Yazarlar
- Ahmet Mahmut Gözün(2)
- Ezelnur Çeker(2)
- Hamdi Türkoğlu(2)
- Hüseyin Bayram(2)
- Lütfi Özbey(2)
- Necip Sefa Demir(2)
- Nurullah Oruç(2)
- Sabri Yıldırımer(2)
- İbrahim Arslan(2)
- İdris Cebeci(2)
- Abdulaziz Aydın(1)
- Abdulkadir Karabulut(1)
- Abdulkadir Tiryaki(1)
- Abdullah Akova(1)
- Abdullah Bacı(1)
- Abdullah Bektaş(1)
- Abdullah Duman(1)
- Abdullah Mesut Çınar(1)
- Abdullah Özalp(1)
- Abdulmecit Akçiçek(1)
- Abdulmecit Hafızoğlu(1)
- Abdulsamet Özdemir(1)
- Abdulselam Güngör(1)
- Abdulvahap Avşar(1)
- Abdurrahim Erdem(1)
- Abdurrahim Köprücü(1)
- Abdurrahman Ece(1)
- Abdurrahman Kara(1)
- Abdussamet Varlı(1)
- Adem Altun(1)
- Adem Bulut(1)
- Adem Ertaç(1)
- Adem Han(1)
- Adem Karaca(1)
- Adem Seymen(1)
- Adem Türk(1)
- Adem Urhan(1)
- Adem Yavuz Erdem(1)
- Adem Örs(1)
- Adnan Özer(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Tarihi Bayburt Yakutiye (Yeni) Camisi'nin dinamik performansının belirlenmesi
Keziban Çoban
Binlerce yıllık geçmişe sahip olan tarihi yapılar deprem gibi beklenmedik doğal afetlerin yanı sıra yapı malzemesinin dayanımını yitirmesi, zamana bağlı deformasyonlar, zemin oturmaları, sel felaketleri, yangınlar, savaşlar nedeniyle de zarar görmekte ve yıkılmaktadır. Tarihi yapıların korunması ve onarılması için öncelikle yapısal davranışının tam olarak bilinmesi gerekir. Bu çalışmada; Bayburt ili merkezinde bulunan, 1913-1915 yılları arasında inşa edilmiş tarihi Bayburt Yakutiye (Yeni) Camisi'nin SAP2000 programında üç boyutlu sonlu eleman modelini oluşturarak dinamik performansının belirlenmesi ve bazı gerçek deprem kayıtları uygulayarak taşıyıcı sistemin yapısal davranışının irdelenmesi amaçlanmıştır. Yapının analiz sonuçları incelendiğinde düşey yükler altında herhangi bir risk teşkil edecek duruma rastlanmamış ve yapının düşey yükleri güvenle taşıdığı sonucuna varılmıştır. Dinamik analizler neticesinde genel olarak yapının depreme karşı sergilediği performansın iyi olduğu fakat kauçuk izolatörlerle güçlendirilmiş modelin daha iyi performans sergilediği açıkça görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Nanokil kullanılarak asfalt bağlayıcı özelliklerinin iyileştirilmesi
Havanur Ebru Gürbüz
Bu çalışmada, nanokil katkı maddesinin asfalt bağlayıcının performans özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Katkı maddesinin yapısal özellikleri X-Işını Kırınımı (XRD) analizi ile incelenmiştir. Katkının asfalta ilave edilmesiyle oluşan modifiye asfalt bağlayıcıların morfolojik yapısı ve modifikasyon mekanizması sırasıyla Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve Fourier Dönüşümü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR) analizleriyle belirlenmiştir. Ayrıca katkı maddesinin ve modifiye asfalt bağlayıcıların termal özellikleri Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) analizi ile araştırılmıştır. Modifiye asfalt bağlayıcıların fiziksel ve reolojik özellikleri ise penetrasyon, yumuşama noktası, düktilite, Dinamik Kayma Reometresi (DSR), Dönel İnce Film Halinde Isıtma (RTFOT), Dönel Viskozimetre (RV) ve Basınçlı Yaşlandırma Kabı (PAV) deneyleri ile ortaya konmuştur. Deney sonuçlarından, katkının asfaltın kıvamını, tekerlek izi direncini ve kısa süreli yaşlanma direncini arttırdığı; uzun süreli yaşlanma sonrası yorulma direncini azalttığı belirlenmiştir. Deneylerden elde edilen verilere göre, asfalt bağlayıcının performans özelliklerine en iyi etki eden katkı oranının %8 olduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018İlkokul 3. sınıf öğrencilerinde gerçekçi matematik etkinliklerinin veri öğrenme alanına etkisi
Kübra Altunay
Bu araştırmada, matematik dersinde, Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımı esas alınarak hazırlanan etkinlikler temel alınarak yapılan öğretimin, ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin veri öğrenme alanındaki başarıya etkisi ve bu etkinin kalıcılığı araştırılmıştır. Bu amaçla, hazırlanan etkinlikler, ilkokul 3. sınıf Matematik dersinde pilot çalışma olarak 53 öğrenci ile 2 hafta uygulanmıştır. Esas uygulama ise 41 ilkokul 3. sınıf öğrencisi ile 5 haftada gerçekleştirilmiştir. Araştırma yarı deneysel bir yöntemle yürütülmüştür. Deneysel yöntemde, "ön test-son test-kalıcılık testi kontrol gruplu modeli" kullanılarak, deney ve kontrol grubunun veri öğrenme alanındaki başarı düzeyleri karşılaştırılmıştır. Deney ve kontrol grubuna, ön test, son test ve kalıcılık testi olarak "Veri Öğrenme Alanı Başarı Testi" uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2017-2018 bahar döneminde, seçkisiz olmayan örnekleme yaklaşımlarından biri olan kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir (Deney grubu: K=13, E=8; Kontrol grubu: K=13, E=7). Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Veri Öğrenme Alanı Başarı Testi" kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları oturumların başlamasından bir hafta önce ön-test ölçümü olarak; oturumlardan sonra son-test ölçümü olarak; son-test ölçümlerinden iki hafta sonra ise deneysel işlemin kalıcılığını belirlemek amacıyla tekrar uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde verilerin dağılımı ve varsayımlar test edilerek, parametrik ve nonparametrik test teknikleri kullanılmıştır. Öğretim süresi 5 hafta olarak planlanmıştır. Deney grubunda GME yaklaşımı esas alınarak hazırlanan etkinlikler kullanılırken, kontrol grubunda mevcut öğretmen kılavuz kitabındaki etkinlikler paralelinde öğretime devam edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular, GME yaklaşımı esas alınarak hazırlanan etkinlikler temel alınarak yapılan öğretimin deney grubundaki öğrencilerin, veri öğrenme alanındaki başarı düzeylerini artırdığı ve bu durumunun izleme ölçümlerinde de korunduğunu ortaya koymuştur. Kontrol grubunda bulunan öğrencilerin veri öğrenme alanındaki başarı puanları ön-test, son-test ve kalıcılık testi ölçümlerinden elde ettikleri puanlar arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular ışığında araştırmadan elde edilen sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi, veri öğrenme alanı, tablo, grafik, ilkokul 3. sınıf öğrencisi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Toplam kalite yönetimi çerçevesinde kalite maliyetlerinin paf modeline göre tespit edilmesi ve muhasebeleştirilmesi: Bayburt doğal taş fabrikasında bir uygulama
Elif Çil
Kalite, son yıllarda işletmeler için rekabetin en önemli unsuru haline gelmiştir. Ürün veya hizmetlerin müşteri ihtiyaç ve gereksinimlerini karşılaması işletmelerin kalite yönetim tarzını benimsemelerine neden olmuştur. Dolayısıyla işletmede yöneticilerin doğru kararlar almasına ışık tutacak olan kalite maliyetleri önem arz etmekle birlikte kalite maliyetlerini tespit etmek oldukça zordur. Bunun için kullanılan birçok kalite maliyet yöntemi vardır. Bu çalışmada kalite maliyet yöntemlerinin tespit edilmesinde en fazla tercih edilen PAF yöntemi kullanılmış olup bu yönteme göre kalite maliyetleri olarak sınıflandırılan önleme, değerlendirme ve başarısızlık maliyetleri tespit edilmiştir. Çalışma Bayburt'ta bulunan doğal taş destek merkezinde yapılmış, PAF yöntemine göre kalite maliyetleri incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda Bayburt Doğal Taş Üretim ve Pazarlama Destek Merkezi'nde önleme maliyetlerinin yüksek olması ve yeni kurulmuş bir destek merkezi olmasından dolayı başarısızlık maliyetlerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kalite Yönetimi, Kalite Maliyetleri, PAF Yöntemi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Çokgenler konusunda tasarlanan farklı öğrenme ortamlarının 7. sınıf öğrencilerinin geometrik düşünme düzeylerine etkisi
Mikail Yüksel
Geometri; öğrencilerin içinde bulundukları dünyayı anlamalarında, akıl yürütme, problem çözme, uzamsal düşünme becerilerini geliştirmelerinde çok önemli bir konuma sahiptir. Van Hiele bireylerde geometrik düşünmenin beş düzeyde gerçekleştiğini ifade etmektedir. Öğrencilerin bulundukları eğitim seviyesinin gerektirdiği kazanımları kavrayabilmeleri için de bu eğitim seviyesinin gerektirdiği geometrik düşünme düzeyinde olmaları gerekmektedir. Van Hiele; öğrencilerin sınıf seviyelerinde düşünme yeterliliklerini kazanabilmeleri için hangi düşünme düzeyinde olmaları gerektiğini açıklamıştır. Öğrencilerin lise seviyesinde öğrenmeleri beklenen kazanımların daha çok neden-sonuç ilişkisine dayandığı düşünüldüğünde Van Hiele üçüncü düzey düşünme becerilerine sahip olmaları gerekmektedir. O halde ortaokuldan mezun olan bir öğrenci Van Hiele üçüncü düzeye geçmiş olmalıdır. Literatür incelendiğinde Van Hiele üçüncü düzeyin bir geçiş düzeyi olduğu ve üçüncü düzeye geçebilen öğrencilerin üst düzeylere geçiş yapabilmesinin kolaylaştığı görülmektedir. Nitekim 7. sınıf geçiş düzeyidir ve bu nedenle bu düzeydeki geometri öğretiminin etkinliği önem kazanmaktadır. Taşımış olduğu bu özellikten dolayı çalışmamız 7. Sınıflar düzeyine uygulanmıştır. Öğrencilerin geometrik düşünme düzeylerini üçüncü düzeye çıkarabilmeleri için de iyi planlanmış derslere ihtiyaç vardır. Aynı zamanda derslerin bilgisayar destekli geometri etkinlikleriyle desteklenmesiyle öğrencilerin üçüncü düzeye daha kısa sürede geçebilecekleri görülmüştür. Van Hiele geometrik düşünme düzeylerinden üçüncü düzeye geçişin ise kolay olmadığı bilinen bir gerçektir. Üçüncü düzeye geçemeyen öğrenci geometriyi anlayamayacağını, yapamayacağını dile getirmeye başlar, bunun sonucunda ilerleyen seviyelerde kendini gerçekleştiren kehanete dönüşür. Bu nedenle öğrencilerin Van Hiele üçüncü düzeye geçişleri önemsenmelidir ve buna göre etkinlikler planlanmalıdır. Bu bağlamda tez çalışmamızda 7. sınıf öğrencilerinin üçüncü düzeye çıkabilmeleri için bilgisayar destekli bir öğrenme ortamı tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tez çalışmamızda ön test son test iki deney bir kontrol gruplu yarı deneysel yaklaşım kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılında üç farklı şubede eğitim gören toplam 65 yedinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Üç şubeden ikisi deney grubu öğrencilerini, üçüncü şube ise kontrol grubu öğrencilerini oluşturmuştur. Birinci deney grubunda (Bilgisayar Grubu) bilgisayar laboratuvarında yapılandırmacı yaklaşıma uygun çalışma yaprakları eşliğinde dinamik matematik yazılımı GeoGebra kullanılarak, bilgisayar destekli bir öğrenme ortamında dersler yürütülmüştür. İkinci deney grubunda (Manipülatif Grup) ise geleneksel sınıf ortamında çalışma yaprakları eşliğinde somut materyaller kullanılarak dersler işlenmiştir. Kontrol grubunda ise herhangi bir müdahale yapılmadan dersler rutin bir şekilde işlenmiştir. Çalışmada öğrencilerin geometrik düşünme düzeylerini belirleyebilmek için Usiskin (1982) tarafından geliştirilen "Van Hiele Geometrik Düşünme Testi" ve testten elde edilen verileri desteklemek için klinik mülakatlar kullanılmıştır. Ayrıca bilgisayar destekli ortamın geometrik düşünme düzeyleri üzerindeki etkisini ortaya çıkarabilmek için informal gözlemler yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler nitel ve nicel veri analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Van Hiele düzey atamalarında Usiskin (1982) tarafından geliştirilen puanlama anahtarından yararlanılmıştır. Klinik mülakatların her biri ses kayıt cihazına kaydedilmiş, daha sonra veriler bilgisayar ortamında araştırmacı ve öğrenci arasında geçen diyaloglar şeklinde yazıya dökülerek betimsel analiz yapılmıştır. Çalışma sonucunda her üç grupta da geometrik düşünme düzeylerinde önemli bir oranda artış olduğu, ancak en fazla artışın bilgisayar grubunda olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlardan yola çıkarak önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20182005-2018 yılları arasında değişen ortaokul matematik öğretim programlarının öğretmen görüşleri ve içerik boyutları açısından değerlendirilmesi
Ebubekir Öz
2005 yılı ve sonraki yıllarda güncellenen ortaokul matematik öğretim programlarında, yapılan değişikliklerin konu ve kazanımlar bazında karşılaştırılması, yapılan değişiklere ve ortaokul matematik öğretim programlarına yönelik öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Çalışmada ilk olarak 2005 yılı ve sonrasında yapılan öğretim programı güncellemeleri incelenmiş olup, programlar arasındaki farklılıklar ve yenilikler, ardışık programlar karşılaştırılmak suretiyle ortaya konulmuştur. Ayrıca konuyla ilgili olarak öğretmen görüşlerinin değerlendirilebilmesi adına Bayburt ilinde görevli 39 ilköğretim matematik öğretmeni ile anket çalışması ve bu öğretmenlerden isteklilik, gönüllülük ve kolay ulaşılabilirlik kıstaslarına uyan 13 öğretmen ile de yarı yapılandırılmış görüşme (mülakat) yapılarak veriler toplanmıştır. Programlara yönelik olarak özel durum çalışması şeklinde gerçekleştirilen bu araştırmada verilerin analizi aşamasında hem nitel hem de nicel veri analizi yöntemleri kullanılmıştır. Nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi kullanılırken, anket sonuçları ise frekans değeri ve yüzde değeri kullanılarak nicel yöntemlerle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda ortaokul matematik öğretim programlarında süregelen değişiklikler tespit edilmiş, konuyla ilgili olarak öğretmen görüşleri değerlendirilmiştir. Buna göre öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun da belirttiği üzere 2005 yılından sonra en kapsamlı değişikliğin 2013 yılında yapıldığı ve konuların sadeleştirildiği anlaşılmaktadır. Öğretmenlerin çoğu yapılan değişikliklerden haberdar olmasına rağmen, yapılan değişikliklerle ilgili yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünen öğretmen oranı daha azdır. Elde edilen sonuçlar, literatür kapsamında değerlendirilerek tartışılmış ve yapılan tespitlere yönelik öneriler sunulmuştur. Bu önerilerin çarpıcı olanlarından bir tanesi, öğretim programları güncellenmeden önce öğretmenlerin de görüşlerinin alınması ve yapılan her güncelleme hakkında kesinlikle öğretmenlere hizmet içi eğitim verilmesi şeklindedir. Anahtar Sözcükler: Ortaokul Matematik Öğretim Programı, Güncelleme, Değişiklik, Karşılaştırma, Öğretmen Görüşleri
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Bayburt ilinde doğal olarak bulunan Berberis vulgaris L. ve Berberis crataegina DC. yabani meyvelerinin biyokimyasal karakterizasyonu
Abdulkadir Karabulut
Yabani meyveler üzerine olan ilgi ve bu meyvelerin kullanım yoğunluğu son yıllarda müthiş bir şekilde artmaktadır. Bu kapsamdaki en önemli yabani meyvelerden biri de Berberis türleridir. Antioksidan aktivitesi ve biyokimyasal bileşiklerin yüksek içeriği nedeniyle, Berberis'ler değerli meyveler arasında kabul edilmektedir. Bu çalışmada, Bayburt ilinde doğal olarak bulunan B.vulgaris L. (Kızamık) ve B.crataegina DC. (Karamuk) meyvelerinin bazı fizikokimyasal özellikleri, antioksidan aktiviteleri, toplam fenolik madde miktarları, mineral madde içerikleri ve fenolik madde profilleri incelenmiştir. Bu kapsamda incelenen meyve örneklerinin sahip olduğu özellikler üzerinde, literatürde bulunan benzer çalışmalardan yararlanılarak genel bir değerlendirme yapılmıştır. Sonrasında ise üzerinde çalışılan iki Berberis türü kendi içinde karşılaştırılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Tarihi yığma yapıların performans analizi: Geleneksel Bayburt evi örneği
