Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Ünalan, Ozlem(7)
- Akkoyun, Tuğba(4)
- Ünalan, Ibrahım(4)
- Büyükada, Merve(3)
- Gülden, Bahadır(3)
- Kabak, Turgay(3)
- Köksal, Fatih(2)
- Akpinar, Ahmet(1)
- Arslaner, Ayla(1)
- Aydin, Nevzat(1)
- Aytaç, Aslıhan(1)
- Bahtiyar, Gul(1)
- Barin, Erol(1)
- Bilgin, Ahmet(1)
- Bogha, Asmaa Al(1)
- Demirel, Osman(1)
- Demirer, Emre(1)
- Doğan, Uğur(1)
- Erzen, Mehmet Halil(1)
- Güzel, Ferdi(1)
- Inal, Ibrahim Hakki(1)
- Kaplan, Kadir(1)
- Kara, Kürşad(1)
- Karabulut, Ahmet(1)
- Karaduman, Ruken(1)
- Kaya, Musa(1)
- Saka, Erdem(1)
- Salik, M. Ali(1)
- Sarıgül, Abdulselami(1)
- Sercan, Yavuz Selim(1)
- Sever, Mehmet(1)
- Temizyürek, Fahri(1)
- Tiyek, Muhammet Akif(1)
- Ustabulut, Mete Yusuf(1)
- Yıkılmaz, Arzu(1)
- Özcan, Necati(1)
- Özkan, Ahmet(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023Platon’un İdealar Âlemi Teorisi ile Divan Şiirindeki Bazı Anlatıların Benzerlikleri
Karaduman, Ruken; Erzen, Mehmet Halil
Antik Yunan filozoflarından Platon, düşünce tarihinde oldukça önemli bir yere sahiptir. O, kendisinden sonraki birçok düşünürü derinden etkilemiş ve düşünce hareketlerinden bazılarının temellerini atmıştır. Platon’un ahlak, estetik, metafizik gibi alanlardaki görüşleri arasında geliştirdiği en dikkat çekici teorilerinden biri olan idealar teorisinde, orijinalin yani hakikatin yansıması olarak idealardan söz edilir. İdealar kuramına göre nesneler (görüngüler) ve idealar şeklinde iki farklı dünya vardır. Bedensel varlığı nesneler dünyasında yer alan insanın sahip olduğu zannına kapıldığı bilgiler birer doksa (sanı)dan başka bir şey değildir. Gerçek bilgi ancak idealar âlemine aittir. Nitekim idea; gerçek, kalıcı, sürekli ve değişmez olandır. Nesneler ise ideanın sûretinden başka bir şey değildir. Bu teorideki özellikle zaman ve mekândan bağımsız, fiziksel dünyanın ötesinde ancak bu dünya ile sıkı biçimde bağlantılı bir dünya olarak ideaların izahı, tasavvuf düşüncesiyle ve divan şiirindeki bazı metaforlar ile çeşitli noktalarda benzerlikler göstermektedir. Bilhassa Platon’un mağara alegorisinin tasavvufi okumalara imkân sunan anlatım özellikleri çağrışımın niteliğini artırmaktadır. Bu benzerliklerdeki esas nokta tasavvuftaki tecelli anlayışına paralel biçimde ideanın doğruluk, güzellik ve iyiliğin aslı kabul edilirken dünyadaki nesnelerin ise ideaların yansımaları olduğu fikridir. Buradan hareketle çalışmamızda, idealar kuramı klasik Türk şiiri bağlamında ele alınmakta; Platon’un idealar âlemi ve ilgili görüşlerinin bilhassa tasavvufi şiirlere koşut yönleri üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda Divan şairlerinin nesneler dünyası üzerine söylemlerinde sıklıkla kullandıkları rüya, ayna, fânûs-ı hayâl, zıll-ı hayâl, serab gibi motiflerin idealar kuramındaki düşünüş şekilleri ile ortaklıkları dikkat çeker. Ancak bu çalışmada tasavvufî düşünüş şekillerinin eski Yunan felsefesinden ne kadar ve nasıl etkilendiğini ortaya koymaktan ziyade divan şiirindeki bazı anlatımlara farklı bir çerçeveden bakmak amaçlanmıştır.
- MakaleYalnız künye2023Anadolu Türk Folklorunda Ayakkabı
Ünalan, Ozlem
Ayakkabı, insanlık tarihinin en eski dönemlerinden itibaren insanın hayatında yer alan; önceleri ağaç kabuğu, yaprak vb. maddelerden yapılıp zamanla modernleşen ürünlerden biridir. Ayakkabı, insanın yalnızca ayaklarını koruma ihtiyacını karşılayan bir eşya değildir; yapılışıyla, şekliyle, rengiyle, çevresinde gelişen inanışlar ve uygulamalarla bir geleneğin ürünüdür. Günümüzün modern ayakkabıcılık anlayışı karşısında önemi azalmaya başlayan ayakkabıcılık ve yemenicilik, meslek folkloru içinde değerlendirilebilecek yegâne mesleklerden biridir. Anadolu Türk folklorunda ayakkabının kullanım alanı oldukça geniştir. Nişan ve düğün merasimlerinde damat tarafı, geline diğer hediyelerle birlikte ayakkabı götürür. Doğumlarda yeni doğan bebeklere panduf ve bebek ayakkabısı hediye edilir. Bayramlarda çocuklara alınan bayramlıklardan biri de ayakkabıdır. Türk halk edebiyatında masal, mâni, türkü, bilmece vb. türlerde ayakkabıya ve ayakkabıyla ilgili diğer kavramlara yer verilir. Ayakkabı geçiş dönemlerinde, nazarla ve halk hekimliğiyle ilgili inanışlarda ve ritüellerde sıkça kullanılır. Çeşitli hastalıkların tedavisinde özellikle büyüsel yöntemler doğrultusunda ayakkabıdan yararlanılır. Çıkarıldığı biçimiyle, yönüyle, ters veya düz giyilişiyle ayakkabıya olumlu ve olumsuz mânâlar yüklenir. Bu çalışmada öncelikle ayakkabının Türk folklorundaki yerinden söz edilecektir. Türk halk edebiyatı ürünlerindeki kullanımına, bayram geleneklerindeki yerine ve ayakkabı renginin sembolik özelliklerine değinilecektir. Doğum, evlilik ve ölüm âdetlerinde ayakkabı etrafında gelişen inanışlara ve ritüellere, nazarla ilgili inanışlarda ayakkabının kullanım şekillerine ve halk hekimliği uygulamalarında ayakkabının kullanım sahasına yer verilecektir. Anadolu’da ayakkabı etrafında gelişen uygulamalar ve inanışlar tespit edilecek bu uygulama ve inanışların sebepleri halk kültürü ürünlerinin işlevleri çerçevesinde değerlendirilecektir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Beden Folkloru Açısından Gagavuz Mânilerinde Kadınlar
Akkoyun, Tuğba
Bedenin ve davranışların kültürel göstergeler olarak incelendiği antropoloji, sosyoloji gibi bilimler dahilindeki çalışmalar 19. yüzyıldan itibaren takip edilebilmektedir. Konunun halk bilimi içinde değerlendirilmesi ve folklorun alt dalları olarak görülmesi ise Amerikalı halk bilimci Katharine Young tarafından 1989’da ortaya atılan beden folkloru (bodylore) terimiyle gerçekleşmiştir. Beden folkloru mensubu olduğu kültürün, bireyin bedenine yansımaları olarak düşünülebilir. Kişinin fiziksel yapısında değişiklik oluşturan dövme, kına, süs, kıyafet; dil, kulak, göbek, kaş gibi vücudun belirli yerlerine yapılan piercing uygulamaları, saç ve kıllarla ilgili işlemler, günümüz kozmetik/ plastik cerrahi işlemleri vb. tüm unsurlar çalışmalarda kültürel açıdan değerlendirilir. İnsanın temel gereksinimlerinden olan iletişimi yalnızca konuşma diliyle kurmadığı, duygu ve düşüncelerini bedeniyle de yansıttığı gerçeğinden hareket edilir. Bireyin bedeni üzerinde yaptığı geçici veya kalıcı değişikliklerin, davranışlarının kültürel temelleri ve anlam dünyası üzerinde durulur. Bedende gözlenen somut göstergeler değerlendirilerek kültürel yorumlamalar yapılır. Türk halk şiirinin anonim ürünlerinden mâniler başlangıçta ferdî birer yaratım eseridir; zamana ve mekâna bağlı olarak anonimleşirler. Fuad Köprülü’nün belirttiği üzere mâni; halk edebiyatının en eski ve umumi bir şeklidir, kökleri İslamiyet öncesine gider ve türkülere kaynaklık etmiştir. Mâninin bu kadim geçmişi ve geniş kitlelerce benimsenerek halkın ortak zevkini yansıtması, onun kültürel kodların önemli bir taşıyıcısı olarak değerlendirilmesine imkân sunar. Aşk-muhabbet temasının sıkça işlendiği mânilerde kadın; beğenilen veya beğenilmeyen fiziksel yapısı ve davranışlarıyla, ona nasıl davranılması gerektiğiyle yer alır. Bu çalışmada Gagavuz mânilerinde kadın varlığı, beden folkloru açısından ele alınmış, kadın güzelliğinin, zarafet ve doğurganlığının göstergesi olan bedensel ve davranışsal ögelerinin önemli görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Araplarda Halk Hekimliğine Dair Bazı Tespitler
Ünalan, Ibrahım
Amaç: Bu çalışma Cahiliye döneminden itibaren Araplar arasında uygulanan halk hekimliği yöntemlerini tespit etmeyi, hastalıkların ve tedavilerin sosyal ve kültürel hayata etkilerini ortaya koymayı ve Araplar arasında şifa verdiğine inanılan mekânlara dair (şehir, türbe vb. ziyaret yerleri) örnekler vermeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Bu çalışma 25.03.2022 tarihinde “Geçmişten Günümüze Araplarda Halk Hekimliği” adıyla Bayburt Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Koordinatörlüğü birimi tarafından 2022/69002-02 proje koduyla desteklenmiştir. Halk hekimliğiyle ilgili bazı bilgiler Arapça’dan Türkçe’ye tercüme edilmiş ve Araplardaki halk hekimliği yöntemleri majik (büyüsel) ve akılcı (gerçekçi) yöntemler olarak tasnif edilmiştir. Bulgular: Araplarda halk hekimliğinin geçmişi İslamiyet öncesi döneme (Cahiliye dönemine) kadar dayanmaktadır. O dönemlerden itibaren hastalıkların tedavisinde majik ve akılcı yöntemler uygulanmıştır. Eski Mısır döneminden kalan belgelerde de halk hekimliğine dair bilgiler yer almaktadır. Ayrıca Arap seyyahlar seyahatnamelerinde şifa amacıyla ziyaret edilen türbe, şifalı su, taş vb. ziyaret yerlerinden söz etmişlerdir. Çalışmada literatür tarama yapılarak çeşitli Türkçe ve Arapça kaynaklardan konuyla ilgili veriler tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışma neticesinde geçmişte olduğu gibi günümüzde de Araplar arasında çeşitli halk hekimliği yöntemlerinin uygulandığı belirlenmiştir. Bu yöntemlerin bir kısmı koruyucu bir kısmı da tedavi edici özellik göstermektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Zamanının Eğlencesi: Manzum Bir Meyve Falı
Tiyek, Muhammet Akif
İnsanoğlu, atide meydana gelecek olan olayları merak eden bir canlıdır. Onun merak ve geleceği bilme isteğinin tezahür ettiği yerlerden birinin de falnameler olduğunu söylemek mümkündür. Çeşitli nesneler aracılığıyla icra edilen falnamelerde nesnelere anlamlar yüklenmekte ve bunlar vasıtasıyla birtakım çıkarımlarda bulunulmaktadır. Tarih sahnesinde çok köklü bir geleneği bulunan ve toplumsal hayatta uzun bir dönemden beri varlığını sürdüren fallarla ilgili uygulamalar, İslam dininin kabulüyle birlikte yasaklanmıştır. Çünkü İslam'da geleceğe ilişkin bilgiyi bilme ve buna dair iddia ancak Allah'a mahsustur. Her ne kadar İslamiyet'te fal yasaklansa da Hazret-i Muhammed'den rivayet edilen çeşitli hadisler referans alınarak fala ilişkin uygulamalar tarihî süreç içerisinde İslami bir forma bürünmüş ve onlara kutsiyet atfedilmiştir. Bu makalede İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kütüphanesindeki mecmuada yer alan meyvelerle ilgili falname, araştırma konusu olarak seçilmiştir. Çalışmada öncelikle falnameler hakkında genel bilgiler verilmiş, akabinde falnamenin bulunduğu mecmua tanıtılmıştır. Şekil ve muhteva özellikleriyle ilgili bilgi verilen makalenin son kısmında ise söz konusu falnamenin çeviri yazılı metnine yer verilmiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2023Türkçe ve türk kültürü ders kitaplarının somut olmayan kültürel miras unsurları açısından incelenmesi
Gülden, Bahadır; Demirel, Osman; Demirer, Emre
Bu araştırmada yurt dışındaki iki dilli öğrenciler için hazırlanmış Türkçe ve Türk kültürü ders kitapları kültürel nitelik ve nicelik açısından incelenmiştir. Kültürel ölçüt olarak halk biliminden yararlanılmış ve halk bilimindeki “Halk bilimi kadroları” ve UNESCO tarafından tescillenmiş somut olmayan kültürel miras (SOKÜM) listelerindeki unsurlar inceleme ölçütü olarak tercih edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Kitaplardaki kültürel unsurlar halk biliminin beş alanına göre tasniflenmiştir. Bu alanlar sözlü gelenekler ve anlatımlar; gösteri sanatları; doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar; toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler, el sanatları geleneği alanlarından oluşmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre kitaplarda tespit edilen en az unsur el sanatları geleneğindeyken (5. sınıf: 5, 6. sınıf: 1, 7. sınıf: 3, 8. sınıf: 4) en çok tespit edilen unsursa sözlü gelenekler ve anlatımlar (5. sınıf: 56, 6. sınıf: 87, 7. sınıf: 90, 8. sınıf: 49) alanındadır. Kitaplardaki etkinlikler de kültürel içerik açısından incelenmiştir. 5. sınıf ders kitabında etkinliklerin %51,55’i; 6. sınıf kitabında %50.89’u; 7. sınıf kitabında %64,65’i, 8. sınıf kitabında ise %38,88’i halk bilimi ya da SOKÜM unsurlarıyla ilişkilendirilerek tasarlanmıştır. Kitaplarda SOKÜM unsurlarından da yararlanılmıştır. Kitaplarda UNESCO Dünya Mirası Listesi’nden 21, UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nden 8, Doğal Miras’tan 2, Yaşayan İnsan Hazinelerinden 3, İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası’ndan 11 kez yararlanılmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Fransa’da iki dilli öğrencilerin Türkçe eğitiminde kullanılan etkinlik bültenlerinin kültürel açıdan incelenmesi
Gülden, Bahadır
Bu araştırmada Fransa’da Türkçe dersleri için hazırlanmış olan EILE Programı ve etkinlik bültenleri, dil öğretiminde kültürden yararlanılması açısından incelenmiştir. EILE programı ve bültenler (proje temelli 9 adet, ve etkinlik temelli 14 adet) kültürel açıdan incelemeye tabi tutulmuştur. Kültür, sınırları çok geniş bir terim olduğu için bulguların tespit edilmesinde kültürel bir standarda ihtiyaç duyulmuştur. Bu nedenle veri toplama araçları olarak UNESCO’nun somut olmayan kültürel miras listeleri ve halk bilimi kadroları kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. İlk olarak EILE Programı’nın Türkçe öğretiminde hangi kültürel unsurları önerdiği ve kültüre nasıl bir işlev yüklediği tespit edilmiştir. Ardından EILE Programı çerçevesinde hazırlanan kitaplar incelenmiştir. Kitaplarda bulunan metinler, etkinlikler ve görseller taranarak hangi kültürel unsurlardan Türkçe öğretiminde yararlanıldığı tespit edilmiştir. Veri toplama araçlarından biri olan halk bilimi listesi beş alt sınıflandırmadan oluşmaktadır. Kitaplar kültürden yararlanılma durumu hakkında her kültür sınıfına göre ayrı ayrı analiz edilmiştir. Bu analizlerin sonucunda kitaplarda genel olarak dil öğretiminin kültürle desteklenmeye çalışıldığı sonucuna varılmıştır ancak edebî türler, kelime varlığı, halk sanatları, halk sporları, halk mutfağı başta olmak üzere pek çok açıdan kitapların kültürel unsurlarla desteklenebileceği sonucuna varılmıştır. Kitapların hazırlandığı yaş grubunun (2-5. sınıf) ilgi ve ihtiyaçları dikkate alınarak hem somut olmayan kültürel mirastan hem de halk bilimindeki kültürel unsurlardan nasıl yararlanılacağı hakkında tavsiyelerde bulunulmuştur. Bu tavsiyeler kitaplardaki EILE programındaki temalarla ilişkilendirilerek kültürel unsurların hangi temada nasıl kullanılacağı hakkında da bilgiler verilmiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Don sözü ve kök ailesi
Yıkılmaz, Arzu
Dilin yapısının temelinde ses-biçim ve anlam unsurları yer alır. Buna göre, örneğin Türkçe bir sözün Türkçenin konuşulduğu farklı coğrafyalarda farklı söylenir durumda oluşunu veya türevlerinde görülen birtakım ses-biçim değişikliklerini tespit etmek, sözün kök ailesini bulmanın bir yoludur. Diğer bir yol, bir sözün kök veya türevlerinin temel, yani yazılı dilde bilinen ilk anlamından, mecazlaşmasıyla ortaya çıkan tüm anlam genişlemelerindeki söz-varlık ilişkilerini bulmaktır. Yazı tarihine bakıldığında, söz köklerine yapımlık eklerin gelmesiyle oluşan türevleşmelerin ve lehçeler arası alıntıların, sözlüklerin oluşturulmasından çok daha önce gerçekleşmiş olduğu görülür. Bu sebepten sözlüklerde bir söz kökü de, bir türev biçim de madde başı olabilmektedir. Farklı madde başlarında yer almış sözlerin birbiriyle olan ilişkilerini kurmak, kök ailesini bulmak da demektir. Bu amaçla yapılan çalışmalarda ise anlam belirleyici unsur olarak görev almaktadır. Anlamdaki aktarmalar yoluyla elde edilen “nedenli” olan eğretilemeli anlatımlar ile de bazen bütünün bir bölümü, bazen dışın içi veya tersi kastedilebilir. Bu yolla yapılan anlam aktarmaları da kök bilgiye ait anlam dallanmalarını gösterir. Bu çalışmada Türklerin hem temel hem de kültür sözlerinden biri olarak önem arz eden don sözü ve kök ailesi incelenecektir. Bu ailenin her üyesinin; kendi içinde tarihî ve çağdaş lehçelerdeki ses-biçim özellikleri, türevleri, kazandıkları tüm anlamlar üzerinden bağlantıları gösterilecektir. Bağlantıların bazen kök, bazen de türev biçimler yoluyla; bazen mecaz anlam, bazen de aktarmalı anlamlar yoluyla kurulabildiği gösterilecektir.
- MakaleAçık Erişim2022Türk Kültüründeki Yapraklı Panayırları ile Arap Kültüründeki ‘Ukâz Panayırlarının Benzerlikleri
Ünalan, Ozlem; Ünalan, Ibrahım
Yapraklı panayırı, Çankırı’nın Yapraklı İlçesi’nde kurulmuş eski bir panayırdır. Yapraklı panayırı kurulduğu dönemlerde; Anadolu’dan, Mısır, İran ve Suriye gibi ülkelerden gelen ürünlerin ticaretinin yapıldığı önemli bir mekân hâline gelmiştir. Panayırda, eğlenceler, yarışmalar düzenlenmiş ve çeşitli kültürel etkinlikler tertip edilmiştir. Ayrıca yapraklı panayırı âşıkların sanatlarını icra ettikleri merkezlerden biri olmuştur. Önceleri ticari amaçla kurulan bu panayır, daha sonra kültürel alışverişe de sahne olmuş ve âşıklar için edebî bir muhit hâline gelmiştir. Arap halkının sosyal ve kültürel hayatında önemli gelişmeler sağlayan ‘Ukâz panayırında da ticaret, eğlence ve yarışmalar ön plana çıkmıştır. Şiir okuma yarışmaları Arap edebiyatının gelişmesinde etkili olmuştur. Yarışmada beğenilen şiirler, Kâbe’nin duvarına asılmış ve yarışmaları kazananlara çeşitli ödüller verilmiştir.Âşıklık geleneğinde, âşıkların sanatlarını ortaya koydukları Yapraklı panayırı, Arap edebiyatının gelişmesinde büyük rol oynayan ‘Ukâz panayırına benzemektedir. ‘Ukâz’da bir kabilenin şairi müşaare neticesinde kendisine ve kabilesine şöhret sağladığı gibi Yapraklı’da da muammayı çözen ve atışmalarda kendini ispatlayan şairler de aynı şöhreti sağlamıştır. Her iki panayır da gerek kuruldukları mekân ve zaman gerekse kendi edebiyatlarına katkıları bakımından birbirleriyle benzerlikler taşımaktadır. Bu çalışmada Yapraklı ve ‘Ukâz panayırlarının sosyal ve kültürel özellikleri ele alınmış, Türk ve Arap kültüründeki yeri ortaya konulmuştur. Ayrıca Yapraklı ve ‘Ukâz panayırlarının çeşitli açılardan karşılaştırılması yapılarak ortak noktaları tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Türk Halk İnanışlarında Istıra, Tıbıka ve Ümmü Sübyan
Ünalan, Ozlem
Halk inanışları halkın ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkan ve değişen, bireyler ve toplumlar arasında doğruluğuna inanılan inanışlar bütününe verilen isimdir. Halk inanışları insanların karşılaştığı birtakım durum ve olaylar karşısındaki tutumlarını, tepkilerini ve davranışlarını belirler. Doğumdan ölüme kadar insan yaşamının her bir merhalesinde önemli bir yer edinirler ve insanın kültürel hafızası içinde varlıklarını sürdürürler. Istıra, tıbıka ve ümmü sübyan çocuğu olmayan, sık sık düşük yapan; anne karnında, doğum esnasında veya doğumdan kısa bir süre sonra çocuğu vefat eden kadınlara yönelik geliştirilmiş bir inanıştır. Özellikle ümmü sübyan ve tıbıka halk arasında korkulması ve sakınılması gereken demonik bir varlık olarak tasavvuf edilmiştir. Istıra inancı Alanya, Manavgat, Akseki yörelerinde, tıbıka inancı; Osmaniye, Mersin, Adana, Niğde ve çevresinde, ümmü sübyan ise Sinop, Karaman başta olmak üzere Anadolu’nun büyük bir bölümünde görülür. Kadını ve bebeği ıstıra, tıbıka ve ümmü sübyandan korumak için birtakım ritüeller uygulanır. Hamilelikten önce veya hamilelik esnasında anne ocağa götürülür, doğumdan sonra da çocukla birlikte tekrar ocağa gidilir. Bu çalışmada ıstıra, tıbıka ve ümmü sübyan kavramlarından ve bunlara dair halk inanışlarından söz edilmiştir. Istıra, tıbıka ve ümmü sübyan sözcükleri üzerinde literatür taraması yapılmıştır. Istıra, tıbıka ve ümmü sübyan inanışları çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgilerle örneklendirilmiştir. Ayrıca Alanya’da yapılan saha çalışması neticesinde kaynak kişilerden ıstıra ve ümmü sübyana dair bilgiler elde edilmiştir. Yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda ıstıranın, ümmü sübyanın ve tıbıkanın halk inanışlarındaki yeri üzerinde durulmuştur. Istıra, tıbıka ve ümmü sübyan kavramları ayrı ayrı ele alınıp değerlendirilmiştir. Bunların anne ve çocuk üzerindeki etkisinden söz edilmiş ve bunlardan korunma yolları anlatılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2022Ebû Sâlim el-Ayyâşî’nin ve Abdulganî en-Nâblusî’nin Seyahatnamelerinde Atalar Kültüne Dair Tespitler
Ünalan, Ibrahım
Atalar kültü İslamiyet öncesindeki inanç sistemlerinden biri olup atalara ve onların mezarlarına duyulan saygıyı ifade eder. Bu inanç bağlamında ataların öldükten sonra geride kalan neslin üyelerini koruyacağına, onlara müşkül zamanlarında yardım edeceğine inanılır. Bazı hastalıkların veya felaketlerin ataların kızmasından kaynaklandığı düşünülür. Bu nedenle de ataların ruhlarına büyük saygı duyulur. Onları memnun etmek için kurbanlar bağışlanır ve çeşitli ritüeller uygulanır. Ataların mezarları korunup muhafaza edilir. Ata mezarlarına saygısızlıkta bulunanlar ve zarar verenler cezalandırılır. Atalar kültü Türklerin en eski inanç sistemlerinden biridir. İslamiyet öncesi dönemde başlayan bu inanış İslamiyet’in kabulünden sonra birtakım değişikliklere uğrayarak Türklerin yeni yaşam tarzına ve dinî inanışına uyum sağlamıştır. Atalar kültü Cahiliye dönemindeki müşrik Araplar arasında da görülmüştür, müşrik Arapların putlara saygı duyması, bazı putlara insan silueti verilmesi, onlara kurban sunulması atalar kültü inancından kaynaklanmaktadır. Bu inancın izleri daha sonraki yüzyıllarda da Araplar arasında devam etmiştir. Seyyahlar gittikleri ülkelerin veya şehirlerin kültüründen söz ederken oradaki halkın türbe ziyaretlerinden, türbelerde adakta bulunma, kurban kesme, mum yakma, bez bağlama vb. uygulamalarından da söz etmişlerdir. Osmanlı dönemi Arap edebiyatı seyyahlarından Ebû Sâlim el-Ayyâşî’nin er-Rihletu’l-‘Ayyâşiyye isimli seyahatnamesi ve Abdulganî en-Nâblusî’nin el-Hakîka ve’l-Mecâz fî Rihle Bilâdi’ş-Şâm ve Mısr ve’l-Hicâz adlı seyahat kitabı bu türden seyahatnamelere örnektir. Bu çalışmada Ebû Sâlim el-Ayyâşî’nin ve Abdulganî en-Nâblusî’nin söz konusu seyahatnameleri atalar kültü bağlamında incelenip değerlendirilecektir. Seyyahların yaptıkları türbe ziyaretleri ve bu ziyaretlerle ilgili uygulamalar atalar kültü çerçevesinde açıklanmaya çalışılacaktır.
- MakaleYalnız künye2022Scopus SJRQ2Soküm’ün aktarılmasında yaşanan sorunlara bir örnek olarak bayburt’ta zanaatlar ve zanaatkârlık
Kabak, Turgay
İnsanoğlunun yeryüzündeki yaşantısı başladıktan sonra ortaya koyduğu ilk planlı, teşkilatlı ve örgütlü faaliyetlerden birisi ticarettir. Çünkü insan, yapısı gereği bütün ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilen bir varlık değildir. Hayatta kalması için diğer insanların ürettiklerine de ihtiyaç duymaktadır. Ticaretin, mesleklerin ve para akışının da doğuşuna vesile olan bu ihtiyacı karşılamak için dünyanın her yerinde insanlar farklı organizasyonlar geliştirmişlerdir. Türklerin Anadolu ve çevresinde geliştirdiği Ahilik teşkilatı ve bu teşkilat içerisinde zanaatkârlar geçmiş dönemlerde Türk insanının ihtiyacı olan bütün mal ve hizmetleri el emeği yoğun bir çalışma şekliyle karşılamışlardır. Ancak bu zanaatlar ve onları icra eden zanaatkârların faaliyetlerini sadece ticari faaliyetler olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü bu faaliyetlerin çevresinde çok zengin bir somut ve somut olmayan kültürel miras da oluşmuştur. Bu çalışmanın amacı insanların ilk üretim biçimlerinden birisi olan ve el emeği yoğun bir üretim sürecine sahip olan zanaatlar içerisinde yok olmaya en yakın beş tanesinin Bayburt il merkezindeki durumunu incelemektir. Bu incelemeyi yapabilmek için nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ve saha araştırması yöntemleri kullanılmıştır. Saha araştırmasında da gözlem ve mülakat teknikleri kullanılmıştır. Daha sonra elde edilen veriler ilgili literatür ışığında incelenerek, diğer büyük illere göre hala bir nebzede olsa geleneksel hayatın devam ettiği Bayburt ilinde dahi zanaatların ve zanaatkarların modern zamanın sanayi ve ticaret gücü ile rekabet edemediği ve yok olmaya yüz tuttuğu tespit edilmiştir. Bu tespitin ortaya koyduğu durum sadece bazı zanaatların yok olması demek değildir. Bu zanaatı icra eden zanaatkârların mesleğin öğrenilmesinden icrasına, halka satışından esnaflar arasındaki meslek hukukuna kadar sahip oldukları çok geniş kapsamlı bir geleneksel bilginin de gelecek kuşaklara aktarılamayarak yok olmaya başladığı görülmektedir. UNESCO’nun çeşitli sözleşmeler çerçevesinde somut olmayan kültürel miras listesinde kabul ettiği ve milli kültürü oluşturan önemli nüvelerden birisi olan mesleki bilgilerin yok olması aynı zamanda genelde ülkemizde özelde de Bayburt’ta somut olmayan kültürel mirasımızı geleceğe aktarma konusunda çok büyük problemlerle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Bugün ülkemizde amatörler, müzeler ve çeşitli kurumlar tarafından zanaatların somut çıktıları olan ürünler çoğu bağlamından kopuk bir şekilde de olsa koruma altına alınıp saklanmaktadır; ancak bu zanaatların sahip olduğu kültürel değeri yaşatabilmek için sadece materyal saklamak yeterli değildir. Materyallerin üretim sürecinin bağlamı ile birlikte yaşatılması gereklidir. Ancak bu şekilde mesleki bilginin içerisinde yer alan kültürel kodlar geleceğe aktarılabilir ve dünya kültür mirasına kazandırılabilir. Çalışmanın dikkat çektiği husus da Bayburt ilinde geç kalınması durumunda mesleklerinin son temsilcileri olan zanaatkârlar ile birlikte bu somut olmayan kültürel mirasın yok olacağıdır. Bu konuda özellikle il bazındaki resmi kurumların üniversitede istihdam edilen uzmanların ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun da paydaş olduğu projelerle bu süreci tersine çevirebileceğine de dikkat çekilmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Rose Hip in Turkish Culture
Ünalan, Ozlem
Culture is the whole material and spiritual values that a society has. Traditions and customs of a society, folk beliefs, mania, fairy tale, folk song, legend, epic etc. products, dishes, folk medicine practices form the culture of that society. Rosehip has gained a place in Turkish culture with its use in folk literature products, with the folk beliefs that have developed around it, and as a source of food. Rosehip, which grows spontaneously in many parts of Anatolia, is a plant that is resistant to cold and seen as healing for many ailments. Rosehip is a fruit which is the topic of many folkloric narrations and which has many beliefs and rituals around it as well as being a mythological tree. It can be seen in many folkloric beliefs such as hidirellez, bad evil, gin, magic, tombs and growing up children. There are a lot of folkloric songs about rose hips in Anatolia. At the same time, branches of cloth ribbon washing rope and so on. objects are connected to see the wish tree function. Rosehip is one of the most unique tastes of Turkish cuisine with its tea, jams, juice, marmalade, soup, churchkhela and composte. Rosehip, which is seen as a miraculous plant, is also used in public health. Today, it is an important raw material for the food and medicine industry. In this study, the rosehip will be studied from cultural perspectives. First its mythological way will be handled, then beliefs and practices about rosehip from past to now present will be presented, then its place for public health will be handled. Examples from folkloric literature about rosehip will be given and flavors prepared with rosehip in Turkish cuisine will be explained.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2021The Word‘Saŋ’and Its Derivativesin Turkic
Güzel, Ferdi
The saŋ word which means “bird droppings” is seen for the first time in Karakhanid Turkish. This word, which has several variants in historical and contemporary dialects, has been forgotten in time and has not been able to maintain its existence in most of the contemporary dialects. In Turkish, these words and their derivatives in the historical process with the expansion of meaning “animal manure, dirt, dirt, garbage, trash” and so on meanings have also gained. One of the derivatives of the saŋ word and not just in Turkish dialects of Turkish that has been identified saŋra is derived with + rA (< +Xr +A) which a rare structure. The clarification of the structure of the word saŋra willalso contribute to the understanding of the çöpre word which cannot be given a definitive judgment on its structure.
- MakaleAçık Erişim2021The Turkish Poems of Karaköy Village, Aliağa, İzmir in the Context of Functional Folklore Theories
Özcan, Necati
Functional folklore theory, which is one of the context-centred folklore theories, investigates and examines folk creations in terms of performance or context. According to the functional approach, every performance, discourse or listening has a reason in the context in which it occurs. It is important to understand the role of folklore in human life. Turkısh poems, which have a widespread and important place in the oral culture region, is a living folk literature type that includes folklife. They have many functions such as expressing feelings, thoughts and dreams in the community’s life, being educational, providing socialization, supporting the institutions of the society, and transferring the culture to generations. In this study, the data was gathered by means of the interview method, which is one of the qualitative research methods, by doing zone research in Karaköy village, in Aliağa, İzmir. The compiled Turkish traditional folk poems (mâni) were evaluated within the framework of functional folklore theory of context-centred folklore theories and exemplified according to the functions of folklore elements of William R. Bascom.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2020التوثيق الجماعي عند المحدثين
Bogha, Asmaa Al
تتجه الدراسة إلى الحديث عن التوثيق الجماعي، القائم على تعديل جماعة لهم صفة مشتركة بشكل جماعي، وجمع مفرداته، فقامت بتوضيح معناه وتوضيح العلاقة بينه وبين التوثيق الضمني، ثم بينت حكمه عند العلماء واعتماده عندهم، ومرتبته وشرط إعماله، أيضاً عرضت الدراسة أشكال التوثيق الجماعي بشكل متسلسل، حيث تفرع إلى أربعة أشكال، الأول: رواية من عُرف عنه أنه لا يروي إلا عن ثقة، ثم الشكل الثاني وهو المشيخات المقيدة بالثقات، والمشيخات التي اشترط أصحابها تبيين الجرح في الشيوخ الذين سيذكرهم إن وجد، كما وبينت الفرق بين هذه المشيخات وبين الكتب التي جمعت الرواة الثقات، ثم انتقلت إلى الشكل الثالث من أشكال هذا التوثيق وهو ما ورد في كتب الحديث من الحكم على إسناد بأن رجاله ثقات، ثم إلى الشكل الرابع وهو شيوخ من صنف في الضعفاء واشترط أن لا يبقي إلا من هو ثقة أو صدوق، مع ذكر تطبيقات كل شكل وأمثلته، واعتماد العلماء عليه، والاعتراضات والانتقادات إن وجدت، وفي النهاية ناقشت مسألة تعارض التوثيق الجماعي مع الجرح، وخلصت الدراسة بالإضافة إلى توضيح أشكال التوثيق الجماعي وحكم العلماء فيها وتطبيقاتها، إلى أن التوثيق الجماعي معتبر عند العلماء ومعمول به كما اتضح من الأمثلة التي عرضت أثناء البحث.
- MakaleAçık Erişim2020Reinterpretation of Names in Bamsi Beyrek Boyu According to N. Hartmann's Ontology
Akkoyun, Tuğba
Dede Korkut Stories, the common value of Turkishness, always most notably of Turkish literature, is a source in areas such as mythology, history, sociology and culture. The richness of its content has enabled many scientific researches. There are thousands of valuable works revealing its various aspects. An example of telling much using few words-laconic, Dede Korkut Stories have a structure that compensates for the need of intensive expression of the oral period. This structure is similar to the categories of being in the new ontology of Hartmann in terms of the formation from layers. Because the only being that incorporates into all the layers of being is the human. Therefore, it is seen that these layers are generally found in every product of human creation. The emphasis on the tradition of name giving to people in Oğuznames of Dede Korkut indicate that names were not randomly selected. In this study, some of the names of Bamsı Beyrek Boy were examined in terms of ontological layers. It was observed that the names of the studied persons have a stratified structure as semantic and gained a new meaning with a new layer in each different context.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2020Folklore and occupational folklore ın refik halid karay’s
Köksal, Fatih
Refik Halid Karay is one of the important writers who served Turkish story to open Anatolian and Turkish language to reach perfection. The author, with the opponent identity, from the years of constitutional period until the date of return to his country he made a name for himself in the politics of the country. Tuncay Birkan presents Refik Halid Karay’s newspaper articles which from started to return of his homeland in 1938 until his death date of 1965, separating them according to their themes under the name of “Memleket Yazıları” and published in 18 books. This articles, publishing in the most influential newspapers and magazines of the period are an important resource for social scientists and especially folklore with their themes of culture and art. When the articles are examined, it will be seen that the worry of writing daily articles and completing in time did not cause any platitude to him. The author in almost every article, the author explained what he knew about the customs and traditions that he feared to be forgotten, mansion life, cuisine culture, folk etymology, botanic, stereotypes, fairy tales and joke, folk theater, public vehicles, fashion, beliefs, professions; he entered compilation action by asking his reader about what he did not remember. In his articles, it is not folklore elements in “Memleket Yazıları” that will exceed the limits of the article; the emphasis will be on the Karay’s folklore attitude, which made the author to be interested in this issue and on his writings on occupational folklore.
- MakaleYalnız künye2020Bamsı beyrek boyunun trabzon varyantı bası böyrek üzerine bir inceleme
Kabak, Turgay
Türk kültür tarihinin en önemli eserlerinden birisi olan Dede Korkut üzerine ülkemiz ve yurtdışında günümüze kadar pek çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalardan ülkemizde yapılanlara bakıldığı zaman çalışmaları iki ana kola ayırmak mümkündür. Bunlardan biri Dede Korkut kitabının nüshaları, diğeri de Dede Korkut boylarının Anadolu’daki varyantları ile ilgili yapılan çalışmalardır. Bamsı Beyrek boyunun Trabzon varyantı ilk olarak 1931 yılında Bartın Gazetesi’nde Ahmet Baha imzasıyla Hamamîzâde İhsan’dan naklen neşredilmiştir. Bartın Gazetesi’nde köşe yazısı şeklinde yayınlanan bu anlatı hem çok kısadır hem de eksiktir. Ancak 2003 yılında Trabzon merkeze bağlı Bengisu (Eski adı Kisarna) köyünden Basi Böyrek adı ile derlenen elimizdeki anlatı, gerek olay örgüsü gerekse de kahramanları ile tam anlamıyla bir Bamsı Beyrek varyantıdır ve daha önce yapılan yayının eksik bıraktığı noktaları tamamlamaktadır. Bu kapsamda araştırmanın amacı Bamsı Beyrek’in Trabzon varyantının tamamını ilk defa bilim dünyası ile paylaşmak ve bu varyant üzerine ilk bilimsel bir incelemeyiyapmış olmaktır. Araştırmanın deseni doküman araştırması olarak yapılandırılmıştır. Araştırmanın örneklem yöntemi ise amaçlı örneklemdir. Amaçlı örneklemde anılan Trabzon varyantı çalışılmıştır. Verilerin analizinde ise doğrudan alıntılara dayanan betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Trabzon varyantının olay örgüsü, kahramanlar, olağanüstü olaylar ve şekil özellikleri bakımından diğer varyantlarla büyük oranda benzerlikler göstermekle birlikte ayırt edici farklılıklar da taşıdığı tespit edilmiş ve bu farklılıklar “Sözlü Kompozisyon Kuramı” ve “Performans (İcra) Yöntemi” ışığında analiz edilerek açıklanmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - Derleme MakaleYalnız künye2018Potansiyel Bir Coğrafi İşaret: Saruç
Arslaner, Ayla; Salik, M. Ali
Cimin Üzümü, Erzincan’a bağlı Üzümlü ilçesinin belde ve köylerinde yetiştirilen ve karakteristik özellikler taşıyan, sofralık tip siyah üzüm çeşididir. Bu ürünün, 13.06.2001 tarihinden geçerli olmak üzere Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Coğrafi İşaret (menşe adı) tescili yapılmıştır. Bu üzüm Erzincan ilinde üretilen ve bir atıştırmalık olarak tüketilen “Saruç (üzüm basmacası)” adlı ürünün de hammaddelerinden birini oluşturmaktadır. Saruç, üzümlerin ortadan ikiye ayrılıp çekirdeklerinin çıkarılması, kurutulması ve iki-üç adet kuru üzüm tanesinin arasına yarım ceviz içi yerleştirildikten sonra ipe dizilmesiyle elde edilir. Cimin Üzümü’nün karakteristik lezzeti ve cevizle oluşturduğu mükemmel uyum, bu ürünün kış aylarında sevilerek tüketilmesinin en önemli nedenidir. Saruç gibi belirli coğrafi sınırlar içerisinde üretimi gerçekleştirilen ve üretildiği bölgenin kırsal kalkınmasına katkı sağlayan ürünlerin tescillenerek değer kazandırılması büyük önem arz etmektedir. Bu derlemede, Saruç'un Coğrafi İşaret Tescil potansiyeli ele alınacaktır.
AtıfTR Dizin1
İncele




