Sünnî Olmayan Mezheplerde Karşı Cinse Dokunmanın Abdeste Etkisi

MakaleAçık Erişim

Özet

İslam dini, kul ile yaratıcısı arasında kesintisiz bir bağın bulunmasına önem vermiştir. Kuşkusuz bu bağı kuvvetlendiren en önemli unsurlardan biri, kulun rabbine ihlaslı bir şekilde yapmış oldu-ğu ibadetleridir. Namaz ise, bu ibadetlerin en önemlisi olduğu için namaza hazırlık sayılan abdest ve teyemmüm de o derece önemli kabul edilmiştir.Kur’ân-ı Kerim’de, abdest ve teyemmüm konuları, Mâide sûresi 6. ve Nisâ sûresi 43. âyetlerde müstakil olarak ele alınmıştır. İslâm âlimlerinin bu iki âyeti anlamaya yönelik ortaya koydukları emek ve gayret neticesinde birçok yorum ve ictihâd ortaya çıkmıştır.Bu iki âyet çerçevesinde ortaya çıkan en önemli ihtilaflardan biri, karşı cinse dokunmanın abdesti veya teyemmümü bozup bozmadığı konusudur. Şöyle ki; bahsi geçen âyetlerde, abdest ve te-yemmüm alınması gereken durumlardan biri olarak zikredilen “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe/ya da kadınlara dokunduğunuzda)…” ifadesi ile ne kast edildiği hakkında, ilk dönemden (asr-ı saâdetten) günümüze kadar süre gelen birçok ihtilaf söz konusu olmuştur. Bazı âlimler, “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe)…” ifadesinden kast edilen mananın mutlak dokunmak; bazıları şehvet-le dokunmak, bazıları ise mecazî anlamda cinsel birliktelik (cimâ) olduğunu söylemişlerdir. Bu farklı anlamlandırmalara bağlı olarak, bir kısım âlimler, “karşı cinse mutlak anlamda dokunmak”; bir kısmı, “sadece şehvetle dokunmak”; bir kısmı da, “kadınlarla cimada bulunmak” abdesti ve teyemmümü bozar şeklinde ictihâda varmışlardır.Çalışmada, Sünnî olmayan Şiî-Caferî, Şiî-Zeydî ve Haricî-İbâzî mezheplerinin, ilgili âyetler bağla-mında “lems/mülâmese” konusu hakkındaki görüşleri, görüşlerini dayandırdıkları aklî ve naklî deliller ve de kendi görüşlerini savunma sadedinde karşıt görüşteki âlim ve mezheplere vermiş oldukları cevaplar, mümkün mertebe temel kaynaklara başvurulmak suretiyle ortaya konulmuş-tur. hadîs usulü anlayışları ve mezhep içi bazı muhafazakâr tutumları sebebiyle, lems/mülâmese konusunu özellikle ilk dönemlerde sadece ehl-i beytin masum imamlarından gelen rivâyetlerle açıklamaya çalışmışlardır. O kadar ki, ne birçok sahabe ve tabiînden gelen ri-vâyetlere (naklî delillere) yer vermişler, ne de aklî ve lugavî delillere başvurma gereği duymuşlar-dır. Bu bakımdan, diğer mezheplere göre oldukça farklı ve/veya korumacı bir yaklaşım tarzı sergi-lediklerini söylemek mümkündür. Ne var ki, Caferîlerin, tarihsel süreçte mülâmese konusunu ele alırken mezhep içinde farklı yöntemler sergiledikleri de görülmüştür. Söz gelimi, Şiî-Caferîlerin, Ahbârîlik geleneğine mensup ilk dönem âlimleri, konuyu sadece ehl-i beytin masum imamların-dan gelen rivâyetler ışığında anlamışlar; bu rivâyetler dışında başka bir delile başvurmaya ise şiddetle karşı çıkmışlardır. Buna karşılık daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan Usûlîler (ve özel-likle hicri 6. asır âlimi Tabersî) ise, masum imamlardan gelen rivâyetler yanında, birçok sahabe, tabiîn ve sünnî âlimlerden gelen rivâyetleri ve de aklî ve lugavî delilleri de dikkate almışlardır. Sonuçta Caferîler, ilgili âyetlerde yer alan “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe)…” ifadesinin, imamlardan gelen rivâyetler ışığında, mecâzî anlamda cinsî münasebet (cimâ) olduğu görüşünü kabul etmişler. Bu sebeple de, mahrem veya nâmahrem olduklarına bakılmaksızın karşı cinslerin -birbirini öpmeleri de dâhil- birbirine dokunmalarının hiçbir şekilde abdesti bozmayacağını sa-vunmuşlardır. Bu görüş hususunda mezhep içinde ihtilaf olmadığı ve hatta ittifak (icmâ) olduğu da söylenmiştir.Şiî-Zeydîler, lems/mülâmese konusunda istidlalde bulunurken, Caferîlerden farklı olarak, sadece ehl-i beyt imamlarından gelen rivâyetlere değil, aynı zamanda Şiîlerin dışındaki mezheplerce muteber sayılan kaynaklarda yer alan birçok hadîs ve rivâyete de yer vermişlerdir. Yine, Caferîlerin aksine, görüşlerini aklî ve lugavî delillerle de destekleme yoluna gitmişlerdir. Bu sebeple Zeydîle-rin mülâmese konusunda nispeten daha mutedil davrandıkları söylenebilir. Zeydîler, “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe)…” ifa

Anahtar Kelimeler

RDL Kalıcı Bağlantı (PID)
https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14951Resmi atıflarda kullanılan kalıcı adres
DOI
https://doi.org/10.37697/eskiyeni.660193Yayıncı resmi DOI adresi
İndeks kayıtları
Kaydın indeks veri tabanlarındaki sayfası (aktarımda alınan kayıt numarasıyla). Erişim, indeksin kendi koşullarına bağlıdır.
Atıflar
OpenAlex
0
TR Dizin
1
Her kaynağın kendi saydığı toplam atıf; aktarım ve zenginleştirme sırasında alındı.
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.contributor.authorMahmutoglu, Yakup
dc.contributor.authorCebeci, İdris
dc.date.accessioned2026-10-29T19:19:53.902325998Z
dc.date.available2026-10-29T19:19:53.902325998Z
dc.date.issued2020
dc.description.abstractİslam dini, kul ile yaratıcısı arasında kesintisiz bir bağın bulunmasına önem vermiştir. Kuşkusuz bu bağı kuvvetlendiren en önemli unsurlardan biri, kulun rabbine ihlaslı bir şekilde yapmış oldu-ğu ibadetleridir. Namaz ise, bu ibadetlerin en önemlisi olduğu için namaza hazırlık sayılan abdest ve teyemmüm de o derece önemli kabul edilmiştir.Kur’ân-ı Kerim’de, abdest ve teyemmüm konuları, Mâide sûresi 6. ve Nisâ sûresi 43. âyetlerde müstakil olarak ele alınmıştır. İslâm âlimlerinin bu iki âyeti anlamaya yönelik ortaya koydukları emek ve gayret neticesinde birçok yorum ve ictihâd ortaya çıkmıştır.Bu iki âyet çerçevesinde ortaya çıkan en önemli ihtilaflardan biri, karşı cinse dokunmanın abdesti veya teyemmümü bozup bozmadığı konusudur. Şöyle ki; bahsi geçen âyetlerde, abdest ve te-yemmüm alınması gereken durumlardan biri olarak zikredilen “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe/ya da kadınlara dokunduğunuzda)…” ifadesi ile ne kast edildiği hakkında, ilk dönemden (asr-ı saâdetten) günümüze kadar süre gelen birçok ihtilaf söz konusu olmuştur. Bazı âlimler, “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe)…” ifadesinden kast edilen mananın mutlak dokunmak; bazıları şehvet-le dokunmak, bazıları ise mecazî anlamda cinsel birliktelik (cimâ) olduğunu söylemişlerdir. Bu farklı anlamlandırmalara bağlı olarak, bir kısım âlimler, “karşı cinse mutlak anlamda dokunmak”; bir kısmı, “sadece şehvetle dokunmak”; bir kısmı da, “kadınlarla cimada bulunmak” abdesti ve teyemmümü bozar şeklinde ictihâda varmışlardır.Çalışmada, Sünnî olmayan Şiî-Caferî, Şiî-Zeydî ve Haricî-İbâzî mezheplerinin, ilgili âyetler bağla-mında “lems/mülâmese” konusu hakkındaki görüşleri, görüşlerini dayandırdıkları aklî ve naklî deliller ve de kendi görüşlerini savunma sadedinde karşıt görüşteki âlim ve mezheplere vermiş oldukları cevaplar, mümkün mertebe temel kaynaklara başvurulmak suretiyle ortaya konulmuş-tur. hadîs usulü anlayışları ve mezhep içi bazı muhafazakâr tutumları sebebiyle, lems/mülâmese konusunu özellikle ilk dönemlerde sadece ehl-i beytin masum imamlarından gelen rivâyetlerle açıklamaya çalışmışlardır. O kadar ki, ne birçok sahabe ve tabiînden gelen ri-vâyetlere (naklî delillere) yer vermişler, ne de aklî ve lugavî delillere başvurma gereği duymuşlar-dır. Bu bakımdan, diğer mezheplere göre oldukça farklı ve/veya korumacı bir yaklaşım tarzı sergi-lediklerini söylemek mümkündür. Ne var ki, Caferîlerin, tarihsel süreçte mülâmese konusunu ele alırken mezhep içinde farklı yöntemler sergiledikleri de görülmüştür. Söz gelimi, Şiî-Caferîlerin, Ahbârîlik geleneğine mensup ilk dönem âlimleri, konuyu sadece ehl-i beytin masum imamların-dan gelen rivâyetler ışığında anlamışlar; bu rivâyetler dışında başka bir delile başvurmaya ise şiddetle karşı çıkmışlardır. Buna karşılık daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan Usûlîler (ve özel-likle hicri 6. asır âlimi Tabersî) ise, masum imamlardan gelen rivâyetler yanında, birçok sahabe, tabiîn ve sünnî âlimlerden gelen rivâyetleri ve de aklî ve lugavî delilleri de dikkate almışlardır. Sonuçta Caferîler, ilgili âyetlerde yer alan “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe)…” ifadesinin, imamlardan gelen rivâyetler ışığında, mecâzî anlamda cinsî münasebet (cimâ) olduğu görüşünü kabul etmişler. Bu sebeple de, mahrem veya nâmahrem olduklarına bakılmaksızın karşı cinslerin -birbirini öpmeleri de dâhil- birbirine dokunmalarının hiçbir şekilde abdesti bozmayacağını sa-vunmuşlardır. Bu görüş hususunda mezhep içinde ihtilaf olmadığı ve hatta ittifak (icmâ) olduğu da söylenmiştir.Şiî-Zeydîler, lems/mülâmese konusunda istidlalde bulunurken, Caferîlerden farklı olarak, sadece ehl-i beyt imamlarından gelen rivâyetlere değil, aynı zamanda Şiîlerin dışındaki mezheplerce muteber sayılan kaynaklarda yer alan birçok hadîs ve rivâyete de yer vermişlerdir. Yine, Caferîlerin aksine, görüşlerini aklî ve lugavî delillerle de destekleme yoluna gitmişlerdir. Bu sebeple Zeydîle-rin mülâmese konusunda nispeten daha mutedil davrandıkları söylenebilir. Zeydîler, “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe)…” ifa
dc.identifier.doi10.37697/eskiyeni.660193
dc.identifier.eissn2636-8536
dc.identifier.endpage35
dc.identifier.issn1306-6218
dc.identifier.issue40
dc.identifier.startpage9
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14951
dc.identifier.volume0
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofEskiyeni
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectDin Bilimi
dc.titleSünnî Olmayan Mezheplerde Karşı Cinse Dokunmanın Abdeste Etkisi
dc.typeArticle
rdl.citation.openalex0
rdl.citation.trdizin1
rdl.oa.statusgold
rdl.oa.urlhttps://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1014095
rdl.source.indexTRDIZIN