Koleksiyon/r/bayburt/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • MakaleAçık Erişim2026
    Bilginin Aktarımı, Güvenilirliği ve Öğretimi Bağlamında Muhaddislerle Modern Eğitimcilerin Yöntemlerinin Mukayeseli Bir Analizi

    Demir, Necip Sefa

    Bu çalışma, hadis ilminde bilginin aktarım süreçleri ile modern eğitim yaklaşımlarını mukayeseli bir perspektifle ele almaktadır. İslâm medeniyetinin temel disiplinlerinden biri olan hadis ilmi bilginin korunması, titizlikle değerlendirilmesi ve güvenilir bir şekilde nakledilmesi süreçlerini içeren köklü bir geleneğe sahiptir. Araştırmanın konusunu, muhaddislerin klasik rivâyet metotları ile modern eğitimin öğrenci merkezli, etkileşimli ve teknoloji odaklı yapısı arasındaki işlevsel benzerlikler ve yapısal farklar oluşturmaktadır. Çalışma, geleneksel bilgi aktarım yöntemlerinin modern pedagojik araçlarla olan ilişkisini metodolojik bir düzlemde tartışmaya açması bakımından akademik bir öneme sahiptir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden betimleyici ve tematik analiz teknikleri kullanılmıştır. Bu kapsamda muhaddislerin ve modern eğitimcilerin bilgi aktarım yöntemleri, kendi disiplinlerinin özgün bağlamları içinde ayrı ayrı analiz edilmiş ardından belirlenen temalar ışığında iki disiplin arasındaki benzerlikler ve farklılıklar mukayeseli olarak değerlendirilmiştir. Analiz sürecinde hoca-öğrenci ilişkisindeki otorite ve rehberlik dengesi, bilginin doğrulanması, dijital araçların eğitime entegrasyonu ve bilgi okuryazarlığı gibi temel izlekler ana veri setini oluşturmuştur. Elde edilen bulgular hadis usûlündeki titiz bilgi doğrulama mekanizmalarının günümüz dijital çağındaki bilgi kirliliğiyle mücadelede ve akademik dürüstlük süreçlerinde önemli bir kuramsal referans sunduğunu göstermektedir. Özellikle hoca otoritesinin merkezî bir rol oynadığı geleneksel model ile öğrenciyi merkeze alan modern pedagoji arasındaki karşılaştırma, eğitimde rehberlik ve disiplin arasındaki dengenin ilişkisini ortaya koyma açısından önemlidir. Çalışmanın teknolojik boyuttaki en somut tespiti ise klasik dönemdeki kitâbet metodunun modern uzaktan eğitim sistemleri ve dijital ders materyalleri (PDF) ile mekânsal engellerin aşılması noktasında güçlü bir işlevsel süreklilik taşıdığıdır. BAYUZEM örneğinde görüldüğü üzere hocanın hazırladığı 14 haftalık PDF ders notlarının sisteme yüklenmesi ve öğrenciye ulaştırılması, klasik kitâbet geleneğinin dijital bir formda devam ettiğini kanıtlamaktadır. Neticede rivâyetten dijitale uzanan bu bilgi yolculuğu, geçmişin etik değerleri ile geleceğin teknolojik imkânlarının birbirini tamamlayan bir sentez oluşturabileceğini netleştirmiştir. Kaynak gösterme mecburiyeti ve intihal denetimi gibi modern akademik uygulamaların, muhaddislerin bin yıl önce sistematize ettiği ilim ahlâkı, sıdk ve emanet ilkelerinin teknolojik yansımaları olduğu anlaşılmıştır. Araştırma, geleneksel ilim geleneğinin sadece tarihsel bir miras olmadığını aksine çağdaş eğitim sorunlarına pratik ve teorik çözümler üretebilecek dinamik bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2026
    Millî Mücadele Dönemi’nde Dinî Nitelikli Bir Ayaklanma: Şeyh Eşref İsyanı

    Uğur, Uçar

    Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ve Anadolu’daki işgallerin artmasıyla birlikte, yerel direniş hareketleri de güçlenmiştir. Merkezî ve yerel otoritenin zayıflaması iç isyanları da beraberinde getirmiştir. 1919 yılında Bayburt’ta meydana gelen isyan bu mahiyettedir. Kendisini peygamber ilan eden Şeyh Eşref, dinî ve siyasî bir liderlik üstlenmiş ve bölgedeki halkı organize etmiştir. İsyan, merkezî otoriteye karşı bir başkaldırı olarak ortaya çıkmış ve Şeyh Eşref’in nüfuzu, yerel yönetimler tarafından tehdit olarak algılanmıştır. Mustafa Kemal’in nutuklarında bu olaya değinmesi, isyanın ulusal bağımsızlık Mücadelesi bağlamındaki önemini ortaya koymaktadır. İsyanın başlangıcı, Şeyh Eşref’in dinî söylemleri ve halk üzerindeki etkisiyle şekillenmiştir. İsyan kısa sürede Bayburt, Gümüşhane ve Trabzon’a kadar yayılmıştır. Özellikle dinî telkinlerle mürit toplayan Şeyh Eşref, zamanla tehlike arz etmeye başlamıştır. Yaşanan gelişmeler üzerine yerel yöneticiler bu faaliyetlere son vermek için harekete geçmiştir. İsyanın bastırılması için gerçekleştirilen askerî harekât ile 25 Aralık 1919 tarihinde çatışmalar başlamış ve Şeyh Eşref tüm uyarılara rağmen teslim olmamıştır. Bunun sonucunda şeyh öldürülmüş, müritleri de teslim olmuştur. İsyanın bastırılması sırasında biri binbaşı olmak üzere 18 asker şehit olmuş, 43 kişi de yaralanmıştır. Çalışma ele alınırken öncelikle Osmanlı Arşivi kaynaklarından, süreli yayınlardan, telif ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    Mevlânâ’da dindarlığın niteliği: mesnevî’de sûret–mânâ temelli bir dindarlık tipolojisi

    Hasanov, Behram

    Bu çalışma, Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde yer alan sûret–mânâ ayrımı ekseninde dindarlığın niteliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Sosyal ve beşerî bilimler literatüründe dindarlık çoğunlukla ritüel pratikler, davranışsal göstergeler ve bilişsel kabuller üzerinden tanımlanırken, Mevlânâ dindarlığı bireyin iç dünyasında meydana gelen ahlâkî ve ruhsal dönüşüm temelinde ele almaktadır. Makalede, Mesnevî’deki ilgili beyitlerden hareketle sûreti temel alan dindarlık ile mânâyı temel alan dindarlık olmak üzere iki tipolojik yaklaşım analiz edilmektedir. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülen çalışma, metin çözümlemesine dayalı tematik analiz yöntemini benimsemektedir. Bulgular, sûreti temel alan dindarlığın ibadetleri biçimsel düzeyde yerine getiren ancak kalıcı bir ahlâkî dönüşüm üretmeyen bir yapı sergilediğini; mânâyı temel alan dindarlığın ise içselleştirilmiş iman, ahlâkî olgunlaşma ve Allah ile derinlikli bir ilişki ortaya koyduğunu göstermektedir. Çalışma, Mevlânâ’nın dindarlık anlayışının çağdaş dindarlık tipolojilerine niteliksel bir katkı sunduğunu ortaya koymaktadır.

  • MakaleYalnız künye2026
    Scientific Relations of the Ilkhanate State (Examples of China, India, and Egypt)

    Dayı, Özkan

    Despite the negative effects of the Mongol invasion in the thirteenth century, many countries, geographies, nations, and cultures found the opportunity to come together. This situation also led to the interaction of scientific and cultural elements, which had been limited politically and militarily, with each other. This period of interaction in scientific fields continued during the Ilkhanate, which was established in the Near East as a branch Mongol state after 1256. In addition to their commercial and political relations, the Ilkhanates maintained scientific exchanges with China, India, and Egypt. During the Mongol era, scientific relations were initially established by scholars and mueddibs who sought refuge in these regions to escape the Mongol invasion and received protection. With the arrival of Ilkhan Hülegü in the Near East, the Ilkhanids, also known as the Iranian Mongols, continued their scientific relations by establishing educational institutions, scientific research centers, and patronizing scholars. Scientific relations with the Yuan dynasty in China, the Delhi Turkic Sultanate in India, and the Mamluks in Egypt became a state policy consistently pursued by the Ilkhanate in a scientific sense during this period. In this study, we aim to convey the Ilkhanate's scientific relations with the geographies of China, India, and Egypt.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Does Passive Recovery Preserve Shot Speed and Enhance Metabolic Recovery? An Acute Comparison in Female Football Players

    Güder, Ferhat; Akman, Onur; Sever, Hasan

    This study aimed to compare the effects of active and passive recovery protocols applied after fatigue on performance and physiological responses in female soccer players. Ten female soccer players (n = 10) playing for the Bayburt University women’s soccer team and having at least six years of soccer experience participated in the study. To induce fatigue, a 10 × 20 m repeated sprint test protocol (RSTP) was applied. Using a crossover design, participants completed this protocol in two separate sessions with a 48-hour interval, applying either an active or a passive recovery strategy between sprints. Blood lactate levels were measured before the RSTP, immediately after, and 5 minutes post-exercise, while shooting velocity was assessed before and after the RSTP. The results indicated no significant differences between active and passive recovery conditions in terms of pre-test shooting velocity, resting lactate levels, total sprint time, and ratings of perceived exertion for the first seven repetitions (p > 0.05). In contrast, significant differences in favour of passive recovery were observed for post-test and 5- minute lactate levels, sprint time in the 9th repetition, mean heart rate, and ratings of perceived exertion for the 8th and 10th repetitions (p < 0.05). Additionally, the decrease in shooting velocity following passive recovery was lower than that observed after active recovery. These findings suggest that passive recovery following short-distance repeated sprints may be more advantageous than active recovery in female soccer players in terms of preserving technical performance and reducing cardiovascular and metabolic load.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2026
    Examining Middle School Students' Speaking Self-Efficacy in Terms of Various Variables

    Maden, Asli; Kana, Fatih; Köroğlu, Arda; Kiler, Baran

    This study aimed to determine middle school students’ speaking self-efficacy levels and examine whether these levels differed according to individual characteristics, digital media use, reading habits, and parental education. The study employed a relational survey model within a quantitative research approach. The sample consisted of 546 middle school students attending schools in a province in western Türkiye. Data were collected using the Speaking Self-Efficacy Scale for Middle School Students along with a personal information form prepared by the researchers. Independent-samples t-tests, one-way analysis of variance, Welch tests, and appropriate post hoc comparison tests were used to analyze the data. The findings showed that speaking self-efficacy scores differed significantly according to some of the variables examined. Regarding gender, a significant difference in favor of girls was identified only in the susceptibility to influence subscale. As age and grade level increased, scores tended to decrease, particularly in the affective, content, and paralinguistic subscales. Longer daily durations of digital gaming, social media use, and internet use were associated with lower scores in several speaking self- efficacy subscales. In contrast, speaking self-efficacy scores increased as weekly reading time rose. The number of books read per month produced a significant difference only in the affective subscale. A significant difference was identified in the paralinguistic subscale according to maternal education and in the content subscale according to paternal education. Overall, the findings indicate that middle school students’ speaking self-efficacy is associated not only with individual characteristics but also with digital media use, reading habits, and parental education. The results are expected to contribute to instructional practices aimed at improving speaking skills and to future research in the field.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2026
    XVII. Yüzyıl Osmanlısında Rüşvet Tartışmaları: Abdülganî en-Nâblusî’nin Rüşvet Risalesinden Hareketle Bir İnceleme

