Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Alt birimler
Araştırmacılar(69)
- Abdulaziz, Eid
- Acar, Ayşe Nur
- Akın, Ömer Faruk
- Akyol, Aşur
- Alhouran, Hadıl Ibrahım
- Anaçoğlu, Mecit
- Aras, Zakir
- Arslan, Banur
- Artış, Abdulaziz
- Aydemir, Fatma Semiha
- Aydin, Nevzat
- Barlas, Hatice
- Birinci, Recep
- Bogha, Asmaa Al
- Boynueğri, Merve
- Çakır, Numan
- Çelik, Bayram
- Çiçek, Fatma Semiha Aydemir
- Çinici, Murat
- Dayı, Rumeysa Bakır
- Demir, Necip Sefa
- Demiryorgan, Zeynep
- Durumlu, Muhammed Selim
- Eminoğlu, Zehra
- Erbay, Ömür
- Erdem, Suat
- Ertuğrul, Resul
- Fallaha, Mahmoud
- Gözün, Ahmet Mahmut
- Hacımurtazaoğlu, Kemal
- Haçkalı, Taha Alperen
- Hasanov, Behram
- Karadağ, Fırat
- Kavalcıoğlu, Abdullah
- Kaya, Fatih
- Kaya, Kerim
- Keleş, Hatice
- Kizilay, Muhammed Emin
- Koçak, Zeki
- Köse, Fatma Tosun
- Mahmutoğlu, Yakup
- Okur, Süheyb
- Okuyan, Abdurrahman
- Pala, Nefise Selma
- Sadigov, Ramin
- Sandal, Rukiye Beyruha
- Sever, Mehmet
- Seyrek, Elif Oğuz
- Sivlim, Ayşe Aktaş
- Sözen, Hasan
- Taban, Zeyd
- Tiyek, Muhammet Akif
- Topcuoğlu, Emre
- Topyay, Yusuf
- Tuna, Üzeyir
- Türkoğlu, Hamdi
- Usta, Aynışah
- Varlı, Abdussamet
- Yardımcı, Halime Doracan
- Yıldırımer, Sabri
Birim yayınları
160 →- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1Spiritual monachopsis and depressive symptoms among university students in Türkiye: a cross-sectional study
Okur, S
- MakaleAçık Erişim2026Modern çağın tükenmişliği: Dijital bağımlılık, fiziksel ve psikolojik yorgunluğun mental iyi oluş üzerine etkisi
Süheyb, Okur
Bu araştırmanın temel amacı, dijital yorgunluğun üniversite öğrencilerinin mental iyi oluşu üzerindeki etkisini incelemektir. İlişkisel tarama modelinde desenlenen çalışmanın örneklemini, bir İlahiyat Fakültesi'nde öğrenim gören 18-35 yaş aralığındaki 508 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler, Dijital Yorgunluk Ölçeği (DYÖ) ve Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği (WEMWBS) kullanılarak toplanmış; korelasyon, t-testi, ANOVA ve çoklu doğrusal regresyon teknikleri ile analiz edilmiştir. Bulgular, dijital yorgunluk ile mental iyi oluş arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. Özellikle fiziksel/zihinsel yorgunluk boyutu, en güçlü negatif ilişkiyi sergilemiştir. Regresyon analizi, fiziksel/zihinsel yorgunluk ve psikosomatik sorunların, iyi oluşun en güçlü negatif yordayıcıları olduğunu ortaya koymuştur. Cinsiyete dayalı analizler, kadın öğrencilerin daha yüksek iyi oluş bildirdiğini, erkek öğrencilerin ise daha yüksek dijital bağımlılık düzeylerine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Paradoksal bir bulgu olarak, 31-35 yaş grubu hem dijital yorgunluk hem de mental iyi oluş açısından en yüksek düzeyleri sergilemiş; bu durum yaşam evreleriyle şekillenen karmaşık bir ilişkiye işaret etmiştir. Sonuç olarak, dijital yorgunluğun fiziksel ve somatik yansımalarının, öğrencilerde mental iyi oluşu azaltan en kritik faktörler olduğu belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Akıl ve Vahiy Arasında Alternatif Yollar: George I. Mavrodes Düşüncesinde Vahiy Modelleri
Karadağ, Fırat
