Koleksiyon/r/bayburt/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • MakaleAçık Erişim2024
    Investigation of The Effect of Molding Material Difference on Design in GGG70 Ductile Cast Iron Production

    Colak, Murat; Keskin, Muhammet Emin; Durmuş, Melek; Şekerden, Mete

    The casting process involves filling a prepared mould cavity with molten metal, which takes the shape of the container. While the liquid metal takes the shape of the container it is in, the method is attractive, while the volumetric changes during the liquid-solid transformation reveal the importance of moulding design for the manufacture of solid parts. Especially in cast irons, moulds with the same design may produce different results depending on the changing casting and foundry conditions because the volumetric change that occurs during the solidification of ductile cast irons is affected by many parameters and develops differently than in steel and aluminium castings. This study used model wet and resin molding materials to create single and double-riser moulding and castings with different section thicknesses. The importance of the type of mold material used in castings and the number of feeders for the robust production of the cast part was evaluated using experimental and modeling techniques. When the results were examined, it was seen that the shrinkage risk was lower with resin mould than with green sand moulding. In addition, depending on the riser connection point, the importance of the riser neck has emerged.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Refractive Index Sensor Based on Terahertz Metamaterial Absorber with High Sensitivity and Quality Factor for Sensing Applications

    Teber, Ahmet

    This research describes and assesses a terahertz metamaterial absorber (TMA) with a simple and easy-to-produce structure consisting of gold-silicon (optical)-gold design as a refractive index sensing. Due to the high field limitation in the detection regime, electromagnetic (EM) wave’s absorption reaches 99.40% at a frequency of 3.719 THz, including a significant quality factor (Q-Factor) of 65.77 and a figure of merit, FoM, of 21.49. The TMA has an remarkable sensitivity of 1.215 THz/RIU and can be used as a refractive index sensor (RIS). The proposed metamaterial absorber-based sensor is susceptible to refractive index changes (1.00 to 1.05) in the surrounding medium. For the physical absorption mechanism, the fundamental absorption peak is mainly due to the simultaneous occurrence of electric and magnetic dipole resonances. The proposed absorber has the feature of being an excellent RIS due to its sensing and detection applications.

    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Aktif Yaşlanmanın Başarısı: Kuşaklararası Dayanışma

    Alpay, Ahmed Hamza

    Bu makalede, yaşlanmanın gerçekliğinden hareketle, aktif yaşlanmanın bireysel ve toplumsal dinamiklerinin kuşaklararası dayanışmaya olan etkileri incelenecektir. Bu makalede, yaşlanma fırsatı ve böyle bir konunun sorgulanma yollarından olan aktif yaşlanma ve kuşaklararası dayanışma; yaşlanma alanında bireyin benlik hissine atıfta bulunur. Aktif yaşlanmada belirlenen fırsatlardan elde edilen sonuçları bütünleştirmek için yenilikçi bir yaklaşım aranırken, yaşlananlar için yapı; etkili yaşlanma ve sağlıklı yaşam sonuçları elde etmeye odaklanmadır. Kuşaklararası dayanışmada çeşitli bireysel ve bağlamsal özelliklerle ilgili farklılıklar, çerçevenin fırsat boyutu, belki de gelişim hedeflerinde en belirgin olanıdır. Bu makaledeki literatür taraması, alternatif yaklaşımların araştırılması ve yaşlanma olgusundaki kavramsal ikilemlerin aşılmasına çalışır. Bu makalede, yaşlanma olgusu literatürünü özetleme stratejisi; aktif yaşlanmanın karakterize edildiği kuşaklararası dayanışmada istikrarlı değişimi teşvik eder. Bu makalenin bulgularında; yaşlılıkta sosyal değişim, kuşaklararası dayanışma için özel bir önem kazanır. Aktif yaşlanmanın aktarmaya çalıştığı anlam; kapsamlı sosyal etkileşime dâhil olmayı gerektiren kuşaklararası dayanışma arzusunda ifade edilir. Bu doğrultuda, aktif yaşlanmadaki değişimin kaçınılmazlığı; kuşaklararası dayanışmaya rehberlik sunmak için zemin hazırlar. Böylece daha farklı seviyelerde tanımlanan yetkinlikler otantik olandan mevcut inisiyatife kadar izlenebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2024
    A1.1 Intangible Cultural Heritage Elements in Turkish Textbooks (Maarif Turkish Example)

    Kaplan, Kadir; Bilgin, Ahmet

    This study, which aims to examine the intangible cultural heritage elements in the A1.1 Maarif Turkish textbooks prepared by the Maarif Foundation, used an actual case study from qualitative research designs. Criterion sampling, one of the purposive sampling methods, was preferred as the object of investigation, and A1.1 level primary, middle, and high school textbooks prepared by the Maarif Foundation in 2021 were used. ICH list was used as a data collection tool, and the textbooks’ activities were analyzed in line with this list. Descriptive content analysis was used to analyze the collected data. Knowledge and practices related to nature and the universe, performing arts, rituals and feasts, oral traditions and narratives, social practices, handicraft tradition, place names on the temporary list, mixed heritage, and natural heritage were identified as the main themes in the list and descriptive analysis was carried out according to these themes. It was concluded that in all of the textbooks examined, greetings under the upper element of ICH oral traditions and expressions were given more space, the diversity of ICH elements increased as the level of education increased, and greetings from ICH elements were quantitatively given enough space. In contrast, other elements weren’t given enough space.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Zincir marketlerin türkiye perakende sektöründeki rolü

