Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Core çalışmalarının 200 metre serbest teknik yüzme kinematik değerlerine etkisi

    Muhammed Ali Gökce

    Bu araştırmanın amacı, core çalışmalarının 200 metre serbest teknik yüzmenin kinematik değerlerine etkisini incelemektir. Araştırmaya 20 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Deney grubu (yaş;11.8±0.42) ve kontrol grubu (yaş;10.6±0.69) olmak üzere kolayda örnekleme yöntemiyle 10'ar kişilik 2 gruba ayrılmıştır. 12 haftalık core antrenman programı uygulanmadan önce ve sonra sporcuların tüm sporcuların belirlenen ölçümleri kayıt altına alınmıştır. Deney grubuna haftada 2 gün yüzme antrenmanlarına ek olarak core çalışmaları yaptırılmıştır. Kontrol grubu ise core çalışmalarına dahil edilmemiş ve sadece yüzme antrenmanlarına devam etmişlerdir. Araştırmada elde edilen veriler normal dağılım göstermiştir. Bu sebeple verilerin analizinde iki yönlü karışık model anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sporcuların kol sayısı, su altı mesafesi ve derecelerinde anlımlı bir farklılık görülürken (p<0.05) uçuş mesafesine değişkeninde anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0.05). Core çalışmalarının kol sayısı ve su altı mesafesi gibi kinematik değerlere olumlu yönde katkıda bulunurken sporcuların performanslarına da olumlu yönde katkıda bulunduğu fakat uçuş mesafesini her hangi bir katkıda bulunmadığı sonucuna varmıştır. Anahtar Kelimeler: Yüzme, core antrenman, kinematik, performans.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    A356 alaşımın dökümünde fe içeriğine bağlı mn ilavesinin etkisinin incelenmesi

    Nurdan Alkan

    Alüminyum döküm alaşımları, yüksek mukavemet, yüksek korozyon dayanımı, yüksek termal iletkenlik ve düşük yoğunluk gibi üstün özelliklerinden dolayı başta otomotiv olmak üzere birçok endüstriyel alanlarda yaygınca kullanılmaktadır. Ancak gelişen teknolojiyle birlikte alüminyum dökümlerinin kalitesinin artırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca alüminyum alaşımlarının dökümünde ikincil alüminyum kullanımı; çevre, maliyet ve hammadde kaynaklarının azalmasına bağlı olarak gerekli bir süreçtir. Ancak hurda kullanımında özellikle Fe içeriğine bağlı olarak çeşitli kırılgan fazlar ortaya çıkması ve mekanik özelliklerde olumsuz etkileri bilinmektedir. Alüminyum döküm alaşımlarında mekanik özellikleri (çekme mukavemeti, uzama, yorulma ömrü vb.) iyileştirebilmek için alaşımda bulunan gözeneklilik ve yapısal kusurların sayısının en aza indirilmesi gerekmektedir. Alüminyum döküm alaşımlarının mekanik özelliklerini etkileyen ez zararlı elementlerden biri Fe elementidir. Alaşım içinde bulunan Fe elementi alaşımdaki diğer elementler ile bağlanarak intermetalikler oluşturmaktadır. Oluşan bu intermetalik bileşiklerin mekanik özellikler, gözeneklilik, dökülebilirlik, korozyon direnci ve yüzey işlemlerine olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Bu kapsamda Fe elementinin zararlı etkilerinin giderilmesi ve alaşımlarından kalite beklentisindeki artışa bağlı olarak farklı alaşım elementi ilaveleri ile dökümler yapılması ve üretimde yeni teknoloji kullanımları üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmada farklı Fe içeriklerine sahip A356 hurda alaşımının içerisinde değişen oranlara Mn ilavesi yapılarak döküm deneyleri gerçekleştirilmiştir. Böylece alaşımda Fe ve Mn etkileri kapsamlı deneyler ile değerlendirilmiştir. Bu kapsamda sıvı metal temizleme yönteminin hurdadan kaynaklı etkiyi nasıl ve hangi oranda ortadan kaldırdığı belirlenerek akıcılık, mekanik özellikler ve mikroyapı özellikleri değerlendirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Etik liderlik ve işe yabancılaşma arasındaki ilişki: Örgüt ikliminin rolü-Kamu çalışanları örneği

    Hanifi Mehmet İtik

    Günümüzde örgütlerin artan büyüklüğü ve karmaşıklığı, liderlik kavramının etik ilkelere dayalı bir yönetim anlayışıyla yeniden ele alınmasını gerektirmektedir. Etik liderlik, çalışanların katılımını artıran, güveni pekiştiren ve iş birliğini teşvik eden bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışma, etik liderliğin işe yabancılaşmayı azaltmadaki etkisini ve örgütsel iklimin bu ilişkideki aracılık rolünü incelemeyi hedeflemektedir. Bayburt ilinde bulunan kamu kurumlarında çalışan 400 katılımcıdan anket yoluyla toplanan veriler, nicel yöntemlerle analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesi sonuçları, etik liderliğin işe yabancılaşmayı anlamlı ölçüde azalttığını ve örgütsel iklimin bu ilişkide kısmi bir aracılık rolü oynadığını ortaya koymuştur. Bulgular, pozitif bir örgütsel iklimin etik liderliğin etkinliğini artırdığını, etik liderlik davranışlarının işe yabancılaşma duygusunu azalttığının, olumsuz bir örgüt iklimin ise bu süreci zayıflatabileceğini göstermektedir. Tezin teorik kısmında, etik liderlik, örgütsel iklim ve işe yabancılaşma kavramları detaylı bir şekilde ele alınmış; ampirik analizde ise literatür taramasına dayalı bulgular değerlendirilmiştir. Çalışma, etik liderlik ve örgütsel iklimin çalışan bağlılığı ve örgütsel performans üzerindeki kritik önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, etik liderlik uygulamalarını destekleyecek stratejik öneriler sunarak literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir. Çalışmada; sırasıyla SPPS'te güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılmış, AMOS'ta doğrulayıcı faktör analizi ile birlikte yapısal eşitlik modellemesi yapılırken aynı zamanda JAMOVİ'de, aracılık etkisinin doğru ve daha net bir şekilde ifade etmesi sebebiyle bootsrap (veri büyütme) yöntemi tercih edilerek analizler gerçekleştirilmiştir. Bunlarla birlikte temel model Baron ve Kenny yol modeli ile birlikte Hayes teorik modeli önerisine göre ele alınmıştır. Çalışma iki istatistiksel yöntemi birlikte ele alması ve üç ayrı paket programının eşgüdümlü olarak kullanılabilmesi sebebiyle de literatüre istatistiksel olarak özgün bir katkı sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Hayvansal üretim yapan işletmelerin genel durumu ve COVİD-19 etkisi üzerine yapılacak olan anketin incelenmesi

    Nazan Yasul Ergezer

    Bayburt ilinin geniş mera alanları, Çoruh havası ile Kelkit vadisi arasındaki bulunması, sanayi kuruluşlarına uzak olması ve bölgedeki çiftçilerin gübre kullanımının düşük olmasıyla organik bir alan olarak kabul edilmektedir. Bu bakımdan ili en önemli ekonomik kaynağı olarak tarım ve hayvancılık ön plana çıkmaktadır. Fakat 2019 yılının sonlarına doğru başta Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan daha sonra tüm dünyaya yayılan covid-19 tüm dünyada başta insanların evlerine kapanmaları, seyahat kısıtlamaları, gıda tedarik zincirindeki sıkıntılar ve ekonomik kapsamda daralmalar ile kendini gösteren en dönemli salgın hastalıklardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda Covid 19 sürecinde Bayburt'taki çiftçiler (175 adet), hayvansal ürün üreten işletmeler (49 adet) ve satış yapan marketler (163 adet) üzerindeki etkilerini incelemek üzere anket çalışması yapılmıştır. Bu çalışma ile Bayburt ilindeki çiftçilerin, ürün üreten işletmelerin ve marketlerin genel demografik özeliklerinin incelenmesi sağlanmıştır. Çalışmada anket yöntemi kullanılmış ve üreticilerden elde edilen veriler SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler ANOVA testi, T-testi ve Korelasyon analizleri uygulanmış ve sonuçlar çalışmada değerlendirilmiştir. Çalışma değerlendirildiğinde çiftçilerin büyük bir çoğunluğunun covid 19 döneminde Tarım ve Ormancılık Bakanlığının desteklerinden faydalandığını ancak bu desteklerin yeterli olmadığını daha fazla destek sağlanması gerektiğini, tüketicilerin bu dönem içinde et ve süt ürünlerine karşı talebin azaldığını, hayvan yemlerini bulmada kısmen de olsa sıkıntı yaşandığını ve bu dönemde tüketicilerin doğal beslenmeye önem vermeye başladığı ifade edilmektedir. Ek olarak bu dönemde hayvan sağlığını ve gerekse gelen ziyaretçilerini, işçilerin sağlığını korumak için tedbirler aldıklarını, temizliğe daha çok önem verdiklerini ve bu kapsamda temizlik malzemesi ile ekipmanlarına daha fazla maliyetlerin arttığını belirtmişledir. Hayvansal ürün üreten işletmelerde çiğ süt depolama tanklarının yeterli olmadığı, üretimin azaldığı, temizlik tedbirlerine bağlı olarak iş gücü ile temizlik masraflarının arttığı belirtilmiştir. Covid 19 döneminde marketlerin et ve süt ürünlerinin temini noktasında sıkıntı yaşadıkları, yaşanan tedarik sıkıntısına bağlı olarak market gelirlerinin azalması ile küçülmeye gidildiği ve halkın genel olarak et ve süt ürünlerine karşı tüketim alışkanlıklarının değiştiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak dünya genelinde covid 19 salgının dünya genelinde ekonomik acıdan büyük sıkıntılara sebep olmuştur. Ülkemizde de özelikle tedarik zincirindeki sıkıntılar ve halkın hayvansal ürünlere karşı oluşan korkusu çiftlerimiz ve marketleri olumsuz yönde etkilemiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Örgütsel adalet, örgütsel özdeşleşme ve yöneticiye duyulan güven ilişkisi

    Gökhan Abacı

    Bu çalışmanın temel amacı, örgütsel adalet ve yöneticiye duyulan güvenin, Bayburt ili ortaokullarında çalışan öğretmenlerin örgütsel özdeşleşme düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Tez üç ana bölümden ve bunlara bağlı alt başlıklardan oluşmaktadır. Birinci bölümde; örgütsel adalet, örgütsel özdeşleşme ve yöneticiye duyulan güven kavramları kuramsal çerçevede ele alınmıştır. İkinci bölümde araştırmanın yöntemi, deseni, evreni ve örneklemi gibi unsurlar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise elde edilen bulgular ve analiz sonuçları ayrıntılı olarak sunulmuştur. Araştırmanın örneklemini, Bayburt İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada nicel yöntemlerden biri olan anket yöntemi tercih edilmiştir. Bu doğrultuda, toplam 379 öğretmene; 6'sı demografik olmak üzere, örgütsel adalet ölçeğinden 20, örgütsel özdeşleşme ölçeğinden 6 ve yöneticiye duyulan güven ölçeğinden 5 olmak üzere toplam 31 soru yöneltilmiştir. Yeterli sayıda veri toplandıktan sonra analizler SPSS programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin istatistiksel değerlendirilmesinde değişkenler arasındaki ilişki düzeylerini ortaya koymak amacıyla korelasyon analizi, bağımlı değişkenin bağımsız değişken üzerindeki etkisini belirlemek için regresyon analizi kullanılmıştır. Gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA), iki grup karşılaştırmalarında ise bağımsız örneklemler için t-testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, örgütsel adalet ve alt boyutları olan (dağıtım adaleti ve etkileşim adaleti) örgütsel özdeşleşmeyi olumlu etkilediği ve yöneticiye duyulan güvenin de örgütsel özdeşleşmeyle pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğu anlaşılmıştır. Bağımsız değişekenlerimiz olan örgütsel adalet ve ve alt boyutları olan (dağıtım adaleti ve etkileşim adaletiyle) yöneticiye duyulan güven arasında da pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel adalet, örgütsel özdeşleşme, yöneticiye duyulan güven.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Eğitim kurumlarında insan enerjisi ve çalışan performansı arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik bir araştırma: Gümüşhane ili örneği

    Bahtışen Güner

    Eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerde insan enerjisinin performansa etkisini inceleyerek iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlayan bu araştırma, nicel araştırma yöntemlerine uygun olarak hazırlanmıştır. Gümüşhane ilindeki eğitim öğretim kurumlarında fiilen çalışmakta olan 414 öğretmenden gönüllülük esasına göre veri toplanmış, veriler SPSS Paket Programı'nda analiz edilmiştir. Tüm bu verilere faktör ve güvenirlik analizleri yapılmış çalışmanın hipotezleri bu analizler sonucunda test edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA), iki grup karşılaştırmalarında ise bağımsız örneklem için t-testi uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre, insan enerjisi ile performans arasında pozitif yönlü, anlamlı ve güçlü bir ilişki bulunmuştur. İnsan enerjisinin alt boyutları ile performans arasında zihinsel, ruhsal ve fiziksel enerjide pozitif yönlü duygusal enerjide ise negatif yönlü anlamlı ilişki vardır. Bu sonuçlar, öğretmenlerin sahip olduğu enerjinin performanslarını oldukça güçlü bir şekilde etkilediğini ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tek seferde nazil olan sûrelerin yazılma süreci

    Abdulsamet Özdemir

    Bu çalışma, tek seferde nazil olan Mekkî ve Medenî sûrelerin Hz. Peygamber tarafından nasıl, ne zaman ve hangi yöntemlerle yazdırıldığına dair rivayetleri merkeze alarak, vahyin yazıya geçirilme sürecine dair özgün bir bakış açısı sunmaktadır. Kur'ân'ın sadece ezber yoluyla değil, aynı zamanda yazılı olarak da korunmasına yönelik çabalar, özellikle vahiy kâtipleri aracılığıyla sistemli bir şekilde yürütülmüştür. Bu bağlamda, vahyin indiği dönemde kullanılan yazı malzemeleri, kâtiplerin sayısı ve rolleri ile Hz. Peygamber'in bu süreci bizzat nasıl yönettiği konuları detaylı biçimde ele alınmıştır. Çalışmada, nüzûl ve tedvîn süreçleri arasındaki organik ilişki ortaya konmuş; sûrelerin topluca yazdırılması özelinde vahyin yazımında takip edilen yöntemler tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylece Kur'ân'ın erken dönemde yazıya geçirilmesine dair literatürde eksik kalan yönler tamamlanmaya ve araştırmacılara konuya dair derinlemesine bir perspektif sunulmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Çok kriterli karar verme yöntemi ve coğrafi bilgi sistemi kullanılarak Erzurum ili merkez ilçeleri için alternatif katı atık depolama alanlarının belirlenmesi

    Mustafa Furkan Özkan

    Erzurum ilinin Pasinler, Palandöken, Yakutiye ve Aziziye ilçelerini kapsayan bu çalışmada, uygun katı atık depolama alanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda uygun alanların belirlenmesinde Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) kullanılmıştır. Kriterlerin belirlenmesinde, literatür taraması, çalışma alanının coğrafi özellikleri ve temin edilebilen veriler önemli rol oynamıştır. Bu seçenekler doğrultusunda AHP yönteminde kullanılmak üzere, yüzey sularından uzaklık, yerleşim yerlerine uzaklık, havalimanına uzaklık, yollara uzaklık, demiryollarına uzaklık, heyelan alanlarına uzaklık, faylardan uzaklık, litoloji, toprak yapısı, arazi kullanımı, eğim ve bakı kriterleri belirlenmiştir. Bu verilerin her birine ikili karşılaştırma temelinde göreceli önem değeri atanmıştır. Belirlenen kriterlerin verileri çeşitli ulusal/uluslararası kamu kurumlarından ve açık kaynaklı veri tabanlarından elde edilmiştir. Tüm bu verilerin uygun formata dönüştürülmesinde (sayısallaştırma) ve üretilmesinde (sorgulama ve analiz) Coğrafi Bilgi Sistemi yazılımı olan ArcGIS programından yararlanılmıştır. Son aşamada ağırlıklandırılan verilerin haritaları üretilmiş, normalize ağırlık değerleri hesaplanarak uygunluk haritası oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda katı atık depolama alanı için beş adet ("Alternatif a", "Alternatif b", "Alternatif c", "Alternatif d" ve "Alternatif e") uygun alan belirlenmiştir. Bu alanlar Palandöken ve Aziziye ilçe sınırları içerisinde yer almaktadır. Alternatif katı atık depolama alanları arasında yüksek uygunluk değerine sahip olan "Alternatif a" alanı önerilmiştir. Bu alanın önerilmesinde Erzurum il merkezine yakın olması ve ulaşım açısından avantajlı konumda olması önemli rol oynamıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Toplumda gıda ilaç etkileşimleri konusunda bilgi ve farkındalık düzeyinin belirlenmesi: Erzurum örneği

