İlgi alanları

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yayınları

12 →
  • MakaleAçık Erişim2025
    Türkiye’deki İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve İşgünü Kayıplarının Cinsiyet Temelli Analizi

    Ozdemir, Mustafa

    Amaç: Bu çalışma, 2018-2022 yılları arasında Türkiye'de iş kazaları, meslek hastalıkları ve işgünü kayıplarını cinsiyet temelli bir yaklaşımla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, erkek ve kadın çalışanlar arasındaki olay sıklığı ve etkilerindeki farklılıkları anlamayı hedefleyerek bu farkların iş sağlığı ve güvenliği (İSG) politikalarına nasıl yansıyabileceğini değerlendirmektedir. Yöntem: Çalışmada kullanılan veriler, 2018-2022 dönemine ait Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yayımlanan resmi istatistiklerden elde edilmiştir. Nicel analizde, erkek ve kadın çalışanlar için iş kazaları ve meslek hastalıkları ayrı ayrı incelenmiş; kaza sıklık oranları, toplam iş göremezlik gün sayısı ve sektörel dağılım gibi ölçütler kullanılmıştır. Nitel analizde ise sektör bazlı istihdam desenleri, iş rolleri ve risk maruziyetleri gibi cinsiyet farklılıklarına katkıda bulunan faktörler değerlendirilmiştir. Bulgular: Bulgular, iş kazaları ve meslek hastalıklarının dağılımı açısından belirgin cinsiyet farklılıkları olduğunu göstermektedir. Erkek çalışanların, özellikle fiziksel olarak zorlu işlerin yoğun olduğu inşaat sektöründe daha yüksek iş kazası oranlarına sahip olduğu belirlenmiştir. Kadın çalışanlar ise daha çok sağlık sektöründe yoğunlaştığından, biyolojik ajanlara ve ergonomik sorunlara bağlı meslek hastalıkları ile daha sık karşılaşmaktadır. Ayrıca, iş kazalarının en sık 11:00-11:59 saatleri arasında gerçekleştiği ve erkeklerin iş kazalarından sonra kadınlara kıyasla daha uzun iş göremezlik süreleri geçirdiği tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışma, İSG politikalarına cinsiyet eşitliği perspektifinin entegrasyonunun önemini vurgulamaktadır. Özellikle erkeklerin yoğun olduğu inşaat sektöründe güvenlik protokolleri ve eğitimlerin iyileştirilmesi, kadınların yoğun olduğu sağlık sektöründe ise ergonomik önlemler ve sağlık taramalarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Cinsiyet kaynaklı risklerin anlaşılması, daha etkili önleme stratejileri geliştirilmesi ve iş güvenliğinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Ahşap İşleme Endüstrisinde 5S Uygulamasının İş Güvenliği Üzerine Etkisinin Araştırılması

    Albayrak, Sirer; Ozdemir, Mustafa; Karatas, Gülbey

    Bu çalışmada, Osmaniye’deki bir ahşap işleme atölyesinde 5S yalın üretim yönteminin iş güvenliği üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma kapsamında, 5S uygulamasından önce ve sonra 5x5 Matris Risk Değerlendirme yöntemi kullanılarak risk seviyeleri analiz edilmiştir. Uygulama süreci 14 gün sürmüş ve sonuçlar, 5S yönteminin iş güvenliği üzerinde önemli bir iyileşme sağladığını ortaya koymuştur. Risk seviyelerinde %53 oranında bir azalma kaydedilmiştir. Bu durum, 5S yönteminin iş kazalarını önleme ve güvenli çalışma ortamı oluşturmadaki etkinliğini göstermektedir. 5S yöntemi, iş yerinde düzen, temizlik ve standardizasyon sağlayarak yalnızca güvenlik değil, iş verimliliği üzerinde de olumlu etkiler yaratmıştır. Malzeme israfını önlemiş, zaman kaybını azaltmış ve iş süreçlerini daha düzenli hale getirmiştir. Ayrıca, çalışanların iş güvenliği bilinci artmış, daha güvenli ve düzenli bir çalışma ortamı oluşturulmuştur. Ancak, bu çalışma yalnızca bir atölyede gerçekleştirilmiş olup sonuçların diğer sektörlere genellenmesi sınırlıdır. Ayrıca, yöntemin uzun vadeli etkilerinin ve sürdürülebilirliğinin daha fazla araştırılması gerekmektedir. Sonuç olarak, 5S yöntemi, yüksek riskli endüstrilerde iş güvenliğini artırmak ve kazaları önlemek için etkili bir araçtır. Bu yöntemin sürdürülebilirliği için düzenli denetim ve eğitim programları gereklidir. Gelecekteki çalışmalar, yöntemin farklı sektörlerdeki etkilerini ve uzun vadeli faydalarını inceleyerek literatüre katkı sağlayabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    İş Stresi ve İş Doyumu Arasındaki İlişkide Güvenlik Performansının Aracılık Rolünün İncelenmesi

    Yildiz, Salih; Koroglu, Ali; Ozdemir, Mustafa

    Stres, çalışanların iş doyumu üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Çalışanlar maaş, terfi, çalışma ortamı ve işin niteliği gibi iş ile ilgili pek çok faktörden dolayı stres yaşayabilmekte ve bu durum onların iş doyumunu düşürmektedir. İşletmeler gerçekleştirdikleri birtakım faaliyetlerle çalışanların stres düzeyini düşürerek iş doyumlarını yükseltmeye çalışmaktadır. Ancak alanyazında, iş stresi ile iş doyumu arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunan faktörleri inceleyen çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, çalışanların iş stresi ve iş doyumu arasındaki ilişkiyi ve güvenlik performansının bu ilişkideki aracılık rolünü incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için Sakarya ilinde bulunan bir süt ürünleri fabrikası çalışanlarından anket yoluyla veriler toplanmıştır (n=301). Analizler sonucunda iş stresi ile güvenlik uyumu, güvenlik katılımı ve iş doyumu arasında negatif; güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı ile iş doyumu arasında pozitif ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca iş stresinin iş doyumu üzerinde güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı aracılığıyla dolaylı bir etkisi bulunmaktadır. Araştırma sonuçlarının özellikle üretim faaliyetinde bulunan işletmeler tarafından iş yerlerinde kullanılması pratikte önemli katkılar sağlayacaktır. İşletmeler, düzenleyecekleri eğitim faaliyetleri, çalışanları karar alma sürecine katma vb. faaliyetlerle çalışanların güvenlik performansını artırarak iş stresinin iş doyumu üzerindeki negatif etkisini azaltabilir. İş doyumu yüksek olan çalışanların devamsızlık gibi olumsuz tutum ve davranışları azalacak, iş performansları ise artacaktır. Böylece işletme maliyetleri düşürerek karlılığını artırmış olacaktır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYayıncıda açık erişim2025Scopus SJRQ4
    ANALYSIS OF PESTICIDES, ANTIBIOTICS, AND HEAVY METAL LEVELS IN HONEY PRODUCED IN THE BAYBURT AND UPPER ÇORUH VALLEY REGIONS OF TÜRKİYE; [Türkiye'nin Bayburt ve Yukarı Çoruh Vadisi Bölgelerinde Üretilen Ballarda Pestisit, Antibiyotik ve Ağır Metal Düzeylerinin Analizi]

    Özdemir, Mustafa; Yildizlar, Osman

    This study investigates pesticide, antibiotic, and heavy metal levels in Bayburt and the Upper Çoruh Valley honey. Thirteen honey samples were collected from different apiaries managed by stationary and migratory beekeepers. These samples were analysed for heavy metals (Fe, Cu, Zn, Cd, Pb), antibiotics, pesticides, and chemical residues such as naphthalene. The results revealed that lead (Pb) levels exceeded international food safety standards in 2 honey samples, while pesticide residues were detected in 5 samples. Additionally, antibiotic residues were found in 6 samples, including sulfamethazine, tetracycline, and streptomycin. However, no naphthalene was detected in any of the samples. These findings highlight the importance of stricter regulations and monitoring systems to control chemical use in beekeeping practices. Enhancing awareness among beekeepers regarding the risks associated with pesticide and antibiotic use is crucial for improving honey quality and ensuring the health of beekeepers and consumers. The adoption of safer practices and adherence to guidelines are necessary to mitigate these health hazards.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    ScopusTR Dizinİncele
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Lise öğrencilerinde sosyal medyada gelişmeleri kaçırma korkusu (FoMO) ile psikolojik ihtiyaçlar arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

    Mustafa Özdemir

    Bu çalışmada lise öğrencilerinin temel psikolojik ihtiyaçları ile FoMO arasındaki ilişkiler araştırılmış ve temel psikolojik ihtiyaçların FoMO düzeyini yordama seviyesi incelenmiştir. Araştırmanın diğer bir amacı lise öğrencilerinin FoMO düzeyinin cinsiyet, sınıf, okul türü, anne-baba eğitim düzeyi, sosyal medyada geçirilen süre, sosyal medyaya bağlanırken kullanılan cihaz türü ve cihaza sahiplik durumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır.İlgili araştırma kapsamında nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli tercih edilmiştir.Çalışmada veri toplama araçları olarak gelişmeleri kaçırma korkusu (FoMO) ölçeği, temel psikolojik ihtiyaçlar ölçeği-lise formu ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır.Çalışmanın örneklem grubunu 719 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri analiz edilirken bağımsızörneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyonel ve çoklu doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. İlgiliçalışmada, kız öğrencilerin FoMO düzeyinin erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte sosyal medyada geçirilen günlük ortalama süre ile FoMO düzeyi arasında anlamlı sonuçlar bulunmuş, sosyal medyada geçirilen süre arttıkça FoMO düzeyinin de arttığı görülmüştür. Ayrıca bu çalışmada temel psikolojik ihtiyaçlar ölçeği ve alt boyutlarıyla FoMO ölçeği ve alt boyutları arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Son olarak bu çalışmada temel psikolojik ihtiyaçların FoMO'yu yordadığı belirlenmiştir. Araştırma neticesindetemel psikolojik ihtiyaçlar karşılandıkça FoMO düzeyinin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Temel psikolojik ihtiyaçların FoMO düzeyini yordadığı görülmüştür.Sonuç olarak ilgili araştırma kapsamında FoMO ile temel psikolojik ihtiyaçlar arasında bir ilişkinin varlığından söz edilebilir. Bireylerin bu ihtiyaçları karşılandıkça FoMO düzeylerinin düştüğü söylenebilir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    L Tipi Matris ve Fine-Kinney Metodları Kullanılarak Erzurum Havalimanı’nın Çevresel Risk Değerlendirmesi

    Kul, Sinan; İrdemez, Şahset; Ozdemir, Mustafa; Bedir, Ferdin

    Dünya ekonomisinde önemli bir yeri olan havacılık sektörü diğer birçok sektör ile karşılaştırıldığında çok daha yüksek bir büyüme oranına sahiptir. Günümüzde küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %2'sinin bu sektörden kaynaklandığı ve ilerleyen yıllarda bu emisyonların sektörün büyüme oranları ile paralel olarak artacağı düşünülerek gerekli tedbirlerin vakit kaybetmeden alınması yerinde olacaktır. Havalimanlarının inşaat faaliyetleri süresince ekosistem olumsuz olarak etkilenirken, havalimanı altyapılarının yüksek enerji ihtiyaçları, işletme aşamasında oluşan önemli miktarlardaki atık maddeler, havalimanı operasyonlarından kaynaklanan gürültü emisyonları vb. nedenler yerel halkın refahını önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Havalimanlarında yürütülen uygulamaların çevreyi ve yerel halkı etkilediği göz önünde bulundurulduğunda, ekonomik gerekçeleri bahane etmeden havalimanlarının yönetimleri tarafından düzeltici önlemlerin uygulamaya alınması gerekmektedir. Bu çalışmada bahsi geçen çevresel problemler değerlendirilerek, Erzurum Havalimanı’nın işletilmesi sürecinde, risk değerlendirmesi yapılması ve çevresel etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada çevresel risk faktörleri belirlenerek, risklerin çevreye olası etkileri L tipi matris metodu ve Fine-Kinney metodu kullanılarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda havalimanı bünyesinde yer alan ofis, mutfak, marangozhane, depo, bakım onarım vb. birimlerde çevresel zararlara sebep olabileceği düşünülen çevresel risk etmenleri değerlendirilmiştir. Havalimanında yapılan değerlendirmeler sonucunda L tipi matris metoduyla 11 adet orta, 243 adet katlanılabilir ve 39 adet önemsiz düzey risk tespit edilmişken, Fine-Kinney metoduyla 7 adet yüksek, 31 adet önemli, 136 olası ve 119 adet önemsiz düzey çevresel risk tespit edilmiştir. Alınacak önlemlerin, havalimanının muhtemel çevresel etkilerini büyük ölçüde düşüreceğini göstermektedir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Work Accidents, Occupational Diseases, and Lost Workdays in Türkiye's Forestry Sector: Increasing Risks and Improvement Proposals for the 2019-2023 Period

    Ozdemir, Mustafa

    In this study, data regarding occupational accidents and diseases, as well as workday losses in the forestry sector in Turkey between 2019 and 2023, have been thoroughly analysed using official statistical annual reports from the Social Security Institution. In 2019, there were 27,025 employees in the sector, which increased by 31.42% to 35,517 by 2023. Alongside the rise in the number of employees, occupational accidents in the sector have also increased year by year, peaking in 2022 with 860 accidents, 14 of which resulted in fatalities. Over the five-year period, only one case of occupational disease was reported, indicating significant deficiencies in the identification and reporting of health risks within the sector. The increase in the number of lost workdays due to occupational accidents and diseases reached 11,125 in 2022, particularly during the COVID-19 pandemic, adversely affecting productivity in the sector. Consequently, this study suggests that the forestry sector in Turkey needs to enhance its preparedness for emergencies and develop comprehensive occupational health and safety policies along with crisis management practices.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    A Study on Occupational Health and Safety in the Agricultural Sector in Türkiye: Analysis of Work Accidents, Occupational Diseases, and Lost Workdays

    Ozdemir, Mustafa

    The agricultural sector holds strategic economic importance due to its roles in food production, employment, and providing raw materials to industry. Türkiye is a significant agricultural country with its biological diversity, favourable climate conditions, and agriculture-based sector. According to the labor force statistics of the Turkish Statistical Institute (TÜİK), as of 2023, approximately 4.7 million people are employed in the agricultural sector in Türkiye, with the majority being seasonal workers. The farm sector includes field farming, livestock, fisheries, and forestry. Occupational Health and Safety (OHS) is vital for the sustainability of the agricultural sector. The Occupational Health and Safety Law No. 6331, which came into force in 2012, has mandated OHS provisions for all enterprises and employees in the agricultural sector. This study examines the statistics on work accidents, occupational diseases, and lost workdays in Türkiye's plant and animal production sector between 2018 and 2022 and evaluates the current state of OHS practices. Based on data from the Social Security Institution (SGK), the analysis reveals that 13,993 work accidents and 96 fatal work accidents occurred in the plant and animal production sector between 2018 and 2022, with the highest frequency of work accidents recorded in 2022. Additionally, 13 cases of occupational diseases were reported during the same period. An examination of temporary incapacity durations shows 133,008 days of incapacity reports, with the highest number occurring in 2021, influenced by the COVID-19 pandemic. The study's findings indicate that OHS practices in the agricultural sector are inadequate and need improvement. In light of these findings, various policy recommendations have been developed, such as the widespread implementation of OHS training, increased health screenings, and stricter OHS inspections.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ3
    Occupational Safety and Hidden Risks in a Furniture Factory: A Comprehensive Assessment of Hazards Related to Noise, Lighting, Thermal Comfort, and Dust Exposure

    Özdemir, Mustafa; Albayrak, Sirer

    This study assessed the occupational health and safety conditions in a furniture manufacturing facility, focusing on key environmental factors such as noise, lighting, thermal comfort, and dust exposure. Noise measurements recorded levels as high as 95.3 dB(A) during CNC machine operations, exceeding legal exposure limits of 87 dB(A), posing significant risks to workers’ hearing health. Lighting assessments showed levels ranging from 134 to 247 lux in production lines, which falls below the recommended threshold of 300 lux for adequate visibility. Thermal comfort was evaluated with temperature readings at 14.2 °C and relative humidity at 43%, revealing marginal comfort conditions that could reduce worker efficiency and satisfaction. Dust exposure measurements indicated respirable dust concentrations reaching 3.69 mg/m³ in the cutting department, which is close to the permissible exposure limit of 5 mg/m³, raising concerns about long-term respiratory health. These findings suggest several measures to improve workplace safety, including enhanced engineering controls, mandatory personal protective equipment (PPE), improved lighting systems, optimised thermal conditions, and advanced ventilation to reduce dust exposure. This comprehensive evaluation provides critical insights for improving furniture factories’ occupational health and safety practices.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfScopus6WoS6OpenAlex3
    ScopusWeb of Scienceİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Evaluation of Noise Levels in Flour Factories in Terms of Occupational Health and Safety

    Albayrak, Sirer; Melike, Yağcı; Ozdemir, Mustafa

    This study aims to determine the daily noise exposure levels in flour mills and evaluate the effects on the health and safety of workers. The study measured the equivalent sound pressure levels of workers exposed in two flour mills operating in Konya province in dBA. The factories include machines with high noise levels, such as sifters, sieves, and rollers. A Type-2 class sound pressure level meter was used in the measurements taken in accordance with ISO 9612: 2009 standard. Based on the measured values, the A-weighted equivalent sound pressure levels were determined, and the daily personal noise exposure levels were calculated taking into account the working hours. It was determined that the equivalent sound pressure levels and the daily individual noise exposure levels of the workers were in the range of 88.2-97.7 dBA and 87.9-97.4 dBA, respectively, and above the minimum daily personal exposure limit (80 dBA) specified in the legislation. As a result of the study, it was evaluated that the noise in flour mills can negatively affect the health and safety of workers as well as their job performance.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-29T17:18:12.800956549Z
dc.date.available2026-10-29T17:18:12.800956549Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/10540
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleÖzdemir, Mustafa
person.affiliation.nameUygulamalı Bilimler Fakültesi, Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölümü
person.familyNameÖzdemir
person.givenNameMustafa
person.identifier.orcid0000-0002-6067-2007
person.identifier.scopus59412442800
person.identifier.wosHPD-5581-2023
person.identifier.yok830ADEFE80673C4A
person.interestİşçi Sağlığı ve İş Güvenliği
person.jobTitleDoç. Dr.
person.name.variantMustafa Özdemir
person.statusverified
person.urlhttps://rdlsis.bayburt.edu.tr/tr/researcher/mustafa-ozdemir