Bu çalışma, dinî bilginin kaynağı ve doğrulanması meselesinde doğal teoloji-vahyedilmiş teoloji ayrımının açıklama gücünü ve yetersiz kaldığı noktaları, Mavrodes’in eleştirel yaklaşımı çerçevesinde incelemektedir. Yöntem olarak karşılaştırmalı kavram analizi, metinlerarası okuma ve nitel içerik analizi birlikte yürütülmüş; Thomas Aquinas ve John Locke’un akıl-vahiy tasnifleri, bu tasniflerin pratikteki geçirgenliği ve dinî inancın oluşumunda ortaya çıkan ara durumlar üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları, dinî inancın çoğu kez salt aklî delillendirmeye veya salt vahiy iddiasına indirgenemediğini; doğru bir inancın kusurlu temellendirmelerle bile benimsenebileceğini (yanılgılı teoloji) ve kimi gerekçelendirmelerin klasik ölçütlerle tam örtüşmeyen “gri alanlar” ürettiğini (meşru olmayan inanç) göstermektedir. Bu bağlamda Mavrodes’in nedensellik, tezahür ve iletişim modelleri, vahyi sırasıyla Tanrısal nedensellik yoluyla inanç üretimi, doğrudan ifşa/karşılaşma tecrübesi ve kişiye-bağlama özgü dilsel hitap ile aracılık ağları temelinde açıklayarak, çağdaş din felsefesinde daha çoğulcu ve geçişken bir epistemolojik çerçeve önerir.
- MakaleAçık Erişim2026Negatif Dinî Başa Çıkma Ölçeği (NDBÇ): Psikometrik Özellikler ve Teorik Ayrışabilirlik Üzerine Bir Ölçek Geliştirme Çalışması
Süheyb, Okur
Bu araştırmanın temel amacı, bireylerin travmatik yaşam olayları ve kötülük problemi karşısında Tanrı tasavvuru, kader inancı ve ilahi adalet algısı ekseninde yaşadıkları manevi gerilimleri ölçebilecek özgün bir araç geliştirmektir. Çalışma, güncel din psikolojisi literatüründe Koenig ve Carey tarafından sıklıkla eleştirilen 'ölçek kirlenmesi' sorunundan arındırılmış, geçerli ve güvenilir bir yapı sunmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda geliştirilen araç, manevi başa çıkma süreçlerini, 'huzur' veya 'iyimserlik' gibi psikolojik iyi oluş göstergeleriyle karıştırmadan saf bir teolojik ve bilişsel süreç olarak ölçmeyi amaçlamaktadır. Metodolojik bir desen çerçevesinde yürütülen çalışmanın verileri 2025- 2026 akademik yılında ilahiyat fakültesinde öğrenim gören iki bağımsız öğrenci grubundan (AFA N=163; DFA N=291) toplanmıştır. Ölçek geliştirme sürecinin başında kapsam geçerliği çalışmaları Lawshe tekniği temel alınarak yürütülmüş, ardından Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sürecinde binişiklik farkı .10’un altında olan maddeler elenerek yapı sadeleştirilmiştir. Yapısal Eşitlik Modellemesine dayalı Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) neticesinde "İçsel/Teolojik Çatışma" (bireyin Tanrı tasavvuru ve güvenine yönelik dikey bir kriz) ve "Dışsal/Adalet Sorgulaması" (bireyin kader, sistem ve sosyal adalete yönelik yatay bir mücadelesi) olmak üzere iki alt boyuttan ve 20 maddeden oluşan nihaî form doğrulanmıştır. Elde edilen uyum iyiliği değerleri (ꭓ2/sd = 3.51, CFI = .938, TLI = .930, RMSEA = .081, SRMR = .030) modelin verilerle kabul edilebilir düzeyde uyum sağladığını göstermiştir. Ölçeğin güvenirlik analizlerinde hem toplam puan (α = .976) hem de alt boyutlar (İçsel α = .957; Dışsal α = .961) için mükemmel düzeyde iç tutarlılık katsayılarına ulaşılmıştır. Ayrıca ölçeğin, "Manevi Monachopsis Ölçeği" ile gösterdiği güçlü eşzamanlı geçerlik (r = .734), geliştirilen aracın sadece yüzeysel stresi değil, ontolojik kopuşu ve manevi yersizlik hissini de tespit edebildiğini kanıtlamaktadır. Bulgular, Negatif Dinî Başa Çıkma Ölçeği'nin Türk kültürüne özgü adalet sorgulamalarını kapsayan, manevi süreçleri psikolojik sonuçlardan ayrıştırarak ölçen ve araştırmacılara tanılayıcı derinlik sunan, psikometrik açıdan güçlü bir araç olduğunu ortaya koymaktadır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2026The Conception of Sunnism and Debates on Sectarian Identity in Farīd al-Dīn ʿAṭṭār’s Manṭiq al-Ṭayr
Sever, Mehmet
This study examines the life, works, and, in particular, the sectarian identity of Farid al-Din Attar, one of the most influential figures of thirteenth-century Islamic thought and Sufi literature, whose affiliation has long been debated in academic scholarship. Attar’s sectarian belonging has become open to speculation primarily through works such as Mazhar al-Ajaib and Heaft Vadi, which were attributed to him by Shi‘i biographical writers but have been shown by modern research to be apocryphal. Although these claims are generally grounded in the pronounced devotion to the Ahl al-Bayt and the gnostic attachment to Ali evident in Attar’s writings, Mantiq al-Tayr, regarded as his principal masterpiece, provides doctrinal clarity with respect to these debates. The article offers a detailed analysis of the eulogies composed by Attar for the Four Caliphs (the Rightly Guided Caliphs) in the preface of Mantiq al-Tayr. While portraying Abu Bakr as the center of loyalty and Sufi spiritual authority, Umar as the criterion of justice and truth, Uthman as a source in which modesty and knowledge converge, and Ali as the gate of spiritual authority and gnosis, Attar remains faithful to the hierarchical and historical framework of legitimacy upheld by the Sunni Islamic tradition. His understanding of Sunnism is not confined to a narrow juridical framework; rather, it is grounded in a gnostic perspective shaped by the Khurasan-Nishapur milieu, one that places devotion to the Ahl al-Bayt at its core and reconciles the concept of spiritual authority with Sunni creed. As a result, the study demonstrates that although Attar employs a suprasectarian language, he emerges as one of the most significant representatives of the Sunni Sufi paradigm at the level of fundamental belief.
- MakaleAçık Erişim2026Bilginin Aktarımı, Güvenilirliği ve Öğretimi Bağlamında Muhaddislerle Modern Eğitimcilerin Yöntemlerinin Mukayeseli Bir Analizi
Demir, Necip Sefa
Bu çalışma, hadis ilminde bilginin aktarım süreçleri ile modern eğitim yaklaşımlarını mukayeseli bir perspektifle ele almaktadır. İslâm medeniyetinin temel disiplinlerinden biri olan hadis ilmi bilginin korunması, titizlikle değerlendirilmesi ve güvenilir bir şekilde nakledilmesi süreçlerini içeren köklü bir geleneğe sahiptir. Araştırmanın konusunu, muhaddislerin klasik rivâyet metotları ile modern eğitimin öğrenci merkezli, etkileşimli ve teknoloji odaklı yapısı arasındaki işlevsel benzerlikler ve yapısal farklar oluşturmaktadır. Çalışma, geleneksel bilgi aktarım yöntemlerinin modern pedagojik araçlarla olan ilişkisini metodolojik bir düzlemde tartışmaya açması bakımından akademik bir öneme sahiptir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden betimleyici ve tematik analiz teknikleri kullanılmıştır. Bu kapsamda muhaddislerin ve modern eğitimcilerin bilgi aktarım yöntemleri, kendi disiplinlerinin özgün bağlamları içinde ayrı ayrı analiz edilmiş ardından belirlenen temalar ışığında iki disiplin arasındaki benzerlikler ve farklılıklar mukayeseli olarak değerlendirilmiştir. Analiz sürecinde hoca-öğrenci ilişkisindeki otorite ve rehberlik dengesi, bilginin doğrulanması, dijital araçların eğitime entegrasyonu ve bilgi okuryazarlığı gibi temel izlekler ana veri setini oluşturmuştur. Elde edilen bulgular hadis usûlündeki titiz bilgi doğrulama mekanizmalarının günümüz dijital çağındaki bilgi kirliliğiyle mücadelede ve akademik dürüstlük süreçlerinde önemli bir kuramsal referans sunduğunu göstermektedir. Özellikle hoca otoritesinin merkezî bir rol oynadığı geleneksel model ile öğrenciyi merkeze alan modern pedagoji arasındaki karşılaştırma, eğitimde rehberlik ve disiplin arasındaki dengenin ilişkisini ortaya koyma açısından önemlidir. Çalışmanın teknolojik boyuttaki en somut tespiti ise klasik dönemdeki kitâbet metodunun modern uzaktan eğitim sistemleri ve dijital ders materyalleri (PDF) ile mekânsal engellerin aşılması noktasında güçlü bir işlevsel süreklilik taşıdığıdır. BAYUZEM örneğinde görüldüğü üzere hocanın hazırladığı 14 haftalık PDF ders notlarının sisteme yüklenmesi ve öğrenciye ulaştırılması, klasik kitâbet geleneğinin dijital bir formda devam ettiğini kanıtlamaktadır. Neticede rivâyetten dijitale uzanan bu bilgi yolculuğu, geçmişin etik değerleri ile geleceğin teknolojik imkânlarının birbirini tamamlayan bir sentez oluşturabileceğini netleştirmiştir. Kaynak gösterme mecburiyeti ve intihal denetimi gibi modern akademik uygulamaların, muhaddislerin bin yıl önce sistematize ettiği ilim ahlâkı, sıdk ve emanet ilkelerinin teknolojik yansımaları olduğu anlaşılmıştır. Araştırma, geleneksel ilim geleneğinin sadece tarihsel bir miras olmadığını aksine çağdaş eğitim sorunlarına pratik ve teorik çözümler üretebilecek dinamik bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur.
- MakaleAçık Erişim2026Mevlânâ’da dindarlığın niteliği: mesnevî’de sûret–mânâ temelli bir dindarlık tipolojisi
Hasanov, Behram
Bu çalışma, Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde yer alan sûret–mânâ ayrımı ekseninde dindarlığın niteliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Sosyal ve beşerî bilimler literatüründe dindarlık çoğunlukla ritüel pratikler, davranışsal göstergeler ve bilişsel kabuller üzerinden tanımlanırken, Mevlânâ dindarlığı bireyin iç dünyasında meydana gelen ahlâkî ve ruhsal dönüşüm temelinde ele almaktadır. Makalede, Mesnevî’deki ilgili beyitlerden hareketle sûreti temel alan dindarlık ile mânâyı temel alan dindarlık olmak üzere iki tipolojik yaklaşım analiz edilmektedir. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülen çalışma, metin çözümlemesine dayalı tematik analiz yöntemini benimsemektedir. Bulgular, sûreti temel alan dindarlığın ibadetleri biçimsel düzeyde yerine getiren ancak kalıcı bir ahlâkî dönüşüm üretmeyen bir yapı sergilediğini; mânâyı temel alan dindarlığın ise içselleştirilmiş iman, ahlâkî olgunlaşma ve Allah ile derinlikli bir ilişki ortaya koyduğunu göstermektedir. Çalışma, Mevlânâ’nın dindarlık anlayışının çağdaş dindarlık tipolojilerine niteliksel bir katkı sunduğunu ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026XVII. Yüzyıl Osmanlısında Rüşvet Tartışmaları: Abdülganî en-Nâblusî’nin Rüşvet Risalesinden Hareketle Bir İnceleme
Sivlim, Ayşe Aktaş
XVII. yüzyıl Osmanlı’da birtakım hararetli çekişmelerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Nitekim bu döneme damgasını vuran Kadızâdeliler hareketinin etkisiyle belli başlı konular münakaşa edilmiştir. Literatürde Kadızâdeli-Sivâsî tartışması olarak yerini bulan bu çekişme neticesinde, gündeme gelen tartışma konuların- dan biri de rüşvet olmuştur. Her ne kadar gerek ilgili dönemin bazı tarih kaynaklarında gerekse çağdaş lite- ratürde Kadızâdelilerin rüşvet aldıklarına yönelik bilgiler yer alsa da araştırmalarımıza göre taraflar arasında çekişmenin boyutu bu açıdan olmamıştır. Bilakis gerek Kadızâdeliler gerekse Sivâsîler eserlerinde rüşveti kötülemişler ve meşru kabul etmemişlerdir. Bunun yanı sıra bu dönemde yaşayan muayyen âlimler de hem bu gruplara cevap vermek hem de rüşvetin hükmünü ortaya koymak için bazı eserler kaleme almıştır. Söz konusu bu âlimlerden birisi de Şam ulemâsının meşhur sûfî fakîhi Abdülgani en-Nâblusî’dir (ö. 1143/1731). O, bu dönemde tartışılan hemen hemen tüm konulara dair müstakil eser telif ettiği gibi rüşvet konusunda da özel bir risale kaleme almıştır. Böylelikle Nâblusî rüşvete dair müstakil eser yazan sayılı âlimlerden birisi olmuştur. Bunun yanı sıra onun eseri sadece Hanefî mezhebi merkezli değil dört mezhebin görüş- lerine atıfta bulunarak yazılmıştır. Eserin adı Tahkiku’l-kadiyye fî’l-fark beyne’r-rüşveti ve’l-hediyye ale’l- mezâhibi’l-erbaa’dır. Nâblusî söz konusu eserinde rüşvetin tüm mezheplere göre ittifakla haram olduğunu ortaya koymuştur. Nâblusî’nin bu risalesinde diğer tartışma konularına yönelik yazmış olduğu eserlerindeki gibi doğrudan Kadızâdelileri hedef alan ifadelerine rastlanılmamıştır. Bu durum da Kadızâdelilerin rüşveti meşru gördüklerine yönelik ithamların doğru olmadığını desteklemektedir. Makalede Kadızâdeliler hare- keti bağlamında XVII. yüzyıldaki rüşvet tartışmaları hakkında bilgi verildikten sonra Nâblusî’nin eserinin bu münakaşalar açısından içeriği analiz edilmiş ve dönem açısından nasıl bir yeri olduğu ortaya konulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2026Klasik Dönem Hanefî Fıkıh Usûlünde Hz. Peygamber’in Fiilleri ve Sünnetin Taksîmi
Haçkalı, Taha Alperen
İslam’ın anlaşılması ve uygulanmasında Kur'an’ın ardından en önemli kaynak sünnettir. Müslümanlar, İslam'ın doğuşundan itibaren sünneti rehber edinmiş ve bu konuda zengin bir ilim geleneği oluşturmuşlardır. Özellikle Hz. Peygamber'in fiilleri, Müslümanlar için örnek olması bakımından son derece önemlidir. Bu noktada, Hz. Peygamber'in fiillerinden hangilerinin dinî olarak bağlayıcı olduğu konusu öne çıkmaktadır. Bu araştırmada, Hz. Peygamber'den sâdır olan fiillerin, ümmeti için gerekliliği meselesi, kronolojik bir yöntemle Cessâs, Debûsî, Serahsî ve Pezdevî gibi klasik dönem Hanefî usûlcülerin eserleri çerçevesinde incelenmiştir. Araştırmada, söz konusu usulcülerin mücerred fiiller konusunda “tevakkuf” veya mutlak “vücûb” yerine, delil bulunmadıkça ağırlıklı olarak “ibâha” görüşünü benimsedikleri tespit edilmiştir. Çalışmanın devamında, usûlcülerin bu yaklaşımlarının, Hanefî geleneğinde beşerî fiilleri ifade eden ‘Sünnet-i zevâid’ tasnifiyle ne derece uyumlu olduğu sorgulanmıştır. Usûl eserlerindeki teorik çerçeve ile sünnet taksimi arasındaki bu mukayese neticesinde; Sünnet-i zevâid kategorisinin, usulcülerin fiillerin bağlayıcılığına dair belirledikleri genel ilkelerle tutarlı bir zeminde yeniden değerlendirilmesi ve sınırlarının netleştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Kazan’da Yayımlanan Bir Kur’an Tercümesinin Mûsâ Cârullah’a Aidiyeti
Çakır, Numan
Bu çalışma, 2010 yılında Kazan’da Mûsâ Cârullah Bigiyef’e (1875-1949) nispet edilerek yayımlanan Kur’an tercümesinin gerçek müellifinin tespit edilmesini ele almaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında Kazan Türkleri arasında yetişen önemli bir İslam âlimi olan Mûsâ Cârullah, 1912 yılında tamamladığı Tatarca Kur’an tercümesini neşretmek istemiş; ancak dönemin muhafazakâr çevrelerinin yoğun ten- kitleri ve dinî otoritelerin baskıları nedeniyle bu hedefini gerçekleştirememiştir. Müellifin sonraki yıl- larda tercümesini yayımlamaya yönelik diğer girişimleri de sonuçsuz kalmış, 1949 yılındaki vefatının ardından mezkûr tercümenin akıbeti belirsiz olup bu hususta çeşitli ihtimaller dile getirilmiştir. 2010 yılına kadar eserin neşrine yönelik herhangi bir girişim söz konusu olmamıştır. 2010 yılında ise Ka- zan’da yayımlanan bir Kur’an tercümesi, kamuoyuna Mûsâ Cârullah’ın 1912 yılında tamamladığı ve uzun süredir kayıp olduğu düşünülen tercümesinin yeniden basımı olarak takdim edilmiştir. Ancak yapılan ilmî incelemeler, Kazan’da neşredilen eserin aslında Süleyman Tevfîk’e ait olduğunu; dolayı- sıyla Mûsâ Cârullah’a nispet edilmesinin isabetli olmadığını ortaya koymuştur. Bu makalede önce Mûsâ Cârullah’ın Kur’an tercümesiyle ilgili görüşleri, kendi hazırladığı Kur’an tercümesini yayımlama girişimleri ve bu süreçte karşılaştığı engeller ele alınmış; ardından tercümenin akıbeti hakkında ileri sürülen ihtimaller değerlendirilmiştir. Son olarak 2010 yılında Kazan’da yayımlanan Kur’an tercüme- sinin aidiyet meselesi, tarihsel veriler ve metin tahlili yöntemiyle incelenmiş ve elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında analiz edilmiştir. Bu yönüyle çalışma, Mûsâ Cârullah’ın Kur’an tercümesinin akıbetiyle ilgili tartışmalara tutarlı ve ilmî bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-29T17:14:17.906299830Z | |
| dc.date.available | 2026-10-29T17:14:17.906299830Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/10013 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | İlahiyat Fakültesi | tr |
| dc.title | Faculty of Theology | en |
| organization.identifier.code | bayburt-ilahiyat | |
| organization.unitType | faculty | |
| rdl.unit.alias | \bilahiyat fakultesi\b | |
| rdl.unit.alias | theolog | |
| rdl.unit.alias | divinity | |
| rdl.unit.alias | ilahiyat | |
| rdl.unit.alias | islamic sci | |
| rdl.unit.alias | \btheology fac(ulty)?\b |




