Yazarlar
- Ezelnur Çeker(2)
- Hüseyin Bayram(2)
- İbrahim Arslan(2)
- Abdulaziz Aydın(1)
- Abdulkadir Karabulut(1)
- Abdulkadir Tiryaki(1)
- Abdullah Akova(1)
- Abdullah Bacı(1)
- Abdullah Bektaş(1)
- Abdullah Duman(1)
- Abdullah Mesut Çınar(1)
- Abdullah Özalp(1)
- Abdulmecit Akçiçek(1)
- Abdulmecit Hafızoğlu(1)
- Abdulsamet Özdemir(1)
- Abdulselam Güngör(1)
- Abdulvahap Avşar(1)
- Abdurrahim Erdem(1)
- Abdurrahim Köprücü(1)
- Abdurrahman Kara(1)
- Adem Altun(1)
- Adem Bulut(1)
- Adem Ertaç(1)
- Adem Han(1)
- Adem Karaca(1)
- Adem Seymen(1)
- Adem Türk(1)
- Adem Urhan(1)
- Adem Yavuz Erdem(1)
- Adem Örs(1)
- Adnan Özer(1)
- Afranur Yaren Aydoğdu(1)
- Ahmed Wasfı Hasan Al-qado(1)
- Ahmet Alişan Alcan(1)
- Ahmet Baysalı(1)
- Ahmet Baş(1)
- Ahmet Demir(1)
- Ahmet Emre Pehlivan(1)
- Ahmet Ertaç(1)
- Ahmet Furkan Kaymaz(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sosyal medya pazarlaması faaliyetlerinin marka sadakati ve marka imajı açısından incelenmesi çağrı merkezi çalışanları örneği
Öznur Kübra Unutkan
Sosyal medyanın günümüzde giderek daha fazla kullanılmasına paralel olarak markalar bu duruma kayıtsız kalamamış ve sosyal medyada pazarlama faaliyetlerini yaygın şekilde kullanmaya başlamıştır. Sosyal medya pazarlaması, markaya yönelik algıyı etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı sosyal medya pazarlaması faaliyetlerini marka sadakati ve marka imajı açısından incelemektir. Çalışma kapsamında 250 çalışanın katılımıyla bir anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Pazarlaması Ölçeği, Marka Sadakati ve Marka İmajı Ölçeği ile veriler toplanmıştır. Çalışmada ulaşılan sonuçlar sosyal medya pazarlaması ile marka sadakati ve marka imajı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Sosyal medya pazarlaması etkili bir şekilde kullanıldıkça müşterilerin marka sadakati ve marka imajı algıları olumlu yönde gelişmektedir. Bu sonuçlar 250 katılımcının verdiği yanıtlarla sınırlıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Siyasal katılma düzeyleri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma: İzmir-Bayburt örneği
Özgür Arat
Siyasal katılma, bireylerin siyasal alanı belirlemek ve etkilemek amacıyla gerçekleştirdikleri eylemlerdir. Siyasal katılma farklı düzeylerde ve farklı biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Birey, hangi dünya görüşüne sahip olursa olsun siyaset karşısında bir tavır takınmaktadır. Çeşitli gerekçelerle siyasete katılmaktadır. Siyasal katılma, bireyin sahip olduğu bilinç düzeyinden ülkenin sahip olduğu yönetim anlayışına kadar birçok hususla yakından ilgilidir. Farklı siyasal kültüre sahip toplumlarda doğal olarak farklı siyasal katılma pratikleri gerçekleşmektedir. Bu çalışmada siyasal katılma düzeyleri konu edinilmiştir. Bu kapsamda İzmir ile Bayburt illerinin siyasal katılma düzeyleri karşılaştırılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi uygulanmış, 807 kişi araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında demografik bilgi formu ve demokratik katılım ölçeğinin siyasal katılım boyutu kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.00 paket programı ile analiz edilmiştir. Tanımlayıcı sonuçlar incelendiğinde hizmet ve politika takibi (3.62 = yüksek), siyasi tartışma (2.78 = orta), toplam siyasal katılım puanı (2.30 = düşük), seçim mitingleri (1.61 = çok düşük), gösteri ve yürüyüşler (1.52 = çok düşük) ve düşünce ve önerileri paylaşma (1.48 = çok düşük) olacak şekilde siyasal katılımın alt boyutlarından alınan puanların çok yüksek olmadığı, siyasal katılımın birçok boyutta çok düşük kaldığı belirlenmiştir. İzmir ve Bayburt ilinde yaşayan katılımcıların siyasal katılım düzeyleri karşılaştırıldığında tüm alt boyutlarda ve toplam siyasal katılımda İzmir ilinin lehine anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Çalışma sonucunda ilerleyen çalışmaların siyasal katılımı düşüren değişkenlere daha derinlemesine araştırması önerilmektedir. Ayrıca siyasal katılımı artırıcı faktörlerin belirlenip bu konuda politikalar geliştirilmesi de önemli görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin iletişim becerileri ile çatışma eylem stilleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi (Atatürk Üniversitesi örneği)
Hamza Çelik
Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin iletişim becerileri ile çatışma eylem stilleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu doğrultuda çalışmada ilk olarak iletişim kavramı ve çatışma kavramına yönelik teorik bir çerçeve oluşturulmuş ve ardından saha araştırması yapılmıştır. Araştırmada veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "İletişim Becerileri Ölçeği" ve "Çatışma Eylem Stilleri Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın örneklemini Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde farklı bölümlerde öğrenim gören toplam 627 öğrenci oluşturmuştur; bunların 255'i kadın, 372'si erkektir. Öğrencilerden veriler, araştırmacı tarafından düzenlenen anket formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket programında analiz edilmiştir. Bulgulara göre, kullanılan iki ölçek arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Çalışmada katılımcıların iletişim becerileri üzerinde sınıf düzeyi, aktif spor türü, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve aile aylık geliri gibi faktörlerin anlamlı bir farklılık ve ilişki yarattığı belirlenmiştir. Ancak diğer demografik değişkenler için bu tür bir ilişki tespit edilememiştir. Çatışma eylem stilleri üzerinde ise sadece aktif spor yapma süresi ve baba eğitim düzeyinin anlamlı bir farklılık meydana getirdiği bulunmuştur. İletişim becerilerinin ise çatışma eylem stilleri üzerinde anlamlı pozitif bir etkisi olduğu ortaya konmuştur. Bu bağlamda, öğrencilerin iletişim becerilerinin arttıkça çatışma eylem stillerine verdikleri yanıtların da daha pozitif olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çatışma eylem stilleri, iletişim becerisi, spor bilimlerinde çatışma, spor bilimlerinde iletişim.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Kelkit (Gümüşhane) yöresinin yeraltı suyu kalitesinin değerlendirilmesi
