Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Engin, Mustafa Alptekin(2)
- Akeren, Zahide(1)
- Aktaş, Elif Odabaşı(1)
- Aras, Selim(1)
- Binnetoğlu, Damla(1)
- Bütüner, Selçuk(1)
- Can, Özgür Devrim(1)
- Denkbaş, Emir Baki(1)
- Dirican, Ebubekir(1)
- Hacımüftüoğlu, Ahmet(1)
- Işık, Hafsa Kübra(1)
- Kandemir, Ümmühan(1)
- Kufrevioglu, Omer Irfan(1)
- Malkoc, Ismail(1)
- Mohammadzadeh, Maryam(1)
- Nalci, Kemal Alp(1)
- Okkay, Ufuk(1)
- Ozcan, Halil(1)
- Semerci, Vahide(1)
- Sengul, Goksin(1)
- Sönmez Sarı, Ebru(1)
- Taghizadehghalehjoug, Ali(1)
- Taspinar, Numan(1)
- Togar, Basak(1)
- Türkez, Hasan(1)
- Uzunçakmak, Sevgi Karabulut(1)
- Yücel, Nazlı Turan(1)
- Özcan, Halil(1)
- Özkay, Ümide Demir(1)
- Üçel, Umut İrfan(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Parkinson’s Disease Detection Via Machine Learning Using Data Splitting and Validation Methods
Engin, Mustafa Alptekin
Parkinson’s disease (PD), a neurological disorder, negatively affects the lives of patients and their caregivers. PD, which is very difficult to diagnose early by examining the clinical characteristics of the person, can be diagnosed using voice recordings. However, the inconsistent performance results of the models obtained from the evaluation of voice recordings through machine learning techniques limit the usability of these models to aid in diagnosing physicians. This study used a database of 195 voice data obtained from 31 individuals, 23 of whom have PD. The classification of the voices as healthy or patient was based on the 22 features in the database. The split ratios 90/10, 80/20, 70/30, 50/50 and 30/70 were used to select the training and test phase data, respectively. In addition, each split ratio was evaluated using 10-fold cross-validation, 5-fold cross-validation, holdout validation and resubstitution validation methods in the training phase, which is the initial process that will directly affect the other classification procedures. In addition, the classification process was performed using quadratic discriminant analysis, support vector machine, ensemble bagged tree, k-nearest neighbours and neural network classifiers. All procedures were repeated 10 times to ensure consistency of results and randomisation of split ratios. As a result, the k-nearest neighbours classifier with 80/20 splitting ratio and 10-fold cross-validation was determined to be the most successful among the compared methods with 95.64±3.21% accuracy. Therefore, it can be seen that much more successful results can be obtained by analysing only the effects of the existing parameters of the classifiers.
- MakaleAçık Erişim2024Transparan Elektronik Kalça Maketiyle Uygulanan Eğitimin İntramüsküler Enjeksiyon Uygulama Becerisi ve Kaygı Düzeyine Etkisi
Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru; Akeren, Zahide; Aktaş, Elif Odabaşı; Işık, Hafsa Kübra
Giriş: İntramüsküler enjeksiyon uygulamasının yeterli bilgi ve beceriye sahip deneyimli hemşireler tarafından yapılması ilaç uygulama hatalarını azaltmaktadır. Amaç: Bu çalışma transparan elektronik kalça maketiyle uygulanan eğitimin öğrencilerin intramüsküler enjeksiyon uygulama becerilerine ve kaygı düzeylerine etkisini belirlemek amacı ile yapıldı. Yöntem: Nicel araştırma yöntemlerinden tek gruplu ön test-son test deseninde tasarlanan bu çalışma yarı deneyseldir. Çalışma 01 Kasım - 01 Aralık 2023 tarihleri arasında bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 53 hemşirelik öğrencisiyle gerçekleştirildi. Veriler Öğrenci Tanıtım Formu, İntramüsküler Enjeksiyon Uygulama Beceri Değerlendirme Formu ve Durumluk Kaygı Ölçeği ile toplandı. Tanımlayıcı istatistikler için sayı ve yüzde, ortalama, standart sapma, minimum, maksimum değerler kullanıldı. Verilerin analizi Wilcoxon işaretli - sıralar testi ve bağımlı gruplar t - testi ile yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 19,05 ± 1,04 olup, %67,9’u kızdır. Öğrencilerin %90,6’sı yurtta yaşamakta olup, %69,8’inin gelirinin gidere denk olduğu, %71,7’sinin Anadolu lisesi mezunu olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin eğitim öncesinde ve sonrasında aldıkları puanlar karşılaştırıldığında, eğitim sonrası intramüsküler enjeksiyon uygulama becerisi puan ortalamalarının eğitim öncesinden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu görüldü (p < 0,001). Öğrencilerin eğitim öncesi ve sonrası durumluk kaygı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak bir farklılık saptanmadı (p > 0,05). Sonuç: Öğrencilerin durumluk kaygı düzeyleri orta düzeydedir. Hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama öncesinde tekrarlı intramüsküler enjeksiyon uygulamalarını simülasyon maketleri üzerinde yapmaları önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ3Reboksetin’in diyabetik sıçanlarda bozulmuş davranış parametreleri üzerindeki yararlı etkileri
