Koleksiyon/r/bayburt/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • MakaleAçık Erişim2022
    Modeling the Effect of Pour Height, Casting Temperature and Die Preheating Temperature on the Fluidity of Different Section Thicknesses in Permanent Mold Casting of Al12Si Alloys

    Colak, Murat; Asan, Yunus Emre

    The first and most important step of the casting method is that the liquid metal completely fills the mold cavity. One of the common mistakes in the casting process is that the liquid metal does not fully fill the mold cavity. For this reason, there is a need to improve the fluidity properties of aluminum alloys, the usage area of which is expanding thanks to its many advantageous properties. The aim of this study is to examine the parameters affecting the fluidity in the casting of Al12Si alloy by modeling techniques. The effects of varying pouring height, casting temperature and mold preheating temperature on fluidity in different section thicknesses were investigated in permanent mold casting. A specially designed mold with 2 mm, 4 mm, 6 mm and 8 mm section thickness was used in the study. Modeling studies were carried out with the FlowCast filling module, which is integrated into the SolidCast Casting simulation program. When the results are examined; It has been determined that all parameters play an active role on fluidity and different filling levels in different section thicknesses.

    AtıfOpenAlex7TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Housing Demand Forecasting with Machine Learning Methods

    Emec, Seyma; Tekin, Duygu

    Housing is a place where sustainable urban spaces are produced and where people's physical, cultural, environmental, economic, social and psychological needs are evaluated together with their surroundings, rather than just a building where the need for shelter is met. With the acceleration of urbanization, new needs arise, and the first of these is the need for housing. The housing sector has become one of the most dynamic and continuous sectors associated with the increase in the need for housing. The need for adequate and accessible housing comes to the forefront in our country as well as in the world. Understanding and predicting the key features determining housing prices and value is an important consideration for urban planners and housing policymakers. In this study, machine learning and artificial neural network models were used to predict the housing demand of Konya, and their forecasting performances were compared. As a result, it was concluded that ANN is a better alternative for housing demand forecasting in Konya.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    UV kürlenmeli vernik uygulanmış karakavak odununda renk, parlaklık, salınımsal sertlik ve yüzeye yapışma direnci üzerine yapay yaşlandırmanın etkisi

    Ayata, Ümit; Gürleyen, Levent; Çakıcıer, Nevzat

    Karakavak odunu mobilya, lambri ve kontrplak üretimi için kullanılmaktadır. Bu çalışmada, karakavak (Populus nigra L.) odununa uygulanmış 3 ve 5 kat UV sistem vernik katmanları ile yapay yaşlandırma uygulaması arasındaki ilişki araştırılmıştır. Buna ek olarak, yaşlandırma öncesi ve sonrasında (252 ve 504 saat) vernikli malzemeler üzerinde renk parametreleri (∆E*, ∆L*, ∆a*, ∆b*, L*, a* ve b*), parlaklık, salınımsal sertlik ve yüzeye yapışma direnci (pull-off) testleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, her iki vernik türü için UVB-313 lambalarına sahip yaşlandırma koşulları sonralarında yaşlandırma süresinin artması ile yüzeye yapışma direncinde ve L* değerinde azalma belirlenirken, a* ve b* değerleri için artışlar meydana gelmiştir. ∆E* değerleri 3 kat uygulamasının 5 kat uygulamasınınkinden yüksek olduğu görülmüştür. Buna ek olarak, her iki vernik uygulaması için bütün yönlerde ve derecelerde yapılan parlaklık ölçümleri, yaşlandırma süresinin artması ile azaldığı belirlenmiştir. Salınımsal sertlikte 3 kat uygulamasına sahip yüzeylerin, 5 kat uygulamasınınkinden yüksek olduğu görülmüş, her iki vernik türünde de 252. saatin sonunda azalmalar görülürken, 504. saatin sonunda artış elde edilmiştir. Sonuç olarak, istenilen sertlik direncine ait ortam koşullarına göre (mekân zemin tercihi) kullanım alanları doğrultusunda bu malzemenin kullanılması önerile bilinir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Health-Seeking Consumer: Cognitive Dissonance Encountered After Panic Buying

    Yildiz, Tugba; Devecı, Fatma Gorgün

    This study aims to specify whether the “health-seeking” consumers’ information overload and cyberchondria that arise as a result of the information they acquire, cause panic buying and whether these purchases can later cause cognitive dissonance. The study sample, for which an online survey method was preferred, consisted of consumers aged 18 years and older who stated that they made panic purchases due to health concerns. Structural equation modeling and mediation analyses were applied to analyze the data in the study, which included 400 participants. The findings showed that health information seeking has an effective on information overload; both information and communication overload have an effective on cyberchondria; cyberchondria has an effective on panic buying and cognitive dissonance dimensions. Panic buying has an effective on cognitive dissonance dimensions and has a mediating effect between cyberchondria and cognitive dissonance dimensions. People's health concerns are a constant, which will in turn lead to a cycle of seeking information. With this foresight, the research investigates the consumers’ panic buying. However, proposed research model does not end with panic buying. The focus is on the response of the consumer after these purchases, and this is thought to be a contribution to the literature.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Ergenlerde Şiddet Eğilimi: Cinsiyet, Sosyal Sorun Çözme ve Duygusal Zekânın Rolü

    Altun, Fatma; Özyazıcı Kuzur, Öykü; Çoğalan, Yılmaz; Özaydın, Betül Banu; Özgöl, Mustafa; Yılmaz, Sibel Eyüboğlu

    Türkiye’de okul ortamında görülen şiddetin giderek arttığı ve şiddet eğiliminin sıklıkla ergenlik döneminin gelişimsel özellikleri ile ilişkili bulunduğu bilinmektedir. Bu nedenle ergen bireylerin şiddet eğilimlerinin incelenmesi önemli görülmektedir. Bu araştırmanın amacı ergenlerde şiddet eğiliminin açıklanmasında cinsiyet, sosyal sorun çözme ve duygusal zekânın rolünün incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini 400 ergen birey oluşturmaktadır. Araştırmada Bilgi Formu, Şiddet Eğilimi Ölçeği, Sosyal Sorun Çözme Envanteri ve Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçları cinsiyet, sosyal sorun çözme ve duygusal zekâ değişkenlerinin katılımcıların şiddet eğilimi düzeylerini %19 oranında açıkladığını göstermiştir. Ergenlerin şiddet eğiliminin incelendiği regresyon analizi sonucunda, cinsiyet, sosyal sorun çözmenin bazı alt boyutları (negatif sorun yönelimi, dürtüsel-özensiz sorun çözme tarzı ve kaçıngan sorun çözme tarzı) ve duygusal zekânın bazı alt boyutlarının (iyi oluş, duygusallık ve sosyallik) anlamlı yordayıcılar olduğu tespit edilmiştir. Özellikle erkeklerde ve sosyal sorun çözme becerilerinde negatif tarzları kullanan kişilerde şiddet eğiliminin daha fazla görülebileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca bu çalışmanın bulgularına göre gelişmiş duygusal zekâ özeliklerinin de şiddet eğilimine yönelik koruyucu faktörler arasında olduğu söylenebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Türk Halk İnanışlarında Istıra, Tıbıka ve Ümmü Sübyan

    Ünalan, Ozlem

    Halk inanışları halkın ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkan ve değişen, bireyler ve toplumlar arasında doğruluğuna inanılan inanışlar bütününe verilen isimdir. Halk inanışları insanların karşılaştığı birtakım durum ve olaylar karşısındaki tutumlarını, tepkilerini ve davranışlarını belirler. Doğumdan ölüme kadar insan yaşamının her bir merhalesinde önemli bir yer edinirler ve insanın kültürel hafızası içinde varlıklarını sürdürürler. Istıra, tıbıka ve ümmü sübyan çocuğu olmayan, sık sık düşük yapan; anne karnında, doğum esnasında veya doğumdan kısa bir süre sonra çocuğu vefat eden kadınlara yönelik geliştirilmiş bir inanıştır. Özellikle ümmü sübyan ve tıbıka halk arasında korkulması ve sakınılması gereken demonik bir varlık olarak tasavvuf edilmiştir. Istıra inancı Alanya, Manavgat, Akseki yörelerinde, tıbıka inancı; Osmaniye, Mersin, Adana, Niğde ve çevresinde, ümmü sübyan ise Sinop, Karaman başta olmak üzere Anadolu’nun büyük bir bölümünde görülür. Kadını ve bebeği ıstıra, tıbıka ve ümmü sübyandan korumak için birtakım ritüeller uygulanır. Hamilelikten önce veya hamilelik esnasında anne ocağa götürülür, doğumdan sonra da çocukla birlikte tekrar ocağa gidilir. Bu çalışmada ıstıra, tıbıka ve ümmü sübyan kavramlarından ve bunlara dair halk inanışlarından söz edilmiştir. Istıra, tıbıka ve ümmü sübyan sözcükleri üzerinde literatür taraması yapılmıştır. Istıra, tıbıka ve ümmü sübyan inanışları çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgilerle örneklendirilmiştir. Ayrıca Alanya’da yapılan saha çalışması neticesinde kaynak kişilerden ıstıra ve ümmü sübyana dair bilgiler elde edilmiştir. Yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda ıstıranın, ümmü sübyanın ve tıbıkanın halk inanışlarındaki yeri üzerinde durulmuştur. Istıra, tıbıka ve ümmü sübyan kavramları ayrı ayrı ele alınıp değerlendirilmiştir. Bunların anne ve çocuk üzerindeki etkisinden söz edilmiş ve bunlardan korunma yolları anlatılmıştır. 

  • MakaleAçık Erişim2022
    Türkiye’de Öz Düzenleme ile İlgili Yapılan Araştırmalardaki Genel Eğilimlerin İncelenmesi

    Tutkun, Cansu; Filiz, Tunahan; Akbaba, Fikrinaz Damla

    Bu araştırmanın amacı Türkiye’de öz düzenleme ile ilgili yapılan araştırmaların incelenmesi ve bu alanda nasıl bir eğilim olduğunun ortaya konulmasıdır. Araştırma kapsamında 2000-2020 yılları arasında gerçekleştirilen ve amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen 295 araştırma analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öz düzenlemeye yönelik araştırmaların 2010 yılı ve sonrasında büyük bir artış gösterdiği, örneklem büyüklüğü açısından en fazla 101-300 örneklem grubuyla, en fazla üniversite öğrencileriyle, en az ilkokul düzeyinde çalışıldığı ayrıca en fazla nicel çalışmaların, en az ise nitel çalışmaların yapıldığı saptanmıştır. Araştırmalardan elde edilen en önemli sonuçlardan biri çok fazla eğitim programlarının uygulanmadığı ve eğitimlerin sınırlı kaldığı, eğitim programlarını çoğunlukla araştırmacıların uyguladıkları, öğretmenlerin ise eğitim programlarının uygulayıcısı olarak çok fazla yer almadıkları yönündedir. Araştırmalardan elde edilen öneriler açısından da öğrencilere öz düzenleme konusunda farklı etkinlik ve bilgilendirme çalışmalarının ayrıca öğretmen, çocuk ve ailelerine yönelik öz düzenleme konusunda eğitim, seminer, konferans düzenlenmesinin önerildiği sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex5TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Murad Buhârî’nin Kur’ân Sözlüğünün Türkçe Bölümlerinin Özgünlüğü Meselesi

    Çakır, Numan

    Kur’ân sözlükleri; Kur’ân’da geçen harf, edat, kelime, kavram ve tabirleri belli bir tertibe göre bir araya getirip anlamlarını açıklayan eserlerdir. Kur’ân sözlüklerinin ilk örnekleri, Garîbü’l-Kur’ân türü eserlerdir. İlk zamanlarda az sayıdaki garib kelimenin anlamını ele alan garîbü’l-Kur’ân eserleri, zamanla gelişerek Kur’ân’daki kelimelerin büyük kısmının anlamını inceleyen Kur’ân sözlüklerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Günümüze kadar birçok Kur’ân sözlüğü telif edilmiştir. Nakşibendî tarikatının Müceddidiyye kolunu 17. yüzyılın son çeyreğinde Anadolu’ya taşıyan ilk sûfî olarak tanınan Murad Buhârî (ö. 1132/1720) de Câmiʿu’l-müfredât adlı hacimli bir Kur’ân sözlüğü kaleme almıştır. Aynı zamanda bir Kur’ân fihristi olan bu eser, kelimelerin anlamlarının ayrı bölümler halinde önce Arapça, ardından Farsça, sonra da Türkçe olarak açıklanmasıyla diğer Kur’ân sözlüklerinden farklılık arz etmektedir. Ancak bu eserin Türkçe bölümleri, özgün olmayıp Mehmed b. Mustafa el-Vanî’nin (ö. 1000/1592) meşhur sözlüğü Vankulu Lugatı’ndan olduğu gibi aktarılarak yani intihal yapılmak suretiyle meydana getirilmiştir. Bu makalede genel olarak Kur’ân sözlüklerinin ortaya çıkışı ve Türkçe Kur’ân sözlükleri hakkında özet bilgi verildikten sonra Murad Buhârî’nin hayatı ve eserleri tanıtılmış; Câmiʿu’l-müfredât’ın tertibi, muhtevası ve diğer özellikleri üzerinde durulmuştur. Ardından Câmiʿu’l-müfredât ile Vankulu Lugatı’ndan alınan bazı kelimelerin anlamları karşılaştırılarak bu intihal vakası açık bir şekilde gösterilmeye gayret edilmiştir. Ayrıca Murad Buhârî’nin intihale tevessül etmesi ve Vankulu Lugatı’nı tercih etmesinin muhtemel nedenleri belirlenmeye çalışılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2023
    Önlisans Öğrencilerinin Gelecek Kaygılarına Yönelik Nitel Bir Araştırma

    Esmer, Yusuf; Arıbaş, Ayşe Nihan

    Kaygı, insan yaşamının her aşamasında var olmakla birlikte en çok gençlik döneminde kendini göstermektedir. Gençlik döneminin en önemli süreçlerinden biri olan öğrencilikte ise kaygıdan söz etmek mümkündür. Özellikle üniversite döneminde öğrencilerin gelecek kaygısı yaşadıkları söylenebilmektedir. Bu çalışmada önlisans öğrencilerinin gelecek kaygılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kapsamında mülakat tekniği tercih edilmiştir. Araştırmada yaş, cinsiyet, not ortalaması, kişilik tipi gibi öğrencilerin demografik-kişisel özellikleri ile iş bulma kaygısı, eğitim süresince karşılaşılan zorluklar, gelecek planlaması, bölümü tercih etme nedeni, gelecek endişesi gibi öğrencilerin gelecek kaygısını belirlemeye yönelik 11 soruluk bir görüşme formu kullanılmıştır. Aksaray Üniversitesi Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programı`na kayıtlı 15 öğrenciden veri toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda, istihdam kaygısı, atanamama endişesi, sınav stresi, derslerin zorluğu, uyum sağlayamama, ekonomik sorunlar, umutsuzluk, yaşam zorluğu, yanlış tercih, mezun sayısı ve bölümü sevmeme kavramlarının öğrencilerin gelecek kaygısı ile ilişkili faktörler olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmanın gelecek kaygısı konusunda bir farkındalık oluşturacağı, ilgili paydaşlara yol göstereceği ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kadınlarda Sağlık Okuryazarlığı Düzeyinin Emzirme ve Doğum Şekline Etkisi

    Bolsoy, Nursen; Karkın, Pakize Özge; Sezer, Gözde; Semerci, Vahide

    Araştırma kadınların sağlık okuryazarlığı düzeyinin emzirme ve doğum şekline etkisinin olup olmadığını belirlemek amacı ile yapıldı. Araştırmanın tipi kesitsel olup, örneklem büyüklüğünü 318 kadın oluşturdu. Veriler “Tanıtıcı Bilgi Formu” ve “Yetişkin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (YSOÖ)” kullanılarak toplandı. Araştırmamız için etik kuruldan, kaymakamlıktan, ölçek sahibinden ve kadınlardan izin alındı. Verilerin istatistiksel analizinde sayısal ve yüzdelik dağılımı, Mann Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi kullanıldı. Kadınların yaş ortalaması 37,68±6,41’dir (min=25, max=49). Kadınların %96,9’u evli ve %51,9’u ilköğretim mezunudur. Kadınların %24,2’si primipar ve %75’8’si multipardır. Normal doğum yapanların oranı %46,5, sezeryan doğum yapanların oranı %53,5 olarak bulundu. Kadınların %45,0’i bir sağlık personelinden emzirme eğitimi aldığını belirtti. Kadınların YSOÖ toplam puanı 10,19±5,68 olarak bulundu. Kadınların YSOÖ toplam puanı ile yaşayan çocuk sayısı (p≤0,001), düşük yapma (p=0,006), küretaj yapma (p=0,006), emzirme eğitimi alma (p≤0,001) ve ilk 1 saatte emzirme (p≤0,001) oranları arasında anlamlı fark bulundu. Bunun yanı sıra kadınların YSOÖ toplam puanı ile doğum şekli (p=0,482) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Araştırmanın sonuçları kadınlarda sağlık okuryazarlığının ilk bir saatte emzirmeye başlamada etkisi olduğunu, ancak doğum şekline etkisi olmadığını gösterdi.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Gözenekliliğin Fonksiyonel Derecelendirilmiş Kirişlerin Serbest Titreşimleri Üzerinde Etkisi

    Turan, Muhittin; Hacıoğlu, Mahmut İlter; Balci, Erkan

    Bu çalışmada, gözenekliliğin fonksiyonel derecelendirilmiş kirişlerin serbest titreşimleri üzerindeki etkisi, ANSYS APDL paket programı kullanılarak detaylı bir şekilde incelenmiştir. Malzeme özellikleri bir fonksiyona bağlı olarak değişen fonksiyonel derecelendirilmiş malzemelerle (FDM) yapılan kirişlerin üretimi sırasında yapısında oluşan gözeneklerin kirişin davranışına etkisi literatürde önemli bir konudur. Bu tip problemlerin analitik ve sayısal olarak çözümü uzun ve zahmetli olduğu için ANSYS APDL paket programının kullanılması zamandan ve harcanan emekten tasarruf etmemizi sağlayacaktır. Bir kuvvet kuralıyla kirişin malzemelerinin hacimdeki değişimi tanımlanmıştır. Çeşitli sınır koşulları, kuvvet kuralı indeksi, narinlik, gözeneklilik katsayısı ve gözeneklilik dağılımları (FDM-1, FDM-2) gibi parametrelere bağlı olarak gözenekli FDM kirişlerin boyutsuz doğal frekansları elde edilmiş ve literatürle kıyaslanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    A Study on Occupational Health and Safety in the Agricultural Sector in Türkiye: Analysis of Work Accidents, Occupational Diseases, and Lost Workdays

    Ozdemir, Mustafa

    The agricultural sector holds strategic economic importance due to its roles in food production, employment, and providing raw materials to industry. Türkiye is a significant agricultural country with its biological diversity, favourable climate conditions, and agriculture-based sector. According to the labor force statistics of the Turkish Statistical Institute (TÜİK), as of 2023, approximately 4.7 million people are employed in the agricultural sector in Türkiye, with the majority being seasonal workers. The farm sector includes field farming, livestock, fisheries, and forestry. Occupational Health and Safety (OHS) is vital for the sustainability of the agricultural sector. The Occupational Health and Safety Law No. 6331, which came into force in 2012, has mandated OHS provisions for all enterprises and employees in the agricultural sector. This study examines the statistics on work accidents, occupational diseases, and lost workdays in Türkiye's plant and animal production sector between 2018 and 2022 and evaluates the current state of OHS practices. Based on data from the Social Security Institution (SGK), the analysis reveals that 13,993 work accidents and 96 fatal work accidents occurred in the plant and animal production sector between 2018 and 2022, with the highest frequency of work accidents recorded in 2022. Additionally, 13 cases of occupational diseases were reported during the same period. An examination of temporary incapacity durations shows 133,008 days of incapacity reports, with the highest number occurring in 2021, influenced by the COVID-19 pandemic. The study's findings indicate that OHS practices in the agricultural sector are inadequate and need improvement. In light of these findings, various policy recommendations have been developed, such as the widespread implementation of OHS training, increased health screenings, and stricter OHS inspections.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Türkçe öğretmenlerinin yapay zekâ kaygılarının incelenmesi

    Banaz, Emrullah

    Teknolojinin hızla gelişmesi, eğitim alanında köklü değişikliklere ve dönüşümlere yol açmaktadır. Özellikle yapay zekâ (YZ) teknolojilerinin eğitim sistemlerine entegrasyonu, öğretim yöntemlerinden öğrenci değerlendirme süreçlerine kadar birçok alanda yenilikler getirmiştir. Bu hızlı değişim süreci, eğitimciler arasında hem heyecan hem de endişe yaratmaktadır. Bu çalışma, Türkçe öğretmenlerinin yapay zekâ kaygı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin yapay zekâ kaygı düzeyleri, cinsiyetleri, öğrenim durumları, meslekî hizmet süreleri, internet kullanma durumları kullanma yapay zekâya yönelik haberleri takip etmeleri açısından incelemeler yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapmakta olan 170 Türkçe öğretmeni oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinin tercih edildiği araştırmada veriler, Yapay Zekâ Kaygı Ölçeği ile toplanmıştır. Google Forms’lardan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiş olup analiz sonucunda öğretmenlerin yapay zekâ kaygılarının orta düzeyde olduğu; öğretmenlerin yapay zekâ kaygılarının cinsiyet, öğrenim düzeyleri ve internet kullanma süre değişkenleri açısından anlamlı farklılıkların gösterdiği, meslekî hizmet süresi ve yapay zekâya yönelik haber takip etme değişkenleri açısından ise anlamlı farklılık görülmediği şeklindeki sonuçlara ulaşılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex7TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Çalışmalarını Müzakereci Demokrasi Üzerinden Okumak

    Kapusızoğlu, Mehmet

    Anayasalar, bir taraftan meşru zor kullanma tekeline sahip devletin temel organlarını gösteren, bu organların birbirleri ile ilişkilerini düzenleyen ve iktidarın hukuk kuralları ile sınırlandırıldığı temel hukuki belgeler iken, diğer taraftan temel hak ve özgürlüklerin korunması için bireylerin sahip olduğu en büyük güvence özelliği taşımaktadırlar. Toplumsal hayatın işleyişinde önemli bir yere sahip olan anayasaların kimler tarafından ve ne şekilde hazırlandıkları konusu meşruiyet açısından da son derece önemlidir. Meşruiyet, politik alana içkin bir konu olmakla birlikte siyasal iktidarın hedefi yönetmek, hedefinde olan toplumun amacı ise hak ve özgürlüklerine zarar gelmeyen bir sistem içerisinde hayatını devam ettirmektir. O halde yöneten ve yönetilenlerin amacına ulaşabilmeleri ancak ortak bir uzlaşı etrafında buluşabilmelerine bağlıdır. Bu uzlaşı anayasaların meşruiyetini ortaya çıkarırken, bu meşruiyetin toplumsal mutabakata dayanması yanında temel hak ve özgürlükleri en geniş şekliyle teminat altına almasına, hak ve hürriyetleri esas, ödev ve sorumlulukları istisna kabul edebilmesine bağlıdır. Türkiye’de 2011 genel seçimlerinden önce seçimlere girecek hemen hemen tüm siyasi partilerin seçim beyannamelerinde yeni bir anayasaya olan ihtiyaç dile getirilmiş ve seçimlerden sonra derhal sürece başlanılacağı beyan edilmiştir. Gerçekten de 24. Dönem TBMM Genel Seçimleri sonrasında mecliste yer alan tüm siyasi partilerin katılımı ile bir anayasa uzlaşma komisyonu oluşturulmuş ve yeni anayasa yapım süreci çalışmalarına başlanmıştır. Bu çalışmada TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu (2011-2013) çalışmaları müzakereci demokrasinin temel ilkeleri üzerinden değerlendirilmiş, eşitlik ve katılım alt temasında müzakereci demokrasiye uygun davranıldığı, şeffaflık, müzakere ve uzlaşı ile empati ve hoşgörü alt temalarında ise eksiklik yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Kur’ân’da Fâdıl-Mefdûl Olgusunun Epistemik Değerinin Analiz ve Kritiği

    Aras, Zakir

    En erken dönemden itibaren Kur’ân ilimleri arasında yerini alan tefâdül olgusu, kaynağını başta Kur’ân’dan sonra da hadis merviyyâtından almaktadır. Hayrun min, faddalnâ, e’zam, ehsen, efdal gibi birtakım kullanımlardan kaynaklı bir terminoloji dili oluşmuştur. Bu olguyu tartışan âlimlerin başında Gazzâlî (öl. 505/1111) gelmektedir. Gözlemlediğimiz kadarıyla Gazzâlî’den sonra ulemâ arasında konuyu en sistematik ve kapsamlı işleyen ve bu konuyu tüm referanslarını sunduktan sonra kabul eden kişi İbn Teymiyye’dir (öl. 728/1328). Bu çalışmada tarihsel-eleştirel yöntem, analitik yöntem ve karşılaştırma yöntemleri kullanılmıştır. Sonuç kısmında tefâdül olgusunu reddedenlerin ileri sürdüğü argümanların temelinde, bu olgunun kabul edilmesinin Kur’ân’ın parçacı bir şekilde okunmasına yol açabileceği ve olguyu kabul eden grupta Mutezile ekolünün bulunmasının bir sonucu olarak Kur’ân’ın mahlûk olduğu düşüncesine yol açabileceği endişesi bulunmaktadır. Bu argümanlar epistemik açıdan da doğru değildir, çünkü birtakım a priori bilgiler üzerinden hareket etmektedir. Ayrıca Kur’ân’da tefâdülün vuku bulduğu yaklaşımı; sevap ve mükâfat yaklaşım, makâsıdî/gaî yaklaşım ve son olarak retorik yaklaşım şeklinde sınıflandırmak mümkündür.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Etwinning as a collaboration platform in education: etwinning projects in language education in the context of teachers' views

    Maden, Asli; Hançer, Mevhibe Kübra

    The eTwinning activities carried out through the European School Education Platform are an exemplary model of integrating technology and curriculum in education. This platform, which the European Commission supports, fosters collaboration between educators and students at both national and international levels. Through this platform, students encounter diverse cultures and enhance their language skills. Using project-based learning in this context fosters the acquisition of 21st-century skills, including critical thinking, creativity, collaboration, and communication. However, research focusing on the role of eTwinning projects in language education is limited. The present study aims to examine the effects of eTwinning projects (a network-based learning environment supported by the European Union) on language education, based on teachers' views. The research utilised the case study method, a qualitative research design. The study's participants included 48 English language educators working within the city center of Bayburt. The study's findings were collected using semi-structured interviews, providing a comprehensive overview of the participants' perceptions. The analysis of the findings showed that most respondents found eTwinning projects to be effective in the context of language education. Consequently, the study findings suggested organizing seminars on new research and regulations, coordinating eTwinning projects, making planning announcements, and ensuring curricula compliance.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2025
    Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yapay Zekâ Destekli Şarkı Üretimi: Öğrenci Görüşleri

    Banaz, Emrullah; Demirel, Osman

    Yapay zekâ, modern eğitim sistemlerinde giderek daha önemli bir rol oynamaktadır. Öğrencilerin başarılarının tahmin edilmesi, kişiye özel ders içeriklerinin önerilmesi ve oluşturulması, anında dönütlerin sağlanması ve teknik destek sunulması gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Bu araştırmada, yapay zekâ destekli şarkı üretimine yönelik yabancı dil olarak Türkçe öğrencilerinin görüşlerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma, Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki bir Türkçe öğretim merkezinde B1 ve B2 seviyelerinde öğrenim gören yabancı uyruklu 10 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan fenomenoloji (olgubilim) deseni kullanılmıştır. Araştırma bulgularından hareketle öğrencilerin şarkıların sözlerinin güzelliğini, ses kalitesini ve genel dinleme deneyimini olumlu yönde değerlendirdikleri gözlenmiştir. Ayrıca bu tür şarkıların dersleri daha eğlenceli hâle getireceği ve öğrenme sürecine katkı sağlayacağı yönünde görüş bildirmişlerdir. Ele alınan araştırma, yapay zekâ teknolojisinin dil eğitimi süreçlerinde etkin bir şekilde kullanılabileceğini ve bu kullanımın öğrencilerin dil becerilerindeki gelişim üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabileceğini yansıtmaktadır. Ayrıca ulaşılan sonuçlardan hareketle dil öğretiminde yapay zekâ destekli materyallerin kullanımının daha geniş bir alana yayılması gerektiği ve bu tür yenilikçi yaklaşımların eğitim sistemlerine entegre edilmesinin önem arz ettiğine yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Bibliometric Analysis of Islamic Entrepreneurship

    Esmer, Yusuf

    Islamic entrepreneurship is a type of entrepreneurship that is realized within the framework of Islamic principles and values, and it is seen that research on the subject has been increasing in recent years. This study was conducted in order to review the literature on Islamic entrepreneurship and to reveal the current trends and developments in this field. For this purpose, bibliometric analysis technique was used within the scope of quantitative research method. In this context, 263 scientific publications published in the Web of Science (WoS) database on October 5, 2024 between 2004-2024 and addressing Islamic entrepreneurship were analyzed. The study concluded that Islamic entrepreneurship is a global issue and has been addressed in various contexts in different geographies such as Türkiye, Malaysia and Iran. At the same time, Islamic entrepreneurship literature focuses on various fields such as business, economics, education, religion and social sciences. This diversity provides a more comprehensive and richer body of knowledge and has the potential to offer new perspectives for future studies that bring together different disciplines. In this context, it can be said that joint scientific projects should be developed with researchers from different countries to help understand the universal dynamics of Islamic entrepreneurship.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2026
    Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Programının Dijital Okuryazarlık Bağlamında İncelenmesi

    Maden, Asli; Soylu, Şeymanur

    Bilim ve teknolojideki gelişmeler, insan yaşamında birçok değişikliği beraberinde getirmiştir. Bunlardan biri de okuryazarlık becerileridir. Teknolojinin araç ve ortamlar açısından sunduğu imkânlar özellikle dijital okuryazarlık becerilerinin önemini artırmaktadır. Günümüzde dijital okuryazarlık artık dil eğitimine konu olmuş ve program hazırlarken dikkate alınır hâle gelmiştir. Bu doğrultuda araştırmada, Türkiye Maarif Vakfı tarafından hazırlanan Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Programı’nın (2020) dijital okuryazarlık bağlamında incelenmesi amaçlanmaktadır. A1, A2, B1ve B2 dil düzeylerindeki beceri alanlarında dijital okuryazarlıkla ilgili kazanımların bulunup bulunmadığı incelenmiştir. Kazanımların dil becerilerine nasıl dağıtıldığı değerlendirilmiştir. Nitel araştırma yöntemine göre yürütülen araştırmada doküman analizi tekniği uygulanmıştır. Verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; programda dil düzeylerine göre dijital okuryazarlığa yönelik öğrenme-öğretme sürecine dair çeşitli açıklamalar yer aldığı yine dil beceri alanlarında kazanımlara yer verildiği ancak bu kazanımların sayıca yetersiz olduğu, dengeli dağılım göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca dinleme/izleme, yazma, okuma ve sözlü üretim beceri alanındaki kazanımlarda dijital okuryazarlığın daha çok yer bulduğu da tespit edilmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • DerlemeAçık Erişim2026
    Çağdaş Sosyologların Toplum ve Din Görüşleri

    Hasanov, Behram

    Inger Furseth ve Pål Repstad'ın kaleme aldığı, Ömer Faruk Darende ve Abdulvahap Taştan tarafından Türkçeye kazandırılan Çağdaş Sosyologların Toplum ve Din Görüşleri, din sosyolojisi alanındaki teorik daralmanın aşılmasını hedefleyen kapsamlı bir eserdir. Yazarlar, din sosyolojisinin Marx, Durkheim ve Weber'in klasik mirasıyla sınırlı kalmasının alana ciddi bir kısırlık yarattığını öne sürerek, modern sosyal teorinin birikimini dinin analizine açmayı amaçlamaktadır. Kitabın temel sorusu şudur: Çağdaş sosyal teori, dinin modern toplumdaki rolünü anlamada nasıl ve ne ölçüde kullanılabilir? Bu sorudan hareketle eser, on bölümde Erving Goffman, Zygmunt Bauman, Michel Foucault, Jürgen Habermas, Peter Berger, Thomas Luckmann, Pierre Bourdieu, Anthony Giddens, Arlie Hochschild, Richard Sennett ve Patricia Hill Collins gibi çağdaş sosyolojinin önde gelen isimlerini din olgusu ekseninde yeniden okumaktadır. Her bölüm standart bir kurgu izlemektedir: kuramcının biyografik bağlamı, temel kavramları, genel eleştiriler, dine ilişkin görüşleri, ampirik uygulamalar ve yazarların özgün önerileri. Bourdieu'nun dini sembolik şiddet aracı olarak ele alışı, Foucault'nun pastoral iktidar kavramı, Habermas'ın post-seküler toplum tezi, Giddens'ın düşünümsel kimlik anlayışı ve Hochschild'in duygu kurallarının dinsel cemaatlere uygulanması, kitabın teorik zenginliğini ortaya koyan başlıca örnekler arasındadır. Yazarlar, dinin yalnızca özel alana hapsolmuş ya da gerileyen bir olgu olduğu yönündeki indirgemeci yaklaşımları açıkça reddeder. Aksine, dinin iktidar, kimlik, beden, duygu, kamusal alan ve eşitsizlik gibi temel sosyolojik meselelerle derin biçimde iç içe geçtiğini savunurlar. Bu tutum, kitabın hem teorik tercihlerini hem de kuramcı seçimini doğrudan belirlemektedir. Eserin güçlü yanlarından biri, teorilerin soyut bir düzeyde sunulmakla kalmayıp ampirik araştırmalarda nasıl kullanılacağına dair somut rehberlik etmesidir. Yazarlar, kadın kuramcıların azlığı ve Batı merkezci perspektif gibi sınırlılıkları da dürüstçe kabul etmektedir. Titiz ve kavramsal açıdan tutarlı çeviriyle birlikte bu eser, Türkiye'deki din sosyolojisi literatürüne özgün ve kalıcı bir katkı sunmaktadır.