    Kara, Adnan

    Zincir marketler perakendecilik hizmetler pazarında önemli bir yer tutmaktadır. Zincir marketler, perakendecilik hizmetlerini daha verimli hale getirmekte ve tüketicilere kolaylıklar sağlamaktadır. Dünya genelinde perakende büyük zincir marketler perakende pazarının çoğunu elinde tutmaktadır. Ayrıca zincir marketlerin kendilerine ait olan perakendeci markaları da rekabette üretici markalarının önüne geçmektedir. Zincir marketler kazandıkları rekabetçi üstünlükleri kaybetmemek için marka yatırımlarına devam etmektedir. Bu çalışmada Türkiye perakendecilik sektörünün pazar yapısı analizi, zincir marketlerin markalaşmaları ve performansları araştırılmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler ikincil kaynaklardan elde edilerek analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Özel olarak Türkiye’de en yüksek pazar payına sahip BİM’e ait marka ve performans göstergeleri arasındaki ilişki korelasyon analizi ile test edilmiştir. Araştırma bulgularında Türkiye perakende sektöründe ilk üç zincir marketlerin pazarın neredeyse yarısına sahip olduğu ve pazar yoğunlaşmasının yüksek olduğu belirlenmiştir. Perakendeci markalarının sayısının giderek arttığı ve tüketicilerde mağaza sadakati oluşturarak zincir marketlerin pazar payı artışına katkıda bulunduğu belirlenmiştir. Son olarak BİM’in performans göstergelerinden marka değeri ile kar oranları arasında negatif yönlü ilişki, satışlar ile marka sayıları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex6TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Muhasebe Eğitiminde Ters Yüz Edilmiş Sınıf Modeline Yönelik Sağlık Yönetimi Bölümü Öğrencilerinin Tutumlarının İncelenmesi

    Cil Kocyigit, Seyhan; Akgün, Emre

    Bu çalışma, meslek hayatlarında muhasebe ile sıkı bir ilişkisi olması beklenen sağlık yönetimi bölümü öğrencilerinin, muhasebe eğitiminde ters yüz edilmiş sınıf modeline yönelik tutumlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bayburt Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölümü’nde öğrenim gören 175 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmaya katılmayı kabul eden 161 öğrenci üzerinde çalışma yürütülmüştür. Çalışmada öğrencilerin muhasebe eğitiminde ters yüz edilmiş sınıf modeline yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrencilerin tutumlarının öğrenim programları, sınıf düzeyleri ve not ortalamalarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). İkinci öğretimde okuyan, sınıf düzeyi 4. sınıf olan ve not ortalaması düşük olan öğrencilerin, ters yüz edilmiş muhasebe eğitimine yönelik tutumlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, bu çalışma, muhasebe eğitiminde ters yüz edilmiş sınıf modelinin sağlık yönetimi bölümü öğrencileri üzerinde uygulanabilir olduğunu göstermektedir. Benzer araştırmaların farklı üniversitelerdeki sağlık yönetimi öğrenci grupları üzerinde yapılması ve sonuçların karşılaştırılması önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Bir İhtilâc-nâme Örneği: Hâzâ Kitâbu İskender-nâme-yi İhtilâc

    Büyükada, Merve

    İnsanoğlu geçmişten bugüne ileride yaşanabilecek durum ya da olaylar hakkında bilgi edinmek istemiş ve gelecek ile ilgili birtakım tahminlerde bulunmuştur. Bunu yaparken de çevredeki farklı nesneleri, canlıların hareketlerini veya onların fiziksel özelliklerini bir araç olarak kullanmış nihayetinde bunları iyiye ya da kötüye yorarak çeşitli yargılara varmıştır. Tüm bu tahminler ve hükümler zamanla birikerek toplumların inanç dünyalarına yerleşmiş ve dilden dile aktarılarak yazılı geleneğin bir parçası hâline gelmiştir. Daha çok fal içerikli olan bu ürünler Türk edebiyatında “fal-nâme” başlığı altında toplanmıştır. Fal-nâme çatısı altında sınıflandırılan türlerden biri de ihtilâc-nâmeler ya da diğer bir adıyla seğir-nâmelerdir. Bu metinlerde insanın muhtelif uzuvlarının seğirmelerine özel anlamlar yüklenerek çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur. Yurt içi ve yurt dışı kütüphanelerinde manzum veya mensur şekilde kaleme alınmış birçok ihtilâc-nâme mevcuttur. Manisa İl Halk Kütüphanesinde 45 Hk 5373/1 numara ile kayıtlı mecmuada yer alan ihtilâc-nâme de bunlardan biridir. Metin mecmuanın 8b-12b varakları arasında bulunmaktadır. Bu çalışmada “Hâzâ Kitâbu İskender-nâme-yi İhtilâc” başlıklı metin Latin harflerine aktarılarak tavsif edilmiş; ardından muhteva, dil ve imla yönünden incelenmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Hayat Bilgisi Dersi Kapsamında Tüketim, Tüketim Kültürü ve Reklam Üzerine Bir Değerlendirme

    Ari, Sinan; Ari, Musa

    Bu çalışma ile hayat bilgisi dersi kapsamında tüketim kültürü ve reklam konusu üzerine bir değerlendirme yapılması amaçlanmıştır. Çalışmanın veri kaynakları 2023 Hayat bilgi dersi öğretim programı ile hayat bilgisi ders kitaplarıdır. Çalışmada analitik araştırma deseni benimsenmiştir. Bu bağlamda konu her iki araştırmacı tarafından incelenmiş ve veriler betimsel analizle yorumlanmıştır. Çalışma sonunda kazanımların daha çok istek, ihtiyaç, kaynakların verimli kullanımı, bilinçli tüketim, tasarruf etrafında şekillendiği, tüketim-reklam ilişkisi, tüketim kültürü ve toplumu gibi kavramlara değinilmediği görülmüştür. Bununla birlikte ders kitaplarının da kazanımlara bağlı olarak şekillendiği tespit edilmiştir. Reklam konusuna 3. sınıf ders kitabında çok az değinildiği diğer sınıf düzeylerinde ise hiç değinilmediği görülmüştür. Ayrıca tüketim kültürü ve toplumu gibi konular hiçbir sınıf düzeyinde ders kitaplarında yer almamıştır. Çalışma sonunda tüketim konusunun artık diğer yönleri ile birlikte reklamcılık hususuna da değinilerek tüketim toplumu, tüketim kültürü gibi konuların gerek programda gerekse hayat bilgisi ders kitaplarında verilebileceği düşünülmektedir. Bunun için konu ile ilgili uzman ve sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin alındığı akademik çalışmalar yapılması önerilebilir. Konu reklam okuryazarlığı, finansal okuryazarlık gibi okuryazarlıklar ve tasarruf gibi değerler üzerinden de incelenebilir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    L Tipi Matris ve Fine-Kinney Metodları Kullanılarak Erzurum Havalimanı’nın Çevresel Risk Değerlendirmesi

    Kul, Sinan; İrdemez, Şahset; Ozdemir, Mustafa; Bedir, Ferdin

    Dünya ekonomisinde önemli bir yeri olan havacılık sektörü diğer birçok sektör ile karşılaştırıldığında çok daha yüksek bir büyüme oranına sahiptir. Günümüzde küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %2'sinin bu sektörden kaynaklandığı ve ilerleyen yıllarda bu emisyonların sektörün büyüme oranları ile paralel olarak artacağı düşünülerek gerekli tedbirlerin vakit kaybetmeden alınması yerinde olacaktır. Havalimanlarının inşaat faaliyetleri süresince ekosistem olumsuz olarak etkilenirken, havalimanı altyapılarının yüksek enerji ihtiyaçları, işletme aşamasında oluşan önemli miktarlardaki atık maddeler, havalimanı operasyonlarından kaynaklanan gürültü emisyonları vb. nedenler yerel halkın refahını önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Havalimanlarında yürütülen uygulamaların çevreyi ve yerel halkı etkilediği göz önünde bulundurulduğunda, ekonomik gerekçeleri bahane etmeden havalimanlarının yönetimleri tarafından düzeltici önlemlerin uygulamaya alınması gerekmektedir. Bu çalışmada bahsi geçen çevresel problemler değerlendirilerek, Erzurum Havalimanı’nın işletilmesi sürecinde, risk değerlendirmesi yapılması ve çevresel etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada çevresel risk faktörleri belirlenerek, risklerin çevreye olası etkileri L tipi matris metodu ve Fine-Kinney metodu kullanılarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda havalimanı bünyesinde yer alan ofis, mutfak, marangozhane, depo, bakım onarım vb. birimlerde çevresel zararlara sebep olabileceği düşünülen çevresel risk etmenleri değerlendirilmiştir. Havalimanında yapılan değerlendirmeler sonucunda L tipi matris metoduyla 11 adet orta, 243 adet katlanılabilir ve 39 adet önemsiz düzey risk tespit edilmişken, Fine-Kinney metoduyla 7 adet yüksek, 31 adet önemli, 136 olası ve 119 adet önemsiz düzey çevresel risk tespit edilmiştir. Alınacak önlemlerin, havalimanının muhtemel çevresel etkilerini büyük ölçüde düşüreceğini göstermektedir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Mektup Yazma Sanatında Bir Karşılaştırma Örneği-Mey Ziyâde ve Fatma Aliye

    Dayı, Rumeysa Bakır

    Türk ve Arap edebiyatı, Arapça ve Türkçe gibi yıllar boyunca aralarında dilbilim açısından yakınlık bulunmamasına rağmen belirli dönemlerde aynı topraklarda yaşam sürmeleri ve buna bağlı olarak medeniyetlerin yakınlaşmasıyla birbirlerinden etkilenmişlerdir. Her iki edebiyatta da divan edebiyatından başlayan yeni edebi türlerin gelişimi kendini göstermiştir. Mektup yazma sanatı da bu yeni edebi türler arasında olup yazının icadı ile başlamış olsa da edebi anlamda 19.yy’da vücut bulmuştur. Mektup yazma sanatı çerçevesinde resmi ve bireysel olarak erkek ya da kadın fark etmeksizin farklı konularda yazılar yayınlanmıştır. Çalışmada ön plana çıkarılmak istenen ise biri Arap edebiyatından Mey Ziyâde, diğeri Türk edebiyatından Fatma Aliye Hanım’ın mektup yazma sanatını kullanma şekilleridir. Aynı yüzyılın kadın edebiyatçılarından Mey Ziyâde ve Fatma Aliye Hanım mektup sanatında eser veren yazarlardan olup kadınları cesaretlendirme, bilgilendirme ya da kadının toplumdaki yerini vurgulamakla kalmaz, aynı zamanda kadınların kendi aralarında yazdıkları mektupları da ele almışlardır. Her iki kadın yazar da gerek eğitimleri ve kaleme aldıklarıyla gerekse edebi toplantılar düzenlemeleri, toplumsal kuruluşlarda öncü isim oluşları bağlamında Arap ve Türk edebiyatında önemli yere sahip olmuşlardır. Çalışma, mektup sanatından kısaca bahsedilen bir giriş bölümünden sonra her iki yazarın hayatlarını, edebi kişiliklerini ve eserlerini ele alan birinci bölüm ve adı geçen bu iki sanatçının mektup yazma sanatına katkılarını ve eserlerinde bunu nasıl işlediklerinden oluşan ikinci bölümden oluşmaktadır. Çalışmada Fatma Aliye Hanım’ın Levâyih-i Hayat’ı (Hayat Sahneleri), Mey Ziyâde’nin Resâilu Mey’i (Mey’in Mektupları) ana kaynak olarak ele alınmıştır. Levâyih-i Hayat’ta beş kadının kendi aralarında evlilik başlığı altında toplumdaki erkek-kadın kavramları, kız çocuklarının eğitiminin önemi, kadının toplumdaki saygınlığı, o dönemlerde evlilikte asıl beklentilerin ne olabileceği mektuplar vasıtasıyla aktarılmıştır. Resâilu Mey ise Mey Ziyâde’nin dostu Cibrân Halîl Cibrân’dan edebi hayranlık duyduğu Yakûb Sarrûf’a, Mısırlı yazar Melek Hanefi Nâsıf’e, Mısırlı felsefeci Lütfî es-Seyyid’e kadar birçok isimle mektuplaşmasını içermektedir. Mektuplarında Fatma Aliye Hanım gibi Doğulu kadınlarını ele almış, onlar adına edebi, felsefi ya da dini sorularını yöneltmiştir. Fatma Aliye Hanım ve Mey Ziyâde hakkında ferdi çalışmaların mevcut bulunmasıyla birlikte her iki edebiyatçının hayati ve edebi karşılaştırılmasının yapılmamış olması, eserler bağlamında da Levâyih-i Hayat ve Resâilu Mey’in mektup yazma sanatı çerçevesinde ele alınması ile çalışmanın edebi alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Öğretim Kalitesinin Okula Bağlılığı Etkilemesinde Okul İkliminin Aracı Rolü

    Demir, Mustafa; Demir, Okay; Özgöl, Mustafa

    Öğretim kalitesinin üniversite öğrencilerinin okula bağlılık düzeylerini okul iklimi aracılığı ile etkileme düzeylerini ortaya koymak önemli görülmektedir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, öğretim kalitesinin öğrencilerin okula bağlılık düzeylerini etkilemesinde okul ikliminin aracı rolünü ortaya koymaktır. Bu doğrultuda araştırma ilişkisel tarama modeline uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmaya eğitim fakültesinde öğrenim gören toplam 266 üniversite öğrencisi katılmıştır. Çalışmanın öğretim kalitesinin okul iklimini, okul ikliminin de okula bağlılık düzeyini doğrudan etkilediği ve öğretim kalitesinin okula bağlılığı okul ikliminin aracı rolü ile dolaylı yoldan etkilediği görülmüştür. Ayrıca öğretim kalitesi ile okula bağlılık arasında anlamlı bir ilişki bulunmasına rağmen kalitenin bağlılık düzeyini doğrudan etkilemediği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulardan hareketle öğretim kalitesi fazla olan ve okul ikliminin olumlu etkisinin hissedildiği bir okul ortamında öğrencilerin okula bağlılık düzeyinin artacağı söylenebilir. Bu doğrultuda öğrencilerin okula bağlılığını arttırmak adına öğretim kalitesinin yanı sıra olumlu bir okul iklimini destekleyecek faaliyetlerin de yapılması önemli görülmektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Local Language Phenomena in Arabic and Linguistic Variants Seen in Iraqi Arabic in the Sixth Hijri Century in the Light of the Work Named Taqvîmu'l-Lisân

    Gözün, Ahmet Mahmut

    The existence of written sources for a certain variant of a language makes that variant prestigious compared to other languages and variants, and often gives that language the opportunity to reach the future with its ancient appearance. One of the languages that has managed to preserve its dynamism and originality for centuries is Arabic. Languages are means of communication that renew themselves in response to the needs of the age and thus continue to exist. When we look at the world's languages, it is seen that mostly the speakers of those languages cannot understand many of the words used a few centuries ago. Although it is not used among the public, it is a fact that the main factor in preserving the freshness and vitality of the Arabic language today, as it was fourteen centuries ago, is undoubtedly the Holy Quran. Throughout history, linguists who have studied Arabic have given great importance to language studies and written many works in order to preserve the correct reading and pronunciation of the Holy Quran. One of the works that was copyrighted in order to preserve the Arabic language and transmit it to the next generations while preserving its originality is the work called Taqwimu'l-Lisan by Ibn al-Jawzy (d. 597/1201). In this study, the reflections of the Arabic language on Iraqi Arabic in the sixth century Hijri are discussed, specifically in the work Taqwimu'l-Lisan of the Hanbali scholar Ibn al-Jawzy, who is known for his works in almost every branch of Islamic sciences. He was considered one of the authoritative names in the field because he received knowledge from the great language scholars of the period such as Ibn al-Jawzy and Abu Mansour al-Jawaliqy (d. 540/1145) and because he had dozens of works he compiled. Although Taqwimu'l-Lisan is not the first work that deals with language errors and corrections, it has managed to take its deserved place among the works written in this field, thanks to its regularity and fluent style. As the name suggests, the work was written with the aim of correcting the mistakes made by the people. Contrary to popular belief, the use of Ammiyyah of the Arabic language, which means local dialects and dialects, is not a phenome-non specific to today. On the contrary, when the sources and works on Arabic are carefully scanned, it will be seen that this is not the case. However, centuries ago, while some dialects were considered fasih, others were considered incorrect due to the distortions they contained. In this research, the Arabic of that day and today's Arabic were discussed comparatively, and thus, it was tried to reveal that the language variations, which were considered as language mistakes according to Ibn al-Jawzy centuries ago, still remain fresh today. In addition, it has been observed that some words that were considered Ammiyyah in the sixth century A.H. are accepted as fluent words in today's modern Arabic, and sometimes, on the contrary, it has been pointed out that words that were considered fluent in that period are considered Ammiyyah today. It is thought that this emerging truth arises from the dynamic and variable feature of language.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    İslam Sosyolojisi Çalışmaları Üzerine Eleştirel Bir Çözümleme

    Hasanov, Behram

    Bu makale, Kuran ve Sünnete dayalı bir sosyoloji geliştirme yönündeki akademik çabaları eleştirel bir şekilde incelemektedir. Araştırmanın birinci problem cümlesi şöyle ifade edilebilir: Kur’an ve sünnetten hareketle bir “İslam toplumbilimi” disiplini geliştirmeyi hedefleyen çalışmaların mevcut sosyoloji disiplinine yaklaşımı, modernizm ve pozitivizm ile ilişkisi, metodolojik tutumu ve İslam düşünce geleneği ile ilişkisi nasıldır? Araştırmanın ikinci problem cümlesi şu şekilde ifade edilebilir: Kur’an ve sünnetten hareketle bir “İslam toplumbilimi” disiplini geliştirmeyi hedefleyen çalışmaların hedeflerine dayalı işlevsel bir “İslam Sosyolojisi” geliştirmek için olanaklar ve koşullar nelerdir? Makale, bu çalışmaların güncel sosyoloji disiplinine yaklaşımları, modernizm ve pozitivizmle ilişkileri, metodolojik duruşları ve İslami entelektüel gelenekle bağlantıları açısından kapsamlı bir analizini sunmayı amaçlamaktadır. Ek olarak, İslami medeniyete özgü bir sosyolojiyi şekillendirmenin mümkün olacağı koşulları tartışmaktadır. Kur’an ve sünnete referansla bir “İslam Sosyolojisi” geliştirmek amacıyla yapılan çalışmaların ortak zaaflarını tespit etmesi ve "İslam Sosyolojisi" disiplininin inşa edilmesinin şartlarına yönelik bütünleştirici bir yorum ortaya koyarak, konuyla ilgili yeni bir perspektif geliştirmesi makalenin özgün değerini oluşturmaktadır. Makalede, İslami ilkelerden türetilen bir sosyoloji yaratmaya çalışan beş Müslüman akademisyenin -Ali Şeriati, İlyas Bâ-Yunus, İbrahim Abdurrahman, Merryl Wyn Davies ve Mustafa Tekin- çalışmaları eleştirel çözümleme yoluyla incelenmiştir. Seçilen akademisyenlerin çalışmalarının eleştirel incelemesi birkaç önemli noktayı ortaya koymaktadır. Ali Şeriati, İslami literatürde bulunan terminolojilere ve dünya görüşlerine dayalı bir sosyoloji geliştirmenin gerekliliğini vurgulamaktadır. İlyas Bâ-Yunus, sosyolojinin İslamileştirilmesini savunmaktadır ve İslami ilkelerin sosyolojik araştırmalara entegre edilmesinin önemini vurgulamaktadır. İbrahim Abdurrahman, modern sosyal bilimler ile İslami öğretiler arasında yaratıcı bir senteze ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır. Merryl Wyn Davies, tamamen İslami kavramlar üzerine inşa edilmiş bir sosyoloji lehine modern sosyal bilimlerden tamamen ayrılmayı savunmaktadır. Öte yandan Mustafa Tekin, Müslüman toplumların kültürel ve sosyal bağlamlarına özgü, hikmete dayalı bir sosyoloji geliştirmeye odaklanmaktadır. Makalede, "İslam Sosyolojisi"ndeki mevcut çalışmaların güncel sosyoloji disiplinine karşı indirgemeci bir bakış açısı sergilediği tespit edilmiştir. Bu çalışmalar, modernist ve pozitivist tutumlarla karakterize edilir, sağlam bir metodolojik çerçeve geliştirmede başarısızdır ve genellikle İslami düşünce geleneğiyle anlamlı bir bağlantı kurmayı başaramayan püriten bir bakış açısı benimser. Yaklaşık elli yıldır devam eden çabalara rağmen, makale "İslam Sosyolojisi"nin bağımsız ve tam olarak gerçekleştirilmiş bir disiplin arayışının yerine getirilmediğini belirtmektedir. Tutarlı metodolojiler geliştirmedeki başarısızlık ve indirgemeci bakış açılarını benimseme eğilimi gibi yaygın zayıflıkları vurgulamaktadır. Makale, "İslami Sosyoloji" inşa etme çabasının, daha geniş bir İslam medeniyeti inşa etme projesinin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini savunmaktadır. Başarılı bir İslam sosyolojisi disiplini inşası yalnızca metodolojik bir revizyon değil, aynı zamanda İslam'ın entelektüel ve kültürel mirasına yönelik temel bir yeniden yönelimi de içerir. Makale, işlevsel bir İslam referanslı sosyolojinin ancak İslam medeniyetini inşa etme projesinin bir uzantısı olarak görüldüğü takdirde başarılı olabileceği sonucuna varıyor. Özetle, makale “İslam Sosyolojisi”nin mevcut durumuna dair eleştirel bir genel bakış sunuyor, ortak zayıf noktalarını belirliyor ve başarılı bir şekilde gelişmesi için gerekli koşulları tartışıyor.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    İktisadi Büyüme, Enerji Tüketimi ve CO2 Emisyonu Arasındaki İlişki: MIST Ülkeleri Üzerine Bir Değerlendirme

    Yıldız, Şaduman; Gök, Aslıhan

    İktisadi büyüme kişi başına reel gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH)’daki artışı ifade etmektedir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyini ortaya koyan en önemli göstergelerden biri de iktisadi büyümedir. Bu bağlamda ülkelerde iktisadi büyümelerini sağlamayı amaçlamışlardır. Sanayi devrimi sonucunda iktisadi büyümeyi sağlamak için ülkelerin enerji tüketiminde artış yaşanmış ve bu da çevreye zararlı atıklar karışmasına neden olmuştur. Ayrıca sanayi devrimi ile kentsel nüfusta da artış yaşanmış ve enerji tüketimi de bu bağlamla artmıştır. Çeşitli nedenlerle artan enerji tüketimi çevresel sorunların artmasına neden olmuştur. Ülkeler iktisadi büyümelerini gerçekleştirebilmek için enerji tüketimlerini artırmış ve bu da ülkelerde karbondioksit (CO2) emisyonunda da artışın yaşanmasına neden olmuştur. Yapılan bu çalışmada Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Türkiye (MIST) ülke grubu için iktisadi büyüme, enerji tüketimi ve CO2 emisyonu arasındaki bağlantı 1971-2014 dönemi yıllık verileriyle ele alınmıştır. Ayrıca çalışmaya kontrol değişkeni olarak kentleşme verisi de dahil edilmiştir. Çalışmada eşbütünleşme ilişkisini araştırmak için Durbin-Hausman eşbütünleşme testi (2008) ve LM (2007) eşbütünleşme testi uygulanmıştır. İktisadi büyüme, enerji tüketimi, CO2 emisyonu ve kentleşme değişkenleri arasında eşbütünleşme ilişkisi bulunmuş sonra OLS-CD katsayı tahmin yöntemi ile katsayılar tahmin edilmiştir. Katsayı tahmini sonucunda enerji tüketimi için kullanılan elektrik tüketiminin CO2 emisyonunu azalttığı sonucuna ulaşılırken kentleşme ve iktisadi büyümenin ise CO2 emisyonunu arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Cenap şahabettin’in “ta’yîn-i metâlib” şiirinde tabiat unsurları

    Aytaç, Aslıhan

    Servet-i Fünûn dönemi sanatkârlarından biri olan Cenap Şahabettin, estetik duyuş tarzını öncelemesi, benzersiz söylemi ve orijinal imgelem sistemiyle modern Türk şiirinin kurucuları arasında yer alır. Şair, şiirlerinde titizlikle meydana getirdiği estetize üslup biçiminin yanı sıra özgün konu ve temleri imgeleştirerek Türk edebiyatı tarihinde önemli bir yere sahip olur. Şiir yazma edimini, bir varoluş sorunu şeklinde anlamlandıran Cenap Şahabettin, poetik metinleriyle de kendisinden sonraki edebî oluşumları yönlendirmeye devam eder. Estetik anlayışa bağlı olarak şiirlerinde güzellik ilkesini esas alan Cenap Şahabettin, tabiata dair izlenimlerini tinsel duyuşla bütünleştirerek bir tablo görüntüsü meydana getirir ve Türk edebiyatında tabiat manzaralarını tasvir etme yönelimini başlatır. Tabiat, ontik çıkmazda bulunan şair için kaçış istencini yansıtan ideal bir mekân şeklinde imgeleştirilir. Ruhsal yaşantısına ait simgeleri, tabiat unsurlarıyla özdeşleştiren Cenap Şahabettin, Servet-i Fünûn dönemi tabiat ilkelerini “Ta’yîn-i Metâlib” isimli şiiriyle okuyucuya sunar. Türk şiirinde pek çok yeniliğe imzasını atan Cenap Şahabettin, “Ta’yîn-i Metâlib”de tabiat unsurlarını, sembolleştirme aracı şeklinde kullanırken geleceğe dönük arzu, istek ve beklentilerini sembolistlere özgü imajlarla ortaya koyar.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi

    Degirmenci, Yavuz; Gül, Dilek

    Son yıllarda ülkelerin gündeminde ön planda yer alan sürdürülebilir kalkınma kavramı giderek artan bir öneme sahiptir. Bununla birlikte eğitimden, sağlığa, ekonomiden, çevreye, sosyal alanlardan bireysel yaşama kadar bu kavram geniş bir yelpazede kendini göstermektedir. Günümüzde küresel ve bölgesel ölçekte yaşanan gelişmeler de dikkate alındığında sürdürülebilir kalkınma kavramı daha yaşanabilir bir dünya ve gelecek için önemli görülmekte; bu konuda duyarlılığı ve farkındalığı artırmada eğitime de önemli görevler düşmektedir. Bu çalışmanın amacı sürdürülebilir kalkınma ile ilgili lisans düzeyinde dersler almış sosyal bilgiler öğretmen adaylarının bu kavrama yönelik görüşlerini incelemektir. Araştırma nitel yönteme göre tasarlanmıştır. Veri toplama aracı olarak görüşme tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise betimsel analize yer verilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; katılımcılar sürdürülebilirlik kavramını daha çok doğal kaynak kullanımı ile ilişkilendirerek, bu kavramın gelecek nesiller adına önemini vurgulamışlardır. Ayrıca sürdürülebilirlik adına kaynakların israf edilmemesi ve tasarruflu kullanılmasının önemli olduğunu, bu kavram özelinde eğitimin ise bireylerde farkındalık ve bilinç oluşturmada etkili olabileceğini belirtmişlerdir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex5TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    An investigation of turkish pre-service teachers' attitudes towards artificial intelligence in terms of different variables

    Maden, Sedat; Banaz, Emrullah

    In today's world of digital transformation, technology has reached its peak with artificial intelligence. In this study, which aims to examine the attitudes of prospective Turkish teachers towards artificial intelligence in terms of different variables, the relational survey model, one of the quantitative research methods, was used. The data of the study were collected through the General Attitude. The data of the study were collected through the General Attitude Towards Artificial Intelligence Scale The data were collected from 206 students through Google Forms and analyzed with SPSS 23.00 program. In the study, it was concluded that pre-service teachers' attitudes towards artificial intelligence were at a high level, there was no significant difference between pre-service teachers' attitudes towards artificial intelligence and the variables of gender and internet usage time, pre-service teachers at the 1st grade level had higher attitudes towards artificial intelligence than pre-service teachers at the 2nd and 4th grades, and pre-service teachers who followed news about artificial intelligence had higher attitudes towards artificial intelligence than those who did not follow news about artificial intelligence.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex40TR Dizin25
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Spatial Analysis of The Role of Entrepreneurship in Economic Growth: The Case of Türkiye

    Elmalı, Kübra

    Entrepreneurship is an organization that becomes increasingly important for national economies and becomes a reflection of a strong economy. In order to determine the place of this structuring in the country's economy, the effect of entrepreneurship on economic growth was investigated with the help of spatial econometric models. While per capita income is included as the dependent variable in the model, employment rate, population over the age of 15 and export rate are considered as independent variables. In practice, spatial models were analyzed with different neighborhood matrices under three subheadings: Spatial Durbin, spatial delay and spatial error. Model predictions were made using the maximum likelihood (ML) method. Short term and longterm relationships were examined with spatial dynamic Durbin modelling. According to the findings obtained as a result of the estimation; It was observed that there were differences between the matrices used and the significance of the variables. In addition to detecting a significant effect of the number of entrepreneurs on income, it is also seen that this effect may have a more widespread power as the number of neighborhoods increases.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Öz düzenleme psikoeğitim programının ergenlerde öz düzenleme ve psikolojik yardım gereksinimine etkisinin incelenmesi

    Akeren, İhsan; Ay, Ismail

    Bu araştırmanın amacı, Zimmerman’ın geliştirmiş olduğu Öz Düzenlemeli Öğrenme Modeline dayanarak geliştirilen psikoeğitim programının ergenlerin öz düzenleme becerilerine ve psikolojik yardım ihtiyaçlarına etkisinin incelenmesidir. Araştırma hem nicel hem de nitel desenlerin kullanıldığı karma araştırma yöntemiyle yürütülmüştür. Nicel boyutta gerçek deneysel desenlerden Dört Gruplu Solomon Deseni kullanılmıştır. Solomon desenine ek olarak son test ölçümünden 10 hafta sonra izleme testiyle katılımcılardan tekrar nicel veri toplanmıştır. Nitel boyutta ise doküman analizi ve fenomenoloji (olgu bilim) desenleri kullanılmıştır. 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Erzurum ve Bayburt il merkezlerinde bulunan dört farklı ortaokulda öğrenim gören 5. 6. 7. ve 8. sınıflardan toplam 47 öğrenci araştırmanın katılımcı grubunu oluşturmaktadır. 12 oturumdan oluşan deneysel uygulamadan sonra katılımcılardaki değişikliği belirleyebilmek amacıyla fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgular öz düzenleme psikoeğitim programının ergenlerin öz düzenleme becerilerini artırdığını, psikolojik yardım ihtiyaçlarını ise azalttığını ve bu iyileşmenin 10 hafta sonra da devam ettiğini ortaya koymuştur. Ayrıca katılımcılardan ve ebeveynlerinden toplanan nitel verilerin nicel verilerle elde edilen bulguları desteklediği görülmüştür. Geliştirilen ve uygulanan öz düzenleme psikoeğitim programının ergenlerin öz düzenleme becerilerini artırmada, psikolojik yardım ihtiyaçlarını azaltmada etkili olduğu, elde edilen nitel verilerin de bu durumu desteklediği söylenebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Doğrudan Öğretim Yöntemi Kullanılarak 6. Sınıf Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrencilere Güneş ve Ay Tutulmalarının Öğretimi

    Cengiz, Ekrem; Ay, Esma

    Bu araştırma zihinsel yetersizliğe sahip ortaokul altıncı sınıf öğrencilerine 6. Sınıf Fen Bilimleri Dersi öğretim programı içersinde yer alan Güneş ve Ay Tutulmaları konusunu doğrudan anlatım yöntemi ile öğretilmesini gerçekleştirmek için yapılmıştır. Bu araştırma için zihinsel yetersizlik tanısı almış üç öğrenci amaçlı örnekleme yöntemi ile araştırmaya dahil edilmiştir. Bu araştırmada deneysel araştırmalar arasında yer alan tek denekli araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştitirlen Ölçüt bağımlı ölçme aracı çalışma kapsamında yer alan öğrencilere çalışma kapsamında uygulanmıştır. Çalışmadan, çalışmaya dahil edilen zihinsel yetersizliğe sahip üç öğrencinin de güneş ve ay tutulması konularını öğrendikleri ve konunun öğretimi sırasında eğlendikleri sonucu elde edilmiştir. Ayrıca elde edilen bilgilerin kalıcılığı için çalışma bitiminden 7, 14 ve 21 gün sonra öğrencilerin bilgileri kullanılan ölçüt bağımlı ölçme aracı ile tekrar kontrol edilmiş ve kalıcılığın sağlandığı belirlenmiştir. Çalışmadan yola çıkılarak Fen bilimleri dersinin diğer konuları için de benzer yöntemlerin uygulanması ve bu yöntemler hakkında hem özel eğitim öğretmenlerinin hem de öğretmen adaylarının bilgilendirilmesi önerilebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele