, ahlaki bir üstünlük kurma ve toplumsal vicdanı rahatlatma amacı taşıyan sembolik jestlere dayandığı ve bu haliyle bir “gösterişçi duyarlılık” pratiği olduğu sonucuna varmıştır.
- DerlemeAçık Erişim2026Çağdaş Sosyologların Toplum ve Din Görüşleri
Hasanov, Behram
Inger Furseth ve Pål Repstad'ın kaleme aldığı, Ömer Faruk Darende ve Abdulvahap Taştan tarafından Türkçeye kazandırılan Çağdaş Sosyologların Toplum ve Din Görüşleri, din sosyolojisi alanındaki teorik daralmanın aşılmasını hedefleyen kapsamlı bir eserdir. Yazarlar, din sosyolojisinin Marx, Durkheim ve Weber'in klasik mirasıyla sınırlı kalmasının alana ciddi bir kısırlık yarattığını öne sürerek, modern sosyal teorinin birikimini dinin analizine açmayı amaçlamaktadır. Kitabın temel sorusu şudur: Çağdaş sosyal teori, dinin modern toplumdaki rolünü anlamada nasıl ve ne ölçüde kullanılabilir? Bu sorudan hareketle eser, on bölümde Erving Goffman, Zygmunt Bauman, Michel Foucault, Jürgen Habermas, Peter Berger, Thomas Luckmann, Pierre Bourdieu, Anthony Giddens, Arlie Hochschild, Richard Sennett ve Patricia Hill Collins gibi çağdaş sosyolojinin önde gelen isimlerini din olgusu ekseninde yeniden okumaktadır. Her bölüm standart bir kurgu izlemektedir: kuramcının biyografik bağlamı, temel kavramları, genel eleştiriler, dine ilişkin görüşleri, ampirik uygulamalar ve yazarların özgün önerileri. Bourdieu'nun dini sembolik şiddet aracı olarak ele alışı, Foucault'nun pastoral iktidar kavramı, Habermas'ın post-seküler toplum tezi, Giddens'ın düşünümsel kimlik anlayışı ve Hochschild'in duygu kurallarının dinsel cemaatlere uygulanması, kitabın teorik zenginliğini ortaya koyan başlıca örnekler arasındadır. Yazarlar, dinin yalnızca özel alana hapsolmuş ya da gerileyen bir olgu olduğu yönündeki indirgemeci yaklaşımları açıkça reddeder. Aksine, dinin iktidar, kimlik, beden, duygu, kamusal alan ve eşitsizlik gibi temel sosyolojik meselelerle derin biçimde iç içe geçtiğini savunurlar. Bu tutum, kitabın hem teorik tercihlerini hem de kuramcı seçimini doğrudan belirlemektedir. Eserin güçlü yanlarından biri, teorilerin soyut bir düzeyde sunulmakla kalmayıp ampirik araştırmalarda nasıl kullanılacağına dair somut rehberlik etmesidir. Yazarlar, kadın kuramcıların azlığı ve Batı merkezci perspektif gibi sınırlılıkları da dürüstçe kabul etmektedir. Titiz ve kavramsal açıdan tutarlı çeviriyle birlikte bu eser, Türkiye'deki din sosyolojisi literatürüne özgün ve kalıcı bir katkı sunmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Social Identity in Team Sports: A Quantitative Study of University Student-Athletes
Çakır, Zekai; Uğurlu, Döndü; Sengonül, Abdullah; Yel, Kader; Güzel, Sema; Yaman, Menzure Sibel; Aktoklu, Sevda; Dilek, Ahmet Naci; Gürbüz, Cihan
The predominance of psychological approaches in sport-related social identity research highlights the need to examine social identity within a broader sociological framework, particularly in the context of team sports. This study aims to investigate the levels of social identity among university students engaged in team sports and to determine whether these levels differ across various demographic and sport-related variables. Rather than conducting a process-oriented qualitative analysis, this study examines social identity quantitatively through measured social identity levels and selected demographic and sport-related variables. The study used a quantitative descriptive survey design with a sample of 266 university students participating in amateur-level team sports. Data were collected using a personal information form and the Social Identity Questionnaire for Sport, and analysed using descriptive statistics, independent-samples t-tests, one-way ANOVA, and Spearman’s correlation analysis. The findings indicated that participants’ social identity levels were close to moderate. While no significant differences were observed with respect to gender and age, significant differences were found in favour of participants who held leadership roles, engaged in out-of-team social interaction, and had longer sport experience, as well as across different sport branches (p < .05). Furthermore, a positive and significant relationship was identified between sport experience and social identity levels. In conclusion, social identity in team sports appears to be more closely associated with social interaction, in-group roles, and accumulated sport experience than with individual demographic characteristics.
- MakaleYalnız künye2025Farklı Pişirme Kaplarının Seçili Üç Yemeğin Duyusal Özellikleri Üzerine Etkisi
Ünlü, Hami
Yiyeceklerin pişirilmesi ateşin keşfedilmesi ile başlamış ve çeşitli pişirme kapları kullanılarak günümüze kadar devam etmiştir. Bu çalışmada yiyeceklerin pişirilmesinde kullanılan güveç, bakır ve çelik pişirme kaplarının yemeklerin duyusal özellikleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bulgur, mercimek ve kuru fasulye aynı reçetelere göre bu üç farklı pişirme kabı kullanılarak pişirilmiş ve koku, doku, lezzet ve görünüş özellikleri açısından 12 panelist tarafından değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda güveç kabında pişirilen bulgur, mercimek ve kuru fasulye duyusal özellikler ve genel beğeni bakımından diğer kaplara göre daha iyi sonuçlar vermiştir. Bakır pişirme kabında pişirilen ürünlerde çelik pişirme kabında pişirilen ürünlere göre duyusal özellik ve genel beğeni açısından iyi sonuçlar vermiştir. Çalışma sonucunda duyusal özellik ve genel beğeni açısından en iyi sonuçlar güveç, bakır ve çelik şeklinde sıralanmıştır.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Duygusal zeka ve iletişim becerileri arasındaki ilişki: türkiye örneğinde bir meta-analiz
Battal, Fetullah
Bu çalışmanın amacı ve kapsamı, ulusal/uluslararası hakemli dergilerde yayınlanmış, Türkiye odaklı örneklemlerden elde edilen ampirik verilerden yararlanan makaleler üzerinden,duygusal zeka ve iletişim becerileri arasındaki doğrudan ilişkiyi incelemektir. Bu ilişkinin ortaya koyulması için CMA programı yardımıyla meta analiz yöntemi tercih edilmiştir.Çalışma sonucunda korelasyon değerleri bulunan yirmibeş makalenin orta-yüksek seviyede pozitif yönlü ve anlamlı olarak ilişkilerinin bulunduğu görülmüştür (EB=-0,460, p<0,00).Aynı zamanda incelenen ampirik çalışmaların içerisinde iki adet çalışmanın negatif yönlü ve zayıf korelasyon düzeylerine sahip olduğu görülmüştür.Bu araştırmanın gerçekleştirilmesindeki temel sorulardan biriside duygusal zeka ve iletişim becerileri arasındaki ilişki üzerine yapılmış analizlerin genel resmini ortaya koyarak gelecekte ilgili konular hakkında çalışma yapacacak potansiyel araştırmacılara rehberlik etmektir. Meta analiz çalışmaları kümülatif sonuçları içerdiği için hem ulusal yazında hemde uluslararası yazında ampirik çalışma yapmak isteyen araştırmacılara önemli bir katkı sunacaktır. Ayrıca duygusal zekanın iletişim becerileri ile ilişkileri örgütteki yöneticiler tarafından doğru yönetilirse olumlu sonuçların alınabileceği ve sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayabileceği düşünülmektedir. Gelecekte yapılacak çalışmalarda duygusal zekanın öncülleri veya sonuçları açısından daha kapsamlı bir değerlendirme yapılabilir ve bu çalışmanın sonuçları yardımıyla daha genel bir çerçeve sunulabilir. Bu haliyle çalışmanın sonuçları hem tekil düzeyde hemde meta analiz düzeyinde literatüre özgün bir katkı sunmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Sağlık Çalışanlarında Örgütsel Dışlanmanın Sonuçları: Schadenfreude Eğilimi, Verimlilik Karşıtı İş Davranışları, Sessiz İstifa ve Psikolojik Dayanıklılık İlişkisi
Kılınç, Mehmet
Bireylerin kontrolü dışındaki bazı faktörler iş ortamını karmaşık hale getirmekte ve onları işten uzaklaştırmaktadır. Bunlardan biri olduğu düşünülen örgütsel dışlanmanın olumsuz sonuçları, schadenfreude eğilimi, sessiz istifa, verimlilik karşıtı iş davranışları ve psikolojik dayanıklılık kavramlarının ele alınmasının önemini arttırmaktadır. Bu araştırmada sağlık çalışanlarında örgütsel dışlanmanın verimlilik karşıtı iş davranışları ve sessiz istifa üzerine etkisinde schadenfreude davranışının aracı rolü ile örgütsel dışlanmanın schadenfreude davranışı üzerine etkisinde psikolojik dayanıklılığın düzenleyici rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 472 sağlık çalışanına kolayda örneklem yöntemiyle ulaşılarak anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmada incelenen kavramları ölçen örgütsel dışlanma, psikolojik dayanıklılık, shadenfreude davranışı, sessiz istifa ve verimlilik karşıtı iş davranışı ölçekleri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizleri SPSS, AMOS ve Process Macro eklentileri kullanılarak yapılmıştır. Frekans analizi, güvenirlik analizi, doğrulayıcı faktör analizi (DFA), korelasyon analizi, düzenleyici ve aracılık analizi gerçekleştirilerek elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Analiz edilen veriler çerçevesinde örgütsel dışlanma ile schadenfreude davranışı arasında psikolojik dayanıklılığın düzenleyici rolü, örgütsel dışlanma ile verimlilik karşıtı iş davranışları ve sessiz istifa arasında schadenfreude davranışının aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Analiz bulgularına dayanılarak sağlık kurumlarına yönelik birtakım önerilerde bulunulmuştur.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Duygusal zekâ ve liderlik arasındaki ilişki (türkiye örneği) meta analiz çalışması
Battal, Fetullah; Yılmaz, Şeymanur
Bu meta-analiz çalışması, duygusal zekâ ve liderlik arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Türkiye örneği üzerinden yapılan 25 ampirik çalışmanın verilerini değerlendirmiştir. Çalışmalar, 2005-2024 yılları arasında yayımlanan makaleler ve tezlerden oluşmuştur. Elde edilen sonuçlar, duygusal zekâ ile liderlik arasında pozitif yönde orta düzeyde (EB = 0,417) anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Çalışmalar arasında önemli bir varyasyon olduğu tespit edilmiş ve bu nedenle rastgele etkiler modeli tercih edilmiştir. Meta-analiz sonucunda kümülatif korelasyonun %42 seviyesinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, yayın yanlılığına dair yapılan analizler, etkilerin güvenilir olduğunu ve yayın yanlılığının olmadığını ortaya koymuştur. Bu bulgular, duygusal zekânın liderlik becerileriyle önemli bir ilişkiye sahip olduğunu, ancak bu ilişkinin orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Çalışmanın Türkiye örneğine odaklanması, bölgesel bir bakış açısı sunmuş ve bulguların güvenilirliğini artırmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Kültür ve Sinizm Araştırmaları İncelemesi
Durmuş, İbrahim
Kültür ve sinizm, bireylerin bulundukları çevre tarafından şekillenen kavramlardır. Kültürde, içsel veya dışsal birçok faktörün etkisi söz konusuyken, sinizm davranışında bireylerin içsel algısı ve davranışları daha etkili olabilir. Araştırmada R programı ve bibliyometrik analizler kullanılmıştır. Web of Science (WoS) veri tabanı kullanılarak kültür ve sinizm araştırmalarına ilişkin sonuçlar incelenmiştir. Analiz sonucunda kültür ve sinizm araştırmalarının son yıllarda oldukça popüler olduğu, yıllara göre büyüme oranlarında genel olarak bir artışın yaşandığı görülmüştür. Kültür ve sinizm araştırmalarında, birçok farklı ülke yazarının, kaynağın, kurumun ve vurgulanan kelimenin olduğu gözlemlenmiştir. Analizde kültür ve sinizm araştırmalarında en fazla vurgulanan anahtar kelimeler; sinizm, kültür, polis kültürü, tükenmişlik, sosyal aksiyomlar, örgütsel sinizm, tutumlar, örgüt kültürü, stres, iş tatmini, liderlik, örgütsel, değerler, yasal sinizm, örgütsel değişim, polis, politikalar, dayanıklılık, Çin, topluluk destekli polislik, performans, kişilik ve sosyal medya olarak sıralanmıştır. Araştırmada son yıllarda; sinizm, tükenmişlik, kültür, Çin, duygusal yorgunluk, özdeşlik, görüşmeler, örgüt kültürü ve sosyal medya kavramlarının oldukça yoğun araştırıldığı gözlemlenmiştir. Analizde en güçlü ilişkiler sinizm, kültür ve polis kültürü kavramları etrafında toplanmıştır. Ayrıca polis kültürü, polis, otoriterlik, izolasyon, polis tutumları, polis sinizmi, polislik ve analiz kelimelerinde merkezileşme ve yoğunluğun oldukça yüksek olduğu anlaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim20255 Yaş Çocukların Akran İlişkileri ile Yalnızlık ve Sosyal Memnuniyetsizlikleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Akbaba, Fikrinaz Damla; Karoğlu, Hilal
Bu araştırma beş yaş grubu çocukların akran ilişkileri ile yalnızlık ve sosyal memnuniyetsizlikleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu Bayburt il merkezinde MEB’e bağlı anaokullarında ve anasınıflarında okul öncesi eğitimine devam eden 119 çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; Okul Öncesinde Akran İlişkileri Ölçeği (Öğretmen Formu), 60-72 Aylık Çocuklar İçin Yalnızlık ve Sosyal Memnuniyetsizlik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Çalışmada, çocukların akran ilişkileri ile yalnızlık ve sosyal memnuniyetsizlikleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Çocukların akran ilişkileri genel puanı, akran ilişkileri alt boyut puanları ve YSMÖ’den aldıkları puan ailedeki çocuk sayısına, anne öğrenim düzeyine ve anne çalışma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır. Çocukların cinsiyetlerine göre zorba çocuk alt boyut puanlarında anlamlı farklılaşma olduğu, erkeklerin puanlarının kızlara göre yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Akran ilişkileri genel puanının, baba öğrenim düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, zorba çocuk, arkadaşlık ve etkileşim, mağdur çocuk ve YSMÖ’den aldıkları puanların ise anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2025“Rahatlatıcı yiyecek (comfort food)” olarak görülen yiyeceklerin kültürel ve duygusal anlamları
Tekin, Zeynep
Bu çalışmanın konusunu “rahatlatıcı yiyecek (comfort food)” kavramı ve bu kavramın kültürel ve duygusal bağlamının incelenmesi oluşturmaktadır. Rahatlatıcı yiyecekler, genel olarak tüketimi psikolojik ve duygusal rahatlık veren, kişiye geçmiş anılarını ve belirli kişileri anımsatan, negatif ve pozitif duygu durumlarında tüketilen yiyecekler olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda çalışma, Türk toplumundaki bireylerin rahatlatıcı yiyecekler hakkındaki görüşlerini, rahatlatıcı yiyecek tüketme nedenlerini ve bu yiyeceklerin toplumsal, kültürel ve duygusal anlamlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Literatürde daha çok Batı kültürü bağlamında ele alınan bu kavramın Türk kültüründe nasıl anlaşıldığı, bireylerin bu yiyeceklere yükledikleri anlamları, bu yiyeceklerin toplumsal bellekteki yerinin araştırılmasının ve kültürler arası farklılık ve benzerliklerin ortaya konmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Nitel metodoloji benimsenen bu çalışma, olgubilim deseni ile tasarlanmıştır. Çalışmada görüşme tekniği kullanılmıştır. Farklı yaş, cinsiyet ve sosyo-kültürel geçmişe sahip 30 birey ile yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda rahatlatıcı yiyeceklerin, bireylere; duygusal rahatlık verdiği, olumsuz duygulardan kurtulmalarına, iyi hissetmelerine ve geçmişi anmalarına yardımcı olduğu, bireylerde huzur, güven, nostalji, birliktelik hislerini uyandırdığı ve ritüeller üzerinden kültürel, duygusal ve toplumsal bağların taşıyıcısı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca rahatlatıcı yiyeceklerin duygusal ve psikolojik rahatlık vermesinin yanı sıra insanlar ile duygusal bağları güçlendirme, kültürel kimliğin korunmasına destek olma ve toplumsal aidiyet hissini güçlendirme gibi işlevleri de olduğu bulgularına da ulaşılmıştır. Bu yönüyle çalışma, Türk kültürüne özgü beslenme alışkanlıklarının duygusal ve sosyal yansımalarına ışık tutmaktadır. Uluslararası literatürde rahatlatıcı yiyecekler genellikle bireysel baş etme mekanizması olarak ele alınırken, bu çalışmada rahatlatıcı yiyeceklerin Türk kültüründe daha çok nostalji, kültürel aktarım ve kolektif kimlik ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025İş Stresi ve İş Doyumu Arasındaki İlişkide Güvenlik Performansının Aracılık Rolünün İncelenmesi
Yildiz, Salih; Koroglu, Ali; Ozdemir, Mustafa
Stres, çalışanların iş doyumu üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Çalışanlar maaş, terfi, çalışma ortamı ve işin niteliği gibi iş ile ilgili pek çok faktörden dolayı stres yaşayabilmekte ve bu durum onların iş doyumunu düşürmektedir. İşletmeler gerçekleştirdikleri birtakım faaliyetlerle çalışanların stres düzeyini düşürerek iş doyumlarını yükseltmeye çalışmaktadır. Ancak alanyazında, iş stresi ile iş doyumu arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunan faktörleri inceleyen çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, çalışanların iş stresi ve iş doyumu arasındaki ilişkiyi ve güvenlik performansının bu ilişkideki aracılık rolünü incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için Sakarya ilinde bulunan bir süt ürünleri fabrikası çalışanlarından anket yoluyla veriler toplanmıştır (n=301). Analizler sonucunda iş stresi ile güvenlik uyumu, güvenlik katılımı ve iş doyumu arasında negatif; güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı ile iş doyumu arasında pozitif ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca iş stresinin iş doyumu üzerinde güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı aracılığıyla dolaylı bir etkisi bulunmaktadır. Araştırma sonuçlarının özellikle üretim faaliyetinde bulunan işletmeler tarafından iş yerlerinde kullanılması pratikte önemli katkılar sağlayacaktır. İşletmeler, düzenleyecekleri eğitim faaliyetleri, çalışanları karar alma sürecine katma vb. faaliyetlerle çalışanların güvenlik performansını artırarak iş stresinin iş doyumu üzerindeki negatif etkisini azaltabilir. İş doyumu yüksek olan çalışanların devamsızlık gibi olumsuz tutum ve davranışları azalacak, iş performansları ise artacaktır. Böylece işletme maliyetleri düşürerek karlılığını artırmış olacaktır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Technostress and Related Managerial Variables: A Global Perspective
Durmuş, İbrahim
Technological innovations have influenced organizations' business activities. In the study of technostress in management, the aim was to evaluate the perception of technostress created by technological changes and developments among employees. To achieve this goal, studies published in the WoS literature were examined. The research utilized a bibliometric analysis method. The analysis focused on the key terms and conceptual relationships that the authors frequently emphasized in their studies. Some of the key concepts that were often highlighted by the authors include technostress, covid-19, performance, social media, stress, information overload, overload, job satisfaction, technology, burnout, digital transformation, technostress creators, productivity, work-family conflict, digitalization, strain, coping, job, job performance, techno-overload, digital, emotional exhaustion, satisfaction, self-efficacy, work-life balance, anxiety, exhaustion, well-being, and work engagement. When considering the relationships between these concepts, it was found that technostress, covid-19, burnout, productivity, stress, work-family conflict, job satisfaction, work engagement, technology, coping, higher education, digital transformation, work-life balance, techno-stressors, digital stress, anxiety, health, academic performance, online learning, technostress creators, ICT, job burnout, digital, innovation, information technology, covid-19 pandemic, remote work, and self-efficacy form strong connections together. Regarding centrality and density, technostress creators, job burnout, personality, technostress inhibitors, organizational commitment, personality traits, compliance intention, compulsive usage, eustress, and job engagement were found to have strong relationships. Implementing technological and digital transformations after employees have experienced them may lead to healthier outcomes. Particularly for individuals who enjoy technology and can apply technological innovations in their lives, stress factors may be at lower levels.
- MakaleAçık Erişim2025Yapay Zekâ ve Transhumanist Göstergeler Üzerinden ‘’Chappie’’ Filminin Analizi
Karabulut, Ahmet; Sarıgül, Abdulselami; Sercan, Yavuz Selim
Yapay zekâya sahip robotlar insan yaşamının sıradan bir parçası haline gelmiş ve yaşamı birçok yönden değiştirip dönüştürmüştür. Yapay zekâ teknolojisinin amacı insanların yaşamlarını kolaylaştırmak ve işlerini hafifletmektir. Ancak birçok alanda olduğu gibi yapay zekâ alanında da hesaplanmış davranışların öngörülemeyen sonuçları oluşmuştur. Yapay zekânın yoğun bir şekilde gündelik yaşamda yer alması distopik senaryoları da beraberinde getirmiştir. Bu süratli ve radikal değişimin insanlığa yönelik yarattığı tehlikeli durumlar tartışılırken, bu endişelerin sinema alanında da kendini göstermesi kaçınılmaz hâle gelmiştir. Bu gelişmelerden dolayı farklı alanlarda filmler üzerine çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada, insan-makine-yapay zekâ arasındaki etkileşimin ortaya çıkaracağı sonuçları üreten ‘Chappie’ ‘filmi, transhumanizm bağlamında Barthes'in göstergebilimsel çözümleme yöntemleriyle analiz edilmiştir. Filmin içinde bulunan distopik bilgilerin anlatımında kullanılan imgelerin, yerlerin ve çağrışımların hem gösteren, gösterilen, gösterge hem de düz ve yan anlam analizleri yapılmıştır. Göstergeler kullanılarak elde edilen bulgularda ‘Chappie’ filminde yer alan robotların transhumanizm bağlamında insan- makine ve yapay zekâ ilişkisini ortaya çıkardığı söylenebilir. Sonuç olarak ortaya çıkan bu göstergelerin modern çağın vardığı en son noktada insan ve yapay zekâ arasındaki güç ve iktidar ilişkisini tanımladığı ifade edilebilir.
- MakaleAçık Erişim2025Consequences of Corporate Social Responsibility on Organisational Behaviour in National Publication (A Meta Analysis Study)
Battal, Fetullah; Öz, Halil Hakdan
Having positive effects in terms of organisational results makes the concept of corporate social responsibility important. For this reason, it is important to determine the universal validity of the results of the studies on the subject. Accordingly, the study is based on the empirical data and meta-analysis of the outcome variables related to corporate social responsibility (CSR) of national or international publications selected from Turkey through the JAMOVI programme. Thus, it is aimed to reveal the results of corporate social responsibility in detail. In this context, the analysis was carried out with 57 studies, 65 single data and 15,487 samples, which were found suitable for meta-analysis and included in the research. In the research, there are 6 concepts deemed appropriate for meta-analysis. Accordingly, it was determined that there is a positive relationship between organisational commitment, which is the most frequently associated concept with corporate social responsibility, and corporate social responsibility. At the same time, a positive and high relationship was found between corporate social responsibility and corporate image, job satisfaction, organisational citizenship, corporate reputation and organisational identification. It is thought that this study will contribute to the field in terms of providing a comprehensive and up-to-date version of corporate social responsibility through empirical studies in the national literature.
- MakaleAçık Erişim2025Aşırı Turizm Algısının Yaşam Kalitesine Etkisinde Turist-Yerli Halk Etkileşiminin Kalitesinin Aracı Rolü
Ünlü, Hami
Aşırı turizm, turizm faaliyetlerinin yol açtığı olumsuz etkilerden dolayı halkın turizme karşı hissettiği olumsuz duygular olarak ifade edilmektedir. Aşırı turizm algısının yerli halk üzerinde etkisini belirlemeye yönelik olarak birçok çalışma yapılmıştır. Aşırı turizm gerçekleştiği destinasyonlarda yerli halkın turizm faaliyetlerinden ilk başta ekonomik etkiden dolayı memnun olduğu fakat zamanla olumsuz etkilerin ortaya çıkmasıyla birlikte bu durum tam tersine döndüğü görülmüştür. Bu araştırma, aşırı turizm algısının yaşam kalitesi üzerindeki etkisinde turist-yerli halk etkileşiminin aracılık rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma Trabzon’da yaşayan bireylerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri yerli halktan kolayda örnekleme yönteminden yararlanılarak toplanmış ve 402 veri ile analizler yapılmıştır. Araştırma hipotezlerinin test edilmesi amacıyla doğrudan etkileri belirlemek için yapısal eşitlik modellemesi uygulanmıştır. Turist-yerli halk etkileşimi kalitesinin aracılık rolünün belirlenmesi için PROCESS makrosunda Model 4 uygulanmıştır. Araştırma sonucunda turist-yerli halk etkileşiminin aşırı turizm algısı ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiye anlamlı bir şekilde aracılık ettiği belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Milli Takım Düzeyindeki Bedensel Engelli Para-Karate Sporcularının Spora Katılım Motivasyonları ile Yaşam Kalite ve Yaşam Doyum Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Kul, Murat; Boz, Emre; Çetintaş, Yasin
Para-Karate sporcularının spora katılım motivasyonları ile yaşam kaliteleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi bu araştırmanın temel amacıdır. Bu amaç doğrultusunda milli takım seçmelerine katılan 24 para-karate sporcusu (n=11kadın-13erkek) çalışmaya dâhil edilmiştir. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen bu araştırmada verilerin toplanması adına 4 ayrı form kullanılmıştır. Bunlar; “Kişisel Bilgi Formu”, “Engelli Bireylerde Spora Katılım Motivasyonu Ölçeği”, “Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği” ve “Yaşam Doyum Ölçeği”. Dijital ortamda toplanan bu verilerin analiz sürecinde ise SPSS (26. Versiyon) paket programının tanımlayıcı analizlerinin yanı sıra Spearman Korelasyon Katsayısı testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Veri analizinin neticesinde para-karate sporcularının spora katılım motivasyonları ile yaşam kalite ve yaşam doyum düzeyleri arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda içsel motivasyon ve dışsal motivasyon alt boyutlarının hem yaşam doyumunun hem de yaşam kalitesinin yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Spor ve Farklı Değişkenlere Göre Üniversite Öğrencilerinin Kan Bağışı ile Vicdan Algılarının İncelenmesi
Tatlısu, Bülent
Üniversite öğrencilerinin kan bağışı tutumları ile vicdan algılarının spor ve farklı değişkenlere göre incelenmesinin amaçlandığı bu çalışma da genel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen “Kişisel Bilgi Formu” ile birlikte “Kan Bağışı Tutum Ölçeği” ve “Vicdan Algısı Ölçeği” kullanılmıştır. Veriler SPSS 26.0 Windows paket programı ile analiz edilmiştir. Bağımsız değişkenin kategori sayısına bağlı olarak ikili gruplarda bağımsız örneklem t-Testi, çoklu gruplarda ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile Posthoc testlerinden Lsd testi kullanılmıştır. Analiz sonuçları ,05 anlamlılık düzeyine göre yorumlanmıştır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin yaşlarının, aile gelir düzeylerinin, öğrenim gördükleri bölümlerinin, sınıf düzeylerinin, spor yapma durumlarının ve haftalık spor yapma sürelerinin Kan bağışı tutumları üzerinde etkili bir değişken olduğu; cinsiyetin, yapmış oldukları spor türünün ve spor yaşlarının etkili değişkenler olmadığı; vicdan algı durumlarını yaşlarının, öğrenim gördükleri bölümlerinin, sınıf düzeylerinin, spor yapma durumlarının, haftalık spor yapma sürelerinin ve spor yaşlarının etkilediği; cinsiyetin, aile gelir düzeylerinin ve yapmış oldukları spor türünün etkilemediği görülmüştür. Sonuç olarak sporun hem kan bağışı tutum durumuna hem de vicdan algı durumuna etken bir değişken olduğu tespit edilmiştir.
AtıfOpenAlex3
İncele







