Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    Bir kur’an falı örneği: hâzâ kitâbu fâl-ı kur’ân-ı ‘azim budur

    Büyükada, Merve

    Türklerde fal bakma geleneği İslamiyet öncesi dönemde başlayıp günümüze kadar devam etmiş ve yüzyıllar içinde birçok metot kullanılmıştır. Bunun sonucu olarak farklı muhtevalardan oluşan manzum, mensur ya da manzum-mensur karışık pek çok “falname” kaleme alınmıştır. Sayıları henüz tespit edilememiş olan bu türün örnekleri çeşitli kütüphanelerde muhtelif yazma eserler içinde yer almaktadır. Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu 06 Mil Yz A 1881/6 numarada kayıtlı “Hâzâ Kitâbu Fâl-ı Kur’ân-ı ‘Azîm Budur” başlıklı falname de bunlardan biridir. Mensur bir Kur’an falı olan metin 169 varaklık bir mecmuanın 131b-135b sayfaları arasındadır. İstinsah tarihi 1205/1790-91’dir. Müstensihi Osmân İbn-i Halîl’dir. Kur’an falında ilk olarak tefeül edecek kişinin riayet etmesi gereken hususlar verilmiştir. Daha sonra -sırasıyla- yirmi dokuz harf, farklı surelerden seçilmiş ayetlere dayandırılmış ve devamında harfler tevil edilmiştir. Harf grubunu yorumlayan bir falname örneği olan metinde, tevillerin genellikle müspet bir duruma işaret ettiği görülmüştür. Ancak bunun yanında menfi veya müspet ile menfi durumun birlikte verildiği ifadeler de bulunmaktadır. Bu çalışmada Kur’an falının çeşitli hususiyetlerine değinilmiş ve ardından metin Latin harflerine aktarılarak araştırmacıların istifadesine sunulmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Âşıklık geleneğinin günümüz temsilcilerinden Bayburtlu Âşık Süphânî

    Doğan, Uğur

    Âşıklık geleneğinin yaşayan günümüz temsilcilerinden Bayburtlu Âşık Süphânî’yi yaşamı, âşıklığı ve çeşitli seçkin eserleriyle birlikte ele alan bu çalışmada; alan araştırması, yapılandırılmamış görüşme ve içerik analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Âşık Süphânî’nin yaşamı ve âşıklığı hakkında bilgilere ulaşılabilmesi amacıyla kendisi ile bir yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Âşık Süphânî’nin çalışma kapsamına alınan eserleri biçim, tür, konu içeriği, hece ölçüsü, form, ezgisel yapı, ritmik yapı ve seyir yapısı gibi çeşitli özellikleri bakımından Türk halk müziği ve Türk halk edebiyatı disiplini çerçevesinde çözümlenerek tasnif edilmiş ve tablo halinde gösterilmiştir. Çalışma sonucunda Âşık Süphânî’nin, âşık atışmaları, leb değmez, irticalen çalıp-söyleme gibi âşıklık geleneğinin oldukça önemli pratiklerini uygulayabilen bir gelenek temsilcisi olduğu, incelenen koşma biçimindeki 7 eserde deyiş-nasihat, güzelleme, aşk-sitem, aşk-sevda, yiğitlik-kahramanlık, mizah-taşlama gibi temaların işlendiği ve eserlerin konu içeriği bakımından türkü, deyiş, koçaklama ve güzelleme gibi edebi türlerde oluşturulduğu bulgularına ulaşılmıştır. Bu çalışmanın; yaşayan bir âşıklık geleneği temsilcisini literatüre kazandırması ve kendinden sonraki çalışmalara kaynaklık etmesi bakımından önemli olacağı öngörülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Kahvehanelerin Arap Edebiyatındaki Yeri ve Etkisi-Mısır Örneği

