Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Karaduman, Ruken(9)
- Oruç, Osman(7)
- Aytaç, Aslıhan(6)
- Erbay, Ömür(4)
- Akkoyun, Tuğba(3)
- Büyükada, Merve(3)
- Dayı, Rumeysa Bakır(3)
- Kabak, Turgay(3)
- Tiyek, Muhammet Akif(3)
- Akpinar, Ahmet(2)
- Arıcı, Şemsinur(2)
- Azili, Kenan(2)
- Dayı, Özkan(2)
- Deveci, Mutlu(2)
- Erbay, Nazire(2)
- Erzen, Mehmet Halil(2)
- Kaya, Musa(2)
- Yalçın, Fatih(2)
- Akboğa, Gökçenur(1)
- Aktaş, Ayşe(1)
- Alçın, Fatih(1)
- Aras, Zakir(1)
- Atasoy, Özge(1)
- Bahtiyar, Gul(1)
- Doğan, Uğur(1)
- Elif Düzenli(1)
- Fallaha, Mahmoud(1)
- Fidan, Mehmet(1)
- Gunduz, Osman(1)
- Gülden, Bahadır(1)
- Güzel, Ferdi(1)
- Kaplan, Kadir(1)
- Kara, Kürşad(1)
- Kartin, Emine(1)
- Katiranci, Meltem(1)
- Kavun, Mahir(1)
- Kaya, Fatih(1)
- Kayar Muslu, Ayşegül(1)
- Kodan, Hülya(1)
- Koç, Aziz Tolga(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023Kerbela vakası üzerine yazılan bir eser: şehâdet-i hazret-i hüseyin
Tiyek, Muhammet Akif
Edebiyat, toplumsal hayatta meydana gelen çeşitli olaylara şahitlik ederek gelecek nesillere kültürel aktarımda bulunmaktadır. Buradan hareketle şair ve yazarlar, sosyal hayatta meydana gelen hemen hemen her olayı eserlerine konu edinmektedirler. İslam tarihinde kuşkusuz önemli bir rolü olan, bir kırılma ya da dönüm noktası olarak ifade edilebilecek olaylardan biri de Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi sürecine giden ve daha sonra meydana gelen olaylara zemin hazırlayan Kerbela Vakası’dır. Her şair ve yazarın gönlüne dokunan bu olay Arap, Fars ve Türk edebiyatında kendisine yer edinmiş; Hz. Hüseyin’in Kerbela’da yaşadığı olayların anlatıldığı manzum, mensur ya da manzum-mensur karışık birçok eser kaleme alınmasına vesile olmuştur. Kerbela’da yaşananlara eserinde yer veren araştırmacı, şair ve yazarlardan biri de İbrahim Aczî Kendi’dir. Aczî, Kerbela’da yaşanan süreci, bu süreçten duyduğu rahatsızlığı ve üzüntüsünü dile getirmek amacıyla Şehâdet-i Hazret-i Hüseyin adlı bir eser kaleme almıştır. Bu çalışmada öncelikle Aczî’nin hayatı hakkında kısaca bilgi verilecek, akabinde mezkûr eseri tanıtılacaktır. Şekil ve muhtevasıyla ilgili genel bir değerlendirme yapıldıktan sonra söz konusu eserin, çeviri yazılı metnine yer verilecektir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Yusuf asal’ın patatesspor serisinde yer alan kitapların okunabilirliği
Kavun, Mahir
Bu araştırmanın amacı, Yusuf Asal’ın Patatesspor serisinde yer alan 15 kitabın okunabilirliğinin incelenmesi ve söz konusu kitapların; metin düzeyleri ve hangi sınıf seviyeleri için uygun olduğunun tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda Asal’ın 5’er kitaplık 3 set hâlinde yazdığı Patatesspor serisindeki kitaplar, Ateşman, Bezirci-Yılmaz ve Çetinkaya-Uzun tarafından geliştirilen okunabilirlik formülleriyle incelenmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi ile yürütülmüştür. Araştırma sırasında seride yer alan kitaplarda mizahi ögelerin yanı sıra içeriğe uygun olarak görseller kullanıldığı ve bilinen birçok tarihî kişiliğe, sanatçıya ve bilim adamına yer verildiği görülmüştür. Araştırma sonucunda 15 kitabın; Ateşman okunabilirlik formülüne göre “kolay” seviyede, Bezirci-Yılmaz okunabilirlik formülüne göre “ilköğretim” seviyesinde ve Çetinkaya-Uzun okunabilirlik formülüne göre ise “eğitsel okuma (8. ve 9. sınıf)” düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Okunabilirlik formüllerinden elde edilen verilere göre serideki kitapların ortaokul öğrencilerine önerilebileceği söylenebilir. Öğrencilere kitap önerecek öğretmen ve ebeveynlerin eserlerin okunabilirliğine ilişkin çalışmaları da dikkate almaları önerilebilir.
AtıfTR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kafka’nın ‘dava’ ve aytmatov’un ‘cengiz han’a küsen bulut’ romanlarında suçu arayan ceza
Oruç, Osman
Yerleşmiş/ideal bir hukuk düzeninde suç cezayı arar. Suçun cezayı araması hukukun işletildiğini gösterir. Oysa çalışmaya konu olan ve farklı dönemlere ve edebiyatlara ait iki romanda ters yönde bir işleyişin söz konusu olduğu görülür. 1925 yılında yayımlanan ‘Dava’ adlı romanında Franz Kafka insan aklının inşası olan ve özgürlük, adalet, demokrasi hedefleriyle yola çıkan modernizmi ve bu düşüncenin belki de en somut görünüm biçimi olan modern devleti, modern devletin bireyin bütün edimlerini gözetim altında tutan panoptik iktidarını sorgular. Bireyi sadece kamusal alanlarda değil özel alanlarda da takip eden ve bir anlamda kuşatma altında tutan iktidar ile bu gerçekliğe karşı kendi kalma savaşı veren birey arasında cereyan eden gerilim ekseninde kurgulanan romanda, aydınlanma döneminden bu yana kutsalın yerine ikame edilen aklın trajedisi ortaya konulur. Hukukun ters bir şekilde işletildiği bir yönetim anlayışının merkeze alındığı ve 1990 yılında yayımlanan ‘Cengiz Han’a Küsen Bulut’ adlı romanında Cengiz Aytmatov, diktatöryal bir düzende, kurulu düzenin devamlılığı uğruna sistemin çarkları arasında öğütülen insanların, söndürülen ocakların hikâyesini anlatır. Biri modernizmi diğeri katı bir rejimi sorgulayan/eleştiren romanlarda yozlaşmış iktidara karşı insan kalma endişesiyle hareket eden bireyin sesi duyulur. Bu çalışmada ‘Dava’ ve ‘Cengiz Han’a Küsen Bulut’ adlı romanlarda gözlenen hukukun hukuka savaş açma gerçeği, suçun cezayı değil; aksine cezanın suçu araması gerçeği ve insan aklının üretimi olan modern devletin insana yabancılaşması meselesi üzerinde durulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2023Adam blade’in canavar peşinde adlı çocuk kitaplarının on kök değer açısından incelenmesi
Kaya, Musa; Bahtiyar, Gul
Değerler eğitimi çocuğun yaşadığı topluma ait kültürel ve evrensel ögeleri fark etmesi açısından önemlidir. Milli Eğitim Bakanlığı bu anlamda 2017 eğitim öğretim programında “Değerler Eğitimi” konusunu gündeme getirmiş ve on kök değeri tespit ederek programda yer vermiştir. On kök değerin fark ettirilmesi açısından çocuk edebiyatı ürünlerinin de önemli olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, çocuk edebiyatı alanında tanınmış olan ve eserleri Türkçeye çevrilen Adam Blade’in “Canavar Peşinde” adlı seri kitaplarından seçilen kitapların on kök değer açısından incelenmesidir. Araştırmanın inceleme nesnesini Adam Blade’in Canavar Peşinde adlı kitaplarından ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiş olan 11 adet çocuk kitabı oluşturmaktadır. Yazarın seçilen çocuk kitapları nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesiyle tetkik edilmiş ve yorumlama yapılmıştır. Araştırmada elde edilen on kök değere ait veriler betimsel analizle değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda toplamda 711 adet on kök değer tespit edilmiştir. Bu değerlerin içerisinde en sık kullanılan değerler, özdenetim, yardımseverlik ve sorumluluk değerleri olmuştur.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Bir kendini bulma ve varoluşunu gerçekleştirme yolculuğu: lâmi’î çelebi’nin vâmık u azrâ mesnevisi
Karaduman, Ruken; Erzen, Mehmet Halil
Carl Gustav Jung, bireyin yaşadığı topluma ait her şeyi hafızasına kaydettiğini söyler ve buna kolektif bilinçdışı adını verir. Kolektif bilinçdışına ait öğeler tüm insanlığın geçmiş deneyimlerinin ürünüdür ve nesilden nesile miras yoluyla aktarılmıştır. Jung’un takipçilerinden olan Joseph Campbell da kolektif bilinçdışı kavramı içerisinde yer alan kahraman arketipinden hareketle farklı milletlere ait mitsel ve efsanevi metinleri incelemiş; bunun neticesinde bahsi geçen metinlerin tamamında kahramanın benzer bir serüveni yaşadığı sonucuna varmıştır. Kahramanın yolculuğu şeklinde ifade edilen bu serüven, ana karakterin hem mecazen hem de reel olarak katettiği yolun döngüselliğini ifade etmektedir. Nitekim tekrar eden belli aşamaların ardından kahraman, başladığı yere dönmekte; olay örgüsü farklı gibi görünen hikâyelerde dahi kahramanın temel macerası benzer aşamalar içermektedir. Campbell’ın monomit olarak adlandırdığı, kahramanın döngüsel yolculuğunda katettiği aşamaların bahsi geçen anlatı türlerinde olduğu gibi mesnevi türünde de ortak olduğu görülmektedir. Bu bağlamda 16. yüzyıl aşk mesnevilerinden Lamiî Çelebi’nin Vamık u Azra Mesnevisi, monomitin çekirdek birimi olarak adlandırılan ayrılma, erginlenme ve dönüş aşamaları esas alınarak incelenmiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Muzaffer Buyrukçu’nun ‘Dışardaki Rüzgâr’ Romanı Üzerine Bir Tahlil Denemesi
