Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Apak, Ömer Ceyhun(1)
- Arat, Ceren Ari(1)
- Arslan, Adem(1)
- Beceren, Burcu Özdemir(1)
- Bulut, Ayhan(1)
- Dursunoğlu, İsmail(1)
- Erten, Tayyibe(1)
- Esgin, Ozge(1)
- Güzel, Meltem(1)
- Kapusızoğlu, Mehmet(1)
- Keleş, Hatice(1)
- Keskin, Savaş(1)
- Kırbaş, Zila Özlem(1)
- Saruhan, Yeşim(1)
- Tutkun, Cansu(1)
- Türkoğlu, Hamdi(1)
- Uğur, Saruhan(1)
- Varlı, Abdussamet(1)
- Yildirim, Yildiray(1)
- Şahin, Emel(1)
- Şahiner, Ayça(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025The Role of Family: Effects on Adolescents’ Body Image and Eating Attitudes
Esgin, Ozge; Erten, Tayyibe; Şahiner, Ayça
Purpose: Adolescence is a critical period of physical, cognitive, and emotional changes, during which body image and eating attitudes are shaped. This study examines the relationship between family-related factors, body image, and eating attitudes among adolescents. Methods: A cross-sectional study was conducted with 300 adolescents (133 girls, 167 boys) from three high schools in Bayburt, Türkiye. The data was obtained by researchers in classes under the supervision of teachers. Body image was assessed using the Body Cathexis and Self Scale, and eating attitudes were evaluated with the Eating Attitudes Test26 (EAT-26). Family-related characteristics, including family type, parental education, and occupation, were collected through a structured questionnaire. Data analysis was performed using the SPSS package program (version 22.0). Results: The mean Body Cathexis and Self Scale score was significantly higher in boys than girls (p0.05). Family type (p=0.009), maternal mortality (p=0.004), and paternal occupation (p=0.035) were significantly associated with eating attitudes, whereas no significant relationship was found between family-related factors and body image (p>0.05). Conclusion: Family structure and socioeconomic status influence adolescent eating attitudes, while body image appears less affected by family-related factors. Interventions targeting adolescent health should address family-based support, particularly for those experiencing maternal loss, and promote body image awareness programs, especially among girls. Future research should explore cultural and psychosocial influences on adolescent health behaviors.
- MakaleAçık Erişim2025The Effect of Social Media Use on the Intention to Cook at Home: The Mediating Role of Self-Efficacy
Apak, Ömer Ceyhun
This study examines the effect of housewives' use of social media on their self-efficacy in cooking and their intentions to cook at home. The research was conducted using a correlational survey model, one of the quantitative research designs. The data for the study were collected through face-to-face interviews with participants from the TRA1 region (Erzurum, Erzincan, and Bayburt) in Turkey, based on voluntary participants. The data collected from 562 participants were analyzed using structural equation modeling in the AMOS program to test the hypotheses. The study's findings reveal that social media positively affects cooking self-efficacy and intention to cook at home. Social media facilitates women's access to various recipes, which is important in developing their cooking skills. Additionally, cooking self-efficacy positively influences the intention to cook at home. The findings indicate that social media use enhances women's cooking skills and increases their self-efficacy perceptions. Finally, the study shows that cooking self-efficacy plays a mediating role in the effect of social media on the intention to cook at home.
- MakaleAçık Erişim2025Türkiye’de Siyasal Parti Programlarının Aile Olgusuna Yönelik İçerik Analizi
Dursunoğlu, İsmail; Kapusızoğlu, Mehmet
Siyasal partiler, belli bir ideolojik zeminde ve iktidar olma amacıyla kurulan siyasi örgütlenmelerdir. Aile ise yalnızca biyolojik ve duygusal bağlarla sınırlı olmayan; bireyin toplumsal ve siyasal kimliğini inşa ettiği ilk kurumdur. Siyaset, aile yapısını şekillendiren politikalar üretirken; aile de bireylerin siyasal tutumlarını, değerlerini ve tercihlerini belirlemede etkili olmaktadır. Siyasal sosyalleşmenin ilk basamağını oluşturan aile, bireyin devlet, otorite ve siyasal katılım algısını biçimlendirmektedir. Bu nedenle aile ve siyaset arasında çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Çalışmanın temel amacı, siyasal partilerin aileyi nasıl tanımladıklarını, hangi işlevleri ön plana çıkardıklarını ve aile politikalarını hangi kavramlar üzerinden temellendirdiklerini ortaya koymaktır. Bununla birlikte araştırma, partilerin aileye ilişkin söylemlerinde ortak paydaları ve farklılaşan noktaları saptamayı hedeflemektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye’de siyasal partilerin aile politikalarına dair genel eğilimleri betimlemektedir. Bu kapsamda 27. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde yer alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve İYİ Parti’nin programları içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Parti programlarının detaylı ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde AK Parti’nin aileyi muhafaza etmeyi amaçladığı, CHP’nin ailenin sosyo-ekonomik durumunu hedeflediği, MHP ve İYİ Parti’nin aileyi milli kimlik ve kültürün bir parçası saydığı, HDP’nin ise aile kavramından uzak, kadının kimliğini ön plana çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2024Relationship between perceptions of family-to-family support, general well-being, and psychological resilience of mothers with children with special needs
Kırbaş, Zila Özlem; Şahin, Emel
This study aimed to investigate the association between perceptions of family-to-family support and the general well-being and psychological resilience of mothers raising children with special needs. Employing a descriptive correlational research design, the study included mothers of children aged 0-18 residing in a city center in northeastern Türkiye. Data collection was conducted through face-to-face interviews using the Personal Information Form, Brief Psychological Resilience Scale, General Well-Being Scale Short Form, and Family-to-Family Support Perception Scale for Families of Disabled Children. The results revealed a positive and significant relationship between mothers' perceived level of family-to-family support and their psychological resilience (β=0.437, p<0.01). Furthermore, a positive relationship was observed between mothers' general well-being levels and perceived support (β=0.315, p<0.05). However, no significant relationship was found between general well-being levels and psychological resilience (β=0.189, p>0.05). These findings underscore the significant connections between perceived family-to-family support, general well-being, and psychological resilience among mothers of children with special needs. They suggest a critical need for developing enhanced social and psychological support mechanisms to alleviate the stress and difficulties experienced by these mothers.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kadının Kocasına Secde Etmesinden Bahseden Rivâyetler Üzerine Bir İnceleme
Türkoğlu, Hamdi
Son dönemlerde, özellikle karı-koca ilişkilerine dair rivâyetlerin artarak tartışıldığı ve gündeme taşındığı görülmektedir. Bu makalede, öne çıkan rivâyetlerden biri olan kadının kocasına secde etmesi tetkik edilmektedir. Söz konusu rivâyet; tez, makale, kitap gibi çeşitli akademik çalışmalardan sosyal medya platformlarına kadar çeşitli mecralarda lehte ve aleyhte birçok değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalarda bahsi geçen rivâyetler üzerinden özelde Hz. Peygamber ve onun sünnetinin genelde ise İslam’ın tenkit edildiği ve bu tenkitlere cevap niteliğinde muhtelif çalışmaların yapıldığı görülmektedir. Bu da konuyla ilgili rivâyetlerin detaylı araştırılmasının ve doğru anlaşılmasının önemini gerekli kılmaktadır. Çalışma ilgili rivâyetin genel olarak sübût ve delâletine odaklanmaktadır. Bir başka ifadeyle bahsi geçen rivâyetin Hz. Peygamber’e nispetinin sıhhati ve muhtevası üzerinde durulmuştur. Ebû Hureyre, Enes b. Mâlik, Abdullah b. Abbas, Muâz b. Cebel, Hz. Âişe, Zeyd b. Erkam, Câbir b. Abdillah, Abdullah b. Ebî Evfâ gibi çok sayıda meşhur sahâbî tarafından merfû olarak nakledilen rivâyetin sıhhat bakımından farklı dereceleri bulunmaktadır. Bu meyanda incelenen rivâyetler arasında sahih hadisin şartlarını tam olarak taşıyan sahih li-zatih bir rivâyetin olmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte rivâyetlerin birbirini desteklemesi cihetiyle birçok tarik için sahih li-gayrih ve hasen hükmünün verilebileceği görülmüştür. Öte yandan çalışmada sıhhat bakımından rivâyetin bazı tariklerinin zayıf olduğu tespit edilmiş bununla beraber bu rivâyetlerin de temel hadis kaynaklarında yer aldığına dikkat çekilmiştir. Ayrıca makalede son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda rivâyetin sıhhati hakkındaki yaklaşımlarına yer verilmiştir. Bu çalışmalardan bir kısmı rivâyetin Hz. Peygamber’e ait olduğunu kabul ederek bahsi geçen rivâyetlerden hareketle İslam’ın kadına bakışını eleştirilirken diğer bir kısmında ise bu eleştirilerin de etkisiyle bu konudaki rivâyetlerin ya aşırı zayıf ya da uydurma olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca çalışmada, bu ve bunun gibi rivâyetlerin değerlendirilmesinde önyargılardan uzak durmanın rivâyetlerin doğru anlaşılması ve değerlendirilmesi noktasında önemli olduğuna işaret edilmiş, önyargılardan uzak durmanın, nesnellik ve tarafsızlığın hadis değerlendirmelerinde önemli bir kriter olduğu belirtilmiştir. Ayrıca üzerinde durulan rivâyet ve benzerlerinin anlaşılması ve değerlendirilmesi noktasında lafzî ve literal yaklaşımın rivâyetin doğru anlaşılmasına mani olacağı belirtilerek ilgili rivâyetlerin değerlendirilmesinde metnin altında yatan mana ve maksada odaklanmanın daha isabetli sonuçlara ulaştıracağı vurgulanmıştır. Öte yandan muhteva yönüyle bahsi geçen rivâyetlerde iki önemli husus vurgulanmıştır. Bu hususlardan ilki, beşerin beşere secde etmesinin yasaklanması ve ibadet kastıyla yapılacak secdenin sadece Allah'a yapılmasıdır. Bu kapsamda çalışmada vahdaniyet ve uluhiyetin şiarı olan secdenin Allah’tan gayrısına yapılamayacağının altı çizilmiştir. İlaveten peygamberler de dahil olmak üzere fani olan hiçbir şeye ifrad derecesine varacak ta’zimin yapılamayacağı ifade edilmiş ve bu hususta sahabenin şahsında ümmetin uyarıldığına dikkat çekilmiştir. Rivâyetin vurguladığı ikinci husus ise ailenin temel taşı olan karı-koca ilişkilerindeki haklar ve sorumluluklardır. Bu bağlamda çalışmada söz konusu rivâyetlerin kadının kocasına saygı göstermesini, görev ve sorumluluklarını yerine getirmesini salık verdiğine değinilmiştir. Ayrıca mezkur rivâyetten kadının aşağılanması, tahkir edilmesi, erkeğe nispetle ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesi gibi anlamları çıkarmanın mümkün olmadığı gibi; insan olma, kul olma cihetiyle de kadını kocadan aşağı bir konuma itmediği, erkeğin kadından daha faziletli veya daha hayırlı olduğunu da göstermediği ifade edilmiştir. Yine ilgili rivâyetin Kur’an ve sünnet bütünlüğünde değerlendirmenin önemini göstermesi bakımından kocanın da hanımına karşı bazı sorumluluklarına değinilmiştir. Kadının kocasına secde etmesinden bahseden rivâyetin sıhhatinin ve manasının tespitini amaçlayan bu çalışma temelde iki ana başlıkta ele alınmaktadır. İlk başlıkta konuyla ilgili rivâyetlerin sıhhati üzerinde durulmuş ve rivâyetler “makbûl rivâyetler” ve “zayıf rivâyetler” şeklinde iki alt başlıkta toplanmıştır. Ardından da rivâyetlerin genel sıhhat değerlendirmesi yapılmıştır. İkinci başlıkta ise rivâyetin muhteva ve manası üzerinde durulmuştur.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Okul öncesi dönem çocuklarının ve ailelerinin öz düzenlemeye yönelik eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi
Tutkun, Cansu
Bu araştırmanın amacı da okul öncesi dönemdeki çocukların ve ailelerinin, öz düzenlemeye yönelik eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesidir. Bu araştırma, karma yöntem türlerinden açımlayıcı desende gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın nicel boyutu 186, nitel boyutu ise 18 katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırma verileri “Öz Düzenlemeye Yönelik Eğitim İhtiyaçlarını Belirleme Anketi” ve “Öz Düzenlemeye Yönelik Eğitim İhtiyaçları Görüşme Formu” ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda ailelerin en çok ihtiyaç duydukları konuların kendilerinin davranışlarını ve duygularını nasıl düzenlemeleri gerektiği ayrıca kendi öfkelerini ortaya çıkaran dinamikleri analiz etme, öfkeleriyle baş etme ve streslerini hafifletmeye yönelik konular olduğu belirlenmiştir. Ailelerin çocuklarının öz düzenlemeleri açısından en çok ihtiyaç duydukları konuların, çocukların problem davranışlarının değiştirilmesi, disiplin yöntemleri ve disiplinin sağlanması açısından aile kuralları olduğu saptanmıştır. Araştırmada, ailelerin büyük bir çoğunluğunun, çocukların öz düzenlemelerine ilişkin eğitim almalarını istedikleri ve bu konuda desteğe ihtiyaç duydukları sonucuna da ulaşılmıştır. Bu bağlamda, okul öncesi dönemdeki çocukların öz düzenlemelerinin desteklenmesi ve aileler ile öğretmenlerin de eğitime dahil edilmesi önemlidir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2022Değer Odaklı Aile Eğitimine Yönelik Özel Eğitimde Görev Yapan Öğretmen Görüşlerinin İncelenmesi
Uğur, Saruhan; Saruhan, Yeşim; Arslan, Adem
U araştırma değer odaklı aile eğitimine yönelik özel eğitimde çalışan öğretmenlerin görüşlerini incelemek için yapılmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılında kolay ulaşılabilirlik yöntemi ile ulaşılan ülkemizin farklı illerinde özel eğitim kurumlarında çalışan 82 öğretmen ile yapılmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak; özel eğitimde çalışan öğretmenlere göre çocuklar günlük yaşam, değer görme, öz bakım, toplumsal uyum, sevgi, sorumluluk, saygı, kabul, insani değerler, öz güven, empati, güven, azim-çaba, çalışkanlık, sosyal değerler ve hoşgörü değerlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Ailelerin ise bağımsız yaşam, sorumluluk, mutluluk, sevgi, saygı, akademik gelişim, öz bakım, toplumsal uyum, kabul, merhamet, sosyal değerler, evrensel değerlerlerini görmek istediğini düşünmektedirler. Öğretmenler ailelerle; doğrudan iletişim, yüz yüze iletişim, telefon ile iletişim, toplantılarla, okul giriş çıkışlarında, çevrim içi toplantılarla, ev ziyaretleri ile, küçük not kağıtları ile ve samimiyetle iletişim kurduklarını ifade etmektedirler. Özel eğitimde çalışan öğretmenlere göre aileler en çok kabul, psikolojik destek, duygusal destek, öğretim yöntem ve teknikleri, doğru iletişim, öz bakım, davranış eğitimi, sabır eğitimi, engel özellikleri, okul aile iş birliği, cinsel eğitim, bilgilendirme, sorunlarla baş etme, rehberlik, ev etkinlikleri, değerler eğitimi konularında eğitime ihtiyaç duymaktadır. Öğretmenlerin %14,6’sı aile eğitim ya da katılım çalışması yapmadıklarını ifade etmişlerdir. %85,4’ü ise seminerler, bireysel görüşmeler, sınıfa davet, etkinlik paylaşma, aile toplantıları, grup sohbetleri, çevrim içi eğitim ve gezi yaptıklarını ya da planladıklarını ifade etmişlerdir. Özel eğitimde öğretmenler değer odaklı bakış açısı geliştirmelidir. Ayrıca değer odaklı aile eğitimleri düzenlenebilir ya da yaygınlaştırılabilir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2021Okul Öncesi Dönem 5 Yaş Çocuklarının Sosyal Konumları ile Mizaç Özellikleri Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi
Beceren, Burcu Özdemir; Arat, Ceren Ari
Bu çalışmadaki amaç okul öncesi dönem 5 yaşındaki çocukların sosyal konumları ile mizaç özellikleri\rarasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılında İzmir\rilinin Buca ilçesinde okul öncesi eğitime devam eden 114 çocuk (70 kız, 44 erkek) ve anneleri ile babaları\rmeydana getirmektedir. Çalışma tarama modelli bir araştırma çalışmasıdır. Okul Öncesi Dönem 5 yaş\rçocuklarının sosyal konumları ile mizaç özellikleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek için korelasyon analizi\rgerçekleştirilmiştir. Okul Öncesi Dönem 5 yaş çocuklarının sosyal konumlarınının ve mizaçlarının\rcinsiyetlerine, anne ve babanın çalışma durumlarına, yaşadıkları eve ve aile tipine göre farklılaşmasının\rolup olmadığı Mann-Whitney U testiyle analiz edilmiştir. Okul öncesi dönem 5 yaş çocuklarının sosyal konumları ve mizaçlarının anne ve babalarının eğitim seviyesine, babaların mesleklerine ve kaç kardeş\rolduğuna ve doğum sırasına göre farklılaşıp farklılaşmadığı Kruskal-Wallis Testiyle analiz edilmiştir.\rYapılan bu analizler SPSS 20.0 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Analizlerin sonucunda okul öncesi\rdönem 5 yaş çocuklarının sosyal konum puanları ile sebatkârlık ve ritmiklik alt ölçek puanları arasında\rolumsuz ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Erkeklerin sosyal konumları ve sebatkârlıkları kızlarınkinden\rdaha düşük olarak belirlenmiştir. Anne ve babanın eğitim seviyesine bağlı olarak sosyal konum ve\rsebatkârlık olumlu yönde tepkisellik olumsuz yönde anlamlı farklılaşma göstermiştir. Doğum sırasıyla\rtepkisellik arasında anlamlı farklılaşma olduğu görülmüştür. Geniş ailelerde yaşayan çocuklar çekirdek\railedeki çocuklardan daha sebatkâr bulunmuştur.
- MakaleAçık Erişim2020Kur’an’da Peygamberler Örnekliğinde Ailede Anne-Baba ve Çocukların Hukuku
Varlı, Abdussamet
Kur’an, geçmiş ümmetlerin hayatlarından kesitleri, ders çıkartıp güncelleme adına insanlığa örnek olması için içerisine almış bir kitaptır. Bu yönüyle Kur’an’ın belli bir kısmını kıssalar oluşturur. Bu kıssalar içerisinde çağlarına damga vurmuş peygamber misalleri önemli yer tutar. Peygamberlerin, nebevî ya da beşerî hayatta karşılaştıkları olaylara karşı tutum ve davranışları, farklı yönleriyle âhir zaman insanının dikkatine sunulur. Toplumların temel yapıtaşı olma özelliğini tüm asırlarda ve toplumlarda koruyan aile kurumundaki bireylere karşı peygamberlerin takınmış oldukları tutum ve davranışların bir kısmı Kur’an’da yer almaktadır. Aile kurumunda huzur ve saadetin yerleşmesi ve ailede zaman zaman karşılaşılan olaylara doğru ve yerinde tepkilerin verilebilmesi için, Kur’an’da yer verilmiş peygamberlerin rol model davranışları son derece önemlidir. Bu bağlamda, kişinin kendi dışında en öncelikli kimseler olan anne-baba ve evlatların peygamberler ekseninde Kur’an’daki hukuku ele alınacaktır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2019Demographic Family Structure in Ayıntab (Aintap) according to Court Records: Number of Spouses and Children (1839-1876)
Yildirim, Yildiray
Even though Tanzimat was considered as a great the turning point for Ottoman society, it was initially embodied in a more central frame in administrative circles. Thus, these practices initially started in the center could hardly had any remarkable effect on family structure kneaded by centuries of traditions and religious beliefs in Ottoman rural areas. Especially, except religious verdicts, marital traditions such as bride token and the gifts given to bride’s family were carried on despite all prohibitions. This study primarily aims to investigate the number of spouses and children in Ayıntab which was a perfect sample of traditional Ottoman family structure in Tanzimat period (1839-1876). Secondarily, this study also targets to compare the results with previous related studies in Ayıntab and general structure of Ottoman family in the period. The topic was limited by 282 estate records found in 5 court records numbered as 144 and 148 covering the period in the city center populated by Muslims and non-Muslims. The results revealed polygamy rates in Ayıntab and its reasons were discussed. Regarding number of children, any significant difference between Muslim and non-Muslim were also investigated by scrutinizing average number of children families had.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2019A study on the religious traditional communal life style of hutterites that have radical wings of the reform age
Keleş, Hatice
Anabaptists are a movement that constitutes the radical wing of the 16th century reform era. Three comunity has emerged from Anabaptists which are the Hutterites, the Mennonites and the Swiss Brothers. In defending adult baptism, the Anabaptists are separated from the Catholic, Protestant and Orthodox, and are opposed to their leadership in the Christian world. In general, the beliefs of all Anabaptists are almost the same. But there is an important belief that distinguishes Hutterites from other Anabaptists. It is the “community of goods” that is, the common sharing of goods. With these beliefs, the Hutterites believed that the communal life system, that is, the common sharing of goods, was the real life system of Christianity. Thus, they established colonies. The hutterites have attracted attention with their standing for more than 450 years. The hutterites attributed their long standing to the communal life system. Because according to the communal life system, they have trained all members from a young age . In this study, it is aimed to give information about how Hutterites, as a Anabaptist community, implement a system in the colonial life about marriage, family and upbringing. Summary The origin of the hutterites is based on the Anabaptist movement that emerged in Switzerland under the influence of the Protestant Reform in the 16th century. Anabaptists generally have the same beliefs. However, among the Anabaptists, there are different practices. There are three Anabaptist groups that emerged in the 16th century. These groups are Hutterites, Mennonites and Swiss Brothers-Anabaptists. Then the Amish community was formed from the Mennonites. The most important common features of the Anabaptist groups are their strong opposition to the basic status of the Roman Catholic Church and Protestant churches. The distinguishing feature of the anabaptists is their adoption of adult-believer baptism, Jesus’ last supper, non-resistance - peace and simplicity. However, the difference between the Hutterites and the Mennonites and the Amishes is that they accept the common understanding of property and the social lifestyle. In addition, Hutterites, unlike Amish, use technology and follow technological developments. One of the most important aspects of Mennonites and Amishes is that they place colony life instead of nuclear family structure. The hutterites emerged in Moravia, now the Czech Republic. Although Hutterite was accepted Jacob Hutter as the founder of their society, there was a community that had ideas of Hutterites before him. In fact, Hutter organized this community. Hutter, seen as a charismatic and prophetic leader, started the present Hutterit communal system in 1533. The hutterites have attracted much attention as a communal group rather than being an Anabaptist movement. In 1528, they applied their first communal life style, the common sharing of goods. The purpose of these practices is to establish the colony of heaven on earth. According to them, since there will be a colonial life style in heaven, God has ordered all Christians to live colonially in the world. They live in isolation. It is a community with different culture, religious understanding and purpose. The adoption of a communal lifestyle by the Hutterites was reflected in their marriage, family and child rearing. Marriage in hutterites is a union in which both people agree to look at each other. In this association, the second person accepted to obey the first person. The couple now refers to one person, not two. This is a decision made according to God’s will and order. It is not in line with the choices or wishes of individuals. The hutterites have strictly applied monogamous marriage and gender rituals. Deciding on hutterite marriages occurs in several ways. Regardless of the type ofmarriage, marriage is required with the permission of family, preachers and colonial leaders. In particular, a marriage that cannot be approved by colonial leaders cannot take place. Young men are given the right to choose the girls they want to marry. However, girls do not have the right to choose as much as boys. The hutterites do not marry from their own colonies, but are also opposed to the first cousin marriage. Second and third cousin marriages are common, and in most colonies, fourth cousin marriages are the most appropriate. Since the family for the hutterites is accepted as a sub-part of the Bruderhof, the Brotherhood, all major political decisions are determined by the votes of the members. However, the right to vote belongs only to the man who is accepted as the head of the family. The hutterites live in apartments that they have long built. There are several apartments and a family resides in each apartment. However, the dining room and living room are shared and families living in the apartment eat together in the dining room and spend time together in the living room. Since the duty o