    Sivlim, Ayşe Aktaş

    XVII. yüzyıl Osmanlı’da birtakım hararetli çekişmelerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Nitekim bu döneme damgasını vuran Kadızâdeliler hareketinin etkisiyle belli başlı konular münakaşa edilmiştir. Literatürde Kadızâdeli-Sivâsî tartışması olarak yerini bulan bu çekişme neticesinde, gündeme gelen tartışma konuların- dan biri de rüşvet olmuştur. Her ne kadar gerek ilgili dönemin bazı tarih kaynaklarında gerekse çağdaş lite- ratürde Kadızâdelilerin rüşvet aldıklarına yönelik bilgiler yer alsa da araştırmalarımıza göre taraflar arasında çekişmenin boyutu bu açıdan olmamıştır. Bilakis gerek Kadızâdeliler gerekse Sivâsîler eserlerinde rüşveti kötülemişler ve meşru kabul etmemişlerdir. Bunun yanı sıra bu dönemde yaşayan muayyen âlimler de hem bu gruplara cevap vermek hem de rüşvetin hükmünü ortaya koymak için bazı eserler kaleme almıştır. Söz konusu bu âlimlerden birisi de Şam ulemâsının meşhur sûfî fakîhi Abdülgani en-Nâblusî’dir (ö. 1143/1731). O, bu dönemde tartışılan hemen hemen tüm konulara dair müstakil eser telif ettiği gibi rüşvet konusunda da özel bir risale kaleme almıştır. Böylelikle Nâblusî rüşvete dair müstakil eser yazan sayılı âlimlerden birisi olmuştur. Bunun yanı sıra onun eseri sadece Hanefî mezhebi merkezli değil dört mezhebin görüş- lerine atıfta bulunarak yazılmıştır. Eserin adı Tahkiku’l-kadiyye fî’l-fark beyne’r-rüşveti ve’l-hediyye ale’l- mezâhibi’l-erbaa’dır. Nâblusî söz konusu eserinde rüşvetin tüm mezheplere göre ittifakla haram olduğunu ortaya koymuştur. Nâblusî’nin bu risalesinde diğer tartışma konularına yönelik yazmış olduğu eserlerindeki gibi doğrudan Kadızâdelileri hedef alan ifadelerine rastlanılmamıştır. Bu durum da Kadızâdelilerin rüşveti meşru gördüklerine yönelik ithamların doğru olmadığını desteklemektedir. Makalede Kadızâdeliler hare- keti bağlamında XVII. yüzyıldaki rüşvet tartışmaları hakkında bilgi verildikten sonra Nâblusî’nin eserinin bu münakaşalar açısından içeriği analiz edilmiş ve dönem açısından nasıl bir yeri olduğu ortaya konulmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Thinking Through Russell’s Paradox: Logical, Epistemological, and Pedagogical Transformations in Pre-Service Teachers

    Aksakalli, Ayhan

    This study examines how the paradoxical structure of set theory introduced by Bertrand Russell affects the thinking skills and pedagogical awareness of pre-service teachers. Conducted within a qualitative research framework, the study involved 30 mathematics education students enrolled in the faculty of education at a public university. The participants engaged in a multilayered instructional process structured around Russell’s Paradox. Observation notes, individual reflection forms, group discussions, and focus group interviews were used as data collection tools, and the obtained data were analyzed through thematic analysis. The findings reveal that the paradox generated transformations in pre-service teachers at the levels of conceptual rupture, logical reorganization, and pedagogical awareness. It was observed that Russell’s Paradox became not only a theoretical logical construct but also a powerful learning tool that triggered epistemological inquiry. In this context, the study suggests that paradoxes may offer significant contributions to teacher education by fostering critical thinking, developing strategies for coping with contradiction, and supporting the construction of teacher identity.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2026
    Development and Validation of the Self-Regulated Teaching Scale (SRTS)

    Akeren, İhsan

    Quality education depends on the interaction among the student, the teacher, and the curriculum. Within this process, teachers play a central role in planning instruction, implementing teaching, and evaluating learning. In this context, self-regulated teaching refers to the deliberate regulation of teaching practices across the planning, implementation, and evaluation phases. This study aimed to develop and validate a scale measuring teachers’ self-regulated teaching skills on the basis of Zimmerman’s Self-Regulated Learning Model (Z’SRLM). An exploratory sequential mixed-methods design was employed. Qualitative data from three focus group discussions with 12 teachers were used to generate the item pool, yielding three dimensions: planning, implementation, and evaluation. After expert review and a clarity check with 75 teachers, exploratory factor analysis (EFA) was conducted with 226 teachers and produced a 17-item, three-factor structure. Confirmatory factor analysis (CFA) with an independent sample of 394 teachers supported the final modified three-factor model (χ²/df = 1.374, CFI = .962, TLI = .955, IFI = .963, RMSEA = .031, SRMR = .038). The correlated three-factor and second-order representations yielded equivalent global fit, and additional model-based indices indicated that the total score retained meaningful psychometric value as a complementary global indicator, although the scale was interpreted primarily at the subdimension level. Criterion-related validity was examined with 207 teachers using the Classroom Management Skills Scale (CMSS), and the correlations were positive and statistically significant (r = .438-.751, p < .001). Internal consistency coefficients ranged from acceptable to high across subdimensions, model-based indices supported cautious interpretation of the total score, and test-retest findings indicated acceptable temporal stability. Overall, the findings support the validity and reliability of the Self-Regulated Teaching Scale for use in research on teachers’ instructional practices.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2026
    Tip 2 Diyabetli Yetişkinlerin Psikolojik İnsülin Direnci: Kesitsel Çalışma

    Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru; Akeren, Zahide; Kalyoncuo, Servet

    Amaç: Bu çalışma tip 2 diyabetli yetişkinlerin psikolojik insülin direncinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacı ile yapıldı. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipte olan çalışmaya tip 2 diyabetli 135 yetişkin dahil edildi. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Psikolojik İnsülin Direnci Ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Independent samples t test, One-Way ANOVA ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Katılımcıların %65.2’si 18-64 yaş, %55.6’sı kadın, %49.6’sı ilkokul mezunu, çoğu hipertansiyon (%57.8) hastasıdır. Tip 2 diyabetli yetişkinlerin Psikolojik İnsülin Direnci Ölçeği puan ortalaması 35.55 ± 13.08’dir. İstatistiksel modele dahil edilen değişkenlerden eğitim durumu, gelir durumu, destek olan kişinin olması, diyabet konusunda eğitim alma ve sağlık düzeyi algısı değişkenlerinin psikolojik insülin direncini etkilediği (p<0.05) ve varyansın %42.3’ünü açıkladığı saptandı (Adjusted R2= 0.423; F= 10.812; p<0.001). Sonuç: Sonuç olarak tip 2 diyabetli yetişkinlerin psikolojik insülin direnci orta düzeydedir. Tip 2 diyabetli yetişkinlerde; eğitim ve gelir düzeyinin yüksek olması, destekleyici bir kişinin varlığı, diyabetle ilgili eğitim almış olmak ve bireyin sağlık durumunu iyi algılaması, psikolojik insülin direnci üzerinde olumlu etki göstermektedir. Hemşireler, hastaların psikolojik insülin direncini azaltmak için eğitim düzeyi ve sosyoekonomik durumu dikkate alarak bireyselleştirilmiş ve sürekliliği olan diyabet eğitimleri planlamalıdır. Ayrıca, hastaların sosyal destek sistemlerini güçlendirmeli, destekleyici bireyleri sürece dahil etmeli ve sağlık algısını iyileştirmeye yönelik danışmanlık yaklaşımları benimsemelidir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2026
    Investigating the Relationship Between Technology-Related Variables and Middle School Students’ Self-Regulation and Self-Directed Learning with Technology

    Akeren, İhsan; Yetişensoy, Okan

    Self-regulation and self-directedness have recently become closely associated with technology. The aim of this study is to examine middle school students’ levels of self-regulation skills and self-directed learning (SDL) with technology in terms of technology-related variables. The study was conducted using the cross-sectional correlational survey design, and the participant group consisted of 468 middle school students. The study revealed that middle school students' self-regulation skills and their levels of SDL with technology significantly varied based on how frequently they used e-learning platforms outside of school, in favor of those who used them more frequently. It was also determined that students' self- regulation skills and their SDL with technology significantly differed based on their purpose of technology use, and students who used technology for educational purposes had significantly higher self-regulation skills and SDL with technology compared to those who used it primarily for communication or entertainment. The study also revealed that middle school students' self-regulation skills did not significantly differ based on their AI usage competence. However, their self-directed learning with technology levels significantly varied by this variable, with higher competence corresponding to higher SDL with technology. Additionally, the analysis showed that there was no statistically significant difference in self-regulation skills or SDL with technology based on levels of access to technology. At this point, it is recommended that students be trained to use e-learning platforms outside of school and to employ technologies for educational purposes in order to enhance their levels of self-regulation and self-directedness. Furthermore, educating children on how to use GenAI tools such as ChatGPT more effectively in their self-regulated learning processes can also be presented as an important recommendation. At this point, it can be argued that, in addition to computer science courses, subjects like social studies that incorporate technology-related content may also serve these purposes.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2026
    Preschool Teachers' Awareness of Climate Change: Educational Considerations to Global Issues

    Korkmaz, Halil İbrahim; Kahraman, Pinar Bagceli; Tutkun, Cansu; Bayraktar, Vedat; Altin Yontem, Gulden

    Climate change is a significant global issue affecting many areas of life, and how this topic is addressed in early childhood is closely related to teachers' awareness and practices. This research is a qualitative study conducted to examine preschool teachers' awareness of climate change and how they reflect this awareness in their classroom practices. Twenty-one preschool teachers participated in the study, and data were collected through semi-structured interviews. The findings show that teachers mostly understand climate change in terms of global problems and observable environmental effects, while focusing on human-induced behaviors and industrialization in their explanations of the causes. Teachers' individual measures are mostly limited to daily practices such as recycling and energy conservation; participation in voluntary and collective environmental activities is low. The vast majority of teachers consider themselves partially adequate in raising children's awareness of climate change and express difficulties, particularly in concretizing abstract concepts, ensuring family participation, and instilling conscious consumption habits. Classroom activities are mostly limited to weather observations and recycling-based activities. These findings reveal significant limitations in the pedagogical deepening of preschool teachers' awareness of climate change; they indicate that teachers need to be empowered with field-specific, practice-based, and pedagogically focused professional support in order for climate change education to be effectively addressed at the early childhood level.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2026
    Urban Agriculture Strategies and Practices within the Framework of Local Development

    Şengün, Hayriye; Küçükşen, Murat

    Urban agriculture has the potential to directly contribute to the local development process. Accordingly, this research aims to present urban agriculture strategies and practices within the framework of local development. The research provides a general overview, including examples of good practices to produce holistic solutions for urban agriculture. The study employs a qualitative research method based on a literature review and descriptive content analysis. In the analysis process, strategies and policies reflecting general trends were determined, and the contribution of urban agriculture practices to local development was identified. In this context, it was concluded that urban agriculture practices are becoming increasingly important in urban life, are beginning to be included in urban policies and strategies and have the potential to support local development in many areas, including health, environment, economic, social, and cultural aspects.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Sporda Yumuşak Güç Kullanımı: Suudi Arabistan Örneği

    Turkmen, Mutlu; Oğur, Yekta Göksel

    Bu araştırma, Suudi Arabistan’ın spor alanındaki yumuşak güç kullanımını inceleyerek, ülkenin spor stratejileriyle küresel imajını güçlendirmeye yönelik çabalarını ortaya koymaktadır. Yumuşak güç kavramı, ülkelerin uluslararası alanda askeri veya ekonomik baskılara başvurmadan, kültür, diplomasi, medya ve spor gibi unsurlar üzerinden etki kurma stratejilerini ifade eder. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Veri seti olarak yararlanılan dokümana Play the Game internet sitesi üzerinden erişim sağlanmıştır. İlgili dokümandan elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, Suudi Arabistan’ın spor yatırımları ve organizasyon stratejilerinin sadece sportif başarılar değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerdeki etkinliğini artırmayı amaçlayan uzun vadeli bir planın parçası olduğunu göstermektedir. Özellikle futbol, boks, golf, MMA ve e-spor gibi popüler spor branşlarına yapılan yatırımlar bu planı ortaya koymaktadır. Ayrıca spor organizasyonlarında etkili isimlerin büyük çoğunluğunun erkek olması dikkat çekmektedir. Diğer bir dikkat çekici bulgu, Suudi Arabistan Futbol Federasyonunun iki uluslararası futbol federasyonu, kırk beş ulusal futbol federasyonu ve altı futbol kulübü ile ortaklık anlaşması imzalamasıdır. Bu stratejilerin ne kadar başarılı olacağı ve kadınların spora katılımı konusunda atılan adımların etkili olup olmayacağı ise gelecekte yapılacak araştırmalarla daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    Attitudes of Sport Sciences Students Toward the Use of Humour in Education

    Çakır, Zekai

    This study examines pre-service physical education teachers' attitudes toward using humour in education based on various demographic variables. Significant differences were found according to participants' gender, level of physical activity, daily use of humour, family humour climate, academic department, and year of study. Data were analyzed using SPSS 27 through t-tests, ANOVA, and Cohen's d. The reliability of the attitude scale was confirmed with a Cronbach's alpha of .842. The findings indicate that female participants showed more positive attitudes than males. Likewise, individuals who exercise regularly, use humour in daily life and were raised in urban environments exhibited more favourable attitudes toward educational humour. Those interested in team sports also demonstrated more positive attitudes than individual sports participants. A clear trend was observed in which attitudes improved as academic levels increased. These results highlight humour's pedagogical value in the classroom, including enhancing attention, reducing anxiety, improving motivation, and strengthening interaction. Therefore, teacher education programs should integrate content aimed at the ethical and constructive use of humour. The study concludes that humour is a multifaceted instructional tool influenced by individual and contextual factors.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Z Kuşağının Siyasal Tercihlerinin Anatomisi

    Kapusızoğlu, Mehmet

    Bir toplumun siyasal yapısının şekillenmesinde ve demokratik sistemlerin işleyişinde belirleyici bir unsur olan seçmen davranışları, çeşitli sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bu davranışları anlamak, hem siyasal tabanını belirlemek isteyen siyasal partiler hem de toplumsal dönüşümü analiz etmeyi amaçlayan akademisyenler için oldukça önemlidir. Bu çalışma, Z kuşağının siyasal tercihlerini şekillendiren temel etkenleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma, nicel yöntemle ve betimleyici tarama modeli çerçevesinde tasarlanmış; üniversite öğrencilerinden elde edilen verilere dayanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri seti, siyasal tercihlere etki edebilecek 43 ifadeyi içeren Likert tipi ölçek aracılığıyla toplanmıştır. Uygulanan açımlayıcı faktör analizi sonucunda Z kuşağının siyasal tercihini etkileyen beş temel boyut belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, iktidar politikalarının Z kuşağının siyasal yönelimleri üzerinde en yüksek etkiye sahip değişkenler olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte, dijital mecralar geleneksel medya araçlarına kıyasla daha etkili bulunurken; aile, akraba, arkadaş ve öğretmen gibi geleneksel sosyalizasyon aktörlerinin etkisi görece zayıf kalmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Konaklama İşletmelerinde Stratejik Maliyet Yönetimi Açısından Maliyet ve Yönetim Muhasebesi Uygulamaları: Trabzon İli Otel İşletmeleri Örneği

    Ag, Aliriza; Pehlivan, Ahmet Emre

    Küreselleşen dünyada turizmin yaygınlaşmasıyla birlikte konaklama işletmelerinin önemi giderek artmaktadır. Bununla birlikte konaklama işletmelerinin rekabet avantajı elde edebilmeleri ve etkili kararlar alabilmeleri için maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamaları oldukça önemlidir. Bu çalışmada Trabzon ilinde konaklama sektöründe faaliyet gösteren otel işletmelerinde stratejik maliyet yönetimi açısından maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda işletmelerin muhasebe ve maliyet sistemine yönelik bilgilerinin, konaklama işletmelerinde yönetim muhasebesi uygulamalarının karar alma üzerine etkisi ve sahip olunan yıldız sayısıyla yıllık üretim miktarı (müşteri sayısı) arasında farklılık olup olmadığının araştırılması hedeflenmiştir. Bu bağlamda Trabzon’da faaliyet gösteren 244 otel işletmesinden 181’ine anket uygulaması gerçekleştirilerek çeşitli veriler elde edilmiştir. Veriler SPSS paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Analizler sonucunda otel işletmelerinde en yüksek maliyet unsurunun genel üretim giderleri olduğu, maliyet hesaplamada en fazla sipariş maliyet yönteminin kullanıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca yönetim muhasebesi uygulamalarının karar almada etkili olduğu, otellerin yıldız sayısıyla gelirleri arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    Yerel halkın algıladıkları faydaların ve doxey rahatsızlık indeksi algılarının sürdürülebilir turizm gelişimine destek üzerindeki etkisi

    Apak, Ömer Ceyhun

    Bu makale, yerel halkın algıladığı faydaların ve Doxey Rahatsızlık İndeksi'nin turizmin sürdürülebilir gelişimine olan etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Algılanan faydaların Doxey Rahatsızlık İndeksi'nin boyutları üzerindeki etkileri de araştırılmıştır. Trabzon'da yaşayan 421 kişiden veri toplanmış ve çalışma, nicel araştırma desenleri kapsamında tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Değişkenler arasındaki etkiler yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar yerel halkın algıladığı faydaların turizmin gelişimine destek, coşku ve ilgisizlik üzerinde pozitif etkilediğini, buna karşın kızgınlık ve düşmanlık üzerinde negatif etkilediğini ortaya koymaktadır. Doxey Rahatsızlık İndeksi, yerel halkın turizmle ilgili algılarını anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır. Coşku ve ilgisizliğin turizmin sürdürülebilir gelişimine destek üzerinde anlamlı bir pozitif etkisi bulunurken, kızgınlık ve düşmanlığın ise negatif bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar yerel halkın turizmle ilgili algılarının turizmin sürdürülebilir gelişimi açısından kritik bir rol oynadığını ve Doxey modelinin bu süreçte nasıl bir rolünün olduğunu ortaya koymaktadır. Yerel halkın fayda algılarının dikkate alınması, turizm politikalarının geliştirilmesinde önemli bir unsur olarak değerlendirilebilir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Öğretmen Adaylarının Spor ve Farklı Değişkenler Açısından Zekâ Oyunlarına Karşı Tutumlarının İncelenmesi

    Tatlısu, Bülent; Kan, Muhammed Enes

    Öğretmen adaylarının spor ve farklı değişkenler açısından zekâ oyunlarına karşı tutumlarının incelenmesi amaçlanan bu çalışma genel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunu 2022-2023 öğretim yılında öğrenimini çevrimiçi öğrenme yöntemleriyle sürdüren olarak devam eden 377 kadın, 242 erkek olmak üzere toplam 619 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen “Kişisel Bilgi Formu” ile birlikte Kurupınar ve Aydoğan (2020) tarafından geliştirilen “Zekâ Oyunlarına Yönelik Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Veriler SPSS 26.0 Windows paket programı ile analiz edildi. Bağımsız değişkenin kategori sayısına bağlı olarak ikili gruplarda Bağımsız Örneklem t-Testi, çoklu gruplarda ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile Posthoc testlerinden LSD testi kullanıldı. Sonuçlar 0.05 anlamlılık düzeyine göre yorumlandı. Araştırmada üniversite öğrencilerinin zekâ oyunlarına yönelik tutum durumlarını; cinsiyetlerinin, yaşlarının, aile gelir düzeylerinin, öğrenim gördükleri bölümlerinin, spor yapma durumlarının ve yapmış oldukları spor türünün etkilediği tespit edildi. Sonuç olarak spor zekâ oyunlarına yönelik tutum durumuna etken bir değişken olduğu tespit edildi.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Türkiye’de Siyasal Parti Programlarının Aile Olgusuna Yönelik İçerik Analizi

    Dursunoğlu, İsmail; Kapusızoğlu, Mehmet

    Siyasal partiler, belli bir ideolojik zeminde ve iktidar olma amacıyla kurulan siyasi örgütlenmelerdir. Aile ise yalnızca biyolojik ve duygusal bağlarla sınırlı olmayan; bireyin toplumsal ve siyasal kimliğini inşa ettiği ilk kurumdur. Siyaset, aile yapısını şekillendiren politikalar üretirken; aile de bireylerin siyasal tutumlarını, değerlerini ve tercihlerini belirlemede etkili olmaktadır. Siyasal sosyalleşmenin ilk basamağını oluşturan aile, bireyin devlet, otorite ve siyasal katılım algısını biçimlendirmektedir. Bu nedenle aile ve siyaset arasında çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Çalışmanın temel amacı, siyasal partilerin aileyi nasıl tanımladıklarını, hangi işlevleri ön plana çıkardıklarını ve aile politikalarını hangi kavramlar üzerinden temellendirdiklerini ortaya koymaktır. Bununla birlikte araştırma, partilerin aileye ilişkin söylemlerinde ortak paydaları ve farklılaşan noktaları saptamayı hedeflemektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye’de siyasal partilerin aile politikalarına dair genel eğilimleri betimlemektedir. Bu kapsamda 27. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde yer alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve İYİ Parti’nin programları içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Parti programlarının detaylı ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde AK Parti’nin aileyi muhafaza etmeyi amaçladığı, CHP’nin ailenin sosyo-ekonomik durumunu hedeflediği, MHP ve İYİ Parti’nin aileyi milli kimlik ve kültürün bir parçası saydığı, HDP’nin ise aile kavramından uzak, kadının kimliğini ön plana çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin4
    TR Dizinİncele