Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Karaciğer Transplantasyonu Olan Hastalarda Covid-19 Korkusunun İmmünosüpresif Tedavi Uyumuna Etkisi
Güneş, Hüseyin; Beyoglu, Sakine; Kavak, Mustafa
Öz Giriş ve Amaç: Bu araştırmada karaciğer transplantasyonu ameliyatı geçirmiş hastalarda Covid-19 korkusunun immünosüpresif tedavi uyumuna etkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı olarak tasarlanan bu araştırma bir üniversite hastanesinin karaciğer nakli merkezinde 169 hastanın katılımıyla yapıldı. Veriler; araştırmacılar tarafından Şubat- Mart 2024 tarihleri arasında yüz yüze ve çevrimiçi toplandı. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Koronavirüs (Covid-19) Korkusu Ölçeği ve İmmünsupresif İlaç Kullanımına Uyum ölçekleri kullanılarak toplandı. Veri analizi IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) Statistics 25 programı ile yapıldı. Bulgular: Hastaların %58.6’ının erkek, %80.5’i evli, %72’sinin nakilden sonra kullandığı immünosüpresif ilacın tacrolimus olduğu, %63.3’ünün Covid-19’a yakalanmadığı, %15.4’ünün Covid-19 nedeni ile yakınını kaybettiği saptandı. Kullanılan ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla basit doğrusal regresyon analizi yapıldı ve iki ölçek arasında istatistiksel olarak önemli ilişki saptanmadı (p>0.05) Sonuç: Covid-19 korkusunun ortalama seviyelerde olduğu saptandı. Buna rağmen hastaların immünosüpresif tedaviye uyumlarının yüksek olduğu saptandı. Dolayısıyla Covid-19 korkusunun immünosüpresif tedaviye uyumu etkilemediği belirlendi.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Alyssum filiforme Bitkisinin Antimikrobiyal, Antibiyofilm, Antioksidan Aktivitesinin ve Fenolik Profilinin Belirlenmesi
Kara, Yakup; Bülbül, Ali Savaş; Orçan, İlayda
Öz − Bakteriler antibiyotiklere ve türevlerine karşı günden güne direnç kazanmaktadır ve bu küresel bir sorun haline gelmektedir. Bitkilerde bulunan sekonder metabolitlerin (fenolik bileşikler, flavonoidler, alkoloidler gibi) antioksidan ve antimikrobiyal gibi çeşitli aktiviteleri sebebiyle bu küresel sorunun önüne geçilebileceği düşünülmektedir. Bu kapsamda çeşitli çalışmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Bitkisel kaynaklardan antioksidan, antimikrobiyal ve anti-biyofilm gibi etki gösteren bileşenlerin belirlenmesi ile antibiyotik ve türevlerine karşı oluşan direnç aşılabilir. B vitamini ve magnezyum açısından zengin olan Brassicacea ailesinin bir üyesi de Alyssum filiforme türüdür. Alyssum filiforme bu kapsamda değerlendirilebilecek potansiyele sahip bir endemik türdür. Bu çalışmada; endemik olarak yetişen türün antimikrobiyal, anti-biyofilm, antioksidan ve RP-HPLC-PDA ile fenolik profili belirlendi. Elde edilen ekstre antimikrobiyal aktivite için Minimum İnhibisyon Konsantrasyonu (MIC) ve Minimum Bakterisidal Konsantrasyonu (MBC) yöntemleri uygulandı, antioksidan aktiviteyi belirlemek için ise 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikalini temizleme aktivitesi ve demir indirgeme antioksidan güç (FRAP) metodları kullanıldı. Biyofilm oluşumunu önlemedeki etkinliği gözlemleyebilmek için kristal viyole bağlama yöntemi kullanıldı. Tüm bakterilerde olumlu sonuçlar elde edildi. FRAP ve DPPH sonuçları sırasıyla 13.070 μmol FeSO4.7H2O/g ve SC50 5.190 mg/ml olarak belirlendi. Elde edilen fenolik analiz sonucunda bitkinin kafeik asit ve krisin yönünden zengin olduğu bulundu. Elde edilen sonuçlar ışığında Alyssum filiforme türünün sağlık açısından değerli bir tür olduğu düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Maun, Dut ve Kızılağaç Odunlarının Toprakta Gelişen Çeşitli Zararlı Organizmalara Karşı Maruz Kalması Sonrasında Meydana Gelen Renk Özelliklerinin Belirlenmesi
Ayata, Ümit; Ulay, Göksel
Her ağaç türü farklı yapısal özelliklere sahip olduğundan dolayı, aynı aktif toprak ortamında bulunan ve bu ortamda gelişen çeşitli zararlı organizmalara karşı farklı bir direnç özelliği sergilemektedir. Bu çalışmada, dut, maun ve kızılağaç odunlarına ait olan deney örnekleri aktif olan toprak ortamındaki 12 hafta sürenin renk özellikleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Bekletme süresinin tamamlanmasının ardından, deney numuneleri toprak içinde kalan kısımları çıkarılmıştır. Akabinde su ile yıkanarak, iklimlendirme kabininde kurutulmuştur. Daha sonra deney örnekleri üzerinde renk parametrelerine ait olan ölçümler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, b*, L*, C*, a* ve ho parametreleri için varyans analizi sonuçları anlamlı olarak elde edilmiştir. Toplam renk farkı değerlerinde ise en düşük kızılağaçta ∆E*: 11.54 olarak elde edilirken, maun odununda ∆E*: 18.11 ve dut ahşabında ∆E*: 19.07 olarak bulunmuştur. Her üç ağaç türü için aktif toprağa maruz kalması sonrasında L*, a*, b* ve C* değerlerinin azaldığı görülmüştür. ho değerinde ise maun ve kızılağaç odunlarında artışlar görülmüş, dut odununda ise azalmalar elde edilmiştir. Yapılan toprak testinin ahşap malzemelerin yapısal özellikleri ile sahip oldukları doğal renginde değişikliklere sebep olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Pseudomonas aeruginosa and Pyoverdines: A Hidden Threat in Apitherapy Applications
Bayram, Sinan
Pseudomonas aeruginosa, a Gram-negative rod-shape bacterium, is one of the most common pathogens in nosocomial infections and this pathogenic species draws attention with its high prevalence rate in patients with septicemia. Pyoverdines are fluorescent siderophore produced by some Pseudomonas species such as P. aeruginosa and Pseudomonas fluorescens. These siderophores support biofilm production in these microorganisms and also plays a role as a virulence factor. In this study, anti-Pseudomonas activity of 10 different honey samples was evaluated by agar well diffusion (AWD) method. In addition, minimum inhibition concentration (MIC) and minimum bactericidal concentration (MBC) values of these honey samples were determined via microbroth dilution method. The obtained results showed that only oak honey and chestnut honey have negligible scale low anti-Pseudomonas activity. In addition, it was observed that other honey samples did not have an inhibitory effect against these pathogens. Finally, the promoting property of pyoverdine siderophore production of these honey samples was evaluated and it was concluded that all honey samples stimulated pyoverdin production at a concentration ½ w/v.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2011Scopus SJRQ4Kelkit Vadisi’nin (Türkiye) cryptognathid akarları (Acari: Cryptognathidae) üzerine sistematik araştırma
Doğan, Salih; Akgül, Güldem Dönel
Bu çalışmada, Kelkit Vadisi’nden toplanan cryptognathid akarlar sistematik yönden değerlendirilmiştir. Toplanan örneklerden Cryptognathus Kramer, 1879 cinsine ait üç, Favognathus Luxton, 1973 cinsine ait altı tür tespit edilmiştir. Bu türlerden Favognathus distortus (Kuznetsov, 1974) Türkiye faunası için yenidir. Bu türün tip örneğinde I. bacak femurunun üç kıl taşıdığı belirtilmiş; ancak çizimlerde dört kıl gösterilmiştir. Khanjani & Ueckermann (2008) Favognathus türleri için verdikleri teşhis anahtarında bu türün I. bacak femurunda üç kılın olduğunu kabul etmişlerdir. Örneklerimizde ise I. bacak femurunun dört kıl taşıdığı belirlenmiştir. Araştırma alanından tespit edilen türlerden biri olan Favognathus kamili sp. nov. bilim dünyası için yenidir. Bu yeni tür sırt deseni bakımından Favognathus dakotoensis (McDaniel & Bolen, 1979) ve F. ochraceus (Summers & Chaudhri, 1965) türlerine benzemektedir. Bununla birlikte, idiosoma tereğinin ön kısmının düz yapıda olması, sırttaki noktaların yanlarda daha küçük yapılı olması, coxa-sternal bölgenin ağsız ve çizgisiz düz yapıda olması ve II. tarsustaki tc kıllarının yapı ve büyüklük bakımından birbirine benzemesiyle bu türlerden ayrılmaktadır. Ayrıca Koç & Ayyıldız (1999), Doğan & Ayyıldız (2004) ve Akyol (2007) tarafından verilen ve Favognathus orbiculatus (Livshitz) olarak teşhis edilen örneklerin de bu yeni türe ait olduğuna karar verilmiştir. Diğer taraftan, Favognathus bafranus Doğan, 2008’un erkek bireylerine; Cryptognathus lagena Kramer, 1879 ve Cryptognathus ozkani Doğan & Ayyıldız, 2001’nin ise deutonimf dişi bireylerine ilk kez bu çalışmada rastlanmıştır.
AtıfTR Dizin4
İncele