Deveci, Mutlu; Aytaç, Aslıhan
Yazın yaşamında toplum sorunlarına değinen Muzaffer Buyrukçu, gerçekçi bir yaklaşımın izdüşümünde şekillendirdiği eserleri ile yaratıcılığını üretkenliğe dönüştürür. Gündelik gerçekliğin farklı görünümlerini yansıttığı eserleri ile yazar, birey- toplum ilişkisi bağlamında bir yapı kurarken toplumsal açmazların bireye yansıyan yüzünü irdeler. Ayrıntıların önemine dikkat çeken yazar, dış dünya gerçekliğinin kuşatması altındaki anlatı kişilerinin psikolojik, ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel mücadelelerini detaylandırarak çıkarımlarda bulunur. Gözlemci gerçekçi yönelimi ile Muzaffer Buyrukçu, ‘Dışardaki Rüzgâr’ romanında, bireyin içinde bulunduğu sosyo- ekonomik ve sosyo- kültürel açmazları bürokratik hayat düzleminde konu edinir. Bu bağlamda roman ‘dışardalık’ kavramıyla ilişkilendirildiğinde, ben’in, öteki/ başkaları ile birlikte varoluşunu imler. Ben/ başkişi, toplumsal olana karıştığında (dışardalık), olup- bitenin sorgulamasını yaparken tiranlaşan ötekilerin davranış biçimleriyle şekillenen bürokratik hayatın pençesine yakalanır. İdealize edilen anlatı başkişisi Erdal, dışardaki’lerin rüzgâr’da yönlendirmesiyle rüzgâr’da savrulur ve böylece travmatik deneyimlerin öznesi hâline gelir. ‘Dışardaki Rüzgâr’ı, gündelik hayat gerçeğinden hareketle meydana getiren yazar; toplumsal sorunları, bireyin bakış açısını esas alarak aynalamayı tercih eder. Bu bakımdan başkişinin deneyimleri aracılığıyla sosyal adaletsizlik ile yozlaşma izlekleri çok yönlü biçimde ön plana çıkarır. Bununla birlikte bireyin dünyayı algılama biçimi ve sosyal değişimler karşısındaki görünümleri de yapı unsurları ile birlikte netleştirmeye çalışır. Olay örgüsü ise geçmişin, hâl zamandaki yansımalarıyla irdelenirken zaman ve mekân, roman kişilerine göre fonksiyonelleştirilir.
- MakaleAçık Erişim2023Platon’un İdealar Âlemi Teorisi ile Divan Şiirindeki Bazı Anlatıların Benzerlikleri
Karaduman, Ruken; Erzen, Mehmet Halil
Antik Yunan filozoflarından Platon, düşünce tarihinde oldukça önemli bir yere sahiptir. O, kendisinden sonraki birçok düşünürü derinden etkilemiş ve düşünce hareketlerinden bazılarının temellerini atmıştır. Platon’un ahlak, estetik, metafizik gibi alanlardaki görüşleri arasında geliştirdiği en dikkat çekici teorilerinden biri olan idealar teorisinde, orijinalin yani hakikatin yansıması olarak idealardan söz edilir. İdealar kuramına göre nesneler (görüngüler) ve idealar şeklinde iki farklı dünya vardır. Bedensel varlığı nesneler dünyasında yer alan insanın sahip olduğu zannına kapıldığı bilgiler birer doksa (sanı)dan başka bir şey değildir. Gerçek bilgi ancak idealar âlemine aittir. Nitekim idea; gerçek, kalıcı, sürekli ve değişmez olandır. Nesneler ise ideanın sûretinden başka bir şey değildir. Bu teorideki özellikle zaman ve mekândan bağımsız, fiziksel dünyanın ötesinde ancak bu dünya ile sıkı biçimde bağlantılı bir dünya olarak ideaların izahı, tasavvuf düşüncesiyle ve divan şiirindeki bazı metaforlar ile çeşitli noktalarda benzerlikler göstermektedir. Bilhassa Platon’un mağara alegorisinin tasavvufi okumalara imkân sunan anlatım özellikleri çağrışımın niteliğini artırmaktadır. Bu benzerliklerdeki esas nokta tasavvuftaki tecelli anlayışına paralel biçimde ideanın doğruluk, güzellik ve iyiliğin aslı kabul edilirken dünyadaki nesnelerin ise ideaların yansımaları olduğu fikridir. Buradan hareketle çalışmamızda, idealar kuramı klasik Türk şiiri bağlamında ele alınmakta; Platon’un idealar âlemi ve ilgili görüşlerinin bilhassa tasavvufi şiirlere koşut yönleri üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda Divan şairlerinin nesneler dünyası üzerine söylemlerinde sıklıkla kullandıkları rüya, ayna, fânûs-ı hayâl, zıll-ı hayâl, serab gibi motiflerin idealar kuramındaki düşünüş şekilleri ile ortaklıkları dikkat çeker. Ancak bu çalışmada tasavvufî düşünüş şekillerinin eski Yunan felsefesinden ne kadar ve nasıl etkilendiğini ortaya koymaktan ziyade divan şiirindeki bazı anlatımlara farklı bir çerçeveden bakmak amaçlanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Beden Folkloru Açısından Gagavuz Mânilerinde Kadınlar
Akkoyun, Tuğba
Bedenin ve davranışların kültürel göstergeler olarak incelendiği antropoloji, sosyoloji gibi bilimler dahilindeki çalışmalar 19. yüzyıldan itibaren takip edilebilmektedir. Konunun halk bilimi içinde değerlendirilmesi ve folklorun alt dalları olarak görülmesi ise Amerikalı halk bilimci Katharine Young tarafından 1989’da ortaya atılan beden folkloru (bodylore) terimiyle gerçekleşmiştir. Beden folkloru mensubu olduğu kültürün, bireyin bedenine yansımaları olarak düşünülebilir. Kişinin fiziksel yapısında değişiklik oluşturan dövme, kına, süs, kıyafet; dil, kulak, göbek, kaş gibi vücudun belirli yerlerine yapılan piercing uygulamaları, saç ve kıllarla ilgili işlemler, günümüz kozmetik/ plastik cerrahi işlemleri vb. tüm unsurlar çalışmalarda kültürel açıdan değerlendirilir. İnsanın temel gereksinimlerinden olan iletişimi yalnızca konuşma diliyle kurmadığı, duygu ve düşüncelerini bedeniyle de yansıttığı gerçeğinden hareket edilir. Bireyin bedeni üzerinde yaptığı geçici veya kalıcı değişikliklerin, davranışlarının kültürel temelleri ve anlam dünyası üzerinde durulur. Bedende gözlenen somut göstergeler değerlendirilerek kültürel yorumlamalar yapılır. Türk halk şiirinin anonim ürünlerinden mâniler başlangıçta ferdî birer yaratım eseridir; zamana ve mekâna bağlı olarak anonimleşirler. Fuad Köprülü’nün belirttiği üzere mâni; halk edebiyatının en eski ve umumi bir şeklidir, kökleri İslamiyet öncesine gider ve türkülere kaynaklık etmiştir. Mâninin bu kadim geçmişi ve geniş kitlelerce benimsenerek halkın ortak zevkini yansıtması, onun kültürel kodların önemli bir taşıyıcısı olarak değerlendirilmesine imkân sunar. Aşk-muhabbet temasının sıkça işlendiği mânilerde kadın; beğenilen veya beğenilmeyen fiziksel yapısı ve davranışlarıyla, ona nasıl davranılması gerektiğiyle yer alır. Bu çalışmada Gagavuz mânilerinde kadın varlığı, beden folkloru açısından ele alınmış, kadın güzelliğinin, zarafet ve doğurganlığının göstergesi olan bedensel ve davranışsal ögelerinin önemli görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2023Değerler eğitimi açısından yavuz bahadıroğlu’nun çocuk romanları ve hikâyeleri
Çetinkaya, Bayram; Gülden, Bahadır
Bu araştırmada Yavuz Bahadıroğlu’nun ilköğretim seviyesi için yazdığı çocuk romanları ve hikâyelerinin değerler eğitimi açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Eserlerde hangi değerlerin olduğu, ne sıklıkta yer aldığı ve bu değerlerin içselleştirilebilmesi için yazarın nasıl bir anlayış benimsediği tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular nitel araştırma deseniyle ve doküman analizi yöntemiyle sağlanmıştır. Çocuk romanı olarak 16, hikâye kitabı olarak da 5 adet eser incelenmiştir. Değerlere yönelik ileti sunduğu düşünülen her içerik fişlenerek temalar ortaya çıkarılmıştır. Eserlerde en sık işlenen değerler iyilik ve yardımseverlik (75), dinî değerler (70) olurken, hatadan pişmanlık duyma (38), tarih bilinci ve yurt sevgisi (36) ve acımak (35) değerleridir. En az yer verilenler ise komşuluk (4), mertlik (4), temizlik (2) ve vefa (1) değerleridir. Eserlerde yer verilen değerlerin okuyucu tarafından içselleştirilmesi için olumlu örneklerle birlikte olumsuz örneklerden de yararlanıldığı tespit edilmiştir. İçerikte sunulan değerlerin benimsenmesi için kullanılan yöntemlerden biri de değerlerin okuyucunun model alacağı ya da özdeşim kuracağı ideal karakter üzerinden sunulmasıdır. Tercih edilen bu yöntemde karakterler iyi ve kötü eksenli olmak üzere iki ayrı kutupta tasarlanmıştır. Bu nedenle yazar, değer aktarımı için salt iyilikten değil, kötülüğün de olduğu gerçeklikten yararlanmıştır.
- MakaleYalnız künye2023Yapılandırmacı yaklaşım çerçevesinde geliştirilen Türk Dili ve Edebiyatı öğretim programlarında dünya edebiyatının öğretimi
Veyis, Fatih; Kayar Muslu, Ayşegül; Yalçın, Büşra
Milletlerin kendi toplumlarına ait gelenek, görenek ve kültürlerinden beslenen edebî yaratılar milli bir edebiyatı oluştururken tüm dünya milletlerinin edebî eserlerinin oluşturduğu genel çerçeve ise dünya edebiyatı kavramıyla karşılanmaktadır. Türk milli eğitim sistemi içerisinde ortaöğretim düzeyinde öğrencilerin dünya edebiyatını tanıyabilecekleri ders Türk dili ve edebiyatı dersidir. Bu durumdan hareketle bu çalışmada yapılandırmacı öğretim yaklaşımı temel alınarak hazırlanan yakın dönem Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programlarında dünya edebiyatına ne derece ve şekilde yer verildiği incelenmiştir. Araştırma durum çalışması deseniyle yürütülmüş ve 2005, 2011, 2015, 2017 ve 2018 yıllarında hazırlanan öğretim programlarında yer alan dünya edebiyatı ile ilgili veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. 2005 ve 2011 programlarında amaç, metin seçimi ve kazanım konularında dünya edebiyatı ile ilişkilendirilebilecek veriler bulunmakla birlikte dünya edebiyatı öğretiminin sınırlı ve yüzeysel olduğu, Türk edebiyatını tür, içerik ve zihniyet açısından etkilemesi yönüyle Batı edebiyatına yönelik kazanım ve etkinliklere yer verildiği görülmüştür. 2015 ve sonrasındaki programlarda metin ve tür merkezli planlamaya geçilmesiyle birlikte belirli türlerde dünya edebiyatından metinlere yer verilmesi noktasında daha somut ve planlı bir düzenleme söz konusudur. 2015 programında dünya edebiyatından yer verilen metinler masal/fabl, destan/efsane, roman, deneme ve söylev türündedir. Bu planlamaya göre programda dünya edebiyatından 5 metin türünden alınacak 6 edebî metne yer verilirken 2017 ve 2018 programlarında bu türlere şiir, tiyatro, mektup/e-posta, hikâye de eklenerek toplamda 9 farklı türden 10 metne yer verilmiştir. İncelenen programlarda dünya edebiyatının öğretimi konusunda zamanla nicelik ve nitelik açısından gelişim olduğu görülse de programlarda dünya edebiyatı öğretimi bir sanat eğitimi yaklaşımıyla değil, Türk edebiyatı geleneğini nasıl etkilediğini karşılaştırmalı metin çalışmaları yoluyla göstermek amacıyla yer almaktadır.
