Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
Yayınlar
- Derleme MakaleYalnız künye2025Diyabetik Nöropatili Hastalarda Ağrı Yönetiminde Refleksoloji Uygulaması
Kalyoncuo, Servet
Diabetes mellitus; sinirleri, pleksusu ve/veya kökleri etkileyen çeşitli akut ve kronik nöropatilere neden olabilen kronik bir hastalıktır. Diyabetik nöropatiler yaşam kalitesinde önemli bir azalmaya yol açan DM’nin en yaygın komplikasyonudur ve diyabet hastalarının yaklaşık yarısını etkilemektedir. Diyabetik nöropatide en sık görülen semptomlardan biri ağrıdır. Nöropatik ağrıda parestezi, disestezi, hiperaljezi, allodini ve hiperpati gibi semptomlar görülür. Bu semptomlar, hastaların yaşam kalitelerini de önemli ölçüde etkilemekte, psikolojik durumlarını tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle diyabetik nöropatili hastalarda ağrı semptomunu azaltmaya yönelik farmakolojik girişimlerin yanı sıra nonfarmakalojik girişimlerden yararlanılmaktadır. Non-farmakolojik yöntemlerden biri olan refleksolojinin en yaygın ve etkin uygulama yöntemlerden biri olan ayak refleksolojisi, ayak tabanındaki refleks noktalarına bası yapılması sonucunda vücuttaki organ ve sistemlerin uyarılmasına dayanan yöntemlerinden biri olarak bilinmektedir. Refleksolojinin endorfin teorisine göre ayakta bulunan refleks noktalarına yapılan baskı vücuttaki endorfin salınımını uyarır. Salınan endorfin beyne giden ağrı sinyallerinin sinirsel iletimini engellemekte, kaygı ve ağrı düzeylerini azaltmakta ve bu sayede vücudun kendi kendini iyileştirmesini sağlamaktadır. Diyabetik nöropatili hastalarda ağrı tedavisinde refleksolojinin etkileri ile ilgili çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu açıdan, refleksolojinin diyabetik nöropatili hastalarda gelişen ağrıya etkisini tespit etmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Refleksoloji hemşirelerin bağımsız fonksiyonlarından biri ve hemşirelik bakımının bir parçasıdır. Bu derlemede diyabetik nörpatili hastalarda ağrı yönetimnde refleksoloji kullanımının yararları ve hemşirelikte kullanım alanlarından bahsedilecektir.
- MakaleAçık Erişim2024Karaciğer Transplantasyonu Olan Hastalarda Covid-19 Korkusunun İmmünosüpresif Tedavi Uyumuna Etkisi
Güneş, Hüseyin; Beyoglu, Sakine; Kavak, Mustafa
Öz Giriş ve Amaç: Bu araştırmada karaciğer transplantasyonu ameliyatı geçirmiş hastalarda Covid-19 korkusunun immünosüpresif tedavi uyumuna etkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı olarak tasarlanan bu araştırma bir üniversite hastanesinin karaciğer nakli merkezinde 169 hastanın katılımıyla yapıldı. Veriler; araştırmacılar tarafından Şubat- Mart 2024 tarihleri arasında yüz yüze ve çevrimiçi toplandı. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Koronavirüs (Covid-19) Korkusu Ölçeği ve İmmünsupresif İlaç Kullanımına Uyum ölçekleri kullanılarak toplandı. Veri analizi IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) Statistics 25 programı ile yapıldı. Bulgular: Hastaların %58.6’ının erkek, %80.5’i evli, %72’sinin nakilden sonra kullandığı immünosüpresif ilacın tacrolimus olduğu, %63.3’ünün Covid-19’a yakalanmadığı, %15.4’ünün Covid-19 nedeni ile yakınını kaybettiği saptandı. Kullanılan ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla basit doğrusal regresyon analizi yapıldı ve iki ölçek arasında istatistiksel olarak önemli ilişki saptanmadı (p>0.05) Sonuç: Covid-19 korkusunun ortalama seviyelerde olduğu saptandı. Buna rağmen hastaların immünosüpresif tedaviye uyumlarının yüksek olduğu saptandı. Dolayısıyla Covid-19 korkusunun immünosüpresif tedaviye uyumu etkilemediği belirlendi.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Hastaların Sağlık Okuryazarlığı ile Hasta Katılımı Arasındaki İlişkide Algılanan İletişim Engellerinin Aracı Rolü: Kesitsel Bir Çalışma
Kocakaya, Mustafa; Demir, Rahime Nur
Amaç: Bu çalışmanın amacı, sağlık okuryazarlığı ile hasta katılımı arasındaki ilişkide algılanan iletişim engellerinin aracı rolünü araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen kriterleri karşılayan 481 katılımcı ile yürütülmüştür. Veriler, Bayburt şehir merkezinde ikamet eden bireylerden toplanmıştır. Ayrıca veriler, çevrim içi yöntemler ile elde edilmiştir. Paket programları kullanılarak doğrulayıcı faktör analizi, tanımlayıcı istatistikler, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %57,8’i kadın, %31,2’si 18-24 yaş aralığında, %52,2’si bekâr, %30,4’ü lisans mezunu ve %42,6’sının 0-17.000 TL hane gelirine sahip oldukları bulunmuştur. Veriler Bayburt il merkezinde ikamet eden bireylerden toplanmıştır. Katılımcıların belirli bir hane gelirine sahip oldukları tespit edilmiştir. Tüm değişkenler arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir. Sağlık okuryazarlığının iletişim engelleri üzerinde (β=0,433; p<0,001), sağlık okuryazarlığının hasta katılımı üzerinde (β=0,642; p<0,001) ve hasta merkezli iletişim engellerinin hasta katılımı üzerinde (β=0,257; p<0,001) anlamlı ve pozitif yönde etkisi olduğu belirlenmiştir. Hasta merkezli iletişim engellerinin analize dâhil edilmesiyle sağlık okuryazarlığının hasta katılımı üzerindeki etkisinin devam ettiği ancak azaldığı (β=0,530; p<0,001) görülmüştür. Sonuç: Sağlık okuryazarlık düzeyinin artışı, algılanan iletişim engellerini azaltabileceği gibi hasta katılımını artırabilir. Algılanan iletişim engelinin olmaması da hasta katılımı artırabilecek bir etkidir. Algılanan iletişim engelleri, sağlık okuryazarlığının hasta katılımı ilişkine aracılık etmektedir. Değişkenler arasındaki ilişkiler, incelenen örnekleme göre değişebilmektedir. Literatürde yer alan araştırma sonuçlarının birbirinden farklı olmasına bağlı olarak hasta katılımı etkileyen unsurların hastalığa ve bölgeye göre özel olarak araştırılması yararlı olacaktır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Hemşirelik Öğrencilerinin Uygulama Alanlarında Meslektaş Şiddetine Maruz Kalma Durumlarının Değerlendirilmesi
Kırbaş, Zila Özlem; Kahriman, Ilknur
Meslektaş şiddeti, birçok meslekte olduğu gibi hemşirelik mesleğinde de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama alanlarında meslektaş şiddetine maruz kalma durumlarını belirlemeyi amaçlamıştır. Çalışma tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu ve Hemşirelik Öğrencileri için Meslektaş Şiddetine Maruz Kalma Ölçeği kullanılarak toplandı. Çalışma toplam 281 öğrenci ile yürütüldü. Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20,58±1,74 olup, %84’ü kız öğrenciydi. Öğrencilerin sözel/psikolojik şiddete maruz kalma durumu alt boyutu puanları 20,35±7,50, şiddetin fiziksel ve ruhsal sağlık üzerine etkisi alt boyutu puanları 23,63±10,13 ve ölçek toplam puanları 43,99±16,88 olarak bulundu. Hemşirelik öğrencilerinin düşük dereceli meslektaş şiddetine maruz kaldıkları belirlendi. Bu nedenle hemşirelik öğrencilerinin uygulama alanlarında maruz kaldıkları şiddetin önlenmesine yönelik önlemler alınmalıdır.
AtıfOpenAlex6TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2023Investigation of university students' exposure to phubbing and being phubbed
Kırbaş, Zila Özlem; Semerci, Vahide; Güneş, Hüseyin; Sönmez Sarı, Ebru; Akeren, Zahide
Aim: This study was carried out as an investigation of university students' exposure to phubbing and being phubbed. Method: The sample of the descriptive and relationship-seeking study consisted of students studying at a university located in the Eastern Black Sea region of Turkey (n=1005). The data were collected online by the researchers between September and October 2022 using the Personal Information Form, the General Exposure to Phubbing (GEP) Scale, and the General Being Phubbed (GBP) Scale. Results: The average age of the students was 20.41±2.02 (min=18, max=36). 71.4% of them were female students, 67.5% of them were studying at the faculty and 56.6% were in the first year. The mean GEP score of the students was 77.86±26.28 and the mean GBP score was 48.48±18.52. According to the results of the Pearson correlation test, which was conducted to determine the relationship between students' exposure to phubbing and being phubbed, a moderate, positive linear relationship was found between GEP and GBP (r=0.418, p=0.000). Conclusion: As a result, it can be said that the GEP and GBP status of the students are moderate. In addition, students who are exposed to phubbing may exhibit more phubbed behaviors. It can be suggested that healthcare professionals, who have an important role in improving public health, should conduct effective identification and awareness studies for university students, who constitute an important risk group in terms of phubbing.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Hemşirelerin aşı karşıtlığı düzeylerinin belirlenmesi
Kırbaş, Zila Özlem; Semerci, Vahide; Güneş, Hüseyin
Amaç: Bu çalışma hemşirelerin aşı karşıtlığı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Çalışma 15 Eylül-30 Eylül 2022 tarihleri arasında bir eğitim araştırma hastanesinde tanımlayıcı olarak yapıldı. Örneklem seçimine gidilmeyip çalışmaya katılmayı kabul eden, çalışma tarihlerinde izinli ve raporlu olmayan 282 hemşireye ulaşıldı. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Aşı Karşıtlığı Ölçeği kullanılarak hemşireler ile yüz yüze görüşülerek toplandı. Bu çalışmada bilimsel ve evrensel ilkelere uyuldu ve gerekli izinler alındı. Veriler IBM SPSS v25 paket programda analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Veriler normal dağıldığından hemşirelerin tanıtıcı özellikleri ile ölçek puanlarının karşılaştırmasında Independent Sample T testi ve One-Way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 39.60±7.43 (min=20, max=59)’tür. Hemşirelerin %90.8’i kadın olup, %83.3’ü evli, %72.0’si lisans mezunu ve %62.1’i servis hemşiresi olarak çalışmaktadır. Hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı 46.82±12.43’tür (min=21, max=90). Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı ile hemşirelerin aşı tereddütü yaşamaları, çocuk sahibi olma durumları ve aşı hakkında bilgi durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.05). Sonuç: Çalışmamızda hemşirelerin aşı karşıtlığı orta düzeydedir. Aşı tereddütü yaşayan ve akrabasından/arkadaşından aşı hakkında bilgi edinen hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı daha yüksek, çocuk sahibi olan hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı daha düşüktür.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2015İslâm hukûkuna göre sağlık hizmetlerinde mahremiyet hakkı
Şen, Yusuf
Yaşam hakkı, tüm hakların başında gelen Allah'ın en değerli varlık olarak yarattığı her insanın en tabii hakkıdır. Bu hakkın yerine getirilmesinde insan sağlığının korunması ve bunun için gerektiğinde tedavi olunması bir zorunluluktur. Sağlık hizmetleri kapsamında tedavi aşamalarında insan onuruna, şeref ve haysiyetine, şahsiyet haklarına uygun olarak mahremiyetine hassasiyet gösterilmesi yaşam hakkına bağlı sağlık hakkıdır. Bu makalede ahlâkî ve hukukî ilkeler ışığında özel hayatın bir parçası olan hasta mahremiyeti, ihlali ve neticeleri değerlendirilmiştir.
AtıfTR Dizin4
İncele



