Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Yumurta Kalite Parametreleri Üzerine Farklı Yetiştirme Sistemleri ve Mevsimin Etkisi

    Tekce, Emre; Tekdemir, Orhan Atlıhan

    Bu araştırma, farklı yetiştirme sistemlerinde (kafes sistemi, aile tipi ve serbest gezen sistem) üretilen tavuk yumurtalarının dış ve iç kalite parametreleri üzerindeki mevsimsel (ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış) etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada farklı yetiştirme sistemlerinden her bir mevsimde 50’şer adet olmak üzere toplam 600 adet yumurta toplanmıştır. Yumurta örneklerinin dış kalite parametreleri üzerine mevsimin etkisi incelendiğinde; kış mevsiminde kırılma mukavemeti, kabuk kalınlığı, sarı yüksekliği ve sarı indeksi önemli bulunmuştur (p

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2026
    Investigation of Managerial Practices Related to Calves’ Survival in Dairy Cattle Farms: The Case of Çorum Province

    Bayraktar, Bülent; Tekce, Emre; Aydemir, Seyma; Erdoğan, Yaşar; Aksakal, Vecihi; Ürüsan, Hılal; Kotan, Gökşad Cemil

    This study was conducted using a Cross-Sectional Observational Design to determine the effects of current managerial practices applied in commercial dairy cattle farms in Çorum Province on calf survival. The main material of the study consisted of 120 active farms, which represent the general structure of the dairy cattle sector in the region. Data were collected via face-to-face surveys, and the scale’s reliability was confirmed (Cronbach’s Alpha: 0.742) and suitability for Factor Analysis (KMO: 0.710) was verified. The results showed that while 88.33% of the farmers were members of a cooperative/union and 57.50% reported timely colostrum administration (within the critical <4 hours), these positive indicators contrasted sharply with low biosecurity and poor practical application. Specifically, calf mortality was high (42.50% of farms reported mortality rates >5%), mainly due to diarrhea and pneumonia, with 65.83% of deaths occurring in the first 30 days. Critical management deficiencies included uncontrolled colostrum feeding (85.00% via suckling, risking failure of passive transfer), severe biosecurity breaches (85.83% of calves housed with adult animals), and delayed introduction of solid feed. In conclusion, the primary challenge in Çorum is not lack of institutional access or basic knowledge, but rather a critical disconnection between theoretical knowledge and practical management implementation. To improve calf survival, management strategies should shift from traditional suckling to controlled colostrum protocols and emphasize the transition from group housing to individual calf hutches to ensure biosecurity.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2026
    Investigation of Structural Characteristics and Flock Management Practices of Sheep Breeding Farms: The Alaca District of Çorum Province Example

    Bayraktar, Bülent; Aydemir, Seyma; Kotan, Gökşad Cemil; Küçük, Gülben

    The aim of this study is to comprehensively examine the structural characteristics and herd management practices of sheep farms in Alaca district of Çorum province and to reveal their current status through a survey conducted on 130 sheep farms. The study revealed that the breeder population in the sector is concentrated in young (18-30 years old) and middle-aged (31-40 years old), with the younger generation actively participating in the sector. The vast majority of breeders view livestock farming as their primary source of income, with a predominant portion of their farms focusing on slaughter and sacrificial animal husbandry. While basic facilities such as resting areas, lighting, and ventilation are largely adequate, the lack of specialized enclosures necessary for modern herd management, such as sick animal pens (48.46%), milking parlors (86.92%), and shearing areas (100.00%), is striking. In terms of herd management practices, the most common age for first mating for females was 15 months. Rams are kept in the flock only during the breeding season in the majority of farms, and the most frequently used breeding method is reported to be free-breeding (pen breeding/pasture breeding). Underweight birth was identified as the primary cause of lamb mortality at 46.92%. Although the vast majority of farms regularly administer official vaccinations, only a small percentage conduct regular hoof checks and care, highlighting deficiencies in preventative herd protection practices. Furthermore, although almost all breeders use village communal pastures or highland pastures, 90.00% of breeders believe pastures are inadequate, primarily attributing this inadequacy to the small size of pasture areas.  In conclusion, despite its young and well-organized Sheep sector in Çorum, it exhibits significant deficiencies in modern herd management infrastructure and preventative herd protection practices, and faces a critical pasture availability problem. Therefore, to ensure sustainability and enhance competitiveness, it is crucial for local governments to encourage pasture improvement and forage production, as well as expand grant/support mechanisms for the development of modern shelter infrastructure.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    TarBIoT KDS: Akıllı Tarım Uygulamaları için Blokzincir ve IoT teknolojileri ile Gerçek zamanlı Karar Destek Sistemi Tasarımı

    Ayberkin, Doruk

    Bu çalışma, tarım sektöründeki küresel zorlukları ele almak için yenilikçi bir yaklaşım sunmaktadır. Araştırma, blokzincir ve Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojilerini entegre ederek, tarımsal verilerin toplanması, güvenli bir şekilde depolanması ve analiz edilmesi için kapsamlı bir sistem önermektedir. TarBIoT olarak adlandırılan bu sistem, çeşitli sensörlerden elde edilen toprak ve iklim verilerini gerçek zamanlı olarak işleyerek, çiftçilere ve diğer paydaşlara yönelik bir karar destek mekanizması sunmaktadır. Sistemin temel bileşenleri arasında IoT sensör ağı, blokzincir altyapısı, veri işleme ve analiz modülü ile karar destek sistemi bulunmaktadır. Bu entegre yapı, tarımsal üretimde verimliliği artırma, kaynakları optimize etme ve çevresel sürdürebilirliği destekleme potansiyeli taşımaktadır. Blokzincir teknolojisinin sağladığı şeffaflık ve güvenilirlik, verilerin tüm paydaşlar arasında güvenli bir şekilde paylaşılmasına olanak tanırken, karar destek sistemi, bu verileri anlamlı ve uygulanabilir bilgilere dönüştürmektedir. Çalışma, önerilen sistemin simülasyonunu gerçekleştirerek, su seviyesi, nem oranı, toprak pH değeri gibi kritik tarımsal parametrelerin izlenmesi ve analiz edilmesindeki etkinliğini değerlendirmektedir. Sonuçlar, TarBIoT sisteminin, akıllı tarım uygulamalarının geliştirilmesinde, gıda güvenliğinin artırılmasında ve sürdürülebilir tarım pratiklerinin yaygınlaştırılmasında önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Bu araştırma, tarım sektöründeki dijital dönüşümü hızlandırma ve veri odaklı tarım uygulamalarını yaygınlaştırma potansiyeli taşımaktadır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleYalnız künye2023
    Umumi murakabe heyeti raporlarına göre ziraat aletleri ve makinaları fabrikalarının faaliyetleri (1942-1950)

    Uğur, Uçar

    Türk çiftçisinin düzenli olarak yaşam standartlarının artmasının temel şartı birim sahadan elde edilecek tarımsal üretimin artırılmasıdır. Nüfus artışıyla birlikte ihtiyaçların karşılanabilmesi için zirai üretimin artırılması ve bunu gerçekleştirmek için de diğer faktörlere paralel olarak tarımdaki makineleşmenin de yeterli düzeyde olması gerekmektedir. Birim alandan elde edilen ürünün artırılmasında gübreleme, sulama ve ilaçlama yanında tarımda modern teknik araç ve gereçlerin kullanılması da çok önemli bir yere sahiptir. Sıralanan bu nedenler Türkiye’de tarımda makineleşmeye geçilmesini zorunlu kılmıştır. Tarımda her türlü ziraat işlerini yürütmek amacıyla 1938 yılında Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu kurulmuştur. Ziraat Aletleri Fabrikaları, Devlet Zirai İşletmeleri Kurumuna bağlı olarak 1944 yılına kadar faaliyetlerini gerçekleştirmiştir. Adı geçen fabrika ilerleyen yıllarda Zirai Donatım Kurumu adını alacak olan kuruma bağlanmış ve bu kurumun çatısı altında faaliyetlerini yürütmüştür. Çalışmada İsmet İnönü dönemi dikkate alındığı için sınırlamaya gidilmiştir. Bu sınırlamanın sebebi ise 1950 yılında hükümet değişikliği ile birlikte yeni tarım politikalarının gündeme gelmesidir. Bu çalışmada yukarıdaki kurumların kuruluşları ele alındıktan sonra Ziraat Aletleri Fabrikalarının faaliyetleri Umumi Murakabe Heyeti raporlarına göre ele alınacaktır. Böylece bu kurumun Türkiye açısından önemi rakamlarla açıklanacaktır. Konu hakkında bilgi verilirken öncelikle arşiv belgelerinden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridelerinden, Resmi Gazeteden, telif ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Fatty acid compositions and oil ratio of different species from the Brassicaceae

    Onemli, Fadul; Gıdık, Betül

    Crude lipid has become one of the most significant demands of nations in recent years, oil crops and their lipid yield are becoming more and more vital. The composition of fatty acids reveals the caliber of oil crops. This study aims to determine and compare the oil content and fatty acid compositions of S. arvensis, B. nigra, B. napus, S. alba and C. sativa plants. It was determined that the oil ratios of the samples belonging to the B.nigra species varied between 27.132% and 29.350%, and the oil ratios of the samples belonging to the S. arvensis species varied between 27.495% and 28.855%. It was determined that the oil ratios of the samples belonging to the B.nigra species varied between 27.132% and 29.350%, and the oil ratios of the samples belonging to the S. arvensis species varied between 27.495% and 28.855%. Erucic acid value was determined to be highest in S. arvensis species, oleic and linoleic acids in B. napus, and linolenic acid in C. sativa. The data obtained showed that the oil ratios and fatty acid compositions of S. arvensis and B. nigra were very close to the values obtained from B. napus, S. alba and C. sativa, which were used as standards and grown as cultivated plants in this study. This suggests that the wild plants S. arvensis and B. nigra have the potential to be cultivated.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Lisansüstü Öğrencilerinin Kendini Yönetme Becerilerine Yönelik Nitel Bir Araştırma

    Esmer, Yusuf; Arıbaş, Ayşe Nihan

    Bireylerin hem özel yaşamlarında hem de iş yaşamlarında başarılı olabilmeleri için kendini yönetme becerisine sahip olmaları gerekmektedir. Kendini yönetme becerisi, eğitim hayatı ile başlamakta ve çalışma hayatı ile devam etmektedir. Öğrencilik yaşamında kendini yönetebilme becerisi kazanan bireylerin, eğitim hayatından sonraki aşamalarda da karşılaşılması muhtemel sorunlarla mücadele etme noktasında daha başarılı olabilecekleri söylenebilmektedir. Bu çalışmanın amacı iş dünyası için önemli bir insan kaynağı olan lisansüstü öğrencilerinin kendini yönetme becerilerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada nitel araştırma yöntemi kapsamında görüşme tekniği tercih edilmiştir. Araştırmada öğrencilerin amaçları, hedefleri, misyonları, vizyonları, sahip oldukları değerler, sorumluluklar, hayatlarının dönüm noktası, stratejileri, güçlü ve zayıf yönleri ile tehdit ve fırsat algılarına yönelik 12 sorudan oluşan bir soru formu kullanılmıştır. Bayburt Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Organik Tarım İşletmeciliği Anabilim Dalı`nda yüksek lisans ve doktora öğrenimi gören 25 öğrenciden veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, içerik analizine tabi tutularak öğrencilerin kendini yönetmeye yönelik algıları belirlenmiştir. Kendini yönetme konusunda genel olarak öne çıkan kavramların; kendini geliştirme, uzmanlaşma, dürüstlük, azim, kararlılık, üniversite, aile, sürekli öğrenme ve akademik derece olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, öğrencilerin kendini yönetme algılarından hareketle lisansüstü öğrencilerinin kendini yönetme becerisine sahip oldukları söylenebilmektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Tüketici Tercih ve Davranışlarında İyi Tarım Uygulamalarına Yönelik Bir Araştırma: Karaman İli Örneği

    Göktaş, Bora; Tarakçı, İnci Erdoğan; Oflaz, Özkan

    Amaç – Organik Tarım ürünlerinin birim maliyetinin yüksek olması, konvansiyonel ürünlerin ise, kimyasal kalıntılar barındırması nedeniyle insan sağlığına, çevreye (toprak, su vb.) ve doğadaki diğer yaşam paydaşlarına (hayvanlar, bitkiler vb.) zararlı olması tüketicileri iyi tarım uygulamaları ürünlerine yöneltmiştir. İyi Tarım Uygulamalarına (İTU) yönelik tüketici tutumlarını “İnsan Sağlığı”, “Çevreye Faydası” ve “Satın Alma” boyutu bakımından incelemek ve istatistiksel sınamalar yaparak bulguları ortaya koymaktır. Yöntem – Araştırmanın popülasyonu, Karaman ilinde gıda ürünleri alışverişleri yapan hane halkları arasından, kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Nicel araştırma modeli benimsenerek yürütülen bu çalışmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Ankette demografik sorular, tüketici tutum ölçeği ve marka kişiliği ölçeğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS-25 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca bu veriler ile tek yönlü varyans (Anova) testi, T-testi, Korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular – Araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgulara göre; İTÜ’nin insan sağlığına ve çevreye faydalıdır algısı gibi boyutların tüketicilerin tutum ve davranışlarına etki ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca bu boyutlar arasında tüketicilerin demografik özelliklerine dair istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Tartışma – Tüketicilerin sağlık ve çevre bilincine bağlı olarak tarımsal gıda ürünlerini satın alma noktasında tutum ve davranışlarının değiştiği görülmektedir. Bireylerin satın aldıkları gıdaların insan sağlığına olumsuz etkileri ve çevreye verdikleri zararı hakkında bilgisi arttıkça insan sağlığına ve çevreye daha duyarlı hale geldikleri görülmüştür.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2022
    Determining the Yield and Yield Components of Some Local Potato Genotypes Grown in the North Eastern Anatolia Region

    Sefaoğlu, Fırat; Gül, Volkan

    This study was carried out in 2018 to examine the yield and yield components of 8 potato genotypes (Kanursu, Aşkar, Çamlı, Akbulut, Yukarıkızı, Incili, Erikdibi, and Nisantası) and 2 potato varieties (Agria and Lady Olympia) procured in the ecological conditions of Bayburt, Turkey. The experimental work was conducted in trial ground at the Experimental Station of the University of Bayburt (Turkey). The research was designed in random blocks with three replications. As a result of the study, the highest number of stems per plant (6.7), tuber yield per hectare (15.19 tons), number of tubers per plant (8.47), and tuber yield per plant (357.01 g) were found to be in the genotype Akbulut; the highest ratio of large tuber (28.27%) in the genotype Konursu; and the highest ratio of medium tuber (85.22%) in the genotype Çamlıkoz. This study; Although the best potato yield was obtained from the Akbulut genotype on a regional basis, these data are a pioneer for other future studies to determine the cultivar candidates needed in the development of domestic potato cultivars.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Aronia (Aronia melanocarpa Michx Elliot) Production and Evaluation Methods \rin the World and Turkey\r

    Erdogan, Ummugulsum; Şahin, Ali

    Cultivation and consumption of berry fruits in the world and in our country is increasing due to \rreasons such as different ways of evaluation, high income per unit area and health benefits. Aronia, \rwhich belongs to the Rosaceae family, is a berry type that can be easily grown in temperate climates \rand has a high yield per unit area. Aronia is included in healthy nutrition programs due to the \rantioxidants, phenols, minerals and vitamins it contains. Besides fresh consumption, aronia fruits are \ralso used by drying, processing into products such as fruit juice, vinegar, jam, tea, marmalade.\r

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex10TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Farklı substratlar, Pleurotus ostreatus'un antioksidan özelliklerini ve antimikrobiyal aktivitesini etkiler mi?

    Karaoğlu, Şengül Alpay; Peksen, Aysun; Can, Zehra; Bozdeveci, Arif; Avcı, Sibel

    Öz: Bu çalışmanın amacı, yetiştirme ortamının Pleurotus ostreatus (Jacq. ex Fr.) P. Kumm.'un antioksidan özellikleri ve antimikrobiyal aktiviteleri üzerindeki etkisini belirlemektir. Çalışmada beş adet talaş (%80) ve atık (%20 Çay Atığı veya Buğday Kepeği) ile farklı oranlarda (%80 Talaş + %20 TW, %80 Talaş + 20% GW) yetiştirme substratları hazırlanmıştır. Toplam 19 farklı ortamda yetiştirilen P. ostreatus'tan elde edilen metanol ekstraktların, mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal aktiviteleri agar kuyu difüzyon tekniği ile test edildi. Toplam fenolik içerik, Folin-Ciocalteau prosedürü kullanılarak ölçülmüştür. Antioksidan kapasitesi, DPPH'nin ferrik indirgeyici antioksidan gücü (FRAP) ve serbest radikal süpürücü aktivitesi kullanılarak belirlendi.. 80QS+20TW substratından elde edilen mantarların metanol ekstraktının bu çalışmada incelenen tüm mikrooganizmalara karşı en etkili ekstrakt olduğu belirlendi. Farklı substratlar üzerinde yetiştirilen mantar ekstraktlarının antioksidan içerikleri arasında önemli farklılıklar (P

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    The Effects of Vermicompost Applications on the Yield and Quality of San\rAndreas (Fragaria x ananassa Duch.) Strawberry Variety

    Erdogan, Ummugulsum; Develi, Erdem Asaf; Yavuz, Ayşegül

    In this study, in which the effects of different applications of vermicompost on the yield and quality\rof San Andreas strawberry variety were investigated 15, 30, 45, 60 g vermicompost was applied per\rplant. First flowering, first and last harvest dates, number of fruits per plant, yield per plant (g/plant),\rfruit weight (g), fruit flavor, macro and micro nutrient content, organic acid amounts were examined.\rThe results showed that the differences between treatments in yield per plant were statistically\rsignificant. The highest total yield per plant was obtained from V45 and V30 applications with 972.8\rg and 878.9 g respectively and the lowest yield was obtained from the control application with 384.2\rg per plant. The largest fruits were obtained from the V60 (19.5 g) application. It was determined that\rnitrogen, phosphorus, potassium, magnesium, sulfur, manganese, iron, zinc and boron concentrations\rin the leaves of strawberry plants fertilized with vermicompost were higher than the control. The\rhighest values in organic acid values were determined in oxalic, propionic, malonic, lactic, fumaric\rand succinic acids in V60 application (5.62, 11.16, 49.00, 104.98 µg/100 g respectively). It seems\rthat the application of vermicompost fertilizer in strawberry cultivation has a positive effect on yield\rand quality characteristics.\r

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Adana ovasının ıslahı projesi (1924)

    Yildirim, Yildiray

    ÖZ\rTürkiye Cumhuriyetinin ilk Nafia Bakanı Süleyman Sırrı Bey (Aral), 1924 yılında Adana Ovasın ıslahı için bir proje hazırlamıştır. Proje, İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar doğrultusunda Adana Ovasında, üç beyaz olarak adlandırılan buğday, pamuk ve şeker üretilmesini hedeflemektedir. Bu sayede ülke ekonomisine önemli katkı sağlanacağı ve döviz çıktısının azaltılacağı düşünülmüştür. Projede, bölgenin coğrafi konumu, iklimi, bataklıklar, ulaşım ve sulama gibi konulara yer verilmiştir. Ancak çalışmanın esası bölgenin sulanması ile bu üç ürünün ekilmesi durumunda ülkenin elde edeceği kazançlar üzerinde durmaktadır. Hazırlanan projede tespit edilen tüm sorunlar ve tarım üretimini arttırma düşüncesi Osmanlı Devleti’nin son döneminde ele alınan konulardı. Fakat bu girişimler ülkenin içinde bulunduğu olumsuz şartlar nedeniyle yeterli boyutta gerçekleşememişti. Sırrı Beyin projesi de benzer nedenlerle hayata geçirilememiştir. Bu yüzden Adana Ovasından verimli bir şekilde yararlanmak ancak 1956 da inşa edilen barajdan sonra mümkün olabilmiştir. Bu çalışma, Süleyman Sırrı Bey’in Adana Ovası hakkında işaret ettiği sorunların Osmanlı Devletinin son dönemindeki durumu ile karşılaştırılarak bütüncül bir yaklaşımla ele almayı hedeflemektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Determination of Some Heavy Metals in Oil Sunflower Seeds Grown in the North of Turkey

    Kul, Sinan; Gül, Volkan

    This study aims to determine some heavy metal contents (boron, aluminum, manganese, iron, cobalt, nickel, copper, zinc, cadmium, and lead) of eighteen sunflower seeds obtained from six regions in the Middle Black Sea Region where sunflower is grown. The ICP- MS device was used to determine the heavy metal concentrations in the study, and cadmium, and lead amounts in the samples examined at the end of the study were found in the range of 0-0.06 μg kg-1 and 0-1.07 μg kg-1, respectively. The highest heavy metal concentrations in all the examples were obtained as iron (13.14-61.04 μg kg-1), zinc (34.11-54.12 μg kg-1), copper (15.68-20.7 μg kg-1), and manganese (12.72-20.20 μg kg-1). These heavy metals were followed by boron (4.82-10.33 μg kg-1), aluminum (0-13.12 μg kg-1), and nickel (0.88- 7.74 μg kg-1). The lowest heavy metal concentration was cobalt (0.037-0.12 μg kg-1). As a result, the heavy metal concentrations found in the sunflower seeds grown in the Middle Black Sea region were lower than the limit values threading to human health.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Türkiye’de Organik Tarım

    Erdogan, Ummugulsum; Aksakal, Vecihi; Tıraşcı, Serpil

    Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gelişen bilim, teknoloji ve sanayi ile buna bağlı olarak değişen kırsal kalkınma ve üretim anlayışı, tarımsal faaliyetlerin gerçekleşme şeklini değiştirmiştir. Yeni üretim metotları sonucu çevre ve insan sağlığı bozulmuş ve gelinen noktada bilim insanları organik tarıma yönelmiştir. Ülkemizde 1980’li yıllarda başlayan organik tarım uygulamaları, 1994 yılında organik tarım yönetmeliğinin yayınlanmasıyla önemli ölçüde gelişme göstermiş ve yönetmelik son olarak 2018 yılında düzenlenmiştir. Ülkemiz toprak ve su kaynakları, iklimi, ürün çeşitliliği bakımından organik tarıma elverişli koşullara sahip olması dolayısıyla organik tarımın yıllar içerisinde nasıl bir ilerleme gösterdiğini ve bugün ne aşamada olduğunu görebilmek amacıyla bu çalışma hazırlanmıştır. Türkiye’ de 1990 yılında 1.037 ha alanda 313 çiftçi ile 8 organik ürün üretilmiştir. Son verilere göre 73.563 çiftçi 626.885 ha organik tarım alanında 2.371.612 ton organik ürün yetiştirmiştir. Ayrıca üretimi yapılan organik ürün çeşidi de 213’e çıkarılmıştır. İhracat durumuna bakıldığında toplam ihracat miktarının 111.690.675 ton olduğu ve bu ihracat miktarının önemli bir miktarını 41.633.896 tonla buğday ve buğday ürünlerinin oluşturduğu görülmektedir. İthalat verilerine bakıldığında ise toplam ithalat miktarının 175.865,85 ton olduğu ve en çok ithal edilen ürünün ise soya fasulyesi (tohumluk olmayan) (99.446 ton) olduğu bilinmektedir. Geçmiş yıllara göre organik tarım üretiminde önemli bir artış gözlense de Türkiye’nin tarım potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda bu artışın daha da artabileceği öngörülmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex7
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Organik Tarım Öğrencilerinin Tarımsal Girişimcilik Eğilimlerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Araştırma

    Gıdık, Betül; Esmer, Yusuf

    Amaç: Bu çalışmada; organik tarım alanında ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim gören öğrencilerin tarımsal girişimcilik eğilimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda öğrencilerin tarımsal girişimcilik eğilimleri cinsiyet, büyüdüğü yerin niteliği, ailenin aylık gelir düzeyi, öğrenim gördüğü programın derecesi ve sahip olduğu kişilik türüne göre incelenmiştir.Tasarım/metodoloji/yaklaşım: Bu çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda Bayburt Üniversitesi, Iğdır Üniversitesi ve Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi`nde öğrenim gören 107 organik tarım bölümü öğrencisinden anket yolu ile veri toplanmıştır. Araştırmada “Genel Tarımsal Girişimcilik Ölçeği” ve “Organik Tarım Girişimcilik Ölçeği” olmak üzere iki ölçek kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler SPSS 22.0 programında analiz edilerek yorumlanmıştır.Bulgular: Yapılan analizler sonucunda organik tarım öğrencilerinin iyi düzeyde hem genel tarımsal girişimcilik eğilimi, hem de organik tarım girişimcilik eğilimine sahip oldukları belirlenmiştir.Özgünlük/değer: Bu çalışma organik tarım öğrencilerin tarımsal girişimcilik eğilimlerini ve bu öğrencilerin girişimcilik konusunda desteklenmeleri gerektiği sonucunu ortaya koyması açısından önemlidir.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Moğol iranı’nda tarım (1231-1339)

    Dayı, Özkan

    XIII. yüzyılın başlangıcında Horasan, İran, Azerbaycan, Irak ve Fars bölgelerini etkisi altına alan Moğol istilası, bu bölgeleri yalnızsiyasî ve askerî anlamda değişime ve dönüşüme uğratmamış aynı zamanda içtimaî, kültürel ve iktisadî mecralarda da farklı bir gidişatayöneltmiştir. Bu hali ile çalışmamızın odak noktasını oluşturan mezkûr coğrafyanın, nüfus ve tarım açısından büyük bir yıkıma uğradığıbilinen bir gerçektir. Moğol askerî harekâtının getirdiği tahrip, iktisadî olarak bölgeyi yok oluşun eşine getirmiştir. Özellikle bölgeyevalilerin atandığı 1231 tarihinden ve İlhanlı devletinin teşkil edildiği 1256’dan sonra, bu coğrafyayı yeniden mamur hale getirmek içinyapılan çalışmalar tarımsal anlamda oldukça dikkat çekicidir. Ele aldığımız dönemde her alanda uygulamaya konulan imar faaliyetleriningeneline bakıldığında, bozulan iktisadî yapıyı düzeltmek için ilk önce tarımsal üretimi ihya etme hedeflenmiştir. Çalışmamızda XIII. yüzyılboyunca birçok kez askerî çalkantılara sahne olan bu bölgede, kesin başarıya ulaşamamış olsa da, tarımsal alandaki imar faaliyetlerini veüretimi özellikle İlhanlı devleti çerçevesinde değerlendireceğiz.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Türkiye’nin yaş meyve ve sebze ihracatını etkileyen faktörler: bir çekim modeli analiz

    Çoban, Asım; Arı, Ari

    Bu makale, çekim modelini kullanarak Türkiye'den yapılan taze meyve ve sebze ihracatının etkilendiği faktörleri incelemektedir.Türkiye'den en fazla taze meyve ve sebze ithal eden 10 ülke için (2007-2018) dönemini kapsayan yıllık zaman serisi verileri kullanılmıştır.Model tahmininde, klasik tahminciler yerine GMM EGLS tahmincisi kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar göstermektedir ki, ithalatçı ülkelerinGSYİH’si Türkiye'nin meyve ve sebze ihracatını olumlu etkilerken, meyve ve sebzelerin dayanıklılığından kaynaklanan ulaşım koşullarındakizorluklar nedeniyle Türkiye ile bu ülkeler arasındaki mesafeden olumsuz etkilenmektedir. Çalışmada aynı zamanda AB'ye üye bir devletolmanın meyve ve sebze ihracatını olumsuz etkilediği, ithalatçı ülkenin toplam nüfusu içinde Müslüman nüfusun % 4’ten-fazla olmasının isemeyve ve sebze ihracatını olumlu etkilediği sonucuna varılmıştır. Bu sonuç helal gıda anlayışının dünyada arttığının bir göstergesi olabilir.Ayrıca, AB ülkelerindeki yüksek rekabet nedeniyle, Türkiye’nin bu ülkelere olan ihracatının da olumsuz etkilendiği sonucuna varılmıştır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Çay Üretiminde Üretici Geliri ve Verimi Artırmaya Yönelik Bir Araştırma: Artvin İli Örneği

    Uzundumlu, Ahmet Semih; Kurtoğlu, Seval; Karayar, Simge; Ertek, Nur

    Türkiye’de çay üretimi Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yer alan 5 ilde yapılmaktadır. Bu illerden Artvin Türkiye üretiminden %10’luk pay alarak 3. sırada yer almaktadır. Ancak bu ilde çay verimi diğer iller kadar yüksek değildir. Bu çalışmanın amacı Artvin ilinde çay üretiminde verim düşüklüğüne neden olan faktörlerin belirlenmesi, bunların etkilerinin azaltılması ve kaliteye yönelik gelişmelerle üründe fiyat artışları sağlayarak hanelerin ekonomik kalkınmalarına yardımcı olmaktır. Çalışmada ana kitle oranlarına dayalı basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak 100 birey ile yüz-yüze görüşülmüştür. Çalışma verileri Betimleyici Faktör Analizi ve En Küçük Kareler (EKK) yöntemi ile değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre önceki yılın çay fiyatı arttıkça, bu yılın çay üretimini de arttırmaktadır. Gübre miktarı, üretim deneyimi ve arazi miktarındaki artışlar verim ve üretim artışında etkili olmuştur. Ayrıca çay üretimine yönelik destekler ve hane geliri artışları çay verimini düşürmektedir. Düşük verimli arazilerdeki çay bahçelerinde uygun bakım ve besleme yapılması hem çay verimini hem de kalitesini arttıracaktır. Verimsizleşen yaşlı çay bahçelerinin sökülerek yeni çay bahçelerinin tesis edilmesi ile hanehalkının refah seviyesi artırılabilir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Sıcaklık Stresi ile İndüklenen Broilerde Farklı Oranlarda Uygulanan Bitkisel Eksraktların Bazı Kan Parametrelerine Etkisinin İncelenmesi

    Bayraktar, Bülent; Tekce, Emre

    Sıcaklık stresi, immunosupressif etkisi nedeniyle kanatlılarda büyüme ve gelişme geriliği, metabolik problemlerden ölüme kadar varabilen sağlık sorunlarına yol açan önemli bir stres etmenidir. Bu çalışma, sıcaklık stresine maruzkalan kanatlılarda bitkisel ekstrakt kullanımına bağlı olarak serumda P düzeylerinin karşılaştırılmasının yanı sıra eşzamanlı olacak şekilde içme sularına ilave edilen stresin etkisini azaltılmasında antioksidan özelliklere sahip Eucalyptusglabutus labii (ökaliptus),Tymus vulgaris (kekik),Cymbopogon nardus (sitronella) ve Syzgium aromaticum (karanfil)bitkilerinden oluşan uçucu yağ karışımının (EOM) bazı kan parametreleri (Fosfor (P), Lipaz, Sodyum (Na), Klor (Cl),Doymamış demir bağlama kapasitesi (UBİC), Total Demir Bağlama Kapasitesi (TIBC), Transferin Doygunluğu (%SAT) düzeyi üzerine olan etkisi araştırılmıştır. Araştırmada her birinde 50 adet hayvan olacak şekilde 8 gruba ayrılmıştır. Gruplar kendi içerisinde her bölmede 10 adet hayvan olacak şekilde 5 alt grubu içermektedir. UIBC ve TIBCdüzeyleri kontrol grubuna kıyasla 22°C gruplarda 500 ml/1000 l gruplarda en fazla artış gözlenirken, 36°C gruplarda ise500 ml/1000 l gruplarda en fazla azalma tespit edilmiştir (p<0,05).Deney sonucunda gruplara ait veriler incelendiğindesıcaklık stresine maruz kalan broylerin içme suyuna ilave edilen EOM’un serumda P, Lipaz, Na, % SAT düzeyleri üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05).