Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2023
    Majör depresyon hastalarında BDNF gen polimorfizmi (rs6265) ile BDNF gen ekspresyon düzeylerinin araştırılması

    Karakas, Ümıt; Derici, Didem; Ay, Mustafa Ertan; Özdemir, Gurbet Doğru; Erdal, Mehmet Emin; Çevik, Kenan; Ziblak, Alper; Kenar, Ayse Nur Inci

    Amaç: Beyin kaynaklı nörotrofik faktörün (BDNF) genetik, moleküler ve hücresel mekanizmalarının ve bunun nöroplastisite ile ilişkisinin daha iyi anlaşılması, majör depresyonda (MD) yeni ilaçlar için gelecekteki terapötik hedeflerin bulunmasında çok önemli bir rol oynayabilir. Bu çalışma, BDNF polimorfizmlerinin MD'deki kesin rolüne ilişkin hala çelişkili sonuçlar olduğundan, MD'de BDNF ile ilişkili polimorfizm (rs6265) ve ekspresyon ilişkisini anlamak amacıyla planlandı. Yöntem: Bu olgu-kontrol çalışmasında, DSM-5 ölçütlerine göre MD’li 51 hasta ve 75 sağlıklı kontrole ait kanlardan BDNF gen Val66Met (rs6265) polimorfizmleri için dizayn edilmiş primerler ile Real-Time PCR ile tek nükleotid polimorfizm çalışmaları yapıldı. Gen ekspresyon analizleri için total RNA kullanıldı. Kantitatif Real-Time PCR yöntemi ile saptanan, MD ve kontrol gruplarındaki BDNF genine ait ekspresyon düzeyleri ile polimorfizmler arasındaki ilişki istatistiksel yöntemlerle incelendi. Bulgular: Erkek ve kadınlarda, genotip ile grup ve alel frekansı ile grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Alel ile MD arasındaki ilişkide ve genotip ile MD arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Genotip grupları arasında BDNF ekspresyon düzeyleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur. Hem MD grubu hem de kontrol grubu için BDNF’nin polimorfik genotipleri arasında ekspresyon düzeyleri bakımından fark gözlenmemiştir. Sonuç: Çalışma bulguları istatistiksel olarak önemli olmamasına rağmen rapor edilmiş önceki çalışmaların da ışığında BDNF varyantlarının daha derinlemesine analizlerinin, gelecekte farmasötik müdahale ve majör depresyonun hassas tıbbı için olası yeni hedeflere işaret edebileceğini düşünmekteyiz. Ayrıca kişiselleştirilmiş tıp çağında, klinik müdahalelerin etkinliğini etkileyebilecek hem küresel hem de spesifik faktörlerin anlaşılması, tıp alanında önemli ilerlemeler sağlayabilir

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    PPARGC1A Gen Polimorfizmi (rs8192678) ile Elit Sporcuların Yarışma Performansları Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi

    Bayraktar, Işık; Zorba, Erdal; Ulucan, Korkut; Bulğay, Celal; Ergun, Mehmet Ali; Kazan, Hasan; Akman, Onur

    PPARGC1A (rs8192678) gen polimorfizmi ve atletik performans arasıdaki ilişkiler konusunda sınırlı sayıda araştırma mevcuttur. Bu nedenle, bu çalışmada PPARGC1A genindeki rs8192678 polimorfizminin Türk elit atletizm sporcularının yarışma performansları ile olası ilişkisin araştırılması amaçlamaktadır. Çalışmaya 18-35 yaşları arasında toplam 60 elit sporcu (31 sprint/güç ve 29 dayanıklılık) ve 20 kontrol/sedanter gönüllü olarak katıldı. Atletlerin kişisel en iyi (PB)/yarışma performans düzeylerini belirlemek için Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF) puan ölçeği kullanıldı. Tüm ekzom dizilimi (WES), katılımcıların kanından izole edilen genomik DNA tarafından gerçekleştirildi. rs8192678 polimorfizmi ile PB arasındaki ilişki, cinsiyet ve spor deneyimi ayarlaması ile tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) ile incelendi. Bulgulara göre grup içi ve gruplar arasında, G/G, G/A ve A/A genotip dağılımları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Sonuç olarak, PPARGC1A rs8192678 polimorfizmi ile sporcuların performansı arasında anlamlı hiçbir ilişki tespit edilmemiştir. Ancak, yapılan araştırma hakkında daha net bilgi verebilmek için daha fazla katılımcı ile yapılması önerilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    Diyet Posası, Genetik Varyantlar ve Hastalıklar Etkileşimi: Sistematik Derleme