Özkay, Ümide Demir; Üçel, Umut İrfan; Yücel, Nazlı Turan; Can, Özgür Devrim; Kandemir, Ümmühan
Amaç: Diyabetik hastalarda duygu-durum hastalıklarının ve kognitif bozukluk insidansının genel popülasyona oranla daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, klinikte antidepresan etkinliği için reçete edilen reboksetin’in sıçanlarda diyabet ile indüklenen davranışsal ve bilişsel değişiklikler üzerine etkinliğinin araştırılması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Sıçanlarda deneysel diyabet modeli 50 mg/kg tek doz streptozotosin enjeksiyonu (i.v.) ile oluşturulnuştur. Reboksetin tedavisine diyabetik komplikasyonların oluşması için 4 hafta beklendikten sonra başlanmıştır. Deney hayvanlarının depresyon ve anksiyete düzeyleri sırasıyla modifiye zorlu yüzme ve yükseltilmiş artı şekilli labirent testleri ile araştırılmış; kognitif performansları ise Morris su tankı ve pasif sakınma testleri ie değerlendirilmiştir. Hayvanlarının motor aktiviteleri de aktivite kafesi ve Rota-rod testleri ile incelenmiştir.Sonuç ve Tartışma: Deneyler sonucunda, diyabetik sıçanların depresyon ve anksiyete düzeylerinin yükseldiği ve bilişsel performanslarının zayıfladığı belirlenmiştir. İki hafta süre ile uygulanan reboksetin tedavisi (8 ve 16 mg/kg) diyabetik sıçanların yüksek depresyon ve anksiyete düzeylerini azaltırken, zayıflamış olan bilişsel performanslarını kayda değer ölçüde güçlendirmiştir. Elde edilen bulgular reboksetin’in diyabete bağlı olarak ortaya çıkan davranışsal ve bilişsel bozuklukların tedavisinde terapötik bir potansiyele sahip olabileceğine işaret etmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Gömülü ve Sarıcı Öznitelik Seçim Yöntemleri Kullanılarak Akciğer Rahatsızlıklarının Tespiti
Aras, Selim; Engin, Mustafa Alptekin
Son yıllarda biyomedikal sinyal işleme alanındaki gelişmelere rağmen, akciğer rahatsızlıklarının tespiti üzerine hızlı ve yüksek doğrulukta çalışan teşhis sistemlerine duyulan ihtiyaç artmaktadır. Yapılan çalışmada fiziki muayene ile 94 farklı kişiden, solunum döngülerinin otomatik olarak tespit edilmesiyle elde edilen 150 adet normal ve 444 adet normal olmayan akciğer sesleri veri tabanı olarak kullanılmıştır. Sınıflandırma işleminde öznitelik olarak frekans ve zaman bölgesinde 12 farklı yöntem uygulanmıştır. Tüm veriler %80 eğitim %20 test aşamasında kullanılacak şekilde ikiye bölünmüştür. Elde edilen öznitelikler gömülü ve sarıcı öznitelik seçim yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu yöntemler; özyinelemeli öznitelik eliminasyonu, uyarlanabilir yapı öğrenimi ile öznitelik seçimi, bağımlılık kılavuzlu denetimsiz öznitelik seçimi, sıralı yerellik ile denetimsiz öznitelik seçimi, içbükey küçültme yoluyla öznitelik seçimi, en küçük mutlak büzülme ve seçim operatörü öznitelik seçim yöntemleri olarak isimlendirilmektedir. İncelenen bu öznitelikler doğrusal destek vektör makineleri, k en yakın komşuluk, karar ağaçları ve naive bayes yöntemleri ile sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak öznitelik sayısının sınırlandırılmadığı durum için, özyinelemeli öznitelik eliminasyonu yönteminin k en yakın komşuluk sınıflandırma ile beraber kullanıldığı durum için %97,3 doğruluk değerindeki başarıma ulaşılmaktadır. Öznitelik sayısının üç ile sınırlandırıldığı durumda ise uyarlanabilir yapı öğrenimi ile öznitelik seçimi yönteminin karar ağaçları yöntemi ile beraber kullanılması ile %91,4 değerinde başarıma ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022CYB mtDNA mutations and expression status of genes in the PI3K/AKT/mTOR signaling pathway in patients with schizophrenia
Dirican, Ebubekir; Uzunçakmak, Sevgi Karabulut; Özcan, Halil
Purpose: This study aimed to screen for cytochrome b (CYB) mitochondrial DNA (mtDNA) mutations and analyze the mRNA expressions of genes in the PI3K/AKT/mTOR signaling pathway in patients with schizophrenia. Materials and Methods: In this study, whole blood was obtained from 44 schizophrenic patients and 41 healthy individuals for DNA (patients) and RNA (patients and control) isolation. Samples for CYB mtDNA mutations were amplified by PCR and identified by Sanger DNA sequencing. RT-PCR and 2- increment increment Ct method was used for mRNA expression of PIK3CA, AKT1, and mTOR genes. Results: In schizophrenia patients, m.15326 A > G (43/44), m.15452 C > A (5/44), m.15078 A > G (3/44), m.14872 C > T (3/44) and m.14798 T > C (3/44) was the most common CYB mtDNA mutations. In silico analysis showed that some of the mutations were associated with the harmful, disease-causing or benign character. The mRNA expression of the PIK3CA, AKT1, and mTOR genes in schizophrenia patients was significantly higher than in healthy individuals. There was a significant moderate positive correlation between the PIK3CA and AKT1 genes. In addition, by ROC analysis, PIK3CA, AKT1 and mTOR genes were found to have good diagnostic power in the patient group. ROC analyzes showed that PIK3CA in particular has significant diagnostic value for schizophrenia patients with 80% sensitivity and 63.4% specificity. Conclusion: Both of CYB mtDNA mutations frequency and PIK3CA, AKT1 and mTOR mRNA expression were higher in schizophrenic patients compared to healthy individuals. We believe that studying these mechanisms in
AtıfWoS1OpenAlex1TR Dizin1
İncele - Proje2016Beyin Hastalıklarının Tanı ve Tedavisinde Yeni Yöntem: İn Vivo Mikrosensör Teknolojisi
Kufrevioglu, Omer Irfan; Taspinar, Numan; Binnetoğlu, Damla; Sengul, Goksin; Togar, Basak; Malkoc, Ismail; Denkbaş, Emir Baki; Ozcan, Halil; Okkay, Ufuk; Nalci, Kemal Alp
Beyin hastalıklarının birçoğunun sinaptik aralıklarda görev yapan nörotransmitterlerin beyindeki bazal seviyelerindeki değişiklikler veya sinaptik aralıktan uzaklaştırılma parametrelerinde gelişen aksaklıklar sonucu oluştuğu düşünülmektedir. Bu proje kapsamında beyin hastalıklarının tanı, tedavi ve izleminde kullanılmak üzere gerekli biyouyumlu sensör, kablosuz nörotransmitter algılama cihazı ve yeni bir yazılım üretilmiştir. Beyin nörotransmitter konsantrasyonlarını algılayabilen biyouyumlu sensörlerimizin fabrikasyonu üç aşamadan oluşmaktadır. Bunlar sırasıyla mikroelektrotların fotolitografik yöntemlerle üretimi, paketlenmesi ve seçici kimyasal bariyerlerle kaplanmasıdır. Üretilen sensörler düşük maliyetli ve biyouyumludur. Uyguladığımız yeni bariyerler selektivite ve sensitivite değerlerini yükseltmiştir. Ürettiğimiz sensörlerden gelen konsantrasyon bilgisine ilişkin akımın işlenmesinde kullanılan cihaz bu proje kapsamında üretilmiştir. Bu cihaz, nA seviyesindeki nörotransmitter konsantrasyonu kaynaklı akımları 107 kat yükseltmektedir. Üretilen cihaz, denekler üzerinde taşınabilmesi için oldukça küçük ve hafif olarak tasarlanmıştır. Bu cihaz, bataryası ile birlikte toplam 11.8 g ağırlığında ve 2.9 cm x 2.4 cm boyutundadır. Geliştirilen cihazdan gelen bilgiler deney ve takip esnasında işlenip hem grafik olarak hem de gerçek zamanlı analiz sonuçları olarak ekrana yansıtılabilmektedir. Labview tabanlı yazılıma bu bilgiler kablosuz haberleşme ünitesi vasıtasıyla iletilmektedir. Ayrıca, filtreleme çalışmaları sayesinde sistemin gürültü performansı iyileştirilmiştir. Geliştirdiğimiz bu sistem, deneysel olarak sıçanlarda oluşturduğumuz Depresyon, Kronik Ağrı, Hepatik Ensefalopati, Epilepsi, Alzheimer hastalığı hayvan modellerinde denenmiş, glutamat ve diğer nörotransmitterlerin ölçümleri in-vivo voltametrik olarak yapılmıştır. Burada değişikliği tespit edilen nörotransmitterlerin cinsine göre ilaçlar seçilmiş ve farklılıklar ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Çok sayıda ilaç denemeleri yapılmıştır. Başarılı bulunanlara sonuç raporunda yer verilmiştir. Bu sonuçlara göre beyin hastalıklarının birçoğunun nörotransmitter değişimleriyle ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Bu nörotransmitterlere yönelik tedavilerin de hastalıkların klinik gidişatında düzelmelere yol açtığı tespit edilmiştir. Bu proje ile beyin hastalıklarının etiyolojilerine yönelik çok sayıda veri sunulmakta hatta tedavilerine ışık tutulabilmektedir. Cihaz, yazılım ve sensör için patent başvurusunda bulunulmuştur. Ayrıca bu proje kapsamında TÜBİTAK desteği belirtilen 1 Doktora, 5 Yüksek Lisans tezi bitirilmiştir. 4 Doktora, 3 yüksek lisans tezi bitme aşamasındadır.


