Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Ünalan, Ozlem(7)
- Akkoyun, Tuğba(4)
- Ünalan, Ibrahım(4)
- Büyükada, Merve(3)
- Gülden, Bahadır(3)
- Kabak, Turgay(3)
- Köksal, Fatih(2)
- Akpinar, Ahmet(1)
- Arslaner, Ayla(1)
- Aydin, Nevzat(1)
- Aytaç, Aslıhan(1)
- Bahtiyar, Gul(1)
- Barin, Erol(1)
- Bilgin, Ahmet(1)
- Bogha, Asmaa Al(1)
- Demirel, Osman(1)
- Demirer, Emre(1)
- Doğan, Uğur(1)
- Erzen, Mehmet Halil(1)
- Güzel, Ferdi(1)
- Inal, Ibrahim Hakki(1)
- Kaplan, Kadir(1)
- Kara, Kürşad(1)
- Karabulut, Ahmet(1)
- Karaduman, Ruken(1)
- Kaya, Musa(1)
- Saka, Erdem(1)
- Salik, M. Ali(1)
- Sarıgül, Abdulselami(1)
- Sercan, Yavuz Selim(1)
- Sever, Mehmet(1)
- Temizyürek, Fahri(1)
- Tiyek, Muhammet Akif(1)
- Ustabulut, Mete Yusuf(1)
- Yıkılmaz, Arzu(1)
- Özcan, Necati(1)
- Özkan, Ahmet(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Tarihî kahramanlık filmlerinde mit-ritüel boyut ve seyir deneyimi: toplumsal yapının yeniden üretimi
Köksal, Fatih
Bu çalışma, Türk sinema tarihinde 1950’li yıllarda ilk örneği beliren tarihî fantazya ya da diğer adlarıyla kostüme avantürleri, tarihî kahramanlık filmlerini toplumsal yapının yeniden üretimi noktasında mit-ritüel boyut ve seyir deneyimi açısından incelemeyi amaçlamaktadır. İnsanoğlu ölüm gerçeği karşısında ritüellerle anlam üretme çabasına girişmiş; yine ölümle ilişkili olarak geleceğin belirsizliğiyle bağlantılı kaygılarını toplumsal düzeni tesis eden uygulamalarla denetim altına almaya çalışmıştır. Ritüelimsi yapılar, insanın varoluşsal gereksinimlerini karşılamak üzere birtakım kültür ürünleri ile modern toplumda da varlığını sürdürmektedir. Bu bağlamda, ilk bakışta gerçeklikle ilişkisi sınırlı ve dost–düşman karşıtlığına indirgenmiş görünen melodramlara, özelde kahramanlık filmlerine yönelik tükenmeyen ilgi, bu türün içerik, yapı ve kaynakları bakımından mit-ritüel bir boyuta sahip olmasıyla açıklanabilir. Tarihî kahramanlık filmleri, ritüel gereksinimlerin tezahürü olarak mitik içerik ve sunduğu ritüel deneyim ile toplumsal bireyin yapı içindeki konumunu pekiştirmekte ve mevcut toplumsal düzeni yeniden üretmeye hizmet etmektedir. Tarihî kahramanlık filmleri, her tür filmi gibi toplumsal hiyerarşilerin uzlaşı içinde yapının yeniden üretilmesini sağlayan ritüelistik kültürlenme faaliyetleridir. Özellikle tarihî kahramanlık filmleri mit ve ritüellerle olan geleneksel bağı ile toplumsal normların, kültürel sembollerin taşıyıcılığını üstlenmektedir. Tarihî fantazyalar bu görevi hem film ölçeğinde hem de seyirciyle kurduğu ilişkiyle ihya etmektedir. 1952 tarihli Kızıl Tuğ filmiyle başlayan, kökleri mitlere, destanlara, popüler edebiyata dayanan türün varlığı, toplumun gereksinimlerine binaen kültür hayatımızda devam etmektedir. Tür filmi olarak değerlendirilen tarihî kahramanlık filmleri, sinema sanatı ve yansıttıkları tarihsel gerçeklik bakımından çoğunlukla dikkate değer bulunmamıştır. Buna karşın birtakım toplumsal gerçekleri görünür kıldığı gerekçesiyle sosyal bilimlerin göz ardı edemediği bir boyutta ve süreklilikte seyirci ilgisini çekmektedir. Öyle ki tarihî fantazyaların da türsel olarak dâhil olduğu melodramlara yönelik bu ilgi, arkaik dönemdekine benzer bir duygusal algılama biçimiyle ya da mitik bir bilinçle ilişkilendirilmiştir. Bu ilgiyi yönetenlerin amaçları ise sıklıkla mitlerin eylemsel boyutu olan ritüellerin birtakım işlevlerinden yararlanmak suretiyle onların meşruiyet yaratma gücüyle açıklanmıştır. Ritüel bir süreç ve işlevle ilişkilendirilebilecek ilgiye mazhar olan tarihî kahramanlık filmlerinin beslendiği kaynaklar açısından içerik itibarıyla mitlerle ilişkisi de sorgulanmıştır. Sonuç olarak literatürdeki çalışmalarda filmlerin mitler ve ritüellerle olan ilişkisi üzerinde durulmasına karşın toplumsal yapının yeniden üretilmesinde bu işlevin nasıl kurgulandığı ve yapısı tartışılmamıştır. Dolayısıyla bu çalışmada bir içerik analizi yapmaksızın daha önce yapılmış çalışmaları destekleyecek şekilde öykü ve seyir deneyimi, ritüel sürecin sekanslarıyla ilişkilendirilecektir. Toplumsal normların, kültürel sembollerin taşıyıcılığını üstlenen tarihî kahramanlık filmleri, bu mitsel içerikleri bir ritüel mekân olarak beliren sinema salonlarında, TV karşısında sunmaktadır. Film kahramanları ve seyirci, ritüel bir yapı içerisinde Arnold van Gennep’in terimleriyle “ara/eşik” bölgede, Victor Turner’in ifadesiyle “eşiktelik”te bir “komünitas” üyesi olarak, ritüellerde bu aşamada uygulanan tecrit, sınama ve eğitim misyonu gereğince toplumun genel otoritesini temsil eden geleneği-mitleri öğrenerek, yapıya olan inancını tekrar tekrar güçlendirerek toplumsal yapıyı içselleştirmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Dream Motifs as Instruments of Legitimacy and Motivation in the Ottoman Empire (1453–1566)
Saka, Erdem
During the foundation and expansion periods of the Ottoman Empire, various political strategies were employed to secure legitimacy, gain support, and facilitate territorial expansion. Within this framework, dream narratives emerged as important instruments of political and ideological representation. These narratives frequently included religious figures such as prophets and caliphs, who possessed strong legitimacy within the Islamic world. Dreams presented to the sultan often contained symbolic elements associated with the ideal of universal sovereignty (cihan hâkimiyeti). Dreams reportedly seen before military campaigns, foretelling victory and sometimes indicating the direction of conquest, appear to have functioned as tools of political legitimation. At the same time, these dream narratives also reflected the folkloric and cultural characteristics of the period. Celestial symbols such as the moon, sun, and stars, together with mythological motifs including birds, fish, and rams, may be interpreted as symbolic representations of cosmological beliefs, collective hopes and fears, and perceptions of power, authority, and destiny. This study draws primarily upon archival documents, alongside chronicles and other relevant contemporary sources related to the period under examination.
- MakaleAçık Erişim2026Manzum Bir Tefe’ülnâme: Mushaf-ı Şerîf’den Tefe’ül Etmenin Tarîki Beyânındadır
Büyükada, Merve
Tarihin her devrinde farklı coğrafyalardan kimseler, gelecekte yaşanabilecek hadiseleri öğrenmek ve buna göre çeşitli tedbirler almak istemişlerdir. Bu yüzden insanlar -özellikle de sıkıntılı dönemlerinde- fal uygulamalarının türlü yöntemlerine başvurmuşlardır. Türklerin yıldızlar, ay, güneş gibi gök cisimlerini, ateşi, hayvan kemiklerini, kumalak denilen taneler gibi birçok nesneyi kehanet ve fal vasıtası olarak kullandıkları bilinmektedir. Kur’an’da ve hadislerde gaibi, gizli olanı ve geleceği sadece Allah’ın bilebileceği bildirilmiş olmasına rağmen İslamiyet’in kabulünden sonra da fal bakma geleneği sürmüştür. Ancak bu dönemde fal bakma aracı olarak yararlanılan nesneler farklılaşmaya başlamış ve neticede çeşitli fal nevileri kullanılır hâle gelmiştir. Bunlardan biri de kitap fallarıdır. Kaynaklara göre fal bakma amacıyla en çok tercih edilen kitap ise Kur’an-ı Kerim’dir. “Tefe’ülnâme” olarak da zikredilen Kur’an falı örneklerinden biri de Süleymaniye Kütüphanesi Hasan Hayri-Abdullah Efendi Koleksiyonu’nda 00172-003 numara ile kayıtlıdır. 16 varaktan oluşan nüshanın 12b-16a varakları arasında yer alan metin, nesih hat ile kaleme alınmıştır. Eser, Mushaf-ı Şerîf’den Tefe’ül Etmenin Tarîki Beyânındadır başlığını taşımaktadır. Kur’an falı, aynı yazmanın 7b-12a sayfaları arasında yer alan Farsça manzum tefe’ülnâmenin Türkçeye tercümesidir. Falnâme, kısa mensur bir mukaddime ve 29 beyitlik kısa bir mesneviden oluşmaktadır. Mensur olan kısımda fal açmanın usulü açıklanarak fal açacak kişinin bazı ritüelleri gerçekleştirmesi istenmiştir. Manzum olan bölümde ise her bir harf elifba sırası gözetilerek yorumlanmış ve her harf bir beyitte tabir edilmiştir. Harflerin yorumları tefe’ülün gereği olarak büyük oranda müspet yöndedir. Çalışmada, mezkûr falnâme tanıtılarak Latin harflerine aktarılmış ve Kur’an falının dil içi çevirisine yer verilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025A prose fortune tellıng: hazâ kitâbu fâl-ı kur’ân
Büyükada, Merve
Humans have been curious about discovering what lies in the great beyond and predicting the future since practically the dawn of time. Over the millennia, they’ve used stars, animal bones, bird flight patterns, and even books to achieve that – with techniques and tools alike showing immense variation depending the period and geography in question. Nevertheless, fortune telling is seemingly universal acrost most cultures. In the context of Ottoman-Turkish culture, this art is referred to as “fal.” As such, Ottoman-era fortune telling guide books or manuals were called “fal-name.” Koranic fal-names (commonly dubbed “fâl-ı Kur’an” or “tefeülname) proved especially popular. Some were written in verse, some in prose, and others in a mixture of both. In this study, we have examined one such a book: Hâzâ Kitâbu Fâl-ı Kur’an (55Hk519/6, Samsun Provincial Library Collection). We’ve specifically focused on folios 63b through 65b (out of 111 in total). While the author remains unknown, he do know that it was penned in around 1735 or 1736 CE (1147 AH). The book talks at length about how one should go about reading a fortune at the beginning. Arranged in alphabetical order, every (abjad) letter corresponds with an ayah from the Quran, followed by two possible interpretations, one good, the other bad. We’ve transcribed the folios in question into the Modern Turkish (Latin) alphabet, and analysed them for content, orthography, and language.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Âşıklık geleneğinin günümüz temsilcilerinden Bayburtlu Âşık Süphânî
Doğan, Uğur
Âşıklık geleneğinin yaşayan günümüz temsilcilerinden Bayburtlu Âşık Süphânî’yi yaşamı, âşıklığı ve çeşitli seçkin eserleriyle birlikte ele alan bu çalışmada; alan araştırması, yapılandırılmamış görüşme ve içerik analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Âşık Süphânî’nin yaşamı ve âşıklığı hakkında bilgilere ulaşılabilmesi amacıyla kendisi ile bir yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Âşık Süphânî’nin çalışma kapsamına alınan eserleri biçim, tür, konu içeriği, hece ölçüsü, form, ezgisel yapı, ritmik yapı ve seyir yapısı gibi çeşitli özellikleri bakımından Türk halk müziği ve Türk halk edebiyatı disiplini çerçevesinde çözümlenerek tasnif edilmiş ve tablo halinde gösterilmiştir. Çalışma sonucunda Âşık Süphânî’nin, âşık atışmaları, leb değmez, irticalen çalıp-söyleme gibi âşıklık geleneğinin oldukça önemli pratiklerini uygulayabilen bir gelenek temsilcisi olduğu, incelenen koşma biçimindeki 7 eserde deyiş-nasihat, güzelleme, aşk-sitem, aşk-sevda, yiğitlik-kahramanlık, mizah-taşlama gibi temaların işlendiği ve eserlerin konu içeriği bakımından türkü, deyiş, koçaklama ve güzelleme gibi edebi türlerde oluşturulduğu bulgularına ulaşılmıştır. Bu çalışmanın; yaşayan bir âşıklık geleneği temsilcisini literatüre kazandırması ve kendinden sonraki çalışmalara kaynaklık etmesi bakımından önemli olacağı öngörülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Kaosta doğan, kozmosla görevlendirilen kağan: oğuz kağan
Akkoyun, Tuğba
Destanlar, çoğunlukla, milletlerin herhangi bir şekilde yok olma aşamasına geldikleri dönemlerin tarihleridir. Sözlü gelenekle aktarılırken mitik bir zeminin üzerine inşa edilen yeni tabaklarla donanan ürünlerdir. Varoluş süreleri boyunca çekirdekteki aslî unsurları da taşırlar. Kimi zaman şecere, kimi zaman evrenin yaratılışı vb. hakkında insanların ilk bilgi ve tasavvurlarını içeren arkaik unsurlara sahiptirler. Türk destanlarının bugüne erişebilenleri için de durum aynıdır. Oğuz Kağan Destanı’nın arkaik yapısı, sözcük düzeyinden makro düzeye tüm metinde sürmektedir. Oğuz Kağan’ın dünyaya gelişinden itibaren Türk mitolojisinin ve kültürünün izleri anlatıda takip edilebilmektedir. Hemen tüm kültürlerin ilk mitolojik bilgisi olarak görülen kozmoloji, destanın temelinde yer almaktadır. Türklerin kozmolojik tasavvurlarının yanı sıra, dinî düşünce öncesi (yazının icadı öncesi) unsurlar, devlet geleneği ve yapısı gibi ögeler destanda anlamsal tabakalar halinde izlenebilmektedir. Tabakalar ve kültürel kodların anlamlandırılabilmesi için göstergelerin kavram alanlarının farklı açılardan değerlendirilmesi, dil bilim, onomastik gibi disiplinlere de başvurulmasını gerekli kılmaktadır. Bilhassa adlandırmanın ontolojik ve kültürel bağlantıları metnin çözümlenmesine ışık tutan seçimler olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda makalede astronomi, eski Türk dili, onomastik, antropoloji, tarih bilimleriyle bağlantılar kurulmuştur. Bu çalışma, Ferruh Ağca tarafından hazırlanan (2019) “Uygur Harfli Oğuz Destanı” (OKD) metni üzerine temellendirilmiştir. Metnin başında ve çeşitli kısımlarında eksikler olması bir dezavantaj teşkil etse de eldeki kısmın dilsel verilerinden yararlanılmıştır. Uygur harfli OKD’nin ait olduğu çevre, ne zaman ve kimin tarafından yazıldığı, sözlü gelenekte yaşayan destanın yazıya geçirilmiş ilk şekli olup olmadığı belli olmasa da metin, anlatı geleneği özelliklerini barındırmaktadır. İçerdiği mitolojik ifadeler nedeniyle en erken tarihli Oğuznâme olduğu genel kanaattir. Ay Kağan’ın bir erkek çocuk doğurmasıyla başlayan destanda, doğumundan itibaren üstün güç ve özellikler sergileyen bir Türk kağanının yaşamı, zaferleri ve kurduğu devletin bekası için oğullarını görevlendirmesi anlatılır. Çalışmada; Oğuz Kağan’ın adıyla anıldığı, canavarı avlama sahnesine kadar incelenen kısımdaki göstergelerin siyasi birliğe ihtiyaç duyulan kaotik bir ortamda dünyaya gelen Oğuz ekseninde, anlatının mitik ve kültürel kavram alanını, tutarlı/ tabakalı yapısını disiplinler arasılık yardımıyla ortaya koymak amaçlanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Yapay Zekâ ve Transhumanist Göstergeler Üzerinden ‘’Chappie’’ Filminin Analizi
Karabulut, Ahmet; Sarıgül, Abdulselami; Sercan, Yavuz Selim
Yapay zekâya sahip robotlar insan yaşamının sıradan bir parçası haline gelmiş ve yaşamı birçok yönden değiştirip dönüştürmüştür. Yapay zekâ teknolojisinin amacı insanların yaşamlarını kolaylaştırmak ve işlerini hafifletmektir. Ancak birçok alanda olduğu gibi yapay zekâ alanında da hesaplanmış davranışların öngörülemeyen sonuçları oluşmuştur. Yapay zekânın yoğun bir şekilde gündelik yaşamda yer alması distopik senaryoları da beraberinde getirmiştir. Bu süratli ve radikal değişimin insanlığa yönelik yarattığı tehlikeli durumlar tartışılırken, bu endişelerin sinema alanında da kendini göstermesi kaçınılmaz hâle gelmiştir. Bu gelişmelerden dolayı farklı alanlarda filmler üzerine çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada, insan-makine-yapay zekâ arasındaki etkileşimin ortaya çıkaracağı sonuçları üreten ‘Chappie’ ‘filmi, transhumanizm bağlamında Barthes'in göstergebilimsel çözümleme yöntemleriyle analiz edilmiştir. Filmin içinde bulunan distopik bilgilerin anlatımında kullanılan imgelerin, yerlerin ve çağrışımların hem gösteren, gösterilen, gösterge hem de düz ve yan anlam analizleri yapılmıştır. Göstergeler kullanılarak elde edilen bulgularda ‘Chappie’ filminde yer alan robotların transhumanizm bağlamında insan- makine ve yapay zekâ ilişkisini ortaya çıkardığı söylenebilir. Sonuç olarak ortaya çıkan bu göstergelerin modern çağın vardığı en son noktada insan ve yapay zekâ arasındaki güç ve iktidar ilişkisini tanımladığı ifade edilebilir.
- MakaleAçık Erişim2024Tölögön Kasımbekov’un ‘Baskın’ Romanında Tarih Bilinci
Aytaç, Aslıhan
İnsanoğlu geçmiş, şimdi ve gelecek olmak üzere üç görüntü düzeyinden meydana gelen zaman algısına bütünsellik kazandırarak tarih bilinci oluşturur. Bu doğrultuda tarih bilinci, ataların deneyimsel belleğinden yola çıkarak şimdiyi, geçmiş düzleminde anlaşılır kılarken geleceğin farkındalıkla kurulmasını sağlar. Toplumlar için tutunma noktası oluşturan tarih bilinci, bir milletin varoluşundaki öncül koşullardan biri şeklinde kabul edilir. Tarih bilincini, anlatmaya dayalı edebî metinlerinde ana etimon olarak önceleyen Tölögön Kasımbekov, tarihsel romanlarıyla Kırgız edebiyatına yön verir. Yazar, tarihsel gerçeklikleri kurgusal düzleme aktarıp okuru bilgilendirmeyi amaçlarken ideolojisi doğrultusunda yönlendirmek ister. Bu bakış açısıyla yazarın tarihsel gerçeklerden yola çıkarak kaleme aldığı ‘Baskın’ romanında, Türkistan coğrafyasındaki Hokand Hanlığının, 1859-1898 yılları arasındaki sosyal, politik, ekonomik, askerî ve kültürel panoraması, özgürlük/ bağımsızlık mücadelesi şeklinde çıkarılırken tarih bilincinin önemine dikkat çekilir. İnsan- zaman- mekân ilişkisinin algısal düzlemde kurulduğu romanda, kolektif bilinçte yer alan kültürel bellek kodları, tarih bilincini belirginleştirmek üzere sıklıkla kullanılır. Bu açıdan çalışmada geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki döngüsel ilişki; atalar kültü, vatan bilinci ve müziğin büyüsü şeklinde değerlendirilecektir.
- MakaleYalnız künye2024A1.1 Intangible Cultural Heritage Elements in Turkish Textbooks (Maarif Turkish Example)
Kaplan, Kadir; Bilgin, Ahmet
This study, which aims to examine the intangible cultural heritage elements in the A1.1 Maarif Turkish textbooks prepared by the Maarif Foundation, used an actual case study from qualitative research designs. Criterion sampling, one of the purposive sampling methods, was preferred as the object of investigation, and A1.1 level primary, middle, and high school textbooks prepared by the Maarif Foundation in 2021 were used. ICH list was used as a data collection tool, and the textbooks’ activities were analyzed in line with this list. Descriptive content analysis was used to analyze the collected data. Knowledge and practices related to nature and the universe, performing arts, rituals and feasts, oral traditions and narratives, social practices, handicraft tradition, place names on the temporary list, mixed heritage, and natural heritage were identified as the main themes in the list and descriptive analysis was carried out according to these themes. It was concluded that in all of the textbooks examined, greetings under the upper element of ICH oral traditions and expressions were given more space, the diversity of ICH elements increased as the level of education increased, and greetings from ICH elements were quantitatively given enough space. In contrast, other elements weren’t given enough space.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Bir İhtilâc-nâme Örneği: Hâzâ Kitâbu İskender-nâme-yi İhtilâc
Büyükada, Merve
İnsanoğlu geçmişten bugüne ileride yaşanabilecek durum ya da olaylar hakkında bilgi edinmek istemiş ve gelecek ile ilgili birtakım tahminlerde bulunmuştur. Bunu yaparken de çevredeki farklı nesneleri, canlıların hareketlerini veya onların fiziksel özelliklerini bir araç olarak kullanmış nihayetinde bunları iyiye ya da kötüye yorarak çeşitli yargılara varmıştır. Tüm bu tahminler ve hükümler zamanla birikerek toplumların inanç dünyalarına yerleşmiş ve dilden dile aktarılarak yazılı geleneğin bir parçası hâline gelmiştir. Daha çok fal içerikli olan bu ürünler Türk edebiyatında “fal-nâme” başlığı altında toplanmıştır. Fal-nâme çatısı altında sınıflandırılan türlerden biri de ihtilâc-nâmeler ya da diğer bir adıyla seğir-nâmelerdir. Bu metinlerde insanın muhtelif uzuvlarının seğirmelerine özel anlamlar yüklenerek çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur. Yurt içi ve yurt dışı kütüphanelerinde manzum veya mensur şekilde kaleme alınmış birçok ihtilâc-nâme mevcuttur. Manisa İl Halk Kütüphanesinde 45 Hk 5373/1 numara ile kayıtlı mecmuada yer alan ihtilâc-nâme de bunlardan biridir. Metin mecmuanın 8b-12b varakları arasında bulunmaktadır. Bu çalışmada “Hâzâ Kitâbu İskender-nâme-yi İhtilâc” başlıklı metin Latin harflerine aktarılarak tavsif edilmiş; ardından muhteva, dil ve imla yönünden incelenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Alanya yörüklerinde nazara dair inanışlar ve buna bağlı uygulamalar
Ünalan, Ozlem
Kelime anlamı olarak bakma, bakış, göz atma anlamlarına gelen nazar; halk arasında bakışlarının uğursuzluk ve zarar getirdiğine inanılan kişilerin, canlı ve cansız varlıklar üzerinde yarattığı kötü etki olarak tanımlanır. Nazar değen kişilerin veya nazara uğrayan çeşitli nesnelerin olumsuz bir durumla karşılaşacağına, nazarın bıraktığı etkinin kötü hadiseler getireceğine inanılır. Yörük kültürünün hâkim olduğu Alanya’da da özellikle dağ köylerinde ve yaylalarda nazara dair inanışlar ve uygulamalar canlı bir biçimde yaşamaktadır. Alanya Yörükleri nazar değmesini “isabete uğramak” olarak isimlendirmektedir. Bu çalışmada Alanya halkının nazara karşı inanışları, nazardan korunma yolları ve nazar olduğunda yapılan uygulamalar anlatılacaktır. Nazar ocakları hakkında bilgi verilecek; kurşun dökme, tuz çevirme, mum öğme gibi nazardan arınma uygulamalarından söz edilecektir. Ayrıca Alanya’da nazar inanışını etkileyen faktörler ortaya konulacaktır. Çalışmada saha çalışması yöntemi uygulanmış ve görüşme tekniğiyle kaynak kişilerden konuyla ilgili bilgiler alınmıştır. Katılımlı ve katılımsız gözlem yapılarak köylerdeki ve yaylalardaki nazarla ilgili uygulamaların fotoğrafları çekilmiş ve bunlara çalışma içinde yer verilmiştir
AtıfOpenAlex5TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2023Fransa’da İki Dillilerin Türkçe Derslerinde Kültürel İçerik Olarak SOKÜM’den ve Folklordan Yararlanılması
Gülden, Bahadır
Bu araştırmanın amacı Fransa’da iki dilli öğrencilerin Türkçe derslerinde öğretmenlerin kültürel içerik olarak hangi halk bilimi unsurlarından ve somut olmayan kültürel miras unsurlarından yararlandıklarını tespit etmektir. Bu çerçevede halk bilimi kadroları listesi uzman görüşleri alınarak sadeleştirilmiş ve listeye son hâli verilmiştir. Ayrıca Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Listesindeki Alanları, Karma (Doğal ve Kültürel) Miraslar ve Doğal Miras alanları listelerindeki alanlar öğretmenlerin görüşlerine sunularak derslerde kullanılan unsurların belirtilmesi istenmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden betimleyici fenomenoloji yöntemi kullanılmıştır. Yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler “UNESCO Türkiye’nin Dünya Mirası Listeleri” ve “Halk Bilimi Kadroları Listesi” doğrultusunda analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin iç tutarlılığının artırılması için görüşme formu Fransa’da en az bir yıllık mesleki tecrübeye sahip öğretmenlere uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenler halk bilimi kadroları listesindeki sözlü gelenekler başta olmak üzere diğer kültür sahalarından hedef kitlenin ve kazanımlara uygun olan kültürel içeriklerden yararlandığı belirlenmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Adam blade’in canavar peşinde adlı çocuk kitaplarının on kök değer açısından incelenmesi
Kaya, Musa; Bahtiyar, Gul
Değerler eğitimi çocuğun yaşadığı topluma ait kültürel ve evrensel ögeleri fark etmesi açısından önemlidir. Milli Eğitim Bakanlığı bu anlamda 2017 eğitim öğretim programında “Değerler Eğitimi” konusunu gündeme getirmiş ve on kök değeri tespit ederek programda yer vermiştir. On kök değerin fark ettirilmesi açısından çocuk edebiyatı ürünlerinin de önemli olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, çocuk edebiyatı alanında tanınmış olan ve eserleri Türkçeye çevrilen Adam Blade’in “Canavar Peşinde” adlı seri kitaplarından seçilen kitapların on kök değer açısından incelenmesidir. Araştırmanın inceleme nesnesini Adam Blade’in Canavar Peşinde adlı kitaplarından ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiş olan 11 adet çocuk kitabı oluşturmaktadır. Yazarın seçilen çocuk kitapları nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesiyle tetkik edilmiş ve yorumlama yapılmıştır. Araştırmada elde edilen on kök değere ait veriler betimsel analizle değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda toplamda 711 adet on kök değer tespit edilmiştir. Bu değerlerin içerisinde en sık kullanılan değerler, özdenetim, yardımseverlik ve sorumluluk değerleri olmuştur.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Handkerchief in the turkish folk culture within the frame of the functional theory of folklore
Ünalan, Ozlem
Handkerchief is an object which is frequently needed in daily life, used in every stage of life from birth to death and shows a symbolic language property from time to time. It is primarily used in wiping the hands, face and nose, drying off the sweat and carrying a variety of things. It is also used as a dining board. Handkerchief is used as a complementary product in men’s suits or women’s local dresses. It is offered as a present for newborn babies, boys who have undergone a circumcision, young men who are to do military service, guests who pay a visit to condole, newly wed couples and those who pay a visit for exchanging bairam greetings. The Turkish culture attributes a lot of meanings to handkerchief. Within the frame of customs such as birth, marriage and death, it is possible to say that a handkerchief has many functions like giving information, reporting, providing communication, having luck and giving as present. Sometimes the handkerchief becomes the health language of a person. Those who embroider a handkerchief reflect what is in their heart on it. Lovers express their love, desire to get married or intention to part through the handkerchief. In addition, every piece of embroidery processed on the handkerchief expresses sorrow, love, longing and happiness. Those who seek to find a cure to their illnesses tie a handkerchief to tombs, mausoleums and trees they believe to be healing. Girls who desire to get married and cannot wave a handkerchief in specific times and in specific places. Handkerchief is used in beliefs related to good luck and bad luck, enhancement of milk and honey and practices related to Hidirellez. Handkerchief is mentioned in a variety of ways in folk songs, Turkish poems, myths, puzzles and fairy tales. Handkerchief which is one of the most important accessories of public storytellers is also used in specific children’s games and traditional Turkish theatre. The present study discussed the functions of handkerchief which has a noteworthy place in both human life and the Turkish culture. In order to determine the usage areas of handkerchief, the study used a variety of research and evaluated the data acquired within the context of the functional folk science theory.
AtıfOpenAlex6TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Gastronomic Elements in the Travel Books of Arab Travelers
Ünalan, Ibrahım
Travel books are literary works in which travelers give various information about the places they have seen. Providing reference to areas like history, geography and literature, travel books are of vital importance for gastronomic studies as well. Travelers visiting the same or different geographies during different centuries mentioned in their travel books the flavors they had tasted, incidents they had witnessed concerning food and situations they had found interesting in a positive or negative way. In their travel books, they also mentioned cooking styles, methods of cooking and making food, materials used in storage and service, food-related professions and places to eat. Some travelers gave place to ordinary foods, cooking technics and table habits by comparing with their own culture. Such gastronomic elements mentioned in travel books also reflect the food and cuisine concept of the period and geography in which the travel book was written. Examples to travel books that include gastronomic elements are İbn Fadlan’s er-Risâle, İbn Battûta’s er-Rıhle, el-Gırnâtî’s Tuhfetu’l Elbâb and Nuhbetu’l Acâb, Bedreddin el-Gazzî’s el-Metali’u’l-Bedriyye fi’l-Menâzili’r-Rûmiyye, Ahmed Fâris eş-Şidyâk’s el-Vâsıta ilâ Ahvâli Malta, Kutbeddin el-Mekkî’s el-Fevâ’idu’s-Seniyye fi’r-Rihleti’l-Medeniyye, İbrahim el-Hıyârî’s Tuhfetu’l-Udebâ’ and Selvetu’l-Gurabâ’, el-Ayyâşî’s er-Rihletu’l-Ayyâşiyye and Abdulganî en-Nâblusî’s el-Hakîka ve’l-Mecâz fî Rihle Bilâdi’ş-Şâm and Mısr ve’l-Hicâz. The aforementioned travelers mentioned in their travel books the food culture of the places they had visited, fruits and vegetables growing there, traditional flavors of the city or the region, as well as eating styles and customs. In addition, they gave place to interesting situations about eating and foods. In this study, gastronomic elements mentioned in the travels books of the aforementioned travelers were discussed. Accordingly, the study evaluated what kind of foods were consumed during the century and in the geography where the travelers had traveled to, as well as the preparation and storage technics of these foods, and the nutrients and customs the travelers had found odd.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Cemîl Sıdkî ez-Zehâvî’nin el-Fecru’s-Sâdık Adlı Eseri Özelinde Vehhâbîlik Eleştirisi
Sever, Mehmet; Inal, Ibrahim Hakki
18. 18. asrın ortalarında ortaya çıkan Vehhâbîlik, İslam düşüncesinde geleneksel dinî anlayışa tepkiselliği ile dikkat çeken bir akımdır. Kurucusu Muhammed b. Abdülvvehâb’ın görüşleri, bid‘at merkezli bir düşünceden hareketle, Müslüman toplumun yüzyıllara dayanan dinî anla- yışını inkâr etmek üzere inşâ edilmiştir. Bu doğrultuda Vehhâbîlik, küfür alameti kabul ettiği kurum ve yapıları ortadan kaldırmayı yapısal bir karaktere dönüştürmüştür. Bu çalışma, Vehhâbîliğin Irak’taki faaliyetlerinden rahatsız olan Iraklı şâir Cemîl Sıdkî ez-Zehâvî’nin (ö. 1936) Vehhâbîlik hakkında eleştirel risâlesini incelemektedir. Zehâvî, Vehhâbîliğin tarihi kö- kenini ortaya koymak; siyasi ve dinî alandaki faaliyetlerini eleştirmek için yazdığı el-Fecrü’s- Sâdık adlı eser ile bu dinî hareketin bilinmeyen yönlerini açıklamaya çalışmıştır. Eser, muhte- vası itibarıyla şirk, bid‘at, tevessül ve tekfir gibi Müslüman toplumun gündemini meşgul eden konuları incelemiştir. Reddiye türü olan eser, içerik yönünden Vehhâbîlik hakkında yazılan ilmî çalışmalarda önemli bir kaynak olarak dikkat çekmektedir. Çalışmada metin tahlîli yön- temi kullanılarak, Zehâvî’nin ortaya koyduğu teorik ve tarihsel eleştiri ortaya çıkarılmaya ça- lışılacaktır. Zehâvî’ye göre Vehhâbîlik dinî olmaktan daha çok siyasi hedefler uğrunda araç- sallaştırılmış bir harekettir. Temeli Hâricî düşünceye dayanan bu yapının sosyolojik zemini kabile tassubuna dayanmakta, ötekine karşı tepkisellliği barındırmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2023Türkçe Ders Kitaplarında La Fontaine Masallarının Kullanılabilirliğine Dair Eleştirel Bir Yaklaşım
Kara, Kürşad
La Fontaine masalları fabl türünün önemli kaynaklarından biridir. Bu masallar genellikle örnek metin olarak Türkçe ders kitaplarında kullanılmaktadır. La Fontaine masallarındaki karakterlerin çelişkili kişilik özelliklerinin tespit edilmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda zıt kişiliklere sahip masal kahramanlarının çocuk okur açısından uygun olup olmadığı tartışılmıştır. Çalışmada nitel araştırma tekniklerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Kitap on iki kitabın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Bu kitaplarda nazım şeklinde yazılmış 231 masal yer almaktadır. Yapılan inceleme sonucunda masallardaki 94 hayvan karakterinden 21’inde birden fazla kişilik özelliği tespit edilmiştir. Bu kişilik özelliklerinin 44’ü olumlu, 143’ü olumsuz kişilik özelliğidir. Masallardaki karakterlerin farklı kişilik özellikleri sergilemelerinin çocuk okuyucuları açısından bazı olumsuz durumlar teşkil etmektedir. Karakterlerde aniden ve gerekçesiz yaşanan değişimler, çocuğun karakterlere ve kitaba karşı güveninin sarsılacağı bir durumdur. Değişimin inandırıcı olması ve okuru ikna etmesi gerekir. Birdenbire gerçekleşen, bir dirençle karşılaşmadan oluşan ya da olayda bir nedensellik bağı kurulmadan gerçekleştirilen değişimler çocuk okurda karaktere karşı bir güvensizlik oluşturulmasına neden olabilir. La Fontaine’in fablları birçok değeri somutlaştırarak gözler önüne serer. Fakat bu değerlerin sunumunda kahramanlara yüklenen zıt kişilik özellikleri yetişkinler için uygun olsa da ilkokul ve ortaokul öğrencileri açısından uygun olmadığı öngörülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Bayburt Halk Kültüründe Dua ve Beddualar
Ünalan, Ozlem
Dualar teslimiyeti ve inancı yansıtan, ümit bildiren iyi dileklerdir. Doğumdan ölüme yaşamın her evresinde dualara başvurulur. Duaların aksine beddualar öfke, acı ve üzüntü sonucunda kişinin muhatabına söylediği kötü ve olumsuz sözleri içerir. Beddualar çaresiz kalan insanın üzüntüsünün ve öfkesinin sözle dışa vurulmasıdır. Ayrıca beddualar haksızlığa veya zulme uğrayan kişinin kendisini rahatlatma yoludur. Dua ve beddualar diğer sözlü kültür ürünleri gibi bir geleneğin ürünüdür ve bunların geçmişi yüzyıllar öncesine dayanır. Bazı dua ve beddualarda Şamanizm ve eski Türk inanç sisteminin izleri görülürken özellikle dualar, İslami kültürün etkisiyle beddualara göre daha çok kabul görmüştür ve benimsenmiştir. Dualar ve beddualar müstakil olarak değerlendirilmelerinin yanı sıra âşık şiirinde, mânilerde, ninnilerde, türkülerde, halk hikâyesi ve destanlarda sıkça kullanılan sözlerdir. Bazı dua ve beddualar herkesçe bilinerek genel bir özellik göstermekle birlikte yörelere göre farklılıklar gösteren, yörenin gelenek ve göreneklerinden, inanışlarından ve yaşam biçiminden etkilenen dua ve beddualar da mevcuttur. Bayburt halk kültüründe de halk inanışlarıyla bütünleşmiş özellikle mânilerde ve âşık şiirinde yer almış halkın sıkça kullandığı dua ve beddualar vardır. Bu çalışmada Bayburt halk kültüründen tespit edilen dualar ve beddualar ayrı başlıklar altında incelenmiş ve her biri kendi içinde tasnif edilmiştir. Ayrıca halk inanışları ve uygulamalarında, mânilerde ve âşık şiirinde duaların kullanımıyla ilgili örnekler verilmiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023“Altın Bülbül” Masalının Duyguların Dil Bildirimi Açısından İncelenmesi
Akkoyun, Tuğba
Edebiyat, dilin bilgilendirme ve duygulandırma işlevlerinin etkin olarak yer aldığı sanatsal bir alandır. Edebiyatın ilk ürünlerini içeren sözlü edebiyat, sanatsal bakış açısının ikinci planda olduğu, bilgi aktarımını ve duygulandırmayı amaçlayan sayısız kolektif metin sunmaktadır. Dilin en temel işlevi iletişimdir, dolayısıyla dil ile oluşturulan her unsurun amacı bir şeyleri iletmektir. Bir edebî ürün okuyucuya/ dinleyiciye geçmişteki olay ve olgular hakkında, dış dünyayla ilgili nesnel bilgiler verebilir; onun iç dünyasındaki duyguları harekete geçirebilir. Sözlü edebiyat ürünlerinde dinleyiciye bilgiler ve duygular sembollerle, millî kodlarla örülü biçimde, metnin dokusuna ve altyapısına işlenmiş olarak verilir. Dinleyici, millî kültürüne ait bu sembol ve kodları anlar. Aktarılmak ve yaşatılmak istenen duygu dinleyiciye nüfuz eder. Kolektif bellekte yer alan etik değerler, geçmiş yaşantılar, üzüntü ve sevinçler, kültürel tüm ögeler böylece nesilden nesile aktarılır. Üretim faaliyetlerinin ve bedensel hareketliliğin mecburen durduğu uzun kış gecelerinde insanlar, bir mekânda toplanıp mental faaliyetlerde bulunarak sosyal yapıyı bir arada tutmayı, kültürel devamlılığı sağlamıştır. Bu faaliyetlerde sözlü edebiyat ürünleri, eğlence, mizah, zevk uyandıran birer araç olarak yer almıştır. Bilmeceler, destanlar, masallar, hikâyeler, türküler vb. vasıtasıyla toplumdaki değerler, duygular ve tecrübî bilgilerin devamlılığı tesis edilmiştir. Bireysel ve sosyal açıdan türlü işlev ve yararları vardır. Bu ürünlerde bireyin ve toplumun iç dünyasını oluşturan zihin/ duygu yapısı ortaya konur. Dış dünyanın bireyin iç dünyasındaki yansıması olarak görülebilecek duygular, dile yansır. Her dilin duygu ve düşünceleri bildirim yolu birbirinden farklıdır. Duygusal hafıza, zihinde kalıcı iz bırakan ve bireyin zihninde tehlike sinyali işlevi gören uyarıcı yönüyle ön plandadır. Dillerin duyguları ifade ediş şekilleri bu bağlamda farklılık gösterse de temel olarak sekiz duygudan bahsedilir: sevinç, üzüntü, sevgi, tiksinme, korku, öfke, utanç ve hayret. Masallar, toplumun duygu ve düşünce dünyasını yansıtırlar. Dilin duygusal işlevi ve eğitsel işlev açısından zengin bir içeriğe sahiptirler. Bu çalışmada Altın Bülbül adlı masaldaki duygu bildirim dili incelenmiş, sekiz temel duygudan sevgi, sevinç, korku, öfke, üzüntü, hayret göstergelerinin ağırlıklı olarak kullanıldığı görülmüştür. Duygu göstergeleri bilişsel olarak ve masaldaki işlevleri yönüyle açıklanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Bamsı Beyrek Destanı’nın Uşak Varyantı ve Bu Varyantta Tanıklanan Limitatif İşlevli Bir Gramer Yapısı
Akpinar, Ahmet
Dede Korkut hikâyeleri, Oğuz Türklerinin mücadelelerini ve kahramanlıklarını anlatan destansı halk hikâyeleridir. Çeşitli vesilelerle Orta Asya, Balkanlar ve Anadolu’ya taşınarak ve yüzyıllarca dilden dile aktarılarak hikâyeleşen bu destanlara Türkiye Türkçesi ağızlarında çeşitli biçimleriyle rastlanmaktadır. Anadolu’nun pek çok yöresinde varyantı tespit edilen bu anlatılardan biri de Bamsı Beyrek hikâyesidir. Bamsı Beyrek hikâyesi, motif zenginliği ve konusu itibariyle diğer anlatılardan ayrılmaktadır. Bununla birlikte, Bamsı Beyrek anlatısının Anadolu varyantları sözlü gelenek içerisinde destanî özelliğini sürdürerek zamanla hikâye ve masal mahiyetini almıştır. Anadolu’dan derlenen ağız araştırmaları metinleri, içerisinde hem folklorik unsurları hem de Türk dilinin muhtelif dönemlerine ait arkaik sözcük ve gramer yapılarını barındırmaktadır. Söz konusu bu çalışmada, Bamsı Beyrek Destanı’nın Uşak ilinden derlenen varyantı tanıtılacak ve ilk defa bu varyantta tanıklanan bir gramer yapısı incelenecektir. Bu yapı, olumsuz fiil tabanına -IncA zarf-fiiliyle bağlanarak keri son çekim edatını alıp -mA(y)IncA keri biçiminde birleşik zarf-fiil yapısını oluşturmaktadır. Söz diziminde “-mayıncaya kadar, -madıkça” anlamında eylem zarfını işaretlemekte ve görevi bakımından limitatif fonksiyonunu yerine getirmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele




