Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Sengül, Bülent(2)
- Akeren, Zahide(1)
- Alim, Zuhal(1)
- Apaydın, Emine(1)
- Ates, Fatih(1)
- Barut, Burak(1)
- Bayraktar, Bülent(1)
- Beydemir, Şükrü(1)
- Fandaklı, Seda(1)
- Hintistan, Sevilay(1)
- Isgor, Mehmet Mustafa(1)
- Karabulut, Sevgi(1)
- Karakas, Ümıt(1)
- Kazak, Aysun(1)
- Kuralay, Çıgdem(1)
- Kılınç, Namık(1)
- Ozcan, Halil(1)
- Tekce, Emre(1)
- Uzuner, Ugur(1)
- Yayli, Nurettin(1)
- Yeloğlu, Çağdaş Hünkar(1)
- Yucel, Tayyibe Beyza(1)
- Özdenk, Çağrı(1)
- Öztürk, Elif(1)
Yayınlar
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Lavanta Yağı ve Genetik Etkileşim: Epigenetik Perspektiften Sağlık Üzerine Bir İnceleme
Karakas, Ümıt
Amaç: Lavanta yağı, Lamiaceae ailesinin önemli bir üyesi olan lavanta bitkisinden elde edilen ve çeşitli terapötik etkilerle öne çıkan bir uçucu yağdır. Tarihsel olarak, antik medeniyetlerden günümüze kadar antibakteriyel, antienflamatuar, anksiyolitik, antifungal ve yara iyileştirici özellikleri nedeniyle geniş bir kullanım alanı bulmuştur. Lavanta yağının temel bileşenleri olan linalool ve linalil asetat, sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı etkiler gösterirken, inflamasyonu ve oksidatif stresi azaltarak çeşitli kronik hastalıkların tedavisine yardımcı olabilmektedir. Yapılan araştırmalar, lavanta yağının nörolojik bozukluklardan kansere kadar uzanan geniş bir etki spektrumu olduğunu ortaya koymuş, ancak bu etkilerin moleküler düzeyde nasıl gerçekleştiği henüz tam olarak anlaşılmamıştır. Çalışmanın amacı güncel literatürü mikroRNA’lar çerçevesinde derlemektir. Yöntem: Çalışmanın içeriği “Lavanta yağı”, “miRNA”, “epigenetik”, “gen ifadesi” anahtar kelimelerinin kombinasyonları ile PubMed, Google akademik, Web of science ve Science direct veri tabanlarından yapılan taramalarla oluşturulmuştur. Bulgular: Son yıllarda, esansiyel yağların genetik ve epigenetik düzeydeki etkileri üzerinde durulmakta ve miRNA'lar ile olası etkileşimleri incelenmektedir. miRNA'ların gen ekspresyonunun düzenlenmesindeki kritik rolü göz önüne alındığında, lavanta yağının özellikle stres, depresyon ve inflamasyonla ilişkili miRNA'ları etkileyerek genetik mekanizmaları modüle etme potansiyeli büyük bir araştırma alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, bu alandaki literatür eksikliği dikkat çekmektedir. Lavanta yağının terapötik etkilerinin daha iyi anlaşılması, özellikle miRNA'lar üzerindeki etkilerine odaklanan moleküler çalışmaların artmasıyla mümkün olacaktır. Sonuç: Gelecekteki çalışmalar, lavanta yağının moleküler biyolojideki yerini sağlamlaştırabilir ve klinik kullanımı genişletebilir. Bu doğrultuda, lavanta yağının biyolojik mekanizmalarını aydınlatmak, onu hastalıkların tedavisinde daha etkili bir araç haline getirebilir.
- MakaleAçık Erişim2024COVID-19 Pozitif Sağlık Çalışanlarının Semptom, Laboratuvar ve Toraks Bilgisayarlı Tomografi Bulgularının Değerlendirilmesi: Rektrospektif Çalışma
Hintistan, Sevilay; Kazak, Aysun; Kuralay, Çıgdem; Apaydın, Emine; Akeren, Zahide
Amaç: Araştırma, Türkiye'nin kuzeydoğusunda COVID-19 pozitif sağlık çalışanlarının semptomlarını, laboratuvar ve toraks bilgisayarlı tomografi bulgularını incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı, kesitsel ve retrospektif tasarıma sahip bu araştırmanın örneklemini COVID-19 pozitif olan 146 sağlık profesyoneli oluşturmuştur. Veriler, hastane bilgi yönetim sisteminin elektronik verileri ve sağlık çalışanlarının kişisel sağlık kayıtları kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: COVID-19 pozitif sağlık çalışanlarının %52,7'si hemşire, ebe ve sağlık memuru, %50,6'sının semptomatik, %49,4'ünün asemptomatik olduğu ve semptomatik olanların en fazla öksürük, kas-eklem ağrısı ve yorgunluğu yaşadığı belirlendi. Sağlık çalışanlarının lökosit, nötrofil, lenfosit, trombosit ortalaması, C reaktif protein, D-dimer değerlerinin yüksek olduğu ve %24,1'inin COVID-19 uyumlu toraks bilgisayarlı tomografisi olduğu tespit edildi. Semptomatik sağlık çalışanlarının asemptomatik sağlık çalışanlarına kıyasla lökosit sayısı medyanının daha düşük, C reaktif protein ve prokalsitonin değerleri medyanının daha yüksek olduğu bulundu. COVID-19 uyumlu toraks bilgisayarlı tomografisi olan sağlık çalışanlarının lökosit, medyan ve trombosit değerleri ortalamasının daha düşük, C reaktif protein medyanının daha düşük ve D-dimer medyanının daha yüksek olduğu belirlendi. Sonuç: Çalışmada sağlık çalışanlarının yarısının semptomatik olduğu ve lökosit, nötrofil, lenfosit, C reaktif protein ve trombosit değerlerinin COVID-19 uyumlu torasik bilgisayarlı tomografi gelişimini etkilediği belirlenmiştir. Sonuçlar, araştırmalar için bilgi tabanı oluşturmak, sağlık çalışanları ve kurum yetkilileri tarafından korunma düzeylerini iyileştirmeye yönelik yöntemleri uygulamak için kullanılabilir.
- MakaleAçık Erişim2023MW Assisted Synthesis of New 4,6-diaryl-3,4-Didhydropyrimidines-2(1H)-thione Derivatives: Tyrosinase Inhibition, Antioxidant, and Molecular Docking Studies
Yucel, Tayyibe Beyza; Fandaklı, Seda; Yayli, Nurettin; Barut, Burak; Uzuner, Ugur; Öztürk, Elif; Ates, Fatih
A number of new methoxy-substituted 4,6-diaryl-3,4-dihydropyrimidine-2(1H)-thiones (DH-Pyr-S, 17-28) were designed and synthesized by the reaction of methoxy-substituted chalcones (1–14) with thiourea using solid-phase microwave method (MW) in view of the structural requirements as suggested in the pharmacophore model for tyrosinase inhibition (TI). Synthesized compounds were assessed for their in vitro TI potential and compounds 16, 17, and 21 exhibited notable tyrosinase inhibitory properties at the concentrations of 31.86 ± 2.45 µM, 44.58 ± 0.46 µM, and 48.47 ± 0.66 µM, respectively. Compounds (16, 17, and 21) were exhibited experimentally more potent TI than the standard used in terms of the IC50 value (Kojic acid, 55.38 ± 2.30 µM; p<0.0001). Additionally, DPPH activity of 15-28 were evaluated and compound 17 showed the moderate DPPH activity (45.64 ± 0.34%). Binding affinities of synthesized molecules to the tyrosinase catalytic core were further investigated through in silico molecular docking studies using AutoDock Vina (version 1.2.5), discovery studio accelyrs (BIOVIA, Dassault Systèmes) and predicting small-molecule pharmacokinetic properties using graph-based signatures (pkCSM) programs were used for ADMET calculations. Among synthesized compounds 15, 21, and 24 revealed high binding affinity to tyrosinase active site with lowest binding free energy (ΔG) values of -7.9 kcal/mol, thereby outperformed kojic acid affinity. In conclusion most modeling results were in agreement with their experimental data, suggesting the TI potential of lead compounds.
AtıfOpenAlex1
İncele - DüzeltmeYalnız künye2023Düzeltilmiş: Benzaldehit türevlerinin sığır böbrek aldoz redüktaz inhibitörleri olarak değerlendirilmesi
Sengül, Bülent
Aldoz redüktaz (AR), poliol yolunda glikozdan sorbitol üretimini katalize eder ve insülinden bağımsız dokularda anormal sorbitol agregasyonuna neden olan, retinopati, nöropati ve nefropati gibi bazı problemler yaratan kritik bir enzimdir. AR inhibisyonunun bu yan etkileri azaltmak için uygun bir yaklaşım olduğu gösterilmiştir. Mevcut çalışma, literatüre yeni AR inhibitörlerini tanıtmayı amaçlamıştır. Bu amaçla AR inhibitörleri olarak benzaldehitler incelenmiştir. İlk olarak sığır böbreğinden homojenat hazırlanmış, ardından inhibisyon çalışmaları yapılmıştır. Çalışılan bütün benzaldehit türevlerinin AR'yi inhibe ettiği bulundu. 0,23 ve 1,37 μM IC50 değerlerine sahip olan 4- Phenyl benzaldehyde (3) ve 2- Bromobenzaldehyde (6)'in inhibitör aktivitesi, standart inhibitör sorbinilden daha yüksek olduğu tespit edildi. In vitro inhibisyon çalışmalarından sonra, tahmini bağlanma enerjileri ve türevlerin enzime bağlanma modları moleküler docking ile tahmin edildi. Bileşik 3, -8,61 kcal/mol'lük bir maksimum yerleştirme puanı sergiledi. Sonuç olarak, bu bileşikler, özellikle bileşik 3, diyabetik komplikasyonların tedavisinde veya önlenmesinde yeni ilaç aday moleküllerinin sentezi için yol gösterici moleküller olabilir.
- MakaleAçık Erişim2020Correlation of IGF-I and IGFBP5 Gene Expression in Schizophrenia Patients
Ozcan, Halil; Karabulut, Sevgi; Yeloğlu, Çağdaş Hünkar
Objective: Schizophrenia is a severe mental disorder affecting more than 21 million people worldwide. Disruptions of the GH-IGF-I axis likely lead to schizophrenia by causing deficits in early stages of neurodevelopment and low IGF-I levels are related to pre/postnatal growth and schizophrenia. IGF axis has effective role on healthy cell growth both prenatal and postnatal. IGF-I function effecting cancer cells is regulated by IGFBP-5. Several studies showed that IGF-I expression is low in schizophrenia patients. Aim of this study is to investigate relation of IGF-I and IGFBP-5 mRNA expression levels in Schizophrenia. Materials and Methods: Fırstly, we collected the serum samples from patients who are diagnosed with schizophrenia and healthy control group. Then RNA was isolated from these serum samples. RNA expression was investigated by real time PCR. Results were evaluated using delta delta Ct. In this study IGF-I and IGFBP5 gene expression levels were calculated. For this purpose a portion of serum taken for routine tests was used. Results: Results of this study showed that there is no significant difference of IGF-I and IGFBP5 gene expression levels between patients and healthy subjects. On the other hand an important negative correlation between IGFBP5 expression level and age was found (p<0,05). Beside that there was not any association between PANNS points and gene expression levels. Conclusion: Consequently, relation of PANSS and gene expressions was not significant. Otherwise IGFBP5 and IGF-I mRNA expression levels had not an important relation for schizophrenia patients.
- MakaleYalnız künye2019Sıcaklık Stresi ile İndüklenen Broilerde Farklı Oranlarda Uygulanan Bitkisel Eksraktların Bazı Kan Parametrelerine Etkisinin İncelenmesi
Bayraktar, Bülent; Tekce, Emre
Sıcaklık stresi, immunosupressif etkisi nedeniyle kanatlılarda büyüme ve gelişme geriliği, metabolik problemlerden ölüme kadar varabilen sağlık sorunlarına yol açan önemli bir stres etmenidir. Bu çalışma, sıcaklık stresine maruzkalan kanatlılarda bitkisel ekstrakt kullanımına bağlı olarak serumda P düzeylerinin karşılaştırılmasının yanı sıra eşzamanlı olacak şekilde içme sularına ilave edilen stresin etkisini azaltılmasında antioksidan özelliklere sahip Eucalyptusglabutus labii (ökaliptus),Tymus vulgaris (kekik),Cymbopogon nardus (sitronella) ve Syzgium aromaticum (karanfil)bitkilerinden oluşan uçucu yağ karışımının (EOM) bazı kan parametreleri (Fosfor (P), Lipaz, Sodyum (Na), Klor (Cl),Doymamış demir bağlama kapasitesi (UBİC), Total Demir Bağlama Kapasitesi (TIBC), Transferin Doygunluğu (%SAT) düzeyi üzerine olan etkisi araştırılmıştır. Araştırmada her birinde 50 adet hayvan olacak şekilde 8 gruba ayrılmıştır. Gruplar kendi içerisinde her bölmede 10 adet hayvan olacak şekilde 5 alt grubu içermektedir. UIBC ve TIBCdüzeyleri kontrol grubuna kıyasla 22°C gruplarda 500 ml/1000 l gruplarda en fazla artış gözlenirken, 36°C gruplarda ise500 ml/1000 l gruplarda en fazla azalma tespit edilmiştir (p<0,05).Deney sonucunda gruplara ait veriler incelendiğindesıcaklık stresine maruz kalan broylerin içme suyuna ilave edilen EOM’un serumda P, Lipaz, Na, % SAT düzeyleri üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05).
- MakaleYalnız künye2018Evaluation of Inhibition Effects of Some Cardiovascular Therapeutics on Human Erythrocyte Carbonic Anhydrase Isoenzymes
Isgor, Mehmet Mustafa; Kılınç, Namık; Alim, Zuhal; Beydemir, Şükrü; Sengül, Bülent
Carbonic anhydrase enzyme plays a vital role in metabolic events such as acid-base regulation and respiration. Inour research, it is tried to determine the inhibitory influences of the cardiovascular therapeutics esmololhydrochloride, amiodarone hydrochloride and lidocaine hydrochloride on human erythrocytes carbonic anhydrases(hCA I and II). In accordance with this purpose, carbonic anhydrase isoenzymes were purified from humanerythrocytes by using affinity chromatography method. Enzyme purity was checked by SDS-PAGEelectrophoresis method. After the carbonic anhydrase enzymes were purified, the inhibitory affects ofcardiovascular therapeutics on these enzymes, using esterase activity, which is the method of measuring in vitroactivity, were examined. The three cardiovascular therapeutics dose-dependently decreased activity of hCAs. IC50values of amiodarone hydrochloride, esmolol hydrochloride and lidocaine hydrochloride were found to be,respectively, 0.91 mM, 5 mM, 5.8 mM for hCA-I and 0.41 mM, 3.5 mM, and 6.36 mM for hCA-II. Our resultsproved that, under in vitro conditions, cardiovascular therapeutics significantly inhibit human CA-I and IIactivities. So, irregular use of these medicines may cause serious adverse effects in terms of human health.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2018Determination of effects of exercise at anaerobic threshold on NESFATIN-1 hormone in trained male subjects
Özdenk, Çağrı
The effects of exercise at the anaerobic threshold on nesfatin-1 levels have been investigated in trained male subjects. A total of 30 males performed an aerobic running exercise for 30 min in mornings. Venous blood samples were taken at rest and at the end of the test. ELISA method was used to analyse nesfatin-1 levels. Nesfatin-1 levels were found to be 102.8±5.1 ng/ml at rest and it increased to 109.6±6.2 ng/ml at the end of the test. However, this increase was not statistically significant (P=0.3). The nesfatin-1 level was found to be 1.695±0.09 ng/ml/kg when standardised to body weight. There was a correlation between body weight to nesfatin-1 levels and change of nesfatin-1 levels during exercise: R=0.50858 (p=0.004). We showed that nesfatin-1 is not exercise induced hormone but it may vary among the subjects either increasing or decreasing. Thus further studies should be performed in subjects with carying fitness status.
AtıfTR Dizin2
İncele