    Dayı, Rumeysa Bakır

    Kahvehaneler, modern şehirlerin tarih boyunca yaşanmışlıklarının özgün ve önemli bir parçası olup tarih mirasının sadık bir deposu ve aynı zamanda kültür ve geleneklerin tanıklarıdır. Kahvehaneler farklı karakterlerin, kokuların, tınıların bir mekânda birbirine karışmasıdır. Kültür ve edebiyat kahvehaneleri, kalbi olmayan betonarme şehirlerde insanların boş vakit geçirmesi olmayıp toplumların kültürel, edebî, ekonomik ve politik açıdan gelişiminin canlı bir belgesidir. Kuruldukları günden bu yana fikir tarihinin ortaya çıkışında ve gelişiminde önemli bir rol oynayan ve ilk olarak 16.yy’da Doğu’da kendini gösteren kahvehaneler, dünyanın birçok yerinde edebî, sanat ve felsefi akımların ortaya çıkışı ile ilişkilendirilmiş, sömürgeciliğe ve diktatörlüğe karşı siyasi hareketlerin doğuşu ve harekete geçtiği ana komuta merkezi olmuştur. Yüzyıllardır Mısır’ı karakterize eden en önemli toplumsal geleneklerden biri de çeşitli biçimleriyle karşımıza çıkan kahvehaneleridir. Popüler kültürün kuluçka merkezi konumunda olan Mısır edebiyat kahvehaneleri de özellikle Kahire’de sürekli bir mücadele tarihiyle bağlantılı olmuştur. Devrim rüzgârları ve değişimin esintileri oralardan esmiş, bu kahvehanelerden yazarlar ve düşünürler doğup toplumun yapısını, siyasi ve sosyal tarihini değiştiren kültür ve aydınlanma mesajları yaymışlardır. Çalışmada Mısır’da özellikle Kahire’de yer alan edebiyat ve kültür kahvehaneleri tarihçeleri, konumları ve kültürel önemleriyle birlikte bu kahvehaneleri ziyaret eden edebiyatçılar ve oralarda kaleme aldıkları eserler ele alınmaya gayret gösterilmiş, edebiyatçıların yanında bu kültür kahvehanelerinde faaliyet gösteren sanat ve siyaset camiasına da yer verilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    “Rahatlatıcı yiyecek (comfort food)” olarak görülen yiyeceklerin kültürel ve duygusal anlamları

    Tekin, Zeynep

    Bu çalışmanın konusunu “rahatlatıcı yiyecek (comfort food)” kavramı ve bu kavramın kültürel ve duygusal bağlamının incelenmesi oluşturmaktadır. Rahatlatıcı yiyecekler, genel olarak tüketimi psikolojik ve duygusal rahatlık veren, kişiye geçmiş anılarını ve belirli kişileri anımsatan, negatif ve pozitif duygu durumlarında tüketilen yiyecekler olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda çalışma, Türk toplumundaki bireylerin rahatlatıcı yiyecekler hakkındaki görüşlerini, rahatlatıcı yiyecek tüketme nedenlerini ve bu yiyeceklerin toplumsal, kültürel ve duygusal anlamlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Literatürde daha çok Batı kültürü bağlamında ele alınan bu kavramın Türk kültüründe nasıl anlaşıldığı, bireylerin bu yiyeceklere yükledikleri anlamları, bu yiyeceklerin toplumsal bellekteki yerinin araştırılmasının ve kültürler arası farklılık ve benzerliklerin ortaya konmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Nitel metodoloji benimsenen bu çalışma, olgubilim deseni ile tasarlanmıştır. Çalışmada görüşme tekniği kullanılmıştır. Farklı yaş, cinsiyet ve sosyo-kültürel geçmişe sahip 30 birey ile yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda rahatlatıcı yiyeceklerin, bireylere; duygusal rahatlık verdiği, olumsuz duygulardan kurtulmalarına, iyi hissetmelerine ve geçmişi anmalarına yardımcı olduğu, bireylerde huzur, güven, nostalji, birliktelik hislerini uyandırdığı ve ritüeller üzerinden kültürel, duygusal ve toplumsal bağların taşıyıcısı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca rahatlatıcı yiyeceklerin duygusal ve psikolojik rahatlık vermesinin yanı sıra insanlar ile duygusal bağları güçlendirme, kültürel kimliğin korunmasına destek olma ve toplumsal aidiyet hissini güçlendirme gibi işlevleri de olduğu bulgularına da ulaşılmıştır. Bu yönüyle çalışma, Türk kültürüne özgü beslenme alışkanlıklarının duygusal ve sosyal yansımalarına ışık tutmaktadır. Uluslararası literatürde rahatlatıcı yiyecekler genellikle bireysel baş etme mekanizması olarak ele alınırken, bu çalışmada rahatlatıcı yiyeceklerin Türk kültüründe daha çok nostalji, kültürel aktarım ve kolektif kimlik ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ2
    Alevilik üzerine nitel bir araştırma: bayburt örneği

    Oğuz, Elif; Erbay, Adem; Kalkan, Rıfat; Özpolat, Doğukan

    Alevilik denildiğinde yeknesak bir toplum düşünülmesine rağmen birçok şehre ve bölgeye yayılmış Aleviliğin, birbirinden farklı düşüncelere sahip olduğu araştırmalar sayesinde gün yüzüne çıkmaktadır. Kültürü ve inancı yaşayan ve yaşatan kesimlere yönelik çalışmalar hem özgünlük yönünden hem de pratikteki yansımaları görebilmek açısından oldukça önem taşımaktadır. Bayburt nüfusunun çoğunluğunu Sünnî-Hanefî kesim temsil etmekte, küçük bir kısmını ise Aleviler oluşturmaktadır. Bayburt’ta yaşayan Aleviler bilimsel çalışmalara konu olmamıştır. Bu çalışma ile Bayburt ilinde bulunan sekiz Alevi köyünde yaşayan insanların Alevi inancıyla kültürel ve toplumsal bağlarının ortaya konulması, Sünnî halk ile iletişim biçiminin değerlendirilmesi ve gelecek kuşaklara inancın aktarılması gibi pek çok soruya cevaplar aranmıştır. Yöntem olarak nitel araştırma metodu, mülakat tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda Bayburt’ta bulunan Alevi köyler ziyaret edilmiş, buradaki insanlarla gerçekleştirilen mülakatlarla dinî yaşam, inanç ve kültürlerine dair bilgiler katılımcılardan elde edilmiştir. Çalışmamızda mülakat tekniğine uygun olarak Alevilerin tecrübeleri, kendilerini nasıl yorumladıkları, dünyalarını nasıl inşa ettikleri, deneyimlerine nasıl bir anlam yükledikleri anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Çalışma sonucunda Bayburt’taki Aleviliğin yalnızca ziyaretgâh gibi yerlerde dua edilen, ibadet ve erkândan kopulan, yeni nesillere aktarımında oldukça sorunlar barındıran bir durumda olduğu, kültürün ve inancın yok olma riskiyle karşı karşıya kaldığı tespit edilmiştir

  • MakaleAçık Erişim2024
    6 şubat'tan 14 mayıs'a depremzede empatisinin politik dönüşümü: ekşi sözlük’teki başkanlık seçimi gündemi ve epistemik şiddet söylemleri

    Kömür, Gökhan

    Türkiye'de, özellikle seçim dönemine yaklaşıldığı bir dönemde, toplumsal yapının politik anlamda kutuplaşmalara sahne olduğu bir süreçte depremafeti yaşanmıştır. Bu çalışmada, Ekşi Sözlük’te açılan “deprem bölgesinde akp'nin kazanması” başlıklı entry altında yazılan depremzedelere yönelik kamusal söylemlerin depremin yaşandığı 6 Şubat'tan 14 Mayıs Başkanlık seçimlerine kadar geçen sürede nasıl empatiden, nefrete, şiddete, ötekileştirmeye ve dışlamaya dönüştüğünü kavramak amaçlanmaktadır. Bu amaç çerçevesinde araştırmanın temel soruları olan şu sorulara yanıt aranacaktır; Empatiy e ilişkin egemen kamusal söylem, politizasyon aracılığıyla antipatiye ve nefrete/şiddete ilişkin egemen kamusal söyleme nasıl dönüşür? Empatiye ilişkin kamusal söylem politizasyonu nasıl yeniden politize edilerek nefret/şiddet söylemine dönüşür? Dolayısıyla dört aylık bir süre içerisinde depremin o bölgede yaşamayan insanlar üzerinde oluşturduğu empatinin politik nedenlerden ötürü yerini antipatiye bırakması, kamusal söylemler aracılığı ile üretilen epistemik şiddetin boyutlarını daha anlaşılır kılacakt ır. Çünkü nefret söylemi bilişsel düzeyde bir şiddet biçimidir. Bu politik dönüşümtavrının Ekşi Sözlük platformunda araştırılmasının sebebi, onun çok kullanılan tanınmış bir sözlük olması ve Türkiye’deki kamusal müzakere ve tartışma söylemlerinin bu dijital kültür sahasında toplanmasıdır. Bu çalışmada, Sosyal Medya Eleştirel Söylem Çözümlemesi yöntemi kullanılmıştır. Ekşi Sözlük'te yapılan bu çalışma sonucunda kamusal söylemlerin politizasyon aracılığı ile empatiden, nefrete, şiddete, ötekileştirmey e dönüştüğü tespit edilmiş ve Ekşi Sözlüğün aynı zamanda toplumsal temsil açısından önemli bir çeşitlilik barındırdığını ortaya koymuştur.

  • MakaleAçık Erişim2024
    What does Ottoman Palace Cuisine Mean in Terms of the Development of Gastronomy Tourism in Türkiye? Delving into the Turkish Chefs’ Perspectives

    Ödemiş, Murat; Nazikgul, Mehmet

    The food and beverages served in the palaces of the Ottoman Empire are still practised today and are in demand by gastronomy tourists. The main aim of this study is to examine the practises of the kitchen chefs in 5-star hotel establishments in Antalya regarding the Ottoman palace cuisine, service methods, the sources from which they learned the recipes, the level of appreciation of the guests and the differences in practises between the chefs. Semi-structured interviews were conducted with hotel chefs, and the data obtained were analysed by descriptive analysis and content analysis methods. It was determined that due to financial constraints, some hotels do not produce meals in accordance with their original form. In addition, it was concluded that serving palace cuisine dishes in containers belonging to the period and in an area designated for palace cuisine dishes would contribute positively to the recognition of the Ottoman palace cuisine. While the chefs stated that lamb dishes and baklava are the most popular foods for tourists, Mutancana and Ballı (Honey) Mahmudiye dishes prepared with dried fruits are another important issue that is understood from the interviews that the rich variety of Ottoman palace cuisine is not sufficiently applied in today’s hotel kitchens and some recipes do not reflect the original. There is no other study in the literature investigating the Ottoman Palace Cuisine practises of hotel kitchen chefs in Antalya. From this perspective, this study is original enough to shed light on future research.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Handkerchief in the turkish folk culture within the frame of the functional theory of folklore

    Ünalan, Ozlem

    Handkerchief is an object which is frequently needed in daily life, used in every stage of life from birth to death and shows a symbolic language property from time to time. It is primarily used in wiping the hands, face and nose, drying off the sweat and carrying a variety of things. It is also used as a dining board. Handkerchief is used as a complementary product in men’s suits or women’s local dresses. It is offered as a present for newborn babies, boys who have undergone a circumcision, young men who are to do military service, guests who pay a visit to condole, newly wed couples and those who pay a visit for exchanging bairam greetings. The Turkish culture attributes a lot of meanings to handkerchief. Within the frame of customs such as birth, marriage and death, it is possible to say that a handkerchief has many functions like giving information, reporting, providing communication, having luck and giving as present. Sometimes the handkerchief becomes the health language of a person. Those who embroider a handkerchief reflect what is in their heart on it. Lovers express their love, desire to get married or intention to part through the handkerchief. In addition, every piece of embroidery processed on the handkerchief expresses sorrow, love, longing and happiness. Those who seek to find a cure to their illnesses tie a handkerchief to tombs, mausoleums and trees they believe to be healing. Girls who desire to get married and cannot wave a handkerchief in specific times and in specific places. Handkerchief is used in beliefs related to good luck and bad luck, enhancement of milk and honey and practices related to Hidirellez. Handkerchief is mentioned in a variety of ways in folk songs, Turkish poems, myths, puzzles and fairy tales. Handkerchief which is one of the most important accessories of public storytellers is also used in specific children’s games and traditional Turkish theatre. The present study discussed the functions of handkerchief which has a noteworthy place in both human life and the Turkish culture. In order to determine the usage areas of handkerchief, the study used a variety of research and evaluated the data acquired within the context of the functional folk science theory.

    AtıfOpenAlex6TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ2
    Alman internet gazetelerinde alevilerin temsili ve takdimi (2007-2023)

    Karaca, İlhan

    Çalışmada, Almanya’daki Türk kültürü içinde bir alt kültür biçimini oluşturan Alevilerin medya temsili araştırılmıştır. Temsilin bir inşa süreci olduğu ön kabulüyle hareket eden bu çalışmada, kitle iletişim araçlarının, gerek Alman kamuoyunda gerekse akademik yazında kim oldukları ve neye inandıkları çok az bilinen Alevileri, başka hangi değer ve inançlar kümesi üzerinden sunduğu sorusuna cevap aranmıştır. Bir doküman analizi olan bu araştırmanın ampirik verileri, günümüzde yeni medyanın en önemli enformasyon araçlarından biri olan internet gazetelerinden toplanmış ve gömülü teori yöntemine göre analiz edilmiştir. Bu analize, 17 farklı gazeteden toplam 35 haber tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçlar, 90’lı yılların sonuna doğru bir İslam tartışmasına dönüşen Alman uyum politikalarının yürürlüğe girmesiyle birlikte Alevilerin medya tarafından fark edilmiş olduğunu ve bu politikaların Alevilerin medya temsilinin sosyokültürel bağlamını oluşturduğunu göstermektedir. Müslüman kökenli göçmenlerin temel kültürel haklarını hesaba katmayarak, tek yönlü uyumlarını öngören bu politikalarla Almanya hatırı sayılır bir ilerleme kaydetmiş olsa da, açık ve liberal bir toplum olma ideallerinin gerisinde kalmıştır. Bu idealleri ise ana-akım İslam’a “alternatif İslam” olarak belirlediği Alevilik üzerinden yeniden inşa etme stratejisine başvurmuştur. Bu çerçevede Alevilerin medya temsilini araştıran çalışma, kitle iletişim araçlarının Aleviliği, Alman uyum politikalarının çıkarlarına hizmet edecek şekilde tanımlayarak araçsallaştırdığı sonucuna varmıştır.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Beden Folkloru Açısından Gagavuz Mânilerinde Kadınlar