    Akçıl, Mehtap; Çelikel, Seda

    Çağımızın önemli hastalık ve rahatsızlıkları olan diyabet, obezite, kardiyovasküler hastalıklar çevresel risk faktörlerinin yanında, aynı zamanda genetik yatkınlık sonucu şekillenmektedir. Başta beslenme olmak üzere büyüme ve enerji regülasyonu ile birlikte birçok fizyolojik süreç üzerinde çok sayıda genetik varyantın etkisi bulunmaktadır. Genetik varyantlar ile ilişkili hastalık sorunlarının belirlenmesi stratejik ve kritik öneme sahiptir. Diyabet, obezite, kardiyovasküler hastalıkların görülme oranındaki artış, bireylerin genetik yapılarına özgün diyet programlarının oluşturulmasının gerekliliği ve beslenme programı içerisinde diyet posası tüketimi konusunu önemli hâle gelmiştir. Kronik hastalıklara karşı koruyucu olduğu kabul edilen diyet bileşenlerinden biri de diyet posasıdır. Diyet posası; meyve ve sebzeler, kurubaklagiller, yulaf ve tam tahıl gibi bitkisel kaynaklı besinlerde bulunan insan sindirim sistemi enzimleri tarafından sindirilemeyen, karbonhidrat bileşenleri olan dirençli nişasta, lignin, selüloz, pektin, gumlar, hemiselüloz, β-glukan, inülin, oligosakkaritler ve fruktanlar gibi bileşenleri içermektir. Diyet posası, genetik varyantların yol açtığı sağlık sorunları ve hastalıklar, obezite parametreleri ve lipid profili üzerinde olumlu etkisi bulunmaktadır. Obeziteye duyarlılıktaki bireyler arası farklılıklar, epigenetik faktörlere bağlı olması nedeniyle bu farklılıkların belirlenmesi genetik varyantlar sayesinde belirlenebilmektedir. Bu etkileşimin aydınlatılmasına yönelik araştırmalar; diyabet, obezite, kardiyovasküler ve kronik hastalıkların prevalansı ve tedavi süreçlerine önemli katkılar sağlayarak ışık tutacaktır. Bu derleme, diyet posası alımının genetik varyantlar ve hastalıklar arasındaki etkileşimini incelemek amacıyla hazırlanmıştır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2021
    Molecular Approach to Detecting Pollen Types In Honey: DNA Barcoding

    Ecem Bayram, Nesrin

    Nowadays, the demand for bee products has also increased due to the growing interest in natural products. Althoughit is quite easy to adulteration of honey, which is one of these products, it is also very difficult to detect adulteration.In the point of detecting forgery, studies are being carried out specifically to identify the plant sources of honey.Melissopalynological and chemical analyses are methods commonly used in order to identify the botanical origin of honey.Despite the fact that the detection of botanical origin of honey by DNA-based methods which provide faster, simpler andmore reliable results are being carried out in recent years, these researches are very less in Turkey. Unlike morphologicalmethods, which require the visual examination of pollen grains, the recently developed genetic methods have the potentialto increase the resolution and scale of pollen analyses. In this study, the aim was to present cumulative data by compilingthe results of the studies conducted using molecular techniques on honey, and the advantages and disadvantages of thistechnique were evaluated.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Correlation of IGF-I and IGFBP5 Gene Expression in Schizophrenia Patients

    Ozcan, Halil; Karabulut, Sevgi; Yeloğlu, Çağdaş Hünkar

    Objective: Schizophrenia is a severe mental disorder affecting more than 21 million people worldwide. Disruptions of the GH-IGF-I axis likely lead to schizophrenia by causing deficits in early stages of neurodevelopment and low IGF-I levels are related to pre/postnatal growth and schizophrenia. IGF axis has effective role on healthy cell growth both prenatal and postnatal. IGF-I function effecting cancer cells is regulated by IGFBP-5. Several studies showed that IGF-I expression is low in schizophrenia patients. Aim of this study is to investigate relation of IGF-I and IGFBP-5 mRNA expression levels in Schizophrenia. Materials and Methods: Fırstly, we collected the serum samples from patients who are diagnosed with schizophrenia and healthy control group. Then RNA was isolated from these serum samples. RNA expression was investigated by real time PCR. Results were evaluated using delta delta Ct. In this study IGF-I and IGFBP5 gene expression levels were calculated. For this purpose a portion of serum taken for routine tests was used. Results: Results of this study showed that there is no significant difference of IGF-I and IGFBP5 gene expression levels between patients and healthy subjects. On the other hand an important negative correlation between IGFBP5 expression level and age was found (p<0,05). Beside that there was not any association between PANNS points and gene expression levels. Conclusion: Consequently, relation of PANSS and gene expressions was not significant. Otherwise IGFBP5 and IGF-I mRNA expression levels had not an important relation for schizophrenia patients.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2019
    Examination of the Effects of Age, Gender and Season on Serum Visfatin Levels in Trakya Horses

    Bayraktar, Bülent; Tekce, Emre

    The aim of this study was to determine the effect on levels of the hormone visfatin on the factors of season, gender and age in Trakya horses. The study material consisted of 20 horses of different genders and ages. It was determined that the mean levels of the hormone visfatin in mare and stallions in the 1-6 and 7-20-year age groups were respectively were 23.38, 21.40; 26.46, 23.96 ng / ml in the season of winter (February), in the season of the summer (August) these levels were 17.98, 18.68; 22.22, 21.32 ng / ml. In conclusion, it was determined that the parameters of season, age and gender have an effect on serum levels of the hormone visfatin, a statistically significant difference was found (p<0.05). In addition to the results obtained, the study has the merit of being the first on this topic.

  • MakaleYalnız künye2019
    Sıcaklık Stresi ile İndüklenen Broilerde Farklı Oranlarda Uygulanan Bitkisel Eksraktların Bazı Kan Parametrelerine Etkisinin İncelenmesi

    Bayraktar, Bülent; Tekce, Emre

    Sıcaklık stresi, immunosupressif etkisi nedeniyle kanatlılarda büyüme ve gelişme geriliği, metabolik problemlerden ölüme kadar varabilen sağlık sorunlarına yol açan önemli bir stres etmenidir. Bu çalışma, sıcaklık stresine maruzkalan kanatlılarda bitkisel ekstrakt kullanımına bağlı olarak serumda P düzeylerinin karşılaştırılmasının yanı sıra eşzamanlı olacak şekilde içme sularına ilave edilen stresin etkisini azaltılmasında antioksidan özelliklere sahip Eucalyptusglabutus labii (ökaliptus),Tymus vulgaris (kekik),Cymbopogon nardus (sitronella) ve Syzgium aromaticum (karanfil)bitkilerinden oluşan uçucu yağ karışımının (EOM) bazı kan parametreleri (Fosfor (P), Lipaz, Sodyum (Na), Klor (Cl),Doymamış demir bağlama kapasitesi (UBİC), Total Demir Bağlama Kapasitesi (TIBC), Transferin Doygunluğu (%SAT) düzeyi üzerine olan etkisi araştırılmıştır. Araştırmada her birinde 50 adet hayvan olacak şekilde 8 gruba ayrılmıştır. Gruplar kendi içerisinde her bölmede 10 adet hayvan olacak şekilde 5 alt grubu içermektedir. UIBC ve TIBCdüzeyleri kontrol grubuna kıyasla 22°C gruplarda 500 ml/1000 l gruplarda en fazla artış gözlenirken, 36°C gruplarda ise500 ml/1000 l gruplarda en fazla azalma tespit edilmiştir (p<0,05).Deney sonucunda gruplara ait veriler incelendiğindesıcaklık stresine maruz kalan broylerin içme suyuna ilave edilen EOM’un serumda P, Lipaz, Na, % SAT düzeyleri üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05).

  • MakaleAçık Erişim2019
    Cytogenetical Analyses of some species of the genus Sisymbrium (Brassicaceae) in Turkey

    Eroğlu, Halil Erhan; Ünal, Murat; Sefali, Abdurrahman; Martin, Esra; Kelkitoğlu, Aslıhan

    In this study, karyotype analyses of three species belonging to the genus SisymbriumL. (Brassicaceae) and grown naturally in Turkey were conducted. These taxa areS. officinale (L.) Scop., S. runcinatum Lag. ex DC. and S.orientale L. The somatic chromosome number of 2n = 14 was reported forall species. Total chromosome lengths are between 1.33 and 2.43 µm in S.officinale, 1.30 and 2.48 µm in S. orientale, 1.02 and 2.18µm in S. runcinatum. The karyotypes are as follows: S. officinaleconsists of 12m + 2sm, S. orientale consists of 10m + 4sm and S. runcinatum consistsof 10m + 4sm chromosome pairs. S. runcinatum is the most asymmetricalkaryotype based on all index values.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex6TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • Proje2019
    Nadir Bir Ekzopolisakkarit Olarak Alternanın Fonksiyonel Etkilerinin Belirlenmesi, Alternan Üretiminden Sorumlu Alternansükraz Enziminin Ekspresyonu ve Aktivitesinin Tespiti

    Yılmaz, Mustafa Tahsin; Şimşek, Ömer; Dertli, Enes

    Laktik Asit Bakterileri (LAB)?nin starter kültür olarak islevlerine ilave olarak son dönemde bu önemli mikrobiyal grubun ürettigi fonksiyonel metabolitler üzerinde durulmaktadır. Bu metabolitlerin basında da LAB türleri tarafından in situ olarak üretilip gıda maddelerinin fizikokimyasal niteliklerini gelistirebilen ekzopolisakkaritler (EPS) gelmektedir. LAB türlerinde yapısal olarak glukoz/fruktoz?dan olusabilen homopolimerik EPS üretimi ucuz substrat ve yüksek miktarda üretim nedeniyle temel olarak ?-glukan üretimi çerçevesinde sekillenmektedir ve sükrozun substrat olarak kullanılması ile ?-glukan üretiminden glukansükrazlar sorumludur. LAB türlerinde glukansükrazların aktivitesi ile alternan gibi farklı yapılarda ?-glukan üretimi gerçeklesebilmektedir. Son dönemde LAB türlerinde ortaya çıkartılan ?-glukan üretebilen bir diger enzim grubu da sükrozda inaktif ancak amiloz gibi ?-1- 4 glikozidik bagı içeren substratlara etki edip açıga çıkan glukoz ünitelerini farklı baglar ile baglayabilen glukanotransferazlardır. Her iki enzim grubu ile de farklı yapılarda fonksiyonel etkileri olabilecek polisakkarit/oligosakkaritlerin üretimi gerçeklesebilmekte olup, bu enzimlerin aktivitelerinin belirlenerek üretebildikleri polisakkarit/oligosakkaritlerin karakterizasyonu ve bu bilesenlerin fonksiyonel etkilerinin tespiti son derece önemli bir husustur. Bu baglamda bu projenin amacı eksi hamurdan izole edilen alternan üreticisi oldugu gösterilen Lactobacillus reuteri E81?de alternan üretiminin eksi hamur üretimi açısından fonksiyonel etkilerini ortaya koymak, alternan üretiminden sorumlu glukansükrazın ve yine aynı bakteride açıga çıkartılan 4,6-?-glukanotransferazın aktivitesinin ve sırasıyla verici-alıcı reaksiyonları ve farklı substratlarda üretebildikleri oligosakkaritlerin karakterizasyonu ve bu oligosakkaritlerin bagısıklık düzenleyici ve prebiyotik potansiyellerinin belirlenmesidir. Proje kapsamında öncelikle Lactobacillus reuteri E81 eksi hamurdan izole edilip ürettigi alternanın fizikokimyasal karakterizasyonu gerçeklestirilmis ve bakterinin bütün genom sekansı açıga çıkartılmıstır. L. reuteri E81?in genom analizi bu bakteri de glukansükraz (gtfA) enzimine ilaveten 4,6-?-glukanotransferaz (gtfB) enzimini kodlayabilecek bir genin genomda yer aldıgını göstermistir. Ilk olarak eksi hamur ve ekmeginin nitelikleri açısından alternan üretiminin fonksiyonel etkilerinin anlasılabilmesi için gtfA geni L. reuteri E81?den silinmis ve L. reuteri E81 ve alternan üretemeyen L. reuteri E81 ?gtfA ile eksi hamur üretilip eksi hamurun fizikokimyasal özellikleri ve eksi hamur ekmeginin yapısal karakteristikleri üzerine alternan üretiminin etkileri açıga çıkartılmıs ve alternan üretiminin hamunun viskoelastik yapısının gelisimine katkı sagladıgı ortaya konmustur. Ikinci olarak L. reuteri E81?den gtfA ve gtfB genleri Escherichia coli BL21 (DE3) hücrelerinde üretilip glukansükraz (GTFA) ve 4,6-?- glukanotransferaz (GTFB) enzimlerinin aktivitesi ortaya konmus ve ürettikleri ?-glukanların yapıları Nükleer Manyetik Rezonans (NMR) spektroskopisi ile belirlenmistir. Takiben GTFA enziminin sükroz ve farklı seker alıcılarla ve GTFB enziminin ise ?-1-4 bagı içeren farklı substratlardan üretebildikleri oligosakkaritler Ince Tabaka Kromatografisi (TLC), NMR ve Sıvı Kromatografisi-Kütle Spektroskopisi (LC-MS) analizleri ile karakterize edilmis ve her iki enzimin farklı reaksiyonlarda özgün oligosakkaritleri üretme kabiliyetinde oldukları gösterilmistir. Son olarak GTFA ve GTFB ile üretilen bu oligosakkaritlerin fonksiyonel etkileri in vitro olarak HT-29 kolon hücrelerinde IL-10, IL-4, IL-12 ve TNF-? sitokinlerinin indüklenme potansiyelleri ve probiyotik ve patojen bakterilerin gelisimi üzerine potansiyel etkileri incelenerek ortaya konmus ve oligosakkarit düzeyinde fonksiyonel etkinin degisiklik gösterebildigi açıga çıkartılmıstır.

  • MakaleYalnız künye2018
    The Effect of Peer Teaching Technique on 6th Grade Students' Achievement Levels towards the Systems Unit in Our Body

    Töman, Ufuk

    The aim of this research is to teach peer tutoring to 6th grade students. Research pre-test - post-test Designed in semi-experimental model with control group. According to the research, a total of 46 students (Female: 25, Male: 21) participated in 6 / A and 6 / B classes in a private secondary school in the Kecioren district of Ankara province. One of the classes was the application group (6 / A, N: 24) and the other was the control group (6 / A, N: 22). The students in the application group were selected as "Teacher Peer". The process of cultivating peers was conducted before the research of the 6 determined students and at 5 sessions at the forty minutes. In the training program of the educating peers, the 8 week practice was done with peer teaching technique in the context of "Systems in our Body". In this process, control also has traditional teaching techniques. The research data has been reached by Inel (2009) in the "Academic Achievement Test of Systems Unit in Our Body" series. As a result of the study, it was revealed that peer education is more effective on the academic achievement levels of the science students in the research than the traditional teaching.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Siyah Alaca İneklerde Güç ve Ölü Doğumun Takip Eden Laktasyon Performansına Etkisi

    Topal, Mehmet; Aksakal, Vecihi; Bayram, Bahri

    Bu çalışmada, Siyah Alaca ineklerde güç ve ölü doğumun takip eden laktasyon performansına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Gümüşhane ili Kelkit ilçesinde faaliyet gösteren özel bir sığırı işletmesinde 2005-2006 yılları arasında doğum yapan 326 Siyah Alaca ineğin 591 doğum ve süt verim kayıtları kullanılmıştır. Çalışmada, ölü doğum ve güç doğumla birlikte, buzağılama yılı ve mevsimi, doğum sırası ve doğum tipi gibi değişkenlerin 305 günlük süt verimi ve sağılan gün sayısına etkisi de araştırılmıştır. Siyah Alaca sığırlarda güç doğum ve ölü doğum ortalaması sırasıyla, %8.7 ve %9.1 olmuştur. Güç doğum yapan ineklerin 305 günlük süt verimi (608.6 kg) ve sağılan gün sayısı (23.1 gün) normal doğum yapanlara göre önemli oranda daha düşüktür (P<0.01). Ölü doğum gerçekleştiren ineklerin, sağ doğum gerçekleştirenlere göre 305 günlük süt verimi ve sağılan gün sayısı sırasıyla 925.7 kg ve 26.5 gün daha azdır (P<0.01). Sonuç olarak, süt ve buzağı kayıpları başta olmak üzere önemli ekonomik kayıplara neden olan güç ve ölü doğum, aynı zamanda hayvan refahı bakımından bazı sorunlar teşkil etmektedir. İyi bir sürü yönetimi ile bu etkiler azaltılabilir.

  • MakaleYalnız künye2011Scopus SJRQ2
    Determination of protein and gluten quality-related parameters of wheat l our using near-infrared rel ectance spectroscopy (NIRS)

    Ertugay, Mustafa Fatih; Başlar, Mehmet

    Buğday ve un işleme teknolojisinde kalite/kontrol için yapılan kimyasal analizler oldukça zaman alıcıdır. Klasikmetotlara alternatif bir teknoloji olan yakın kızılötesi (NIR) spektroskopisi sonuçların birkaç saniyede elde edilmesinisağlar. Bu çalışmada, Türkiye’nin farklı bölgelerinden bir araya getirilen 120 çeşit buğday öğütüldü ve unlarda protein,yaş gluten, kuru gluten ve Zeleny sedimantasyon değerlerinin kalibrasyon modellerini geliştirmek için NIR spektrosko- pisi kullanıldı. Bunun için, monokromatör NIRSystem 6500 ile taranarak unların 1100 nm ile 2500 nm aralığındakispektraları elde edildi. Unların log 1/R’deki spektral verisi ile log 1/R’nin 1. ve 2. türevlerine Çoklu Lineer Regresyon(MLR) ve Kısmi En az Kareler (PLS) uygulandı. Protein, yaş gluten, kuru gluten ve Zeleny sedimantasyon parametreleriiçin korelasyonları sırasıyla r = 0.985, 0.976, 0.953 ve 0.924 olan sonuçlar geliştirildi.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele