Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Kayısının pazarlama yapısı ve pazarlamaya yönelik sorunları: Malatya ili örneği

    Emre Gültekin

    Kayısı ülke ekonomisi için oldukça önemli bir gelir kaynağıdır. İhracat verilerine bakıldığında kayısının önemi görülmektedir. Yapılan bu çalışmada kayısının ülkemizdeki en çok yetiştiriciliğinin yapıldığı, bir diğer deyişle kaysının anavatanı olan Malatya ilinde kayısı üretimi, pazarlaması, pazarlama sorunları ve üretici beklentilerini belirlemek ve bunlarla ilgili neler yapılabilir ortaya koyabilmek için 400 üreticinin sorularımızı tamamıyla cevapladığı bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Malatya ilinde bulunan üreticilerle durum değerlendirilmesi fırsatı bulunulmuş olup ve ölçek maddelerine içtenlikle cevap vermişlerdir. Kayısı Malatya ilinde önemli bir gelir kaynağı olmakla birlikte üreticiler için bir yaşam tarzına dönüşmüştür. Malatya'da kayısının verimliliğine göre yaşamlarını sürdürmektedirler. Çalışmada anket çalışması yapılmış olup, üreticilerden alınan veriler SPSS 25 paket programıyla sınamaya alınmıştır. Ayrıca veriler kullanılarak ANOVA testi, T-testi ve Korelasyon analizleri yapılmış olup çalışmada kullanılmıştır. Çalışmada kayısı üretimi ve pazarlaması sorunları olarak ilk göze çarpan durumun mevsimlerden kaynaklı olan ilkbahar geç donlarıdır. Malatya ili konum gereği çok soğuk olduğundan ilkbahar geç donları sıklıkla görülmektedir. Bir diğer önemli sorun ise hastalıklar ve bu hastalıklarla mücadele için girdi fiyatlarının pahalı olması ve gerekli bilginin üreticiye verilmemesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bu sorunların çözümü için devlet desteklemelerinin sadece maddi olmakla kalmayıp bilgi olarak da destek verilmesi öngörülmüştür. SPSS 25 programında analizler sonucu 6 faktör (Üretim, Memnuniyet, Pazarlama, Satış, Reklam, İhracat) belirlenmiş ve analizler bu 6 faktör kullanılarak yapılmış çalışmada analizlere yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bayburt Üniversitesi'nde okuyan öğrencilerin besin tüketiminde geleneksel ve yeni medya etkisi

    Erdem Kaban

    İnsan hayatının en önemli parçası olan ve sürekli değişime uğrayan beslenme alışkanlığı son dönemlerde medyadan çok fazla etkilenmeye başlamıştır ve medya ile beslenme arasındaki ilişki incelenmesi gereken bir alan haline gelmiştir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan bu çalışmada hayatımızın her alanında bize eşlik eden ve teknolojinin bir parçası olan medya araçlarının, genç yaş grubunda yer alan üniversite öğrencilerinin gıda tüketim alışkanlıklarına bir etkisinin olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi ve yapılacağı yer olarak; Bayburt üniversitesinde ön lisans, lisans ve yüksek lisans seviyesinde eğitim almakta olan 16 farklı bölümden toplam 376 öğrenci seçilmiştir. Bu öğrencilere online ve yüz yüze olacak şekilde anket uygulaması yapılmıştır. Öğrencilerin anket ölçeklerine verdikleri cevaplar SPSS-20 programı kullanılarak istatistiksel sonuçlara çevrilmiştir ve anketten elde edilen verilere T- testi, anova testi ve çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Çıkan sonuçlar değerlendirildiğinde ankete katılan öğrencilerin gıda tüketiminde belirli bir ölçüde medya organlarından ve reklamlardan etkilendikleri belirlenmiştir. Bu etkilenme incelendiğinde ise öğrencilerin yeni medya araçlarından etkilenme oranlarının geleneksel medya unsurlarından etkilenme oranına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ulaşılan bu sonuçlar çalışma içerisinde tablolar halinde belirtilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bazı bitki eksrtaktlarının aldoz redüktaz enzim aktivitesi üzerine inhibisyon etkisinin incelenmesi

    Bilal Akyüz

    Diabetik komplikasyonların gelişiminde ve önlenmesinde, önemli bir rolü olan poliyol yolağı enzimlerinden Aldoz redüktaz (AR) (Alditol: NADP+ 1- oksidoredüktaz, E.C. 1.1.1.21) koyun böbreğinden kısmi olarak saflaştrıldı, Etanol, metanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan Viscum Album L. (ökse otu)'nun meyve, yaprak ve gövde kısımlarından hazırlanan ekstraktların enzim aktivitesi üzerine etkileri incelendi. AR enziminin kısmi saflaştırması homojenatın hazırlanması, amonyum sülfat çöktürmesi ve diyaliz basamakları ile gerçekleştirildi. 0,486 EÜ/mg protein spesifik aktivitesine sahip olan AR enzimi %44,43 verimle, yaklaşık 1,09 kat saflaştırıldı. Viscum Album L. bitki ekstraktlarının aldoz redüktaz (AR) enzimi üzerine in vitro ve in siliko inhibisyon etkileri araştırıldı. In vitro inhibisyon etkileri spektrofotometrik yöntemle belirlendikten sonra, moleküler docking yöntemi ile bağlanma enerjisi ve bağlanma modları belirlendi. Viscum Album L. bitkisinin gövde kısmının methanol çözgeni kullanılarak hazırlanan ekstraktın AR enzimine karşı, 0.156 µM IC50 değeri ile en güçlü inhibisyon etki gösteren ekstarkt olduğu belirlenmiştir. Viscum Album L bitkisinin meyve kısımlarının etanol, methanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan ekstraktların IC50 değerleri sırasıyla 1.174 μM, 0.860 μM,1.560 μM, bitkinin yaprak kısımlarının etanol, methanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan ekstraktların IC50 değerleri sırasıyla 1.090 μM, 0.190 μM, 9.260 μM ve bitkinin gövde kısımlarının etanol, methanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan ekstraktların IC50 değerleri sırasıyla 0.700 μM, 0.153 μM, ve 0.906 μM olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, Viscum Album L bitki ekstraktlarının etkili birer AR inhibitor olabileceğini göstermiştir. AR enzimine karşı in vitro inhibisyon etkisi gösteren ekstraktlarda yapılan moleküler docking sonuçları da edinilen verileri desteklemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Konaklama işletmelerinde çevre muhasebesi: Bayburt ilinde örnek uygulama

    Fatma Yılmaz

    Çevresel sorunların temelini atan sanayileşme endüstrisi, sanayi devrimi dönemiyle birlikte hız kazanmıştır. Sanayileşme endüstrisi üretim işletmelerinin iktisadi açıdan insan ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla kıt kaynakları dengeli bir şekilde kullanmamız gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Kıt kaynakların bilinçsizce kullanımı sonucunda çevre kirliliği artmış yenilenemeyen kaynakların yok olması riskini arttırarak ve doğal dengenin bozulmasına sebebiyet vermiştir. Özellikle 21.yüzyılın ilk çeyreğinde artan çevre bilinci ve topluluklar sayesinde artık daha çok dikkat edilen çevresel sorunlar ekonomi ile çevre arasındaki ilişkinin incelenmesinin gereksinimini arttırmıştır. Bu süreç içerisinde ortaya çıkan çevre muhasebesi çevre de bulunan kaynakların kullanımları sonucunda oluşabilecek etkilerin muhasebesi olarak ifade edilebilir. Bununla birlikte muhasebe sisteminin temel kavramlarından biri olan sosyal sorumluluk kavramı gereğince işletmelerin doğaya verdikleri tahribatların belirlenebilmesi ve bu tahribatları en aza indirebilmek için önleyici çalışmaların yapılması ve bu önleyici çalışmaların işletmeye mâl olan maliyetini hesaplamak amacı ortaya çıkan çevresel maliyetlerin önemi gün geçtikçe aratmaktadır. Yapılan bu çalışmanın amacı yıllar içerisinde sadece üretim işletmelerinde göz önüne alınan çevre muhasebesi kavramının hizmet sektörü açısından önemine dikkat çekmek ve ülkemiz de bacasız fabrika olarak nitelendirilen turizm sektörüne yeni giriş yapmakta olan hizmet üretim işletmelerine ışık tutabilmek amacıyla konaklama işletmelerinde çevre muhasebesi uygulamalarını örnek kayıtlarla incelemektir. Bu doğrultuda Bayburt ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmesine ait altı aylık finansal veriler doğrultusunda işletmenin çevresel muhasebe kayıtları gerçekleştirilmiştir ve çevresel maliyetleri tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda konaklama işletmesinin altı aylık gelirinin 3.649.817,95 TL olduğu maliyetlerinin 1.743.725,92 olduğunu çevresel maliyetlerin 813.500 TL olduğu tespit edilmiştir. Toplam maliyet tutarının toplam gelire oranının 0,47, çevresel maliyetlerin toplam maliyet içerisindeki oranın 0,46 olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    12 haftalık core antrenmanlarının kol ve bacak kuvveti ile serbest ve sırtüstü stil yüzme performansına etkisinin araştırılması

    Mehmet Üçüncü

    Yapılan bu çalışmanın amacı, 9-11 yaş aralığında olan erkek yüzücülerde core antrenmanının serbest stil (50m, 100 m, 200m) ve sırtüstü stil (50m, 100m, 200m) yüzme mesafeleri üzerine etki edip etmediğinin araştırılmasıdır. Çalışmaya dâhil edilen katılımcıların boy uzunluk ortalamaları 144±57 cm, vucüt ağırlığı ortalamaları 38±29 kg, spor yaşları ortalamaları ise 2±29 yıldır. Yüzme eğitimi alan bireyler deney (24) kontrol (11) gruplarına ayrıldı. Bunların çalışma öncesi ve sonrası, boy uzunlukları, vücut ağırlıkları, serbest stilde her iki kol çekme ve itme ayrıca sırtüstü stide her iki kol çekme ve itme kuvvetleri belirlendi. Serbest ve sırtüstü stilde her iki bacak itme ve çekme kuvvetleri belirlendi. Bu ölçümlerin yanı sıra katılımcıların 50m, 100m, 200m serbest ve sırtüstü stilde yüzme zamanları tespit edildi. Verilerin analizleri SPSS 26.00 paket programı kullanıldı. Verilerin normallik analizleri sonucunda Shapiro-Wilk testi'nin bildirdiği verilerin çarpıklık ve basıklık değerleri -1,5 +1,5 arasında ise normal dağıldığı tespit edildi. Bundan dolayı veriler "One Way Anova" ve korelasyon testleri ile analiz yapıldı. Analizler sonucunda, serbest stilde 50m,100m, 200m, mesafelerinde sağ ve sol kol itme ve çekme kuvvetlerinin anlamlı derecede farklılık yarattığı tespit edildi (p>0,05). Sırtüstü stildeki yüzme mesafelerinde 50m, 100m, 200m, tüm grupların ön test ve son test değerlerinin anlamlı (p<0,05) olduğu saptandı. Bacak kuvveti sonucunda, serbest stilde 50m, 100m, 200m, mesafelerinde sağ ve sol itme ve çekme kuvvetlerinde anlamlı derecede farklılık olduğu tespit edildi (p>0,05). Sırtüstü stilde bacak kuvvetinin değerleri arasında anlamlı ilişki olmadığı saptandı (p>0,05). Sonuç olarak uygulanan core antrenmanın kol ve bacak itme ve çekme kuvvetlerini etkilediğini, ayrıca kol ve bacak kuvvetlerinde her iki stilde 50 m 100 m 200 m yüzme zamanını olumlu etkilediği söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile öğretme motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Fuat Koçlardan

    Bu araştırmada; beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile öğretme motivasyonları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından (cinsiyet, yaş, medeni durum, mesleki hizmet süresi, aile gelir durumu, çalışılan okul türü ve görev yapılan yerleşim yeri) incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılım sağlayan 209 öğretmene ulaşılmıştır. Gönüllü katılım sağlayan öğretmenlere "Maslach Öğretmen Tükenmişlik Envanteri", "Öğretme Motivasyon Ölçeği" ile danışman ve araştırmacı tarafından oluşturulan ''Kişisel Bilgi Formu'' uygulanmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma metotlarından olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 24.4 programından istifade" edilmiştir. Ölçek ve alt boyut puanlarının normallik dağılımlarında Skewness ve Kurtosis değerlerine bakılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği kabul edilmiş. İki bağımsız değişkenler için iki örneklem t testi, ikiden fazla değişkenin karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (OneWay ANOVA) testi uygulanmıştır. Gruplar arasında anlamlı farklılığın görülmesi durumunda ANOVA testinde gruplar arasındaki farklılığı tespit etmek amacıyla Post Hoc (Tukey) testinden yararlanılmıştır. Araştırmada içsel motivasyon alt boyutunda okul türüne göre liselerde görev yapan öğretmenler lehine anlamlı bir farklılık görülmüştür. Duygusal tükenme alt boyutunda yaş değişkenine, mesleki hizmet süresine ve aile gelir durumuna göre anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin aile gelir durumlarının fiziksel tükenme, zihinsel tükenme ve öğretme motivasyonları üzerindeki etkisine bakıldığında aile gelir durumu düşük ya da orta olan öğretmenlerin aile gelir durumu yüksek olanlara göre daha fazla tükenme yaşadıkları görülmüştür. Görev yeri şehir merkezi olanların görev yeri köy veya ilçe olarak belirtenlere göre daha yüksek duygusal tükenme yaşadıkları görülmüştür. Sonuç olarak Maslach tükenmişlik durumu arttıkça öğretme motivasyon düzeyi azalmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Eğik şok dalgalarında ve rayleıgh akışlarında ekserji analizi ve iyileştirilmesi

    Bahar Çakmak

    Şok dalgası, fizikte bir akışkandaki yerel ses hızından çok daha hızlı hareketli bir dalga türü olarak tanımlanması mümkündür. Normal bir dalga gibi, şok dalgası da enerji taşır ve bir ortam aracılığıyla birlikte yayılabilir. Aynı zamanda, basıncın, sıcaklığın ve ortamın yoğunluğunda ani, neredeyse süreksiz bir değişim ile karakterize edilebilir. Eğik Şok Dalgasına bakıldığı zaman; eğik şoklar çoğunlukla süpersonik akımın kendi içine doğru döndüğü yerlerde meydana gelir. Normal şok eğik şokun bir özel hali olduğu söylenebilir. Eğik şok dalgasını geçerken Mach sayısı azalmakla birlikte akım ses altı rejime inmez. Basınç, sıcaklık ve yoğunluk ise bir artış gösterir. Ekserji, Termodinamik sistemin içerdiği enerji potansiyelinin, seçilmiş referans durumuna göre kullanılabilirliğinin göstergesi şeklinde tanımlanmaktadır. Tersinir süreç sonunda, ekserji eğer sistem çevre ile denge haline gelmişse, meydana gelen entropiden dolayı kullanılamaz olan enerji kısmı çıkarıldıktan sonra, kurumsal olarak elde edilebilecek en büyük faydalı iş miktarı olarak da tanımlanır. Yani sistem enerjisinin entropiden arındırılmış enerji olarak da tanımlanabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Organik tarım ürünlerine yönelik tüketici davranışları: erzurum ilinde bir uygulama

    Süreyya Önal

    Bilim ve teknolojinin gelişmesi ile tarımda, birim alanda üretim verimlilik oranı giderek artırılmış ve artan dünya nüfusunun gıda ihtiyacının karşılanması hedeflenmiştir. Ayrıca toplumlarda sağlıklı ve kaliteli beslenme bilincinin oluşması tarımsal üretimin beklentilerini de değiştirmiş ve organik tarım, iyi tarım uygulamalarının yasal zeminin de oluşmasına sebep olmuştur. Araştırmada bölgenin organik tarıma bakış açısının ve tüketicilerin sağlıklı, kaliteli beslenme açısından davranışlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemi kullanılarak yürütülen çalışmada veri toplama aracı olarak anket yönteminden yararlanılmıştır. Erzurum ili genelinde ikamet edip çalışamaya katılımı kabul eden 401 örneklemden faydalanılmıştır. Anket ifadeleri daha önce benzer çalışmalar incelenerek araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Anket çalışmasında Demografik ve betimsel sorular, tüketici tutum ölçeğinden yararlanılmıştır. Anket formundan elde edilen bilgiler SPSS 25 paket programından yararlanılarak analizler elde edilmiştir. Elde edilen analizlerde bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi yanı sıra tamamlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırmanın popülasyonu, Erzurum ilinde gıda alışverişi yapan hane halkları arasından kolayda örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Elde edilen bulgular üzerinde kapsamlı bir tartışma yapılarak, çıkan sonuçlar rapor olarak düzenlenmiştir. Hipotez sınamalarının, araştırmaya katılan tüketicilerin kimyasal girdi kullanımlarına olumsuz bakmadığı, bazı hipotez sınamalarında ise organik ürünlerin tüketiciler tarafından tercih edildikleri ve satın alındıkları sonuçlarına varılmıştır. Böylelikle elde edilen bilgiler ışığında öneriler sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Konaklama işletmelerinde maliyet muhasebesi; Erzurum ilinde örnek uygulama

