Yazarlar
- Ezelnur Çeker(2)
- Hüseyin Bayram(2)
- İbrahim Arslan(2)
- Abdulaziz Aydın(1)
- Abdulkadir Karabulut(1)
- Abdulkadir Tiryaki(1)
- Abdullah Akova(1)
- Abdullah Bacı(1)
- Abdullah Bektaş(1)
- Abdullah Duman(1)
- Abdullah Mesut Çınar(1)
- Abdullah Özalp(1)
- Abdulmecit Akçiçek(1)
- Abdulmecit Hafızoğlu(1)
- Abdulsamet Özdemir(1)
- Abdulselam Güngör(1)
- Abdulvahap Avşar(1)
- Abdurrahim Erdem(1)
- Abdurrahim Köprücü(1)
- Abdurrahman Kara(1)
- Adem Altun(1)
- Adem Bulut(1)
- Adem Ertaç(1)
- Adem Han(1)
- Adem Karaca(1)
- Adem Seymen(1)
- Adem Türk(1)
- Adem Urhan(1)
- Adem Yavuz Erdem(1)
- Adem Örs(1)
- Adnan Özer(1)
- Afranur Yaren Aydoğdu(1)
- Ahmed Wasfı Hasan Al-qado(1)
- Ahmet Alişan Alcan(1)
- Ahmet Baysalı(1)
- Ahmet Baş(1)
- Ahmet Demir(1)
- Ahmet Emre Pehlivan(1)
- Ahmet Ertaç(1)
- Ahmet Furkan Kaymaz(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Duygusal emeğin tükenmişlik üzerindeki etkisinde iş tatmininin rolü
Hüma Demirci
Bu çalışma, duygusal emeğin tükenmişlik üzerindeki etkisini ve bu etkide iş tatmininin rolünü incelemektedir. Araştırma kapsamında, Türkiye geneli İŞKUR çalışanlarının (doğu anadolu bölgesi İŞKUR çalışanları) duygusal emek düzeyleri, tükenmişlik yaşantıları ve iş tatminleri arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Günümüzde tükenmişlik çok sık karşımıza çıkan bir kavramdır. Çalışanlar çalıştıkları örgütlere duygusal olarak bir bağ kurmaktadırlar. Duygusal olarak kurdukları bağ sonucunda bazı beklentilere girmekte ve bunun sonucunda tükenmişlik duygusuna kapılmaktadırlar. Literatürde bu kavramlarla ilişkili olarak çok sayıda çalışmanın varlığı mevcuttur. Ancak bu iki kavramın ilişkisinde iş tatmininin aracılık rolü ile ilgili çalışmanın azlığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda bu çalışmaya başlamadan önce yapılan literatür taramasından sonra, bu çalışmanın amacı İŞKUR çalışanlarının (doğu anadolu bölgesi İŞKUR çalışanları) duygusal emek düzeyleri, tükenmişlik durumlarına ve iş tatminine etkisinin olup olmadığını incelemek olarak belirlenmiştir. Elde edilen bilgiler doğrultusunda geliştirici önlemler alınması hedeflenerek ilgili alan yazınına katkıda bulunması hedeflenmiştir. Çalışmanın ilk bölümde literatür taramasına yer verilmiştir. Çalışmaya ait temel kavramlarla ilgili genel bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümde araştırmanın yöntemine ait bilgilere yer verilmiştir. Bu bölümde araştırma kapsamında kullanılacak ölçekler, araştırmanın örneklemi ve yapılacak analizler gibi detay bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırmanın bulgularına yer verilmiştir. Bulgular, duygusal emeğin tükenmişlik üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu ve bu etkinin iş tatmini tarafından kısmen medyatör olarak değiştirilebileceğini göstermektedir. Araştırma sonucunda ise, iş tatmininin artırılmasının duygusal emek kaynaklı tükenmişliği azaltabileceği yönünde önemli ipuçları sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Yüzme antrenörlerinin atılganlık düzeyleri, öz yeterlilikleri ve iş doyumlarının incelenmesi (Marmara Bölgesi örneği)
Buse Akpınar
Antrenörlerin atılganlık düzeyleri, öz yeterlik ve iş doyum düzeylerinin etkisi Türkiye'de sporun gelişimi ve antrenör davranışları üzerinde etkisi göz ardı edilemez. Bu araştırma ile Marmara Bölgesinde çalışan yüzme antrenörlerinin antrenörlerin atılganlık düzeyleri, öz yeterlik seviyeleri ve iş doyum düzeylerinin tespit edilmesi ve aralarındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır Marmara bölgesinde çalışan yüzme antrenörlerin Atılganlık düzeyleri, öz yeterlilikleri ve iş doyumlarının belirlenmesi amacıyla betimsel nitelikte ve tarama modelinde dizayn edilmiştir. Araştırmaya katılan antrenörlerin iş doyum seviyelerini ölçmek için Minnesota İş Doyum Ölçeği, Antrenörlerin atılganlığın ölçülmesi için Rathus Atılganlık Envanteri (RAE) , özyeterlilik düzeylerini ölçmek için Antrenör Öz Yeterlik Ölçeği (AÖYÖ)kullanılmıştır. "Yüzme Antrenörlerinin Atılganlık Düzeyleri, Öz Yeterlilikleri Ve İş Doyum" düzeylerini belirlemek için betimsel istatistiklerden aritmetik ortalama ve standart sapmadan yararlanılmış, normallik ve varyansların homojenliği kontrol edilmiştir. Parametrik testlerin uygulanabilmesi için varyansların homojen olması gerekmektedir. Analizlerden önce ölçekten alınan puanların normal dağılıp dağılmadığı Kolmogorov Simirnov (K-S) testi ve Skewness ve Kurtosis değerleri incelenmiştir. Veriler SPSS 27 versiyon paket program kullanılmıştır. Veriler normal dağıldığı saptanmış ve parametrik testlerden, ikili gruplar için t testi, ikiden fazla gruplar için tek yönlü varyans analizi ANOVA kullanılmıştır
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Bayburt kent kültüründe sinema
Hacı Murat Okutmuş
Sinema, icat edildiği 1895 yılında Paris'teki ilk gösterimlerle serüvenine başlar. Bu tarihten bir yıl sonra İstanbul'da görülür, Cumhuriyet'in ilanından sonra da Anadolu'nun ücra köşelerine kadar yayılır. Modernitenin insanı şekillendirme araçlarından biri olan sinemanın, kültürler üzerindeki etkisi önemlidir. Bu çalışma Anadolu'nun özgün kültürü ile bilinen kentlerinden biri olan Bayburt'taki sinemacılık faaliyetlerini, Türk sinemasının Bayburt bağlamındaki çalışmalarını ve kentte sinema çevresinde oluşan kültürü konu edinmektedir. Bayburt'ta 1927 yılında "Güzel Ay Sineması" adı ile seyyar gösterimlerle başlayan seyir serüveni, 1949 yılında ilk sinema salonu "Ar Sineması"nın açılmasıyla devam etmiş, 50'li yılların ortasında "Yeni Sinema"nın da katılımıyla serüvenini sürdürmüştür. Toplumla olan ilişkisinin yoğun olduğu 60'lı ve 70'li yıllarda "Çoruh Sineması" ve "Yıldız Sineması" ile altın çağlarını yaşayan sinemacılık faaliyetleri 1986 yılında ise sona ermiştir. Çalışmada bir dönem toplum hayatının en merkezi yeri haline gelen sinema salonları ile geçmişten günümüze tüm sinema işletmecileri belirlenmiştir. Mekânların yapılış öykülerinin yer aldığı çalışmada, sinema emekçileri başta olmak üzere beyazperde büyüsünü unutamayan kent halkı ile görüşmeler yapılmış, sinemanın kültürel etkisinin peşinden gidilmiştir. Bir sosyalleşme mekânı olan sinemanın toplum hayatındaki yeri ve önemi ortaya çıkarılırken geçmişte bu kadar sıkı bağların kurulduğu mekânların yitirilmesinin üzerinde durulmuş, kent kimliğinin korunması adına öneriler getirilmiştir. Diğer yandan bu çalışma, arşiv kayıtları bir vesile yok olan kentin, kültürel zenginlikler taşıyan uzunca bir dönemini derleme yöntemiyle ortaya çıkarma çabasıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Muhammed Kutub'un itikadî ve siyasî fikirleri
Güler Daldal
20. yüzyılın düşünürlerinden biri olan Muhammed Kutub (d.1919-ö.2014), İslam dünyasının hem sosyal hem siyasi karışıklık içinde bulunduğu bir dönemde yaşamıştır. Mevcut sıkıntıların yaşandığı Mısır'da İslâm toplumu adına bir çok eser kaleme almıştır. Müslümanları yeniden Kur'ân ile bilinçlenmeye, cahili kabul ettiği tüm kuşatmalardan kimliklerini arındırarak İslam ümmetini diriltecek olan örnek Kur'ân neslini inşa etmeye çağırmıştır. Kutub'a göre inanan insanların hayatlarındaki tüm hukuki gerek ve yükümlülüklerin, tevhid ilkesine göre düzenlenmesi için Kur'ân, tevhide vurgu yapmaktadır. Tevhid ilkesi ibadette yaratıcının birliğine, hukuk ve kanunda kaynak birliğine, sosyal hayatı şekillendiren sosyal düzen birliğine ulaştırır. Ona göre insanlık tarihi boyunca birtakım insanlar, Allah'ın hakkını gasbederek, çalınmış ve sahte otoritelerine itaat isteyerek, insanlığı kendilerine köle yapmışlardır. Kutub'un ortaya koyduğu tespit ve eleştirilerini değerlendirildiğinde, onun siyaset düşüncesinin Kur'an merkezli bir ihya projesi, ideal ve örnek bir Kur'an nesli inşa etmeyi amaçladığını söyleyebiliriz. Çalışmamız, Kutub'u daha yakından tanıyabilmek ve düşünce yapısını anlamak için kendi yazdığı eserlerden yararlanarak ortaya çıkmıştır. Bunun yanında Kutub hakkında yazılmış eserlerde yer almaktadır. Tezimizin içeriği, birinci bölümde Muhammed Kutub'un hayatına, sosyokültürel toplumun etkisinden dolayı İslamcılığa ve İhvan-ı Müslimine yer verilmiştir. İkinci bölümde Kutub'un en önemli itikadî düşünceleri olan fıtrat, tevhid, Ku'an'a yaklaşımı, Peygamber ve sahabeye bakışı üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise siyasî düşüncelerinden devlet yönetimi, adalet, teokrasi hakkında görüşlerine yer verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Türkiye'de fen eğitiminde işbirlikli öğrenme modeli ile ilgili yayımlanan çalışmaların incelenmesi
Emine Saygın
İşbirlikli öğrenme modeli son zamanlarda fen eğitimi çalışmalarının odak noktası haline gelmiştir. Fen eğitimi alan yazınında işbirlikli öğrenme modeli ile ilgili birçok çalışmaya rastlanmaktadır. Bu bağlamda işbirlikli öğrenme modeli ile ilgili fen eğitimi alanında yapılan çalışmaların incelenmesine yönelik yürütülen bu araştırmanın hem bu alanda yapılan makale hem de tez çalışmalarının yönelimlerini göstermesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, Türkiye'de fen eğitiminde işbirlikli öğrenme modeli ile ilgili yayımlanan çalışmaların yılı, türü, çalışma alanı, konu alanı, yöntemi, veri toplama araçları, örneklemi, örneklem büyüklüğü ve veri analizi yöntemi bağlamında eğilimlerin incelemesidir. Araştırmada içerik analizi yöntemlerinden betimsel içerik analizi yaklaşımı esas alınmıştır. Araştırmanın örnekleminin 2010-2020 yılları arasında Türkiye'de Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi'nin bünyesinde yer alan DergiPark'ta yayımlanan 62 makale ve Yükseköğretim Kurulu'nun Ulusal Tez Merkezi'nde yayımlanan 56 tez oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gündoğan ve Öztürk (2022) tarafından geliştirilen Çalışma Sınıflandırma Formu (ÇSF) kullanılmıştır. Bu doğrultuda araştırma kapsamında ele alınan tez ve makaleler, ilk olarak ÇSF kullanılarak ayrı ayrı kodlanmış, sonrasında bu kodlar Microsoft Excel programına işlenerek araştırmalar için frekans ve yüzde grafikleri elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre araştırmanın örneklemine dahil edilen yıllar arasında işbirlikli öğrenmeyle ilgili fen eğitiminde yapılan tez ve makale çalışmalarının sayısının yakın olduğu ve her iki çalışma kapsamında nicel araştırma yöntemlerinin fazlaca tercih edildiği belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçların, araştırmacıların Türkiye'de fen eğitiminde işbirlikli öğrenme modeliyle ilgili yapılan çalışmalardaki yönelimleri ve buna bağlı olarak ilgili alan yazındaki boşluğu görmelerini sağlaması bakımından, yeni çalışmalar için araştırmacılara fikir sunacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Kadınlarla ilgili bazı tefsir problemlerinin tarihsellik bağlamında incelenmesi
Esma Turan
Felsefi bir kavram olarak tarihsellik ve tarihselcilik meselesi 16. ve 19. yüzyıllar arasındaki süreçte tarih ilminin tekrardan şekillenerek gelişme ve değişim gösterdiği bir süreç içerisinde ortaya çıkarak ilk kez Almanya'da zikredilen bir konu olmuştur. Bu, tarih ilminden ne anlaşılması gerektiği felsefî tartışmalar süreci olarak bu sürece bağlı birtakım kavramların hasıl olduğu bir dönemdir. Tarihselcilikten kastedilen şey tarihe ait olanın metodunu anlama yöntemidir. Önce batı dünyasında ortaya çıkan ve sonra Hint alt kıtalarına kadar yayılan ve nihayet İslâm dünyasına da ulaşan tarihsellik meselesi Türkiye'de henüz yeni yeni yankı bulmuştur. Müslüman tarihselcilerin kendilerine referans olarak gösterdikleri Fazlurrahman vb. düşünürler, Kur'ân-ı Kerîm'in tarihsel olduğunu söyleyerek Kur'an'ın kendi tarihi içinde anlaşılması ve yaşanan dünyanın şartlarına göre yeniden yorumlanması gerektiğini savunmuşlardır. Kadınların şahitliği, mehir hakları, çok evlilik yapamamaları, erkeklerden daha az miras almaları ve dövülmeleri gibi meseleler tarihsellik tartışmalarına konu olmuş ve günümüze göre yeniden yorumlanması gerektiği savunulmuştur. Bu çalışmada geleneksel ve modern dönem tefsirlerinin konuyla ilgili ayetlere bakışları ortaya konulmaya çalışılmış, tarihselcilerin argümanları da buna göre değerlendirilmiştir. Kur'ân-ı Kerîm, metin ve hitap şekliyle tarihsel olarak kabul edilse bile hükümleri evrenseldir ve sonsuza kadar geçerlidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Okul öncesi öğretmenlerinin matematik eğitimine yönelik görüş ve ihtiyaçlarının incelenmesi
Merve Doğan
Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin matematik eğitimine yönelik görüş ve ihtiyaçlarının incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunu Türkiye'nin kuzeydoğunda yer alan bir ilde görev yapan 18 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında araştırmacılar tarafından hazırlanan "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Matematik Eğitime Yönelik Görüş ve İhtiyaçlarının Belirleme Formu" kullanılmıştır. Elde edilen veriler tümevarımsal tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin çocuklara kazandırılması gereken matematik becerileri arasında rakamlar ve sayılar, sınıflandırma, eşleştirme, gruplama, karşılaştırma, sıralama, az-çok ve çarpma becerilerinin yer aldığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin matematik kavramlarının öğretilmesinde en fazla oyun yoluyla ve yaparak yaşayarak öğretim yöntem ve tekniklerini önerdiği tespit edilmiştir. Ayrıca problem çözme, şarkı-müzik ve drama yöntem ve tekniklerinin kullanılmasını da önerdiği belirlenmiştir. Matematik etkinlikleri hazırlama ve uygulamada öğretmenlerin somutlaştırma, öğretimsel problemler, materyal ve kitap eksiliği, yöntem ve çocukların seviyesine inme konusunda problem yaşadığı tespit edilmiştir. Çocukların matematik öğrenmelerinde çocuk, aile, öğretmen ve okul-aile işbirliğinden kaynaklı faktörlerin etkili olduğu, ayrıca çocukların matematik becerilerinin gelişmesinde öğretmenlerin ve ailelerin önemli rol oynadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin en fazla eğitim ihtiyacı hissettikleri konuların "Matematik Öğrenme Güçlüğü- Diskalkuli" ve "Matematikte Kullanılan Eğitim Materyalleri" olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, öğretmenlerin matematik eğitimi konusunda çeşitli zorluklar yaşadığı ve özellikle bazı konularda daha fazla eğitime ihtiyaç duydukları belirlenmiştir. Çocukların matematik becerilerinin gelişiminde öğretmenlerin ve ailelerin işbirliğinin kritik öneme sahip olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20246.sınıf duyu organları konusunun öğretiminde jigsaw tekniğinin öğrenci başarısına etkisi
Adem Ertaç
Bu çalışmada, ortaokul 6. sınıf Fen Bilimleri dersinde işlenen Duyu Organları konusunun öğretilmesinde Jigsaw tekniğinin öğrenmeye etkisi ve Jigsaw tekniği ile yürütülen ders sürecinin öğrenci görüşleri açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada karma yöntem araştırma desenlerinden açıklayıcı karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bayburt Merkezde yer alan bir ortaokulun 6. sınıfında öğrenim gören 51 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Duyu Organları Başarı Testi (DOBT) ve yarı yapılandırılmış Görüşme Formu (GF) kullanılmıştır. DOBT'un ön testinin analizinde bağımsız örneklem t testi, son testin analizinde Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. GF'den elde edilen verilen analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. DOBT'den elde edilen verilerin analizi sonucunda jigsaw etkinliklerinin 6. sınıf öğrencilerinin Duyu Organları konusundaki başarılarını arttırdığı belirlenmiştir. GF'den elde edilen verilerin analizinden ise Jigsaw etkinliklerinin öğrenciler tarafından çok sevildiği, tekniğin öğrencilerin başarılarının artmasında, iletişimi ve sosyalleşmeyi sağlamada güçlü bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Jigsaw tekniğinin öğrenciler arasında iş birliğini ve dayanışmayı sağladığı, diğer Fen Bilimleri konularında ve Türkçe, Sosyal Bilgiler, İngilizce gibi derslerde de kullanılmasının ısrarla arzu edildiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Hızlı okuma eğitiminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma hızlarına ve anlama düzeylerine etkisi
Zeynep Oktay Kırkkılıç
Bu araştırmanın temel amacı, hızlı okuma eğitiminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma hızlarına ve anlama düzeylerine etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel model olarak desenlenmiştir. 2023-2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde gerçekleştirilen araştırmaya Bayburt ili Merkez ilçesine bağlı bir devlet okulunun dördüncü sınıf A ve B şubelerinde öğrenim gören öğrenciler katılmıştır. Çalışmanın örneklemini 16 deney, 15 kontrol olmak üzere 31 öğrenci oluşturmaktadır. Deneysel işlem sürecinden önce her iki sınıfa da ön test olarak Okuduğunu Anlama Başarı Testi uygulanmış ve araştırmacı tarafından belirlenen metin üzerinden okuma hızı ölçümü yapılmıştır. Deney grubuna haftada iki gün, iki ders saatinde araştırmacı tarafından 6 hafta boyunca Hızlı Okuma Eğitimi verilmiştir. Deneysel işlem sonrasında veri toplama araçları son test olarak yeniden uygulanmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler SPSS 24 paket programından yararlanılarak Elde edilen verilerin normal dağılıp dağılmadığını incelemek için Shapiro-Wilk normallik testi sonuçları, basıklık-çarpıklık katsayıları, histogram ve kutu grafikleri incelenerek verilerin parametrik testlerle çözümlenmesine karar verilmiştir. Sonuç olarak hızlı okuma eğitiminin okuduğunu anlama başarısına ve okuma hızına olumlu yönde bir etkisinin olduğu görülmüştür. Bu bulgulara dayanarak Hızlı Okuma Eğitiminin farklı okul ve yaş gruplarında uygulanabileceği, eğitim-öğretim yılının başlangıcından bitimine kadar derslerin işleyişiyle sürdürülmesinin öğrenci başarısı açısından faydalı olabileceği ve sınıf öğretmenlerinin derslerinde uygulayabileceği söylenebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Ortaokul öğrencilerinde öz-şefkat ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolü
Elif Terzi
Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinde öz-şefkat ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca öz-şefkat, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik değişkenlerinin cinsiyet, yaş, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, ebeveynlerin birliktelik durumu, annenin hayatta olma durumu, babanın hayatta olma durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığı da ele alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunda, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Trabzon şehrinde öğrenimini devam ettiren 545 kız (%52.9) ve 485 erkek (%47.1) olmak üzere toplam 1030 ortaokul öğrencisi yer almaktadır. Araştırmanın verileri; "Kişisel Bilgi Formu" , "Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ-12)", "Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formu" ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada öz-şefkat, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkiler, korelasyon analizi ile incelenmiştir. Psikolojik sağlamlık ile öz-şefkat arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracılık rolü üstlenip üstlenmediğini belirlemek amacıyla Hayes Process Macro (2013) analizi gerçekleştirilmiştir. Test edilmesi hedeflenen aracı modellerdeki doğrudan ve dolaylı etkiler bootstrap yöntemiyle belirlenmiştir. İlgili alanyazın ışığında, aracılık modelleri kurulmuş ve bu doğrultuda bilişsel esnekliğin aracı rolü sınanmıştır. Buna ek olarak öz-şefkat, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik seviyelerinin cinsiyet, ebeveynlerin birliktelik durumu, annenin hayatta olma durumu, babanın hayatta olma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı bağımsız örneklemler için t-testi, yaş değişkeni korelasyon analizi, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile ele alınmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programından yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, ortaokul öğrencilerinde öz-şefkat ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin anlamlı bir aracılık rolüne sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bir diğer sonuca göre ise; ortaokul öğrencilerinin psikolojik sağlamlık puanları cinsiyet, yaş, ebeveyn birliktelik durumu değişkenleri açısından anlamlı düzeyde bir farklılık gösterirken annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi, annenin hayatta olma durumu, babanın hayatta olma durumu değişkenlerine göre ise anlamlı farklılaşmadığı belirlenmiştir. Öz-şefkat puanları cinsiyet, yaş, ebeveyn birliktelik durumu, annenin hayatta olma durumu, babanın hayatta olma durumu açısından anlamlı düzeyde bir farklılık gösterirken annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi değişkenlerine göre ise anlamlı farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Bilişsel esneklik puanları cinsiyet, yaş, ebeveyn birliktelik durumu, annenin hayatta olma durumu açısından anlamlı düzeyde bir farklılık gösterirken, annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi ve babanın hayatta olma durumu değişkenleri açısından anlamlı düzeyde bir farklılık göstermediği sonucu elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Spor ve farklı değişkenlere göre üniversite öğrencilerinin akıllı telefon yoksunluğu korkusu (nomofobi), alkol ve madde bağımlılık durumlarının incelenmesi
Yusuf Ziya Yıldızoğlu
Bu araştırma spor ve farklı değişkenlere göre üniversite öğrencilerinin akıllı telefon yoksunluğu korkusu (nomofobi), alkol ve madde bağımlılık durumlarının incelenmesi amacıyla yapıldı. Yükseköğretim düzeyinde ve farklı akademik birimlerde öğrenimlerine devam eden 18 -35 yaş aralığındaki 228 kadın ve 217 erkek olmak üzere toplam 445 öğrencinin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilen bu araştırmada; Erdem ve arkadaşları (2017) tarafından Türkçe formu oluşturulan, Güler ve Veysikarani (2019) tarafından tekrar güvenirlik analizi yapılan Nomofobi Ölçeği ile Bağımlılık Profil İndeksi Risk Tarama Formu (BAPİRT) / (Alkol Ölçeği ve Madde Ölçeği) Ögel ve arkadaşlarının (2012) geliştirdiği BAPİ (Bağımlılık Profil İndeksi) risk tarama ölçeği (BAPİRT) Bağımlılık Profil İndeksi araştırma kapsamında kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 26.0 programında bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile LSD testleri kullanılarak analiz edildi. Sonuçlar. 0.01 ve 0.05 aralığında ve anlamlı farklılık düzeyinde yorumlanmıştır. Nomofobi ölçek puanları incelendiğinde cinsiyet, yaş, eğitim durumu, sınıf düzeyi, medeni durum ile günlük akıllı telefonla zaman geçirme süreleri değişkenlerinde gruplar arasında anlamlı farklar olduğu (p<.0.05), fakülte, düzenli spor yapma, spor türü ve spor yapma süresi değişkelerinde farklar olmadığı (p<.05); alkol bağımlılığı ölçek puanlarında hiçbir değişken arasında anlamlı bir farkın olmadığı (p<0.05), madde bağımlılığında ise yalnızca medeni durum değişkeninde farklılık olduğu (p<0.05) tespit edildi. Araştırmada üniversite öğrencilerinin nomofobi düzeylerinin sporla ilgili değişkenler dışındaki birçok değişkene göre farklılaştığı, sadece medeni durumun madde bağımlılığı üzerine etkili olduğu tespit edildi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Okul yöneticilerinin toksik liderlik davranışları ile beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Mehmet Ünsal
Bu araştırma, okul yöneticilerinin toksik liderlik davranışları ile beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda nicel olarak yürütülen çalışmanın amacıyla tutarlı olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubu, 89 kadın ve 167 erkek olmak üzere toplam 256 beden eğitimi ve spor öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırma grubunun seçiminde kolayda örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış olup bu form üç bölümden oluşmaktadır. Bu anket formunun birinci bölümünü "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümünü "Toksik Liderlik Ölçeği" ve üçüncü bölümünü "Maslach Tükenmişlik Envanteri-Eğitimci Formu" oluşturmaktadır. Bu form aracılığıyla elde edilen ham verilerin ilk olarak veri türü gözetilerek tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere ilişkin farklılık ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Buna göre katılımcıların toksik liderlik algıları bağlamında aktif olarak spor yapma durumu ve algılanan aylık kişisel gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ancak katılımcıların cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, okul kademesi, idari görev geçmişi, okul yeri ve algılanan aylık aile gelir düzeyi değişkenlerine göre toksik liderlik algılarında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların aile gelir düzeyi değişkeni ile toksik liderlik algıları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların yaş, kişisel gelir düzeyi ve çalışma yılı değişkenleri ile toksik liderlik algıları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Buna ek olarak katılımcıların tükenmişlikleri bağlamında medeni durum ve okul yeri değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ancak katılımcıların cinsiyet, eğitim durumu, okul kademesi, idari görev geçmişi, aktif spor yapma durumu, algılanan aylık kişisel gelir düzeyi ve algılanan aylık aile gelir düzeyi değişkenlerine göre tükenmişliklerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların yaş, aile gelir düzeyi ve çalışma yılı değişkenleri ile tükenmişlikleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların kişisel gelir düzeyi değişkeni ile tükenmişlikleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Sonuç olarak katılımcıların toksik liderlik algıları ile mesleki tükenmişlikleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu bulunmuştur. Bu doğrultuda katılımcıların toksik liderlik algıları yükseldikçe mesleki tükenmişliklerinin de yükseldiği ileri sürülebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Toksik liderlik, tükenmişlik, mesleki tükenmişlik, öğretmen, beden eğitimi ve spor öğretmeni.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin liderlik yönelim, öz etkililik-yeterlik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bedrettin Dolanbay
Bu araştırma, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin liderlik yönelim, öz etkililik-yeterlik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda nicel olarak yürütülen çalışmanın amacıyla tutarlı olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubu 82 kadın ve 162 erkek olmak üzere toplam 244 beden eğitimi ve spor öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırma grubunun seçiminde kolayda örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış olup bu form dört bölümden oluşmaktadır. Bu anket formunun birinci bölümünü "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümünü "Çok Yönlü Liderlik Yönelimleri Ölçeği", üçüncü bölümünü "Öz Etkililik-Yeterlilik Ölçeği" ve dördüncü bölümünü "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" oluşturmaktadır. Bu form aracılığıyla elde edilen ham verilerin ilk olarak veri türü gözetilerek tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere ilişkin farklılık, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Buna göre katılımcıların cinsiyet, medeni durum, okul kademesi ve aktif olarak spor yapma durumu değişkenlerine göre liderlik yönelimlerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların kişisel gelir düzeyi değişkeni ile liderlik yönelimleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların yaş, hizmet yılı ve aile geliri düzeyi değişkenleri ile liderlik yönelimleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Buna ek olarak katılımcıların öz etkililik-yeterlilikleri ve psikolojik sağlamlıkları bağlamında cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ancak katılımcıların medeni durum, okul kademesi ve aktif olarak spor yapma durumu değişkenlerine göre öz etkililik-yeterliliklerinde ve psikolojik sağlamlıklarında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların aile geliri düzeyi değişkeni ile öz etkililik-yeterlilikleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların yaş, hizmet yılı ve kişisel gelir düzeyi değişkenleri ile öz etkililik-yeterlilikleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Ayrıca katılımcıların yaş, hizmet yılı, kişisel gelir düzeyi ve aile gelir düzeyi değişkenleri ile psikolojik sağlamlıkları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Bununla birlikte öz etkililik-yeterliliğin psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisi pozitif yönde ve anlamlı olup katılımcıların öz etkililik-yeterlilik düzeyleri yükseldikçe psikolojik sağlamlık düzeylerinin de yükseldiği ifade edilebilmektedir. Sonuç olarak katılımcıların öz etkililik-yeterlilik ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin liderlik yönelimleri üzerindeki etkilerinin pozitif yönde ve anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda katılımcıların öz etkililik-yeterlilik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri yükseldikçe liderlik yönelimlerinin de yükseldiği ileri sürülebilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin spora yönelik tutum, sosyal-duygusal yetkinlik ve sosyal görünüş kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Ramazan Akkuş
Bu araştırma, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin spora yönelik tutum, sosyal-duygusal yetkinlik ve sosyal görünüş kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda nicel olarak yürütülen çalışmanın amacıyla tutarlı olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu, 112 kadın ve 190 erkek olmak üzere toplam 302 spor bilimleri fakültesi öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma grubu seçiminde kolayda örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış olup bu form dört bölümden oluşmaktadır. Bu anket formunun birinci bölümünü "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümünü "Spora Yönelik Tutum Ölçeği", üçüncü bölümünü "Sosyal-Duygusal Yetkinlik Ölçeği" ve dördüncü bölümünü "Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği" oluşturmaktadır. Bu form aracılığıyla elde edilen ham verilerin ilk olarak veri türü gözetilerek tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere ilişkin farklılık ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Bu bağlamda katılımcıların bölüm değişkenine göre spora yönelik tutumlarında ve sınıf değişkenine göre sosyal görünüş kaygılarında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların yaşları ile sosyal görünüş kaygıları arasında pozitif yönde düşük düzeyde ve aylık ortalama kişisel gelir düzeyleri ile spor yönelik tutumun alt boyutlarından fiziksel gelişme tutumları arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan cinsiyet ve aktif olarak spor yapma değişkenleri kapsamında anlamlı bir farklılık ve aylık ortalama aile gelir düzeyi değişkeni kapsamında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Buna ek olarak katılımcıların sosyal görünüş kaygıları ile spora yönelik tutum ve sosyal-duygusal yetkinlik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Ancak katılımcıların spora yönelik tutumları ile sosyal-duygusal yetkinlikleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Buna göre katılımcıların spor yönelik tutumları yükseldikçe sosyal-duygusal yetkinliklerinin de yükseldiği sonucuna varılabilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Üretim işletmelerinde rekabet açısından maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarının önemi: Trabzon ili üzerine bir araştırma
Ahmet Emre Pehlivan
Toplumun ihtiyaçlarını karşılama görevini üstlenen üretim işletmeleri hem aynı hem de farklı sektörlerde faaliyet göstermektedirler. Bu çerçeveden bakıldığında isteseler de istemeseler de kendi aralarında bir rekabet ortamı oluşturacaklardır. Ancak genel anlamda bakıldığında hepsinin ülke ekonomisine katkısı olduğu da bir gerçektir. Bu bağlamda, üretim işletmelerinin maliyetlerini azaltıp karlılıklarını maksimuma çıkarabilmeleri için maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarını kullanması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Muhasebenin en önemli parçalarından birini oluşturan maliyet ve yönetim muhasebesi üretilen mal veya hizmetlerin maliyetlerini hesaplayıp yönetimin karar almasında yardımcı olmaktadır. Rekabetin şiddeti arttıkça maliyet ve yönetim muhasebesinin önemi daha da artmaktadır. Yapılan bu çalışmada Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası'na kayıtlı üretim işletmeleri üzerine rekabet açısından maliyet ve yönetim muhasebesinin önemi araştırılmıştır. Araştırma kapsamında 264 üretim işletmesine anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarının karar alma sürecinde etkili olduğu ve bununla birlikte işletmelerde en fazla kullanılan maliyet yönteminin sipariş maliyet yöntemi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarının rekabet, üretim süreci ve planlamaya etki ettiği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Tüketicilerin teknofobik tutumlarının ve kişisel verilerini paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetine etkisi üzerine bir araştırma
Farid Alirzayev
Bu tez, tüketicilerin teknofobik tutumlarının ve kişisel verilerini paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetine olan etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evreni, Azerbaycan ve Türkiye'deki tüketicileri içermekte olup, örneklem, toplamda 500 tüketiciden oluşmaktadır.Araştırmanın amacı, teknofobik tutumların ve kişisel veri paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetine olan etkisini anlamak ve bu konudaki ilişkileri analiz etmektir. Çalışmanın yöntemi, katılımcılara anket uygulanması ve elde edilen verilerin istatistiksel analizler ile değerlendirilmesini içermektedir.Araştırmanın evreni olan Azerbaycan ve Türkiye'deki tüketiciler, bu çalışmanın genellemelerini desteklemek amacıyla seçilmiştir. Örneklem, her iki ülkede toplam 500 tüketiciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak anketler kullanılmış ve veri çözümleme teknikleri olarak istatistiksel yöntemler uygulanmıştır.Araştırma sonuçları, teknofobik tutumların ve kişisel veri paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetini nasıl etkilediğine dair önemli bulgular ortaya koymaktadır. Bu çalışma, tüketicilerin dijital davranışlarına yönelik anlayışımızı artırmak ve bu bağlamda sosyal medya platformlarının kullanımına dair stratejik kararlar almak isteyen araştırmacılara, işletmelere ve pazarlamacılara değerli bir perspektif sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Fethi Yeken ve Lübnan İhvanı
Eda İri
Batı dünyasının İslam toplumları üzerinde kurdukları siyasi, askeri, ekonomik, kültürel baskı ve bunun da beraberinde getirdiği kriz, başta merkez bölgeler olmak üzere İslam coğrafyasının genelinde İslami hareketler ve akımların doğuşuna zemin hazırlamıştır. Başlayan bu hareketlerin nihai hedefi İslam coğrafyalarında yaşanılan bozulma, gerileme, sömürge vb. durumlardan kurtulmak ve sağlam bir İslam toplumu inşa etmektir. Entelektüellerin İslam coğrafyalarında yaşanılan bu durum karşısında farklı fikirler ortaya koymuşlardır. Temelde üç ana başlık halinde ele alınan yaklaşımlar gelenekselcilik, ıslahatçılık ve modernizmdir. Islahatçı akımlar içerisinde değerlendirilen İhvan-ı Müslimin hareketi de ortaya çıktığı bölge başta olmak üzere büyük bir alana etki ederek çok önemli başarılar elde etmiştir. İhvan-ı Müslimin diğer İslami hareketlerden birçok yönden ayrılarak hem kendisinden sonraki İslami hareket kurucularına ilham kaynağı olmuş hem de hareket alanını genişleterek birçok İslam coğrafyasında varlığını farklı şekillerde devam ettirmiştir. Fethi Yeken ve Lübnan İhvan-ı adlı bu çalışmamızda, Fethi Yeken'in Lübnan'da kurduğu Lübnan İhvanına katkıları, fikirleri, İhvanın gelişimi ve Fethi Yeken'in İhvan'dan ayrılma sebepleri ele alınmıştır. Mısır'da Hasan el-Benna ve İhvan hareketi ile hız kazanan İslam düşüncesinin kültürel ve siyasi sebeplerle özünden uzaklaşmasının önüne geçerek yeniden Asr-ı Saadet'e uygun doğru bir İslam düşüncesi fikri, Lübnan gibi siyasi, etnik farklılıkların yoğun olduğu bir bölgede uygulanmaya çalışılmasının sebep ve sonuçlarını inceledik. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve metodu ele alınmıştır. Birinci bölüm İhvan hareketinin doğuşu ve gelişimi üzerinde durulmuş, Mısır'ın sosyoekonomik yapısı incelenmiştir. İkinci bölümde ise Fethi Yekenin hayatı ve fikirleri ele alındıktan sonra Lübnan'da kurulan İhvan hareketi incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023COVİD-19 pandemisi ve kırsal alanda işlenen suçlar
Adem Örs
Tarihin belirli dönemlerinde insanlığı tehdit eden salgın hastalıklar ortaya çıkmıştır. Bu hastalıkların birçoğu yıllarca sürmüştür. Covid-19, 2019 yılının Aralık ayında Çin'in Hubei eyaletinin Vuhan kentinde ortaya çıkmış olan bir solunum yolu hastalığıdır. İnsandan insana hızla bulaşarak tüm dünyaya yayılınca, 2020 yılı Mart ayında Dünya Sağlık Örgütü tarafından "Pandemi" olarak kabul ve ilan edilmiştir. Sağlık Bakanlığı'nca 10 Mart 2020 tarihinde ilk Covid-19 vakasının açıklanması sonrasında ülkemizde de hızla yayılmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı Covid-19 salgınının etkili olduğu 2020-2021 yılları ile Covid-19 öncesi dönem olan 2018-2019 yıllarında işlenen; Kişilere Karşı Suçlar (kasten öldürme, kasten yaralama, cinsel saldırı ve tehdit), Malvarlığına Karşı Suçlar (hırsızlık ve mala zarar verme) ile Devlete ve Millete Karşı Suçlara (zimmet, rüşvet, irtikap) ait verilerin incelenmesi ve verilerdeki salgın etkisini ortaya çıkarmaktır. Yapılacak incelemede belirtilen suç başlıkları altındaki suçlar demografik özellikler (suçu işleyenin yaşı, mesleği, cinsiyeti, uyruğu, medeni hali ve öğrenim durumu) ve suçların işleniş saatleri açılarından incelenecektir. Çalışmada kullanılacak veriler 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında Jandarma Genel Komutanlığı sorumluluk sahasında meydana gelen; kasten öldürme, kasten yaralama, cinsel saldırı, tehdit, hırsızlık, mala zarar verme, zimmet, rüşvet ve irtikap suçlarına ait verilerdir. Belirtilen suçlar haricinde Jandarma sorumluluk alanında işlenmiş olan diğer suçlar ile Polis bölgesinde işlenmiş olan suçlar bu çalışmanın kapsamı dışındadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji ve enflasyon arasındaki ilişki: Türkiye örneği
Serdar Yavuz
Ülke ekonomilerinin temel hedeflerinden biri ekonomik istikrar ve yüksek refah düzeyidir. Bu şartlar gelişmiş yani ekonomik büyümeyi sürdürülebilir hale getirebilen ülkelerde mümkündür. Yıllarca devam eden ülkeler arası ekonomik rekabet elbette beraberinde bir takım sorun getirmiştir. Artan nüfus ve buna bağlı enerji ihtiyacı bunlardan bir tanesidir. Devletler yakın zamana kadar bu ihtiyacı fosil yakıtlardan karşılamaktaydılar. Ancak rezervlerin tükenebilir olması ve çevreye verdikleri ciddi zararlar sebebiyle farklı enerji kaynakları arayışı içerisine girilmiştir. Dünyanın yenilenebilir enerjiyle tanışması bu sürece bağlanabilir. Günümüzde refahın ve gelişmişliğin en büyük göstergelerinden biri yenilenebilir enerji sektörüdür. Yenilenebilir yani temiz enerji üretimi, ulaşımı, maliyetleri gibi kriterler gelişmişlik düzeyi açısından önemli göstergelerdendir. Gelişmekte olan ülkelerden biri konumundaki Türkiye için de yenilenebilir enerji önem arz etmektedir. Dünyada olduğu gibi Türkiye için de yeni sayılabilecek olan yenilenebilir enerji sektörü Türkiye'yi muhasır medeniyetler seviyesine ulaştırabilecek basamaklardan biridir. Bu çalışmada Türkiye'nin 1975-2022 yıllarına ait enflasyon, kişi başına düşen GSYH ve yenilenebilir enerji üretimine ait veriler kullanılarak bahsedilen üç değişken arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji ve enflasyon kavramlarına değinilmiştir. İkinci bölüm literatürden oluşurken üçüncü bölümü ekonometrik analiz teşkil etmektedir. Mevcut verilerden hareketle ADF ve PP kök birim testleri uygulanıp, Toda-Yamamoto nedensellik sınaması yapılmıştır. Nihai olarak elde edilen sonuçlar yorumlanmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İkibinli yıllar sonrası Türk kamu personel politikalarının liyakat sistemine etkisi
Mahsum Yüceel
Kamu personel yönetiminin temel amacı kamu hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve sunulan kamu hizmetinin etkili, verimli olmasıdır. Bu amaçla bütün ülkelerde iktidara, yetki, insan gücü, bütçe gibi kaynaklar verilmektedir. Bu kaynakların amaçlar doğrultusunda kullanılabilmesi için, tüm ülkelerde, o ülkelerin sosyal, ekonomik durumları ve yönetim anlayışlarına göre oluşturulan, bir kamu personel yönetim sistemi mevcuttur. Bu oluşumun temel amacı, yukarıda da belirtiğimiz gibi kamu hizmetinin beklentileri karşılayacak şekilde etkin ve sürekli sunumunun sağlanmasıdır. Ülkemizde cumhuriyetin ilanından bu yana tüm iktidarların kamu personel yönetiminin geliştirilmesi üzerinde durduğu ve yönetim süreçlerinin iyileştirilmesi için çeşitli çalışmalar yaptığı söylenebilir. İyi niyetli çabalarla hazırlanan bu çalışmaların çoğu ne yazıkki uygulamaya geçirilememiştir. Çalışmaların uygulamaya konulamamasının temel sebeplerinden biri de kamuda liyakat ilkesinin etkin olarak uygulanmayışıdır. Bu çalışma, 2000'li yıllardan sonra kamu personel yönetimi ile ilgili yapılan düzenlemelerin liyakat sistemine olan etkilerini ortyay koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yönetimi kullanılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde giriş kısmı yer almaktadır. İkinci bölümde kavramsal ve kurumsal çerçeve yer almaktadır. Bu bölümde kamu personel yönetiminin tanımı, kamu personel yönetimine hâkim olan temel ilkelerin değerlendirmesi, devlet memurlar kanununda kamu personelin gruplandırılması incelenmiş, kalkınma planlarında kamu personel yönetiminin gelişimi ele alınmış ve son olarak insan kaynakları yönetimi ile kamu personel yönetimi arasındaki benzerlikler ve temel farklar ortaya konmuştur. Üçüncü bölümde kavramsal olarak ilkesi incelenmiş, bu kapsamda tanımı ve temel özellikler ve liyakat ilkesine aykırı olan kayırmacılık olgusu incelenmiştir. Son olarak Türkiye'de liyakat ilkesinin gelişimi kronolojik olarak ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise 2000'li yıllardan sonra kamu personel yönetimi ile ilgili yapılan değişiklikler ele alınmıştır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçtikten sonra kamu personel yönetimi alanında yapılan değişiklikler ve bu değişimlerin liyakat ilkesine etkisi ele alınmıştır. Sonuç değerlendirme bölümde ise liyakat ilkesinin uygulanmaya konulması ile ilgili problemlerin devam ettiği, kurumların değişmesi veya yeni mevzuatların hazırlanmasının liyakat ilkesi açısından olumlu görünse dahi uygulama konulması açısından olumlu olarak değerlendirilemeyeceği, liyakat ilkesinin uygulanabilmesi için mevzuatlarla beraber denetim sisteminin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