Mehmet Can Turhan
Bu çalışmada, Gümüşhane ilinin güneyinde bulunan Kelkit ilçesi merkezinin yeraltı sularının kalitesi araştırılmıştır. Bu kapsamda yağışlı (Haziran 2023) ve kurak (Eylül 2023) dönem olmak üzere iki dönem örnekleme çalışması yapılmıştır. Elde edilen örneklerin fiziksel parametreleri (sıcaklık, pH, Eh, elektriksel iletkenlik ve çözünmüş oksijen) arazi de yerinde ölçülmüş olup majör anyon-katyon (HCO3-, CO3-2, Cl‒, SO4-2, NO3-, NO2-, F-, Ca+2, Mg+2, Na+, K+) ve iz element derişimleri (Si, Al, As, B, Ba, Br, Co, Cr, Cu, Fe, Mn, Mo, Ni, Sr, Sb, Ti, V ve Zn) laboratuvar ortamında belirlenmiştir. Yapılan analizler ile ortaya çıkan sonuçlar Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Su kirliliği Kontrolü Yönetmeliği standartlarına göre içme-sulama suyu kullanılabilirliği açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca yeraltı sularından ve Kelkit çayından alınan tüm örneklerin Piper diyagramı ile hangi tip su sınıfına girdiğini, ABD Tuzluluk Laboratuvarı ve Wilcox Diyagramı ile sulama suyu olarak kullanabilirliği incelenmiştir. Piper diyagramına göre; Kelkit yöresinin yeraltı suyu örneklerinin yarısından çoğu "kalsiyum-magnezyum-bikarbonat"su tipindedir. Örneklerin kurak dönemde 3 tanesi, yağışlı dönemde ise 2 tanesi "Karışık tip sular" sınıfında yer almaktadır. Wilcox diyagramına göre; yeraltı suyu örnekleri kurak ve yağışlı dönemde genel olarak "İyi-kullanılabilir" sular sınıfında yer alırken, ABD Tuzluluk diyagramına göre; kuyulardan alınan su örneklerinin genel olarak C3‒S1 sınıfında suları temsil ettiğini birkaçının ise C2‒S1 sınıfında suları temsil ettiği görülmüştür. Majör katyon analizlerinde yapılan ölçümlerde Mg⁺² ve K⁺ katyonlarının içme suyu standartlarına göre sınır değerleri aştığı gözlenmiştir. Majör anyon analizlerde NO3- ve florür değerlerinin TS 266 içme suyu standartlarına göre belirtilen sınır değeri aştığı tespit edilmiştir İz element analizlerinde B, Fe ve Mn değerleri TS 266 standartlarına göre belirtilen sınırın üzerinde kalmıştır. Bu standart değerleri aşan parametrelerin nedeninin tarımsal faaliyetler, evsel atıklar ve su-kayaç etkileşimi olduğu söylenebilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimi özyeterlik inançları ile eğitim programı okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
İsmail Aslan
Bu tezin temel amacı, sınıf öğretmenlerinin fen öğretimi özyeterlik inançları ile eğitim programı okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada, nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Araştırmanın hedef evreni Bursa ili Orhangazi ve Gemlik ilçelerinde görev yapan 449 sınıf öğretmenidir. Bu evrenden kolay örnekleme yöntemine göre seçilen sınıf öğretmenleri araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Örneklem, ilkokul öğretmenleri arasından rastgele demografik özelliklere sahip bireylerden oluşmaktadır. Araştırma verileri Gözüm ve Güneş (2018) tarafından geliştirilen fen öğretimi özyeterlik ölçeği ile Bolat (2017) tarafından geliştirilen eğitim programı okuryazarlığı becerileri ölçeği ile toplanmıştır. Ölçme araçlarının çalışma evrenine uygulanması sonucunda elde edilen dağılım normallik göstermediği için ikili grup karşılaştırmalarında Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Ayrıca fen öğretimi özyeterlik inancı ile eğitim programı okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise Sperman Brown Sıra Farklar Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirildiğinde hem eğitim programı okuryazarlığı hem de fen öğretimi özyeterlikleri üzerinde cinsiyet, deneyim ve sınıf mevcudu değişkenlerinin anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmüştür. Bununla birlikte eğitim programı okuryazarlığı ile fen bilileri özyeterlikleri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırma neticesinde önemli görülen öneriler şu şekildedir: öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlığı ve özyeterlik inançlarını daha objektif bir şekilde değerlendirmek için gözlem ve derinlemesine görüşme teknikleri kullanılabilir, farklı coğrafi bölgelerden, okul türlerinden ve demografik özelliklere sahip daha geniş ve çeşitlendirilmiş örneklemler kullanılarak elde edilen verilerin genellenebilirliği artırılabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Spor bilimleri öğrencilerinin egzersiz bağımlılık düzeylerinin mutluluk ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi (Bayburt ili örneği)
Elyesacan Cibali
Bu çalışmanın amacı spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin egzersiz bağımlılık düzeylerinin, mutluluk ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu verilerin demografik değişkenler açısından incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırma grubunu 213 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; "Kişisel Bilgi Formu", "Egzersiz Bağımlılık Ölçeği", "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu" ve "Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde frekans dağılımları, ikili bağımsız grupların karşılaştırması için t-testi, ikiden fazla bağımsız gruplar için One-Way ANOVA ve ölçekler arasındaki ilişkiyi tespit edebilmek için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yaş ve spor yaşı değişkenleri ile egzersiz bağımlılık ölçeği alt boyutları ve toplam puanları arasında istatistiki ilişkiye rastlanmıştır. Haftalık egzersiz yapma sıklığı ile egzersiz bağımlılık ölçeği toplam puanları arasında ilişkiye, egzersiz bağımlılığı bireysel-sosyal ihtiyaçların ertelenmesi ve çatışma alt boyutu arasında istatistiki açıdan ilişkiye rastlanmamıştır. Öğrenim görülen bölüm ve egzersize başlama nedeni ile egzersiz bağımlılık düzeylerine ilişkin yalnızca bireysel-sosyal ihtiyaçların ertelenmesi ve çatışma alt boyutunda istatistiki açıdan anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Cinsiyet ve spor türü ile egzersiz bağımlılığı tüm alt boyutları ve toplam puanları arasında istatistiki açıdan anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Yaş, haftalık egzersiz yapma sıklığı, algılanan gelir düzeyi ve egzersize başlama nedeni ile mutluluk ölçeği arasında anlamlı farklılığa rastlanmıştır. Cinsiyet, öğrenim görülen bölüm, spor yaşı, spor türü ile mutluluk ölçeği arasında anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Cinsiyet, haftalık egzersiz yapma sıklığı ve algılanan gelir düzeyi ile yaşam doyumu arsında anlamlı farklılık olduğu, yaş, spor yaşı, öğrenim görülen bölüm, egzersize başlama nedeni ve spor türü arasında anlamlı fark tespit edilmemiştir. Egzersiz bağımlılık ölçeği toplam puanı ile mutluluk ölçeği arasında negatif yönlü düşük düzeyde ilişkiye, mutluluk ölçeği ile yaşam doyumu arasında pozitif yönlü orta düzeyde ilişkiye rastlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Türk siyasetinde 367 krizi: Meclis tutanakları üzerinden bir değerlendirme
Hüda Nur Bostancı
Cumhurbaşkanlığı devletler ve hükümet sistemlerinde önem arz eden bir makamdır. Bu sebeple cumhurbaşkanlığı seçim süreçlerinde siyasal krizlerin ortaya çıktığı görülmektedir. Siyasi ve bürokratik kadroların devlet yönetimi konusunda farklı düşüncelere sahip olmaları ve siyasal partilerin stratejik ve taktiksel davranışları, yaşanan krizlerin temel sebebini oluşturmaktadır. Türkiye örneğinde cumhurbaşkanının aynı zamanda başkomutan olması da orduyu sürece dâhil etmekte ve krizin taraflarından biri haline getirmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Meclis içerisinde siyasal parti ve liderlerin, siyasi görüş faklılığı, siyasi kaygı veya siyasi çıkar nedeniyle ortaya koydukları söylem ve politikalar krizi derinleştirmektedir. Yaşanan siyasal krizler, parlamentoyu aşarak yargıdan medyaya, ekonomiden sosyal yaşama hayatın her noktasını etkilemektedir. 2007 yılında yapılan 11. Cumhurbaşkanlığı seçiminde, seçilme şartı tartışmalarıyla başlayan ve aday belirleme sürecinde yaşanan gelişmelerle devam eden bir siyasal kriz yaşanmıştır. Türk siyasetine "367 Krizi" olarak geçen bu siyasal kriz, Meclis'in toplantı yeter sayısı üzerinden isimlendirilmiştir. Bu süreçte, Cumhuriyet Mitingleri ile toplum, E-Muhtıra ile ordu, Anayasa Mahkemesi'nin seçimi iptal etmesi ile yargı siyasal krizin tarafları haline gelmiştir. Siyasal liderlerin ve partilerin esasen devlet krizine dönüşen bu süreç karşısında sine-i millete dönmek dışında bir seçeneği kalmamıştır. Bu kriz, cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören 2007 referandumuna sebebiyet vermiş ve bu yönüyle Türkiye'de hükümet sistemi değişikliğinin çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu çalışma, Türk siyasetinde 367 Krizi'ni konu edinmektedir. Çalışmanın amacı 11. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşanan krizin nedenlerini, aktörlerini, sürecini ve siyasal hayata etkilerini Meclis tutanakları ışığında değerlendirmektir. Yaşanan kriz birincil kaynak olarak görülen Meclis tutanaklarının incelenmesi ve değerlendirilmesiyle birlikte daha anlaşılır hale gelmektedir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Literatür taraması yapılarak kitaplar, bilimsel çalışmalar, yazılı iletişim araçları ve tutanak metinleri incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Tüketicilerin lüks marka tutumlarında ilişkilendirme teorisi ve sembolik statünün rolü: Türkiye ve Suudi Arabistan'daki tüketiciler arasında bir karşılaştırma
Ghali Hamoudy
Bu araştırma, Türkiye ve Suudi Arabistan'daki tüketicilerin lüks markalara karşı tutumlarını ve bu tutumların sembolik statü ile ilişkilendirme teorileri çerçevesinde nasıl şekillendiğini incelemektedir. Moda ve otomobil sektörlerindeki lüks markalara yönelik iki farklı tüketici anketi yapılmıştır. İlk anket, markaların statüsüne veya kişisel uygunluğuna değer veren bireyleri hedef alırken, ikinci anket ürün detaylarına ve kalitesine odaklanan yüksek gelirli tüketicilere yöneliktir. Birinci çalışma, 293 anketi analize dâhil edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu erkek, 25-34 yaş arası ve bekâr olup, özel sektörde çalışan ve lisans düzeyinde eğitim almış bireylerden oluşmaktadır. Prestijin sembolik statü üzerinde olumlu bir etkisi bulunduğu ve ilişkilendirme teorisinin bu ilişkide aracı bir rol oynamadığı bulunmuştur. İkinci çalışma, 179 anketi analize dâhil edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu yine erkek, 25-34 yaş arası ve bekâr olup, %35,2'si özel sektörde çalışmaktadır ve çoğunluğun gelir düzeyi 2666$ üzerindedir. Analiz sonuçları, ölçeklerin yakınsak geçerliliği ve güvenilirliği için AVE değerlerinin 0,50'nin üzerinde ve CR değerlerinin 0,878'in üzerinde olduğunu, Cronbach alfa değerlerinin ise 0,839 ile 0,938 arasında değiştiğini göstermiştir. Bu, ölçeklerin güvenilir olduğunu işaret etmektedir. Marka tutumunun marka sadakati üzerinde olumlu bir etkisi bulunduğu, ancak içsel ve dışsal motivasyon, beklenen kaygıdan kaçınma ve beklenen neşe gibi faktörlerin marka sadakati üzerindeki etkisinin karışık sonuçlar verdiği bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Ortaokul öğrencilerinin kesir başarısında öğretmenin kullandığı matematik dili ve öğrenci öz yeterliğin etkisi