Burak Erkul
Türkiye'de 1990'lı yıllarda başlayan depreme dayanıklı yapı tasarımları ile depremin yıkıcı etkisi karşısında oldukça mesafe kat edilmiştir. 2007 yılında yürürlüğe giren Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkındaki Yönetmelik ile beraberinde gelişen bilgisayar destekli tasarım şekilleri ile yeni yapılan yapılarımızın deprem performansları oldukça artmıştır. Bununla birlikte Türkiye'deki yapı stokunun deprem anındaki performansının tespiti çalışmaları başlamıştır. Bu yönde 2013 yılında Riskli Bina Tespit Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir. Riskli Bina Tespit Yönetmeliği ile şehirlerde ve kırsalda eski zamanlarda yapılmış ve halen kullanılmakta olan yapıların da yürürlükteki yönetmelik şartlarını ne kadar sağladığı, deprem esnasındaki performans düzeyi, dayanımı, can güvenliği gibi risk değerlendirmeleri sonucunda geçmişten günümüze üretilen tüm yapıları oluşacak muhtemel depreme en iyi şekilde hazırlamak amaçlanmıştır. Bu tez kapsamında kırsal mimari mirasın korunması bağlamında bayburt kırsal geleneksel evi araştırmalarına konu olmuş Bayburt ile Aydıntepe İlçesi Sorkunlu Köyü sınırları içerisinde kalan ve araştırmamıza konu olan ev detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu inceleme kapsamında StatiCAD-Yığma programı yardımı ile hem 2007 Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkındaki Yönetmelik sınırlarında mevcut yığma yapıların performans analizini hem de 2013 yılında yürürlüğe giren Riskli Bina Tespit Yönetmeliği çerçevesinde mevcut yığma yapıların performans analizi yapılmıştır. Her iki yönetmelik şartları altında yapının performans hesapları yapılmış ve sonuçları verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Fadl Hasan Abbas ve el-Belâga Fünûnuhâ ve Efnânuhâ adlı eseri bağlamında meânî ilmine dair görüşleri
Ahmet Mahmut Gözün
Tarih boyunca Kur'an-Kerim'i anlamak Müslümanların en önemli gündemini oluşturmuştur. Bu anlama çalışmasının temeli olan Arapça'nın söz dizimini ve ruhunu ortaya koymak için büyük çabalar ortaya koymuşlardır. Bu noktada Kur'an'ın güzelliklerini ortaya koyan, sözün güzelliklerini açığa çıkaran ilim Belağat ilmidir. Belağat, din, dil, edebiyat ve yabancı kaynaklar ile gelişerek İslam düşünce geleneğinin temel yapı taşlarından biri haline gelmiştir. Bu noktadan hareketle Belağat ilminin öğrenilmesi, Kur'an-ı Kerim'in doğru anlaşılması için zarurî kabul edilmiştir. Bundan dolayı tarih boyunca Belağat ilmine dair birçok eser yazılmıştır. Bu çalışmada modern dönemde geleneksel Belağat anlayışını öğretmeyi hedefleyen Fadl Hasan Abbâs'ın eserlerinde Belağat ilminin önemli kısımlarından biri olan ilm-i Meânî'ye dair görüşleri incelenmiştir. Fadl Hasan Abbâs, eserlerinde üslüp ve metod olarak, Belâğatın daha kolay anlaşılmasını hedefleyen ve eserleri günümüz Arap dünyasında çokça okunan önemli bir müellif olarak dikkat çekmektedir. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır; Giriş kısmında Belâğat ilminin önemi, tarihçesi, kısımları ele alındı, günümüze kadar sistematik hale gelmiş olan ekollere temas edildi ve temsilcileri tanıtıldı. Birinci bölümünde Fadl Hasan Abbâs'ın hayatı ele alınarak yazmış olduğu eserlerinden matbu olanları tanıtıldı, henüz basılmamış olanlarına da temas edildi. İkinci bölümde ise Belâğat ilminin kısımlarından olan Meânî'ye dair konular, Fadl Hasan'ın eserleri çerçevesinde ele alınmış olup değerlendirmeleri ve farklı görüşleri ortaya konulmaya çalışıldı. Anahtar Kelimeler: Fadl Hasan Abbâs, Belağat, Fesahat, Meânî
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin bilim insanı imajları ve bu imajların oluşmasında ders kitabı ve öğretmenlerin rolü
Ebru Buket Bayram
Bu çalışmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin bilim insanı imajlarını ve bu imajların oluşmasında ilkokul 4. sınıf ders kitaplarının ve öğretmenlerin rolünü tespit etmektir. Çalışmanın örneklemini 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gümüşhane merkezinde dört farklı ilkokuldan toplam 244 öğrenci ve 10 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmada veriler iki aşamada toplanmıştır. İlk aşamada Chambers (1983) tarafından geliştirilen "Draw A Scientist Test (DAST-Bir Bilim İnsanı Çiz Testi)" kullanılmıştır. Öğrencilerin çizimlerinin farklı yorumlanmasına engel olabilmek için çizimlerini kısaca açıklamaları istenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise öğrencilerin sahip olduğu bilim insanı imajlarının kaynaklarını belirlemek amacıyla öğretmenler ile görüşmeler yapılmış ve ilkokul 4. sınıf fen bilimleri ve sosyal bilgiler ders kitabında bilim insanlarının yer alış biçimi incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Veriler, Finson ve diğerleri (1995) tarafından geliştirilen "Draw A Scientist Checlist-Bir Bilim İnsanı Çiz Kontrol Listesi (DAST-C)" ne ek bölümlerde eklenerek analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda öğrencilerin, daha önce yapılan çalışmalarda olduğu gibi bilim insanının cinsiyeti, yaşı, çalışma ortamı ve yaptığı işlere yönelik basmakalıp imajlara sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin sahip olduğu bilim insanı imajlarını etkileyen en temel faktörlerin öğretmenler ve ders kitapları olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Bayburt Üniversitesi öğrencilerinin süt ve süt ürünleri tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi
Nurseda Kurtoğlu
Bu çalışma kapsamında, Bayburt Üniversitesi öğrencilerinin süt ve süt ürünleri tüketim alışkanlıklarını belirlemek amacıyla dört farklı fakülteden (Mühendislik Fakültesi, İlahiyat Fakültesi, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi ve Eğitim Fakültesi) tesadüfi olarak seçilen 410 kişilik öğrenci grubuna 35 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Araştırmaya katılan bireyler fakültelerin son sınıf öğrencileri olup anket sonucunda elde edilen veriler; genel olarak, fakülte ve cinsiyet şeklinde gruplara ayrılmış olarak tablolar halinde verilmiştir. Araştırma sonucunda; ankete katılan öğrencilerin %73,4'ünün ev yapımı gıdaları tercih ettiği, %74,9'unun ise gıda satın alırken ambalajından etkilendiği belirlenmiştir (p<0.01). Üniversite öğrencilerinin %83,7'si ülkemizde yapılan gıda kontrollerini yetersiz bulduğunu ifade etmiştir (p<0.01). Ankete katılan öğrencilerin %71,1'i süt ve süt ürünlerini tüketirken markasından etkilenmektedir. Kız öğrencilerin tamamı (%100) beslenmenin sağlığı etkileyen faktörler arasında olduğunu ifade etmiş, erkeklerin %17,9'u ise beslenmenin sağlık üzerinde etkisi olmadığını savunmuştur. Bayan katılımcıların %20'si pastörize, %33,2'si açık süt (sokak sütü) tüketimini tercih ederken; erkek katılımcıların öncelikli tercihi sterilize/UHT olmuştur. Süt ürünleri tercihi göz önünde bulundurulduğunda kız öğrencilerin yoğurt (%70.5); erkek öğrencilerin ise yoğunlukla peynir (%62.6) tüketimini tercih ettikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca; ankete katılan kız öğrencilerin cam ambalaj, erkek öğrencilerin ise karton kutu tercih ettikleri belirlenmiştir. Fakülte bazında veriler incelendiğinde Mühendislik Fakültesi öğrencilerinin her zaman etiket bilgilerini önemsediği, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin ise fiyat odaklı hareket ettiği görülmüştür. Anket sonucunda elde edilen bulgular, gıda sanayinin önemli bir kolu olan süt ve süt ürünleri sanayine bilgi sağlamanın yanı sıra, üniversitelerde hemen her fakültenin müfredatında işlenmiş gıdalar, süt ve ürünlerinin sağlık yararları ve bu ürünleri satın alırken dikkat edilmesi gereken hususlar gibi birçok konuda bilgilendirmeye ihtiyaç olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bayburt ili kapsamında bu konuda herhangi bir anket çalışmasının yapılmamış olması bakımından da literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Hizmet pazarlamasında müşteri memnuniyeti ve algılanan değerin müşteri sadakati üzerinde etkisi: Bankacılık sektöründe bir uygulama
Belma Kantaroğlu
Hizmet veya ürün sunan işletmeler, müşterilerini memnun edebildikleri sürece ayakta kalabilirler. Rekabetin çok yoğun olduğu günümüz piyasa şartlarında müşteri ile uzun vadeli ilişkiler kurulması gerekmektedir. Bu süreklilik müşteri sadakati ile sonuçlanmalıdır. Müşteri bağımlılığını etkileyen birçok faktör bulunmakla birlikte en önemlisi olarak müşteri memnuniyeti ve algılanan değer faktörleri ön plana çıkmaktadır. Müşteri memnuniyeti, müşterilerin hizmetten aldığı kaliteden beklentilerinin karşılanmasıdır. Müşteri, hizmetten beklentilerinin karşılanması durumunda tatmin olacaktır. Memnun bir müşteri uzun süre sadık bir müşteri olacaktır. Algılanan değer, alınan ürün ve hizmet hakkında yapılan genel fayda değerlendirmesi olarak tanımlanmaktadır. Müşterilerin katlandıkları maliyete karşılık olarak elde edilen faydaların oranlanması olarak da açıklanabilir. Bu çalışmanın ana amacı algılanan değer, müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu amaca yönelik olarak, algılanan değer, müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla bankaların müşterileri ile alan çalışması yapılmıştır. Çalışma sonucunda müşteri memnuniyeti ve algılanan değer ile müşteri sadakati arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Elektronik ticaretin muhasebeleştirilmesi: Adana ilindeki muhasebeciler üzerine bir uygulama
Yadigar Eşer
