İlgi alanları

Türkiye Sahası Türk Halk Bilimi
Türkiye Dışındaki Türk Halk Bilimi

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yayınları

4 →
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kaosta doğan, kozmosla görevlendirilen kağan: oğuz kağan

    Akkoyun, Tuğba

    Destanlar, çoğunlukla, milletlerin herhangi bir şekilde yok olma aşamasına geldikleri dönemlerin tarihleridir. Sözlü gelenekle aktarılırken mitik bir zeminin üzerine inşa edilen yeni tabaklarla donanan ürünlerdir. Varoluş süreleri boyunca çekirdekteki aslî unsurları da taşırlar. Kimi zaman şecere, kimi zaman evrenin yaratılışı vb. hakkında insanların ilk bilgi ve tasavvurlarını içeren arkaik unsurlara sahiptirler. Türk destanlarının bugüne erişebilenleri için de durum aynıdır. Oğuz Kağan Destanı’nın arkaik yapısı, sözcük düzeyinden makro düzeye tüm metinde sürmektedir. Oğuz Kağan’ın dünyaya gelişinden itibaren Türk mitolojisinin ve kültürünün izleri anlatıda takip edilebilmektedir. Hemen tüm kültürlerin ilk mitolojik bilgisi olarak görülen kozmoloji, destanın temelinde yer almaktadır. Türklerin kozmolojik tasavvurlarının yanı sıra, dinî düşünce öncesi (yazının icadı öncesi) unsurlar, devlet geleneği ve yapısı gibi ögeler destanda anlamsal tabakalar halinde izlenebilmektedir. Tabakalar ve kültürel kodların anlamlandırılabilmesi için göstergelerin kavram alanlarının farklı açılardan değerlendirilmesi, dil bilim, onomastik gibi disiplinlere de başvurulmasını gerekli kılmaktadır. Bilhassa adlandırmanın ontolojik ve kültürel bağlantıları metnin çözümlenmesine ışık tutan seçimler olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda makalede astronomi, eski Türk dili, onomastik, antropoloji, tarih bilimleriyle bağlantılar kurulmuştur. Bu çalışma, Ferruh Ağca tarafından hazırlanan (2019) “Uygur Harfli Oğuz Destanı” (OKD) metni üzerine temellendirilmiştir. Metnin başında ve çeşitli kısımlarında eksikler olması bir dezavantaj teşkil etse de eldeki kısmın dilsel verilerinden yararlanılmıştır. Uygur harfli OKD’nin ait olduğu çevre, ne zaman ve kimin tarafından yazıldığı, sözlü gelenekte yaşayan destanın yazıya geçirilmiş ilk şekli olup olmadığı belli olmasa da metin, anlatı geleneği özelliklerini barındırmaktadır. İçerdiği mitolojik ifadeler nedeniyle en erken tarihli Oğuznâme olduğu genel kanaattir. Ay Kağan’ın bir erkek çocuk doğurmasıyla başlayan destanda, doğumundan itibaren üstün güç ve özellikler sergileyen bir Türk kağanının yaşamı, zaferleri ve kurduğu devletin bekası için oğullarını görevlendirmesi anlatılır. Çalışmada; Oğuz Kağan’ın adıyla anıldığı, canavarı avlama sahnesine kadar incelenen kısımdaki göstergelerin siyasi birliğe ihtiyaç duyulan kaotik bir ortamda dünyaya gelen Oğuz ekseninde, anlatının mitik ve kültürel kavram alanını, tutarlı/ tabakalı yapısını disiplinler arasılık yardımıyla ortaya koymak amaçlanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    “Altın Bülbül” Masalının Duyguların Dil Bildirimi Açısından İncelenmesi

    Akkoyun, Tuğba

    Edebiyat, dilin bilgilendirme ve duygulandırma işlevlerinin etkin olarak yer aldığı sanatsal bir alandır. Edebiyatın ilk ürünlerini içeren sözlü edebiyat, sanatsal bakış açısının ikinci planda olduğu, bilgi aktarımını ve duygulandırmayı amaçlayan sayısız kolektif metin sunmaktadır. Dilin en temel işlevi iletişimdir, dolayısıyla dil ile oluşturulan her unsurun amacı bir şeyleri iletmektir. Bir edebî ürün okuyucuya/ dinleyiciye geçmişteki olay ve olgular hakkında, dış dünyayla ilgili nesnel bilgiler verebilir; onun iç dünyasındaki duyguları harekete geçirebilir. Sözlü edebiyat ürünlerinde dinleyiciye bilgiler ve duygular sembollerle, millî kodlarla örülü biçimde, metnin dokusuna ve altyapısına işlenmiş olarak verilir. Dinleyici, millî kültürüne ait bu sembol ve kodları anlar. Aktarılmak ve yaşatılmak istenen duygu dinleyiciye nüfuz eder. Kolektif bellekte yer alan etik değerler, geçmiş yaşantılar, üzüntü ve sevinçler, kültürel tüm ögeler böylece nesilden nesile aktarılır. Üretim faaliyetlerinin ve bedensel hareketliliğin mecburen durduğu uzun kış gecelerinde insanlar, bir mekânda toplanıp mental faaliyetlerde bulunarak sosyal yapıyı bir arada tutmayı, kültürel devamlılığı sağlamıştır. Bu faaliyetlerde sözlü edebiyat ürünleri, eğlence, mizah, zevk uyandıran birer araç olarak yer almıştır. Bilmeceler, destanlar, masallar, hikâyeler, türküler vb. vasıtasıyla toplumdaki değerler, duygular ve tecrübî bilgilerin devamlılığı tesis edilmiştir. Bireysel ve sosyal açıdan türlü işlev ve yararları vardır. Bu ürünlerde bireyin ve toplumun iç dünyasını oluşturan zihin/ duygu yapısı ortaya konur. Dış dünyanın bireyin iç dünyasındaki yansıması olarak görülebilecek duygular, dile yansır. Her dilin duygu ve düşünceleri bildirim yolu birbirinden farklıdır. Duygusal hafıza, zihinde kalıcı iz bırakan ve bireyin zihninde tehlike sinyali işlevi gören uyarıcı yönüyle ön plandadır. Dillerin duyguları ifade ediş şekilleri bu bağlamda farklılık gösterse de temel olarak sekiz duygudan bahsedilir: sevinç, üzüntü, sevgi, tiksinme, korku, öfke, utanç ve hayret. Masallar, toplumun duygu ve düşünce dünyasını yansıtırlar. Dilin duygusal işlevi ve eğitsel işlev açısından zengin bir içeriğe sahiptirler. Bu çalışmada Altın Bülbül adlı masaldaki duygu bildirim dili incelenmiş, sekiz temel duygudan sevgi, sevinç, korku, öfke, üzüntü, hayret göstergelerinin ağırlıklı olarak kullanıldığı görülmüştür. Duygu göstergeleri bilişsel olarak ve masaldaki işlevleri yönüyle açıklanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Beden Folkloru Açısından Gagavuz Mânilerinde Kadınlar

    Akkoyun, Tuğba

    Bedenin ve davranışların kültürel göstergeler olarak incelendiği antropoloji, sosyoloji gibi bilimler dahilindeki çalışmalar 19. yüzyıldan itibaren takip edilebilmektedir. Konunun halk bilimi içinde değerlendirilmesi ve folklorun alt dalları olarak görülmesi ise Amerikalı halk bilimci Katharine Young tarafından 1989’da ortaya atılan beden folkloru (bodylore) terimiyle gerçekleşmiştir. Beden folkloru mensubu olduğu kültürün, bireyin bedenine yansımaları olarak düşünülebilir. Kişinin fiziksel yapısında değişiklik oluşturan dövme, kına, süs, kıyafet; dil, kulak, göbek, kaş gibi vücudun belirli yerlerine yapılan piercing uygulamaları, saç ve kıllarla ilgili işlemler, günümüz kozmetik/ plastik cerrahi işlemleri vb. tüm unsurlar çalışmalarda kültürel açıdan değerlendirilir. İnsanın temel gereksinimlerinden olan iletişimi yalnızca konuşma diliyle kurmadığı, duygu ve düşüncelerini bedeniyle de yansıttığı gerçeğinden hareket edilir. Bireyin bedeni üzerinde yaptığı geçici veya kalıcı değişikliklerin, davranışlarının kültürel temelleri ve anlam dünyası üzerinde durulur. Bedende gözlenen somut göstergeler değerlendirilerek kültürel yorumlamalar yapılır. Türk halk şiirinin anonim ürünlerinden mâniler başlangıçta ferdî birer yaratım eseridir; zamana ve mekâna bağlı olarak anonimleşirler. Fuad Köprülü’nün belirttiği üzere mâni; halk edebiyatının en eski ve umumi bir şeklidir, kökleri İslamiyet öncesine gider ve türkülere kaynaklık etmiştir. Mâninin bu kadim geçmişi ve geniş kitlelerce benimsenerek halkın ortak zevkini yansıtması, onun kültürel kodların önemli bir taşıyıcısı olarak değerlendirilmesine imkân sunar. Aşk-muhabbet temasının sıkça işlendiği mânilerde kadın; beğenilen veya beğenilmeyen fiziksel yapısı ve davranışlarıyla, ona nasıl davranılması gerektiğiyle yer alır. Bu çalışmada Gagavuz mânilerinde kadın varlığı, beden folkloru açısından ele alınmış, kadın güzelliğinin, zarafet ve doğurganlığının göstergesi olan bedensel ve davranışsal ögelerinin önemli görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Reinterpretation of Names in Bamsi Beyrek Boyu According to N. Hartmann's Ontology

    Akkoyun, Tuğba

    Dede Korkut Stories, the common value of Turkishness, always most notably of Turkish literature, is a source in areas such as mythology, history, sociology and culture. The richness of its content has enabled many scientific researches. There are thousands of valuable works revealing its various aspects. An example of telling much using few words-laconic, Dede Korkut Stories have a structure that compensates for the need of intensive expression of the oral period. This structure is similar to the categories of being in the new ontology of Hartmann in terms of the formation from layers. Because the only being that incorporates into all the layers of being is the human. Therefore, it is seen that these layers are generally found in every product of human creation. The emphasis on the tradition of name giving to people in Oğuznames of Dede Korkut indicate that names were not randomly selected. In this study, some of the names of Bamsı Beyrek Boy were examined in terms of ontological layers. It was observed that the names of the studied persons have a stratified structure as semantic and gained a new meaning with a new layer in each different context.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-29T17:18:29.354908304Z
dc.date.available2026-10-29T17:18:29.354908304Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/10654
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleAkkoyun, Tuğba
person.affiliation.nameİnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Halk Edebiyatı Anabilim Dalı
person.familyNameAkkoyun
person.givenNameTuğba
person.identifier.orcid0000-0002-0840-1832
person.identifier.yok3389032E15C11896
person.interestTürkiye Sahası Türk Halk Bilimi
person.interestTürkiye Dışındaki Türk Halk Bilimi
person.jobTitleDoç. Dr.
person.statusverified
person.urlhttps://rdlsis.bayburt.edu.tr/tr/researcher/tugba-akkoyun