- MakaleAçık Erişim2023Eflatun cem güney masallarının duyarlık eğitimi bağlamında incelenmesi
Kodan, Hülya; Kutmaral, Dilek
Bu araştırmada Eflatun Cem Güney masallarının duyarlık eğitimi bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Eflatun Cem Güney’in eserlerinden elde edilen verilerin nitel bir yaklaşımla yorumlanıp değerlendirilmesinden dolayı nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, doküman incelemesi kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Eflatun Cem Güney’in 20 masalı bu araştırmanın materyalini oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Duyarlık Kategori Formu kullanılmıştır. Sonuç olarak eserlerde geçen duyarlıkların çocukların anlam dünyasına uygun olduğu görülmüştür. Belirlenen 35 duyarlık konusunun 4’ü hariç diğerleri değişik miktarlarda eserlerde tespit edilmiştir. Bu doğrultuda incelenen eserlerin duyarlık konuları yönünden zengin olduğu tespit edilmiştir. Bu eserlerin okurlarda duyarlık konusunda farkındalık kazandırabileceği sonucuna varılmıştır. Eflatun Cem Güney’in eserlerinin duyarlık açısından zengin olmasının çocukların gelişimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çocukların kitap okuma sevgisinin ve alışkanlığının oluştuğu bu dönemde doğru iletiler içeren ve duyarlık konularında oldukça zengin olan bu eserlerle tanışmaları kişilik ve ahlaki gelişimleri açısından önem arz etmektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2022Kur’ân’in kerîm sifati
Çakır, Numan
Kur’ân’ın sahip olduğu özellikler Kur’ân’da bazen birkaç kelimeyle, bazen de geniş biçimde açıklanmıştır. Çeşitli âyetlerde Kur’ân kelimesinin sıfatı olarak “ʿaceb”, “ʿarabî”, “ʿazîm”, “hakîm”, “kerîm”, “mecîd”, “mübîn” ve “zi’z-zikr” kelimeleri varit olmuştur. Vâkıa Sûresinin 75-77. âyetlerinde yıldızların mevkilerine yemin edilerek Kur’ân’ın kerîm olduğu söylenmiş, böylece bir kitabın “kerîm” olarak nitelenmesi ilk defa Kur’ân’la başlamıştır. “Kerîm”, zamanla Kur’ân’ın en fazla kullanılan sıfatı olmuştur. Zira müslümanlar Kur’ân’dan söz ederken ona saygı ve hürmet göstererek çoğunlukla “Kur’ân-ı Kerîm” derler. Kur’ân’ın “kerîm” sıfatının hangi anlama geldiği hususunda pek çok yorum yapılmıştır. Çünkü “kerîm” lafzının Arap dilinde birçok anlamı olup müfessirler onun anlamında fikir birliği edememişlerdir. Bu makalede Kur’ân’ın “kerîm” sıfatının onun hangi özelliğini ifade ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu maksatla önce “kerîm” lafzının Arap dilindeki anlamları gösterilmiş, ardından “kerîm” sıfatının Kur’ân’da hangi anlamlarda kullanıldığı incelenmiş, son olarak da Kur’ân’ın “kerîm” sıfatının anlamı hakkında müfessirler tarafından yapılan yorumlar ele alınıp değerlendirilerek bir neticeye varılmaya gayret edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022An Analysis of Osman Çeviksoy's Stories in Terms of Ten Root Values in the Turkish Curriculum
Kaya, Musa; Arıcı, Şemsinur
This study was carried out with a qualitative research approach and was conducted to examine Osman Çeviksoy's stories in terms of ten (10) root values in the 2019 Turkish Curriculum. In the study, the data were analyzed by document analysis method and content analysis technique, evaluated in terms of frequency and interpreted. According to the research, the most used root value in Osman Çeviksoy's stories is love (f=147), and benevolence (f=131), respect (f=102), responsibility (f=94) and self-control (f=46) values, respectively. were the most common values in the work. These were followed by the values of patience (f=39), friendship (f=38), honesty (f=33), patriotism (f=20) and justice (f=17). The most used root value in the work is love, the least common values are justice and patriotism. Based on the studies carried out in the field and the findings obtained, it was concluded that Osman Çeviksoy's stories are among the important sources that can be used in the values education process, since the stories of Osman Çeviksoy have a rich quality in terms of values, and it has been stated that these works can be read by students at the secondary school level.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleYalnız künye2022Kök değerler açısından osman çeviksoy’un romanları
Kaplan, Kadir; Arıcı, Şemsinur
Osman Çeviksoy’un romanlarını kök değerler açısından incelemeyi amaçlayan bu çalışmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın inceleme materyalini Osman Çeviksoy’un Başıma Dağlar Düştü, Ömrümüz Gurbet ve Bebiha adlı romanları oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Çalışmanın sonunda, romanlarda değerlerin 204defa kullanıldığı tespit edilmiştir. En çok kullanılan kök değer sevgi (f=53) olup onu sorumluluk (f=37), yardımseverlik (f=35), saygı (f=31), dostluk (f=12), dürüstlük (f=11), öz denetim (f=8), vatanseverlik (f=7), sabır (f=6), adalet (f=4) değerleri takip etmiştir. Eserlerde, kök değerlerden en az yer verilenin adalet olduğu belirlenmiştir. Buna göre Osman Çeviksoy’un romanlarının değerler açısından zengin olduğu tespit edilmiş olup bu eserlerin değerler eğitimi açısından da önemli olduğu kanısına varılmıştır. Çalışmanın sonunda önerilere yer verilmiştir.
- MakaleYalnız künye2022Kırmızı saçlı kadın romanında iktidarın kuyusunu kazmak
Oruç, Osman
Başlangıcından, 1940’lı yıllarda daha çok sınıf çatışmalarının ele alınmaya başlandığı döneme kadar Türk romanının tematik anlamda başlıca gündemini teşkil eden Doğu-Batı meselesi, Orhan Pamuk’un ilk romanından itibaren hemen bütün romanlarında üzerinde durduğu bir konu olmuştur. Coğrafi ve kültürel olarak Doğu-Batı arasında arafta bir konumda olmanın koşullarını tecrübe eden Türk toplumunun gerçeğini romanlarında işleyen Orhan Pamuk, Kırmızı Saçlı Kadın romanını da biri Doğu’ya diğeri Batı’ya ait iki metinden hareketle inşa eder ve romanın kurgusunu Doğu ve Batı düşüncesinin iktidar-özne arasındaki ilişkiye yüklediği anlam ve bu iki olgu karşısındaki tutumları ekseninde tasarlar. Romanda baba/oğul, usta/çırak sembolleri üzerinden ele alınan iktidar ve özne arasındaki ilişki, Doğu ve Batı toplumlarının inşa ettiği ve kolektif şuuraltını yansıtan metinler/anlatılar aracılığıyla tartışma ve mukayese konusu yapılır. İktidarın temsili figürü olan baba ve ona karşı kendi olma çabası veren oğul arasındaki çatışmanın merkeze alındığı romanda iktidara itaat ve isyan kültürleri, çalışmaya konu romanın yoğun metinlerarası ilişki içerisinde bulunduğu Kral Oidipus ve Rüstem ile Sührab anlatıları bağlamında irdelenir. Bu çalışmada Kırmızı Saçlı Kadın romanında otorite/iktidar ve özne arasındaki ilişki ve oğulun otorite karşısında kendini gerçekleştirme çabası üzerinde duruldu.
- MakaleAçık Erişim2022Türk Kültüründeki Yapraklı Panayırları ile Arap Kültüründeki ‘Ukâz Panayırlarının Benzerlikleri
Ünalan, Ozlem; Ünalan, Ibrahım
Yapraklı panayırı, Çankırı’nın Yapraklı İlçesi’nde kurulmuş eski bir panayırdır. Yapraklı panayırı kurulduğu dönemlerde; Anadolu’dan, Mısır, İran ve Suriye gibi ülkelerden gelen ürünlerin ticaretinin yapıldığı önemli bir mekân hâline gelmiştir. Panayırda, eğlenceler, yarışmalar düzenlenmiş ve çeşitli kültürel etkinlikler tertip edilmiştir. Ayrıca yapraklı panayırı âşıkların sanatlarını icra ettikleri merkezlerden biri olmuştur. Önceleri ticari amaçla kurulan bu panayır, daha sonra kültürel alışverişe de sahne olmuş ve âşıklar için edebî bir muhit hâline gelmiştir. Arap halkının sosyal ve kültürel hayatında önemli gelişmeler sağlayan ‘Ukâz panayırında da ticaret, eğlence ve yarışmalar ön plana çıkmıştır. Şiir okuma yarışmaları Arap edebiyatının gelişmesinde etkili olmuştur. Yarışmada beğenilen şiirler, Kâbe’nin duvarına asılmış ve yarışmaları kazananlara çeşitli ödüller verilmiştir.Âşıklık geleneğinde, âşıkların sanatlarını ortaya koydukları Yapraklı panayırı, Arap edebiyatının gelişmesinde büyük rol oynayan ‘Ukâz panayırına benzemektedir. ‘Ukâz’da bir kabilenin şairi müşaare neticesinde kendisine ve kabilesine şöhret sağladığı gibi Yapraklı’da da muammayı çözen ve atışmalarda kendini ispatlayan şairler de aynı şöhreti sağlamıştır. Her iki panayır da gerek kuruldukları mekân ve zaman gerekse kendi edebiyatlarına katkıları bakımından birbirleriyle benzerlikler taşımaktadır. Bu çalışmada Yapraklı ve ‘Ukâz panayırlarının sosyal ve kültürel özellikleri ele alınmış, Türk ve Arap kültüründeki yeri ortaya konulmuştur. Ayrıca Yapraklı ve ‘Ukâz panayırlarının çeşitli açılardan karşılaştırılması yapılarak ortak noktaları tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Derviş Mehmed Bahtî’s Poetic Şir’atü’l-Islam Translation
Erbay, Ömür
In this study, which we have done about Terceme-i Şir‘atü’l-İslam, which is a verse translation of \rthe book of catechism and etiquette called Şir‘atü’l-İslâm ilâ Dâri’s-Selâm, which was loved and translated by the \rOttoman ulema, countless we tried to give information about the place of the work in the world of literature and \rIslam. In our study, which we have done according to the translation and analysis methods of Classical Turkish \rLiterature, the work has been prepared in forty-eight chapters by subjecting it to the same classification as the source \rbook, Şir‘atü’l-İslâm ilâ Dâri’s-Selâm, and that these chapters are prepared Hz. Muhammed. We have determined \rthat it starts with following the Sunnah of the Prophet and ends with the chapter on patient rights and procedures for \rpatient visits. We have witnessed that there are three copies of the work, one of which is a lithograph and the other is \ra handwritten copy, and two of the copies are in domestic libraries and one is in libraries abroad. As aresult of the \rexamination, we saw that the copy we brought from abroa was a darft of the auther’s line and we shaped our work \raccordingly. In our study, which included the analysis of Terceme-i Şir‘atü’l-İslâm in terms of language, form and \rcontent, we came to the conclusion that the work is a religious, sufistic, moral mesnevi.
- MakaleAçık Erişim2022Tradition and Identity Construction in Cengiz Aytmatov's Novel "The White Ship"
Oruç, Osman
Aytmatov is one of the most important novelists of the Turkic world, who managed to express the story of the Kyrgyz in all its aspects but implicitly during the Soviet Russia period. In an environment where writing, especially as a Turkic novelist under the yoke of the Soviet administration, voicing national/traditional values, bears a heavy price to pay, Aytmatov has undertaken a difficult task. He instilled in the Kyrgyz people, who lived in a colonial state, the consciousness of being a nation through national romance, and thus made them realize their "self". In this sense, the works of Cengiz Aytmatov have an irreplaceable value not only for the Kyrgyz but also for all Turkic. The dominant theme that affects almost all of these works is the theme of being able to re-create oneself despite all the negativities, embracing the future by embracing the revitalizing power of tradition and establishing a national identity in the face of "mankurtism". Aytmatov, who built his works by benefiting from the accumulation of tradition, thus wants to give a historical message to the nation he belongs to. This message includes the meaning that an imagination of the future will be created by being inspired by the past. In this study, the possibilities of constructing an identity based on the fairy tale, which is one of the carrier elements of the tradition in the author's novel “The White Ship”, were emphasized.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021The Unpublished Poetry of Nazîm the “Composer” (Three Gazels)
Büyükada, Merve
The tradition of compolling magazines, which starded in the XV. century in classical Turkish literature, continued until the beginning of the XX. century. At the end of six centuries, especially poetry journals have become one of the important reference sources for literary personalities of poets, examples of various literary genres or verse forms that are not preffered in our literature can be acccessed.Apart from this, it is possible to come across the poems whose names are mentioned in the tezkires but who did not organize the Dîvân, or the poets who are not included in the tezkires. One of these journals is the journal registered in 1127 in the Topkapı Palace Museum Treasure Library. There are 97 poets from differentcentury, is one of them. The real name of the poet is Yahyâ. He used the pen name “Halîm” for a long time, then he was given the pen name “Nazîm” by Neşâtî Dede. The death date of the poet, whose date of birth is not recorded in the sources, is mentioned as 1139/1727 in Hâtimetü’l-Eş‘âr. His only kkonwn work is his Dîvân. The poet, who was many naats in his Dîvân, is also referred to as “na’t-gû”. İn this study, after giving information about Nazîm, the journal registered in the Topkapı Palaces Museum Treasure Library1127 was mentioned, and then three gazels with the pseudonym Nazîm were punlished and presented to the researchers.
- MakaleAçık Erişim2021Dervîş Mehmed Bahtî’nin Manzum Terceme-i Şir’atü΄l-İslam’ında Bulunan İlim Öğrenme, Öğretme Faslı Üzerine Bir İnceleme
Erbay, Ömür
Dinî-ahlakî-tasavvufî bir mesnevi olan Manzum Terceme-i Şir’atü’l-İslam kırk sekiz fasıldan ibaret olup İmamzade Muhammed b. Ebi Bekr’in Şir’atü’l-islam ila dari’s-selam adlı eserinin Türkçeye manzum bir tercemesidir. Eserin üçüncü faslını oluşturan “İlim Öğrenme, Öğretmenin Sünnetleri ve Faziletleri Hakkında” adlı faslın incelenmesini konu edindiğimiz çalışmamızda, eserden hareketle; ilmin ne olduğunu, hangi ilmin kıymetli olacağını ve fayda getireceğini göstermeye gayret ederek kimlere âlim kimlere talebe denebileceğini vurguladık ve âlim, talebelerin vasıflarının ne olması gerektiğini ortaya koymaya çalıştık. Eserde; ilimden, hiçbir surette kopulmaması gerektiğinden, ilmin ehil olan kimselere verilmesi gerektiğinden bahsedilmektedir. Eser; ilmin, âlimlik vasfını muhafaza edemeyeceği düşünülen kimselerden uzak tutulmasının zaruriyeti üzerinde de durmaktadır. Ayrıca Manzum Terceme-i Şir’atü’l-İslam’da; ilmin güzel niyetle çıkılan bir yol olduğu ve bu güzel niyetin insanlığın faydasının gözetilmesi olduğu, ilim talebesinin sabır ve sebatla karşısına çıkan tüm engelleri aşabileceği vurgulanmıştır. Çalışmamızın konusunu teşkil eden ve manzum bir ilmihal olan eserin, üçüncü faslını ihtiva eden ilim öğrenme ve öğretmenin sünnetlerini içeren fasıl, talebenin hocasına daima itaat etmesi gerektiğini, onun sözlerini emir telakki etmesi gerektiğini ve talebenin öğrendiği ilmi insanlığın faydasına sunması gerektiğini vurgulayan beyitlerle sona erer.