Enformatik teknolojide yaşanan gelişmeler geçmişten günümüze kadar toplum üzerinde etkili olmuştur. Yaşanan teknolojik gelişmelerin sonucunda günlük faaliyetlerin yanı sıra iş faaliyetlerinde de değişimler yaşanmıştır. Meydana gelen bu değişimler birey, kurum ve kuruluşlar tarafından benimsenerek kısa zamanda uyum sağlanmayı başarmışlardır. Elektronik ticaret; teknolojik gelişmelerle paralellik göstermiş, yaşanan tüm gelişmelerden pozitif olarak etkilenmiştir. Özellikle internetin günümüzde yaygın olarak kullanılması elektronik ticaretin kullanılmasında artış meydana getirmiş ve çeşitli elektronik araçlar vasıtası ile zaman ve mekândan tasarruf sağlamıştır. Tüm bu gelişmeler muhasebeci ve muhasebe kayıtlarını da etkilemiştir. Elektronik ticaretin yaygın olarak kullanılması muhasebe alanında da yeni yollar kullanılmasına neden olmuştur. Klasik yöntemleri kullanan muhasebeciler artık günümüzde elektronik araçlar kullanarak muhasebeleştirme yapmaktadır. Böylece tüm bu gelişmeler elektronik ticaretin yasal yapısını da oluşturmuştur. Mevzuat çalışmaları, elektronik ticarette tarafların mağdur edilmemesi adına önemli adımlardır. Türkiye'de elektronik ticaret için pek çok önemli yasal adımlar atılmış ve kanunlar çıkarılmıştır. Bu tez araştırması, elektronik ticaretin muhasebeleştirilmesi ve Adana ilindeki muhasebeciler üzerine bir uygulamadır. Çalışmada elektronik ticaretin muhasebeleştirilmesi üzerinde durulmuştur. Araştırma sonucunda elektronik ticarete yönelik web sayfası ve ilgili; görüntü ve video vb. bileşenler demirbaş kabul edilmiştir ve amortisman ayrılması gerektiği muhasebeciler tarafından uygun bulunduğu söylenebilir. Elektronik ticarette web sayfası güncellemeleri için oluşan maliyetler, pazarlama ve satış dağıtım gideri olarak muhasebeleştirilmesi katılımcılar tarafından uygun bulunmuştur. Web sayfası oluşumu aşamasında meydana gelen maliyetlerin muhasebeleştirilmesi, 800 ₺'yi aşmıyorsa dönem gideri olarak muhasebeleştirilmesi gerektiği, 800 ₺'yi aşıyorsa amortisman ayrılması gerektiği ve demirbaşlar grubunda muhasebeleştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca elektronik ticarette alan adı ile ilgili işlemlerin ticaret unvanı olduğu ve ilgili hesapta muhasebeleştirilmesi gerektiği muhasebeciler tarafından uygun görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Bankalarda iç kontrol sisteminin risk azaltıcı etkileri: Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bir uygulama
Mefkure Durna
Uluslararası ekonomik piyasalarda meydana gelen etkili ve önemli krizler, şeffaf olmayan finansal tablolar ve olumsuz durumları karşılayacak düzeyde olmayan yasal düzenlemeler nedeniyle bankalarda iç kontrol sisteminin gerekliliği artmıştır. Bu bağlamda olası risklerin tespiti ve önlenmesi, ayrıca mevcut risklerin kontrol edilmesi amacıyla Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi bankalarda iç kontrol sisteminin kurulmasına yönelik faaliyetlere başlamıştır. Genel yapısı itibariyle risklerin doğru bir şekilde tanımlanması ve yönetilmesi ile ilgili olan iç kontrol sistemi; kurumun amaç ve hedefleri doğrultusunda yasal mevzuata uygunluğu, işletmenin varlıklarının korunmasını, hata ve hileleri minimize etmeyi, tam, güvenilir ve zamanında mali raporlamayı amaçlamaktadır. İç kontrol sisteminin risk azaltıcı etkilerini belirlemeye yönelik yapılan bu çalışmada p<0,05 anlamlılık düzeyinde elde edilen 170 sonuç içerisinde; 50 tanesinde yüksek düzey ilişki, 97 tanesinde orta şiddetli ilişki ve 23 tanesinde ise zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. İç kontrol sisteminin risk azaltıcı etkilerini ortaya koyan ifadeler bağlamında bankalarda önem verilmesi gereken noktalar belirtilmiştir. Anahtar Sözcükler: İç Kontrol, Risk, Risk Yönetimi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018İzlenim yönetimi taktikleri lider - üye etkileşimi ve örgütsel bağlılığın duygusal emek üzerindeki etkileri
Emine Zehra Turan
Bu araştırmada, izlenim yönetimi taktikleri, lider-üye etkileşimi ve örgütsel bağlılığın duygusal emek üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Böylelikle literatürdeki önemli bir boşluğun doldurulması hedeflenmiştir. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, izlenim yönetiminin tanımı, izlenim yönetimi taktikleri, izlenim yönetiminin boyutları, izlenim yönetimi sürecinin modelleri, izlenim yönetimi sürecinde kullanılan strateji gibi konular incelenmektedir. İkinci bölümünde, lider-üye etkileşimi kavramının tanımı, lider-üye etkileşiminin boyutları incelenmektedir. Üçüncü bölümünde, örgütsel bağlılığın tanımı, örgütsel bağlılığı etkileyen faktörler, örgütsel bağlılığının alt boyutları ve boyutları incelenmiştir. Dördüncü bölümünde, duygusal emek kavramının tanımı, duygusal emek yaklaşımları, duygusal emek boyutları, duygusal emeği etkileyen faktörler incelenmektedir. Beşinci bölümde ise, araştırmanın temel amacı doğrultusunda araştırma örnekleminden toplanan veriler analiz edilerek, ulaşılan bulgular yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları, izlenim yönetimi taktikleri lider-üye etkileşimi ve örgütsel bağlılığın duygusal emek üzerindeki etkileri olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Perde duvarlarda bırakılan pencere boşluklarındaki boyut etkilerinin SAP2000 OAPI ile incelenmesi
Bilal Tayfur
Perde duvarlar yapıların deprem altındaki davranışı açısından büyük önem taşımaktadır. Depremin yapı üzerindeki yansıması olan yanal yüklemeleri büyük ölçüde karşılayan perde duvarlar, yapının daha rijit bir davranış gösterebilmesini sağlamaktadır. Ancak mimari gereksinimler veya kontrolsüz mimari değişiklikler sebebiyle perde duvarlarda boşluklar açılabilmektedir. Bu boşlukların boyutları perde duvarın davranışını tümden etkilemektedir. Yapıya rijitlik kazandırması beklenen perde duvarlar, üzerlerindeki boşluklar nedeniyle tam aksi bir davranış göstererek kısa kolon oluşumuna sebep olabilmekte ve yapıda ani göçmelerin önünü açabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, perde duvarlara ve üzerlerinde bırakılan boşluklara ait parametrelerin, perde duvar davranışı üzerindeki değişimlerini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda davranış değişimi üzerindeki etkileri incelemek üzere bir takım parametreler belirlenmiştir. Her bir parametre için yeterli sayıda ve aralıkta değer seçilmiştir. Bu parametrelere bağlı olarak 29 farklı çerçeve modeli hazırlanmıştır. Bu modellerin detaylı biçimde incelenebilmesi için bir C# yazılımı geliştirilmiş ve genel model bu yazılıma kodlanmıştır. Geliştirilen bu yazılım sayesinde istenen modeller SAP2000'e OAPI aracılığıyla aktarılarak analiz edilmiştir. Her bir çerçeve için boşluk genişliği olabilecek minimum boyut ile maksimum boyut arasında 1 cm artırımlarla analiz edilmiştir. Bu analizlere bağlı olarak her bir çerçeve için kısa kolon oluşması olası bölgelerdeki davranış değişimi kesme kuvveti, ötelenme ve moment değerleri esas alınarak incelenmiştir. Bu kapsamda toplamda 5200 analiz gerçekleştirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Erzurum merkez ilçelerindeki zeminlerin standart penetrasyon deneyi verilerinden faydalanarak sıvılaşma analizlerinin yapılması
Şerafettin Öztürkoğlu
Su ile etkileşim halinde olan zeminlerde deprem yüklerine bağlı olarak, oturma, çökme veya sıvılaşma gibi olumsuz durumlar ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışmada Erzurum merkez ilçelerini oluşturan Aziziye, Palandöken ve Yakutiye ilçeleri zeminlerinin sıvılaşma analizleri yapılmıştır. Çalışma kapsamında, yapılaşmanın son yıllarda ivmeli bir artış gösterdiği ve yeraltı su seviyelerinin yüksek olduğu alanlardaki zeminlerin sıvılaşma potansiyelleri tespit edilmiş ve sıvılaşma şiddeti haritaları hazırlanmıştır. Erzurum şehir merkezinin tamamı ikinci derece deprem bölgesinde yer almaktadır. Şehir merkezi çevresinde birçok diri fay hattı bulunmaktadır. Erzurum merkez ilçeleri bu fay hatlarına yakındır ve olası bir depremde oldukça fazla etkilenebilecek potansiyeldedir. Dört aşamalı olarak planlanan bu yüksek lisans tez çalışmasının birinci aşamasında, SPT deneyi verileri yardımıyla çalışma alanındaki zeminlerin mühendislik özellikleri belirlenmiştir. İkinci aşamada, çalışma alanının sismik aktivitesi incelenerek ortaya çıkabilecek muhtemel depremleri temsil eden senaryo depremler tanımlanmıştır. Üçüncü aşamada, Seed ve Idriss (1971), Tokimatsu ve Yoshimi (1983) ve Iwasaki vd. (1981) yöntemleri kullanılarak zeminlerin sıvılaşma analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın son aşamasında Aziziye, Palandöken ve Yakutiye ilçeleri zeminlerinin sıvılaşma potansiyeli haritaları farklı deprem etkileri altında oluşturulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Ergenlerde sosyal ve duygusal yalnızlık ile akran zorbalığı arasında psikolojik dayanıklılığın aracı rolü
Mehmet Eminoğlu
Bu araştırma ile birlikte ergenlerde sosyal ve duygusal yalnızlık ile akran zorbalığı ve akran mağduriyeti arasında psikolojik dayanıklılığın aracı rolünü incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada sosyal ve duygusal yalnızlık, akran zorbalığı, akran mağduriyeti ve psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkiyi inceleyen ilişkisel ve betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise 2017-2018 eğitim öğretim yılı Bayburt İli Merkez İlçesinde bulunan ortaöğretim kademesinde 9, 10 11 ve 12. sınıfa devam eden 489 kız 408 erkek toplam 897 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Akran Zorbalarını Belirleme Ölçeği, Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği ve Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Uygulama sürecinde elde edilen veriler üzerinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Örneklemlerde t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Scheffe Testi ve Bootstrap yöntemi kullanılmıştır. Bootstrap yöntemi Preacher ve Hayes (2004) tarafından SPSS için üretilen PROCESS macro kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre akran zorbalığının, sosyal ve duygusal yalnızlık ile pozitif, psikolojik dayanıklılık ile negatif ilişkili olduğu, akran mağduriyetinin ise duygusal yalnızlık ile pozitif, psikolojik dayanıklılık ile negatif ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Akran mağduriyeti ile sosyal yalnızlık arasında herhangi anlamlı bir istatistiksel ilişkiye rastlanamamıştır. Bunun yanında psikolojik dayanıklılığın hem sosyal hem de duygusal yalnızlık ile negatif ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte akran zorbalığı ve mağduriyeti cinsiyet, sınıf düzeyi ve sosyoekonomik düzey açısından incelenmiştir. İlk olarak cinsiyet açısından erkeklerin akran zorbalığı ve akran mağduriyeti puan ortalamalarının kızlardan daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sınıf düzeyi açısından bakıldığında ise akran zorbalığının sınıf düzeyi açısından farklılaşmadığı, akran mağduriyeti açısından ise 12. sınıf öğrencilerinin akran mağduriyeti puan ortalamalarının 10. sınıf öğrencilerinin akran mağduriyeti puan ortalamalarından daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Sosyoekonomik düzeye bakıldığında ise ergenlerin akran zorbalığı ve akran mağduriyeti puan ortalamalarının sosyoekonomik düzey açısından farklılaşmadığını görülmüştür. Psikolojik dayanıklılığın sosyal yalnızlık ile akran zorbalığı arasındaki ilişkide kısmi aracı rol oynadığını ve duygusal yalnızlık ile akran zorbalığı arasındaki ilişkide psikolojik dayanıklılığın tam aracı rol oynadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Son olarak araştırma sürecinde elde edilen bulgular ilgili literatürle desteklenerek tartışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Milli Eğitim dergisinde yayınlanan makalelerde öğretmenlerin mesleki gelişim ve öğrenme-öğretme sürecine ilişkin sorunları ve öneriler (1990-2016)
Tunahan Filiz
Öğretmenlerin yaşadığı sorunlara yönelik pek çok çalışma alan yazında mevcuttur. Bu nedenle öğretmenlerin yaşadığı sorunların dönemsel olarak incelenmesi ne gibi farklılıklar olduğunun belirlenmesi gelecek araştırmacılar için yol gösterecektir. Öğretmen sorunlarını inceleyen araştırmaların analizinin yapılması, öğretmen sorunlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda sorunların giderilmesi için çözüm önerileri getirecektir. Bu nedenle öğretmen sorunlarını inceleyen araştırmalara yönelik bir içerik analizi çalışması gerekli görülmüştür. Bu çalışma, öğretmenlerin öğrenme-öğretme sürecine ilişkin sorunları, mesleki gelişimle ilgili sorunları ve ekonomik sorunlarıyla ilgili Milli Eğitim Dergisi'nde yayınlanan araştırmalara yönelik içerik analizi yapmak amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden meta-sentez yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında Milli Eğitim Dergisi'nde 1990-2016 yılları arasında yayınlanmış olan makaleler ele alınmıştır. Çalışmada toplanan veriler, içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, öğretmenlerin öğrenme-öğretme sürecine yönelik yaşadığı sorunlar, "öğretmen, öğrenci ve veliler", "öğretim programı" ve "istenmeyen davranışlar" olarak üç kategoriye ulaşılmıştır. Bu kategoriler incelendiğinde en sık belirlenen kodun zaman yetersizliği olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaların üzerinde en fazla durduğu çözüm önerisi ise hizmet içi eğitim eksikliğine yönelik önerilerdir. Mesleki gelişimle ilgili sorunlar, "ilgili birimler", "öğretmenler", "öğreticiler" ve "zaman, mekân ve donanım" olarak dört kategoride ulaşılmıştır. Bu kategoriler incelendiğinde en sık belirlenen kodun Millî Eğitim Bakanlığı'ndan [MEB] kaynaklanan sorunlar olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaların üzerinde en fazla durduğu çözüm önerisi ise MEB'den kaynaklanan sorunlara yönelik önerileridir. Bu çalışmanın, gelecekte öğretmenlerin öğrenme-öğretme sürecine ilişkin sorunlarına, mesleki gelişimle ilgili sorunlarına ve ekonomik sorunlarına yönelik yapılacak çalışmalar için bir kaynak olması beklenmektedir. Anahtar Sözcükler: Millî Eğitim dergisi, öğretmen, mesleki gelişim, müfredat, öğrenme-öğretme.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Örgütsel destek ve hizmetkar liderliğin duygusal bağlılık üzerindeki etkisinin incelenmesi: Uygulamalı bir araştırma
Ali Köroğlu
Bu çalışmanın esas amacı algılanan örgütsel destek ve hizmetkar liderliğin duygusal bağlılık üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaçla ilk olarak konuya ilişkin yerli ve yabancı literatür taranarak kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Daha sonra algılanan örgütsel destek ve hizmetkar liderliğin duygusal bağlılık üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla Erzurum ve Trabzon'da faaliyet gösteren özel hastanelerde çalışan personel üzerinde bir alan çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilerek araştırmanın hipotezleri test edilmiştir. Araştırma sonucunda algılanan örgütsel destek ve hizmetkar liderliğin duygusal bağlılığı olumlu yönde etkilediği, algılanan örgütsel destek ve hizmetkar liderlik arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve hizmetkar liderliğin algılanan örgütsel destek ve duygusal bağlılık arasında kısmi aracılık etkisine sahip olduğu belirlenmiştir.
