Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

16 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Yumurta Kalite Parametreleri Üzerine Farklı Yetiştirme Sistemleri ve Mevsimin Etkisi

    Tekce, Emre; Tekdemir, Orhan Atlıhan

    Bu araştırma, farklı yetiştirme sistemlerinde (kafes sistemi, aile tipi ve serbest gezen sistem) üretilen tavuk yumurtalarının dış ve iç kalite parametreleri üzerindeki mevsimsel (ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış) etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada farklı yetiştirme sistemlerinden her bir mevsimde 50’şer adet olmak üzere toplam 600 adet yumurta toplanmıştır. Yumurta örneklerinin dış kalite parametreleri üzerine mevsimin etkisi incelendiğinde; kış mevsiminde kırılma mukavemeti, kabuk kalınlığı, sarı yüksekliği ve sarı indeksi önemli bulunmuştur (p

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2026
    Assessment of The Relationship Between Telomere Length and Physiological Parameters in Cattle Infected with Bovine Leukosis Virus

    Ince, Omer Baris; Bayraktar, Bülent; Tezcan, Erdem; Korkmaz, Serol; Sait, Ahmet

    The study aims to investigate the relationship between relative telomere lengths and various physiological parameters in cattle infected with bovine leukosis virus, as well as to identify the risk factors associated with cow-level bovine leukosis virus infection in dairy cattle in Türkiye. Three variables—age, parity, and body condition score—were used for risk assessment. Antibodies specific to bovine leukosis virus were detected using an enzyme-linked immunosorbent assay, and relative telomere lengths were measured by polymerase chain reaction. The highest seropositivity rate (39.13%) was observed in cattle with a body condition score of 3–3.5 and aged between 2–8 years. relative telomere length was found to be positively correlated with seropositivity, advanced age, and parity, while a negative correlation was observed between seropositivity and body condition score. Relative telomere lengths in bovine leukosis virus-infected cattle were significantly shorter (P < 0.05) than those in non-infected cattle. Among body condition score groups, the shortest relative telomere lengths were found in bovine leukosis virus-infected cattle with body condition score ≤ 2.5 and in non-infected cattle with body condition score 3–3.5. Regarding age groups, the shortest relative telomere lengths were observed in bovine leukosis virus-infected cattle older than 8 years (P < 0.05), as well as in non-infected cattle of the same age group (P < 0.05). In conclusion, relative telomere lengths in bovine leukosis virus-infected cattle were found to be significantly shorter than in non-infected cattle (P < 0.05). The shortest relative telomere lengths were recorded in both bovine leukosis virus-infected and non-infected cattle over 8 years of age (P < 0.05). Finally, the association between bovine leukosis virus infection and relative telomere lengths, along with other factors such as age, parity, and body condition score, is considered potentially useful for disease control and prevention programs.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    RF ve DC Magnetron Püskürtme Tekniği ile Büyütülmüş Ni Katkılı α-Fe2O3 İnce Filmin Optik, Yapısal ve Morfolojik Özellikleri

    Şenay, Volkan; Sarıtaş, Sevda; Salari, Maryam Abdolahpour; Muğlu, Günay Merhan

    Bu araştırmada, doğru akım (DC) ve radyo frekansı (RF) magnetron püskürtme tekniği kullanılarak cam alttaş üzerinde Ni katkılı hematit (α- Fe2O3) ince film sentezlenmiştir ve üretilen filmin birçok fiziksel özellikleri araştırılmıştır. Elde edilen Ni katkılı α-Fe2O3 ince filmin optik, yapısal ve morfolojik analizleri, UV-VIS spektroskopisi, EDX, X-ışını kırınımı (XRD), taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve atomik kuvvet mikroskobu (AFM) kullanılarak belirlenmiştir. Absorbsiyon ölçümüne dayanarak, ince filmin bant aralığı enerji değeri 2,12 eV olarak hesaplanmıştır. XRD analizi, incelenen ince filmin nanokristalin yapıya sahip olduğunu göstermiştir. SEM görüntüsüne göre ince film alttaş boyunca düzgün bir yüzey morfolojisi sergilemiştir. Ayrıca AFM görüntüleri, düşük bir RMS pürüzlülük değeri ortaya koymuştur ve bu da Ni katkılı Fe2O3 ince filminin pürüzsüz bir yüzeye sahip olduğunu göstermektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Bayburt İli ve Çevresinde Bulunan İçme Suyu Kaynaklarının Kalitesinin Değerlendirilmesi

    Yıldırım, Ümit; Güven, Onur

    Bayburt il merkezi ve çevresini kapsayan bu çalışmada, doğal içme suyu kaynaklarının kalitesi değerlendirilmiştir. Hem halk sağlığı hem de ekolojik etkilerden dolayı suların kalitesinin değerlendirilmesi ve izlenmesi kritik bir konudur. Bu kapsamda iki farklı dönemde (kurak dönem; Eylül 2023 ve yağışlı dönem; Mayıs 2024) su örneklemesi yapılarak ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Kaynak sularının hem fiziksel hem de kimyasal içerikleri analiz edilmiştir. Suların Piper Diyagramı aracılığıyla fasiyesi, Gibbs diyagramıyla da kökeni belirlenmiştir. Kaynak sularının sulama amacıyla kullanılabilirlikleri, ABD Tuzluluk Laboratuvarı ve Wilcox Diyagramları ile yorumlanmıştır. Suların kaliteleri Su Kalitesi İndeksi (WQI) ve Ağır Metal Değerlendirme İndeksi (HEI) kullanılarak karakterize edilmiştir. Ayrıca bu sular Türk Standardı (TS 266), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve ABD Çevre Ajansı (EPA) tarafından belirlenen içme suyu standartlarıyla karşılaştırılmıştır. Kaynak sularının kimyasında su-kayaç etkileşimi büyük rol oynamaktadır. Bu suların tümü sulama amaçlı kullanılabilmektedir. Bazı örneklerin nitrat, florür, arsenik ve bor değerleri standart değerlerin üzerindedir. Bu suların halk sağlığı açısından olumsuz etkileri nedeniyle içme amacıyla kullanılmaması önerilmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
  • MakaleAçık Erişim2025
    Farklı Ekolojik Koşullarda Yetiştirilen Lavandin (Lavandula x intermedia Emeric Ex Loisel.) Bitkisinin Antioksidan Aktivitesi ve Uçucu Yağ Bileşenlerinin Mikrodalga hidrodistilasyon ile Belirlenmesi

    Gıdık, Betül; Sağlam, Nilay Özlem

    Tıbbi aromatik bitkiler her geçen gün önemi ve kullanım alanları artan değerli bir bitki grubu halini almaktadır. Özellikle uçucu yağlar yakın zamanlarda sıkça günlük hayatımızda kullanılmaktadır. Lavandin (Lavandula x intermedia Emeric ex Loisel.) çiçek kısımlarında uçucu yağ elde edilen ve parfümeri sanayii başta olmak üzere birçok alanda kullanılan ekonomik değeri olan bir bitkidir. Bu çalışmanın amacı; farklı ekolojik koşullarda yetiştirilen Lavandin bitkisinin antioksidan aktivitesi ve uçucu yağ bileşenlerini belirleyerek ekolojik farklılıkların bu değişkenler üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaçla farklı lokasyonlarda yetiştirilen lavandin örneklerinin mikrodalga hidrodistilasyon yöntemi ile elde edilen uçucu yağ oranlarının %0,5-%4,4 değerleri arasında değiştiği görülmüştür. Majör uçucu yağ bileşenlerinin linalool (%13,66-%26,40) ve linalilyl asetat (%10,88-%29,89) olduğu görülmüştür. Lavandin örneklerine ait TP (Toplam fenolik madde) 2,13-4,74 mg GAE/g numune değerleri arasında, TF (Toplam flavonoid madde) 0,43-0,66 mg QE/g numune değerleri arasında, FRAP (Demir (III) indirgeme) 27,62-79,50 µmol Fe2SO4.7H2O/g numune değerleri arasında ve DPPH (radikal temizleme aktivitesi) ise 0,54-1,84 SC50 mg/mL değerleri arasında olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, ekolojik koşulların lavandin bitkisi için antioksidan aktivitesi ve uçucu yağ oranında etkili olduğunu ve çalışmada kullanılan bitki materyallerinin parfümeri sanayiinde kullanıma uygun olduğu fikrini desteklemektedir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Bayburt Yöresel Fermente Süt Ürünlerinden Bakteriyosin Üreticilerinin İzolasyonu, Tanımlanması ve Bakteriyosinlerin Karakterizasyonu

    Kaya, Halil İbrahim

    Laktik asit bakterileri (LAB), diğer antimikrobiyallerin dışında özellikle ürettikleri bakteriyosinler nedeniyle de antimikrobiyal aktiviteye sahiptir. Bakteriyosinlerin gıda üretiminde kullanılması, gıda güvenliğinin iyileştirilmesi ve raf ömrünün uzatılmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bakteriyosinlerin temel özelliklerinden biri, üreticilerin çeşitliliğine göre yapısal varyasyonlara sahip olmaları ve buna bağlı olarak farklı antimikrobiyal aktivite spektrumlarına sahip olmalarıdır. Bu nedenle, yeni bakteriyosinlerin araştırılması ve karakterize edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Bayburt'un yerel fermente süt ürünlerinden bakteriyosin üreten LAB izole edilmiş ve bu bakteriler tanımlanmıştır. Daha sonra bakteriyosin üreten suşların antimikrobiyal spektrumu belirlenmiş ve farklı sıcaklık ve enzimlere karşı duyarlılıkları karakterize edilmiştir. Bakteriyosin üreten LAB sırasıyla Lactobacillus plantarum, Pediococcus pentosaceus ve Enterococuus faecium olarak tanımlanmıştır. Bu suşların sırasıyla 7, 6 ve 4 farklı indikatöre karşı antibakteriyel olduğu bulunmuştur. LAB tarafından üretilen bütün bakteriyosinlerin proteolitik enzimlerle muamele edildiklerinde bakteriyosinlerden kaynaklı aktivitelerini kaybettikleri ve protein yapısında oldukları belirlenmiştir. Bunların sırasıyla, 100 oC 10 dakika, 80 oC 10 dakika ve 80 oC 15 dakika ısıl işlem sonrasında stabil olduğu, yani antimikrobiyal aktivitelerini koruduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Ağır Metal Stresi Altındaki Buğday Bitkisinde Kurkuminin Antioksidan Enzim Profiline Etkisi

    Suyabatmaz, Eren; Aygün Ertürk, Filiz

    Ağır metaller, bitkilerde çeşitli fizyolojik ve biyokimyasal süreçleri olumsuz etkileyerek büyüme ve gelişim üzerinde toksik etkilere yol açabilen çevresel kirleticilerdir. Bu çalışmada, Triticum aestivum (buğday) bitkisinde kurşun (Pb, 3 mM) kaynaklı ağır metal stresinin neden olduğu oksidatif hasarın hafifletilmesinde kurkuminin (0, 10 ve 20 μM) olası koruyucu etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, kurkuminin, stres altındaki bitkide antioksidan enzim aktiviteleri [süperoksit dismutaz (SOD) ve katalaz (CAT)] ile lipit peroksidasyonunun bir göstergesi olan malondialdehit (MDA) düzeyleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bulgular, ağır metal stresi altındaki buğdayda kurkumin uygulamasının SOD ve CAT aktivitelerini anlamlı şekilde artırdığını ve MDA seviyelerini azalttığını (p<0,05) göstermiştir. 20 μM kurkumin dozunun en yüksek koruyucu etkiyi sağladığı ve oksidatif stresin azaltılmasında belirgin bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, kurkuminin ağır metal kaynaklı oksidatif hasarı hafifletme ve bitkilerin savunma mekanizmalarını güçlendirme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Ahşap Bazlı Kompozit Yüzey Kaplı Yonga Levhaların Formaldehit Gaz Emisyonu ve Uygulanan Standartlar

    Ayata, Ümit; Camlibel, Osman; Bostancıoğlu, Ayşe; Yüksek, Damla

    Her geçen gün kullanım alanı artan ahşap bazlı kompozit malzemeler beraberinde birtakım hava kirletici kimyasal maddeler de getirmektedir. Özellikle ahşap esaslı kompozit levhalarda, kapalı ortam kirleticisi olarak isimlendirilen formaldehit içerikli reçine kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Formaldehit esaslı reçinelerle üretilmiş ürünlerde zamanla levhalardan salınım formaldehit gaz emisyonu oluşabilmektedir. İnsan sağlığına zararlı olan bu kimyasal maddenin üretimi ve kullanımı sırasında uyulması gereken kurallar ve ülkelerin bu konuyla ilgili belirledikleri standartlar mevcuttur. Bu çalışmada mobilya atölyelerinden üretici firmaların levhaları, örnekleme secim metodu ile 8 mm ve 18 mm yongalamlar alınmış ve bu levhaların formaldehit emisyonu TS 4894 EN 120 ölçüm yöntemlerine göre analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda 18 mm yongalamların en düşük formaldehit gaz emisyonu 4,80 mg/100 g sonuçla E1 sınıfında yer almıştır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Üniversite Öğrencilerinde Hedonik Açlık Durumları ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkisinin İncelenmesi

    Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Çelikel, Seda; Çakır, Yıldız

    Hedonik açlık, enerji açığı olmadığında zevk almak için yemek yeme dürtüsüdür. Bu çalışma üniversite öğrencilerinde hedonik açlık durumları ile bazı değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Bayburt Üniversitesi’nin farklı bölümlerinde öğrenim gören 18-25 yaş arası 279 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin sosyodemografik bilgilerini sorgulayan bir anket ile besin gücü ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 26 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız örneklem t testi, One-Way ANOVA testi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin yaş ortalaması 21,44±3,08, boy uzunluğu (cm) ortalaması 169,31±8,67, ağırlık (kg) ortalaması 64,77±12,58 idi. Besin Gücü Ölçeği (BGÖ) puan ortalamaları 3,19±0,66, BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları 2,81±0,85, BGÖ- Besin Mevcudiyeti alt boyut puan ortalamaları 3,35±0,82, BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları 3,53±0,75 olarak belirlenmiştir. BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0,05). BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0,01). BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları kadın öğrencilerde yüksek iken, BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları erkek öğrencilerde yüksek olduğu belirlenmiştir. BGÖ- Besin Mevcudiyeti ve BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları ile sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,01). Sınıf düzeyi değişkeni bakımından yapılan posthoc analizi sonucunda her iki alt boyut puan ortalamalarının 2. sınıf öğrencilerinin 3. sınıf öğrencilerinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak obezitenin önlenmesi ve tedavi stratejilerinde hedonik açlıkla ilişkili faktörlerin belirlenerek birey açısından doğru beslenme programlarının oluşturulması yönündeki bilişsel davranışçı terapiler geliştirilmesi ve beslenme programları üzerine gerçekleştirilecek araştırmalar için katkı sağlayacağı ve faydalı olacağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Fatty acid compositions and oil ratio of different species from the Brassicaceae

    Onemli, Fadul; Gıdık, Betül

    Crude lipid has become one of the most significant demands of nations in recent years, oil crops and their lipid yield are becoming more and more vital. The composition of fatty acids reveals the caliber of oil crops. This study aims to determine and compare the oil content and fatty acid compositions of S. arvensis, B. nigra, B. napus, S. alba and C. sativa plants. It was determined that the oil ratios of the samples belonging to the B.nigra species varied between 27.132% and 29.350%, and the oil ratios of the samples belonging to the S. arvensis species varied between 27.495% and 28.855%. It was determined that the oil ratios of the samples belonging to the B.nigra species varied between 27.132% and 29.350%, and the oil ratios of the samples belonging to the S. arvensis species varied between 27.495% and 28.855%. Erucic acid value was determined to be highest in S. arvensis species, oleic and linoleic acids in B. napus, and linolenic acid in C. sativa. The data obtained showed that the oil ratios and fatty acid compositions of S. arvensis and B. nigra were very close to the values obtained from B. napus, S. alba and C. sativa, which were used as standards and grown as cultivated plants in this study. This suggests that the wild plants S. arvensis and B. nigra have the potential to be cultivated.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2687-3729
dc.date.accessioned2026-10-29T19:19:37.053896519Z
dc.date.available2026-10-29T19:19:37.053896519Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14631
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleOsmaniye Korkut Ata Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi (Online)