Yazarlar
- Ahmet Mahmut Gözün(2)
- Ezelnur Çeker(2)
- Hamdi Türkoğlu(2)
- Hüseyin Bayram(2)
- Lütfi Özbey(2)
- Necip Sefa Demir(2)
- Nurullah Oruç(2)
- Sabri Yıldırımer(2)
- İbrahim Arslan(2)
- İdris Cebeci(2)
- Abdulaziz Aydın(1)
- Abdulkadir Karabulut(1)
- Abdulkadir Tiryaki(1)
- Abdullah Akova(1)
- Abdullah Bacı(1)
- Abdullah Bektaş(1)
- Abdullah Duman(1)
- Abdullah Mesut Çınar(1)
- Abdullah Özalp(1)
- Abdulmecit Akçiçek(1)
- Abdulmecit Hafızoğlu(1)
- Abdulsamet Özdemir(1)
- Abdulselam Güngör(1)
- Abdulvahap Avşar(1)
- Abdurrahim Erdem(1)
- Abdurrahim Köprücü(1)
- Abdurrahman Ece(1)
- Abdurrahman Kara(1)
- Abdussamet Varlı(1)
- Adem Altun(1)
- Adem Bulut(1)
- Adem Ertaç(1)
- Adem Han(1)
- Adem Karaca(1)
- Adem Seymen(1)
- Adem Türk(1)
- Adem Urhan(1)
- Adem Yavuz Erdem(1)
- Adem Örs(1)
- Adnan Özer(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Yabani kızamık (Berberis vulgaris L.) ve karamuk (Berberis crataegina DC.) meyvelerinin bazı fizikokimyasal özellikleri ile antioksidan ve antimikrobiyal kapasitesinin tespit edilmesi
Arzu Yaşar Eroğlu
Tüketimin hızla arttığı günümüz toplumlarında; bireylerin sağlık durumlarının korunması, hastalıkların önlenmesi ve tedavi edilmesi amacıyla geleneksel ilaçlara, sentetik ürünlere ve mevcut gıdalara alternatif güvenilir gıdaların araştırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada Bayburt'un ilçe ve köylerinden temin edilen doğal olarak yetişmiş on bir (sekiz kızamık ve üç karamuk) meyvenin bazı önemli fizikokimyasal özellikleri, antioksidan kapasiteleri, fenolik madde profilleri ve antimikrobiyal aktiviteleri araştırılmıştır. Toplam fenolik madde miktarı Folin-Ciocalteu metoduyla, antioksidan aktiviteleri DPPH• radikal giderme aktivitesi, ABTS•+ radikal giderme aktivitesi ve β-karoten ağartma yöntemiyle, fenolik madde profili yüksek performanslı sıvı kromatografisiyle (HPLC), antimikrobiyal aktivitesi ise agar kuyu difüzyon yöntemiyle belirlenmiştir. Meyvelerin yetiştiği yere göre bazı fizikokimyasal analiz sonuçları, toplam fenolik madde miktarı, DPPH• radikal giderme aktivitesi, ABTS•+ radikal giderme aktivitesi ve β-karoten ağartma yöntemiyle yapılan antioksidan aktivite analiz sonuçları tek yönlü ANOVA istatiksel testi kullanılarak kıyaslanmıştır. Yapılan fizikokimyasal analizler sonucunda yetiştiği yere göre kuru madde miktarı %28,47-%41,61, SÇKM %18,10-%27,75, kül miktarı %0,65-%2,13, su aktivitesi değeri 0,931-0,947, pH 2,44-3,25 aralığında tespit edilmiştir. Meyveler kurutularak etanol:su (80:20) ve su ile ekstraktsiyonları yapılmıştır. Kızamık ve karamuk meyvelerinde toplam fenolik madde 148,0-448,3 µg/GAE/mg KM, DPPH• radikalini giderme aktivitesi %11,92-%40,44, β-karoten ağartma %62,83-%92,19, ABTS•+ radikalini giderme aktivitesi %33,06-%92,85 aralığında belirlenmiştir. Meyvelerin fenolik madde profillerinin belirlenmesi analizlerinde gallik asit, klorojenik asit, vanilik asit, kafeik asit, sringik asit, trans-ferulik asit ve sinapik asit fenolik bileşiklerinin varlığı tespit edilmiştir. Tanımlanan fenolik bileşikler içerisinde klorojenik asit diğer fenoliklere göre daha yüksek oranda tespit edilmiştir. Meyvelerin su ekstraktları, B. cereus BC 6830, S. typhimurium RSSK 95091, Y. enterocolitica ATCC 27729, S. aureus ATCC 25923 suşlarının gelişimlerini değişik oranlarda (1-15 mm) inhibe etmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kars kaşarının mikrobiyal forasının ön olgunlaştırma periyodu boyunca değişimi ve gelişimi
Ayşe Yuvaşen
Kars Kaşarının bozulmadan günümüze kadar ulaşan üretim metodu ile olgunlaşma süresinin uzun sürdüğü bilinmektedir. Olgunlaşma esnasında peynirin yapısında bulunan laktik floranın tespit edilerek peynir üretiminde starter kültür olarak kullanılmasıyla daha kısa sürede olgunlaşma sağlanabileceği ve bunun ürün için oldukça önemli bir gelişme olacağı düşünülmektedir. Bu tez çalışması Kars kaşarının ön olgunlaşması esnasında yapısında bulunan mikrobiyal floranın tespit edilmesi amacıyla yürütülmüştür. Tez çalışması kapsamında Kars ilinde farklı üretim noktalarından yeni üretilmiş 6 adet Kars Kaşarı örneği temin edilmiş ve ön olgunlaştırma periyodu boyunca bazı fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik özellikleri ve mikrobiyal floralarında meydana gelen değişim ve gelişim incelenmiştir. Peynir örneklerinden uygun besiyerlerine ekim yapıldıktan sonra toplam 533 bakteri, maya ve küf izolatı elde edilmiştir. İzolatlara uygulanan RAPD-PCR ve rep-PCR işlemlerinin ardından PCR ürünleri sekans analizine tabi tutulmuştur. Yürütülen bu işlemlerle bakteri, maya ve küf gruplarının tanımlaması yapılmış, böylece peynir örneklerindeki baskın türler belirlenmiş ve bu türler arasındaki filogenetik benzerlikler tespit edilmiştir. Sonuçta; tanımlaması yapılan 285 adet bakteri izolatının 37'si Lb. paracasei, 24'ü Lb. rhamnosus, 24'ü S. thermophilus, 13'ü Lb. graminis, 12'si Lb. mindensis, 11'i Lb. fermantum ve 8 tanesi Lb. plantarum olarak belirlenmiştir. Bu türlerin yanında E. faecium, E. faecalis gibi NSLAB olabilecek türler diğer bakteri grupları arasında tanımlanmıştır. 168 adet maya-küf florasından 131 tanesinin maya, 37 tanesinin ise küf türü olduğu görülmüştür. Tanımlanan maya izolatlarının 54'ü P. kudriavzevii, 11'i C. parapsilosis, 24'ü C. zeylanoides, 20'si K. marxionus, 19'u K. lactis, 2'si D. hansenii ve 1'i Y. lipolytica olarak tespit edilmiştir. Küf izolatlarının ise 23'ü P. crustosum, 8'i P. kewense, 4'ü P. commune ve 2'si G. candidum olarak belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuçlar Kars Kaşarının ön olgunlaştırma döneminde mikroflorasındaki biyolojik çeşitliliğin varlığını doğrulamış ve mevcut üretim metodunun starter kültür ilavesi ile geliştirilmesinin gerekliliğini ortaya koymuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Cimin üzümü (Vitis vinifera L.) ve Kemah cevizi (Juglans regia L.) karışımı (Saruç) ile üretilen probiyotik (Saccharomyces boulardii) dondurmaların bazı kalite özellikleri
Mehmet Ali Salık
Bu araştırmada, başta çocuklar ve gençler olmak üzere toplumun herkesimi tarafından sevilerek tüketilen dondurmaya çeşitli fonksiyonel özellikler kazandırmak amaçlanmıştır. Bu amaçla; 2 farklı oranda (%10 ve %20) Saruç (%60 kurutulmuş siyah Cimin üzümü ve %40 Kemah cevizi), 2 farklı oranda üzüm çekirdeği (%0,5 ve %1,0) ve probiyotik kültür (Saccharomyces boulardii) kullanılarak klasik (K, K1, K2, K1Ü, K2Ü) ve probiyotik (PK, PK1, PK2, PK1Ü, PK2Ü) olacak şekilde toplamda 10 çeşit dondurma üretilmiştir. Üretilen klasik ve probiyotik grup dondurma örneklerinin, probiyotik raf ömrü ile bazı kalite nitelikleri depolama periyodu boyunca (-20±1 °C'de 1., 15., 30. ve 60. günler) yapılan bazı fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal analizlerle belirlenmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre; üretiminde kullanılan Saruç ve üzüm çekirdeğinin, dondurma örneklerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri üzerine etkisi önemli bulunmuştur (p<0,01). Dondurma örneklerinde, artan Saruç konsantrasyonu ile birlikte; toplam kurumadde, yağ, protein, kül, glukoz, fruktoz, toplam şeker, viskozite, ilk damlama süresi, tam erime süresi, a* değeri ve kalori (kcal) değeri'nin arttığı; sakkaroz, erime oranı, L* ve b* değerinin azaldığı tespit edilmiştir. Üretimde kullanılan üzüm çekirdeğinin, dondurma örneklerinde yağ, protein, kül, viskozite, ilk damlama süresi ve kalori değerlerini artırdığı görülmüştür. Dondurma örneklerinin asitlik ve pH değerleri üzerine depolama periyodunun etkisi önemli bulunmuş (p<0,01) olup, artan Saruç ve üzüm çekirdeği konsantrasyonu ile birlikte asitlik oranının arttığı, pH değerinin azaldığı tespit edilmiştir. Dondurmaların üretimde kullanılan Saruç, üzüm çekirdeği ve probiyotik mayanın hacim artışı üzerine olan etkisi değişkenlik göstermiştir. Tüm dondurma örneklerinde, serum stabilitesi %100 olarak belirlenmiştir. Probiyotik dondurma örneklerinin üretiminde kullanılan Saruç ve üzüm çekirdeğinin S. boulardii sayısı ile bu mayanın canlılığı üzerine olan etkisi önemli bulunmuştur (p<0,01). Bu bileşenlerin ilavesi S. boulardii'nin gelişimi ve canlılığını olumlu yönde etkilemiştir. Probiyotik dondurma örneklerinde depolama periyodu boyunca S. boulardii sayısı, 106 kob/g'ın altına düşmemiş olup, probiyotik ürünlerde istenilen terapötik etkiyi sağlayacak düzeyde (106-107 kob/g) tespit edilmiştir. Probiyotik dondurma örneklerinde, S. boulardii'nin canlılık oranı %96,62-103,06 aralığında saptanmıştır (p<0,01). Yapılan duyusal değerlendirme sonucunda, dondurma örnekleri tüm duyusal parametreler bakımından 5 puan üzerinden 4 ile 5 puan aralığında değerler almıştır (p>0,05). Sonuç olarak; S. boulardii'nin dondurma üretiminde probiyotik olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir. Tüm kalite parametreleri dikkate alındığında; S. boulardii ve %10 Saruç ilaveli (PK1), besin değeri yüksek yeni bir probiyotik fonksiyonel dondurma üretilebileceği ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019İstanbul ilindeki toplu yemek üretim tesislerinde ISO 22000 gıda güvenliği sistemleri uygulamalarında karşılaşılan problemler ve çözüm önerileri
Derman Karataş
Toplu yemek üretimi gerçekleştiren tesislerde gıda güvenliğine verilen önemin, ortaya çıkan problemlerin ve bunların çözümlerine yönelik yapılanların incelenmesi amacıyla gerçekleştirdiğimiz çalışmaya 100 kişi dahil edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi neticesinde gıda güvenliği uygulamalarının yerine getirilme düzeyinin en düşük olduğu 3 aşamanın sırasıyla satın alma, teslim alma ve depolama olduğu görülmüştür. 2000 yılı sonrasında faaliyete geçen firmaların gıda güvenliği uygulamalarını yerine getirme düzeylerinin 2000 öncesinde faaliyete geçen firmalardan anlamlı şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yine yapılan çalışmada ISO 22000 belgesini 2010 sonrasında alan yemek üretimi firmalarının gıda güvenliği uygulamalarını yerine getirme düzeylerinin anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Firmaların karşılaştıkları en önemli 5 sorun "sistemli, sertifikalı tedarikçi bulma güçlüğü" (Ort. 1.46±.67), "analiz maliyetlerinin yüksekliği" (Ort. 1.46 ±.67), "nitelikli eleman eksikliği" (Ort. 1.47±.67), "analizler için akredite laboratuvar bulma güçlüğü" (Ort. 1.47±.67) ve "çalışanların yeterince bu sisteme aktif olarak katılmamaları" (Ort. 1.69±.69) şeklindedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Nasirüddîn el-Lekânî'nin Hâşiye alâ Şerhi Tasrîfi'l-İzzî li Teftâzânî adlı eserinin edisyon kriği
İskender Karayiğit
Our study is to research the literary work called Hâsiyetü'l-Lekānî alâ Serhi Tasrîfi'lİzzî by Nâsıruddin el-Lekānî in return for the commentary Serhu Tasrîfi'l-İzzî written by Teftâzânî in grammar (sarf). Nâsıruddin el-lekānî is a Mâlikî scholar who was born in Lekân, Egypt. Even though he is not well known in our country, he is famous in his region. In his time, there were many of his disciples in Ezher. El-Lekānî's work for Teftâzânî's commentary does not explain grammar in detail. It is just an annotation that explains the problematic parts. That's why this work does not appeal to beginners, but for those who have enough background in the field. In the introductory chapter of the study, brief information is given about the historical development of grammar (sarf) and syntax (nahiv) and the occurrence of both disciplines is also mentioned. Moreover, both the names and the editors of extant grammar works are chronologically mentioned. In the first chapter, after mentioning the biography of Nâsıruddin el-Lekānî, Hâsiyetü'l-Lekānî alâ Serh-i Tasrîfi'l-İzzî's work is introduced, author's life and his other works are examined, and the work's belonging to the author is evaluated. In the second chapter, available copies of the work in world libraries are introduced; by examining the copies related to this enquiry work, some information is given about the methods for the critical edition. In the third part, the work is published including verification. KeyWords: Nâsırüddin el-Lekānî, Hâşiye, ez-Zencânî, et-Teftâzânî.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Zekâ oyunlarının 6. sınıf öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkileri
Havva Terzi
Bu çalışmanın amacı ortaokul 6. sınıf düzeyinde zekâ oyunlarının öğrencilerin yaratıcılık becerilerine etkisini incelemektir. Bu amaç çerçevesinde 16 hafta oyunca boyunca toplam 32 farklı zekâ oyunu ile dersler sürdürülmüş ve zekâ oyunlarının öğrencilerin yaratıcılık becerilerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma Bayburt Ortaokulu'nda 2017-2018 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında 7. sınıf düzeyinde 2 şubede öğrenim gören toplam 70 öğrenci ile sürdürülmüştür. Şubeler seçkisiz atama yoluyla biri kontrol grubu ve diğeri deney grubu olacak şekilde ayrılmıştır. Çalışmada ön test-son test deney ve kontrol gruplu yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Veri Toplama aracı olarak; Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (TYDT) Sözel-Şekilsel Form-A kullanılmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak TYDT hem deney hem kontrol grubuna ön test olarak uygulanmış, ardından deney grubuna 16 hafta boyunca 32 adet olarak planlanan zekâ oyunları oynatılmıştır. Bu uygulama süresi boyunca kontrol grubuna zekâ oyunlarına dair herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Araştırma sonunda her iki gruba da son test olarak TYDT uygulanmıştır. SPSS paket programı kullanılarak deney ve kontrol grubunun ön test ve son test puanları t-testi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları son testlerde deney ve kontrol grubunun başarıları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunduğunu göstermiştir. Uygulama sonuçları incelendiğinde zekâ oyunları dersinin öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmelerinde oldukça etkili olduğu, öğrencilerin bireysel gelişimlerine katkıda bulunduğu gözlemlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Geometri öğretiminde öğretim teknolojilerinin kullanımı: 2000 - 2018 yılları arası yazılan lisansüstü tezlerin bloom taksonomisine göre incelenmesi
Betül Çil
Mevcut araştırma kapsamında 2000-2018 yılları arasında ülkemizde öğretim teknolojilerinin kullanıldığı geometri öğretimine yönelik yapılan lisansüstü tezlerin incelemesi ve Bloom Taksonomisine göre hangi düzeyde öğrenmeye yönelik aktivitelerin geliştirildiğinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaca yönelik Ulusal Tez Merkezi'nde taranan ve amaca uygun olduğu belirlenen 79 lisansüstü tez içerik analizine tabi tutularak incelenmiştir. İçerik analizinde öğrenmenin gerçekleştiği bilişsel basamağın yanı sıra bu tezlerde kullanılan teknoloji desteği, örneklem seçim yöntemleri, örneklem büyüklükleri, örneklem seviyeleri, araştırma yöntemleri, veri toplama araçları, veri analiz yöntemleri, tezlerin hazırlandığı yıllar birebir analiz edilerek bir sonuç ortaya koymaktadır. Bu verileri analiz etmek için Tez Tematik Yapı İnceleme Formu geliştirilmiştir. Bu formla 79 tez analiz edilerek bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda tezlerde amaca uygun örneklemin daha fazla tercih edildiği, örneklem grubunu daha çok ortaokul öğrencilerinin oluşturduğu, örneklem sayısının sıklıkla 31-60 aralığında olduğu, nitel araştırma yöntemleri kullanarak yürütülen çalışmalarda daha üst düzey öğrenmelerin gerçekleştiği, veri toplama aracı olarak başarı testleri ve tutum ölçeklerinin sık tercih edildiği, veriler t testi ve varyans analizi ile analiz edildiği ve Geogebra programının sık tercih edildiği görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019DEHB tanılı ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi ve matematik hakkında görüşlerinin değerlendirilmesi
Burak Varsak
Bu araştırmanın amacı, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanılı öğrencilerin matematik tutumlarını bazı değişkenler (cinsiyet, yaş ve anne-baba eğitim durumu) açısından incelemek ve bu öğrencilerin matematiğe yönelik görüşlerini tespit etmektir. Çalışmada nicel (durum çalışması) ve nitel (durum çalışması) yöntem birlikte kullanılmıştır. Çalışma örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Kocaeli İli Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokullarda öğrenim gören DEHB tanılı olmayan 75 ortaokul öğrencisi ile Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Rehberlik Araştırma Merkezine kayıtlı DEHB tanılı 65 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak; özyönelimli matematik tutum ölçeği ve yarı-yapılandırılmış yazılı görüş formu kullanılmıştır. Özyönelimli matematik tutum ölçeğinin analizinde SPSS 15.0 paket programı aracılığıyla bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Yazılı görüş formunun analizinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre DEHB tanılı öğrencilerin olmayan öğrencilere göre olumsuz yönde bir tutuma sahip oldukları görülmüştür. DEHB tanılı öğrencilerin cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre özyönelimli matematik tutumlarında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca DEHB tanılı öğrencilerin anne-baba eğitim durumlarına göre özyönelimli matematik tutumları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Yazılı görüş formundan elde edilen bulgulara göre ise DEHB tanılı öğrencilerin çoğunun matematiği zor ve sıkıcı bulduğu görülmüştür. DEHB tanılı öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumlarında ve matematik dersi hakkındaki görüşlerinde dersin içeriğinin önemli olduğu, öğrencilerin farklı etkinliklerle matematik öğrenmeyi sevdikleri belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin orantısal akıl yürütme süreçlerinin bilişsel açıdan incelenmesi
Ümit Demir
Bu çalışmanın amacı ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin orantısal akıl yürütme süreçlerinin bilişsel açıdan incelenmesidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Düşük plastisiteli killerin kireçle stabilizasyonunda inceliğin etkisi
Sefa Kocabey
Zemin stabilizasyonu zayıf mühendislik özelliklerine sahip olan bir zeminin çeşitli yöntemler kullanılarak iyileştirilmesidir. Bu çalışmada, yüzeysel zemin stabilizasyonu kapsamında kireçle stabilizasyon ele alınmıştır. Laboratuvar çalışmaları Bayburt Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Zemin Mekaniği Laboratuvarı'nda gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ana gayesi, katkı maddesi olan kirecin öğütülebilirliğini incelemek ve öğütülmüş kirecin dayanım ve durabiliteye olan etkisini araştırmaktır. Çalışma kapsamında öncelikle kirecin öğütülebilirliği incelenmiş ve %90'ı 48 mikron altı malzeme olan öğütülmemiş kireç 20 mikron altı seviyeye indirilmiştir. İkinci aşamada Birleştirilmiş Zemin Sınıflandırma Sistemi'ne göre düşük plastisiteli kil olan doğal zemine %2, %4, %6, %8 ve %10 oranlarında öğütülmüş ve öğütülmemiş kireç katılarak deney numuneleri hazırlanmıştır. Serbest basınç deneyleri için kür süreleri 1, 7, 14 ve 28 gün olarak belirlenmiştir. Yapılan deneysel çalışma neticesinde, 28 günlük kür süresinin ardından %6 kireç içeren öğütülmemiş SL6 ve öğütülmüş SGL6 numuneleri maksimum dayanım değerlerini vermişlerdir. SGL6 numuneleri SL6 numunelerine oranla %23,6 daha fazla dayanım göstermişlerdir. Donma-çözülme ve ıslanma-kuruma çevrimi sonuçlarına göre; öğütülmüş kireç katkısı ile hazırlanan SGL grubu zemin numuneleri öğütülmemiş kireç katkısı ile hazırlanan SL grubu zemin numunelerine oranla daha durabil bir davranış göstermişlerdir. Deneylerden elde edilen veriler ışığında, kirecin inceltilmesinin dayanım ve durabilite davranışı üzerinde doğrudan olumlu bir etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20196. Sınıf öğrencilerinin cebir konusundaki kavram yanılgılarının incelenmesi
Mehmed Fatih Camadan
Bu çalışmada 6. sınıf öğrencilerinin cebirsel ifadeler konusundaki kavram yanılgılarını tespit etmek amaçlanmıştır. Bu çalışma da, nitel araştırma desenlerinden, durum çalışması modeli kullanılmıştır. Çalışma grubu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Bayburt ilinde bir ortaokulda 6. sınıf düzeyinde öğrenim gören 41 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin kavram yanılgılarını tespit etmek için 10 sorudan oluşan teşhis testi hazırlanmıştır. Teşhis testi 6. sınıf matematik öğretim programında yer alan kazanımlar doğrultusunda hazırlanmıştır. Bu kazanımlar şunlardır; "sözel olarak verilen bir duruma uygun cebirsel ifade ve verilen bir cebirsel ifadeye uygun sözel bir durum yazar", "cebirsel ifadenin değerini değişkenin alacağı farklı doğal sayı değerleri için hesaplar" ve "basit cebirsel ifadelerin anlamını açıklar". Uygulanan test sonucunda öğrencilerin hataları ve kavram yanılgısına olabileceği tahmin edilen durumlar ortaya çıkarılmıştır. Öğrencilerin yaptıkları hataların kavram yanılgısı olup olmadığını anlamak amacıyla öğrenciler ile klinik mülakat yapılmıştır. Mülakat öğrencilerin hatada ısrar edip etmediklerini anlamak için yapılmıştır. Öğrencilerin hatada ısrar etmeleri onların kavram yanılgısına sahip olduğunu gösterecektir. Öğrencilerin tamamına ulaşılamadığından 26 öğrenci ile mülakat yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda öğrencilerin sahip olduğu 27 adet kavram yanılgısı tespit edilmiştir. 6. sınıf öğrencilerin aritmetikten cebire geçiş dönemi olduğu için kavram yanılgıları ve hataların çok olduğu görülmüştür. Çalışmanın sonuçları doğrultusunda, bu konu ile alakalı çalışma yapacak paydaşlara tavsiyelerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Weissella paramesenteroides biyokatalizörü ile prokiral ketonların asimetrik indirgenmesi
Caner Tozlu
Enantiyomerik saf maddeler endüstrideki konumu itibariyle günümüz araştırmacılarının uğraş alanlarından biridir. Enantiyomerik saflıkta elde edilen kiral alkoller endüstride büyük bir yere ve öneme sahiptir. Prokiral ketonların enantiyomerikçe zengin sekonder alkollere indirgenmesi sonucu enantiyomerik saflıkta kiral madde üretimi üzerine çalışmalar önem kazanmıştır. Bu çalışmada prokiral ketonların biyoindirgenmesiyle endüstride çeşitli alanlarda kullanılan optikçe aktif kiral sekonder alkoller elde edildi. Dört farklı bakteri suşu kullanılarak prokiral ketonların asimetrik indirgenmesinde biyokatalizör olarak değerlendirildi. Bu suşlar arasından Weissella paramesenteroides N7'nin ketonlara karşılık gelen alkollerin indirgenmesinde en uygun biyokatalizör olduğu belirlenmiştir. Reaksiyon koşulları, indirgeyici madde için, yüksek enantiyoselektiflik ve dönüşüm gösteren bu biyokataliz için sistematik olarak optimize edilmiştir. Weissella paramesenteroides N7 ile 1-(4-metoksifenil) propan-1-on (1r)'nin asimetrik indirgenmesi, (R)-1-(4-metoksifenil)propan-1-ol (2r) >%99 enantiyomerik aşırılık ve %94 verimle elde edildi. Weissella paramesenteroides N7'nin mükemmel verim ve enantiyoseçiciliğe sahip kiral karbonil bileşikler elde etmek için biyokatalizör olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Bu metod hafif ve çevre dostu yöntem ile biyolojik öneme sahip sekonder kiral alkollerin sentezi için umut vaat eden ve alternatif bir yaklaşım gerektirmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kur'ân'ın iknâ metodu
Mehmet Akkoyuncu
Bu çalışma Mekkî süreler çerçevesinde Kur'ân-ı Kerim'in muhataplarını davet ve iknada kullandığı yöntem tahlilini içermektedir. İki bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde tez çalışmamızın konusu, amacı, önemi ve temel başvuru kaynakları ile İslamiyet'ten önceki Arap toplumunun dini, edebi ve sosyal yapısının genel karakteristiği hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünü Kur'ân-ı Kerim'in muhataplarını iknada kullandığı yöntem oluşturmaktadır. İkna'nın tanımı yapılarak Kur'ân'ın muhatabını ikna etmedeki aklî ve vicdânî metotlar üzerinde durulmuştur. Bu meyanda tefekküre davet, darbımesel, sual-cevap gibi aklî metotların yanında Kur'ân'da insan psikolojisi, tebşir ve inzâr gibi vicdânî ikna metotlarından da bahsedilmiştir. Bununla birlikte Kur'ân'ı Kerim'de çokça zikredilen ve farklı bir beyani üsluba sahip olan Kur'ân kıssalarının iknadaki önemine değinilmiştir. İkinci bölümde ise Kur'ân-ı Kerim'in İslam akidesinin temel esaslarını oluşturan ulûhiyet, nübüvvet ve meâd ekseninde muhataplarını ikna etmede kullandığı metotlar üzerinde durulmuştur. Mekkî sürelerin ana temasını oluşturan tevhîd akidesinin ispatı ve şirk inancının nefyedilmesi, Hz. Peygamber'in nübüvvetinin teyit edilmesi ve Kur'ân'da sıkça bahsedilen Ahiret/mead bu bölümün muhtevasını oluşturmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Teknoloji ile zenginleştirilmiş ortamda geometri öğretiminin 6. sınıf öğrencilerinin açılar konusundaki başarısına etkisi
Muhammet Furkan Sarıaslan
Bu çalışmanın amacı teknoloji ile zenginleştirilmiş ortamda geometri öğretiminin 6. Sınıf öğrencilerinin açılar konusundaki başarısına etkisini incelemektir. Araştırma yarı deneysel yöntem ile ön test-son test modeli kullanılarak yürütülmüştür. 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında gerçekleştirilen bu çalışma Samsun ili Asarcık ilçesinde öğrenim gören 6. Sınıf seviyesindeki üç şubede 47 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmada teknoloji ile desteklenen deney grubu 1 (teknoloji grubu), materyal kullanımı ve çalışma yaprakları ile ders anlatılan deney grubu 2 (materyal grubu) ve klasik yöntemlerin kullanıldığı kontrol grubu olmak üzere 3 grup bulunmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Açılar Başarı Testi kullanılmıştır. Verilerin analizi istatistiksel analiz programı ile analiz edilip, sonuç olarak teknoloji ve materyal grubunun, kontrol grubuna göre başarıda anlamlı bir fark ortaya koyduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Teknoloji, materyal, açı, geometri öğretimi, geometri başarısı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Geleneksel kefir danelerinden izole edilen laktik asit bakterileri ve mayaların tanımlanması ile bu mikroorganizmaların bazı fonksiyonel özelliklerinin belirlenmesi
Kübra Purutoğlu
Bu çalışmada Türkiyenin çeşitli illerinden (İstanbul, İzmir, Bursa, Erzurum, Erzincan) temin edilen altı adet geleneksel kefir daneleri aktifleştirildikten sonra Laktik Asit Bakterileri ve mayaların izolasyonu, tanımlanması ve LAB türlerinin fonksiyonel özelliklerinin açığa çıkarılması işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kefir danelerinden LAB ve maya türleri izole edilerek öncelikle farklı türlerin ortaya konması açısından RAPD (Rastgele arttırılmış polimorfik DNA) PCR işlemi uygulanmıştır. Takiben kefir danelerinde yer alan bakteriyel türler Lactobacillus kefiri, Lactobacillus kefiranofaciens subsp, kefirgranum, Lactobacillus diolivorans, Lactobacillus kefiranofaciens, Lactobacillus otakiensis, Lactococcus lactis subsp. cremoris, Lactococcus lactis, Lactococcus lactis subsp. hordniae, Acetobacter fabarum, Enterococcus durans, Acetobacter okinawensis, Lactobacillus paracasei subsp. tolerans, Lactobacillus paracasei ve Acetobacter orientalis olarak tanımlanmıştır. Kefir örneklerinden izole edilen maya türleri ise Pichia kudriavzevii, Kazachstania unispora, Saccharomyces cerevisiae ve Kluyveromyces marxianus olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca tanımlanan Laktik asit bakterilerinin antifungal, antimikrobiyal özellikleri, antibiyotik dirençleri ve ürettikleri eps miktarı ve eps karakteristikleri belirlenmiştir. Kefir izolatlarının (L. diolivorans, L. lactis, L. kefiranofaciens, L. otakiensis, L. paracasei, L.kefiri) önemli düzeyde antibakteriyel ve antifungal aktiviteye sahip olduğu ortaya konulmuş ve bu fonksiyonlarda tayin edilen suşa özgü özellikler gözlenmiştir. Test edilen tüm laktik asit bakterilerinin glukoz ve galaktoz içeren ekzopolisakkarit (EPS) ürettiği ve diğer taraftan bazı suşlarının homopolimerik fruktan tipi EPS ürettiği belirlenmiştir. Kefir izolatları arasında EPS üretim miktarının benzer olduğu ortaya konmuştur (p>0.05). Sonuç olarak; bu çalışma ile kefir danelerinin zengin mikroflorası ortaya konulmuş, kefire fonksiyonel özellik kazandıran türler ve bunların fonksiyonel etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Lojistik performansının, firma performansı ve ihracat performansına etkisi: TRA1 düzey 2 bölgesinde bir uygulama
Nesrin İmamoğlu
Dünyada 1929 yılında yaşanan Büyük Buhran sonrasında dış ticaret alanında yapılan köklü değişiklikler ihracat kavramının önemini arttırmıştır. Günümüzde dış ticaretin ülke ekonomileri üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, ülkelerin ve firmaların büyüyebilmelerinin en önemli yolu ihracat potansiyellerini arttırmaktan geçmektedir. Küreselleşmeyle beraber ticari sınırlamaların en aza indirilmesiyle yapılan çalışmalar ihracat kavramının önemini her geçen gün daha da arttırmaktadır. Dış piyasalardaki tüketicilere ulaşmak isteyen firmalar, hem çok rakiple hem de daha çok formaliteyle baş etmek zorundadır. Firmaları, rakiplerine göre avantajlı konuma getirecek ve dış piyasada yer edinmelerini sağlayacak durumların irdelenmesi ve buna göre pazarlama politikası oluşturulması gerekmektedir. Böylelikle dış piyasadaki müşterilerin firmaya olan bağlılığı arttırılarak firmanın temel amacı olan satışlarını arttırıp kar elde etme amacı kolaylaşacaktır. Firmaların bu amaçları gerçekleştirebilmeleri için temelde hızlı ve sorunsuz bir şekilde hammaddenin elde edilişinden nihai tüketiciye ulaşana kadarki süreçte önemli olan lojistik performanslarının, rakiplere göre müşteri memnuniyetine önem veren, müşteri ihtiyaçlarını analiz edip bu ihtiyaçları karşılamaya yönelik mal ve hizmet üretmeleri olarak ifade edilen firma performanslarının ve ihracat yetkinliği olan ihracat performanslarının yüksek olması gerekmektedir. Böylelikle bu üç performans kriteri yüksek olan firmaların dış pazarda daha başarılı olacağı muhtemeldir. Bu çalışmada; TRA 1 Düzey 2 Bölgesindeki ihracatçı firmaların lojistik performans ile firma performansı ve ihracat performansı ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın amacı ise; lojistik performansın firmalardaki performans uygulamaların ve ihracat performansını ne yönde etkilediği ve firmaların ihracat hacimlerinin nasıl etkileyebileceğini göstermektir. Çalışmanın sonucunda ise; firmalarını lojistik performanslarının firma performanslarını ve ihracat performanslarını pozitif yönde etkilediği tespit edilmişti. Ayrıca firma performansı ile ihracat performansı arasında da pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2018Fahreddin Râzî'nin tefsirinde anthropomorfist yaklaşımlara reddiyeleri
Abdussamet Varlı
Mabudu/tanrıyı, bir şekliyle insana benzetme veya insanî özelliklerle vasfetme şeklinde de açıklanabilecek olan "antropomorfizm", insanlık tarihi kadar eski bir inanç biçimidir. İlahî hitaptan uzaklaşıldığında ortaya çıkan ve insan-biçimcilik diye de tarif edilebilecek olan antropomorfizm, İslâm tarihi boyunca farklı bölge ve coğrafyalarda ortaya çıkmıştır. Daha çok Ehl-i Kitap kültürünün izdüşümü olan bu anlayış, aynı zamanda Pers kültüründen etkilenmenin sonucu olarak, günümüz İran'ın Horasan bölgeleri, Afganistan ve Orta Asya diyebileceğimiz bölgelerde hicri III. asırdan itibaren varlığını hissettirmeye başlamıştır. Hicri VI. yüzyılda, bu bölgelerde siyasi iradeyi peşinden sürükleyecek kadar güce ulaşmış olan "antropomorfik anlayış", aynı dönemde yaşamış olan Fahreddin Râzî tarafından şiddetle eleştirilmiştir. "Teşbih" veya "tecsîm" kavramlarıyla bilinen ve günlük ilim literatüründe "antropomorfizm" tabiriyle ifade edilen anlayış sahiplerine, islâmi kültür içerisinde Müşebbihe veya Mücessime denilmiştir. Teşbih fikrini benimsemesi açısından Müşebbihe ve Mücessime fırkaları içerisinde zikredilen Kerrâmiyye fırkası da bu yönüyle çalışmamızın kapsamında yer almaktadır. Allah'a cisim, uzuv, cihet ve mekân izafe eden bu gruplara, Ehl-i Sünnet çizgisini takip eden âlimler, her daim karşı çıkmış ve görüşlerinin yanlış olduğunu nas ekseninde ispat etmeye gayret göstermiştir. Bu ulema arasında, hicri VI. ve VII. yüzyıllarda yaşamış olan ve kendisinden sonraki ilmi akımları birçok yönüyle etkilemiş olan Fahreddin Râzî, müstesna bir yere sahiptir. O, yaşamış olduğu dönemde İslâm ümmeti için büyük tehlike olarak gördüğü teşbih gruplarını, başta tefsiri olmak üzere yazmış olduğu birçok eserde ele alarak, fikir ve anlayışlarının tutarsız ve mantık dışı olduğunu, ayetler üzerinde yapmış olduğu yorumlarla ispat etmeye çalışmıştır. Bu çalışmada, o günün siyasi otoritesini karşısına alan Râzî'nin, ortaya koymuş olduğu mücadele, en nadide eserlerinden biri olan et-Tefsîru'l-Kebîr (Mefâtihu'l-Ğayb) adlı eser çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu çalışmadan güdülen hedef, günümüzde de farklı parçalanmaları yaşayan İslâm ümmetine, düşülebilecek yanlışlar konusunda ışık tutabilmek ve farklı fikirlerin açmazlarını ortaya koyabilmek ve bu uğurda gösterilmiş fedakârlıkları daha anlaşılır hale getirme hususunda küçük de olsa bir katkı sunabilmektir. Anahtar Sözcükler: Râzî, Kur'an, Anthropomorfizm, Teşbih, Kerrâmî
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Bayburt taşı olarak bilinen tüflerin çimento üretiminde mineral katkı olarak kullanılabilirliğinin araştırılması
Hatice Şahin
Çimento, yapının dayanımını ve maliyetini etkileyen en önemli bileşendir. Ancak çimento üretimi sırasında ortaya çıkan CO2 dünya üretiminin %8'ini oluşturmaktadır. Bununla birlikte çimentonun özelliklerini iyileştirmek ve maliyetini düşürmek amacıyla atık malzemeler ve yeni bileşenler çimentonun yerine kullanılmaktadır. Bu bileşenler içinde en yoğun kullanılanı puzolanlardır. Bayburt ilinde bulunan ve yeşil, sarı ve beyaz olmak üzere üç farklı renkte Bayburt taşı olarak bilinen tüfler kimyasal yapısında yüksek oranda alümin ve silis bulundurmaktadır. Bu taşlar ocak işletmeciliği sırasında %70'e yakın atık oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Portland çimentosu üretiminde maliyetleri düşürmek ve çimentonun bazı özelliklerini geliştirmek amacıyla belirli oranlarda öğütülmüş Bayburt taşları çimento yerine ikame edilerek kullanılmıştır. Böylece CEM II ve CEM IV çimentolarının üretilebilirliği amaçlanmıştır. Deneysel çalışmada Bayburt beyaz tüf, Bayburt sarı tüf, Bayburt yeşil tüf taşları Bayburt İli Sanayi Bölgesi atık sahasından temin edildikten sonra laboratuvar tipi konkasörde tane boyutu küçültülmüştür. Ardından malzemenin %90'ı 45 μm olacak şekilde öğütülmüştür. Öğütülen üç farklı renkteki BT çimentoya %0, %5, %10, %15, %20, %30 ve %40 oranlarında ikame edilmiştir. Üretilen çimentolarla TS EN 196-3'e göre standart kıvam, priz başlangıcı ve bitişi, genleşme deneyleri yapılmıştır. İlaveten, üretilen çimentolarla TS EN 196-1'e göre 4x4x16 cm boyutlu harç numuneler üretilmiştir. Bunlar üzerinde 2, 28, 90 ve 270 gün yaşlarında eğilme ve basınç dayanımı, 2,28 ve 90 gün yaşlarında ASTM C642'ye göre su emme, ASTM C1585'e göre kapiler su emme ve 90 gün yaşında yüksek sıcaklık etkisi deneyleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca hamur ve harç numuneler üzerinde 7 ve 90 gün yaşlarında XRD ve SEM analizleri yapılmıştır. Deneylerden elde edilen sonuçlara göre; üretilen çimentoların düşük özgül ağırlıkları, 28 basınç dayanımları, düşük su geçirimliklerinden dolayı BT'ler katkılı çimento üretiminde kullanılabilir. BT ikameli çimentoların özelliklerinin TS EN 197-1'e uygun olduğu belirlenmiştir. Yapılan bu araştırmanın sonucunda, Bayburt yöresine ait taşların çimento üretiminde sırasıyla ağırlıkça Bayburt beyaz taşının %20'si, Bayburt yeşil taşının %30'u ve Bayburt sarı taşının %40'ı Portland çimentosunun yerine ikame olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Kamu görevlileri perspektifinden Kamu Denetçiliği Kurumu algı araştırması
Tülay Kırçoğlu
İkinci dünya savaşından beri, yönetime olan güvensizlik hemen hemen her ülkede var olan bir sorun olarak bilinmektedir. Bunun sebebi olarak yönetimin savaşlardan, devrimlerden ve ekonomik krizlerden sonra her alanda etkin olması ve yönetim sisteminin genişlemesi ile halkın durumdan memnuniyetsiz kalarak sistemden uzaklaşmış olmaları gösterilmektedir. Oysa kamu güveni hem hükümet için hem de siyasi sistemin etkinliği için çok önemli bir fonksiyondur. Temel bir varsayıma göre, yönetimin içerisindeki herhangi bir kuruluşun iyileştirilmesi bile bir bütün olarak yönetime olan güveni artırabilir. Kamu güvenini sağlamanın ve artırmanın yolu ise halkın yönetim sistemine katılması ile gerçekleşir. Bu nedenlerle geleneksel kamu yönetimi anlayışı yerini yeni kamu yönetimi anlayışına bırakmıştır. Halk odaklı olan bu anlayış, yönetilenlerin beklentisi, ihtiyaçlarının karşılanması ve haklarının korunmasını temel almıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışı ile birlikte birçok yeni kavram ve kurum literatüre girmiştir. Bu kurumlardan biri de günümüzde 57 farklı çeşidi ile yüz elliden fazla ülkede popüler olan Ombudsman (Kamu Denetçiliği) Kurumu'dur. Ülkemizde 1970'li yıllarda akademik olarak tartışılmaya başlanan kurum, nihayet 2012 yılında anayasal statü kazanarak kurulmuştur. Ombudsman, hukukun üstünlüğünü sağlayan ve yolsuzluk karşısında iyi bir yönetim için mücadele eden parlamento kontrol organıdır. Temel amacı, kamu kurumlarının veya görevlilerinin hukuka ve hakkaniyete uygun çalışmasını sağlamaktır. Görünürde gücünün kaynağı parlamento olarak gösterilmesine rağmen aslında gücünün kilit noktası halktır. Kararları bağlayıcı olmadığı için tek gücü 'moral yaptırımı' dır. Bunun içinde gerekli olan bilinçli bir kamuoyu ve desteğidir. Ancak ülkemizde yapılan akademik araştırmalarda sadece il bazında araştırma yapılarak kurumun işlevselliği ve uygulanabilirliği teorik olarak tartışılmıştır. Kurum hakkında algı araştırılması yapılmaması halen büyük bir eksikliktir. Tez çalışmasının ilk bölümünde Türk kamu yönetiminde denetim anlayışı ve yönetimin denetlenme biçimleri incelenmektedir. İkinci bölümde ombudsmanlık kurumu kavramsal olarak incelenmekte ve seçilmiş dünya örneklerine yer verilmektedir. Üçüncü bölümde ise ombudsmanlık kurumunun ülkemizde akademik olarak tartışılmaya başlanmasıyla birlikte yönetim sistemimize entegre edilme süreci tartışılmaktadır. Son olarak dördüncü bölümde; Kamu Denetçiliği Kurumunun etkinliği ve işlevselliği, kamu görevlilerine yönelik gerçekleştirilen alan araştırılması ile ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırma yöntemi olarak kullanılan anket tekniği, TÜİK istatistiki bölge sınıflandırılmasına göre 12 bölgeden örnek oluşturabilecek illerde yapılmıştır. Hedef kitle olarak kamu görevlilerinin seçilmesinin nedeni daha önce yapılan çalışmalarda halkın kurum hakkındaki bilgi düzeyinin az olduğu tespitinin yapılması ve kurumun tavsiye kararlarının uygulanması açısından önemli olmasındandır. Anket çalışmasının sonuçları çok değişkenli istatistiki yöntemlerle analiz edilmiştir. Elde edilen bilgi ve bulgular ışığında KDK'nın ülkemizde uygulama başarısı, etkinliği ve işlevselliği hakkında genel değerlendirmeler yapılmaktadır. Değerlendirme sonrası kurumun denetim sistemimizde daha etkin ve aktif bir rol alması için öneriler sunulmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Mikroorganizma kavramının farklı öğrenim seviyelerinde öğrenilme durumunun incelenmesine yönelik gelişimsel bir araştırma
Ezelnur Çeker
Bu araştırma; ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite son sınıf seviyelerinde öğrenim gören öğrencilerin mikroorganizma kavramını anlama düzeyleri ve mevcut kavram yanılgılarının belirlemesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini; Bayburt ilinde bulunan, rastgele seçilmiş bir ilkokul (n=30), bir ortaokul (n=30), bir lise (n=30) ve Bayburt Üniversitesi Eğitim Fakültesi son sınıf öğrencileri (n=30) oluşturmaktadır. Araştırmada, gelişimci araştırma yöntemi (enlemsel) kullanılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen Kavramsal Anlama Testi (KAT) ve yarı yapılandırılmış mülakat ile toplanmıştır. Kavramsal Anlama Testi ile öğrencilerin mikroorganizmalarla alakalı bilgi düzeyleri ve kavram yanılgıları tespit edilmiştir. Bunun yanında öğrencilerin bu kavrama yönelik duygu ve düşüncelerini öğrenebilmek için yarı yapılandırılmış mülakattan yararlanılmıştır. Test ve mülakatlardan elde edilen bulgular, mikroorganizma ve mikroorganizma kavramıyla alakalı olan anlamaların farklı kategorilerde yer aldığını göstermiştir. Yapılan araştırma ile mikroorganizma kavramının farklı öğrenim seviyesinde bulunan öğrenciler tarafından yeterince anlaşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Hatta mikroorganizma ve mikroorganizma kavramıyla alakalı bütün öğrenim seviyelerinde kavram yanılgıları ile karşılaşılmıştır.
