Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Battal, Fetullah(6)
- Kaya, Feridun(6)
- Akeren, İhsan(4)
- Eroğlu, Yüksel(4)
- Süheyb, Okur(4)
- Yilmaz, Sevda(4)
- Aktaş, Emirhan(3)
- Bulut, Ayhan(3)
- Karoğlu, Hilal(3)
- Kılınç, Mehmet(3)
- Odaci, Hatice(3)
- Bilgin, Yusuf(2)
- Büyüksevindik, Baki(2)
- Cerrah, Lokman(2)
- Gültekin, Ömer Faruk(2)
- Güneş, Hüseyin(2)
- Kahya, Cem(2)
- Koçak, Lokman(2)
- Peker, Adem(2)
- Terzi, Elif(2)
- Yetişensoy, Okan(2)
- Çelikel, Seda(2)
- Acar, Adalet(1)
- Ag, Aliriza(1)
- Akbaba, Fikrinaz Damla(1)
- Akbaba, Taner(1)
- Akbulut, Ömer Faruk(1)
- Aktepe, Evrim(1)
- Aktoklu, Sevda(1)
- Akyüz, Hatice Öntürk(1)
- Akçıl, Mehtap(1)
- Alkan, Sevil(1)
- Alpay, Ahmed Hamza(1)
- Altun Kobul, Fatma(1)
- Apak, Ömer Ceyhun(1)
- Apaydın, Emine(1)
- Aras, Neriman(1)
- Aras, Selim(1)
- Arat, Ceren Ari(1)
- Arıbaş, Ayşe Nihan(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Üniversite öğrencilerinde toplumsal cinsiyet algısının liderlik tarzı tercihlerine etkisinde kariyer beklentilerinin aracı rolü
Kızıl, Seda
Bu çalışmada, Bayburt Üniversitesi’nde öğrenim gören son sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarının mezuniyet sonrası tercih edecekleri liderlik tarzları üzerindeki etkisi ve kariyer beklentisinin bu etkideki aracı rolü incelenmiştir. Çalışmada, 594 üniversite öğrencisinden anket yoluyla toplanan nicel veriler, yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları, toplumsal cinsiyet algısının liderlik tarzı tercihlerinde anlamlı bir etkisi olduğunu ve kariyer beklentilerinin bu etkide kısmi aracılık rolü üstlendiğini göstermektedir. Çalışmanın kısıtları, örneklemin tek bir üniversiteyle sınırlı olması ve verilerin katılımcıların kendi verdikleri cevaplara dayanmasıdır. Elde edilen sonuçlar, üniversite öğrencilerinin liderlik tarzı tercihleri ile kariyer beklentilerinin şekillenmesinde toplumsal cinsiyet algısı ve kariyer hedeflerinin birlikte etkili ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Örgütsel insandışılaştırmanın merhamet yorgunluğu üzerine etkisinde kendini toparlama gücünün düzenleyici rolü: sağlık çalışanları üzerine bir araştırma
Kılınç, Mehmet
Sağlık sektörü, doğası gereği çalışanlarını özellikle hastaların acı, travma ve kayıplarına sürekli tanıklık etme gibi benzersiz ve yoğun zorluklarla karşı karşıya bırakan bir alandır. Bu durum, sağlık profesyonellerini duygusal ve psikolojik olarak yıpratabilen karmaşık bir süreç olan merhamet yorgunluğu riski ile baş başa bırakmaktadır. Merhamet yorgunluğunun sağlık hizmetlerinin sunum kalitesine doğrudan etki etme potansiyeli bulunmaktadır ve merhamet yorgunluğuna yol açan faktörlerin anlaşılması, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşımaktadır. Kuramsal çerçeve doğrultusunda araştırmanın temel amacı, örgütsel insandışılaştırma algısının sağlık çalışanlarının merhamet yorgunluğu düzeyleri üzerindeki etkisini ve bu ilişkide kendini toparlama gücünün potansiyel düzenleyici (moderatör) rolünü test etmektir. Araştırmada kolayda örneklem yöntemi ile 387 sağlık çalışanına ulaşılmış ve anket uygulaması yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmada ilgili kavramları ölçen örgütsel insandışılaştırma, merhamet yorgunluğu ve kendini toparlama gücü ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizlerinde AMOS, SPSS ve Process Macro eklentileri kullanılmıştır. Analiz süreçlerinde güvenirlik, frekans, korelasyon ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile düzenleyici rol analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu istatistiksel analizler sonucunda elde edilen bulgular, kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Analiz edilen veriler çerçevesinde örgütsel insandışılaştırma ile merhamet yorgunluğu arasında pozitif, kendini toparlama gücü arasında ise negatif yönlü anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Kendini toparlama gücü ile merhamet yorgunluğu arasında istatistiksel olarak negatif yönlü ilişki vardır. Düzenleyici rol incelendiğindeyse, örgütsel insandışılaştırmanın merhamet yorgunluğu üzerine etkisinde kendini toparlama gücünün düzenleyici rolünün bulunduğu belirlenmiştir. Analiz bulgularına dayanılarak sağlık kurumlarına çalışanların bireysel yetkinliklerini arttırıcı ve daha insancıl örgüt ortamlarının oluşturulmasına yönelik birtakım önerilerde bulunulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2026Modern çağın tükenmişliği: Dijital bağımlılık, fiziksel ve psikolojik yorgunluğun mental iyi oluş üzerine etkisi
Süheyb, Okur
Bu araştırmanın temel amacı, dijital yorgunluğun üniversite öğrencilerinin mental iyi oluşu üzerindeki etkisini incelemektir. İlişkisel tarama modelinde desenlenen çalışmanın örneklemini, bir İlahiyat Fakültesi'nde öğrenim gören 18-35 yaş aralığındaki 508 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler, Dijital Yorgunluk Ölçeği (DYÖ) ve Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği (WEMWBS) kullanılarak toplanmış; korelasyon, t-testi, ANOVA ve çoklu doğrusal regresyon teknikleri ile analiz edilmiştir. Bulgular, dijital yorgunluk ile mental iyi oluş arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. Özellikle fiziksel/zihinsel yorgunluk boyutu, en güçlü negatif ilişkiyi sergilemiştir. Regresyon analizi, fiziksel/zihinsel yorgunluk ve psikosomatik sorunların, iyi oluşun en güçlü negatif yordayıcıları olduğunu ortaya koymuştur. Cinsiyete dayalı analizler, kadın öğrencilerin daha yüksek iyi oluş bildirdiğini, erkek öğrencilerin ise daha yüksek dijital bağımlılık düzeylerine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Paradoksal bir bulgu olarak, 31-35 yaş grubu hem dijital yorgunluk hem de mental iyi oluş açısından en yüksek düzeyleri sergilemiş; bu durum yaşam evreleriyle şekillenen karmaşık bir ilişkiye işaret etmiştir. Sonuç olarak, dijital yorgunluğun fiziksel ve somatik yansımalarının, öğrencilerde mental iyi oluşu azaltan en kritik faktörler olduğu belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinde Bulaşma Korkusunun İncelenmesi
Karakas, Ümıt; Akyüz, Hatice Öntürk; Alkan, Sevil; Şevik, Ali Emre; Şahinoğlu, Mustafa Serhat; Kartal, Hakan
Amaç: Bulaş korkusu sağlıkla ilgili sektörlerde yer alan kişilerde olumsuz etkilere sahip olabilen psikolojik durumdur. Bu çalışmanın amacı, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerin bulaş korkusunu araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden tanımlayıcı ve kesitsel tipte tasarlanmış olup veri toplama süreci 15 Temmuz 2022 ile 15 Ağustos 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Veriler, Google Formlar üzerinden hazırlanan çevrimiçi bir anket aracılığıyla sosyal medya platformları (WhatsApp, Facebook, Twitter) üzerinden toplanmış; veri toplama aracı olarak katılımcıların kişisel bilgilerini belirleyen "Demografik Özellikler Anketi" ile 24 madde ve 4 alt boyuttan oluşan 5’li Likert tipi "Bulaşma/Bulaş Korkusu Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 861 katılımcı (ortalama yaş 20,50±2,26; %74,45'i kadın) dahil edildi. Katılımcıların %56,33'ü sağlık kuruluşlarından bulaşıcı hastalık kapma korkusu taşırken, %57,61'i sosyal ortamlarda hasta olma korkusu yaşadığını belirtmiştir. Bulaşma Korkusu Ölçeği puanları karşılaştırıldığında, ikinci sınıf öğrencilerinin diğer sınıflara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar aldığı saptanmıştır. Özellikle, bulaşıcı hastalıklar hakkında bilgi edinmek için sosyal medyayı kullanan bireylerin ölçek puanları, kullanmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksekti (p < 0,05). Sonuç: Bulaşma korkusu, ikinci sınıf öğrencileri ve sosyal medya kullanıcıları arasında yaygın olup, günlük yaşamları önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmanın sonuçları, geleceğin sağlık çalışanları için daha sağlıklı ve üretken bir öğrenme ortamını desteklemek amacıyla eğitim ve klinik ortamlarda bu sorunun ele alınmasının ne kadar kritik olduğuna ışık tutmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Negatif Dinî Başa Çıkma Ölçeği (NDBÇ): Psikometrik Özellikler ve Teorik Ayrışabilirlik Üzerine Bir Ölçek Geliştirme Çalışması
Süheyb, Okur
Bu araştırmanın temel amacı, bireylerin travmatik yaşam olayları ve kötülük problemi karşısında Tanrı tasavvuru, kader inancı ve ilahi adalet algısı ekseninde yaşadıkları manevi gerilimleri ölçebilecek özgün bir araç geliştirmektir. Çalışma, güncel din psikolojisi literatüründe Koenig ve Carey tarafından sıklıkla eleştirilen 'ölçek kirlenmesi' sorunundan arındırılmış, geçerli ve güvenilir bir yapı sunmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda geliştirilen araç, manevi başa çıkma süreçlerini, 'huzur' veya 'iyimserlik' gibi psikolojik iyi oluş göstergeleriyle karıştırmadan saf bir teolojik ve bilişsel süreç olarak ölçmeyi amaçlamaktadır. Metodolojik bir desen çerçevesinde yürütülen çalışmanın verileri 2025- 2026 akademik yılında ilahiyat fakültesinde öğrenim gören iki bağımsız öğrenci grubundan (AFA N=163; DFA N=291) toplanmıştır. Ölçek geliştirme sürecinin başında kapsam geçerliği çalışmaları Lawshe tekniği temel alınarak yürütülmüş, ardından Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sürecinde binişiklik farkı .10’un altında olan maddeler elenerek yapı sadeleştirilmiştir. Yapısal Eşitlik Modellemesine dayalı Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) neticesinde "İçsel/Teolojik Çatışma" (bireyin Tanrı tasavvuru ve güvenine yönelik dikey bir kriz) ve "Dışsal/Adalet Sorgulaması" (bireyin kader, sistem ve sosyal adalete yönelik yatay bir mücadelesi) olmak üzere iki alt boyuttan ve 20 maddeden oluşan nihaî form doğrulanmıştır. Elde edilen uyum iyiliği değerleri (ꭓ2/sd = 3.51, CFI = .938, TLI = .930, RMSEA = .081, SRMR = .030) modelin verilerle kabul edilebilir düzeyde uyum sağladığını göstermiştir. Ölçeğin güvenirlik analizlerinde hem toplam puan (α = .976) hem de alt boyutlar (İçsel α = .957; Dışsal α = .961) için mükemmel düzeyde iç tutarlılık katsayılarına ulaşılmıştır. Ayrıca ölçeğin, "Manevi Monachopsis Ölçeği" ile gösterdiği güçlü eşzamanlı geçerlik (r = .734), geliştirilen aracın sadece yüzeysel stresi değil, ontolojik kopuşu ve manevi yersizlik hissini de tespit edebildiğini kanıtlamaktadır. Bulgular, Negatif Dinî Başa Çıkma Ölçeği'nin Türk kültürüne özgü adalet sorgulamalarını kapsayan, manevi süreçleri psikolojik sonuçlardan ayrıştırarak ölçen ve araştırmacılara tanılayıcı derinlik sunan, psikometrik açıdan güçlü bir araç olduğunu ortaya koymaktadır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Dijital Bağımlılık ve Psikolojik Sıkıntı Ekseninde Din Anlayışının İkili Rolü
Süheyb, Okur
Bu araştırmanın amacı, farklı din anlayışı boyutlarının (seküler-mesafeli, muhafazakâr-geleneksel, mistik-özcü, kurumsal-aidiyete dayalı) üniversite öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeyleri ve psikolojik sıkıntıları (duygu durumları) üzerindeki yordayıcı rolünü çok boyutlu bir perspektiften incelemektir. Alan yazında dinin koruyucu rolü bilinse de din anlayışının homojen olmayan yapısının dijital bağımlılık karşısındaki rolü belirsizdir. İlişkisel tarama modeline göre tasarlanan çalışmaya 18-35 yaş arası 456 üniversite öğrencisi (N=456) katılmıştır. Veriler, Dijital Bağımlılık Ölçeği, Duygudurum Profili ve Din Anlayışı Ölçeği ile çevrim içi toplanmıştır. Korelasyon analizi, dijital bağımlılık ile “Toplam Duygudurum Bozukluğu” arasında pozitif ve orta düzeyde bir ilişki (r = .420) göstermiştir. Çoklu regresyon analizleri sonucunda seküler-mesafeli din anlayışının hem dijital bağımlılığı (β = .109) hem de Toplam Duygudurum Bozukluğunu (β = .161) pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordadığını tespit edilmiştir. Buna karşın, muhafazakâr-geleneksel din anlayışının, Toplam Duygudurum Bozukluğunu negatif yönde (β = -.099) ve “Dinçlik-Aktiflik” alt boyutunu pozitif yönde (β = .283) anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Mistik-özcü ve kurumsal-aidiyete dayalı anlayışların anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Bulgular, seküler-mesafeli anlayışın bir risk faktörü, muhafazakâr-geleneksel anlayışın ise koruyucu bir faktör olabileceğine işaret etmektedir
- MakaleYalnız künye2026Akademik Akıl ile İnanan Kalbin Sentezi: İlahiyat Öğrencileri İçin Kur’an ile İlişki Ölçeği’nin (Kiö) Geliştirilmesi
Süheyb, Okur
İlahiyat eğitimi, doğası gereği öğrencileri “akademik aklın” eleştirel disiplini ile “inanan kalbin” manevi teslimiyeti arasında karmaşık bir sentez kurmaya zorlamaktadır. Ancak mevcut literatürdeki ölçme araçları, öğrencilerin Kur'an-ı Kerim ile kurdukları bu çok katmanlı ilişkiyi genellikle “okuma sıklığı” gibi davranışsal boyutta ele almakta, varoluşsal ve entelektüel bütünleşmeyi ölçmekte yetersiz kalmaktadır. Bu çalışma, ilahiyat fakültesi öğrencilerinin Kur'an-ı Kerim ile kurdukları ilişkinin doğasını; manevi yönelim, akademik ilgi ve bu iki alanın bütünleşmesi ekseninde değerlendirebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmek amacıyla yürütülmüştür. Metodolojik araştırma desenine sahip çalışmanın verileri, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğrenim gören lisans öğrencilerinden iki aşamalı olarak toplanmıştır. Ölçek geliştirme sürecinde, 161 öğrenciden elde edilen verilerle açımlayıcı faktör analizi (AFA), 288 öğrenciden elde edilen verilerle ise doğrulayıcı faktör analizi (DFA) gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda, toplam varyansın %63,214’ünü açıklayan, 13 madde ve üç alt boyuttan (Manevi Yönelim, Bütünleşme, Akademik İlgi) oluşan psikometrik açıdan güçlü bir yapı elde edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları, modelin mükemmel uyum iyiliği değerlerine sahip olduğunu göstermiştir (χ²/sd= 2.471, RMSEA=.072, CFI=.942). Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı (Cronbach Alpha) ise .884 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak literatüre kazandırılan “Kur'an ile İlişki Ölçeği (KİÖ)”, öğrencilerin Kur’an’ı Kerim ile kurdukları ilişkiyi sadece teknik bir okuma eylemi olarak değil, akademik merak ve manevi huşunun iç içe geçtiği bütüncül bir tecrübe olarak ölçme imkânı sunmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026A moderated mediation model of AI acceptance in healthcare: Perceived AI usage competence, AI trust, and AI anxiety
Kılınç, Mehmet
This study examined whether perceived AI usage competence is associated with AI acceptance in healthcare and whether this association is mediated by AI trust and moderated by AI anxiety. A cross-sectional, correlational survey design was used. Data were collected online from 422 adults in Türkiye who had used healthcare services within the previous six months. Perceived AI usage competence was modeled as the independent variable, AI trust as the mediating variable, AI acceptance in healthcare as the outcome variable, and AI anxiety as the moderating variable. Descriptive statistics, reliability analysis, confirmatory factor analysis, Pearson correlation analysis, and Hayes PROCESS Macro Model 8 were used to analyze the data. The findings indicated that perceived AI usage competence was positively associated with AI trust and AI acceptance in healthcare, and AI trust was positively associated with AI acceptance. The trust-mediated indirect association between perceived AI usage competence and AI acceptance was statistically significant. AI anxiety moderated both the competence–trust association and the direct competence–acceptance association, with weaker associations observed at higher levels of AI anxiety. Overall, the findings suggest that AI acceptance in healthcare is related not only to perceived technical competence but also to psychosocial factors such as trust and anxiety.
- MakaleAçık Erişim2026Social Identity in Team Sports: A Quantitative Study of University Student-Athletes
Çakır, Zekai; Uğurlu, Döndü; Sengonül, Abdullah; Yel, Kader; Güzel, Sema; Yaman, Menzure Sibel; Aktoklu, Sevda; Dilek, Ahmet Naci; Gürbüz, Cihan
The predominance of psychological approaches in sport-related social identity research highlights the need to examine social identity within a broader sociological framework, particularly in the context of team sports. This study aims to investigate the levels of social identity among university students engaged in team sports and to determine whether these levels differ across various demographic and sport-related variables. Rather than conducting a process-oriented qualitative analysis, this study examines social identity quantitatively through measured social identity levels and selected demographic and sport-related variables. The study used a quantitative descriptive survey design with a sample of 266 university students participating in amateur-level team sports. Data were collected using a personal information form and the Social Identity Questionnaire for Sport, and analysed using descriptive statistics, independent-samples t-tests, one-way ANOVA, and Spearman’s correlation analysis. The findings indicated that participants’ social identity levels were close to moderate. While no significant differences were observed with respect to gender and age, significant differences were found in favour of participants who held leadership roles, engaged in out-of-team social interaction, and had longer sport experience, as well as across different sport branches (p < .05). Furthermore, a positive and significant relationship was identified between sport experience and social identity levels. In conclusion, social identity in team sports appears to be more closely associated with social interaction, in-group roles, and accumulated sport experience than with individual demographic characteristics.
- MakaleAçık Erişim2025Sağlık Çalışanlarında Örgütsel Dışlanmanın Sonuçları: Schadenfreude Eğilimi, Verimlilik Karşıtı İş Davranışları, Sessiz İstifa ve Psikolojik Dayanıklılık İlişkisi
Kılınç, Mehmet
Bireylerin kontrolü dışındaki bazı faktörler iş ortamını karmaşık hale getirmekte ve onları işten uzaklaştırmaktadır. Bunlardan biri olduğu düşünülen örgütsel dışlanmanın olumsuz sonuçları, schadenfreude eğilimi, sessiz istifa, verimlilik karşıtı iş davranışları ve psikolojik dayanıklılık kavramlarının ele alınmasının önemini arttırmaktadır. Bu araştırmada sağlık çalışanlarında örgütsel dışlanmanın verimlilik karşıtı iş davranışları ve sessiz istifa üzerine etkisinde schadenfreude davranışının aracı rolü ile örgütsel dışlanmanın schadenfreude davranışı üzerine etkisinde psikolojik dayanıklılığın düzenleyici rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 472 sağlık çalışanına kolayda örneklem yöntemiyle ulaşılarak anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmada incelenen kavramları ölçen örgütsel dışlanma, psikolojik dayanıklılık, shadenfreude davranışı, sessiz istifa ve verimlilik karşıtı iş davranışı ölçekleri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizleri SPSS, AMOS ve Process Macro eklentileri kullanılarak yapılmıştır. Frekans analizi, güvenirlik analizi, doğrulayıcı faktör analizi (DFA), korelasyon analizi, düzenleyici ve aracılık analizi gerçekleştirilerek elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Analiz edilen veriler çerçevesinde örgütsel dışlanma ile schadenfreude davranışı arasında psikolojik dayanıklılığın düzenleyici rolü, örgütsel dışlanma ile verimlilik karşıtı iş davranışları ve sessiz istifa arasında schadenfreude davranışının aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Analiz bulgularına dayanılarak sağlık kurumlarına yönelik birtakım önerilerde bulunulmuştur.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2025A research on burnout syndrome in members of accounting profession in erzurum city
Acar, Adalet
Accounting professionals can be constantly exposed to excessive stress due to reasons such as the work they do, the current working environment, the inability to provide work-life balance, and intense pressure from regulatory institutions and organizations. This situation can cause professional members to feel burnout very often. In this context, it is important to implement both individual and organizational protection strategies together in order for individuals experiencing burnout to cope with this syndrome. The aim of this study is to determine the burnout levels of accounting professionals who continue their activities in Erzurum province and to reveal whether there is a significant difference between their socio-demographic characteristics and burnout levels. For this purpose, information is given about the concept of burnout, burnout syndrome, burnout symptoms, burnout prevention strategies and a literature review is conducted. Then, using the survey results related to the research section of the study, the results of the analysis regarding the burnout levels of Certified Public Accountants and Certified Public Accountants who continue their work in Erzurum province are given. As a result of the findings, it was determined that the burnout level of the accounting professionals participating in the research was high in the emotional exhaustion and personal accomplishment sub-dimensions and moderate in the depersonalization sub-dimension.
- MakaleAçık Erişim2025The Role of Family: Effects on Adolescents’ Body Image and Eating Attitudes
Esgin, Ozge; Erten, Tayyibe; Şahiner, Ayça
Purpose: Adolescence is a critical period of physical, cognitive, and emotional changes, during which body image and eating attitudes are shaped. This study examines the relationship between family-related factors, body image, and eating attitudes among adolescents. Methods: A cross-sectional study was conducted with 300 adolescents (133 girls, 167 boys) from three high schools in Bayburt, Türkiye. The data was obtained by researchers in classes under the supervision of teachers. Body image was assessed using the Body Cathexis and Self Scale, and eating attitudes were evaluated with the Eating Attitudes Test26 (EAT-26). Family-related characteristics, including family type, parental education, and occupation, were collected through a structured questionnaire. Data analysis was performed using the SPSS package program (version 22.0). Results: The mean Body Cathexis and Self Scale score was significantly higher in boys than girls (p0.05). Family type (p=0.009), maternal mortality (p=0.004), and paternal occupation (p=0.035) were significantly associated with eating attitudes, whereas no significant relationship was found between family-related factors and body image (p>0.05). Conclusion: Family structure and socioeconomic status influence adolescent eating attitudes, while body image appears less affected by family-related factors. Interventions targeting adolescent health should address family-based support, particularly for those experiencing maternal loss, and promote body image awareness programs, especially among girls. Future research should explore cultural and psychosocial influences on adolescent health behaviors.
- MakaleAçık Erişim2025Ortaokul Öğrencilerinde Öz-Şefkat ile Psikolojik Sağlamlık Arasındaki İlişkide Bilişsel Esnekliğin Aracı Rolü
Koçak, Lokman; Terzi, Elif
Ortaokul öğrencilerinde öz-şefkat ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolünü incelemek bu çalışmanın amacıdır. Çalışma, ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. “Kişisel Bilgi Formu”, “Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği”, “Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formu” ve “Bilişsel Esneklik Ölçeği” 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Trabzon şehrinin farklı ilçelerindeki ortaokullarda öğrenim görmekte olan 545 kız ve 485 erkek toplam 1030 öğrenciye uygulanmıştır. Veriler; SPSS 23 istatistik programı kullanılarak psikolojik sağlamlık, öz-şefkat, bilişsel esneklik arasındaki ilişkiler regresyona dayalı aracılık analizi, korelasyon analizi işe koşularak ele alınmıştır. Bootstrap yöntemi yardımıyla da sınanmak istenen aracı modeldeki doğrudan ve dolaylı etkiler tespit edilmiştir. Analiz sonuçları ele alındığında öz-şefkat ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolünün var olduğu görülmüştür. Araştırma çerçevesinde elde edilen bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılarak bu doğrultuda önerilerde bulunulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2025The Effect of Social Media Use on the Intention to Cook at Home: The Mediating Role of Self-Efficacy
Apak, Ömer Ceyhun
This study examines the effect of housewives' use of social media on their self-efficacy in cooking and their intentions to cook at home. The research was conducted using a correlational survey model, one of the quantitative research designs. The data for the study were collected through face-to-face interviews with participants from the TRA1 region (Erzurum, Erzincan, and Bayburt) in Turkey, based on voluntary participants. The data collected from 562 participants were analyzed using structural equation modeling in the AMOS program to test the hypotheses. The study's findings reveal that social media positively affects cooking self-efficacy and intention to cook at home. Social media facilitates women's access to various recipes, which is important in developing their cooking skills. Additionally, cooking self-efficacy positively influences the intention to cook at home. The findings indicate that social media use enhances women's cooking skills and increases their self-efficacy perceptions. Finally, the study shows that cooking self-efficacy plays a mediating role in the effect of social media on the intention to cook at home.
- MakaleAçık Erişim20255 Yaş Çocukların Akran İlişkileri ile Yalnızlık ve Sosyal Memnuniyetsizlikleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Akbaba, Fikrinaz Damla; Karoğlu, Hilal
Bu araştırma beş yaş grubu çocukların akran ilişkileri ile yalnızlık ve sosyal memnuniyetsizlikleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu Bayburt il merkezinde MEB’e bağlı anaokullarında ve anasınıflarında okul öncesi eğitimine devam eden 119 çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; Okul Öncesinde Akran İlişkileri Ölçeği (Öğretmen Formu), 60-72 Aylık Çocuklar İçin Yalnızlık ve Sosyal Memnuniyetsizlik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Çalışmada, çocukların akran ilişkileri ile yalnızlık ve sosyal memnuniyetsizlikleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Çocukların akran ilişkileri genel puanı, akran ilişkileri alt boyut puanları ve YSMÖ’den aldıkları puan ailedeki çocuk sayısına, anne öğrenim düzeyine ve anne çalışma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır. Çocukların cinsiyetlerine göre zorba çocuk alt boyut puanlarında anlamlı farklılaşma olduğu, erkeklerin puanlarının kızlara göre yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Akran ilişkileri genel puanının, baba öğrenim düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, zorba çocuk, arkadaşlık ve etkileşim, mağdur çocuk ve YSMÖ’den aldıkları puanların ise anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2025Deprem Sonrası Cerrahi Hemşirelerinin Algılanan Stres ve Psikolojik İyi Oluş Düzeyleri
Semerci, Vahide; Güneş, Hüseyin; Sönmez Sarı, Ebru; Beyoglu, Sakine
Amaç: Bu araştırmada, deprem sonrası cerrahi hemşirelerinin algıladıkları stres ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte planlanan bu araştırma, Türkiye’nin doğusunda yer alan bir eğitim ve araştırma hastanesinde gönüllü 241 cerrahi servis hemşireleri ile yürütüldü. Veriler; araştırmacılar tarafından 25 Eylül-15 Ekim 2023 tarihleri arasında çevrimiçi toplandı. Verilerin toplanmasında ‘‘Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ)’’ kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler için ortalama, standart sapma, min-maks değerler, sayı ve yüzde kullanıldı. Verilerin analizinde parametrik testlerden bağımsız gruplarda t testi, Tek Yönlü Anova ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Levene testi ile veri setinin homojenliği değerlendirildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Bu çalışmada hemşirelerin yaş ortalaması 33,39±7,63 (19-55)’tir. Cerrahi hemşirelerin PİOÖ puan ortalaması 38,45±9,32 ve ASÖ puan ortalaması 30,23±7,10 olduğu bulunmuştur. Hemşirelerin psikolojik iyi oluşları ve algılanan stresleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik yapılan Pearson korelasyon testi sonucuna göre, zayıf düzeyde, negatif yönde doğrusal ilişki vardır (r=-0,374, p<0,001). Sonuç: Bu çalışmada cerrahi hemşirelerinin algılanan stres ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptandı. Hemşirelerinin algılanan stres düzeyi azaldıkça psikolojik iyi oluş düzeyinin arttığı belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Psychological Resilience and Psychological Welfare In Employees
Battal, Fetullah; Öz, Halil Hakdan
The transformation of business life has changed the expectations of both employees and organizations. While employees seek to fulfill their psychological well-being in addition to their material needs, organizations expect employees to adapt quickly to change, solve problems effectively, and handle multiple responsibilities. These mutual expectations have increased the importance of psychological resilience and psychological welfare. However, the rapid pace of scientific production has made it difficult to keep up with the current literature and maintain an objective perspective, potentially leading to superficial rather than in-depth research. This study aims to objectively reveal the current state of research on psychological resilience and welfare. A bibliometric analysis was conducted using R and R Studio software. The data were obtained from the Web of Science database on January 4, 2025, by filtering studies using the terms "business," "management," and "psychology." The final dataset includes 234 publications published between 1996 and 2025. These studies utilized 13,680 references and employed 804 unique keywords. The annual growth rate of publications on the topic was found to be 47.39%. It is expected that this study will contribute to a deeper understanding of the topic, help prevent redundant publications, and provide valuable insights into the conceptual development of psychological resilience and welfare, especially in today's context of dense academic output.
- MakaleAçık Erişim2025Kamu Çalışanlarında Nepotizm, Psikolojik Sermaye ve Duygusal Tükenmişlik İlişkisi: Bayburt Örneği
Battal, Fetullah; Eraslan, Esra
Bu çalışmanın ilk amacı, nepotizm ve duygusal tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Ayrıca çalışmada psikolojik sermayenin aracılık etkisinin olup olmadığına bakılmıştır. Çalışmanın teorik kısmında, nepotizm, duygusal tükenmişlik ve psikolojik sermaye kavramları ele alınmıştır. Literatürde nepotizm, duygusal tükenmişlik ve psikolojik sermaye ile ilgili daha önce yapılan ampirik çalışmalar incelenmiş ve bu doğrultuda araştırma modeli oluşturularak hipotezler geliştirilmiştir. Hipotezleri test edebilmek amacıyla anket tekniği ile Bayburt il/ ilçe milli eğitim müdürlüğünde görev yapan yöneticilerden ve öğretmenlerden 455 adet veri toplanmış olup SPSS ve AMOS programları aracılığıyla gerekli analizler yapılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda nepotizm ile duygusal tükenmişlik ilişkisi pozitif yönlü ve anlamlı, nepotizm ile psikolojik sermaye arasındaki ilişki negatif yönlü ve anlamsız, psikolojik sermaye ile duygusal tükenmişlik arasındaki ilişki ise negatif yönlü ve anlamlı bulunmuştur. Ayrıca psikolojik sermayenin, nepotizm ile duygusal tükenmişlik ilişkinde kısmi aracılık etkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Depresyonda motor aktivitenin makine öğrenmesi ile değerlendirilmesi
Aras, Selim; Aras, Neriman; Engin, Mustafa Alptekin
Psikiyatrik hastalıkların neredeyse tümünde olduğu gibi depresyonun da klinik olarak değerlendirilmesi gözleme ve subjektif hasta şikâyetlerine dayanmaktadır. Psikomotor retardasyon (gerileme) depresyonun önde gelen semptomlarından biridir ve bunun göstergesi olarak depresyonlu hastalarda fiziksel aktivite azalır. Bu çalışmada, depresyonu olan ve olmayan bireylerin günlük fiziksel aktivite verileri ile oluşturulmuş bir veri setini referans olarak kullanarak, depresyon tanısı için makine öğrenimi temelli objektif bir tanı destekleyici yöntem geliştirmek amaçlanmıştır. Geniş bir öznitelik araştırması yapıldıktan sonra, Fisher Öznitelik Seçimi ile en iyi dört öznitelik belirlenmiş ve Toplu Torbalı Ağaç yöntemini kullanarak 0,88 doğruluk ile referans çalışmasından daha iyi bir sınıflandırma sonucu elde edilmiştir. Ayrıca, referans çalışma ile karşılaştırmak için sınırlandırılan dört öznitelikten daha fazlası seçildiğinde doğruluğun 0,90’nın üzerine çıktığı belirlenmiştir. Böylece, fiziksel aktivite verilerini kullanarak geliştirilen makine öğrenimi temelli yöntemle depresyonu olan ve olmayan bireyleri yüksek doğruluk payı ile ayırt edilmesi başarılmıştır. Bu çalışma, aktivite verilerinin depresyonda tanı destekleyici bir araç olarak kullanılabileceğine dair umut verici sonuçlar ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, fiziksel aktivite gibi farklı biyobelirteçlerin de makine öğrenimi ile birlikte kullanıldığında, psikiyatrik değerlendirmedeki objektif tanı destekleyici kriterlerin eksikliğini giderebilecek potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2024Muhasebe meslek mensuplarında duygusal emek ve örgütsel bağlılığın ilişkisi; bayburt, gümüşhane illerinde bir araştırma
Ag, Aliriza; Elmalı, Kübra; Güçlü, Esranur
Bu çalışmanın amacı, duygusal emek ve örgütsel bağlılığın muhasebe meslek mensupları üzerindeki ilişkisini ortaya çıkarmaktır. Analizler sonucunda duygusal emek ve örgütsel bağlılık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı elde edilmiştir. Duygusal emek alt boyutlarını oluşturan yüzeysel davranış, derin davranış ve samimi davranış ile örgütsel bağlılık alt boyutları olan duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık arasında ki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen analiz neticesinde, sadece samimi davranış boyutu ile devam bağlılığı boyutu arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer alt boyutlar arasında pozitif ya da negatif yönlü ilişki tespit edilmemiştir.







