Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Alt birimler

Araştırmacılar(6)

Birim yayınları

15 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Almanya'da Misafir İşçi Anma Kültürü: Gösterişçi Duyarlılık

    Yurttaş, Süleyman; Karaca, İlhan

    Bu çalışma, Almanya’da son yıllarda giderek daha görünür hâle gelen misafir işçi anma kültürünü ve bu kültürün ardındaki siyasi dinamikleri konu almaktadır. Araştırmanın temel amacı, anma pratiklerini, “gösterişçi duyarlılık” kuramı çerçevesinde eleştirel bir analize tabi tutmaktır. Çalışma, anma kültürünün, geçmişle samimi bir yüzleşmeden ziyade, Almanya’nın güncel siyasi ve ekonomik krizler karşısında kendini “göçe açık” ve “tarihiyle barışık” bir toplum olarak sunma arzusundan kaynaklanan sembolik bir performans olduğunu iddia etmektedir. Araştırmada, doküman analizi kullanılarak yorumlayıcı bir yaklaşım benimsenmiş ve üst düzey siyasi aktörlerin konuşmaları, ırkçı saldırı kurbanlarının ailelerinin kamuya açık platformlarda yer alan açıklamaları ve kurumsal bellek projelerine ilişkin metinler incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, resmî söylem ile yapısal eşitsizlikler arasında derin bir çelişki olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle ırkçı saldırıların anılmasında, Mevlüde Genç gibi mağdurların affedici ve birleştirici mesajlarının devlet tarafından bir “barışma tiyatrosu” çerçevesinde araçsallaştırılarak, kurumsal ırkçılık ve devlet sorumluluğunun nasıl perdelendiği gösterilmiştir. Sonuç olarak çalışma, Almanya’daki anma kültürünün, geçmişin öznelerinin bugünkü yaşam koşullarını iyileştiren somut ve kapsayıcı politikalardan ziyade, ahlaki bir üstünlük kurma ve toplumsal vicdanı rahatlatma amacı taşıyan sembolik jestlere dayandığı ve bu haliyle bir “gösterişçi duyarlılık” pratiği olduğu sonucuna varmıştır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3
    Determinants of foreign direct investment in the textile sector: a research with IT2 Fuzzy TOPSIS methodology; [Determinanți ai investițiilor străine directe în sectorul textil: o cercetare cu metodologia IT2 Fuzzy TOPSIS]

    Şahin, Recep Uğurcan; Gökhan, Nalbant Kemal; Keskin, Abdulkadi̇R; Özdemir, Yavuz; Keskin, Abdurrahman

    This study aims to identify the determinants of foreign direct investment (FDI) in the textile sectors in Poland, Romania, Hungary, Slovakia, Czechia and Türkiye. The study assesses these criteria through paired comparisons conducted by experts who have a minimum of 10 years of professional experience in the field and analyses them using the IT2 Fuzzy Technique for Order of Preference by Similarity to the Ideal Solution (TOPSIS) technique. According to the findings, the criteria with the highest degree of importance are national security, inflation rate, patent and trademark protection, transportation networks and market size. On a country-by-country basis, Poland has a higher investment attraction potential compared to other countries according to the criteria of openness, corruption, legal regulations and privatization policies, import and export quotas, education and professional status, renewable energy resources, sustainability, intellectual property protection, patent and trademark protection and national security. Hungary scores highest on import and export quotas and tax rates, while Slovakia stands out on import and export quotas and waste management/environmental regulations. Romania scores highest on profitability and debt financing, labour costs and import and export quotas. Czechia scores highest on inflation rate, political stability, legal regulations and privatization policies, economic incentives, general trade policies, import and export quotas and cultural situation and lifestyle. Türkiye scores the highest in terms of market size, GDP growth rate, access to raw materials and markets, technological infrastructure and innovation, transport networks, production sites, energy production, import and export quotas and business-friendly approaches.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfScopus1WoS1OpenAlex2
    ScopusWeb of Scienceİncele
  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3
    Examining the Criteria Affecting Corporate Social Responsibility in Businesses from the Consumer Perspective Using the Pythagorean Fuzzy Entropy Technique; [İşletmelerde Kurumsal Sosyal Sorumluluğu Etkileyen Kriterlerin Pisagor Bulanık Entropi Tekniğiyle Tüketici Perspektifinden İncelenmesi]

    Keskin, Abdulkadir; Kiraçli-Leblebicioğlu, Nilüfer; Keskin, Abdurrahman; Leblebicioğlu, Burak

    Corporate social responsibility (CSR) serves as a self-regulation mechanism for businesses and a framework for consumers to evaluate companies. Carroll's (1991) CSR pyramid categorises these responsibilities, which can differ depending on cultural and economic contexts. This study examines Corporate Social Responsibility (CSR) in the context of Carroll's pyramid from the perspective of Turkish consumers, based on expert interviews analysed using the “Pythagorean Fuzzy Entropy” method. The results reveal that Turkish consumers prioritise businesses' “economic” responsibilities the most, followed by “philanthropic” responsibilities. “Ethical” responsibilities are ranked slightly lower, with “legal” responsibilities considered the least important in this context.

    AtıfScopus1OpenAlex2TR Dizin1
    ScopusWeb of ScienceTR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3
    Measuring the Effectiveness of Post-Earthquake Social Policies Using the Intuitionistic Fuzzy SIWEC Method: The Case of the February 6 Kahramanmaraş Earthquakes; [Sezgisel Bulanık SIWEC Yöntemi Kullanılarak Deprem Sonrası Sosyal Politikaların Etkinliğinin Ölçülmesi: 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri Örneği]

    Keskin, Abdurrahman; Kara, Mehmet Akif; Keskin, Abdulkadir; Besoluk, Erdal

    This study aims to evaluate the effectiveness of social policies implemented in the aftermath of the February 6, 2023, Kahramanmaraş earthquakes. The research employed the Intuitionistic Fuzzy SIWEC technique, a multi-criteria decision making method. Eight experts with substantial field experience evaluated seven main criteria and forty-four sub-criteria. The findings indicate that social policies—particularly in the "food and basic needs" category (covering clean drinking water, hygiene products, the food supply chain, food safety, and the provision of special nutritional needs) and, more broadly, policies within the "health and education services" category—have been implemented successfully. In contrast, under the "employment and social security" category, efforts to combat informality, provide vocational training, grant tax exemptions, and support SMEs were deemed inadequate. Similarly, within the "basic infrastructure and public services" category, notable deficiencies were identified in urban planning and construction, in ensuring transparency and fairness in public social policies, and in restoring telecommunication and internet infrastructure. In addition policies targeting vulnerable groups and psychosocial support services were found to be relatively neglected.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    ScopusTR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Bireysel iş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk uygulamasının iş mahkemelerine katkısı

    Keskin, Abdurrahman; Beşoluk, Erdal; Keten, Abdüssamed

    25 Ekim 2017 tarih ve 30221 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesinde, iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda İş Mahkemelerine başvurmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilmiştir. Böyle bir uygulamaya gidilmesinin temel nedeni iş mahkemelerindeki sürekli artan dava yükünün davaların görülme sürelerini uzatmasıdır. Bu durum hem adaletin zamanında tecelli etmemesine hem de işçilerin hak kayıpları yaşamasına sebebiyet vermektedir. Öte yandan iş uyuşmazlıklarında arabuluculuğun ihtiyari bir yöntemken 7036 sayılı kanun ile zorunlu hale getirilmesi, zorunluluk unsurunun hem anayasal zemine hem de iş hukukunun temel ilkelerine aykırı olup olmadığı tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Bu çalışma zorunlu arabuluculuğun 2017’den günümüze kadar uygulamada ne ölçüde başarılı olabildiğini mevcut eleştiriler çerçevesinde incelemektedir. Bu çalışma zorunlu arabuluculuk uygulamasının uygulamada yeterli olmamasına rağmen iş mahkemelerinin dava yükünü kayda değer bir şekilde azalttığını savunmaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ2
    Alman internet gazetelerinde alevilerin temsili ve takdimi (2007-2023)

    Karaca, İlhan

    Çalışmada, Almanya’daki Türk kültürü içinde bir alt kültür biçimini oluşturan Alevilerin medya temsili araştırılmıştır. Temsilin bir inşa süreci olduğu ön kabulüyle hareket eden bu çalışmada, kitle iletişim araçlarının, gerek Alman kamuoyunda gerekse akademik yazında kim oldukları ve neye inandıkları çok az bilinen Alevileri, başka hangi değer ve inançlar kümesi üzerinden sunduğu sorusuna cevap aranmıştır. Bir doküman analizi olan bu araştırmanın ampirik verileri, günümüzde yeni medyanın en önemli enformasyon araçlarından biri olan internet gazetelerinden toplanmış ve gömülü teori yöntemine göre analiz edilmiştir. Bu analize, 17 farklı gazeteden toplam 35 haber tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçlar, 90’lı yılların sonuna doğru bir İslam tartışmasına dönüşen Alman uyum politikalarının yürürlüğe girmesiyle birlikte Alevilerin medya tarafından fark edilmiş olduğunu ve bu politikaların Alevilerin medya temsilinin sosyokültürel bağlamını oluşturduğunu göstermektedir. Müslüman kökenli göçmenlerin temel kültürel haklarını hesaba katmayarak, tek yönlü uyumlarını öngören bu politikalarla Almanya hatırı sayılır bir ilerleme kaydetmiş olsa da, açık ve liberal bir toplum olma ideallerinin gerisinde kalmıştır. Bu idealleri ise ana-akım İslam’a “alternatif İslam” olarak belirlediği Alevilik üzerinden yeniden inşa etme stratejisine başvurmuştur. Bu çerçevede Alevilerin medya temsilini araştıran çalışma, kitle iletişim araçlarının Aleviliği, Alman uyum politikalarının çıkarlarına hizmet edecek şekilde tanımlayarak araçsallaştırdığı sonucuna varmıştır.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    “Türkçe Artı İki ” Mümkün mü? Almanya’da Yaşayan Türk Gençlerinin Çok Dilliği

    Karaca, İlhan

    Küreselleşme süreçleriyle birlikte çok dillilik tüm gelişmiş toplumlarda bir değer olarak yükselmektedir. Göç ve karşılıklı bağımlılıklar gibi nedenlerle kendileri de çok dilli olan uluslar, vatandaşlarına ana dillerinin yanına en az iki dili daha koyma çağrısında bulunarak onları bu yönde desteklemektedirler. Özellikle uluslararası göç, insanlara çok dilli olmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Çalışmanın nesnesi olan Almanya’da yaşayan Türk gençleri de bu ayrıcalıklı durumu yaşamaktadırlar. Onlar ebeveynlerinden aldıkları ilk dillerinin yanında, geldikleri toplumun diline ömür boyu maruz kalarak ve buna ek olarak okullarda öğretilen yabancı dillerden birini daha edinerek çok dilli olma potansiyeline sahiptirler. Bu potansiyel dilin kimlikle olan ilişkisi ile birlikte düşünüldüğünde, Türk gençleri ideal olarak kültürel benliklerini kazanmış, çok kültürlü anlayışta ulus-ötesi nitelikli bireylere dönüşebilmektedirler. Çalışmanın amacı, Almanya’da ikinci, üçüncü ve dördüncü kuşak Türk gençlerinin göçün bireylere sunduğu çok dillilik potansiyelini ne ölçüde değerlendirebildiklerini tespit etmektir. Bu doğrultuda ilgili literatür ve çok dillilik kuramları ışığında Türk gençlerinin “Türkçe artı iki” şeklinde çok dilli olma durumları değerlendirilmiştir. Alan yazını şimdiye kadar bu gurubu daha çok iki dillilik bağlamında ele alarak genelde dilin doğru kullanımı ile ilgili eksikliklere odaklanmaktadır. Bu eğilim, Türk gençlerinin dil becerilerinin toplumda negatif algılanmasına ve kimliklerinin dışlanmasına neden olmaktadır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre Türk gençleri, genel olarak anadilini koruma ve gelinen toplumdaki dillere açılarak kimliğini çok dilli olarak kurgulama motivasyonuna sahiptir. Ancak göç şartları ve Alman dil politikaları onları bu yönde desteklememektedir. Buna göre Türk gençleri, referans olarak seçilen çok dillilik yaklaşımlarından hiç birine göre “Türkçe artı iki” modeline göre çok dilli değildirler. Özellikle dördüncü kuşaktakiler Almanca tek dilliliğine ya da Türkçeden arındırılmış Almanca İngilizce iki dilliliğine geçiş yapmış bulunmaktadır. Diğer kuşaklar ise göçün ürettiği “yaşam dünyasal çok dillilik” tanımına göre çok dillidirler. Ancak bu çok dillilik, standart dilin dışında, resmî olarak onaylanmayan ve dolayısıyla sosyal değeri düşük bir çok dilliliktir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Geleneğin anlamı ve anlama deneyimindeki rolü

    Kahraman, Yakup

    Gelenek modern düşüncenin zaman ve mekân üzerinde hâkimiyet kurarak yapay noktalar belirlemesiyle birlikte geçmişte kalan amatör düşüncelerimizin bir bakiyesi olarak değerlendirilmiştir. Bireysel ve toplumsal farklılıkları ortadan kaldırıp evrensel bir epistemolojik kurgu oluşturmaya çalışan modern bakış açısı için gelenek üzeri örtülmesi gereken bir bilgi stoku olarak değerlendirilmiştir. Tarihsel bilinç sahibi düşünürler ise modern düşüncenin geleneğe bu bakışını eleştirerek geleneğin anlam dünyamızdan yalıtılabilecek bir şey olmadığını onu muhatap almamız gerektiğini belirtmektedirler. Fakat tarihsel bilinç de kendi bilincimizi bugünün zemininden yalıtarak geleneğe ait formları yakalayabileceğimizi düşünmektedirler. Bu yaklaşım ile modern bilinç ve tarihsel bilinç birbirine yaklaşmaktadır. Bu makalede her iki yaklaşımın geleneğe bu bakışları betimlenerek hermenötik bilincin bu yaklaşımlara eleştirileri ele alınacaktır. Ayrıca geleneğin bizim anlam deneyimimizi nasıl etkilediği hermenötik bakış açısı ile ortaya konulmaya çalışılacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    The Struggle for the Mother Tongue of the Turkish Community in Germany From Past to Present: A General Evaluation

    Karaca, İlhan

    The most important problem of Turkish society in Germany originates from the mother tongue. As a matter of fact, the mother tongue has been one of the most discussed issues since the first years of migration. However, the limitations imposed on the mother tongue by the majority society and the mutually produced information pollution are an obstacle to the opening of an effective field of struggle. Immigration studies are devoted to the German spoken by the immigrants, rather than to their original language. Although the problem of the native language of immigrants is actually related to the field of linguistics it has been pushed into the lap of sociology by this discipline. However sociology does not include studies that examine the transfer and loss of language and its effects on migration. As a esult, the mother tongue debates have become like a labyrinth with no exit. In the study, the struggle for the mother tongue of the Turkish society in Germany was evaluated over generations. In the light of sociolinguistic theories and related literatüre, it has been tried to reveal how close this struggle is to the conditions required for the preservation of a language that is in the state of reference. The results show that Turkish should be taken under institutional protection in order to be able to maintain it as a mother tongue in Germany. Nevetheless, the struggle moves the Turkish society away from this goal as the generations progress. While the process is working towards language shift, the German society is also preparing to offer Turkish as a foreign language course in German schools. Parallel to this, the struggle for the mother tongue of the Turkish society also tends to install Turkish as a second foreign language course in high schools. This refers to the acceptance that Turkish children's mother tongue will no longer be Turkish in the future.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • Kitap BölümüYalnız künye2022
    Discrimination in the Employment Process

    Yurttas, Süleyman

    Discrimination is a phenomenon that feeds on attitudes, prejudices and stereotypes, embodies itself with behaviors, and spreads to the whole of daily life. When business life and the recruitment process in particular are considered as a part of daily life, it can be said that it is “normal” to see discrimination practices here as well. Even in a very simple news search on the Internet, it is possible to see the problems experienced by individuals who are discriminated against in the recruitment process due to their age, religious belief, gender, sexual orientation, hometown or even pregnancy. This phenomenon, which is inevitably encountered in Turkey, also manifests itself in institutionalized companies. 900 thousand people are employed in the organized food retail market throughout Turkey. Employment is increasing by around 20 thousand every year (www.dunya.com). Chain stores such as A101, BIM and Sok operating in Turkey provide considerable employment in the organized food retail market. These companies, which increase their employment with their market shares, carry out their recruitment processes through regional managers. This shows that the discrimination practices that appear in recruitment have individual sources and that the attitudes, prejudices and stereotypes of the responsible person are effective. The aforementioned chain stores, which have great power in the Turkish market, increase the number employed day by day, and this situation also causes the discrimination potential to grow in the recruitment processes. Examining the recruitment processes carried out in these chain stores and revealing the discrimination practices will be beneficial in terms of both identifying the existing problems and taking the necessary measures to prevent discrimination. The aim of this study is to reveal the discrimination practices seen in the recruitment processes in chain stores. In the research, semi-structured interviews were conducted with the regional managers who are responsible for recruitment in the relevant chain store markets. In addition, the relevant literature has been included in order to reveal the relationship between recruitment processes and discrimination, and information about the recruitment processes of chain stores has been shared.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-29T17:14:18.630301959Z
dc.date.available2026-10-29T17:14:18.630301959Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/10043
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleSosyoloji Bölümütr
dc.titleDepartment of Sociologyen
organization.identifier.codebayburt-insan-ve-toplum-bilimleri-sosyoloji
organization.unitTypedepartment
rdl.unit.alias\bsosyoloji bolumu\b
rdl.unit.aliassociol