Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Sanat ve Tıbbın Kesişiminde Şifalı Bitkiler: Görsel Temsiller Üzerine Bir İnceleme

    Çelik, Yasemin Tümer

    Giriş: Bitkiler, antik çağlardan günümüze tedavi edici özellikleri nedeniyle insanlığın en temel şifa kaynakları arasında yer almıştır. Modern tıbbın gelişimiyle birlikte bilimsel çalışmalarda da birçok bitkinin tedavi edici etkileri görülmüş; günümüzde şifalı bitki popülaritesi tekrar artmıştır. Ancak bitkilerin rolü yalnızca sağlıkla sınırlı değildir. Kültürel semboller olarak da toplumların inanç sistemlerinde, halk anlatılarında ve sanatsal üretimlerinde yer bulmuşlardır. Bu durum, bitkileri yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda sosyokültürel ve estetik bir inceleme konusu hâline getirmiştir. Amaç: Bu çalışmada, bitkileri yalnızca tıbbi yönüyle değil, kültürel, sanatsal ve mitolojik boyutlarıyla da ele alarak doğa ve kültür arasındaki ilişkiyi disiplinler arası bir perspektifle yeniden düşünme amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada literatür tarama yöntemi kullanılmış; yerli ve yabancı bilimsel makaleler, kitaplar, lisansüstü tezler ve dijital veri tabanları incelenerek kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Bu bağlamda hem tıbbi değeri hem de sanat tarihindeki sembolik karşılıkları göz önünde bulundurularak; Adaçayı, Buğday, Çam, Defne, Dut, Elma, Haşhaş, Karanfil, Lale, Nar, Nergis, Sarımsak, Kavak, Selvi ve Zeytin bitkileri inceleme kapsamına alınmıştır. Sonuç: Yapılan incelemeler, bitkilerin sanat eserlerindeki temsillerinin sadece estetik bir tercih değil, aynı zamanda dini ve toplumsal hafızanın bir yansıması olduğunu göstermiştir. Botanik verilerin tarihsel ve sanatsal bağlamla harmanlanmasının, tıp tarihi ve kültürel çalışmalar alanında yeni araştırma olanakları sunacağı sonucuna varılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2026
    Çilek Tarlalarındaki Ortam Sıcaklığının Bal Arıları ve Yerli Tozlayıcı Arıların Aktiviteleri Üzerindeki Etkisi

    Erdogan, Ummugulsum; Erdoğan, Yaşar

    Küresel iklim değişikliğine bağlı artan sıcaklıklar, arı aktivite desenlerini ve bitkilerin tozlaşma verimliliğini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmada, ortam sıcaklığının çilek (Fragaria × ananassa) tarlalarındaki bal arıları (Apis mellifera) ve yabani polinatör arı türlerinin aktivitesi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Gözlemler, 12-22°C arasındaki sıcaklık aralıklarında farklı arı türlerinin çiçekleri ziyaret sıklıkları kaydedilerek yapılmıştır. Bulgular, A. mellifera'nın tüm sıcaklık aralıklarında gözlendiğini ve aktivite seviyesinin sıcaklık arttıkça önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Yerli türler arasında Lasioglossum spp. ve Halictus quadricinctus daha dar sıcaklık aralıklarında aktifken, Eristalis tenax daha yüksek sıcaklıklarda en yüksek aktivitesini göstermiştir. Genel olarak, bal arıları geniş bir termal toleransa sahipken, yerli arı türleri daha sınırlı sıcaklık aralıklarında faaliyet göstermektedir. Bu sonuçlar, yerli arı topluluklarının iklim değişikliğinin ilerlemesiyle tozlaşma hizmetlerinin azalması riskiyle karşı karşıya olduğunu ve bu türlerin korunmasının tarımsal sürdürülebilirlik için önemli olduğunu göstermektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleYalnız künye2026
    Evaluation of Phenotypic Traits and Essential Oil Content in Wild-Grown Achillea biebersteinii Populations in Northeastern Türkiye

    Coban, Furkan; Gül, Volkan; Çakır, Ahmet

    Achillea biebersteinii Afan., a medicinal and aromatic plant widely distributed in Türkiye, is valued for its essential oil content and bioactive compounds. This study aimed to investigate the phenotypic variation, yield performance, and essential oil content of A. biebersteinii populations collected from ten different locations in northeastern Türkiye. A total of six morphological and agronomic traits plant height (PH), inflorescence diameter (ID), stem diameter (SD), number of flowering branches (NFB), dry herbage yield (DHY), and dry flower yield (DFY) alongside essential oil content (EO), were evaluated. ANOVA results revealed statistically significant differences among locations for PH, DHY, and NFB, indicating strong environmental or genetic influences. In contrast, EO content showed no significant variation across locations, suggesting greater genetic stability. Correlation analysis indicated a strong positive association between NFB and DHY, while EO content was negatively correlated with PH and SD. Principal Component Analysis further clarified trait associations and revealed distinct groupings among locations, with L9 and L10 showing superior yield performance and L3 standing out for its high EO content. These findings highlight the substantial phenotypic and chemotypic diversity of A. biebersteinii in northeastern Türkiye and underscore the importance of location specific selection in breeding and conservation programs. The identification of high-yielding and high-quality populations provides a valuable resource for sustainable utilization of this species in medicinal and aromatic plant sectors.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Comparative evaluation of antioxidant activity and phenolic content of Lupinus albus L. (white bitter lupin, termiye) grown in different regions of Türkiye by RP-HPLC-PDA

    Kara, Yakup; Can, Zehra

    Lupinus albus L. (white bitter lupin) is an important legume species widely cultivated in the Mediterranean region. This study aimed to comparatively evaluate the antioxidant capacity and phenolic composition of L. albus samples collected from different regions of Türkiye. Samples were obtained from Konya (Centre, Akşehir, Doğanhisar), Isparta (Central), and Burdur (Central). Total phenolic content, total flavonoid content and antioxidant activities of samples were determined using FRAP and DPPH assays. Additionally, the qualitative and quantitative profiles of phenolic compounds were analyzed by RP-HPLC-PDA. The total phenolic content was determined to be in the range of 1.96–2.47 mg GAE/g, whereas flavonoids were not detected in any of the samples. The results demonstrated that Lupinus albus L. extracts exhibited notable antioxidant activity, with FRAP values ranging from 1.14 to 1.95 μmol Fe²⁺/g and DPPH (SC₅₀) values ranging from 37.98 to 56.60. The phenolic composition analysis revealed the presence of major compounds including p-hydroxybenzoic acid, p-coumaric acid, ferulic acid, chrysin, pinocembrin, and galangin. Overall, the results indicate that L. albus exhibits moderate antioxidant potential despite its relatively low phenolic content, and its phenolic composition is influenced by geographical origin.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2026
    Phytochemical profile, antioxidant potential, and cytotoxic effect of the ethanol extract of Micromeria fruticosa