    Deniz Taşkesenlioğlu

    Türkiye'nin en önemli sektörlerinden birisi turizm sektörüdür. Turizm sektörü denince de akıllara ilk gelen şüphesiz konaklama işletmeleri veya otellerdir. Konaklama işletmelerinin, Tükiye'nin ekonomik anlamda kalkınması için yeri ve önemi çok büyüktür. Turizm sektörü her geçen gün büyümektedir, hem yabancı turist sayısındaki artış hem de yeni konaklama işletmelerinin kurulması sektörün büyümesine katkı sağlamıştır. TUİK verilerine göre; Türkiye'de turizm geliri Ocak, Şubat ve Mart aylarından oluşan I. çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %32,3 artarak 8 milyar 690 milyon 505 bin dolar oldu. Turizm gelirinin %20,8'i ülkemizi ziyaret eden yurt dışı ikametli Türkiye vatandaşlarından elde edilmiştir. Ziyaretçiler, seyahatlerini kişisel veya paket tur ile organize etmektedirler. Bu çeyrekte yapılan harcamaların 7 milyar 503 milyon 255 bin dolarını kişisel harcamalar, 1 milyar 187 milyon 249 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturmuştur. Konaklama işletmeleri de diğer işletmeler gibi kar amaçlı kurulmuşlardır. Karı etkileyen en önemli unsur tartışmasız maliyetlerdir. Bu işletmelerin sektörde iyi bir yer edinebilmesi için; kaliteden ödün vermemesi, rekabet ortamını koruması, en uygun fiyatı sunarken aynı zamanda en iyi hizmet anlayışıyla kendini geliştirebilmesi başlıca hedefleri arasında olmalıdır. Bu çalışmamızın konusunu tüm bunlara yön verecek olan maliyetler belirlemektedir. Bu çalışmada konaklama işletmelerinde maliyet muhasebesi incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Erzurum ilinde bulunan Palan Otel ile yapılan bir uygulamaya yer verilmiştir. Yapılan uygulama sonucunda işletmenin muhasebe bölümünden edinilen bilgilere göre; İşletmenin satışları 2022 yılında 23.596.762,30 tl, satışların maliyeti ise 14.010.569,57 tl'dir. Maliyetler içinde en yüksek gider kalemini 4.071.911,63 tl ile Genel Yönetim Giderleri oluşturmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Eğik şok dalgalarında ekserji analizi

    Esra Nur Topal

    Akış alanındaki şok dalgalarını analiz ederken, akış yönünden gelişigüzel bir açıyla sapan şok dalgası eğik şok olarak adlandırılır. Bu şoklar, akışın bir bileşen vektör analizini gerektirir; bunu yapmak, akışın eğik şoka dik bir yönde normal bir şok olarak muamele edilmesine izin verir. Eğik şoklar çoğunlukla süpersonik akımın kendi içine doğru döndüğü yerlerde oluşur. Eğik şok dalgasını geçerken Mach sayısı azalmakla birlikte akım ses altı rejime inmez. Ekserji; iş ya da iş yapabilme kabiliyetidir. Enerji, bir proseste daima korunabilirken, ekserji ise daima tersinir proseslerde korunabilmekte, gerçek proseslerde ise, tersinmezlikler nedeniyle tüketilmektedir. Ekserji analizi, büyük ölçüde kullanılabilir enerji analizinin tespitidir. Ekserji, kullanılabilir enerji ve kullanılabilirliği ciddi derecede benzerdir. Ekserji analizi, bir sistemin enerji analizinden farklıdır. Ekserji analizinin sonuçları, genellikle, bir sistemdeki proseslerin daha fazla anlamlı ve duyarlı gösterilmesini sağlamak için göz önüne alınmaktadır. Bu tezde, eğik şok dalgalarının ekserji analizi yapılarak, mevcut sistemlerdeki eğik şok dalgalarının ortaya çıkaracağı enerjinin kontrolünün mümkün olup olmayacağını açığa kavuşturacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Nükleer enerji uygulamalarında kullanılabilecek nikel tabanlı bazı önemli alaşımların radyasyon zırhlama karakteristiklerinin belirlenmesi

    İbrahim Arslan

    Bu tez çalışmasında, geleneksel radyasyon zırhlama malzemelerinin yetersizliğinden dolayı nükleer enerji uygulamalarına entegre edilebilmek için optimal koşulları sağlayan yeni malzemelerin keşfine odaklanılmıştır. Bu kapsamda, Evanohm, Alloy 825, Haynes 230, Monel K-500 ve Monel 400 olarak adlandırılan beş farklı Ni-tabanlı alaşımın radyasyon zırhlama performansları ve karakteristik özellikleri araştırılmıştır. Bu alaşımların radyasyon zırhlama performanslarını belirlemek için, ilk olarak, foton-madde etkileşim parametreleri (MAC, LAC, HVL, MFP, ACS, ECS, Zeff, Neff, σeff ve RPE) 30-1333 keV enerji aralığında EDXRF tekniği kullanılarak deneysel olarak belirlenmiştir. Aynı zamanda, deneysel hataların belirlenmesi için bu parametreler Phy-X/PSD yazılımı kullanılarak teorik olarak da hesaplanmıştır. İkinci olarak, malzemelerin foton saçılma özellikleri hakkında bilgi veren Rinc/toplam, Zeq, EBF ve EABF parametreleri 0,015-15 MeV geniş enerji aralığında hesaplanmıştır. İncelenen alaşımların radyasyon zırhlama yetenekleri çelik-manyetit (SM) betonu ve Cupero-Nikel (CN) alaşımı ile karşılaştırılmıştır. Son olarak, elde edilen sonuçlara dayanılarak alaşımların fiziksel, kimyasal, mekanik, termal ve radyasyon zırhlama özellikleri birlikte değerlendirilerek nükleer enerji uygulamalarında kullanılabilecek en uygun alaşımın seçimi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, incelenen malzemelerin radyasyon zırhlama performans sıralamaları Haynes 230>CN>Monel 400>Monel K-500>Evanohm>Alloy 825>SM olarak belirlenmiştir. Ayrıca, Haynes 230 alaşımın diğer alaşımlardan yaklaşık %40 daha fazla zırhlama performansı gösterdiği saptanmıştır. Bu sonuca ek olarak, Haynes 230 alaşımının incelenen diğer Ni-tabanlı alaşımlara göre daha iyi kırılma direncine (%<50), daha iyi gerilme direncine (860 MPa), daha iyi elastik modülüne (211 GPa), daha düşük termal iletkenliğe (23 0C'de 8,9 W.m-1.K-1), daha düşük özgül ısıya (23 0C'de 397 J.K-1.kg-1), daha büyük yoğunluğa (8,97 g/cm3), düşük termal genleşme katsayısına (20-150 0C'de 13x10-6 K-1) ve yüksek erime noktasına (~1350 0C) sahip olduğu belirlenmiştir. Böylece, Haynes 230 alaşımının taşıdığı bu üstün karakteristik özellikler ile nükleer uygulamalarda kullanılabilecek optimal özellikleri sağladığı gözlemlenmiştir. Bu sebeple, bu alaşımın nükleer uygulamalarda reaktör tasarımında yapı malzemesi olarak ve nükleer enerji santrallerinde ve diğer iyonize radyasyon uygulamalarında zırhlama malzemesi olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Farklı sınır şartları altındaki euler tipi ince kesitli borularda meydana gelen kritik burkulma yükünün doğal frekans değerleri üzerindeki etkisinin teorik ve sonlu elemanlar yaklaşımı ile incelenmesi

    Fatih Dülgeroğlu

    Bu çalışmada Euler tipi ince kesitli milin farklı sınır koşulları altındaki kritik burkulma yükü analitik ve sonlu elemanlar analizi ile belirlenmiştir. Ayrıca, ilgili kritik burkulma yüklerinin etkilediği doğal frekanslar, harmonik hareket denklemleri kullanılarak sonlu elemanlar analizi ile belirlenmiştir. Analitik ve sonlu elemanlar yaklaşımında, Mafsal-Mafsal, Ankastre-Mafsal ve Ankastre-Ankastre olmak üzere üç farklı sınır koşulu kullanılmıştır. Özellikle sonlu elemanlar yaklaşımında ankastre-ankastre sınır koşulunda kritik burkulma yükü değerini belirlemek için temas mekanizmaları kullanılmıştır. Bununla birlikte analitik yaklaşım içerisinde yer alan denklem sabitleri çalışma kapsamında hesaplanan kritik burkulma yükü, burkulma yüküne karşılık gelen doğal frekans değerleri kullanılarak alüminyum mil için hesaplanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Strateji ve güvenlik: Türkiye'de savunma sanayinin dönüşümü

    Ömer Gül

    Tüm devletlerin ana yükümlülüklerinden biri olan güvenlik olgusu, millet bütünlüğü ve vatan güvenliğinin sağlanmasıdır. Günümüzde ülkeler, ülke güvenliğini ve ulus bütünlüğünü bozmaya yönelik hem içerden hem de dışardan oluşabilecek tüm tehditlere karşı, stratejik konumlarını da dikkate alarak savunma sanayilerini ve stratejilerini geliştirmektedirler. Bu bağlamda süreklilik arz etmesi gereken savunma sanayii ise, bir ulusun güvenliğinin sağlanması için ihtiyaç duyulan tüm savunma araçlarının tasarımını oluşturan, değişmekte olan çağa ayak uydurmak için yenilenen ve kendisini geliştiren, her türlü teçhizatı üreten kuruluşlar ve işletmeler topluluğudur. Türkiye Cumhuriyeti, küreselleşen dünyada sahip olduğu coğrafi yapısı ve jeopolitik konumu itibarıyla dış tehditlere karşı kendi istikrarını sağlayıcı ve yıldırıcı bir güce sahip olma ihtiyacı sebebiyle, değişen ve gelişen çağa ayak uydurarak, ülkenin ekonomik refahına zarar vermeden, güçlü ve gelişmiş savunma silahlarına ve milli güç unsurlarına sahip olmak zorundadır. Çalışmanın konusunu strateji, güvenlik ve savunma sanayisinin dönüşümü oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Çalışma gerek ülke içinden gerekse ülke dışından kaynaklanan güvenlik sorunlarının Türk savunma sanayisinin 2000 yılından sonraki gelişimine katkılarının incelenmesini amaçlanmaktadır. Ülkemizin bulunduğu coğrafya ve stratejik konumu sebebi ile maruz kaldığı güvenlik sorunlarının neler olduğu çalışmanın dördüncü bölümünü oluşturmuş ve detaylı bir şekilde incelenmiştir. Son bölümde ise 2000 yılından sonra savunma sanayisinde yaşanan gelişmeler incelenmiş ve Türkiye'nin maruz kaldığı güvenlik sorunlarının, ülkemizin savunma alanındaki yatırımlarının ve çalışmalarının yönünü belirleyen, mevcut konumuna ulaşmasında en önemli etken olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Kırsal alanda yaşayan kadının din anlayışında sosyal medyanın etkisi (Bayburt örneği)

    Kader Kahrıman

    Sosyal yapıları ve bu yapıları oluşturan her bir kurumu etkisi altına alan değişim kavramı belirli etkenler doğrultusunda ortaya çıkmaktadır. Bu etkenlerden biri de hiç şüphesiz günümüz toplum yapılarının her biri üzerinde ayrı ayrı tesir eden internet teknolojisi ve bu teknolojinin gelişimi ile birlikte ortaya çıkan sosyal medya kavramıdır. Bu araştırma da toplumsal değişim kavramından yola çıkarak kırsal alanda yaşayan kadının din anlayışında sosyal medyanın etki derecesi araştırılmıştır. Araştırma giriş ve toplamda üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi ortaya konmuştur. Kavramsal ve kuramsal çerçeveyi oluşturan birinci ve ikinci bölümde "din", "toplumsal değişme" "toplumsal değişme kuramları" sosyal medya" "din ve kadın" kavramları ayrı başlıklar halinde ele alındıktan sonra "din değişme ve sosyal medya" ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ilk olarak çalışma alanımız olan Bayburt ilinin sosyokültürel yapısı, coğrafi konumu, nüfusu, eğitim durumu, dinsel yapısı ve ekonomisi üzerinde durulmuş ardından mülakat sonucu elde edilen veriler analiz edilip araştırmanın bulgular kısmı ortaya konulmuştur. Araştırmanın mekânsal sınırı olarak Bayburt ilinin kırsal kesimi belirlenmiştir. Çalışma grubu, bireyin psikolojik ve dini açıdan kendini ifade edebilme, çevreyi gözlemleyebilme ve anlama yetisi göz önünde bulundurulup 15 yaş sınır alınarak toplamda 50 kişiden oluşmaktadır. Araştırma süreci boyunca daha geniş verilere ulaşabilmek için nitel yöntem tercih edilmiş ve fenomenolojik yaklaşım esas alınmıştır. Araştırma verileri, benzeşik örneklem tekniği kullanılarak 50 katılımcıya yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat yapılarak elde edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak yorumlanmıştır. Bu araştırmanın sonucunda toplumsal yapıda meydana gelen gelişmeler doğrultusunda ortaya çıkan sosyal medya ve internet teknolojisinin bireyin dini düşünce biçimi üzerinde olumlu bir etki bıraktığı sonucu elde edilmiştir. Bununla birlikte bireylerin kutsal veya özel gecelerde veya günlük hayatta ibadet ederken sosyal medya ve internet teknolojisinden yararlandıkları, sosyal medyada paylaşılan dini içeriklerin veya dinsel söylemlerin bireyin dini düşüncesini olumlu yönde etkilediği ve bireyi dinsel yönden motive ettiği elde edilen bulgular arasındadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sosyal medyada mahremiyet ihlallerinin boşanmalar üzerine etkisinin islâm hukuku ve usûlü açısından değerlendirilmesi

    Rukiye Karadeli

    Çalışmamızda sosyal medyada ihlal edilen mahremiyetin boyutu ele alınarak bu ihlallerin aile içerisinde meydana getirdiği sorunlar ve bu sorunların boşanmalar üzerindeki etkisi dile getirilmeye çalışılmıştır. Evli bireylerin, bu alanlarda etkileşimde bulunurken üzerlerine düşen sorumluluklar çerçevesinde hareket etmelerine dikkat çekilmiştir. Öncelikle bu çalışmanın amacının sosyal medya karşıtlığı yapmak değil, sosyal medyanın sağladığı birçok avantajla birlikte eşler arasında meydana getirdiği anlaşmazlıklardan yola çıkarak boşanmalar üzerindeki etkisini İslâmi perspektiften değerlendirmek olduğunu belirtmek gerekir. Birinci bölümde sosyal medyanın kullanım amaçları ve toplum üzerinde etkileri üzerinde durulmuş, sosyal medya makasidüş-şeria çerçevesinde ele alınarak dinin, canın, malın, aklın ve neslin korunması temelinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. İkinci bölümde İslâm hukukunda mahremiyetin genel çerçevesi çizilmiş sosyal medyada teşhir edilen beden görselleri, mahrem mekânların sergilenmesi ve bilgi mahremiyeti ele alınmıştır. Günümüzde sosyal ağlarda mahremiyet sınırlarının ne ölçüde aşıldığı saptanmaya çalışılmış ve bu ağlarda meydana gelen mahremiyet ihlallerine değinilmiştir. Üçüncü ve son bölümde günlük yaşamda karşılaşılan olaylardan yola çıkarak sosyal medyada meydana gelen mahremiyet ihlallerinin neden olduğu, sosyal ağların aile içi iletişime etkisi, nüşûz ve şikaka sebep olması, evlerin duvarlarını şeffaf hale getirmesi, yeni ilişki biçimlerini mümkün kılması ile sanal flörtlere zemin hazırlaması gibi başlıklarla ailede yol açtığı problemler nedeniyle boşanmalar üzerinde etkisi değerlendirilmeye çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Tüketicilerin elektronik perakendecilerden satın alımlarına ve iletişimlerine dayalı pazar bölümlendirmesi: Düşük ilgilenimli ürün kategorileri üzerine bir araştırma

    Hatice Arslan

    Çalışmadaki amaç online alışveriş yapan tüketicilerin özelliklerini belirlemektir. Online alışveriş yapan tüketicilerin satın alma kanallarını kullanımlarına ve iletişimlerine göre düşük ilgilenimli ürünler üzerinde çalışma gerçekleştirmektir. Araştırma evrenini Erzurum ilinde ikamet eden bireyler oluşturmaktadır. Örneklem kolayda örnekleme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Veriler Erzurum ilinde ikamet eden 300 kişiye online anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Anketler araştırmacı tarafından mail ve telefon mesajları yoluyla katılımcılara iletilmiştir ve bunun sorucunda veri setinin analiz edilmesinde SPSS 22.0 programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analiz edilmesinde Faktör Analizi-Principles Components, Güvenirlik Analizi-Cronbach Alpha, Kümeleme Analizi-Two Step, Korelasyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Online mağazaların satın alma kanalları ve mobil, pc'nin medya temas noktalarına yoğunlaşarak küme analizi ile tüketiciler dört bölüme ayrılmıştır. Bu küme analizi psikografik ve demografik niteliklere göre yapılmıştır. Düşük ilgilenimli ürünlerde yapılan bu çalışma ile literatüre katkı sağlanacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    TFF 1. Lig futbol takımının iç saha ve deplasman maçlarında dış yük parametrelerinin incelenmesi

    Cansu Nur Akman

    Futbol müsabakası sırasında oyuncuların nihai performanslarının analiz edilmesi, her bir maçın iş yükünün izlenmesinde, antrenman yükünün belirlenmesinde ve oyuncuların bireysel performanslarının iyileştirilmesinde kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, bu araştırmanın birincil amacı; Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 1.ligde yarışan rekabetçi profesyonel bir futbol takımının, 2022-2023 sezonundaki maçlarının dış yüklerini belirleyerek, maç lokasyonunun (ev sahibi ve deplasman) dış yüke etkisini incelemektir. İkincil olarak; oyuncuların dış yüklerini pozisyonlara göre karşılaştırmaktır. Yirmi iki profesyonel futbolcu (yaş, 27,6 ± 4,7 yıl; boy, 179,4 ± 5,6 cm; vücut ağırlığı, 76,2 ± 6,2 BKİ, 23,6 ± 1,2 kg/m2) araştırmaya gönüllü katılmıştır. Araştırmada, 7'si ev sahibi, 8'i deplasman olmak üzere 15 maçta toplam 181 bireysel maç gözlemi analiz edilmiştir. Veriler SPSS 26.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Farklılık testleri için t-testi ve tek yönlü ANOVA , ikinci düzey testleri için grupların homojenliği gözetilerek Games-Howel ve Hochberg GT2 uygulanmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, futbol takımının dış yük parametrelerinin maç lokasyonuna göre farklılık göstermediği; defans oyuncuları, forvet ve orta saha oyuncularına arasında defans oyuncuları lehine katedilen toplam mesafe değişkeninde istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir. Buna ek olarak, yüksek hızlı ve sprint hız aralıklarında, orta saha oyuncuları ve defans oyuncuları arasında orta saha oyuncuları lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak, oyuncu pozisyonlarının dış yük parametrelerini etkilediği, dolayısıyla antrenörlerin oyuncuların antrenmanlarını planlarken oyuncu pozisyonlarını göz önünde bulundurmaları fikri desteklenmektedir. Ancak maç lokasyonunun dış yük parametrelerini etkileyen bir değişken olarak görülmesi için sonuçlar çelişkilidir ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Ortaokul öğrencilerinin matematik dilini anlama ve kullanma becerilerinin incelenmesi

    Samed Albayrak

    Yapılan araştırmalar matematik öğretmenlerinin, matematiksel kavramların evrensel olması ve genellikle sayısal örneklerle açıklanması nedeniyle, diğer alanlara göre matematik öğreniminin dile daha az bağımlı olduğuna inandıklarını göstermiştir. Bu nedenle, birçok matematik öğretmeni matematiğe özgü bazı kavram, kelime ve notasyonu öğretiyor olsa da genellikle öğrencilere matematiksel olarak okumayı, yazmayı veya konuşmayı açıkça öğretmezler. Ancak matematik ve dil arasındaki ilişki, matematik öğrenen çoğu öğrenci için ayrılmaz ikilidir. Bu nedenle öğrencilerin matematik dilini anlamalarına yönelik araştırmalar yürütülmesi önemli görülmektedir. Bu araştırma ortaokul öğrencilerinin matematik dilini anlama ve kullanma becerilerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada nicel araştırma desenlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya 324'ü ilçe merkezinde, 85'i köyde olmak üzere toplam 409 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Çalışmanın verileri "Matematik Dilini Anlama ve Kullanma Ölçeği" ile toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde betimsel istatistik ve kestirimsel istatistik kullanılmıştır. Betimsel istatistik ile öğrencilerin mevcut durumları sunulmuş, kestirimsel istatistik ile matematik dilini anlama ve kullanma becerilerini etkileyen değişkenler belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda ortaokul öğrencilerinin matematik dilini anlama ve kullanma becerilerinin öğrencilerin cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık göstermezken; öğrencilerin öğrenim gördüğü yer ve sınıf düzeylerine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin Türkçe ve matematik dersi son dönem puanı ile matematik dilini anlama ve kullanma becerileri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Analitik Hiyerarşi Sürecinin (AHS) bowling branşında yetenek seçiminde kullanılması

    Umut Diyar Gök

    Araştırmanın temel amacı analitik hiyerarşi süreci (AHS) yönteminin kullanılmasıyla bowling branşında yetenek seçimine yeni bir bakış oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda uluslararası bowling organizasyona katılan çeşitli ülkelerin milli takım antrenörlerine yapılan anket çalışması doğrultusunda bowling branşında yapılabilecek doğal yetenek seçimi sürecinde hangi kriterlerin öncelikli olduğuna ilişkin tercihler incelenmiştir. Anketler sonucunda elde edilen veriler Microsoft Office programlarından Excel programında AHS hesaplamalarıyla analiz edilerek tablolara dönüştürülmüştür. Elde edilen sonuçlar; bowling branşı için belirlenen 4 ana kriter ve bu kriterlerin alt kriterlerinin yetenek seçimine olan ağırlık analizlerine göre; ilk olarak ana kriterler dikkate alındığında ağırlık oranlarına göre bilişsel özellikler ana kriteri en önemli kriterdir. Ardından önem dereceleri sırasıyla psiko-sosyal özellikler, motorik özellikler ve antropometrik ve fiziksel özelliklerdir. Ana kriterlere bağlı alt kriterler incelendiğinde bilişsel özelliklerden ağırlık yüzdesi en fazla olan alt kriter oto-kontrol iken en az olan alt kriter ise problem çözme becerisidir. Psiko-sosyal özelliklere bağlı ağırlık yüzdesi en önemli olan alt kriter kendine güven yaklaşımı iken en az olan alt kriter ise dışa dönük kişilik özelliğidir. Motorik özelliklere bağlı ağırlık yüzdesi en fazla olan alt kriter denge ve koordinasyon iken en az olan alt kriter ise anaerobik güçtür. Son olarak antropometrik ve fiziksel özelliklere bağlı alt kriterlerden ağırlık yüzdesi en fazla olan vücut ağırlığı iken en az olan alt kriter ise deri kalınlığı ve çevre ölçümleridir. Genel olarak bowling branşında yetenek seçimi için en önemli kriterler oto-kontrol, odaklanma, denge ve koordinasyondur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sürdürülebilirlik ve akıllı kent stratejileri: Kamu yöneticileri bakış açısıyla Gümüşhane ilinin değerlendirilmesi

    Fatih Çalık

    Kentler tarihsel süreç boyunca değişimlerin ve dönüşümlerin merkezi olmuştur. Bu dönüşümler çevresel, toplumsal, mimari, ekonomik, demografik, siyasi ve kültürel açıdan etkisini göstermektedir. Günümüzde ise bilgi iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, akıllı uygulamaların kentlerde değişim ve dönüşümün baş aktörü olduğu söylenebilir. Günümüzde artık hiçbir kentin bu tür uygulamalardan kendini soyutlaması mümkün gözükmemektedir. Hizmet üreten idarelerin bu kaçınılmaz dönüşüm sürecinde önceden aksiyon almaları gerekmektedir. İdareler, bu tür uygulamaların kullanımı ile ilgili mevcut durumlarını gözden geçirmeli, neler yapılabileceği noktasında politikalar üretmelidir. Bu araştırmanın amacı, Gümüşhane'de akıllı kent uygulamalarının mevcut durumunu, potansiyel avantajlarını ve dezavantajlarını, bu kapsamda yapılması gerekenleri, kamu yöneticileri bakış açısıyla değerlendirmektir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın evreni, Gümüşhane ilinde görev yapan kamu yöneticileri olarak belirlenmiştir. Gümüşhane ilindeki kamu yöneticilerinin akıllı kent uygulamalarına ilişkin görüşlerini almak için yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Sorular, literatür okumalarından yola çıkılarak oluşturulmuş ve mülakatların analizinde içerik analizi yöntemi ve betimleyici analiz yöntemi birlikte kullanılmıştır. Bu çalışmada, MAXQDA yazılımı kullanılarak veri analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma bulgularına göre, Gümüşhane'de akıllı kent uygulamalarının yeterli düzeyde olmadığı, yerel yönetimlerin ve diğer paydaşların bu uygulamalarla ilgili çalışmalar yapması ve vatandaşların mevcut uygulamaları kullanabilmesi için dijital okuryazarlık düzeyinin arttırılması gerektiği ortaya çıkmıştır. Çalışmada akıllı kent uygulamalarının kamu-özel sektör iş birliği ile gerçekleştirilmesi, farkındalığın oluşturulması için eğitim programlarına önem verilmesi, mevzuatla ilgili eksikliklerin giderilmesi gibi önerilerde bulunulmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde, sürdürülebilirlik ve kent kavramı konusu ele alınarak kavramların tarihsel süreci ve sürdürülebilir kent yaklaşımları incelenmektedir. İkinci bölümde; akıllı kent kavramı, akıllı kent bileşenleri ve başarılı akıllı kent örnekleri üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, Türkiye'deki başarılı akıllı kent uygulamaları ve literatürdeki ilgili çalışmalar da bu bölümde değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde ise araştırma sahası (Gümüşhane kent merkezi), araştırmanın amacı ve yöntemi hakkında detaylı bilgi sunulmaktadır. Veri toplama ve analiz yöntemleri hakkında açıklamalar yapılarak, araştırma süreci detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.