Furkan Ertaç
Bu araştırma, ortaokul öğrencilerinin kesir başarısında öğretmenin kullandığı matematik dili ve öğrencilerin kesir öz yeterliliğin etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Çalışma Türkiye'nin doğusundaki Bayburt Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 3 farklı ortaokulda öğrenim gören gönüllü 106 ortaokul 6.sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Çalışmanın verileri kesirler öz-yeterlik ölçeği testi, kesir öğretiminde matematiksel dil ölçeği ve kesirler başarı testi kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler betimsel ve kestirimsel istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Betimsel istatistik yöntemi kullanılarak verilerin özellikleri ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Kestirimsel istatistik yöntemiyle de örneklemden gelen verilerden yola çıkarak verilerle ilgili genellemelere ulaşılmıştır. Kestirimsel istatistik için korelasyon analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda kesir başarısı ile öğretmenin kullandığı matematik dilinin ve kesir başarısı ile öz yeterliğin anlamlı düzeyde ilişki belirlenmiştir. Ayrıca araştırma bulgularının, öz yeterliğin kesir başarısı üzerinde anlamlı etkisinin varlığı ve öz yeterlik ile öğretmenin kullandığı matematik dilin de öğrencilerin kesir başarısına anlamlı düzeyde etkisi olduğu tespiti vardır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Şa'râvî'nin Havâtırî Havle'l-Kur'âni'l-Kerîm isimli tefsirinde fert ve toplumun ıslahı bağlamında ahlak
Duha Shehabeddın
Kur'ân, birey ve toplumun düzenlenmesinde ahlakın önemini ve rolünü her zaman vurgulamaktadır. Birçok ayette temel ahlaka ve bundan doğan ahlaki özelliklerine yer vermektedir. Davranışların bireysel ve toplumsal düzlemde düzeltilmesinde ve bireyin karakterinin geliştirilmesinde ahlakın rolüne işaret edilmektedir. Dünyada ahlaki değerlere uygun davrananların ahiretteki mükafatlarına değinmektedir. Bu değerler, insanlar arası ilişkileri düzenleyen ilkelere vurgu yapmaktadır. Bu açıdan din ahlaki değerlerin ilk yasal kaynağı olarak akla gelmektedir. Hz. Muhammed'e gönderilen ilahi hitapta insanlığın kurtuluşunu garanti eden yüce ahlaki değerler bulunmaktadır. Bu içerisinde yer alan etik kurallar, zikredilen değerlerin temelini oluşturmaktadır. Zira Hz. Muhammed, güel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmiştir. Bu araştırmada Şa'ravi'nin tefsiri bağlamında İslam ahlakı ve onun toplumsal hayattaki rolü incelenmektedir. Esasen ahlak ilkeleri bireyleri toplum içinde yönlendiren değerler ve prensiplerin bir koleksiyonu olarak görülmektedir. Bununla beraber günümüz toplumunda büyük bir ahlaki çöküş yaşanmaktadır ve bunun sonucunda yolsuzluk, adaletsizlik, ikiyüzlülük ve kişisel çıkarlar gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Tüm bunlar ahlaki değerlerin çökmesinin bir sonucudur. Bu sebeple "Toplumdaki ahlaki çöküşün nedeni nedir?" sorusu cevaplanması önem arz eden bir soru olarak karşımızda durmaktadır. Bazıları ahlaki çöküşün nedenini yoksulluk ve -özellikle gençler arasında- işsizliğin yaygınlaşmasına bağlamaktadır. Söz gelimi kimi insanlar, uygun iş fırsatlarını bulamayan gençlerin, kendilerine uygun bir yaşam sunmayan toplumlarına karşı bir tepki olarak ahlaki değerlerden uzaklaştıkları anlaşılmaktadır. Bu isyanın bir yansıması olarak, toplumsal barışı zedeleyen birçok sorun doğmaktadır. Şa'ravi'nin tefsirinde ahlaki prensiplere dayalı doğru ve güncel eğitimin eksikliğinden de bahsedilmektedir. Bu açıdan o bu eğitimin genç kuşak için uygun olan modern eğitim yöntemlerine dayanmasını telakki etmektedir. Çünkü gençlerin en önemli eğitim merkezi olan aileler, dini ve ahlaki doğrultuda onları yetiştirmekte yetersiz kalmaktadır. Bu durum ailelerin çocukların davranışları üzerinde bir denetimi olmamalarının veya ebeveynlerin sadece maddi meseleleriyle meşgul olmalarının bir sonucu olarak görülmektedir. Bütün zorluklara rağmen ailelerin çocuklarının davranışlarını dikkatli bir şekilde gözlemlemesi ve doğru eğitim yöntemlerini takip etmesi gerekmektedir. Kuşkusuz gençlerin ahlaki değerlerden yoksun olmasının arkasında başkaca birçok farklı neden de bulunmaktadır. Şa'ra'vi ahlaki bozuklukların düzeltilmesinde din adamları ve vaizler başta olmak üzere toplumun tamamının sorumlu olduğuna işaret etmektedir. Toplumun medyaya ve medyanın sunduğu olumsuz içeriklere maruz bırakılması, gençlerin değerlerden sapmalarında ve ahlaki normlardan uzaklaşmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca camilerin ve eğitimli din adamlarının rolü asla göz ardı edilmemelidir. Zira gençlerin durumlarını sormalı ve takip etmelidirler. Çünkü ahlaki değerler milletlerin temelini oluşturmaktadır. Ahlaki değerlerde oluşan bozukluklar bozulursa toplum bütünüyle bozulmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda İslam'daki ahlaki değerlerin Kur'ân ve sünnetten türetilen ve insan doğasına uygun olduğu rahatlıkla ifade edilmekteidr. İslam'ın hassas anlayışından doğan prensipler ve yüksek değerler toplumların ve bireylerin ıslahında her zaman işe yarayacak niteliktedir. Birey ve toplumların İslam'dan beslenen ahlakla ahlaklanması, toplumların bekası için olmazsa olmaz bir durum olarak anlaşılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Kur'an'ın anlaşılmasında müfessir, bağlam ve rivayetlerin rolü
Ayşe Avşar
Kur'an'ı anlama noktasında göz ardı edilmemesi gereken en önemli konulardan biri de bağlamdır. Çünkü metin-içi bağlam ayetlerin kendi içindeki anlam bağını kurmamızı amaçlarken, metin-dışı bağlam ile de metnin tarihsel bağını kurmuş oluruz. Her ikisi de metnin daha iyi anlaşılması ve murâd-ı ilahiye ulaşma çabasının gereğidir. Sadece dilsel tahlillere dayanarak doğru anlama ulaşmak netice itibariyle mümkün değildir. Dil değişkendir ve zamanla kelimelerin, kavramların anlamlarında farklılaşma görülebilir. Bu sebeple Kur'an'ı anlama yolunda metnin dilsel tahlili yanında metinsel ve tarihsel bağlamını da dikkate almak gerekir. Çünkü Kur'an 23 yıllık zaman zarfında bazen yaşanan birtakım olaylar bazen de toplumun geldiği kıvam dikkate alınarak nazil olmuştur. Hayatın içine inzal olan bu metnin hayat bağından koparılarak ya da belli bir bütünlük içinde inen ayet gruplarını bütünselliğinden ayırarak anlama çabası eksik ve gerçeği yansıtmaktan uzak olacaktır. Bu itibarla dış bağlam ile ayetlerin tarihsel bağı, iç bağlam ile de hem ayetlerin önce ve sonrası ile hem de Kur'an'ın kendi bütünlüğü açısından bağlantısı kurularak doğru anlama ulaşma gayreti içerisine girilmelidir. Bu çalışmamızla Kur'an'ın parçacı yaklaşımlarla doğru anlaşılamayacağını örneklerle ortaya koymaya çalışacağız. Amacımız parçacı yaklaşımların eksikliklerine ve sorunlarına değinerek murâd-ı ilahiye ulaşmanın ancak Kur'an'ın lafzını, bağlamını ve indiği ortamı bilmekle mümkün olacağını göstermektir. Bunu yaparken öncelikle literatür taraması yaparak kaynakları belirlemeye çalıştık. Çeşitli kitap, makale, tez, sempozyum vb. çalışmalardan yararlanarak tezimizin ana çerçevesini oluşturduk. Öncelikle bağlamla alakalı kavramları inceledik. Daha sonra bağlam dışı yorumların sebeplerini inceleme konusu yaptık. Bu sebepleri incelerken ayetlerden örnekler vererek konunun daha iyi anlaşılmasını amaçladık. Son bölümde de bağlamdan kopuk mana verilen ayetleri bu manaların verilme sebepleri üzerinden gruplandırdık. Bu ayetlerle alakalı geçmişten günümüze yapılmış olan yorumları genel olarak aktarmaya ve bu yorumlardan hareketle kendi kanaatimizi de ortaya koymaya gayret ettik.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Süyûtî'nin ed-Dürrü'l-mensûr adlı tefsirinde Enfâl Sûresindeki Bedir Savaşı ile ilgili rivayetlerin tahrîc ve değerlendirmesi
Şeyma Nur Yıldırım
Süyûtî'nin kaleme aldığı ed-Dürrü'l-mensûr, rivayet tefsirleri arasında önemli bir yere sahiptir. İçinde yer alan hadisler muhteva açısından rivayet tefsirleri arasında en hacimli kaynaklar arasındadır. Süyûtî bu eseri hazırlarken ayetlerle alakalı hadisleri senetsiz bir şekilde eserine kaydetmiştir. Bu durumda hadislerin sıhhatinin tespitini zorlaştırmıştır. Eserin hadis ilmi açısından kıymetini ortaya koymak ve hadislerin sıhhatini tespit etmek amacıyla bu araştırmanın yapılması büyük önem arz etmiştir. Bu sebeple ed-Dürrü'l-mensûr adlı tefsirin Enfâl sûresi bölümünde geçen Bedir Savaşı ile ilgili merfû hadisler üzerinde çalışma yapılmıştır. Öncelikle, Süyûtî'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra, Enfâl sûresinde yer alan hadislerin tahrîcini yapmak amacıyla kaynak taraması yapılmış ve hadislerin ilk geçtiği kaynağa ulaşılmaya çalışılmıştır. Hadislerin güvenirliliğini tespit amacıyla rical çalışmalarına başvurulmuştur. Ayrıca hadis âlimlerinin, incelemesi yapılan hadisler hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. Araştırma sonunda incelenen hadislerin genel bir değerlendirmesi yapılmış, değerlendirmeler tablolar halinde sunulmuş ve sonuçları ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Kapsayıcı fiziksel aktivitelerin zihinsel yetersizliği olan ve olmayan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal becerileri üzerindeki etkisi
Betül İdareci
Bu çalışmanın amacı, kapsayıcı fiziksel aktivitelerin zihinsel yetersizliği (ZY) olan ve olmayan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal becerileri üzerindeki etkilerini incelemektir. Ön test – son test deneysel modelde tasarlanan çalışmaya, 20 ZY olan çocuk, 20 tipik gelişim gösteren (TGG) çocuk ve 15 gönüllü üniversite öğrencisi katılmıştır. ZY olan ve olmayan çocuklar rastgele bir uygulama grubuna (ZY olan çocuklar n:10; TGG çocuklar n: 10) ve bir kontrol grubuna ayrılmıştır (ZY olan çocuklar n:10; TGG çocuklar n: 10). Çalışmada, gönüllü üniversite öğrencilerinin desteğinde uygulama grubunda yer alan ZY olan ve olmayan çocuklarla birlikte 8 hafta süresince, haftada 3 gün 40'ar dakika süreyle kapsayıcı fiziksel aktiviteler gerçekleştirilmiştir. Kapsayıcı fiziksel aktiviteler genel olarak; grupla etkileşime imkân sunabilecek eğitsel oyunlar, sportif parkurlar, fonksiyonel egzersizler, branşlara özgü aktiviteler, dans etkinlikleri ve hareket eğitimi aktivitelerinden oluşmuştur. 8 haftalık kapsayıcı fiziksel aktiviteler öncesi, gönüllü üniversite öğrencilerine farkındalık oluşturma, uygulama öncesi yapılması gerekenler ve uygulama sırasında yapılması gerekenler olmak üzere üç aşamadan oluşan gönüllülük eğitimleri verilmiştir. Çalışma verileri; Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği ve Serbest Zaman Egzersiz Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Veriler; Bağımsız Gruplar t testi ve Tekrarlayan Ölçümler ANOVA testi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular, uygulama ve kontrol gruplarında yer alan ZY olan çocukların 8 haftalık kapsayıcı fiziksel aktiviteler öncesi benzerlik gösteren fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyinin, 8 haftalık kapsayıcı fiziksel aktiviteler sonrası uygulama grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, ZY olan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyi üzerinde grup * ölçüm ortak etkisinin anlamlı olduğu belirlenmiştir. Bonferroni düzeltmesine göre, uygulama grubundaki ZY olan çocukların ön test puanlarına göre son test puanları anlamlı düzeyde yüksek iken; kontrol grubundaki ZY olan çocukların ön test – son test puanları arasında herhangi bir anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Benzer şekilde, uygulama ve kontrol gruplarında yer alan TGG çocukların 8 haftalık kapsayıcı fiziksel aktiviteler öncesi benzerlik gösteren fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyinin, 8 haftalık kapsayıcı fiziksel aktiviteler sonrası uygulama grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiğini açığa çıkarmıştır. Ayrıca, TGG çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyi üzerinde grup * ölçüm ortak etkisinin anlamlı olduğu görülmüştür. Bonferroni düzeltmesine göre, uygulama grubundaki TGG çocukların ön test puanlarına göre son test puanları anlamlı düzeyde yüksek iken; kontrol grubundaki TGG olan çocukların ön test – son test puanları arasında herhangi bir anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, kapsayıcı fiziksel aktivitelerin çalışmaya katılan ZY olan ve olmayan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyi üzerinde olumlu yönde etkisi olduğu izlenimi edinilmiştir. Bu sonuçların daha sonraki çalışmalarda desteklenmesinin, ZY olan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyini arttırmak için kapsayıcı fiziksel aktiviteleri kullanabilecek öğretmenlere, antrenörlere, uzmanlara ve akademisyenlere rehberlik edebileceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Halter sporcularına uygulanan post aktivasyon sürecinin güç çıktıları üzerine etkisinin incelenmesi
Emre Berk Hazar
Bu araştırmanın temel amacı halter sporcularında post aktivasyon potansiyelinin güç çıktısına olan etkisinin incelenmesidir. Amaç doğrultusunda 18-25 yıl yaş aralığında 10 erkek halter sporcusuyla çalışılmıştır. Araştırmada tek deney gruplu ön-son test araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın tasarımı iki farklı bölümden (koşullandırma aktivitesiz-koşullandırma aktiviteli (KA)) oluşmaktadır. KA'sız bölümde, katılımcıların demografik bilgileri toplanmıştır. KA protokolü için haltercilerden 1 maksimum tekrar (MT) sırt squat ölçümleri alınmıştır. 1MT'ler referans alınarak %85 'i ile 1 set 5 tekrar sırt squat olacak şekilde her sporcu için özel olarak KA protokolü tasarlanmıştır. Sonrasında dikey sıçrama ölçümleri (CMJ, kol salınımlı CMJ ve SJ) Jumpmetre kullanılarak ölçülmüştür. KA'sız bölümün sonunda olimpik kaldırışlara ilişkin ölçümler Gymaware cihazı kullanılarak yapılmıştır. KA'lı bölümde KA protokolünden hemen sonra dikey sıçrama ölçümlerine ait veriler ve olimpik kaldırışlara ait verileri toplanmıştır. Ölçümler sonucunda elde edilen verilerinin normallik dağılımları için Kolmogorov Smirnov ve Shapiro-Wilk Testleri uygulanmıştır. 2 farklı zamanda uygulanan ölçümlerin arasındaki farkı belirlemek için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda KA'nın dikey sıçrama testlerinden CMJ ve kol salınımlı CMJ skorlarına etkisinin olduğunu (p<0,05), ancak SJ skorlarına herhangi bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Ayrıca KA'nın haltere özgü koparma ve silkme kaldırış performanslarında da etkisinin olmadığı görülmüştür (p>0,05). Araştırmanın sonucunda, sırt squat KA'nın halter sporcularının dikey sıçrama performanslarında kısmen olumlu etkilerinin olduğu ancak haltere özgü olimpik kaldırışlara etkisinin olmadığı söylenebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Yâsîn Sûresinde belâgat uygulamaları (İbn Âşûr ve Sâbûnî örneği)
Rumeysa Gözün
Kur'an-ı Kerîm, indirildiği günden itibaren Müslümanlar tarafından daha iyi anlaşılabilmesi adına ciddi gayretler sarf edilmiştir. Hiç şüphesiz Kur'an'ı daha iyi anlayabilmenin temel şartı, tefsir ilminin yanısıra Arap dili ve belagatına hâkim olmaktır. Belagat ilmi her ne kadar oluşumu ve sistemleşmesi itibari ile diğer İslami ilimlere nazaran biraz geç kalmış olsa da Kur'an-ı Kerîm'i daha iyi anlama hususunda çok gerekli olduğu hakikati sebebiyle kısa sürede sistematik hale gelerek İslami ilimler arasında hak ettiği yeri almıştır. Kur'ân'ı Kerîm, indirildiği ortam göz önünde bulundurulduğunda edebiyat alanında zirve noktada bulunan o günkü Arap toplumuna edebî ve belağî manada meydan okuduğu bir hakikattir. Dolayısıyla i'câzu'l-Kur'ân'ın net bir şekilde anlaşılmasının önemi bağlamında Zemahşerî (ö. 538/1144) gibi birçok müfessir, Kur'an-ı Kerîm'i tam ve doğru olarak tefsir edebilmenin yolunun belagat ilmini iyi bilmekten geçtiğini vurgulamıştır. Bu sebeple klasik ve modern birçok tefsirde belagat uygulamalarına geniş yer verilmiş ve ayetler tefsir edilirken belağî nüktelere değinilmiştir. Bu çalışmada Tunus'lu ilim ve fikir adamı, müfessir İbn 'Âşûr'un (1879-1973) et-Tahrîr ve't-tenvîr adlı tefsiri ile Suriyeli çok yönlü bir âlim olan çağdaş müfessir Sâbûnî'nin (1930-2021) Safvetü't-Tefâsîr adlı eseri Yâsîn suresi özelinde belagat uygulamaları açısından mukayeseli bir şekilde ele alınmıştır. Araştırmanın neticesinde bahsi geçen iki tefsirin edebi sanatları icra noktasında uslüp ve yöntemleri mercek altına alınmıştır. Sure, bu iki tefsir özelinde belagat ilminin ana başlıkları olan me'ânî, beyân ve bedî' ilimleri açısından incelenmiş; ortaya çıkan belağî nükteler ve anlam farklılıkları tespit edilerek izah edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Yâsîn, belagat, İbn Aşûr, et-Tahrîr ve't-tenvîr, Sabûnî, Safvetü't-Tefâsîr.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024657 Sayılı Devlet Memurları Kanunundaki disiplin suç ve cezalarının disiplin hukuku yönünden incelenmesi
Burak Çimşir
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda belirlenmiş olan disiplin suç ve cezalarının disiplin hukukuna hakim olan temel ilkeler çerçevesinde incelenmesi bu çalışmanın kapsamını ve amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda öncelikle disiplin suç ve cezalarının tanımları yapılmış, türleri açıklanmış, disiplin hukukuna hakim olan ilkeler üzerinde durulmuş, temel ilkelerin disiplin suç ve cezalarına etkileri açıklanmış, Ceza Hukuku ile olan ilişkisi tartışılmış, Anayasa, Kanun ve Yönetmeliklerde yer alan maddeler dayanak gösterilmiş, güncel ilk derece mahkeme kararları, Bölge İdare Mahkemesi Kararları, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi Kararları çerçevesinde örnekler gösterilmek suretiyle açıklanmaya çalışılmıştır. Günümüzde bütün alanlarda olduğu gibi kamusal alanda da belli bir düzenin ve disiplinin var olması esastır. Kamusal alanda düzen ve disiplinin sağlanabilmesi, belirlenen birtakım kurallara ve kaidelere uymaktan geçmektedir. Kamu hizmetlerinin düzenli bir şekilde yürütülebilmesi için kamusal alanda çalışan kişilerin hem kendi arasındaki işleyişte hem de vatandaşlar arasındaki ilişkilerde birtakım kurallara uymaları gereklidir. Bu kurallar kamusal alanda işleyişin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlamaktadır. Kurallara uyulmaması halinde ise ortaya disiplin suçu çıkmakta olup karşılığında bu suçu işleyip kamusal alanda işleyişi bozan kişiler hakkında yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu disiplin suçları kanunda maddeler halinde olarak sıralanmış olup her birinin karşılığında uygulanması gereken cezalar belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Risk endeksleri ile borsa endeksleri arasındaki ilişkinin analizi: Borsa İstanbul örneği
Nemat Garashov
Krizin tetikleyici koşulları ve küresel ekonomik kriz sonrası durum, hala belirgin bir değişim göstermemektedir. Piyasalara önemli miktarda likidite enjekte edilmesine rağmen, yapısal sorunlar devam etmekte ve krizin etkilerini hafifletmek için yetersiz kalmaktadır. Bu durum, Avrupa Birliği'nin ekonomik darboğazdan çıkamaması ve dünya genelinde çözülemeyen bir borç sorunuyla karşı karşıya olmasıyla açıkça görülmektedir. Bu durum, mevcut stratejilerin yetersiz olduğunu ve yeni çözümler gerektirdiğini ortaya koymaktadır. 2008'deki küresel ekonomik kriz sonrasında krizin aşılması hakkında farklı görüşler öne sürülmüştür. Bu yüksek lisans tezi, BIST 100, BIST 50 ve BIST 30 endekslerinin, Sistemik Riskin Kompozit Göstergesi (CISS) endeksi, Korku Endeksi (VIX) ve Türkiye Kredi Temerrüt Takası (CDS) endeksleri arasındaki nedensellik ve eşbütünleşme ilişkisini incelemektedir. Bu tez, Türkiye'nin finansal piyasalarındaki dalgalanmaların bu endeksler üzerindeki etkisini araştırmakta ve literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu endeksler, ekonomik belirsizlikler ve finansal istikrarsızlık dönemlerinde piyasa davranışlarını ve risk algısını yansıtmaktadır. Çalışma, nedensellik ve eşbütünleşme testleri kullanarak bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin yönünü belirlemede yardımcı olacaktır. Bu testler, endeksler arasındaki uzun ve kısa vadeli dinamikleri ortaya çıkarmada yardımcı olacaktır. Elde edilen sonuçlar, risk yönetimi ve yatırım stratejileri açısından bazı önemli bilgiler sunmaktadır. Bu bilgiler, özellikle Türkiye'nin finansal piyasalarındaki dalgalanmaların bu endeksler üzerindeki etkisini anlamak için önemlidir. Yatırımcılara ve politika yapıcılara, ekonomik belirsizlikler ve finansal istikrarsızlık dönemlerinde daha bilinçli kararlar alma konusunda yardımcı olabilecek bu bilgilerin önemli olduğu düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Alüminyum alaşımlarının dökümünde niyobyum alaşım elementi ilavesinin etkisinin incelenmesi
Önder Yalçın
Alüminyum ve alaşımları, korozyon direnci, döküm dayanımları, elektrik ve ısı iletkenliğinin yüksek olması ve sünek olması gibi özelliklerinden dolayı oldukça önemli bir mühendislik malzemesidir. Bu sebepten dolayı savunma sanayi, endüstriyel üretimler ve makine sanayisinde kullanımı oldukça yaygındır. Özellikle otomotiv sanayi ve yüksek teknoloji gereksinimi olan birçok sektörde kullanımı artmakla birlikte kalite gereksinimleri de giderek artmaktadır. Alüminyum döküm alaşımlarından kalite beklentisindeki artışa bağlı olarak farklı alaşım elementi ilaveleri ile dökümler yapılmaktadır. Bu kapsamda bu tez çalışmasında A356 alüminyum döküm alaşımına % 0,03, % 0,05 ve % 0,1 Niyobyum (Nb) ilavesinin döküm özelliklerine etkisi deneysel teknikler ile araştırılmıştır. Döküm özelliklerinin incelenmesi kapsamında: akıcılık, beslenebilirlik, mikroyapı özellikleri ve mekanik özelliklerinde Nb ilavesinin etkisi değerlendirilmiştir. Döküm deneylerinde kokil kalıplama metodu kullanılmıştır. İlk olarak ilavesiz A356 alüminyum döküm alaşımının dökümü yapılmıştır. Daha sonra AlNbB3,5/0,5 olan Nb elementi ilavesi ile A356 alüminyum döküm alaşımına %0,03, %0,06 ve %0,1 gibi değişen oranlarda Nb ilave edilerek dökümleri yapılmıştır. Sıvı metal 720 °C'deki sıvı metalin vakum altında katılaştırma arşimet test numuneleri alınmıştır. Kokil kalıplar ise, K-mold, ördek ayağı, akıcılık, çekme çubuğu, spiral ve basamak kokil kalıplarına sırasıyla dökümler gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, döküm çalışmaları uygulandıktan sonra arşimet numunesi testinde gözeneklerin azaldığı, çekme testinde numunenin mukavemetinin arttığı, K-mold test numunesinde inklüzyonların azaldığı, akıcılığın giderek azaldığı, ördek ayağı dökümünde çekinti miktarının azaldığı ve basamak test numunesinden içyapı incelemesinde inklüzyonların ve gözeneklerin azaldığı görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sınıf öğretmenlerinin çıkarma ve bölme işlemi ile ilgili problem kurma becerisinin ve matematik öğretimi öz-yeterlik inançlarının incelenmesi
Hülya Yılmaz Koçyiğit
Son yıllarda matematik öğretimine, problem kurmaya, problemi anlamaya, problem kurarken farklı soru tarzları kullanmaya olan önem giderek artmaktadır. Bunun sebebi öğrencilerin matematik başarısının düşmesi, yeni nesil sorulara verilen doğru cevap sayısının azlığı, uluslararsı sınavlarda matematik başarısının ortalamanın altında olmasıdır. Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin matematik dersine karşı olan öz-yeterlik inançları ile bu dersi işlerken çıkarma ve bölme konusunda sordukları problemleri kaç farklı yapıda oluşturduklarını gözlemlemektir. Bununla birlikte çalışmada sınıf öğretmenlerinin çıkarma ve bölme konusunda problem kurarken kullandıkları yapılarla matematik öğretimi öz-yeterlik inançlarının cinsiyete, mesleki kıdeme, lise mezuniyet alanlarına ve mezun oldukları lisans programına göre değişip değişmediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışma, deneysel olmayan desenlerden tarama araştırmasına uygun olarak yürütülmüştür. Çalışma, 202 sınıf öğretmeniyle birlikte yürütülmüştür. Çalışmanın verileri, Kişisel Veri Formu, Farklı Yapılarda Çıkarma ve Bölme Problemi Kurma Beceri Formu ve Matematik Öğretimi Öz-Yeterliği İnançları Ölçeği yardımıyla toplanmıştır. Çalışma sonucunda katılımcıların matematik öğretimi öz-yeterlik inançlarının yüksek olduğu ancak farklı yapılarda problem kurma becerilerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Bulgular katılımcıların matematik öğretimi öz-yeterliklerinin yalnızca lise mezuniyet alanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaştığını ortaya koymaktadır. Katılımcıların farklı yapılarda problem kurma becerilerinin ise bağımsız değişkenler açısından anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri katılımcıların gerek çıkarma gerekse bölme işlemlerinde yalnızca tek yapıya yer vermeleridir. Katılımcılardan yalnızca birisi çıkarma işleminin dört farklı yapısına yönelik problem kurmuştur. Ayrıca öğretmenlerden yalnızca biri yeni nesil probleme uygun bir problem oluşturmuştur. Bulgular, ilkokulda matematik öğretimi açısından dikkat çekicidir. Katılımcıların farklı problem yapılarını kullanmamaları öğrencilerin gerek problem kurma gerekse problem çözme sürecinde başarılarının düşük olmasına neden olabilmektedir. Bu bağlamda sınıf öğretmenlerine verilen matematik öğretimi dersinin yeterliği sorgulanabilir. Ayrıca bu hususta öğretmenlere eğitim verilmesinin faydalı olabileceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Etial 160 alüminyum alaşımının kokil kalıba dökümünde erbiyum elementi ilavesinin etkisinin incelenmesi
Çağrı Gültekin
Alüminyum döküm endüstrisinde, alaşım özelliklerini geliştirmek gelişen teknoloji gereksinimlerine bağlı olarak önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Etial 160 alaşımına erbiyum elementi takviyesiyle sıvı metal temizliği, akıcılık ve mekanik özellikler üzerindeki etkilerinin kapsamlı deneysel çalışmalarla incelenmesidir. Dökümler kokil kalıba döküm yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Deneylerde, Etial 160 alüminyum alaşımına farklı oranlarda Erbiyum (Er) elementi takviyesinin alaşımın karakteristiğine etkileşimi araştırılmıştır. Çalışmada, Er takviye oranı %0,03, %0,05 ve %0,1 olarak kokil kalıplara dökümler yapılmıştır. Deneylerde vakum altında katılaştırma (RPT), K-mold kalıbı, mekanik test kalıbı, farklı kesit kalınlıkları olan 4 kanallı akıcılık kalıbı ve spiral akıcılık kalıbı tercih edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde Er ilavesinin alaşım akıcılık özelliklerine olumsuz etki ettiği, sıvı metal ilerleme mesafelerinde azalma olduğu görülmüştür. Mekanik test sonuçları açısından Er ilavesi alaşım özelliklerinin geliştirilmesine katkı sağladığı tespit edilmiştir. Yapılan denelerde ilavesiz dökümde 153 MPa olan çekme gerilmesi maksimum %0,1 Er ilaveli dökümde 236 MPa' a kadar çıktığı belirlenmiştir. % uzama değerlerinde 3,04 uzamadan Er ilavesi sonucu 4,56 seviyelerine ulaşıldığı tespit edilmiştir. Er ilavesinin mikroyapı incelemeleri sonucu yapının değiştiği gözlenmiştir.