    Çakır, Özlem; Topcu, Kübra Cinar; Anlar, Pinar

    In this study, the ethanol extract of dried Micromeria fruticosa (L.) Druce, commercially sourced from the Tortum Valley (Erzurum Province), was comprehensively analysed to evaluate its bioactive potential. Considering that geographical origin and botanical differences significantly influence phytochemical composition and biological activity, the use of locally sourced commercial samples provides valuable data for plant standardisation and comparative studies. The total antioxidant activity of the extract was determined as 8.84±0.10, 4.96 ±0.05, 34.64 ±0.69, and 18.27 ±0.11 mg TE/g dry weight by DPPH, FRAP, CUPRAC, and ABTS assays, respectively. The total phenolic content was 26.25 mg GAE/g dry weight, and LC-MS/MS analysis revealed a high quinic acid content (93.395 mg/g). ICP-MS analysis showed high levels of essential minerals (Na, Mg, K, Ca, Fe, and Al), while toxic elements such as Cd, Te, and Tl were below the limit of detection, and Pb and Ba were present at very low concentrations. Additionally, the extract significantly reduced A549 lung cancer cell viability in a dose-dependent manner. Overall, Tortum Valley–derived M. fruticosa represents a promising natural bioactive source, and this study highlights the impact of local botanical and environmental variations on the biological activity of the same plant species.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Rize Çay Bahçeleri İçin Tehdit Oluşturan Türkiye İçin Yeni Bir İstilacı Bitki Kaydı: Begonia cucullata Willd. var. hookeri (A.DC.) L.B.Sm. & B.G.Schub

    Sefali, Abdurrahman; Demir, İbrahim; Yapar, Yakup; Keser, Ali Murat; Yurtvermez, Bayram

    Bir alanın biyolojik çeşitliliği mevcut doğal envanterin devamlılığı için önemlidir. Benzer şekilde tarım alanlarında verimi üst düzeyde tutabilmek insanoğlu için zorunluluk haline gelmiştir. İstilacı bitkiler biyolojik çeşitliliği ve tarımı, olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmaya konu olan Begonia cucullata Willd. var. hookeri (A.DC.) L.B.Sm. & B.G.Schub taksonu, Rize ilindeki bazı çay (Camellia sinensis (L.) Kuntze) bahçelerinde doğal yollarla yayılmaya başladığı tespit edilmiştir. Yerel düzeyde çay bahçelerinin ekonomik ve tarımsal önemi göz önünde bulundurulduğunda, bu kaydın ne denli önem arz ettiği görülmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Ağır Metal Stresi Altındaki Buğday Bitkisinde Kurkuminin Antioksidan Enzim Profiline Etkisi

    Suyabatmaz, Eren; Aygün Ertürk, Filiz

    Ağır metaller, bitkilerde çeşitli fizyolojik ve biyokimyasal süreçleri olumsuz etkileyerek büyüme ve gelişim üzerinde toksik etkilere yol açabilen çevresel kirleticilerdir. Bu çalışmada, Triticum aestivum (buğday) bitkisinde kurşun (Pb, 3 mM) kaynaklı ağır metal stresinin neden olduğu oksidatif hasarın hafifletilmesinde kurkuminin (0, 10 ve 20 μM) olası koruyucu etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, kurkuminin, stres altındaki bitkide antioksidan enzim aktiviteleri [süperoksit dismutaz (SOD) ve katalaz (CAT)] ile lipit peroksidasyonunun bir göstergesi olan malondialdehit (MDA) düzeyleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bulgular, ağır metal stresi altındaki buğdayda kurkumin uygulamasının SOD ve CAT aktivitelerini anlamlı şekilde artırdığını ve MDA seviyelerini azalttığını (p<0,05) göstermiştir. 20 μM kurkumin dozunun en yüksek koruyucu etkiyi sağladığı ve oksidatif stresin azaltılmasında belirgin bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, kurkuminin ağır metal kaynaklı oksidatif hasarı hafifletme ve bitkilerin savunma mekanizmalarını güçlendirme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Interspecific diversity of endemic Cirsium sommieri Petr.

    Sefali, Abdurrahman; Yapar, Yakup

    The genus Cirsium is highly polymorphic, and its members often show surprising variations. Cirsium sommieri, an endemic plant in eastern Türkiye, is one of them. An interesting population of Cirsium sommieri was examined morphologically. The distribution of the species in Türkiye was examined, and the samples were compared. And also, some morphological characters, such as leaves, involucre, phyllaries, and achene morphology, were examined comparatively. The geographical distribution of this species is given.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Trachystemon orientalis (L.) G. Don bitkisinin antioksidan aktivite, toplam fenolik madde içeriği ve a-glukozidaz enzimi inhibisyon potansiyelinin araştırılması

    Cebeci, Fatma; Erten, Tayyibe

    Amaç: Bu çalışmanın amacı Trachystemon orientalis (L.) G.Don bitkisini yaprak, sap ve rizom olarak 3 kısma ayırıp, bu kısımların protein içeriğini, antioksidan aktivitesini, toplam fenolik madde içeriğini ve α- glukozidaz inhibisyon oranını belirlemektir. Materyal ve Yöntem: Bitkinin proksimet analizleri Association of Official Analytical Chemists’in (AOAC) metotlarına göre yapılmıştır. Antioksidan aktivite, toplam fenolik madde analizleri ve α- glukosidaz inhibisyonunun belirlenmesinde ise spektrofotometrik yöntemler kullanılmıştır. Örnekler arasındaki farklılıkların değerlendirilmesinde tek yönlü ANOVA ve Tukey testi uygulanmıştır (p<0,05). Tartışma ve Sonuç: Bitkinin yaprak, sap ve rizom kısımlarının içerdiği kül ve kuru madde oranları istatistiksel olarak anlamlı farklılık içermektedir. Buna karşın protein oranı en çok yaprak kısmından elde edilirken (%15,67), sap ve rizom kısımlarında önemli bir fark görülmemiştir. DPPH ve ABTS yöntemleriyle antioksidan aktivitesi ölçüldüğünde; en yüksek antioksidan aktivite rizom kısmında, ardından sırasıyla yaprak ve sap kısımlarında görülmüştür (p<0,05). Yaprak, sap, rizom kısımlarının toplam fenolik madde içeriği, antioksidan aktivite sonuçlarıyla paralellik göstermektedir. Toplam fenolik madde içeriği rizom>yaprak>sap şeklinde, sırasıyla 2,78 ± 0,04; 1,11 ± 0,06 ve 0,81 ± 0,07 mg GAE/ g taze ağırlık olarak bulunmuştur. Yaprak (%52,06 ± 2,87) ve rizom (%54,34 ± 1,10) ekstraktlarının α-glukozidaz inhibisyon değerleri standart α-glukozidaz inhibitörü olan akarboza (%43,05 ±1,27) göre daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak bu çalışma, Trachystemon orientalis (L.) G. Don bitkisinin protein içeriği açısından önemli olduğunu; antioksidan ve antidiyabetik özellikleriyle insan sağlığını destekleyebileceğini ortaya koymuştur.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2024
    Berberis Fruit Extracts in Marinated Meat: Quality Effects

    Çakır, Özlem; Topcu, Kübra Cinar; Fettahoğlu, Kübra

    In this study, the effects of the fruit extracts Berberis vulgaris L. and Berberis crataegina DC. on the quality of the meat were evaluated. According to the results of antioxidant activity analyses, the antioxidant activities of B. vulgaris and B. crataegina fruit extracts were determined as 81.29 ± 14.14% and 78.97 ± 0.39%, respectively. The phenolic content of B. vulgaris fruit extract was found to be 1707.88 ± 60.10 mg GAE/g, while the phenolic content of B. crataegina fruit extract was 83.64 ± 1.61 mg GAE/g (p<0.01). These differences indicate significant diversity in phenolic compounds among plant species. pH values of meat samples marinated with B. vulgaris extract showed a gradual decrease over time. For instance, at the 3rd hour, the pH value of meat samples marinated with B. vulgaris was determined as 4.42 ± 0.05 (p<0.01). At the end of storage, TBARS values were determined as (1.54±0.13; 0.41±0.11; and 0.19±0.02 mg MDA/kg) in the control, B. crataegina and B. vulgaris groups, respectively (p<0.01). A significant reduction in Total Aerobic Mesophilic Bacteria (TAMB) count was observed in meat samples marinated with B. vulgaris extract. For example, at the end of the 12th day, the TAMB count was determined as 8.95 ± 0.07 log CFU/g in the control group, while it was 5.74 ± 0.06 log CFU/g in meat samples marinated with B. vulgaris extract (p<0.01). These data demonstrate the potential of Berberis vulgaris and Berberis crataegina fruit extracts to improve meat quality. With their antioxidant activities, phenolic contents, pH effects, and microbial inhibition, these extracts can be considered important natural components to use in the meat industry.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Fatty acid compositions and oil ratio of different species from the Brassicaceae