    Meryem Kersen

    Gıda ve ilaç etkileşimleri, farmakoloji ve beslenme bilimlerinin kesişiminde önemli bir araştırma alanı olarak kabul edilmektedir. Bu etkileşimler, ilaçların emilim, dağılım, metabolizma ve atılım süreçlerini etkileyerek bireylerin sağlık durumunu ve tedavi başarısını doğrudan etkileyebilir. Özellikle sürekli ilaç kullanan bireylerde ve kronik hastalıklara sahip kişilerde bu durum daha belirgin bir sorun teşkil etmektedir. Bununla birlikte, toplumun büyük bir kısmında bu konuda yeterli bilgi ve farkındalık bulunmadığı gözlemlenmektedir. Bu çalışma, gıda-ilaç etkileşimleri ile ilgili toplumun bilgi düzeyini değerlendirmek ve bu alandaki bilgi eksikliklerinin sağlık üzerindeki olası sonuçlarını analiz etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada gıda-ilaç etkileşimlerinin mekanizmaları ele alınmıştır. Özellikle bazı gıdaların ilaç metabolizmasında rol oynayan enzim sistemlerini (örneğin, sitokrom P450 enzimi) nasıl etkilediği, ilacın biyoyararlanımını artırma veya azaltma potansiyeline sahip olduğu detaylandırılmıştır. Bunun yanında bazı gıdaların ilaçlarla olan kritik etkileşimleri üzerinde durulmuştur. Toplumun bilgi ve farkındalık düzeyini ölçmek amacıyla 400 kişiyle Erzurum ilini hastaların bilgi, tutum ve uygulamaları sayacak şekilde yürütülmüştür. Çalışmada anket yöntemiyle katılımcılardan yaş vb. bilgiler toplanmıştır ve katılımcılara gıda ilaç etkileşimlerine yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerini ölçen sorular sorulmuştur. Bu çalışma katılımcıların büyük bir kısmının gıda-ilaç etkileşimleri hakkında yetersiz bilgiye sahip olduğunu ve ilaç kullanım talimatlarına tam anlamıyla uymadığını ortaya koymuştur. Özellikle yaşlı bireyler, düşük eğitim düzeyine sahip gruplar bu konuda daha büyük bir bilgi eksikliği olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, gıda-ilaç etkileşimleri konusunda toplumda farkındalığı artırmaya yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir. Sağlık profesyonellerinin bu konuda eğitim alması ve hastaları daha etkin bilgilendirmesi gerektiği, toplumsal bilinci artırmak için kamu spotları, eğitim programları ve sağlık okuryazarlığını teşvik eden kampanyaların düzenlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, ilaç firmalarının, prospektüslerde yer alan bilgileri daha sade ve anlaşılır bir dilde sunmaları önerilmektedir. Bu tez, toplum sağlığına yönelik riskleri azaltmaya katkı sağlamayı ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik politika yapıcılar ve sağlık profesyonelleri için rehber bir kaynak oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gıda, ilaç, gıda ilaç etkileşimi, toplum sağlığı, bilgi düzeyi, farkındalık düzeyi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Modern dünya sistemi kuramı çerçevesinde Tanzimat Fermanın incelenmesi

    Recep Akdağ

    16. yüzyılda Avrupa'da iktisadi bir sistem olarak ortaya çıkan Modern Dünya Sistemi(MDS) 19. Yüzyıla gelindiğinde Fransız İhtilali, Sanayi İnkılabı ve Batı teknolojinin gelişmesiyle mevcut üretim seri üretime geçmiştir. Seri üretim, üretim fazlalığı oluşturmuş bu durumda dış pazar ihtiyacını gerektirmiştir. Sanayileşen merkez ülkeler dış pazar bulmak için yeni pazar arayışı içine girmiş ve böylece MDS bir dünya sistemi haline gelmiştir. MDS kendi içerisinde merkez ülke, çevre ülke ve yarı çevre ülke olarak kavramsallaşmıştır. Merkez, çevre, yarı çevre ülke olarak konumlanan dünya sistemi bu ülkeler arasındaki ilişkileri: ekonomik, siyasi, hukuki, idari ve toplumsal yönleriyle bir bütün halinde inceleyen bir sistem olmuştur. Bu nedenle çalışmada Türkiye'nin hukuki, siyasi ve idari alandaki dönüşümünü sağlayan en önemli temel anayasal metin konumundaki Tanzimat Fermanını, MDS teorisi çerçevesinde yeni bir okuma yaparak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla birincil ve ikincil kaynakların okunması yöntemiyle incelenen çalışmanın birinci bölümünde MDS tanımlanmış. İkinci bölümünde, Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile Tanzimat'a giden süreçte Osmanlı İmparatorluğunun mevcut ekonomik ve mali yapısı ile kendi içinde ve diğer devletlerle siyasi ilişkileri incelenerek Balta Limanı Ticaret Sözleşmesi değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat Fermanı MDS çerçevesinde ele alınmıştır. Yapılan okumalar ile Tanzimat Fermanının MDS çerçevesinde okunabileceği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Pembezâde Ahmed b. Osmân Efendi'nin Şerhu Kasîdeti Bânet Su'âd adlı eserinin 1–12. beyitler arasının tahkîki, tercümesi, dil, sarf, nahiv ve belâgat uygulamaları

    Üsame Babacan

    Bu tezde Pembezâde Ahmed b. Osmân Efendi'nin yazdığı Şerhu Kasîdeti Bânet Su'âd isimli eserin belli kısmının tercümesi ile dil, sarf, nahiv, belâgat uygulamaları ve tahkîkli metni ele alınmıştır. Sözü edilen kasîde Kâ'b b. Züheyr'in Hz. Peygamber'e sunduğu bu vesîleyle onun hırka-i saâdetine nâil olduğu Kasîdetü'l-Bürde'dir. Arap şiirinin en önemli örneklerinden biri olan ünlü kasîde, Câhiliyye şiirinin tüm özelliklerini içerisinde barındırması açısından, o dönemin şiir anlayışına ışık tutar niteliktedir. Bu önemine binâen kasîdenin üzerine birçok şerhler, tahmîsler ve taştîrler yazılmıştır. Hayatı hakkında kısıtlı bilgilere ulaşılmış olan Osmânlı âlimi Pembezâde Ahmed b. Osmân Efendi de yazdığı eserle Kasîdetü'l-Bürde şerh geleneğinin içerisine dâhil olmuştur. Çalışmaya konu olan eser incelendiğinde yazarın Arap diline ayrıntılarıyla hâkim olduğu görülmüştür. Bununla birlikte literatür taraması yapıldığında Pembezâde Ahmed b. Osmân Efendi'nin eserlerinin herhangi bir kapsamlı çalışmanın konusu olmadığı görülmüş, bu da bizi Şerhu Kasîdeti Bânet Su'âd'ı kütüphanelerin tozlu raflarından indirip ilim âleminin hizmetine sunmaya itmiştir. Çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında genel hatlarıyla tezin konusu, amacı ve öneminden bahsedilmiştir. Birinci bölümde kasîde sahibi Kâ'b b. Züheyr, ikinci bölümde şerh sahibi Pembezâde Ahmed b. Osmân Efendi, üçüncü bölümde tercüme, tahkîk ve şerhte takip edilen yöntem ve esaslar, şerhte temas edilen sarf, navih ve belâgat konuları, şerhte kullanılan kaynaklar verilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise şerhin tercümesi ve tahkîkli metni yer almaktadır. Yapılan çalışma süresince İsnad Atıf Sistemi İkinci Edisyon ve İSAM Tahkikli Neşir Esaslarında belirtilen yönergeler olabildiğince takip edilmiştir. Ayrıca okuyucuların metni kolayca anlayabilmesi için gerekli yerlerde konuyu açıklığa kavuşturmak için dipnotlar verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Cimnastik yapan sporcuların fitnessgram test bataryası ile fiziksel uygunluk düzeylerinin karşılaştırılması

    Alpaslan Faruk Arslan

    Bu çalışma "nicel araştırma modellerinden deneysel bir çalışma olup, gerçek deneme modellerinden ön test – son test deney kontrol gruplu model" (Karasar, 2010) tekniği kullanılarak sonuçlar elde edilecektir. Sonuçların elde edilmesinde kullanılacak materyaller; boy ölçüm aracı (stadio metre), vücut ağırlığı ölçüm aracı (baskül), sürat ölçüm aracı (fotosel) mezura,el kavrama kuvveti ölçüm aracı ve esnekliğin belirlenmesinde esneklik sehpası kullanılacaktır. Cimnastik yapan ve yapmayan sporcuların fiziksel uygunluklarını belirlemede Fitnessgram Test bataryasından yararlanılacaktır. Çalışmamız Kahramanmaraş/Elbistan İlçesinde 8-12 yaş aralığında en az 1 yıl cimnastik yapan 20 gönüllü sporcu ve cimnastik yapmayan 20 gönüllü sporcu ile yapılacaktır. Sporculara 8 hafta boyunca planlanmış 8 haftalık kuvvet esneklik ve dayanıklılık antrenmanları yaptırılacaktır. Deney ve kontrol gruplarının 8 haftalık antrenman öncesi tüm ölçümleri alınacak olup veriler kaydedilecektir. 8 haftalık antrenman sonrası deney ve kontrol gruplarından veriler elde edilecektir. Elde edilen veriler, spss paket programı ile analiz edilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Zeytinyağı bazlı propolis ekstraktından fenolik bileşik ekstraksiyonunun optimizasyonu ve ekstraktların antimikrobiyal aktivitesi

    Aleyna Mevlütoğulları

    Propolis bal arıları tarafından bitkilerin farklı kısımlarından toplanan reçinemsi bir üründür. Fakat, propolis doğrudan kovandan hasat edildiği ham şekli ile kullanıma uygun olmayıp, uygun çözücülerde ekstrakte edilerek tüketime sunulan doğal bir üründür. Bu nedenle propolise uygulanacak ekstraksiyon yöntemi ve ekstraksiyonda kullanılacak çözücünün seçimi oldukça önemlidir. Bu tez çalışmasında son yıllarda propolis ekstraksiyonunda çözücü olarak sıklıkla tercih edilmeye başlanan zeytinyağı kullanılarak geleneksel (maserasyon) ekstraksiyon yöntemine ait proses parametrelerinin optimizasyonunun yapılması ve ekstraktların antimikrobiyal aktivitesinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ekstraksiyon yönteminin propolisten toplam fenolik bileşik, antioksidan madde, krisin, galangin ve pinosembrin ekstraksiyonu üzerine etkisi belirlenmiştir. Sonuç olarak, yanıt yüzey yöntemi ile yaplan optimizasyon sonucunda optimum koşullar; 1:15 g/ml katı: çözücü oranı, 30.10 °C sıcaklık ve 9 günlük bir bekletme süresi olarak belirlenmiştir. Modelin arzu edilebilirlik değeri (d) ise 0.92 olarak saptanmıştır. Ek olarak antimikrobiyal aktivite sonuçları değerlendirildiğinde propolis ekstraktlarına karşı en duyarlı örneklerin Gram (+) bakteriler olduğu gözlemlenmiştir. Elde edilen tüm bu sonuçlar uygun ekstraksiyon parametreleri altında zeytinyağının propolis ekstraksiyonu için alternatif bir çözücü olabileceğini göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin internet kullanım alışkanlıkları ile giyilebilir teknolojik spor ürünlerine yönelik tutumlarının incelenmesi

    Ayşegül Anıl

    Bu çalışma, Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin internet kullanım alışkanlıkları ile giyilebilir teknolojik spor ürünlerine yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmış olup, bu model mevcut bir durumu olduğu gibi betimleyerek analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma grubunu, 2024-2025 akademik yılında Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören farklı bölümlerdeki öğrenciler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan bir ölçek formu kullanılmıştır. İlk bölümde demografik bilgilerin yer aldığı kişisel bilgi formu, ikinci bölümde ise Çar ve arkadaşları (2022) tarafından geliştirilen "Giyilebilir Teknolojik Spor Ürünlerine Yönelik Tutum Ölçeği (GTSÜYTÖ)" ve Özeren ve Akpınar (2016) tarafından geliştirilen "İnternet Kullanım Alışkanlıkları Ölçeği (İKAÖ)" kullanılmıştır. Dijital çağda internetin yaygın kullanımı ve giyilebilir teknolojilerin spora entegrasyonu, sporcuların performanslarını artırmada önemli bir rol oynamaktadır. Giyilebilir teknolojik spor ürünleri, profesyonel sporcuların yanı sıra öğrenciler ve amatör sporcular için de antrenman ve müsabakalarda kritik bir destek aracı haline gelmiştir. Bu çalışmada Literatürde, internetin bilgiye erişimdeki rolü incelenmiş ancak bu alışkanlıkların giyilebilir spor teknolojilerine olan tutumları nasıl şekillendirdiği yeterince detaylandırılmamıştır. Bu çalışma, öğrencilerin internet kullanım sıklığı ve amaçlarının, giyilebilir teknolojilere yönelik tutumlarını nasıl etkilediğini analiz ederek bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Araştırma bulguları, cinsiyet, yaş, mezuniyet durumu, spor yapma sıklığı ve internet kullanım amacı gibi değişkenlerin giyilebilir teknolojilere yönelik tutumlar üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Bireysel spor yapan, düzenli fiziksel aktivitede bulunan ve uzun süreli internet kullanıcılarının giyilebilir teknolojilere daha olumlu yaklaştığı belirlenmiştir. Ayrıca, internet kullanım süresi ve amacı, giyilebilir teknolojik spor ürünlerine yönelik tutumları doğrudan etkilemektedir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Boksörlerin ruminatif düşünceleri ile öz yeterlik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Rabia Oruçoğlu

    Bu araştırmanın temel amacı, boksörlerin ruminatif düşünceleri ile öz yeterlik algıları arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin demografik değişkenler doğrultusunda nasıl farklılık gösterdiğini analiz etmektir. Bu kapsamda, 2024 yılında aktif olarak boks yapan 368 boksör, örneklem grubu olarak belirlenmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelini kullanarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında, "Kişisel Bilgi Formu," "Spor Müsabakası Ruminasyon Ölçeği" ve "Öz Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi için ise yüzde ve frekans dağılımları, Spearman ve Pearson korelasyon analizleri, t-testi, regresyon analizi ve Mann-Whitney U testi gibi istatistiksel yöntemler uygulanmıştır. Araştırma bulguları, Spor Müsabakası Ruminasyon Ölçeği çerçevesinde cinsiyet, millilik durumu ve psikolojik destek alma durumu gibi demografik değişkenler arasında anlamlı bir fark olmadığını ortaya koymuştur. Ayrıca, aynı ölçek üzerinden yapılan analizlerde, yaş ve spor yaşı değişkenleri ile herhangi bir ilişki gözlemlenmemiştir. Öz Yeterlik Ölçeği bağlamında gerçekleştirilen analizlerde ise, cinsiyet ve psikolojik destek alma durumu değişkenlerinde anlamlı bir fark bulunmadığını göstermektedir. Öte yandan, milli sporcu olma durumu değişkeni açısından öz yeterlik algısında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Yaş ve spor yaşı değişkenlerine dair yapılan incelemelerde ise hem Spor Müsabakası Ruminasyon Ölçeği hem de Öz Yeterlik Ölçeği arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Ölçekler arasındaki korelasyon analizine göre, Spor Müsabakası Ruminasyon Ölçeği ile Öz Yeterlik Ölçeği arasında negatif yönde, düşük düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Son olarak, Spor Müsabakası Ruminasyon Ölçeği ve Öz Yeterlik Ölçeği'nin yordamasına dair yapılan regresyon analizin, anlamlı farklılık olduğunu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bayburt ilinde çiftçilerin hayvancılık desteklerinden yararlanma seviyelerinin analizi

    Ömer Şentürk

    Bu çalışmanın amacı, 2017-2021 yılları arasında Bayburt ilinde hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren üreticilerin tarımsal desteklemelerden yararlanma düzeyi ile tarımsal işletmeler üzerindeki etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırma materyali, birincil ve ikincil veri kaynaklarından toplanmıştır. Araştırmanın birincil veri kaynaklarını, Bayburt ili Merkez, Aydıntepe ve Demirözü ilçeleri ve bağlı köylerinde hayvan yetiştiriciliği yapan ve hayvancılık desteklemelerinden faydalanan basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 361 işletme sahibi ile yüz yüze yapılan anket yoluyla elde edilen bilgiler oluşturmuştur. Ayrıca çeşitli kurum ve kuruluşların (Tarım ve Orman Bakanlığı, Bayburt İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (Food and Agriculture Organization, FAO), Türkye İstatistik Kurumu (TÜİK)) konu ile ilgili verileri araştırmanın ikincil veri kaynaklarını oluşturmuştur. Çalışmada, çiftçilere ait özelliklerin ortaya konulabilmesi açısından crosstab analizi, desteklemelerden faydalanma düzeylerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesinde ise karar ağacı algoritmalarından birisi olan CHAID (Chi-squared Automatic Interaction Detector; Ki-kare. Otomatik Etkileşim Dedektörü) kullanılmıştır. Çalışmanın örneklem grubunun tamamına yakını (% 90.7) erkek olmakla birlikte medeni durumu bakımından % 88,9'u evli, % 10'u bekar ve % 1.1'i ise boşanmış olduğu görülmüştür. Ankete katılanların %46,5'inin 51+ yaş ve üzeri, %40,2'sinin 31-50 yaş, %12,7'sinin 18-30 yaş grubunda olduğu, %0,6'sının da 18 yaş altı kişilerden oluşmaktadır. Katılımcıların hayvancılık faaliyeti süresi yönünden, %95,3'ünün 40 yıl ve altında, %4,7'sinin ise 40 yıl üzerinde üretim faaliyeti gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. İşletme tipi bakımında %58,4'ünün hem hayvancılık hem de bitkisel üretim, %37,4'ünün sadece hayvancılık ve %4,2'sinin ise sadece bitkisel üretim işletmesine sahip olduğu belirlenmiştir. Hayvancılık işletmesinde büyükbaş hayvan yetiştiren üretici oranı %75,6, küçükbaş hayvan yetiştiren üreticilerin oranı %7,2, her iki hayvancılık faaliyeti yapan hayvancılık işletmesi oranı %13,9 ve diğer hayvancılık faaliyetleri ile uğraşan üreticilerin oranı ise %3,3'üne sahip olduğu tespit edilmiştir. İşletmelerin gelir yönünden %48,6'sının hayvancılık faaliyetinden, 31 bin ve 70 bin arasında gelir elde ettiği, %32,3'ünün 71 bin ve üzerinde gelir elde ettiği, %19,1' inin ise 3 bin ile 30 bin TL arasında gelir elde ettiği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Bayburt ilinde hayvancılığa verilen desteklerin, sosyo-ekonomik ve tarımsal açıdan görüşülen üreticilere önemli bir katkı sağladığı bulgusu elde edilmiştir. Üreticiler, yapılan desteklemelerden buzağı desteklemesi ve yem bitkileri desteklemelerini bölge açısından en önemli destekleme kalemleri olarak görmektedir. Üreticilerin hayvancılık desteklemeleri konusunda yaşadığı en önemli problemin bürokratik işlemler olduğu görülmektedir. Tarımsal desteklemelerden yararlanma düzeyi ile tarımsal işletmeler üzerindeki etkisi ve önemi, tarımsal işletmelerin gelişiminine doğrudan etkisi ile sürdürülebilirliğinin sağlanmasındaki rolü nedeniyle kritik ve stratejik bir öneme sahiptir. Sonuç olarak, hayvancılık desteklerinin, Bayburt ilinde sürdürülebilir bir hayvancılık için önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Mevcut sonuçlarımız sürdürülebilir ve rekabet edebilir hayvancılığın geliştirilmesine yönelik stratejileri ile alanında araştırma ve araştırıcılar için önemli katkı ve fayda sağlayabileceği öngörülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tiyatro metinlerinin okuma kaygısı üzerine etkisi

    Hüseyin Bayram

    Araştırmanın amacı tiyatro metinlerinin okuma kaygısına sahip öğrencilere okutularak öğrencilerdeki okuma kaygısına etkisini incelemektir. Okuma kaygısı öğrencideki okuma başarısını, anlama becerisini olumsuz yönde etkilemektedir. Okuduğunu anlama becerisi yeterince gelişmeyen bir öğrencinin diğer konulara ilgi duyması, okuduklarını anlayabilmesi ve akademik başarıyı elde etmesi beklenilemez. Tiyatro metinlerinin okuma kaygısına etkisinin incelendiği bu çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda yarı deneysel desenden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda olgu ve durumları ayrıntılı olarak incelemek ve analiz etmek için durum çalışması tercih edilmiştir. Çalışmanın nicel verilerinin toplanmasında Melanlıoğlu (2014) tarafından geliştirilen "Ortaokul Öğrencileri İçin Okuma Kaygısı Ölçeği" kullanılırken nitel verilerinin toplanmasında öğrenci günlükleri kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin kuzey doğusundaki bir il merkezindeki resmi bir ortaokuldaki 5. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın katılımcıları araştırmacının görev yaptığı okuldan seçilmiştir. Çalışmada ilk olarak deney ve kontrol grubuna ön test olarak "Ortaokul Öğrencileri İçin Okuma Kaygısı Ölçeği" uygulanmıştır. Deney grubu öğrencilerine 8 hafta boyunca seçilen 6 tiyatro metni okutulmuş ve nitel verileri elde etmek için öğrencilere günlükler tutturulmuştur. Uygulama sonunda son test için kontrol ve deney grubuna kaygı ölçeği tekrar uygulanmıştır. Elde edilen nicel ve nitel bulgulara göre tiyatro metinlerinin okutulması öğrencilerin okuma kaygılarını düşürdüğü yönündedir. Günlüklerden elde edilen verilere göre ise öğrencilerin sürecin başında kaygılı olduğu süreç içerisinde kaygılarının azaldığı, okumaya karşı isteklerinin arttığı, okuma metinlerini daha iyi anladıkları görülmüştür. Bu sonuca dayanarak okuma kaygısını düşürme özelliğinin yanı sıra dil gelişimine olumlu katkıları olan tiyatro metinlerinin öğrencilere daha fazla okutulması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Okuma kaygısı, okuma becerisi, tiyatro metinleri.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tarımsal ve sosyo-ekonomik göstergelerle tarım kredileri tahmini: makine öğrenmesi ve istatistiksel modellerin karşılaştırılması

    Abdurrahim Köprücü

    Tarımsal üretim, ekonomik büyüme ve kırsal kalkınma açısından stratejik öneme sahiptir. Bu çalışmada, Türkiye'de 2000-2022 yıllarını kapsayan verilerle tarımsal kredilerin tahmininde makine öğrenmesi ve istatistiksel modellerin performansları karşılaştırılmıştır. Analizde tarım arazileri, sulama oranları, tatlı su çekimi, kentsel nüfus oranı ve tarımsal katma değer gibi değişkenler bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Analiz sürecinde Gauss Süreç Regresyonu, Destek Vektör Regresyonu, Topluluk Öğrenmeleri, Yapay Sinir Ağları, Karar Ağaçları ve Çoklu Doğrusal Regresyon yöntemleri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, GPR modelinin test aşamasında en yüksek tahmin doğruluğunu sağladığını ve doğrusal olmayan karmaşık ilişkileri modelleme kapasitesinin üstün olduğunu göstermiştir. GPR modelini Topluluk Öğrenmeleri yöntemi takip ederken, SVR modeli de dikkate değer bir performans sergilemiştir. Bununla birlikte, YSA ve Karar Ağaçları modellerinin genelleme kapasitelerinin sınırlı olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmada, çoklu doğrusal bağımlılık probleminin çözümü için Ana Bileşen Analizi (PCA) uygulanmış ve temel bileşenler yardımıyla veri boyutu düşürülerek model performanslarının artırıldığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu tezde makine öğrenmesi yöntemlerinin tarımsal kredilerin tahmininde istatistiksel yöntemlere göre daha yüksek doğruluk sunduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, makine öğrenmesi modellerinin tarımsal kredi politikalarının geliştirilmesi ve kırsal kalkınmanın desteklenmesinde etkili bir araç olabileceğini göstermektedir. Gelecekte, daha geniş veri setleri ve hibrit yaklaşımların kullanımı önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İlköğretim matematik öğretmeni adaylarının problem kurma becerilerinin incelenmesi: Uzayda vektörler örneği

    Ayda Nur Artun

    Problem çözme matematik eğitiminde sıklıkla araştırılmasına karşın problem kurma üzerine araştırmalar henüz sınırlı sayıdadır. Matematiksel düşünmenin temel bir etkinliği olan matematiksel problem kurma, son yıllarda matematik eğitimi araştırmacılarının daha fazla dikkatini çekmektedir. Yapılan araştırmalar da problem kurma süreçlerinin incelenmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu çalışma ilköğretim matematik öğretmeni adaylarının uzayda vektörler konusundaki problem kurma süreçlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin kuzeydoğusundaki bir üniversitenin İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programında öğrenim gören altı öğretmen adayı oluşturmuştur. Çalışmanın veri toplama araçları olarak günlük yaşam nesne görsellerinden oluşan problem kurma durumu içeren üç farklı etkinlik kartı ve sesli düşünme protokolü uygulanmıştır. Etkinlikler süre sınırı koyulmaksızın her bir öğretmen adayı ile tek tek gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilere betimsel analiz yapılmıştır. Öğretmen adaylarının kurdukları problemlere dayalı görüşleri alınarak uygun içeriklerle birlikte aktarılmıştır. Etkinlik kartı ve sesli düşünme protokolünden elde edilen bulgular, bazı öğretmen adaylarının matematiksel işleme yönelik bağlam oluşturmada güçlük yaşadıklarını göstermiştir. Çalışmada ulaşılan en önemli sonuçlardan biri, öğrencilerin vektör problemi kurarken problemi benzerlik problemi olarak düşündüğü ve benzerlik problemine uygun problem kurduğunun belirlenmesidir. Ayrıca bazı öğretmen adaylarının kurdukları problemin dil ve anlatım açısından yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma belirli sınırlılıklar altında yürütülmüştür. Bu sınırlılıkların ilki çalışmanın nitel araştırma deseninde yürütülmüş olması nedeniyle sadece analitik genellemelere fırsat sağlamasıdır. Gelecek araştırmacılar karma yöntem kullanarak uzayda vektörler konusundaki problem kurma sürecini inceleyerek genellemelerde bulunabilirler.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sportif rekreasyon amaçlı fitness merkezlerinden faydalanan bireylerin serbest zaman doyum ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi

    Duran Iğıl

    Araştırmanın amacı sportif rekreasyonel amaçlı fitness merkezlerinden faydalanan bireylerin Serbest zaman ve Yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini Bartın ilinde ikamet eden 180'i erkek ve 128'i kadın (25,9±8.18 yıl) olmak üzere toplamda 308 birey oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formunun yanı sıra katılımcıların serbest zaman doyumlarının değerlendirilmesi için Beard ve Ragheb (1992)'in geliştirdiği, Gökçe ve Orhan (2011)'ın Türkçe'ye uyarlamış olduğu 'Serbest Zaman Doyum Ölçeği' yaşam doyum düzeylerinin belirlenebilmesi için ise Diener vd. (1985) tarafından geliştirilen ve Köker (1991) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Yaşam Doyumu Ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 23,0 paket programında analiz edilmiştir. İki gup arasındaki farklılığı belirlemek t testi üç ya da daha fazla gruplar arasındaki farklılıkları tespit etmek için ise ANOVA testi uygulanmıştır. Değişkenler arası ilişki belirlemek için Pearson korelasyon analizi kullanılırken hata payı, 05 olarak belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre; yaşam doyum ölçeği puan ortalamaları ile serbest zaman doyumu ölçeği tüm alt boyut puan ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu gözlemlenmiştir (p<0.05). Araştırmamızın sonucunda, fitness merkezlerinde sportif etkinliklere günlük katılım saatlerinin yaşam doyum kaliteleri ve serbest zaman doyum düzeyleri üzerinde pozitif etkisinin olmadığı ancak haftalık düzenli katılımların pozitif etkisinin olduğu görülmüştür. Yaşam doyumu ve serbest zaman doyumu kavramlarına yönelik olarak, gelecekte yapılması planlanan araştırmaların farklı örneklem gruplarına odaklanarak gerçekleştirilmesi önerilmektedir.