Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Aktaş, Yasemin(2)
- Bayramoglu, Turgut(2)
- Dayı, Özkan(2)
- Gülcan, Nazıfe Selcen Pınar(2)
- Kocaoğlu, Fatih(2)
- Kuzu, Mehmet(2)
- Akar, Nuri Çağrı(1)
- Aksakalli, Ayhan(1)
- Akyol Özcan, Kübra(1)
- Barin, Erol(1)
- Bilici, İlhan(1)
- Boz, Füsun Çelebi(1)
- Bozb, Füsun Çelebi(1)
- Celik, Sinem(1)
- Durmaz, Atakan(1)
- Durmuş, İbrahim(1)
- Ersungura, Ş Mustafa(1)
- Gültekin, Ömer Faruk(1)
- Kalça, Adem(1)
- Kizmaz, Nuran(1)
- Kuloğlu, Eşref(1)
- Ozden, Erdemalp(1)
- Oğur, Yekta Göksel(1)
- Sadık, Ramin(1)
- Sezer, Faruk(1)
- Temizyürek, Fahri(1)
- Turkmen, Mutlu(1)
- Ustabulut, Mete Yusuf(1)
- Yilmaz, Sevda(1)
- Çınarc, Ömer(1)
- Ünalan, Ibrahım(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Azerbaycan-suriye ilişkileri (1991-2025)
Sadık, Ramin
1991 yılında bağımsızlığını yeniden sağlayan Azerbaycan, kısa sürede dünya devletleri tarafından tanınmış ve çok sayıda ülkeyle ikili diplomatik ilişkiler tesis etmiştir. Kuşkusuz Azerbaycan açısından Ortadoğu coğrafyası da stratejik ve kültürel bakımdan önem arz eden bir bölge olarak öne çıkmıştır. Laik bir yapıya sahip olmasına rağmen Müslüman kimliğini koruyan Azerbaycan, bu yönüyle Ortadoğu ülkeleriyle doğal bir yakınlık içerisinde olmuştur. Ayrıca tarihsel süreç içerisinde özellikle Ortadoğu’nun kuzey kesimleriyle Azerbaycan arasında derin tarihi ve kültürel bağlar oluşmuştur. Nitekim söz konusu bölgeler tarih boyunca Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safeviler gibi çeşitli Türk hanedanlıklarının hâkimiyetinde bulunmuştur. Bağımsızlığını kazandıktan sonra Azerbaycan, Ortadoğu bölgesindeki İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün gibi ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmuştur. Bu kapsamda Suriye ile diplomatik ilişkiler 28 Mart 1992 tarihinde tesis edilmiştir. Azerbaycan ile Suriye arasındaki ilişkiler, 2011 yılına kadar hem ikili düzeyde hem de Birleşmiş Milletler ile İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası örgütler çerçevesinde gelişme göstermiştir. 2011 yılında ise Arap Baharı’nın Suriye’yi etkilemesi ve ülkede iç karışıklıkların başlamasıyla birlikte, iki ülke arasındaki ilişkiler yavaşlamış ve zamanla tamamen durmuştur. 2015 yılından, Beşar Esad’ın görevden ayrıldığı 2024 yılının sonlarına kadar olan dönemde ise Azerbaycan ile Suriye arasındaki diplomatik ilişkiler tamamen kesilmiştir. Bu çalışmada Azerbaycan-Suriye ilişkileri ele alınmakta olup, konuya dair gerek Azerbaycan’da gerekse Türkiye’de kapsamlı ve bütüncül bir akademik incelemenin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu eksiklikten hareketle, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler çeşitli kaynaklar doğrultusunda incelenmiş ve tarihsel gelişim süreciyle birlikte değerlendirilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Sporda Yumuşak Güç Kullanımı: Suudi Arabistan Örneği
Turkmen, Mutlu; Oğur, Yekta Göksel
Bu araştırma, Suudi Arabistan’ın spor alanındaki yumuşak güç kullanımını inceleyerek, ülkenin spor stratejileriyle küresel imajını güçlendirmeye yönelik çabalarını ortaya koymaktadır. Yumuşak güç kavramı, ülkelerin uluslararası alanda askeri veya ekonomik baskılara başvurmadan, kültür, diplomasi, medya ve spor gibi unsurlar üzerinden etki kurma stratejilerini ifade eder. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Veri seti olarak yararlanılan dokümana Play the Game internet sitesi üzerinden erişim sağlanmıştır. İlgili dokümandan elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, Suudi Arabistan’ın spor yatırımları ve organizasyon stratejilerinin sadece sportif başarılar değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerdeki etkinliğini artırmayı amaçlayan uzun vadeli bir planın parçası olduğunu göstermektedir. Özellikle futbol, boks, golf, MMA ve e-spor gibi popüler spor branşlarına yapılan yatırımlar bu planı ortaya koymaktadır. Ayrıca spor organizasyonlarında etkili isimlerin büyük çoğunluğunun erkek olması dikkat çekmektedir. Diğer bir dikkat çekici bulgu, Suudi Arabistan Futbol Federasyonunun iki uluslararası futbol federasyonu, kırk beş ulusal futbol federasyonu ve altı futbol kulübü ile ortaklık anlaşması imzalamasıdır. Bu stratejilerin ne kadar başarılı olacağı ve kadınların spora katılımı konusunda atılan adımların etkili olup olmayacağı ise gelecekte yapılacak araştırmalarla daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilecektir.
- MakaleAçık Erişim2025Theological Authority, Critical Reason, and The Epistemological Disintegration of Belief Systems
Aksakalli, Ayhan
This study examines the transformation of theological authority in an era shaped by epistemological skepticism, capitalist structures, and digital technologies. While traditional metaphysical frameworks once positioned God as the foundation of knowledge and morality, modernity has fractured this certainty, leading to competing structures of belief. The decline of divine authority has not eradicated the need for transcendence, but has instead redirected it into economic ideologies, algorithmic governance, and digital utopias. Capitalism now dictates human behavior with quasi-theological force, while artificial intelligence and transhumanism offer new visions of omniscience and immortality. This study argues that secularization has not resulted in the disappearance of belief but in its reconfiguration. As theological structures dissolve, they are continuously reinvented, raising the fundamental question: Has metaphysics truly ended, or has it simply been displaced into new ideological and technological domains?
- MakaleAçık Erişim2024Investigating the Relationship Between the Financial Conditions Index with Economic Growth and Net Capital Inflow: Causality Analysis for Türkiye
Kuloğlu, Eşref; Akar, Nuri Çağrı
The global economic crisis, which had a devastating effect worldwide with the bankruptcy of Lehman Brother's investment bank in the United States of America in 2008, revealed that countries should indicate risks and take precautions accordingly. In this sense, the importance of the Financial Conditions Index (FCI), which was created by considering the monetary policy instruments of the country's central banks and various macroeconomic and financial variables as a whole, has also increased. FCI, the index that has taken place in the literature since the 1990s, with the growth of countries, has been investigated in empirical studies conducted after the global economic crisis. In this study, the related index is calculated using Principal Component Analysis (PCA), and the data generated is analyzed with growth and net capital inflow items. According to the results of the related analysis, while there is bidirectional causality between FCI and real gross domestic product (GDP) growth, one-way causality was found between FCI and net capital inflow. The index created accordingly is the Granger cause of the net capital inflow.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Hegemonyanın siyasal ve finansal etkileşimi çerçevesinde bıden doktrini ve abd-çin rekabetinin türk dünyasına olası etkileri
Kuzu, Mehmet; Kocaoğlu, Fatih
Hegemonya, bir sistemin alt elemanları ve başka sistemlerin işleyişi üzerinde belirleyici olma gücünü ifade eder. Uluslararası ilişkiler disiplini ve onun alt branşları olan uluslararası ekonomi ve politika alanında hegemonya, genellikle bir devletin-ittifak sisrteminin diğer devletler veya ittifak sistemleri üzerindeki siyasal etkisi olarak tanımlanır. Dünya Savaşları'nı takiben, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 'nde Demokrat partili başkanlar, ABD’nin küresel siyasette tek hegemonik güç olduğu bir uluslararası siyasi ve ekonomik düzeni oluşturma he- defini benimsemişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, denizlerde hâkimiyeti sağlayan ABD ve karasal Av- rasya’yı kontrol eden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)' nin hegemonik garantörlükleri altında So- ğuk Savaş paradigmasından beslenen ve çatışma dinamiklerinin sürekli olduğu iki kutuplu bir uluslararası dü- zen kurulmuştur. 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Soğuk Savaş sona ermiştir ve ABD, küresel düzende tek hegemonik güç olarak ortaya çıkmıştır. Ancak, 1978'den itibaren uygulanan reformlar ve ekonomik-siyasi açıklık politikaları sayesinde Çin, 2000'lerden itibaren küresel düzende ABD'nin başlıca hegemonik rakibi olarak kendini göstermiştir. 2016 başkanlık seçimi sonrası ABD Trump doktrini ile Çin’in ana düşmanı, Rusya’nın ana rakibi olduğu bir politika çerçevesi uygulamıştır. Ancak ABD’nin batı ittifakı sisteminde Çin ile tek başına rekabet etmesi, ABD’nin hegemonik gücündeki zayıflamayı derinleştirmiştir. 2020 başkanlık seçimleri sonrası Biden yö- netimi, Çin’e karşı birleşik batı ittifakı ve Asya-Pasifik ittifak sistemlerini kurarak hegemonik rekabeti daha ileri bir dereceye yükseltmiştir. Bu çalışmanın amacı; hegemonyanın ekonomi ve finans politikaları ile ilişkisi çerçe- vesinde Biden doktrini ve ABD-Çin rekabet dinamikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin Türk Dün- yası ile Türkiye üzerindeki muhtemel etkilerini değerlendirmektir. ABD ve Çin arasındaki hegemonik rekabetin boyutlarını analiz etmek amacıyla SWOT analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem, bir durumun güçlü ve zayıf yönleri ile fırsatlar ve tehditlerini karşılaştırmayı mümkün kılar. ABD-Çin rekabetinin Türk Dünyası için hem avantajlar hem de dezavantajlar sunabileceği öngörülmektedir.
- MakaleYalnız künye2024War Crime and Power Relationship in the Modern World, A Humanistic Perspective
Durmuş, İbrahim; Sezer, Faruk
In today’s modern world, war crimes and power are among the most fundamental problems that need to be examined. Generally, powerful countries directly or indirectly contribute to the commission of war crimes. The research aims to make an inference about the wars that occur today, taking into account the research that emphasizes the relationship between war crime and power. For this purpose, 500 articles expressing the relationship between war crime and power in the WoS database constituted the scope of the analysis. In the research, R program infrastructure and bibliometric analysis methods were used. As a result of the analysis, it was understood that the authors emphasized many concepts in the relationship between war crime and power. As a result of the application, among the keywords that the authors emphasized most in their research were; Words such as war crimes, violence, crime, war, terrorism, security, International Law, organized crime, human rights, genocide, justice, law, power, International Criminal Court, armed conflict, civil war and insecurity were included. As a result, it has been understood that the direct or indirect support of powerful countries to war and war crimes constitutes a serious obstacle to social development in the 21st century. It has been stated that powerful countries, which are effective in the formation of war crimes, ignore the freedom of humanity or societies in line with their political interests and cause negative actions such as massacre, genocide, torture, and violence to occur. The dysfunction of the Rules of International Law has been expressed in the massacres of children and women in wars and in all actions that can be considered war crimes. In the research, particular emphasis was placed on Palestine’s struggle for independence. Israel’s power imbalance in the war, its self-interested policies, massacres, and war crime activities are included within the framework of International Law. In the research, the discourses of the world communities supporting Palestine and the actions of powerful country politicians that caused war crimes were discussed. As a result, it was understood that war crimes and power relations turned into massacres with the actions of malicious politicians.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Iran’s Sacred Duty: Advocating Palestine in the Face of National Identity Challenges
Gülcan, Nazıfe Selcen Pınar
The Islamic Republic of Iran’s approach to the Palestinian issue since the revolution is characterized by its complexity and intricacy. This article proposes a framework centered on the dynamic interaction between 'self and other' to analyze how identity shapes Iran's policy toward Palestine. Departing from the premise that Iran's foreign policy on this issue is influenced by multiple identities rather than a singular one, the study underscores the notion that these identities can both contest and complete each other. The research seeks the narratives articulated by Iranian elites regarding the Palestine issue. It also handles the Iran decision-maker’s discourses regarding developments after October 7, 2023, and the invasion of Gaza. While the aim is to focus on how Iran’s national identity has been tested and challenged on the Palestinian matter, the analysis also tries to illuminate how elite discourse has reshaped foreign policy narratives.
- MakaleAçık Erişim2024Meta's Challenge with Olives and Watermelon: The Case of Blocking Posts About Gaza
Kizmaz, Nuran
Digitalization stands out as an important factor transforming social structures and forms of communication in today's society. Social media offers a socio-political ground for participatory democracy and an alternative to traditional media in a globalizing world. Recently, Israel's attack on Gaza and the massive genocide in the region have caused a great resonance on the internet and social media. The aim of this study is to examine the censorship mechanisms applied by social media platforms during Israel's attacks on Gaza. The main question of the research is how social media censorship mechanisms affect freedom of expression and digital activism. As a result of the research, it has been observed that since the first days of the war, especially on Facebook and Instagram, posts were removed biasedly, and the accounts of people who frequently posted such posts were slowed down, and their posts were algorithmically blocked from being seen. As a result of this process, users have tried to overcome this situation with visuals such as watermelons and olives, symbols associated with Gaza. Contradicting the idea that alternative new media creates a libertarian space, it created great disappointment and damaged the trust of users. The importance of the research lies in its demonstration of the effects of censorship on freedom of expression and digital activism in social media. The study will examine social media censorship in Gaza in detail through using a literature review methodology and discussing relevant figures. As a result, we will present examples of the efforts of social media users who are algorithmically censored, which we call symbolic subversion, to overcome this situation with symbols.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleYalnız künye2023Ermenistan’ın Dış İlişkileri Çerçevesinde İkinci Karabağ Savaşının Ermeni Ekonomisi Ve Finans Piyasalarına Etkisi
Kuzu, Mehmet; Kocaoğlu, Fatih
Birinci Karabağ Savaşı'ndan otuz yıl sonra Ermenistan'ın Azerbaycan'da Tovuz şehrine saldırmasıyla gelişen olaylar Eylül 2020'de İkinci Karabağ Savaşı'nı başlatmıştır. Birinci savaş, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Sovyet coğrafyasında ortaya çıkan etnik temelli bir çatışma iken, ikinci savaş Azerbaycan'ın askeri kontrolünü kaybettiği toprakların geri alınması meseleleri dışında etnik bir çatışma ve politik ekonomiye dayalı bir vekalet savaşı olmuştur. Türkiye, Rusya ile jeopolitik sorunlarının ardından Rusya'ya bağımlılığını azaltmak için enerji ithalatını çeşitlendirmeye ve Rus gazını Azerbaycan gazıyla ikâme etmeye çalışmıştır. Ermenistan’ın Azerbaycan gazının Türkiye'ye ulaştırılmasında önemli bir nokta olan Tovuza saldırısı, devam eden süreçte gerçekleşmiştir. Birincil katmanda İkinci Karabağ Savaşı, Rusya ile Türkiye arasındaki ekonomi ve siyasete dayalı bir vekalet savaşıdır. Savaşla birlikte İran Ermenistan'ı, İsrail Azerbaycan'ı desteklemiştir. İkinci savaş ikincil katmanda, İsrail ile İran arasında daha zayıf düzeyde jeopolitik temelli bir vekalet savaşı olmuştur. Savaşın kurucu unsuru ekonomik-politik düzlem olduğundan, bu çalışma Ermenistan için savaşın ekonomik-politik boyutunu incelemektedir. Bu bağlamda bu çalışma, Ermenistan'ın Rusya ve Batı dünyası ile ilişkileri çerçevesinde İkinci Karabağ Savaşı'nın Ermenistan ekonomisi ve finans piyasaları üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Elde edilen sonuçlara göre savaşa dönüşen süreçte ve savaş sırasında artan kamu harcamaları ile Ermeni ekonomisi daralmış, ekonomik ve mali kırılganlıklar artmıştır. Ateşkes sonrası Türkiye’nin de sorunun çözümüne ekonomi-politik olarak dâhili ile artan güven ortamının Rusya ve batı kaynaklı sağladığı sermaye girişleri iktisadi büyümeyi ve finansal piyasaları desteklemiştir. Ancak Ermeni ekonomisi, savaş sonrası dönemde yükselen jeopolitik ve askeri gerilimlere karşı duyarlı olmuştur. Öte yandan Batı ve Rus sermayesi, değişen jeopolitik ve ittifak sistemi koşullarına göre alternatif yollarla Ermeni ekonomisini desteklemektedir. Rusya'nın bu süreçteki göreceli etkisi daha önemlidir. Daha yüksek bir analiz düzeyinde, bunun temel nedeni Ermenistan'ın Rusya ve Batı ittifakı ile değişen ilişkileridir. Savaş sonrası dönemde Rusya'nın Ermeni ekonomisi üzerindeki olumlu etkisi azaldıkça, bu etkinin yerini alan Batı sermayesinin Ermeni ekonomisi üzerindeki olumlu etkisi artmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Nato Üyesi Ülkelerde Askeri Harcamaya Büyüme ve Nüfusun Etkisi: Panel Ardl Testi
Akyol Özcan, Kübra
Ekonomik büyümenin askeri harcamalar üzerindeki etkisi ve bu iki değişken arasındaki ilişki uzun zamandır üzerinde çok sayıda araştırmanın yapıldığı bir konudur. Özellikle soğuk savaşın sona ermesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte NATO’yu oluşturan ülkelerin askeri harcamalarının durumu daha da ilgi çekici hale gelmiştir. Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü’nün (SIPRI) verilerine göre 2021 yılı askeri harcamaları 2.113 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Bu rakam 1994 yılından beri artış göstermektedir. Askeri harcamalar ile ekonomik büyüme ve ülke nüfusu arasındaki ilişki son yıllarda hem politika yapıcılar hem de araştırmacılar tarafından ciddi olarak incelenmektedir. Askeri harcamaların ekonomiye hem olumlu hem de olumsuz katkıları vardır. Kamu harcamaları içinde önemli bir paya sahip olan askeri harcamalar büyümeyi canlandırma potansiyeline sahiptir. Diğer taraftan büyümede ve nüfusta yaşanacak artışların da askeri harcamaları etkilemesi doğaldır. Çalışmada Askeri Harcamalar (ME), Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GDP) ve Nüfus (POP) değişkenlerine ait gözlemler 26 NATO ülkesi için 1997 ile 2021 yılları arasında 25 yıllık olarak toplanarak 650 adet gözlem içeren dengeli bir panel veri seti oluşturulmuştur. Çalışmada sırasıyla yatay kesit bağımlılık, birim kök, ARDL ve hata düzeltme testleri yapılmıştır. Değişkenlerin tamamının düzeyde durağan olmadığı ve farklı derecede tümleşik seriler olduğu görüldüğünden araştırma modelinin tahmininde farklı mertebede durağan değişkenler arasındaki ilişkileri incelemeye olanak sağlayan Panel ARDL modelinden faydalanılmasına karar verilmiştir. ARDL modeli için hesaplanan katsayılar birlikte değerlendirildiğinde Ülke Gayri Safi Yurt İçi Hasıla değerlerinin Ülke Askeri Harcamaları üzerinde kısa ve uzun dönemde pozitif etkilerinin saptandığı, ülke nüfusunun ise kısa dönemde anlamlı bir etkisinin görülmediği fakat uzun dönemde pozitif bir etkisinin olduğu söylenebilir.
AtıfTR Dizin1
İncele - DerlemeAçık Erişim2023Defending Iran: Revolutionary Guard to Ballistic Missiles
Gülcan, Nazıfe Selcen Pınar
"İran'ı Savunmak: Devrim Muhafızlarından Balistik Füzelere", Gawdat Bahgat ve Anoushiravan Ehteshami tarafından yazılan, İran'ın savunma stratejilerinin kapsamlı ve anlayışlı bir analizidir. Cambridge University Press tarafından 2021'de yayınlanan bu kitap, İran'ın karmaşık güvenlik manzarasının ayrıntılı bir incelemesini sunarak İran'ın askeri yeteneklerine, stratejik düşünce yapısına ve bölgesel dinamiklerine ışık tutuyor.
- MakaleAçık Erişim2023Earthquakes Affecting East Mediterranian Cities and Cyprus from Early 12th Century to Late 13th Century
Aktaş, Yasemin
An earthquake is a natural disaster that can occur in many geographical regions depending on fault lines. This phenomenon, also defined as quake, can have a wider effect and cause significant destruction and loss of life in proportion to its intensity. The mentioned disaster, occurring in many parts of the world, has also affected the coastal cities of the eastern Mediterranean and Cyprus during the various periods in history. It caused significant destruction and loss of lives in the region from Antioch to Syria, Egypt and Cyprus in 12 and 13th centuries. Among secondary disasters, the tsunamis had a great impact on the increase of the loss of lives in the earthquakes. Particularly, the earthquakes in 1170, 1202 and 1222 caused both destruction and significant casualties due to the tsunamis along with the earthquakes in 1114/1115 and 1157. The magnitude of earthquakes also affected the political and military conditions of the period along with the attitudes of the people and rulers. While people gathered outside the cities to save their lives during earthquakes, they had to live in tents until aftershocks ceased. The Muslim and non-Muslim administrators of the cities also tried to address the damage immediately after the earthquake. In addition, they requested help from the Crusader counts, the Pope, and other Christian leaders, and held councils to make new religious decisions. The Mosul Atabeg Nûreddin Mahmud focused on financial matters and supported reconstruction activities through tax regulation. With these initiatives, they aimed to achieve a quick recovery of the people and cities affected. In this way, they tried to eliminate the social, political, and economic devastations caused by the earthquakes that had a significant impact on the region.
- MakaleAçık Erişim2023Türkiye'de Çokkültürlü Eğitim Alanında Yapılan Araştırmalardaki Eğilimin Belirlenmesi: Bir İçerik Analizi Çalışması
Yilmaz, Sevda
Bu araştırma, Türkiye’de çokkültürlü eğitim üzerine yapılmış araştırmaların incelenmesine yönelik olarak hazırlanmış bir içerik analizi çalışmasıdır. Ülkemizde çokkültürlü eğitim alanında yapılan araştırmalar son yıllarda önem kazanarak devam etmektedir. Literatürde çokkültürlü eğitim ile ilgili lisansüstü tez ve makale boyutunda birçok çalışma yer bulmaktadır. Bu alandaki araştırmalarda öne çıkan eğilimlerin belirlenmesi alanyazın açısından önemli görülmektedir. Bu araştırmanın amacı Türkiye’de çokkültürlü eğitim alanında yapılan araştırmaların analizi yoluyla araştırmalardaki genel eğilimlerin belirlenmesidir. Araştırma kapsamında çokkültürlü eğitim ile ilgili yapılmış olan lisansüstü tez çalışmaları ve makaleler incelenmiştir. Çokkültürlü eğitim alanında yapılan araştırmalar araştırmacı tarafından belirli ölçütler temel alınarak taranmış ve dosyalanmıştır. Dosyalanan çalışmalar araştırmacı tarafından okunarak kayıt altına alınmıştır. Araştırmada toplam 107 çalışma analiz edilmiştir. Araştırmacı tarafından geliştirilen kontrol formu ile çalışmaların genel özellikleri; yayın türü, yayın yılı, araştırma yöntemi, araştırma deseni, veri toplama araçları, örneklem türü, örneklem büyüklüğü ve veri analiz yöntemi ölçütleri dahilinde analiz edilmiştir. Veri analizi sürecinde betimsel içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çokkültürlü eğitim alanında yapılan araştırmaların 2015 yılından itibaren artış gösterdiği görülmüştür. Türkiye’de çokkültürlü eğitim alanında yapılan araştırmalar, büyük oranda araştırma makalelerine dayanmaktadır. Lisansüstü düzeyde ve özellikle doktora düzeyinde yapılmış çalışmaların ise sayıca daha sınırlı olduğu görülmektedir. Çokkültürlü eğitim konusunda yapılan çalışmaların araştırma yöntemlerine bakıldığında, çalışmaların yaklaşık yarısında nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı görülmektedir. Çokkültürlü eğitim araştırmalarında örneklem grubu olarak en fazla öğretmenler ve öğretmen adaylarının tercih edildiği ve en fazla tutum, görüş ve algı konularına odaklanıldığı sonucuna varılmıştır.
AtıfOpenAlex5TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Osmanlı Dönemi Arap Edebiyatı Seyahatnamelerinde İstanbul
Ünalan, Ibrahım
İstanbul Osmanlı Devleti’nin siyasi, idari ve kültür başkenti olduktan sonra Osmanlı’nın Arap vilayetlerinde yaşayan milletler, resmî işlerini yapabilmek veya devlet yöneticileriyle görüşmek için sık sık İstanbul’a ziyaretler gerçekleştirmiştir. Osmanlı dönemine mensup Arap seyyahlar da çeşitli görevler veya görüşmeler için İstanbul’a seyahatler düzenlemişlerdir. Bu seyahatleri boyunca karşılaştıkları olumlu ve olumsuz durumları, yol güzergâhlarını, İstanbul’un tarihî ve doğal güzelliklerini seyahatnamelerinde anlatmışlardır. İstanbul her seyyah için ayrı bir şey ifade etmiş ve her seyyah İstanbul’a farklı bir gözle bakmıştır. Yüzyıllar boyunca tarihî ve doğal güzellikleriyle seyyahların merak duyduğu ve seyahatler düzenlediği bu şehir, Osman dönemi Arap seyyahlarını da etkilemiştir. Osmanlı dönemi seyyahlarından Bedruddîn el-Gazzî’nin el-Metâli‘u’l-Bedriyye fi’l-Menâzili’r-Rûmiyye, Muhibbuddîn el-Hamevî’nin Bevâdî’d-Dumû‘i’l-‘Andemiyye bi-Vâdî’d-Diyâri’r-Rûmiyye, Ali b. Muhammed Temgrûtî’nin en-Nefhatu’l-Miskiyye fi’s-Sifâreti’t-Turkiyye, Muhammed Kibrît’in Rihletu’ş-Şitâ ve’s-Sayf, Kutbuddîn Nehrevâlî’nin el-Fevâidu’s-Seniyye fi’r-Rihleti’l-Medeniyye ve’r-Rûmiyye, Muhammed Hâfızuddîn el-Kudsî’nin İsfâru’l-Esfâr ve Ebkâru’l-Efkâr, İbrâhîm b. Abdirrahmân el-Hıyârî’nin Tuhfetu’l-Udebâ ve Selvetu’l-Gurabâ ve el-Âlûsî’nin Neşvetü’ş-Şemûl fi’s-Seferi ilâ İslâmbûl, Neşvetu’l-Mudâm fi’l-‘Avdi ilâ Dâri’s-Selâm ve Garâibu’l-İğtirâb ve Nüzhetü’l-Elbâb fi’z-Zehâbi ve’l-İkâmeti ve’l-İyâb isimli seyahatnameleri İstanbul hakkında çeşitli bilgiler içermektedir. Bu çalışmada seyyahların söz konusu seyahatnamelerindeki İstanbul gezilerinden, İstanbul’da yaşadıkları olaylardan ve İstanbul’a dair izlenimlerden söz edilecektir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022The Effect of Foreign Trade Volume of Seafood: An Analysis on the Gravity Model Method of Turkey
Ozden, Erdemalp; Gültekin, Ömer Faruk; Bayramoglu, Turgut
Seafood is a vital food resource and, more importantly, a common subject in many areas such as the environment, employment, and foreign trade in sectoral terms. In this study, we investigated the effect of Turkey's seafood production and its trade with these products on Turkey’s foreign in line with the predictions of the gravity model, which is a theory of international economics. As a result, using 1990-2019 data with 12 countries where Turkey has the highest seafood trade, trading partners with higher revenues showed a higher demand and greater import chances, and an increase in production capacity by Turkey could create additional trade volumes. Besides, the geographical distance is negative and statistically significant in the models following the theoretical expectation, and the shipping cost was the critical factor determining Turkey's bilateral trade performance. The exchange rate has a positive and significant effect on trade, and seafood exports have a positive and statistically significant effect on trade, while imports have a negative and significant effect. As a result of the study, if Turkey's production increases overall the model variables, its trade will increase following the gravity model.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2021The Trade in Mongolian Iran
Dayı, Özkan
The factor of trade which emerged as a part of world history, with the beginning of people’s production, has influenced the history and human activities in political, social, military, civic and economic terms. From the earliest times, states have attached great importance to the flow of trade and commercial relations. The trade shows up us as a concept that shapes world history. Mongolian goverments, which held trade routes in the XIII.century, gave great importance to commercial security since the era of Genghis Khan, and this mentality continued in the same way in the Ilkhanians, who were on the silk and spice trade route. The commercial activities of the Ilkhanians which handled mostly within the framework of their military and political activities in the Mongol rule in pre-Asia, the influence on the trade routes and the relations between the Ilkhanid rulers and the merchants, appear as a curious part of the history of Ilkhanians. In our study we will try to convey the commercial activities in the geography dominated by Ilkhanians, the flow of trade of Iran in XIII century, the effects of political conflicts on trade and the factors influencing the Ilkhanian trade.
- MakaleYalnız künye2021Relations of the ilkhanate state with the hijaz region
Dayı, Özkan
After Mengü Kaan’s brother Hülegü, who was appointed to this region in order to establish a strong Mongol presence in the Middle East, he completely captured the regions of Khorasan, Iran and Azerbaijan, he turned to Iraq, which was dominated by the Abbasid caliphate. It seems that the İlhanlı-Hijaz region relations started indirectly. The Ilkhanid State that was established with the arrival of Hülegü to the Middle East, with its dominance on the pilgrimage routes passing through the Iraq region and it took a side to the conflicts that emerged in the Hijaz region fort he emirate of Makkah, The Ilkhanid State emerged as an important political factor on the Hijaz region, especially at the beginning of the XIV. century, For the organization and safety of the Muslims who went on a pilgrimage from the Ilkhanid geography, the Haj Emirate Establishment was set up by the Ilhanli administration. This show us that the Ilkhanians are closely related to the Hijaz region with the efforts of the pilgrims who have water shortages in the Hijaz region and the gifts sent by the Ilkhanians with the Iraqi pilgrimage group. In the study, we aim to discuss the relations of the Ilkhanian State with the Hijaz region in a broader way within the framework of the issues we briefly mentioned above. The relations of the Ilkhanids with the Hijaz region, which started from the time of Ilkhan Hülegü, experienced a political peak especially during the time of Gâzân Khan and Olcâytû Khans. The needs of the Muslim people living in large geographies such as Khorasan, Iran, Iraq, Azerbaijan and Anatolia, in terms of the attitude of the Muslim Ilkhanate statesmen and Ilkhanid rulers, were in a situation that varied in favor and against the Muslim people until the period of Ghazan Mahmud Khan. In this period, the Muslim population, who constituted the majority of the Ilkhanate country, had no choice but to wait for the Hajj road, which was under the control of the Ilkhanids, to be opened by these statesmen. In this context, we will try to explain the perspectives of the Ilkhanids on the organization of Hajj and their political relations with the Hejaz region, from the establishment of the Ilkhanid State to its collapse, by focusing on the sources of the period. The Emirate issue in the Hejaz region has turned into a conflict between families living in this geography. In particular, the administration of the city of Mecca and Harâmeyn was a very prestigious issue in the Islamic world. In this context, the two great powers of the Near East geography in the thirteenth and fourteenth centuries, the Mamluks and Ilkhanids, were in competition in the Islamic world over the issue of emirate in the Hejaz region. Therefore, while the Mamluks supported Abu'l-Gays, the Ilkhanids were supporting Abu'l-Gays' brother Humayza. We see that the Ilkhanids were actively involved in the regional politics, especially during the time of Ghazan Mahmud Khan and Olcaytu Khan. Unsuccessful in his attempt to seize the Emirate of Mecca, Humayza fled to the Iraqi region within the borders of the Ilkhanate and took refuge in the Ilkhanid ruler Sultan Olcaytû Muhammed Khan. In line with the historical process of the Ilkhanate State and the aforementioned questions, we will try to convey in detail the Ilkhanid-Hicaz relations, the pilgrimage journey of the Ilkhanids and the issue of the pilgrimage emirate, which we realized that had not been addressed before in the studies on the Ilkhanid history.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2017Türkiye İle BRICS Ülkeleri Arasındaki Dış Ticaret İlişkileri: Girdi-Çıktı Yöntemi İle Bir Analiz
Ersungura, Ş Mustafa; Bozb, Füsun Çelebi; Çınarc, Ömer
Gelişmekte olan ülkelerin diğer gelişmiş ülkelerle rekabet edebilmeleri açısından ekonomilerindeki üretim hacmini arttırması gerekmektedir. Üretim hacimleri arttığı zaman ekonomik büyüme ve kişi başına düşen gelir düzeyi artmaktadır. Dolayısıyla bu ülkeler gelir düzeylerini yükseltebilmeleri için dışa açık ticaret politikaları benimsemektedirler. Dış ticaret faaliyetleri açısından BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Çin ve Hindistan) ile Türkiye arasındaki ilişkileri değerlendirdiğimizde, Bu ülkelerden Rusya ve Çin, diğer üye ülkelere göre Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarıdır. Çin, 2015 yılı itibariyle % 12 ile Türkiye'nin en fazla ithalat yaptığı birinci ülke olurken, Rusya ise % 9,8 ile üçüncü ülke konumundadır. Diğer ülkelerin payı ise sınırlı düzeyde olup, coğrafi uzaklık bu payın sınırlı olmasında önemli bir faktör olarak nitelendirilebilir. Bu çalışmada adı geçen ülkeler ile Türkiye arasındaki dış ticaret ilişkisi ve kilit endüstriler 1995, 2000, 2005, 2008 ve 2011 yıllarına ait veriler kullanılarak, Girdi-Çıktı analizi yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar ışığında; Türkiye için 2000'li yıllarda üretimde girdiler açısından ithalata bağımlı bir yapının oluştuğu, diğer ülkeler için ise dönemlere göre farklı sektörlerde kısmen böyle bir durumun gerçekleştiği görülmektedir. Türkiye'nin ithal girdiler açısından dışa bağımlı bir ülke konumunda olması önemli bir problem olarak devam etmekte ve bu durum Türkiye ekonomisinin kilit endüstrileri açısından ülkede sektörler arası yapısal bağınlaşmayı zayıflatmaktadır
AtıfTR Dizin7
İncele - MakaleYalnız künye2017Protocol Applications in Turkish Seljuq Empire
Aktaş, Yasemin
States carry out their political, military, commercial and social initiatives through ambassadors. There are some protocols about seeing, hosting and bidding farewell for the ambassadors who are welcomed by the palace officials called hosts. The geographical location, military and political power of Turkish Seljuq Empire prepared a basis for keeping in touch with the neighbouring states. Seljuq sultans and the ambassadors on behalf of the sultans have many meetings for reasons of ascending the throne, death, marriage, alliance, war, peace and commercial activities. Most of these meeting in Turkish Seljuq Empire have been carried out by the ambassadors. The protocol rules in these meetings are not always the same and they change according to the relations with the other states. The meetings start with ambassador’s presenting his gift and delivering the message. During these meetings, ostentatious welcoming ceremonies, feasts and entertainments have been organized and gifts have been presented. In this study, what kind of protocol rules have been followed about the welcoming, hosting and seeing of the ambassadors who have visited Turkish Seljuq Empire and those who have been sent by the Seljuq Empire will be analyzed
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2017Ekonomik Özgürlüklerin İktisadi Büyümeye Etkisi: İslam İşbirliği Teşkilatı Ülkeleri Üzerine Panel Veri Analizi
Boz, Füsun Çelebi; Bayramoglu, Turgut
Bu çalışmanın amacı ekonomik özgürlüklerle büyüme arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Özgürlükler ile büyüme ve gelişme arasında 1980'li yıllardan önce büyümenin özgürlükler doğuracağı anlayışı hâkim iken bu tarihten sonra özgürlükler büyüme doğurabilir anlayışı daha ağır basmaya başlamıştır. Nitekim literatürde bu ikisini destekleyen çalışmalara rastlanmaktadır. Özgürlükler ve büyüme ile ilgili yapılan çalışmalar genellikle gelişmiş ülkeler, geçiş ekonomileri, OECD ülkeleri ve tek tek ülke örnekleri üzerinde olmuştur. Bu çalışma 19982013 yılları arasında İslam İşbirliği Teşkilatına üye olan 17 ülkenin genel ekonomik özgürlüğü ile ekonomik özgürlüğün alt dalları olan kriterlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini tahmin etmektedir. Yapılan analiz ve değerlendirme sonucunda ekonomik özgürlüklerin büyümeyi olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.
AtıfTR Dizin5
İncele