    Onemli, Fadul; Gıdık, Betül

    Crude lipid has become one of the most significant demands of nations in recent years, oil crops and their lipid yield are becoming more and more vital. The composition of fatty acids reveals the caliber of oil crops. This study aims to determine and compare the oil content and fatty acid compositions of S. arvensis, B. nigra, B. napus, S. alba and C. sativa plants. It was determined that the oil ratios of the samples belonging to the B.nigra species varied between 27.132% and 29.350%, and the oil ratios of the samples belonging to the S. arvensis species varied between 27.495% and 28.855%. It was determined that the oil ratios of the samples belonging to the B.nigra species varied between 27.132% and 29.350%, and the oil ratios of the samples belonging to the S. arvensis species varied between 27.495% and 28.855%. Erucic acid value was determined to be highest in S. arvensis species, oleic and linoleic acids in B. napus, and linolenic acid in C. sativa. The data obtained showed that the oil ratios and fatty acid compositions of S. arvensis and B. nigra were very close to the values obtained from B. napus, S. alba and C. sativa, which were used as standards and grown as cultivated plants in this study. This suggests that the wild plants S. arvensis and B. nigra have the potential to be cultivated.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Lisansüstü Öğrencilerinin Kendini Yönetme Becerilerine Yönelik Nitel Bir Araştırma

    Esmer, Yusuf; Arıbaş, Ayşe Nihan

    Bireylerin hem özel yaşamlarında hem de iş yaşamlarında başarılı olabilmeleri için kendini yönetme becerisine sahip olmaları gerekmektedir. Kendini yönetme becerisi, eğitim hayatı ile başlamakta ve çalışma hayatı ile devam etmektedir. Öğrencilik yaşamında kendini yönetebilme becerisi kazanan bireylerin, eğitim hayatından sonraki aşamalarda da karşılaşılması muhtemel sorunlarla mücadele etme noktasında daha başarılı olabilecekleri söylenebilmektedir. Bu çalışmanın amacı iş dünyası için önemli bir insan kaynağı olan lisansüstü öğrencilerinin kendini yönetme becerilerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada nitel araştırma yöntemi kapsamında görüşme tekniği tercih edilmiştir. Araştırmada öğrencilerin amaçları, hedefleri, misyonları, vizyonları, sahip oldukları değerler, sorumluluklar, hayatlarının dönüm noktası, stratejileri, güçlü ve zayıf yönleri ile tehdit ve fırsat algılarına yönelik 12 sorudan oluşan bir soru formu kullanılmıştır. Bayburt Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Organik Tarım İşletmeciliği Anabilim Dalı`nda yüksek lisans ve doktora öğrenimi gören 25 öğrenciden veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, içerik analizine tabi tutularak öğrencilerin kendini yönetmeye yönelik algıları belirlenmiştir. Kendini yönetme konusunda genel olarak öne çıkan kavramların; kendini geliştirme, uzmanlaşma, dürüstlük, azim, kararlılık, üniversite, aile, sürekli öğrenme ve akademik derece olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, öğrencilerin kendini yönetme algılarından hareketle lisansüstü öğrencilerinin kendini yönetme becerisine sahip oldukları söylenebilmektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Maun, Dut ve Kızılağaç Odunlarının Toprakta Gelişen Çeşitli Zararlı Organizmalara Karşı Maruz Kalması Sonrasında Meydana Gelen Renk Özelliklerinin Belirlenmesi

    Ayata, Ümit; Ulay, Göksel

    Her ağaç türü farklı yapısal özelliklere sahip olduğundan dolayı, aynı aktif toprak ortamında bulunan ve bu ortamda gelişen çeşitli zararlı organizmalara karşı farklı bir direnç özelliği sergilemektedir. Bu çalışmada, dut, maun ve kızılağaç odunlarına ait olan deney örnekleri aktif olan toprak ortamındaki 12 hafta sürenin renk özellikleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Bekletme süresinin tamamlanmasının ardından, deney numuneleri toprak içinde kalan kısımları çıkarılmıştır. Akabinde su ile yıkanarak, iklimlendirme kabininde kurutulmuştur. Daha sonra deney örnekleri üzerinde renk parametrelerine ait olan ölçümler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, b*, L*, C*, a* ve ho parametreleri için varyans analizi sonuçları anlamlı olarak elde edilmiştir. Toplam renk farkı değerlerinde ise en düşük kızılağaçta ∆E*: 11.54 olarak elde edilirken, maun odununda ∆E*: 18.11 ve dut ahşabında ∆E*: 19.07 olarak bulunmuştur. Her üç ağaç türü için aktif toprağa maruz kalması sonrasında L*, a*, b* ve C* değerlerinin azaldığı görülmüştür. ho değerinde ise maun ve kızılağaç odunlarında artışlar görülmüş, dut odununda ise azalmalar elde edilmiştir. Yapılan toprak testinin ahşap malzemelerin yapısal özellikleri ile sahip oldukları doğal renginde değişikliklere sebep olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2023
    Bayburt İlinde Yetişen Yabani Meyvelerin Tespiti ve Bazı İncelemeler

    Sefali, Abdurrahman

    Bu çalışmada, 2019–2021 yılları arasında Bayburt ilinde tespit edilen 11 familyanın 20 cinsine ait 54 odunsu, etli, yabani meyve bulunduran takson verilmiştir. 54 taksonun 4’ü (%7,4) endemiktir. Tespit edilen taksonların fitocoğrafik bölgelere göre dağılımları şöyledir; %67’si çok bölgeli ya da bölgesi bilinmeyenler, %15’i Akdeniz, %9’u İran-Turan, %7’si Karadeniz ve % 1’i ise Hirkanya-Karadeniz fitocoğrafik bölge elementidir. Alan içerisinde en fazla takson sayısına sahip familya, 30 takson ile Rosaceae (%56) olmuştur. 7 takson sayısına sahip olan Rosa en yaygın cinstir. Ayrıca 8 takson Bayburt ili için yeni kayıt olarak verilmiştir. Boz ayı (Ursus arctos Linneaus, 1758) ve kaya sansarı (Martes foina Linnaeus, 1758)’nın yabani meyve ağaçlarının yakınında dışkıları tespit edilmiştir. Bayburt şehir pazarında ise alıç (Crataegus x bornmuelleri Zabel ex K.I.Chr. &amp; Ziel., C. orientalis Pall. ex M.Bieb. subsp. orientalis ve C. tanacetifolia (Poir.) Pers.), elma (Malus sylvestris (L.) Mill. subsp. orientalis (Uglitzk.) Browic var. orientalis), armut (Pyrus elaeagnifolia Pall. subsp. kotschyana (Boiss.) Browicz), yunuseriği (Prunus divaricata Ledeb. var. divaricata), çakal eriği (P. spinosa L.) ve kuşburnu (Rosa ssp.) türleri Bayburt şehir pazarında satılmaktadır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    DERİN ÖTEKTİK ÇÖZÜCÜNÜN Rheum ribes KÖKLERİNDEN FENOLİK BİLEŞİK EKSTRAKSİYONU ÜZERİNE ETKİSİ

    Kantar, Naciye Kutlu

    Bu çalışmada ışkın bitkisi (Rheum ribes) köklerinden biyoaktif bileşik eldesinde farklı çözücü tipleri değerlendirilmiştir. Yeşil çözücü olarak kolin klorür ve laktik asit ile hazırlanan farklı molar oranda (1:1, 1:2, 1:3) derin ötektik çözücüler ve su kullanılmıştır. Toplam fenolik bileşik miktarı derin ötektik çözücü ile etanol ekstraktına benzer olarak yüksek bulunmuştur. Toplam flavonoid bileşik ekstraksiyonunda en yüksek değer etanol ile elde edilirken ikinci sırada derin ötektik çözücü gelmektedir. Antioksidan aktivite üzerine ise en etkili çözücünün derin ötektik çözücü (1:3) olduğu saptanmıştır. Ek olarak temel bileşen analizi ile farklı çözücüler kullanılarak hazırlanan ışkın ekstraktlarının biyoaktif içerik (toplam fenolik, toplam flavonoid bileşik, antioksidan aktivite) açısından benzerlik/farklılıkları değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, ışkından biyoaktif bileşik ekstraksiyonunda organik çözücülere alternatif olarak derin ötektik çözücünün kullanımı uygun bulunmuştur.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Ultrasonic extraction conditions using response surface methodology: total phenolic content of bee pollen

    Sahin, Huseyin; Can, Zehra; Gürgen, Ayşenur; Kara, Yakup

    Bee pollen plays a significant role in bee nutrition, bee population sustainability, pollination processes, and its health and nutritional benefits for humans. It contains protein, vitamins, minerals, and antioxidants, offering valuable nutritional properties. The total phenolic content (TPC) is an important parameter in determining the nutritional and health value of pollen. The presence of high levels of phenolic compounds in pollen enhances their health benefits and can provide protective effects against diseases by combating oxidative stress. In the study, ultrasonic extraction conditions for pollen were optimized using the Response Surface Method to maximize TPC. The experimental study was designed according to Box-Behnken design: 30–70% ethanol ratio, 5–15 min of extraction time, and 10–20% ultrasonic amplitude modulation (AM). The TPC of the obtained extracts were determined using the Folin-Ciocalteu procedure. The optimal extraction conditions were predicted as 60.012% ethanol ratio, 11.054 min, and 19.160% AM for reaching 9.572 mg/GAE g extract.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Türkiye Florası İçin Yeni Bir Melez Bitki Taksonu Kaydı: Rorippa × anceps (Wahlenb.) Rchb. (Brassicaceae)

    Sefali, Abdurrahman; Eroğlu, Huseyin

    Bu çalışmada, Doğu Anadolu Bölgesi’nden toplanıp Edinburgh herbaryumunda herbaryum örneği olmasına rağmen Türkiye Florası'na eklenmemiş olan Rorippa × anceps melez taksonunun varlığı belirlenmiştir. Takson Türkiye’nin Van ilinden toplanmış, teşhisi yapılınca Rorippa × anceps taksonu olduğu belirlenmiş, dijital herbaryumlar tarandığında ise bu bitkinin daha önce Iğdır ilinden toplandığı ancak Türkiye Florası’na eklenmediği belirlenmiştir. Bitkinin betimi bu çalışmada toplanan örnekler üzerinden yeniden düzenlenmiş, tohum ve polenlere ait mikromorfolojik veriler ve SEM görüntüleri eklenmiştir.

  • MakaleYalnız künye2022
    Bayburt’un Monokotiledon Petaloid Geofitleri

    Sefali, Abdurrahman

    Bu çalışmada, 2019–2021 yılları arasında Bayburt ilinden tespit edilen 10 familyanın 26 cinsine ait 94 monokotil petaloid takson verilmiştir. 94 taksonun 24’ü (%26) endemiktir. Tespit edilen taksonların fitocoğrafik bölgelere göre dağılımları şöyledir; %43 İran- Turan, %23 Avrupa-Sibirya, %8 Akdeniz fitocoğrafik bölge elementleri ve %26 çok bölgeli ya da bölgesi bilinmeyenler şeklindedir. Araştırma alanındaki yaygınlık oranlarına bakıldığında; %25 ile en fazla takson sayısına sahip olan Amaryllidaceae, %23 ile Asparagaceae, %15 ile Iridace, %14 ile Liliaceae ve Orchidaceae, %6 ile Colchicaceae, %1 ile Asphodelaceae, Araceae, Melanthiaceae ve Alismataceae’dir. 23 takson sayısı ile (%25) Allium en yaygın cinstir. Taksonların %65’i soğanlı, %17’si kormlu, %14’ü yumrulu ve %4’ü ise rizomludur. Mevsimsel çiçeklenme periyoduna göre taksonların %93’ü erken ilkbahar ve ilkbahar dönemlerinde, %7’si sonbahar aylarında çiçeklenir. Ayrıca 20 takson Bayburt için yeni kayıt olarak verilmiştir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Determining the Yield and Yield Components of Some Local Potato Genotypes Grown in the North Eastern Anatolia Region

    Sefaoğlu, Fırat; Gül, Volkan

    This study was carried out in 2018 to examine the yield and yield components of 8 potato genotypes (Kanursu, Aşkar, Çamlı, Akbulut, Yukarıkızı, Incili, Erikdibi, and Nisantası) and 2 potato varieties (Agria and Lady Olympia) procured in the ecological conditions of Bayburt, Turkey. The experimental work was conducted in trial ground at the Experimental Station of the University of Bayburt (Turkey). The research was designed in random blocks with three replications. As a result of the study, the highest number of stems per plant (6.7), tuber yield per hectare (15.19 tons), number of tubers per plant (8.47), and tuber yield per plant (357.01 g) were found to be in the genotype Akbulut; the highest ratio of large tuber (28.27%) in the genotype Konursu; and the highest ratio of medium tuber (85.22%) in the genotype Çamlıkoz. This study; Although the best potato yield was obtained from the Akbulut genotype on a regional basis, these data are a pioneer for other future studies to determine the cultivar candidates needed in the development of domestic potato cultivars.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Farklı substratlar, Pleurotus ostreatus'un antioksidan özelliklerini ve antimikrobiyal aktivitesini etkiler mi?

    Karaoğlu, Şengül Alpay; Peksen, Aysun; Can, Zehra; Bozdeveci, Arif; Avcı, Sibel

    Öz: Bu çalışmanın amacı, yetiştirme ortamının Pleurotus ostreatus (Jacq. ex Fr.) P. Kumm.'un antioksidan özellikleri ve antimikrobiyal aktiviteleri üzerindeki etkisini belirlemektir. Çalışmada beş adet talaş (%80) ve atık (%20 Çay Atığı veya Buğday Kepeği) ile farklı oranlarda (%80 Talaş + %20 TW, %80 Talaş + 20% GW) yetiştirme substratları hazırlanmıştır. Toplam 19 farklı ortamda yetiştirilen P. ostreatus'tan elde edilen metanol ekstraktların, mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal aktiviteleri agar kuyu difüzyon tekniği ile test edildi. Toplam fenolik içerik, Folin-Ciocalteau prosedürü kullanılarak ölçülmüştür. Antioksidan kapasitesi, DPPH'nin ferrik indirgeyici antioksidan gücü (FRAP) ve serbest radikal süpürücü aktivitesi kullanılarak belirlendi.. 80QS+20TW substratından elde edilen mantarların metanol ekstraktının bu çalışmada incelenen tüm mikrooganizmalara karşı en etkili ekstrakt olduğu belirlendi. Farklı substratlar üzerinde yetiştirilen mantar ekstraktlarının antioksidan içerikleri arasında önemli farklılıklar (P

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele