Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Türkiye’de Demokrat Parti Döneminde Kadınların Siyasette Temsili

    Yavuz, Rabia Burçin; Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu

    Bu çalışmanın amacı, Demokrat Parti döneminde kadın temsil düzeylerinin ve kadın temsilinin düşmesinin sebeplerini ortaya koyabilmektir. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren kadın hakları üzerine yapılan tartışmaların temel gündem maddesi kadınların seçme ve seçilme hakkına kavuşmasıdır. 1930’lu yıllarda dünyadaki birinci dalga feminist hareketin de etkisiyle kadınların temsil hakkına sahip olması temel demokrasi sembollerinden biri haline gelmiş, nitekim 1935 yılında gerçekleşen seçimlerle kadınlar Meclis’te yer almışlardır. Bununla birlikte, 1940’lı yıllarda çok partili hayatın tesis edilmesiyle temel demokrasi göstergeleri değişmiş ve kadın temsilinin sembolik anlamı birtakım liberal unsurlarla ikame edilmiştir. Demokrat Parti iktidarında, kadın hareketinin ikinci planda kaldığı bir siyasal atmosferde, kadın temsil düzeylerinde de ciddi bir düşüş söz konusu olduğu görülmektedir. Çalışmada Demokrat Parti yönetiminin kadın hareketine şekilsel düzeyde yaklaşmanın ötesine gidememesinin ve siyasette aktif görev alan kadınların bu dönemde mevcut ataerkil siyasi yapının güdümünde hareket etmesinin kadın temsil düzeylerinin düşük kalmasına kaynaklık ettiği sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılarak siyasette kadın temsil oranlarının düşüklüğüne ve ataerkil siyaset tarzının benimsenmesine neden olan unsurlar incelenmektedir. Konunun kapsamı ve katmanlı yapısı gözetildiğinde tarihsel süreç, Demokrat Parti merkeze alınarak kısıtlanmaktadır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Türkiye’deki İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve İşgünü Kayıplarının Cinsiyet Temelli Analizi

    Ozdemir, Mustafa

    Amaç: Bu çalışma, 2018-2022 yılları arasında Türkiye'de iş kazaları, meslek hastalıkları ve işgünü kayıplarını cinsiyet temelli bir yaklaşımla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, erkek ve kadın çalışanlar arasındaki olay sıklığı ve etkilerindeki farklılıkları anlamayı hedefleyerek bu farkların iş sağlığı ve güvenliği (İSG) politikalarına nasıl yansıyabileceğini değerlendirmektedir. Yöntem: Çalışmada kullanılan veriler, 2018-2022 dönemine ait Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yayımlanan resmi istatistiklerden elde edilmiştir. Nicel analizde, erkek ve kadın çalışanlar için iş kazaları ve meslek hastalıkları ayrı ayrı incelenmiş; kaza sıklık oranları, toplam iş göremezlik gün sayısı ve sektörel dağılım gibi ölçütler kullanılmıştır. Nitel analizde ise sektör bazlı istihdam desenleri, iş rolleri ve risk maruziyetleri gibi cinsiyet farklılıklarına katkıda bulunan faktörler değerlendirilmiştir. Bulgular: Bulgular, iş kazaları ve meslek hastalıklarının dağılımı açısından belirgin cinsiyet farklılıkları olduğunu göstermektedir. Erkek çalışanların, özellikle fiziksel olarak zorlu işlerin yoğun olduğu inşaat sektöründe daha yüksek iş kazası oranlarına sahip olduğu belirlenmiştir. Kadın çalışanlar ise daha çok sağlık sektöründe yoğunlaştığından, biyolojik ajanlara ve ergonomik sorunlara bağlı meslek hastalıkları ile daha sık karşılaşmaktadır. Ayrıca, iş kazalarının en sık 11:00-11:59 saatleri arasında gerçekleştiği ve erkeklerin iş kazalarından sonra kadınlara kıyasla daha uzun iş göremezlik süreleri geçirdiği tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışma, İSG politikalarına cinsiyet eşitliği perspektifinin entegrasyonunun önemini vurgulamaktadır. Özellikle erkeklerin yoğun olduğu inşaat sektöründe güvenlik protokolleri ve eğitimlerin iyileştirilmesi, kadınların yoğun olduğu sağlık sektöründe ise ergonomik önlemler ve sağlık taramalarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Cinsiyet kaynaklı risklerin anlaşılması, daha etkili önleme stratejileri geliştirilmesi ve iş güvenliğinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Osmanlı’dan 2000’Lİ yıllara kadar türkiye’de siyasetin erilliğinin tarihsel gelişimi

    Yavuz, Rabia Burçin; Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu

    Türk siyasal yaşamında kadınların yaşadıkları eşitsiz koşullara karşı verdikleri mücadelenin tarihsel kökleri Osmanlı’daki eril siyasal ve toplumsal yapı içerisinde oluşan kadın hareketine dayanmaktadır. Osmanlı’da 19. yüzyılda başlayan sorgulama ve arayışlar, kadınların kamusal alana çıkmaları konusunda önemli bir başlangıç noktasını teşkil etmektedir. Bu dönemdeki eril siyasal ve toplumsal düzende, kadınların özel alanda yer almaları gerektiği yönünde bir yaklaşım söz konusudur. Fakat Osmanlı’da bu dönemde gelişen modernleşme süreçleri kapsamında, kadınların sosyal ve ekonomik koşullarında birtakım değişimler yaşanmıştır. Buna rağmen kadınların özellikle siyasal düzeyde bir kazanım elde ettiklerini söylemek güçtür. Kadınlar tarafında siyasal hak talepleri doğrultusunda bir bilinçlenme ve mücadeleye işaret eden gelişmeler olsa da kadınların siyasal haklarına kavuşmaları için Cumhuriyet’i beklemeleri gerekmektedir. Cumhuriyet Devrimi ile birlikte kadınlar, siyasal, toplumsal ve ekonomik düzeyde olmak üzere çoğu temel haklarına kavuşmuşlardır. Kadınların Avrupa’daki çoğu ülkeden önce siyasal haklarını kazanmaları önemli bir demokratik gelişmedir. Bununla birlikte tarihsel süreçte kadınların siyasete katılımları ve siyasal temsil düzeyleri beklenilen doğrultuda ilerlememiş, kadın temsil düzeyleri zayıf kalmıştır. Kadınların siyasal haklarını elde etmeleri, eşit temsil ilişkisinin oluşması açısından olumlu olsa da politikadaki veriler erkeklerin sayıca çoğunlukta olduğunu ve siyasetin eril bir işleyişe tabi olduğunu göstermektedir. Dünyadaki gelişmelerle koşut olarak, Türk siyasal yaşamında da erkeklerin kadınlara kıyasla siyasette egemen bir konumda olması, kadınların politikaya katılımlarını olumsuz etkilemiştir. Türk siyasetinde kadınların siyasal haklarını kazanımı ile başlayan süreçten günümüze kadar kadın temsil düzeylerinin düşük oranda kalması, siyasetin erkek egemen bir alan olmasına yol açmıştır. Çalışmada literatür taraması yöntemine başvurularak kadın temsil düzeylerinin düşük kalması ve siyasetin ataerkil bir alan olmasına kaynaklık eden unsurlar tarihsel bağlamda ele alınmaktadır. Bununla birlikte konunun çok boyutluluğu ve derinliği açısından dönemsel bir kısıtlamaya gidilerek tarihsel bağlam, Osmanlı’da başlayan 2000’li yıllara kadar devam eden süreçle sınırlandırılmaktadır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • DerlemeAçık Erişim2025
    Kecia Ali’nin “The Woman Question in Islamic Studies” Adlı Eserinin Değerlendirilmesi

    Kizmaz, Nuran

    Bu çalışmada değerlendirilecek olan Kecia Ali’nin İslami Çalışmalarda Kadın Sorunu (The Woman Question in Islamic Studies) adlı kitabı, İslami ilimler alanındaki çalışmalarda toplumsal cinsiyet konusunun ele alınış şeklini eleştirel bir şekilde ifade etmek ve üniversitelerdeki mevcut yapının hem akademik üretimi hem de kadın akademisyenlerin kariyerlerini nasıl olumsuz etkilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yazar birçok İslam çalışmasını ele alarak hem nicel hem nitel metot analizlerini birlikte kullanıp alandaki cinsiyetçi eğilimleri görünür kılmayı hedeflemektedir. Özellikle atıf analizleri ve ders müfredatları gibi veriler üzerinden kadın akademisyenlerin nasıl dışlandığını sistematik olarak ortaya koymaktadır. İslami ilimler alanında “kadınların akademik konumu”nu temele alan çalışma, kadın akademisyenlerin görünmezliği, cinsiyetlendirilmiş bilgi üretimi, kadınların akademik temsili ve kadınların akademide dışlanma pratiklerini de ekleyebileceğimiz dört ana bileşen üzerinden konuyu ele almaktadır. Sonuç olarak yazar, dönüşüm için yapılabilecek kurumsal ve bireysel önerileri sunmaktadır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
  • MakaleYalnız künye2024
    Kadın yoksulluğu üzerine yapılan çalışmaların türkiye bağlamında yüksek lisans tezlerine odaklanarak incelenmesı

    Oz, Burcin

    Yoksulluk, temel ihtiyaçların karşılanmaması olarak tanımlanan küresel bir sorundur. Türkiye’de, yüksek enflasyon, azalan reel gelir, ekonomik krizler ve depremler gibi faktörler, yoksulluğun artmasına katkıda bulunmuştur. Mevcut literatür, bu artışın önemli bir bölümünün kadınları etkilediğini göstermektedir. Yoksulluk ve başa çıkma stratejileri üzerine birçok çalışma olmasına rağmen, bu araştırma özel- likle kadınların yoksulluğuna odaklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de kadınların yoksulluğunu ele alan yüksek lisans tezlerini ana- liz etmek ve bu alandaki araştırma eğilimlerini belirlemektedir. Bu amaçla, bir belge incelemesi yapılmış ve Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi’nde yayımlanan 41 yüksek lisans tezi, betimsel analiz yönt- emi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, kadınların yoksulluğunun çeşitli üniversitelerde incelendiğini, en yüksek sayıda yüksek lisans tezi- nin 2022’de yayımlandığını göstermektedir. Kadınların yoksulluğunun temel nedenleri, cinsiyet eşitsizliği, istihdam sorunları, eğitim eksikliği, düşük ücretler ve sosyal dışlanma olarak ortaya çıkmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Does the inclusion of women on the board add profit and value added to firms?

    Ag, Aliriza; Yilmaz, Tuncer; Zengin, Yunus

    Based on the idea that the majority of family companies and the dominance of patriarchy in the social structure in Turkey may reduce the effectiveness of female managers in company management, this study aims to examine the effect of female managers on firm performance in Borsa Istanbul (BIST) companies. We limited our study to 126 manufacturing companies that were continuously traded in the BIST in the 2010- 2017 periods. In general, the following results were obtained in the multiple regression analyzes. The ratio of women in the board of directors and the presence of at least 1 woman in the board of directors were not found to have a significant effect on performance criteria. While the effect of having 2 or more women in the board of directors on ROE and having 3 or more women on EVA/TA was significant, the effects on other performance criteria were not found to be significant.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2020
    The Reflection of War to Woman’s Pen – Lebanon Example

    Dayı, Rumeysa Bakır

    Despite the fact that women are mostly eliminated and even shared as spoils in the phenomenon of war known as men's work throughout history and whose rules and decisions are made by men; It is the cornerstone that ensures the safety of the family that collapsed during and after the war and keeps the society alive in a country that crumbles. Women's strength, of which there are countless examples in many countries in the past, manifests itself in Lebanon, which contains many types of religion and culture in the Middle East. Lebanon has become one of the most interesting countries in the Middle East in terms of its geography, ethnic structure and administrative style. In our study, we tried to examine the social pressure in Lebanon, the predominance of tradition, the dilemmas brought by the war and the difficulties caused by the obligation to migrate on women, and its reflection on women, based on the works of Lebanese women writers.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Ertuğrul faciasının trabzonlu şehitleri

    Bulut, Engin Çağdaş

    Osmanlı Devleti’nin Uzakdoğu ile ilgilenmesi, Japonya’nın dışa kapalı bir ülke olma politikasını bırakıp dünyaya açılmasıyla birlikte başladı. Japonya’nın uzun süren “Sakoku (kapalı ülke)” dönemini bitiren açılım politikası sonrasında Japon Prensi İstanbul’u ziyaret etmiş, bu ziyarete bir karşılık verme ihtiyacı ortaya çıkmıştı. Osmanlı Devleti açısından bakıldığında Japonya’ya yapılacak ziyaretin iki amacı vardı: Rusya’ya karşı bir müttefik edinmek ve Avrupalı devletlerin sömürgesi olan Müslüman halkla irtibat kurulabilmek. Bu amaç doğrultusunda Japonya’ya bir deniz yolculuğu planlandı. Osmanlı Devleti tarihinin en uzun yolculuklarından birisini gerçekleştirecek gemi olarak da tüm tartışmalara rağmen Ertuğrul Fırkateyni seçildi. Fakat çeşitli kazalar, kötü hava şartları ve salgın hastalıklarla mücadele ederek yaklaşık 11 ay süren gidiş yolculuğunu tamamlayan Ertuğrul Fırkateyni, dönüş yolculuğunun henüz başındayken fırtına sonucu Japonya sahillerinde battı. 527 kişinin şehit olduğu ve 69 kişinin kurtulduğu gemide Karadeniz Bölgesi’nden giden yaklaşık 300 kişi de bulunmaktaydı. 71 şehit ile Trabzon şehri hem bölge içerisinde hem de ülke çapında en çok şehit veren il oldu. O dönem ki Trabzon Vilayeti sınırları dikkate alındığında ise bu sayı yaklaşık 230 civarındaydı.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    ‘Improving/Normalizing’ the Subordinated Identity Through Social Media: Coming to a Conclusion Successful in Normalizing the Identity in Marriage Groups for the Disabled

