Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kur'ân-i Kerîm'de vaîd kavramına müfessirlerin yaklaşımı

    Hasan Başoğlu

    Bu çalışma, özellikle İbrahim 14/14, Tâhâ 20/113, Kâf 50/14, 20, 28 ve 45. ayetlerdeki vaîd kavramı üzerinde durarak Kur'ân-ı Kerîm'de "vaîd" kavramı ile ona bağlı olan "va'd" kavramının mahiyeti ile meal ve tefsirlerde verilen anlamları değerlendirecektir. Vaîd çeşitlerini ve tarihsel süreç içinde süregelen tefsir kitaplarındaki tartışmaları incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, bu kavramın tanımını yapmak, semantik analizini gerçekleştirmek, Kur'ân-ı Ker'îm'de yukarıda zikredilen ayetlerde geçen vaîd kavramını meal ve tefsirlerden istifa ederek kavrama zıt ve benzer anlamlı diğer terimlerden de istifade ederek kavramın çeşitlerine değinmek ve hangi gruplara hangi bağlamlarda hitap ettiğini analiz etmektir. Buna ilaveten Kur'ân-ı Kerîm'de kimlerin kimler için hangi maksatla vaîdde bulunduğu üzerinde durulacaktır. Aynı zamanda, Allah'ın (c.c) bu kavram ve ilişkili kavramlar bağlamında ibadet ve itaati yerine getirenlerden iradeli ve iradesiz sorumlu olanlara nasıl vaîdde bulunduğu veya farklılıkları, hedeflediği mesajı ve uyarı üslubunu belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırma, tefsir eserleri ve ilgili diğer kaynaklardan sağlayacağı verilerle uygulamaya yönelik bir sonuç ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırma sürecinde, tefsir kaynakları ile diğer derlenen kaynaklardan veriler analiz edilmiştir. Sonuç olarak, Kur'ân-ı Kerîm'in insanlığa hidayet tebliği görevini vurgulayan, hidayet-dalâlet, cennet-cehennem, saîd-şakî gibi ikili kavramlar üzerinden yürütülen "va'd" ve "vaîd" tartışmalarının, günümüz dünyasındaki buhranlı yaşam biçimlerinin huzura dönüşmesinde hayati bir rol oynayacağı amaçlanarak bu tez eksikleriyle birlikte ortaya konulmuştur. Son olarak bu araştırmada, erken dönem müfessirlerin bu kavramlar üzerine yaptıkları yorumların, günümüz problemleriyle örtüşmesi, İlâhî hitabın ve evrensel mesajın kıyamete kadar sürecek geçerliliğini teyit ettiğini ortaya çıkarmıştır. Anahtar Kelimeler: Cennet, cehennem, ceza, tefsir, va'd, vaîd.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Ohmik ısıtma işlemi ile goji berry (Lycium barbarum L.) meyvesinden fenolik bileşik ekstraksiyonunun optimizasyonu

    Harun Kantar

    Goji berry (Lycium barbarum L.) hem geleneksel tıpta hem de modern gıda endüstrisinde önemli bir yere sahip olan sağlık açısından faydalı bir tıbbi bitkidir. Özellikle son yıllarda fonksiyonel gıdalara olan talebin artması ile birlikte bu bitkinin meyveleri ham şekilde veya ekstrakte edilerek farklı gıda ürünlerine dahil edilmektedir. Bu nedenle, bu tez çalışmasında goji berry meyvelerinin yenilikçi ekstraksiyon teknikleri arasında yer alan ohmik ısıtma destekli ekstraksiyon (ODE) yöntemi kullanılarak ekstrakte edilmesi ve ekstraksiyon parametrelerinin optimize edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, ilk olarak ODE yöntemi için uygulanacak çalışma koşulları Yanıt Yüzey Yöntemi-Box-Behnken deney tasarımı kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma esnasında, ohmik ısıtma hazne sıcaklığı (40, 50 ve 60 °C), ohmik ısıtma haznesinde kalma süresi (20, 40 ve 60 dk) ve elektrik alan şiddeti (15, 30 ve 45 V/cm) bağımsız değişkenler olarak belirlenirken toplam fenolik bileşik (TFB), toplam flavonoid bileşik (TFlaB) ve antioksidan aktivite (DPPH) parametreleri ise bağımlı değişkenler olarak seçilmiştir. Yanıt Yüzey Yöntemi ile yapılan optimizasyon sonucunda, optimum koşullar ohmik ısıtma hazne sıcaklığı için 60 ºC, ohmik ısıtma haznesinde bekleme süresi için 60 dk ve elektrik alan şiddeti için ise 45 V/cm olarak saptanmış ve modelin istenilebilirlik değeri (d) 0.90 olarak bulunmuştur. Deneysel olarak elde edilen en yüksek TFB, TflaB ve DPPH değerleri sırasıyla 23.83 mg GAE/g, 7.33 mg QE/g ve 24.53 mg TE/g olarak bulunmuştur. Bununla birlikte, optimum koşullar altında elde edilen tahmini TFB, TflaB ve DPPH değerlerinin ise sırasıyla 23.83 mg GAE/g, 7.13 mg QE/g ve 22.65 mg TE/g olduğu görülmüştür. Ek olarak tez çalışmasının ikinci aşamasında ise, farklı proses koşullarında elde edilen tüm ekstraktların polifenolik profilleri LC-MS/MS ile belirlenmiş ve ekstraktlarda en yüksek oranda rutin fenolik bileşiği (208.717-292.843 mg/kg) olduğu saptanmıştır. Elde edilen tüm veriler dikkate alındığında, goji berry meyvesinden maksimum biyoaktif madde ekstraksiyonu için ODE yönteminin dikkate değer bir potansiyele sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, gelecek çalışmalar için özellikle goji berry meyvesinin ekstraksiyonu aşamasında bu yöntemin tercih edilmesi ve ayrıca farklı tıbbi bitkilerin de ekstraksiyon prosesleri aşamasında ODE yönteminin kullanım potansiyelinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi önerilebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kombine brayton ve rankine çevrimlerinin ekserji analizi ve optimizasyonu

    Ali Bozkurt

    Bu tezde enerji kavramından ve enerjinin tarihsel süreç içerisinde ne gibi değişikliklere uğradığı, hangi yönde nasıl gelişmeler gösterdiği ele alınmıştır. Enerji kaynaklarının iki alt başlığı olan yenilenebilir ve yenilenemez enerji kaynakları incelenmiş ve ilk olarak yenilenebilir enerji kaynakları araştırılmıştır. Bu kaynaklar güneş, rüzgâr, hidrolik, jeotermal, biyokütle ve dalga enerjileridir. Bu enerji türleri kendi içerisinde sürdürülebilir ve çevreye zarar vermeyen enerji kaynaklarıdır. Daha sonra ise tükenebilir ve çevreye çoğu zaman zararlar veren yenilenemez enerji kaynakları olan kömür, petrol, doğal gaz ve nükleer enerjiler araştırılmıştır. Tüm bu enerji kaynaklarının dünyada ve Türkiye de kullanımları, coğrafi olarak dağılımları gibi özellikleri gösterilerek ekserji kavramı ve ekserjinin ne gibi önemli noktaları olduğundan ekserjinin türleri olan kinetik ve potansiyel ekserji, fiziksel ekserji, kimyasal ekserji, ısı ile ekserji, iş ile ekserji, kütle ile ekserji ve ekserjinin yıkımı kombine çevrimler için incelenmiştir. Rankine çevriminin pompa basıncının 400 kPa'dan 7600 kPa'ya artması ile ekserji verimi %76'dan %85'e çıkmakta ve Brayton çevriminin kompresyon basıncının 400 kPa'dan 2200 kPa'ya çıkması ile de ekserji verimi %72'den %79'a yükselmektedir. Burada iki çevrimin optimum çalışacağı bu çalışma şartları beraber uygulandığında tüm sistemin ekserji verimi %86'yı aşmaktadır. Brayton ve Rankine çevriminin maksimum verimli olduğu çalışma şartları beraber uygulandığında sistemin optimum çalışma şartları elde edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Brayton, Rankine, enerji, ekserji, optimizasyon

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yenilenebilir enerji kaynaklarının ekserjetik analizi

    Ayşe Menteşe

    Enerji sistemlerinde yalnızca mevcut performansın belirlenmesi yeterli değildir; aynı zamanda sistemin nasıl daha verimli, sürdürülebilir ve ekonomik hale getirilebileceği de analiz edilmelidir. Bu bağlamda sistemin genel optimizasyonu, tüm bileşenlerin bir bütün olarak değerlendirilmesiyle gerçekleştirilmelidir. Burada Brayton ve Rankine Çevrimleri basınç değerlerine göre optimizasyonları yapılmış daha sonra her iki çevrimin optimum çalıştığı çalışma şartları için kombine çevrimin optimizasyonu yapılmıştır. Sistemin optimizasyonu sonucu elde edilen çalışma şartları tablolarda ve eğriler halinde verilmiştir. Tüm sistemin kompresör ve pompa basınçlarına göre optimum çalışma şartlarının toplu gösterimi de ayrıca verilmiştir. Bu analiz sistemin ekserji kaybının hangi cihazlarda ne kadar gerçekleştiğini göstermiştir. Sistem verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalarda öncelikli iyileştirme hedefi cihazların performansının artırılması olmalıdır. Ayrıca özellikle ısı geçişi ve genleşme süreçlerinin optimize edilmesi, sistemin ikinci yasa verimliliğini önemli ölçüde iyileştirecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin akademik başarıları ile iş bulma kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Tuğba Balcı

    Bu araştırma, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin akademik başarıları ile iş bulma kaygıları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, öğrencilerin cinsiyet, sınıf seviyesi, bölüm farkı, mezuniyet sonrası alandışı iş beklentisi, düzenli spor yapma ve kitap okuma gibi demografik değişkenlerin iş bulma kaygısı üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Teknolojik gelişmeler ve ekonomik belirsizlikler, iş piyasasında rekabeti artırmakta ve öğrencilerin mezuniyet sonrası iş bulma kaygılarını derinleştirmektedir. Özellikle spor bilimleri fakültesi öğrencileri, kariyer planlamalarında daha fazla belirsizlikle karşılaşabilmekte ve istihdam sürecinde yetersiz deneyim gibi sorunlarla yüzleşmektedir. Bu çalışma, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin iş bulma kaygılarının akademik başarıyla nasıl bir ilişki içinde olduğunu ortaya koyarak literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Araştırmanın evrenini, Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. 2024-2025 akademik yılı itibarıyla farklı sınıf seviyeleri ve bölümlerden öğrenciler araştırma grubunu teşkil etmektedir. Veri toplama aracı olarak, Aslan ve Uğraş (2021) tarafından geliştirilen "Spor Bilimleri Öğrencilerinin İş Bulma Kaygısı Ölçeği (İBKÖ)" kullanılmıştır. Akademik başarı verileri, öğrencilerin genel not ortalamaları (GANO) üzerinden belirlenmiştir. Araştırma bulguları, cinsiyetin iş bulma kaygısı ve akademik başarı üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Kadın öğrencilerin hem iş bulma kaygısı düzeylerinin daha yüksek, hem de akademik başarı puanlarının erkek öğrencilere kıyasla anlamlı olarak daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. 4. sınıf öğrencilerinde iş bulma kaygısının, mezuniyet yaklaştıkça belirgin bir şekilde arttığı görülmektedir. Ayrıca, rekreasyon ve antrenörlük bölümlerinde okuyan öğrencilerin iş bulma kaygılarının diğer bölümlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin akademik başarıları ile iş bulma kaygıları arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturmuş ve kariyer planlaması, stres yönetimi ve istihdam destek programlarının önemini vurgulamıştır. Anahtar Kelimeler: İş bulma kaygısı, akademik başarı, spor bilimleri fakültesi, kariyer planlaması, spor

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Futbolcularda yorgunluk sonrası uygulanan aktif ve pasif toparlanma protokollerinin değerlendirilmesi

    Hasan Sever

    Bu araştırmanın amacı, kadın futbolcularda yorgunluk sonrası uygulanan aktif ve pasif toparlanma protokollerinin etkilerini değerlendirmektir. Araştırmaya, farklı zamanlarda 10 kadın futbolcu (n=10) dahil edilerek, 10x20 m tekrarlı sprint protokolü sonrasında aktif ve pasif toparlanma protokolleri uygulanmıştır. Protokoller öncesinde katılımcılardan boy uzunluğu (BU), vücut ağırlığı (VA), beden kitle indeksi (BKİ), şut hızı (ŞH), 20 m sprint süresi (SS) ve istirahat laktat (LA) düzeyleri ölçülmüştür. Aktif ve pasif toparlanma protokolleri, rastgele sıralamayla ve 48 saatlik aralıklarla gerçekleştirilmiştir. Aktif toparlanma protokolünde, katılımcıların 20 m SS referans alınarak hızlarının %50'sinde 20 saniye boyunca düşük yoğunluklu koşu yapmaları istenmiştir. Pasif toparlanma protokolünde ise, katılımcılar bitiş çizgisini geçtikten sonra hızlarını düşürerek başlangıç noktasına hafif tempoda yürüyerek geri dönmüştür. 10x20 m tekrarlı sprint protokolü süresince kalp atım hızı (KAH), algılanan zorluk derecesi (AZD) ve sprint süreleri (SS) takip edilmiştir. Protokollerin hemen ardından ŞH ve LA ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, 10x20 m tekrarlı sprint protokolü sonrasında aktif ve pasif toparlanma grupları arasında ŞH (ön), LA (istirahat), toplam sprint süresi (TSS) ve AZD (1-7) değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlemlenmemiştir (p>0,05). Ancak, ŞH (son), LA (protokol sonrası), LA (5 dakika sonrası), SS (9), KAH (ortalama) ve AZD (8, 9, 10) değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0,05). Bu sonuçlar doğrultusunda, kadın futbolcularda 10x20 m tekrarlı sprint protokolü sonrasında uygulanan pasif toparlanmanın, yorgunluğa karşı aktif toparlanmaya kıyasla daha olumlu etkiler sağladığı söylenebilir. Sonuç olarak, toparlanma stratejilerinin futbol müsabakaları süresince sporcuların performans sürekliliğinin korunmasına ve aktivitelerin düzenlenmesine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aktif toparlanma, pasif toparlanma, futbol, tekrarlı sprint.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sınıf öğretmenlerinin problem kurmaya verdikleri önem ve ilkokul öğrencilerinin problem kurmada yaşadığı güçlükler

    Rabia Develi

    Dünyada son zamanlarda yaşanan gelişmeler eğitimin amaçlarınında bazı değişimleri gerekli kılmıştır. Eğitimin mevcut hedeflerinde bazı yönelimleri zorunlu kılmıştır. Birçok modern toplumda olduğu gibi Türkiye'de de çağın bir getirisi olarak sayısal becerilere olan ihtiyaç artmıştır. Bu nedenle ülkemizde matematik programları geliştirilmekte, yenilemekte ve programlarda zihinsel becerilerin gelişmesine daha çok önem verilmektedir. Bu çalışmada eğitimin ilk kademesinde görev alan sınıf öğretmenlerinin problem kurmaya verdikleri önemin öğretmen görüşleri doğrultusunda detaylı olarak tespit edilmesi ve ilkokul öğrencilerinin problem kurmada yaşadıkları güçlüklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada durum çalışması yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmaya 31 sınıf öğretmeni ve 48 ilkokul öğrencisi dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri öğretmenler için yarı-yapılandırılmış görüşme formu, öğrenciler için ise etkinlik temelli yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin problem kurmaya yeterince önem vermediği ve zaman ayırmadıkları tespit edilmiştir. Elde edilen önemli bir bulgu, öğrencilerin problem kurmada güçlük yaşamalarıdır. Öğrencilerin genel olarak problem kurma başarılarının düşük olduğu da yine çalışma sonucunda ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin problem kurma başarılarının düşük olmasının nedeni; öğretmenlerin problem kurmaya az zaman ayırmaları bu nedenle de problem kurma deneyimlerinin az olmasından kaynaklı olabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin beslenme-egzersiz davranışları ve besin tüketim sıklıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Ersin Şahin

    Bu çalışma, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin beslenme-egzersiz davranışları ile besin tüketim sıklıkları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2024–2025 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören ve çalışmaya gönüllü olarak katılan 243 öğrenci oluşturmuştur. Katılımcıların demografik özellikleri, beden kitle indeksi, yaşanılan yer, gelir durumu ve evde birlikte yaşanılan kişi sayısı gibi değişkenler dikkate alınarak analizler yapılmıştır. Veri toplamak için Beslenme-Egzersiz Davranışları Ölçeği (BEDÖ) ve besin tüketim sıklığını değerlendiren anketler kullanılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, bölüm, gelir durumu ve yaşam ortamı gibi demografik değişkenlerin beslenme ve egzersiz davranışlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yaratmadığı belirlenmiştir (p > 0,05). Ancak fiziksel ölçütler (kilo, bel ve kalça çevresi) ile bazı davranış boyutları arasında düşük düzeyli ancak anlamlı negatif korelasyonlar tespit edilmiştir. Ayrıca, yalnızca üç besin grubunda (balık, yumurta, hazır çorba) cinsiyete bağlı anlamlı farklar gözlenmiştir. Bu bulgular, öğrencilerin sağlık davranışlarının daha çok bireysel tutumlar, eğitim içerikleri ve yaşam tarzlarıyla şekillendiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Beslenme davranışları, egzersiz alışkanlıkları, besin tüketim sıklığı, spor bilimleri fakültesi, üniversite öğrenciler.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Harç performansının optimum nano grafen plaka kullanım oranına etkisi

    Yaren Şahin

    Bu çalışma, nano grafen plaka (nGP) katkısının harç performansına etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, farklı su/bağlayıcı oranlarına sahip beş farklı harç karışımı tasarlanmış ve bunlara çeşitli oranlarda nano grafen plaka eklenerek fiziksel, mekanik ve mikroyapısal özellikleri incelenmiştir. Kullanılan malzemeler arasında çimento, silis dumanı, kuvars kumu ve süper akışkanlaştırıcı yer almakta olup, karışımlara belirli oranlarda nGP eklenerek deneyler gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışmalar kapsamında, taze harç özelliklerini belirlemek amacıyla yayılma tablası deneyi uygulanmış, sertleşmiş harçlar için ise basınç dayanımı, yoğunluk, su emme ve kılcal su emme testleri yapılmıştır. Ayrıca, harçların mikroyapısal gelişimlerini incelemek için taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, düşük oranlarda nGP katkısı (%0,3 - %0,6) harçların basınç dayanımı ve dayanıklılığını artırırken, %1,2 ve üzerindeki oranlarda mekanik performansın genel olarak azaldığı gözlemlenmiştir. Özellikle %0,6 nGP içeren karışımların optimum dayanım sağladığı belirlenmiştir. Silis dumanı ve kuvars kumu katkısı içeren serilerde ise nGP katkısının dayanım ve dayanıklılık açısından daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, nano grafen plakanın çimento esaslı malzemelerde optimum oranlarda kullanımının harç performansı üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya konulmuştur. Bu çalışma, inşaat mühendisliği alanında yeni nesil nano malzeme katkılarının kullanımı konusunda önemli bulgular sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Genç boksörlerde jackfruit kullanımının adipokin (İrisin, Omentin-1), serebral (BDNF) yanıt ve kognitif performans ile antropometrik parametreler üzerindeki etkisi

    Hatice Budak

    Çalışmada genç boksörlerde jackfruit meyve ekstresi kullanımının adipokin, serebral yanıt ile beyin ve kognitif fonksiyonu üzerine etkisi ve antropometrik parametrelerle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini Bayburt Sporcu Eğitim Merkezinde (SEM) haftalık düzenli antrenman yapan atletik performans sürecindeki herhangi bir sağlık problemi olmayan, araştırmaya katılmayı kabul eden 18-25 yaş aralığında bulunan genç yetişkin boksör bireyler oluşturacaktır. Proje kapsamında yer alacak çalışma grupları ise, J0 grubu (Kontrol Grubu; Grup 1) 4 hafta boyunca günde bir şişe maden suyu (500 ml) tüketen ve içerisinde herhangi bir meyve ekstresi uygulanmayan grup, (n=6); J100 grubu (Grup 2) 4 hafta boyunca günde bir şişe maden suyu (500 ml) içerisinde jackfruit meyve ekstresi oral yolla 100 mg/kg kullanacak grup, (n=6); J200 grubu (Grup 3) 4 hafta boyunca günde bir şişe maden suyu (500 ml) jackfruit meyve ekstresi oral yolla 200 mg/kg kullanacak grup, (n=6); J300 grubu (Grup 4) 4 hafta boyunca günde bir şişe maden suyu (500 ml) liçi meyve ekstresi oral yolla 300 mg/kg kullanacak grup, (n=6) olmak üzere 4 grup ve toplam 24 sporcudan oluşturulacaktır.30 gün sürecek olan çalışma gruplarında yer alan bireylerin meyve ekstre tüketim zamanı, antrenman öncesi en az 2 saat öncesi olması koşuluyla tüketimi sağlanacaktır. Çalışma gruplarında yer alacak bireyler haftada 5 gün 1.5 saatlik süre (Saatleri 16:00-18:00) olmak üzere 30 gün boyunca antrenman uygulanacaktır. Araştırma gruplarında yer alacak bireylerin toplam canlı ağırlık ortalaması eşit olacak şekilde tesadüfi deneme düzeni kullanılacaktır. Çalışmanın başlangıcı, 0. 15. 30. günlerinde ilk antrenman günü ve sonu olmak üzere tükürük örnekleri alınacaktır. Tükürük örnekleri alınacak olup analiz işlemi gerçekleşinceye kadar -20 C°'de saklanacaktır. Tükürük örneklerinde Adipokin, Serebral yanıtı ile incelenmesine yönelik parametreler olan İrisin, Omentin-1 ve BDNF düzeyleri ELISA yöntemiyle çalışılacaktır. Kognitif performans düzeyi saptanacak, antropometrik ölçümleri yapılacaktır. Araştırmanın sonucunda elde edilecek veriler SPSS Statistics programında analiz edilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yüzme kurslarına katılan kız ve erkek çocuklarda 8 haftalık uygulanan temel yüzme eğitiminin esneklik, kuvvet ve motor gelişimine etkisinin incelenmesi

    Kübra Gül Kaplan

    Spor, insanların dengeli ve sağlıklı bir yaşam sürebilmesi, sosyalleşebilmesi, ileriki yaşlarda daha dinç ve vücudun işlevini daha rahat yerine getirebilmesi için oldukça gereklidir. Günümüzde uzun süre oturarak çalışan, internet bağımlılığı ile sürekli ekrana maruz kalan, hareketten uzak bireylerin çoğunda ağrılar, obezite, bitkinlik, mutsuzluk, asosyallik artmaya başlamıştır. Bunun yanında halk eğitim merkezleri, gençlik ve spor merkezleri gibi kurumlarda ücretsiz yararlanılabilen sporlar, aktivite programları, rekreasyon etkinlikleri de son zamanlarda fazlaca talep görmektedir. Giderek artan spor salonları ve özel kulüplerde spor yapan bireylerin sayısı artmasına rağmen, harekete gerek duymayan, zaman bulamayan, bazen de maddi olanaksızlıktan dolayı spordan uzak kalmak zorunda olan bireyler de görülmektedir. Çalışmada, yüzme kurslarına katılan kız ve erkek çocuklarına uygulanan 8 haftalık temel yüzme eğitiminin esneklik, kuvvet ve motor gelişimine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmamıza 6-13 yaş aralığında 22 kız, 15 erkek kursiyer katılmıştır. Çalışmamızda nicel araştırma yöntemlerinden tek gruplu deneysel desen kullanılmıştır. 8 haftalık dersin başlangıcında antropometrik ölçümler için boy, kilo, kulaç, el-ayak uzunluğu alınmış, esneklik ölçümü için otur eriş testi uygulanmış, kuvvet ölçümü için de el pençe kavrama aleti kullanılmıştır. 8 haftalık ders bitiminde aynı testler tekrarlanmış veriler değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde değişkenler için ölçümlerin aritmetik ortalama, standart sapma ve standart hata ortalama değerleri ayrı ayrı hesaplanarak hem öntest hem sontest için raporlanmıştır. Normallik koşulunu sağlayan değişkenlerde yüzme eğitiminin etkisini test etmek amacıyla bağımlı örneklemler t-testi (paired samples t-test) kullanılmıştır. Bu test ile öntest ve sontest arasındaki ortalama farkın istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığı değerlendirilmiştir. Anlamlı farklılığın yakalandığı değişkenlerde etki büyüklüğü hesaplanmış ve Cohen'in d katsayısı raporlanmıştır. Analiz sonucu temel yüzme eğitiminin kursiyerlerin boy uzunluğu, kilo, kulaç uzunluğu, el uzunluğu (sağ ve sol) ve ayak uzunluğu (sağ ve sol) ortalamaları öntest ve sontest sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunurken BKI, esneklik ve el pençe kuvveti (sağ ve sol) ortalamaları öntest ve sontest sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmemiştir. Bu sonuçlar temel yüzme eğitiminin 6-13 yaş grubunun bazı antropometrik özelliklerine olumlu katkı sağladığını ortaya koymaktadır

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Aspir bitkisinin bilinirliği ve tüketimine yönelik bir araştırma: Bayburt ili örneği

    Atilla Güney

    Bu çalışma, organik aspir bitkisinin yerel düzeyde daha fazla tanınmasını sağlama ve Bayburt ölçeğinde organik aspir bitkisinin bilinirliği ve tüketimine yönelik araştırma amacıyla yapılmıştır. Aspir bitkisi, organik tarımın önemli bir bileşeni olarak kabul edilmektedir ve bu nedenle doğru yetiştirme koşullarının ve uygun ekim alanlarının belirlenmesi organik tarımın başarısı için kritik bir adımdır. Çalışma kapsamında, aspir bitkisinin Bayburt ölçeğinde bilinirliği ve tüketimine yönelik bir araştırma yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarının, aspir bitkisine yönelik organik tarımın teşvik edilmesi ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının geliştirilmesi açısından önemli olacağı düşünülmektedir. Bayburt ölçeğinde aspir bitkisinin başarılı bir şekilde yetiştirilmesi, hem çevresel hem de ekonomik faydalar sağlayabilir ve organik tarımın yaygınlaştırılmasına katkı sağlayabilir. Bu nedenle, çalışma sonuçları organik tarım uygulayıcıları, çiftçiler ve yerel yönetimler için faydalı olabilir. Çalışmanın bulgularına bakıldığında ortaya çıkan faktörlerden "satın alma" boyutuna yönelik katılımcıların tutumunun en yüksek ortalamaya; "kullanım" boyutunun ise en düşük ortalamaya sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca "farkındalık" ile "kullanım" boyutu arasında en yüksek korelasyonun, yine "satın alma" ile "farkındalık" boyutuyla ise en düşük korelasyonun olduğu görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Ömer Nasuhi Bilmen'in "Hukûk-ı İslâmiyye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye Kâmusu" adlı eserinde küllî kâideler ve fürû fıkıh ile ilişkisi (Aile hukuku bağlamında)

    Sümeyye Yaşar

    Fıkıh, fürû fıkıh ve usûlü fıkıh olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Fürû fıkıh, fıkhın pratik boyutundaki meseleleri ele alırken, usûlü fıkıh; içeriğinde, fıkhın özünü ve mantığını oluşturan deliller ve yöntemlerin yanı sıra küllî kâideleri de içermektedir. Küllî kâideler, usûl ile fürû ilişkisinin kurulması ve anlaşılması noktasında yardımcı olmakla beraber, fıkıh ilminde önemli bir alt literatürü de oluşturur. Hukukun temel esaslarından biri olarak kabul edilen küllî kâideler, birçok fıkhî meseleyi kapsamasıyla hukuk tatbikatını kolaylaştırmakta, fürû fıkhın daha işlevsel ve anlaşılır olmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca, mezhepler bağlamında kullanılan usûlün tutarlılığını ortaya koyması bakımından başta Hanefî mezhebi olmak üzere diğer mezhepler tarafından da büyük bir önem atfedilmiştir. Küllî kâidelerin oluşumu ve gelişimi, fıkhın ilk dönemlerinden itibaren başlamış ve günümüze değin devam etmiştir. Klasik fıkıh anlayışının son dönemde özgün bir şekilde yansıtıldığı fürû fıkıh alanında yazılmış olan Ömer Nasuhi Bilmen'in, "Hukûk-ı İslâmiyye ve Istılâhâtı Fıkhiyye Kâmusu" adlı eseri bu özelliğiyle ayrı bir yere sahiptir. Bilmen'in, bu eserde, izlediği yöntem bağlamında Hanefî mezhebine göre meselelerin çözümüne yönelik olarak küllî kâidelere yer verdiği görülmektedir. Tezimiz, dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde, Bilmen'in hayatı ve eserlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, tezin konusunu oluşturan kavramlar üzerinde durularak bir giriş yapılmıştır. Burada ilk dönem fıkıh tarihi içerisinde, küllî kâideler literatürünün gelişimi ve fürû fıkıh ile ilişkisi ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, Bilmen'in "Hukûk-ı İslâmiyye ve Istılâhâtı Fıkhiyye Kâmusu" adlı eserinin genel bir tanıtımı yapılmış ve ardından Hanefî mezhebi literatüründeki yerine değinilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise, söz konusu eserin münâkehât ve müfârekât cildindeki aile hukukuna dair küllî kâidelerin neler olduğu tespit edilmiş ve fürû fıkıhla ilişkisi kurulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tükenmişlik sendromunun işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde örgütsel bağlılığın aracılık rolü

    Gülveren Koç

    Bu araştırmada tükenmişlik sendromu, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti kavramları çalışmanın değişkenleri olarak kullanılmış ve bu değişkenler arasındaki ilişki incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda tükenmişlik sendromu, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti kavramları ile ilgili mevcut literatür incelenmiş olup bu kapsamda bir araştırma yürütülmüştür. Çalışmamızda örneklem olarak Gümüşhane Üniversitesi bünyesinde görev yapmakta olan 256 akademik personel alınmış, akademisyenlere çevrimiçi olarak anket uygulanmış, 256 adet gönüllü çalışandan veri toplanmıştır. Uygulanan anketlerden elde edilen bu veriler SPSS Programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Tüm bu verilere faktör ve güvenirlik analizleri yapılmış çalışmanın hipotezleri bu analizler sonucunda test edilmiştir. Yapılan otokorelasyon, korelasyon, regresyon ve aracılık analizleri ile tükenmişlik, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti arasındaki nedensel ilişkileri ortaya koyulmuştur. Gruplar arasında fark olup olmadığını belilemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA), iki grup karşılaştırmalarında ise bağımsız örneklemler için t- testi uygulanmıştır. Sonuç olarak tükenmişlik ile örgütsel bağlılık arasındaki negatif ilişki olduğu belirlenmiş, tükenmişlik sendromunun çalışanların örgütsel bağlılığını anlamlı biçimde azalttığı tespit edilmiştir. Örgütsel bağlılık ile işten ayrılma niyeti arasında ise güçlü ve negatif bir ilişki olduğu, çalışan örgüte ne kadar bağlıysa işten ayrılmayı o denli az düşündüğü ve tükenmişlik sendromunun işten ayrılma niyetini artırıcı etkisinin, kısmen çalışanların örgüte bağlılıklarının azalmasından kaynaklandığını ve örgütsel bağlılığın kısmi aracılık rolü olduğu bulunmuştur. Veriler tablolar halinde sunulan bu sonuçlar tek tek yorumlanmış sonuç ve öneriler çalışmaya eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik sendromu, işten ayrılma niyeti, örgütsel bağlılık.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Örgütsel sessizlik, örgütsel iletişim iklimi ve çalışan performansı ilişkisi

    Nuray Karahan

    Bu araştırmada örgütsel sessizlik, örgütsel iletişim iklimi ve çalışan performansı kavramları çalışmanın değişkenleri olarak kullanılmış ve bu değişkenler arasındaki ilişki incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda örgütsel sessizlik, örgütsel iletişim iklimi ve çalışan performansı kavramları ile ilgili mevcut literatür incelenmiş olup bu kapsamda bir araştırma yürütülmüştür. Bu amaca ulaşmak için Bayburt Üniversitesi bünyesinde görev yapmakta olan 803 akademik ve idari personele çevrimiçi olarak bir anket uygulanmış, 294 adet gönüllü çalışandan veri toplanmıştır. Uygulanan anketlerden elde edilen bu veriler SPSS Programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Tüm bu verilere faktör ve güvenirlik analizleri yapılmış çalışmanın hipotezleri bu analizler sonucunda test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; örgütsel sessizliğin örgütsel iletişim iklimi üzerindeki etkisinin pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Örgütsel iletişim ikliminin ise çalışan performansı arasındaki ilişkinin de yine pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Örgütsel sessizlik ve çalışan performansı incelendiğinde ise örgütsel sessizliğin çalışan performansına etkisinin düşük bir oran olsa da pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel sessizlik, örgütsel iletişim iklimi ve çalışan performansı ilişkisi incelenirken yapılan tüm analizler çalışmanın bulgular kısmında yer almaktadır. Tablolar halinde sunulan bu sonuçlar tek tek yorumlanmış sonuç ve öneriler çalışmaya eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel sessizlik, örgütsel iletişim iklimi, çalışan performansı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Presenteeism'in iş performansı üzerine etkisinde algılanan sosyal desteğin aracılık rolü: Sağlık çalışanlarına yönelik bir uygulama

    Fatih Hüseyin Pekmezci

    Bu tez çalışmasının amacı, presenteeism ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişki, algılanan sosyal destek ve iş performansı arasındaki ilişki, presenteeism ve iş performansı arasındaki ilişki ve presenteeism'in iş performansı üzerine etkisinde algılanan sosyal desteğin aracılık rolünü belirlemektir. Çalışmanın teori bölümünde presenteeism, iş performansı ve algılanan sosyal destek kavramsal olarak açıklanmıştır. Literatürde bu üç değişkenler ilgili çalışmalar incelenmiş ve bu doğrultuda araştırma modeli oluşturularak çalışmanın hipotezleri geliştirilmiştir. Geliştirilen bu hipotezlerin analiz edilebilmesi amacıyla anket tekniği ile Bayburt Devlet Hastanesi çalışanlarından 379 adet veri alınmış ve SPSS ve JAMOVİ programları aracılığıyla analizler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlarda presenteeism ve iş performansı arasındaki ilişki ve algılanan sosyal destek ve iş performansı arasındaki ilişkinin anlamlı bulunduğu, presenteeism ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin anlamlı bulunmadığı, algılanan sosyal desteğin; presenteeism'in iş performansı üzerine etkisinde aracılık rolü bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Presenteeism, iş performansı, algılanan sosyal destek.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    6-9 yaş grubu kız ve erkek çocuklara 8 haftalık uygulanan temel cimnastik eğitimi ve oyunun fiziksel uygunluklara ve motor gelişimine etkisinin incelenmesi

    Fetane Uluca

    Bu araştırma, nicel araştırma yöntemi temel alınarak deneysel model çerçevesinde yürütülmüş ve 6–9 yaş grubundaki kız ve erkek çocuklara sekiz hafta boyunca uygulanan temel cimnastik eğitimi ile oyun temelli etkinliklerin, çocukların fiziksel uygunluk düzeyleri ve motor gelişimleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Deneysel desenlerden tek gruplu ön test–son test modeli tercih edilmiş; bağımsız değişken olarak temel cimnastik ve oyun programı, bağımlı değişkenler olarak ise dayanıklılık, kuvvet, esneklik gibi fiziksel uygunluk bileşenleri ile denge, çeviklik ve koordinasyon gibi motor beceriler ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini, bir il merkezindeki cimnastik kulüplerine devam eden 6–9 yaş arası çocuklar oluşturmuş; örneklemini ise gönüllü katılım sağlayan 21'i kız, 19'u erkek olmak üzere toplam 40 öğrenci meydana getirmiştir. Çalışma grubu kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenmiş, katılım için yaş aralığı, kulübe düzenli devam etme, engel bulunmaması, gönüllülük ve sekiz haftalık programa düzenli katılım ölçütleri dikkate alınmıştır. Veri toplama sürecinde otur–uzan testi, durarak uzun atlama, el pençe kuvveti, derinlik esnemesi ve asılı kol çekiş gibi standart testler uygulanmış; Techfit dijital baskül, sabit metre ve TKK el dinamometresi gibi araçlar kullanılmıştır. Eğitim programı haftada iki gün, 40–60 dakikalık oturumlarla toplam 16 ders olarak uygulanmış, ölçümler ön test ve son test olarak aynı koşullarda alınmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş, ön test–son test farklarını belirlemek için bağımlı örneklemler t-testi (paired samples t-test) uygulanmış ve anlamlılık düzeyi p < .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçları, temel cimnastik eğitimi ve oyun temelli etkinliklerin çocukların fiziksel uygunluk ve motor becerilerinde anlamlı gelişmeler sağladığını göstermektedir. Bu doğrultuda, ilkokul düzeyinde cimnastik temelli programların yaygınlaştırılması, ders içeriklerinde esneklik, kuvvet ve dengeye yönelik daha sistematik çalışmaların yer alması ve ailelerin çocukları düzenli spor faaliyetlerine yönlendirmesi önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İmam Şâfiî'nin Divan'ının edebi açıdan incelenmesi

    Hikmet Has

    İmâm Şâfiî, hem İslâm hukûkunda hem de edebiyât ve şiir alanında da önemli bir şahsiyettir. Kendisiyle ilgili yapılan araştırmaların çoğu fıkıhtaki yönünü dikkate almaktadır ama edebî kişiliğine ihmalkâr davranmaktadır. Arap gramercileri ve edebiyâtçıları tarafından kendisinden hep övgüyle söz edilir. Şiirlerinde ele aldığı konuları toplumun tüm kısımlarına aktarır. Bu durumun altında yatan sebep, şiirlerinde anlaşılır ve yalın bir dil kullanmış olmasıdır. Ḳur'ân, edebiyât, hadîs ve dil eğitiminin te'sîri şiirlerinde net olarak hissedilmektedir. Şiirlerini oluştururken kelime seçiminde hassas davranır ve okyucusunu şiirlerindeki anlam katmanlarına doğru çeker. İmâm Şâfiî'nin şiirlerindeki konular geniş bir yelpazeye sahiptir. Şiirlerinde ele aldığı konular; yaşam tecrübeleri, inanç, ahlâk, öğüt, ilim, tasavvuf gibi birbirinden farklı alanları kapsar. Bu farklı alanlar hem toplum hem de insan için sanat anlayışını içşelleştirdiğini bize göstermektedir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; İmâm Şâfiî'nin ilmî hayatı ile edebî kişiliği ve eserleri ele alınmaktadır. İkinci bölümde; dîvânının tanıtımı ve konu yapısının incelenmesi, üçüncü bölümde ise dîvânın edebî yönden incelenmesi çalışmaya dâhil olmaktadır. İmâm Şâfiî'nin dîvânından seçilen şiirlerin, belâgat ilimleri açısından tahlîlleri yapılmaktadır. Yani bu çalışmada İmâm Şâfiî'nin şiirlerindeki edebî sanatları analiz ederek belâgat ilmini, bu ilmi oluşturan me'ânî, beyân ve bedî' ilimlerini tanımak ve bu ilimlerin konularını uygulamalı olarak gösterme amaçları yer almaktadır. Söz konusu çalışma, literatür ve kaynak tarama yöntemlerinden oluşmaktadır. Dîvândan seçilen şiirlerin edebî analizleri, çözümleme yolları belâgat ilmiyle alâkalı kaynaklar dikkate alınarak yapılmaktadır. Çalışmanın sonunda hem İmâm Şâfiî'nin ilmî hayatı, edebî kişiliği, eserleri, dîvânı hakkında bilgi sahibi olunmakta hem de şiirlerinde kullanmış olduğu çeşitli edebî sanatların neler olduğu ve uygulamalarının nasıl yapıldığı yer almaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kur'ân-ı Kerîm'de helâk olan kavimler bağlamında iş, ticaret ve yönetim ahlâkı

    Orhan Yalvaç

    İnsanlara rehberlik etmek üzere indirilen Kur'ân-ı Kerim'de kıssalar önemli bir yer tutmaktadır. Yaşanmışlıklar üzerinden hayata dokunan kıssalar, eğitici özellikleriyle insanlara dünyevi ve uhrevi açıdan ibretler sunmakta ve onların hayatlarına çekidüzen vermelerini sağlamaktadır. Aynı şekilde helâk olan kavimler inançsızlık, zulüm ve ahlâki zaaflar bakımından eleştirilmektedirler. Ayrıca helâk kıssaları, helâk olan kavimlerle benzer suçları işleyen günümüz toplumlarına da birçok açıdan ibret dersleri sunmaktadır. Bu çalışmada helâk olan kavimler bağlamında, iş, ticaret ve yönetim ahlâkı ele alınmakta ve önceki toplumların helâk sebepleri üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda, günümüz toplumlarının ahlâki sorunlarıyla karşılaştırmalar yapılarak bazı çözümler sunulmaya çalışılmaktadır. Toplumları helâk sürecine götüren davranışlar irdelenerek günümüz toplumlarının benzer yanlışlardan ve kötü sondan korunması noktasında Kur'ân'ın rehberliği ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Önceki toplumlar, iş, ticaret ve yönetim ahlâkı açısından incelenmekte ve insanların daha adaletli ve düzgün bir yaşam sürmeleri için öneriler yapılmaktadır. Bu çalışmada, ilgili âyetlerden, klasik ve modern tefsirlerden, ilgili makale ve tez çalışmalarından faydalanılmaktadır. Bu bağlamda Kur'ân çerçevesinde, adalet, dürüstlük ve sorumluk gibi özelliklerin, insanlar ve toplumların dengeli bir şekilde işleyişindeki önemi vurgulanmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İslam hukuk usûlünde taabbudî hüküm ve ta'lili hüküm ayrımı

    Aysel Çelik

    İslam fıkhının metodolojisi incelendiğinde taabbüdî ve ta'lîlî hükümlerin, İslam hukukunun temel dayanaklarını oluşturduğu ve hükümlerin belirlenmesinde kurucu bir işlev üstlendiği görülmektedir. Bu hükümler yalnızca fıkhî hükümlerin mahiyetini tayin etmekle kalmayıp aynı zamanda metodolojik çerçevenin inşasında da belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, taabbüdî ve ta'lîlî hükümlerin lügat, ıstılah ve teknik anlamları ayrı ayrı ele alınarak, İslam fıkhındaki işlevsel yönleri ortaya konulmaktadır. Söz konusu hükümler, usûl-i fıkıh ve fürû'u fıkıh açısından ayrı ayrı incelenmiş ve ilgili örneklerle açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. İslam fıkhının evrenselliği ile esnekliği arasındaki dengeyi kurabilmek için taabbüdî ve ta'lîlî hükümlerin sınırlarının titizlikle belirlenmesi gerekmektedir. İslam hukukunu diğer hukuk sistemlerinden ayıran temel hususlardan biri, hükümlerin hem evrensel bir mahiyete sahip olması hem de değişen zaman ve mekâna uyum sağlayabilecek esneklik gösterebilmesidir. İslam fıkhının evrenselliği her toplum ve çağ için geçerli temel hükümlerin varlığına dayanır ki bu tür hükümler en iyi şekilde taabbüdî karakterli normlarla açıklanabilir. Bununla birlikte, İslam hukukunun esnek bir yapıya sahip olması da zorunludur; zira, hukukun değişen ve gelişen dünyayı yakalayabilmesi farklı toplum ve kültürel yapılarla uyum içinde varlık gösterebilmesi açısından bu özellik büyük önem arz etmektedir. İslam hukukunun bu esnek yapısını en iyi ifade eden ise ta'lîlî hükümlerdir. Bu çalışmanın temel amacı, İslam fıkhının evrenselliği ile esnekliği arasındaki dengenin doğru tespit edilmesine katkı sağlamaktır. Zira bu denge sağlanamadığında çeşitli problemler ve farklı fikir akımları ortaya çıkabilmektedir. Bu bağlamda, çalışmada farklı düşünce akımlarına da yer verilerek taabbüdî ve ta'lîlî hükümlerin doğru bir şekilde belirlenmesinin ve İslam hukukunun evrensel ilkeleri ile esneklik kapasitesi arasındaki dengeyi sağlamanın önemi vurgulanmaktadır.