- MakaleYalnız künye2019‘Improving/Normalizing’ the Subordinated Identity Through Social Media: Coming to a Conclusion Successful in Normalizing the Identity in Marriage Groups for the Disabled
Güzel, Meltem; Keskin, Savaş
A Facebook group titled ‘Friendship Companionship Chatting Matrimony and Disabled Love’ was analyzed in this study endeavoring to examine the cultural context of the case in which a group of online disabled individuals transformed the social media to make up for their subordinated identities. In this Facebook group which is composed of members collectively producing activities intended for normalizing/improving the identity of the disabled on the basis of relationships to be established to serve the purpose of marriage and flirting, a heterotrophic cultural experience is also configured. Even though disabled users are self-represented through several online organizations, the selection of marriage communities is associated with the strong link between ‘normalization’ and marriage. Only if the conventional dispraise for being single and the societal pressures are taken into consideration, then the importance of marriage especially to individuals’ achievements of ‘normality’ can be understood. Netnography method which included global analytical perspective was utilized in the study intended for revealing as to how marriage and love relationships acting as the platform forthe selfrepresentation of disabled users via social media were configured in order to repair the subordinated identity. In the study addressing the online disabled group making its presence felt in Facebook by gaining cultural autonomy, attempts were made to create a mapping for digital identities on the basis of individual and collective posts. Findings of the study indicate that disabled users succeeded in normalizing the current state of feelings of subordination and inferiority in social media where they endeavored to achieve normalization. Moreover, the act of using social media as the heterotrophy of ideal identity against being stuck in the limbo and going ultra marginal is an important detail among findings of the study.
- MakaleAçık Erişim2019Okul Öncesi Eğitime Başlangıçta Yaşanılan Uyum Sürecine İlişkin Ebeveynlerin Görüşleri
Bulut, Ayhan
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitime başlangıçta yaşanılan uyum sürecine ilişkin ebeveynlerin görüşlerini belirlemektir. Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018/2019 eğitim öğretim yılında Erzurum iline bağlı üç merkez ilçede, çocukları okul öncesi eğitim kurumlarına ilk defa başlayan ve devam eden 36-48 aylık yaş aralığına sahip çocukların ebeveynleri arasından gönüllü olarak çalışmaya destek vermek isteyenlerden oluşturulmuştur. Bu araştırma örnekleminin otuz üçünü bayan ve yedisini erkek olmak üzere toplam kırk ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ebeveynlerin okula uyum sürecinde yaşadıklarına ilişkin olarak en çok çocuklarının ayrılık kaygısı içerisinde olduklarını ve okula gitmek istemediklerini belirtmişlerdir. Aynı süreçte çocuklarının öğretmeniyle yakın iletişim içerisinde olduklarını, çocuklarının okula alışıncaya kadar okulda onunla birlikte kaldıklarını ifade etmişlerdir. Bununla birlikte çocuklarını bu dönemde sık sık ziyaret ettiklerini, kendilerini sorguladıklarını ve süreç boyunca gergin olduklarını belirtmişlerdir. Ebeveynler aynı süreçle ilgili olarak çocuklarının öğretmeniyle ve okul yönetimleriyle iletişimlerini olumlu cümlelerle ifade ederken okul rehberlik servislerinden konuyla ilgili daha fazla destek beklediklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca ebeveynler bu süreci yaşayacak olan diğer ailelere süreç boyunca sabırlı ve kararlı olmalarını, ailenin bütün üyelerinin bu süreçte birlikte hareket etmesinin gerekliliğini vurgulamışlardır. Bununla birlikte çalışmaya katılan ebeveynlerin okul öncesi eğitimin zorunlu olması yönünde görüş bildirdikleri tespit edilmiştir. Araştırma bulguları literatüre dayandırılarak tartışılmış ve açıklanmaya çalışılmıştır.
AtıfOpenAlex6
İncele