    Akkoyun, Tuğba

    Bedenin ve davranışların kültürel göstergeler olarak incelendiği antropoloji, sosyoloji gibi bilimler dahilindeki çalışmalar 19. yüzyıldan itibaren takip edilebilmektedir. Konunun halk bilimi içinde değerlendirilmesi ve folklorun alt dalları olarak görülmesi ise Amerikalı halk bilimci Katharine Young tarafından 1989’da ortaya atılan beden folkloru (bodylore) terimiyle gerçekleşmiştir. Beden folkloru mensubu olduğu kültürün, bireyin bedenine yansımaları olarak düşünülebilir. Kişinin fiziksel yapısında değişiklik oluşturan dövme, kına, süs, kıyafet; dil, kulak, göbek, kaş gibi vücudun belirli yerlerine yapılan piercing uygulamaları, saç ve kıllarla ilgili işlemler, günümüz kozmetik/ plastik cerrahi işlemleri vb. tüm unsurlar çalışmalarda kültürel açıdan değerlendirilir. İnsanın temel gereksinimlerinden olan iletişimi yalnızca konuşma diliyle kurmadığı, duygu ve düşüncelerini bedeniyle de yansıttığı gerçeğinden hareket edilir. Bireyin bedeni üzerinde yaptığı geçici veya kalıcı değişikliklerin, davranışlarının kültürel temelleri ve anlam dünyası üzerinde durulur. Bedende gözlenen somut göstergeler değerlendirilerek kültürel yorumlamalar yapılır. Türk halk şiirinin anonim ürünlerinden mâniler başlangıçta ferdî birer yaratım eseridir; zamana ve mekâna bağlı olarak anonimleşirler. Fuad Köprülü’nün belirttiği üzere mâni; halk edebiyatının en eski ve umumi bir şeklidir, kökleri İslamiyet öncesine gider ve türkülere kaynaklık etmiştir. Mâninin bu kadim geçmişi ve geniş kitlelerce benimsenerek halkın ortak zevkini yansıtması, onun kültürel kodların önemli bir taşıyıcısı olarak değerlendirilmesine imkân sunar. Aşk-muhabbet temasının sıkça işlendiği mânilerde kadın; beğenilen veya beğenilmeyen fiziksel yapısı ve davranışlarıyla, ona nasıl davranılması gerektiğiyle yer alır. Bu çalışmada Gagavuz mânilerinde kadın varlığı, beden folkloru açısından ele alınmış, kadın güzelliğinin, zarafet ve doğurganlığının göstergesi olan bedensel ve davranışsal ögelerinin önemli görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının coğrafya kaderdir ifadesine ilişkin algıları: bir olgubilim araştırması

    Kuzey, Memet; Degirmenci, Yavuz; Göçgen, Sosyalci

    Toplumlar, tarihsel olarak belirli bir coğrafya üzerinde yaşamlarını sürdürmüşler ve coğrafyadan etkilendikleri gibi yaşadıkları coğrafyayı da etkilemişlerdir. İnsanlar, coğrafya ile karşılıklı olarak etkileşimlerini ifade etmek için çeşitli kavramlar kullanmışlardır. Temelinde tecrübeye dayanan bu yargılardan biri de İbn-i Haldun’un coğrafya kaderdir ifadesidir. Coğrafya kaderdir, insan-mekân etkileşimine yönelik yaşamsal işlevi açıklayan bir ifade olarak görülmüştür. Bu çalışmanın amacı, sosyal bilgiler eğitimi anabilim dalında öğrenim gören öğretmen adaylarının coğrafya kaderdir ifadesine yönelik algılarını ortaya koymaktır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu ise Bayburt Üniversitesi’nin Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı’nda 2020-2021 akademik yılında öğrenim gören 147 öğretmen adayından oluşmaktadır. Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının coğrafya kaderdir ifadesine yönelik algıları yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Öğretmen adaylarından toplanan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Katılımcıların coğrafya kaderdir ifadesine ilişkin toplam 75 farklı metafor ürettikleri görülmüştür. Bu metaforlar 6 farklı kategori altında sınıflandırılmıştır. Çalışma sonucunda öğretmen adayları coğrafya kaderdir ifadesini daha çok insan, aile, alın yazısı, anne-baba ve memleket metaforları ile ifade ettikleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının ürettikleri metaforlar, daha çok toplumsal ilişki alanı olarak coğrafya kaderdir kategorisi altında toplanmıştır. Öğretmen adayların ürettikleri metaforlar, araç-gereç alanı olarak coğrafya kaderdir kategorisinde daha az toplandığı belirlenmiştir. Öğretmen adayları coğrafya kaderdir ifadesini karşılıklı etkileşimi içeren metaforlar ifade ettikleri sonucuna varılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    The Effect of Social Value Perception on Travel Motivation

    Apak, Ömer Ceyhun; Oflaz, Musa

    It is well known that Turkish citizens living abroad usually spend their holidays in the places where they were born and raised or where their families used to live. If we examine the trips these people make to Turkey and the time they spend in their home countries, we can speak of a travel movement that cannot be ignored. In this context, an online questionnaire was applied to 456 individuals in order to determine the effect of social value perceptions of Turkish citizens living in Vienna on their travel motivations. It was found that there were significant differences between the Turkish culture dimension and descriptive information in terms of occupation, education level, age, number of visits to Turkey, number of children and length of stay. The results of the path analysis showed that the perception of social value has a significant and positive effect on Turkish culture and family inheritance.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Tersine Göç Eğilimi ve Diaspora Ağları: Almanya'daki Yüksek Nitelikli Türklerin Tersine Göç Eğilimlerini Etkileyen Faktörler

    Durmaz, Atakan; Pabuçcu, Hakan; Kömür, Gökhan

    Bu çalışmada, uluslararası göç eğilimleri ve bu eğilimlere neden olan faktörler incelenerek, özellikle Almanya'daki nitelikli Türk göçmenlerin Türkiye'ye yönelik tersine göç eğilimleri ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında 15/11/2018 ile 30/04/2019 tarihleri arasında Almanya’da bir saha çalışması gerçekleştirilmiş ve toplamda 1.127 katılımcı, 451 öğrenci (%40) ve 676 mezuna (%60) ulaşılmıştır. Sürekli değişkenler yorumlanırken verilerin regresyon katsayıları üzerinden analiz edilmesi için lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca kategorik değişkenler yorumlanırken Odds Ratio (OR) değerleri kullanılmış ve böylece referans kategoriler arasındaki farklar ortaya konmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, misafir olunan ülkeye ekonomik olarak entegre olamayan ve iş ararken yabancı düşmanlığı gibi olumsuz durumlarla karşılaşan göçmenler, ülkelerine dönme eğilimindedir. Ülkeleriyle ilişkilerini güçlü tutan ülkelerindeki gelişmeleri takip etmeye çalışan göçmenlerin de geri dönüş eğilimi diğer göçmenlere göre daha yüksektir. Ayrıca kendi ülkelerinde sosyalleşme sürecini tamamlayan göçmenler ile anavatan dışında bu süreci tamamlayan göçmenler arasında uluslararası göç eğilimlerini etkileyen etkenler açısından farklılıklar bulunmaktadır.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2019
    Toplumsallık, Anlam ve Bir Sosyal İnşa Olarak İnsan

    Özkurt, Cem

    Sosyal olarak inşa edilmiş toplumsal gerçekliğin simge, sembol ve anlam ağları, toplumları ve bireyleri bilişseldüzeyde biçimlendiren ve şekillendiren sosyo-psişik örüntülerdir. Bu örüntüler, toplumsal etkileşim düzeniiçinde, güç ilişkileriyle iç içe geçerek, farklı türden formlar alırlar ve kompozisyonlara bürünürler. Etkileşimdüzeni içerisinde, bu kompozisyonlarla farklı düzeylerde toplumsal karşılaşmalar deneyimleyen bireyler;simge, sembol ve anlam ağlarının karşılıklılığıyla biçimlenen sosyal konfigürasyonlarla inşa edilirler veyeniden inşa edilirler. Bu inşalar, bireyleri hissediş, düşünüş ve davranım düzeylerinde biçimlendirir ve onlaratoplumsal oluşun dinamikleriyle şekil alan bir kimlik verir. Bu çalışma, toplumsal olarak inşa edilen insanın;simge, sembol ve anlam ağlarıyla karşılıklı etkileşim sonucunda oluşan ve olgunlaşan bir yaratı olduğu teziniönemle vurgulamaktadır. Bu vurguyu yaparken, sosyolojinin ve antropolojinin kuramsal birikimlerindenolabildiğince yararlanmakta ve sosyal bilimsel muhakemeyi öne çıkaran bir analizi gerçekleştirmeyeçalışmaktadır.