    Güzel, Meltem; Keskin, Savaş

    A Facebook group titled ‘Friendship Companionship Chatting Matrimony and Disabled Love’ was analyzed in this study endeavoring to examine the cultural context of the case in which a group of online disabled individuals transformed the social media to make up for their subordinated identities. In this Facebook group which is composed of members collectively producing activities intended for normalizing/improving the identity of the disabled on the basis of relationships to be established to serve the purpose of marriage and flirting, a heterotrophic cultural experience is also configured. Even though disabled users are self-represented through several online organizations, the selection of marriage communities is associated with the strong link between ‘normalization’ and marriage. Only if the conventional dispraise for being single and the societal pressures are taken into consideration, then the importance of marriage especially to individuals’ achievements of ‘normality’ can be understood. Netnography method which included global analytical perspective was utilized in the study intended for revealing as to how marriage and love relationships acting as the platform forthe selfrepresentation of disabled users via social media were configured in order to repair the subordinated identity. In the study addressing the online disabled group making its presence felt in Facebook by gaining cultural autonomy, attempts were made to create a mapping for digital identities on the basis of individual and collective posts. Findings of the study indicate that disabled users succeeded in normalizing the current state of feelings of subordination and inferiority in social media where they endeavored to achieve normalization. Moreover, the act of using social media as the heterotrophy of ideal identity against being stuck in the limbo and going ultra marginal is an important detail among findings of the study.

  • MakaleYalnız künye2017
    Kadın Başbakan Tansu Çiller Döneminde Kadına Politikası: Temel Yasalar Üzerinden Bir Değerlendirme

    Işıkçı, Yasemin Mamur; Şengün, Hayriye

    Dünyada İnsan haklarının ve sosyal demokrasinin gelişmesi kadın haklarına verilen önem ile doğrudan ilişkili bir durumdur. Bu açıdan bakıldığında kadın hakları ile ilgili sorunların çözümüne yönelik çabalara yönelmek hükümetler açısından kaçınılmaz bir görevdir. Genel olarak, kadınların siyasal alanda etkin bir şekilde temsillerinin sağlanması bu yöndeki çabaların artacağı yönünde bir umut uyandırmaktadır. Ancak kadınların aktif siyaset alanında göstermiş oldukları eğilimler bazen de bu yöndeki umutları boşa çıkarmaktadır. Bu araştırmada söz konusu bu durum Türkiye'nin şimdiye kadar ki tek kadın başbakanı unvanını taşıyan Tansu Çiller örneğinde döneminde çıkarılan temel yasalar üzerinden açıklanmıştır. Araştırma, literatüre dayalı araştırmalar bağlamında tarihsel ve betimsel yöntemler kullanılarak yapılandırılmıştır. Araştırma ülkenin tek başbakan konumundaki bir liderin kadın politikalarına bakış açısını ortaya koyması ve kadın haklarına yönelik politika başarısızlıklarını kadın siyasetçilerin politika yapma tarzı ile ilişkilendirmesi bakımından önem taşımaktadır

  • MakaleYalnız künye2016
    Mikro kredinin yoksulluk ve istihdam üzerine etkisi: TRA1 bölgesinde

    Boz, Füsun Çelebi; Çınar, Ömer

    Yoksulluğun azaltılmasında kullanılan önemli politika araçlarından birisi de mikro kredi uygulamasıdır. Bangladeş'te Muhammed Yunus tarafından başlatılan ve diğer gelişmekte olan ekonomilerde de yaygınlaşan mikro kredi, gelir dağılımından olumsuz yönde etkilenen kesimler özellikle de kadınlar için gelir yaratmayı amaçlayan bir programdır. Bu bağlamda mikro kredi, istihdamı arttırarak yoksul insanların gelirinin arttırılmasına, sosyal ve ekonomik gelişmenin sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı mikro kredinin kadın istihdamını ve kadınların gelirini arttırmada etkili olup olmadığını TRA1 bölgesi için ( Erzurum Erzincan, Bayburt) değerlendirmek ve ortaya koymaktır. Çalışmanın sonucuna göre mikro krediden yararlanan ailelerin gelirlerinde ve kadın işgücüne katılım oranında artış olduğu belirtilmektedir

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele