Bu dergideki yayınlar
3 →- MakaleAçık Erişim2023Cemîl Sıdkî ez-Zehâvî’nin el-Fecru’s-Sâdık Adlı Eseri Özelinde Vehhâbîlik Eleştirisi
Sever, Mehmet; Inal, Ibrahim Hakki
18. 18. asrın ortalarında ortaya çıkan Vehhâbîlik, İslam düşüncesinde geleneksel dinî anlayışa tepkiselliği ile dikkat çeken bir akımdır. Kurucusu Muhammed b. Abdülvvehâb’ın görüşleri, bid‘at merkezli bir düşünceden hareketle, Müslüman toplumun yüzyıllara dayanan dinî anla- yışını inkâr etmek üzere inşâ edilmiştir. Bu doğrultuda Vehhâbîlik, küfür alameti kabul ettiği kurum ve yapıları ortadan kaldırmayı yapısal bir karaktere dönüştürmüştür. Bu çalışma, Vehhâbîliğin Irak’taki faaliyetlerinden rahatsız olan Iraklı şâir Cemîl Sıdkî ez-Zehâvî’nin (ö. 1936) Vehhâbîlik hakkında eleştirel risâlesini incelemektedir. Zehâvî, Vehhâbîliğin tarihi kö- kenini ortaya koymak; siyasi ve dinî alandaki faaliyetlerini eleştirmek için yazdığı el-Fecrü’s- Sâdık adlı eser ile bu dinî hareketin bilinmeyen yönlerini açıklamaya çalışmıştır. Eser, muhte- vası itibarıyla şirk, bid‘at, tevessül ve tekfir gibi Müslüman toplumun gündemini meşgul eden konuları incelemiştir. Reddiye türü olan eser, içerik yönünden Vehhâbîlik hakkında yazılan ilmî çalışmalarda önemli bir kaynak olarak dikkat çekmektedir. Çalışmada metin tahlîli yön- temi kullanılarak, Zehâvî’nin ortaya koyduğu teorik ve tarihsel eleştiri ortaya çıkarılmaya ça- lışılacaktır. Zehâvî’ye göre Vehhâbîlik dinî olmaktan daha çok siyasi hedefler uğrunda araç- sallaştırılmış bir harekettir. Temeli Hâricî düşünceye dayanan bu yapının sosyolojik zemini kabile tassubuna dayanmakta, ötekine karşı tepkisellliği barındırmaktadır.
- MakaleYalnız künye2023Criticism of Wāhhabism in Jamil Sidqi al-Zahāwi's al-Fajr al-Sādiq
Inal, Ibrahim Hakki; Sever, Mehmet
Wahhabism, which emerged in the mid-18th century, is a movement that draws attention with its reactivity in Islamic thought. The views of its founder, Muhammad b. 'Abd al-Wahhab, were built to deny the centuries-old religious understanding of the Muslim community, based on a bida'-centered thought. In this direction, Wahhabism has transformed the elimination of institutions and structures that it regards as signs of disbelief into a structural character. This study examines the critical treatise on Wahhabism by the Iraqi poet Jamil Sidqi al-Zahawi (d. 1936), who was disturbed by its activities in Iraq. Zahawi wrote al-Fajr al-Sadiq to reveal the historical origins of Wahhabism and criticise its political and religious activities, and tried to explain the unknown aspects of this religious movement. The work, in terms of its content, has examined the issues that occupy the agenda of Muslim society such as shirk (polytheism), bida' (heretical innovation), tawassul (request), and takfir (excommunication). The work, which is a refutation, draws attention as an important source in scholarly studies on Wahha-bism in terms of its content. In this study, the theoretical and historical criticism put forward by Zahawi will be tried to be revealed by using the textual analysis method. According to Zahawi, Wahhabism is a movement instrumentalised for political rather than religious pur-poses. The sociological basis of this structure, which is based on Kharijite thought, is based on tribalism and contains reactionism against the other.
- MakaleAçık Erişim2020Sünnî Olmayan Mezheplerde Karşı Cinse Dokunmanın Abdeste Etkisi
Mahmutoglu, Yakup; Cebeci, İdris
İslam dini, kul ile yaratıcısı arasında kesintisiz bir bağın bulunmasına önem vermiştir. Kuşkusuz bu bağı kuvvetlendiren en önemli unsurlardan biri, kulun rabbine ihlaslı bir şekilde yapmış oldu-ğu ibadetleridir. Namaz ise, bu ibadetlerin en önemlisi olduğu için namaza hazırlık sayılan abdest ve teyemmüm de o derece önemli kabul edilmiştir.Kur’ân-ı Kerim’de, abdest ve teyemmüm konuları, Mâide sûresi 6. ve Nisâ sûresi 43. âyetlerde müstakil olarak ele alınmıştır. İslâm âlimlerinin bu iki âyeti anlamaya yönelik ortaya koydukları emek ve gayret neticesinde birçok yorum ve ictihâd ortaya çıkmıştır.Bu iki âyet çerçevesinde ortaya çıkan en önemli ihtilaflardan biri, karşı cinse dokunmanın abdesti veya teyemmümü bozup bozmadığı konusudur. Şöyle ki; bahsi geçen âyetlerde, abdest ve te-yemmüm alınması gereken durumlardan biri olarak zikredilen “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe/ya da kadınlara dokunduğunuzda)…” ifadesi ile ne kast edildiği hakkında, ilk dönemden (asr-ı saâdetten) günümüze kadar süre gelen birçok ihtilaf söz konusu olmuştur. Bazı âlimler, “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe)…” ifadesinden kast edilen mananın mutlak dokunmak; bazıları şehvet-le dokunmak, bazıları ise mecazî anlamda cinsel birliktelik (cimâ) olduğunu söylemişlerdir. Bu farklı anlamlandırmalara bağlı olarak, bir kısım âlimler, “karşı cinse mutlak anlamda dokunmak”; bir kısmı, “sadece şehvetle dokunmak”; bir kısmı da, “kadınlarla cimada bulunmak” abdesti ve teyemmümü bozar şeklinde ictihâda varmışlardır.Çalışmada, Sünnî olmayan Şiî-Caferî, Şiî-Zeydî ve Haricî-İbâzî mezheplerinin, ilgili âyetler bağla-mında “lems/mülâmese” konusu hakkındaki görüşleri, görüşlerini dayandırdıkları aklî ve naklî deliller ve de kendi görüşlerini savunma sadedinde karşıt görüşteki âlim ve mezheplere vermiş oldukları cevaplar, mümkün mertebe temel kaynaklara başvurulmak suretiyle ortaya konulmuş-tur. hadîs usulü anlayışları ve mezhep içi bazı muhafazakâr tutumları sebebiyle, lems/mülâmese konusunu özellikle ilk dönemlerde sadece ehl-i beytin masum imamlarından gelen rivâyetlerle açıklamaya çalışmışlardır. O kadar ki, ne birçok sahabe ve tabiînden gelen ri-vâyetlere (naklî delillere) yer vermişler, ne de aklî ve lugavî delillere başvurma gereği duymuşlar-dır. Bu bakımdan, diğer mezheplere göre oldukça farklı ve/veya korumacı bir yaklaşım tarzı sergi-lediklerini söylemek mümkündür. Ne var ki, Caferîlerin, tarihsel süreçte mülâmese konusunu ele alırken mezhep içinde farklı yöntemler sergiledikleri de görülmüştür. Söz gelimi, Şiî-Caferîlerin, Ahbârîlik geleneğine mensup ilk dönem âlimleri, konuyu sadece ehl-i beytin masum imamların-dan gelen rivâyetler ışığında anlamışlar; bu rivâyetler dışında başka bir delile başvurmaya ise şiddetle karşı çıkmışlardır. Buna karşılık daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan Usûlîler (ve özel-likle hicri 6. asır âlimi Tabersî) ise, masum imamlardan gelen rivâyetler yanında, birçok sahabe, tabiîn ve sünnî âlimlerden gelen rivâyetleri ve de aklî ve lugavî delilleri de dikkate almışlardır. Sonuçta Caferîler, ilgili âyetlerde yer alan “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe)…” ifadesinin, imamlardan gelen rivâyetler ışığında, mecâzî anlamda cinsî münasebet (cimâ) olduğu görüşünü kabul etmişler. Bu sebeple de, mahrem veya nâmahrem olduklarına bakılmaksızın karşı cinslerin -birbirini öpmeleri de dâhil- birbirine dokunmalarının hiçbir şekilde abdesti bozmayacağını sa-vunmuşlardır. Bu görüş hususunda mezhep içinde ihtilaf olmadığı ve hatta ittifak (icmâ) olduğu da söylenmiştir.Şiî-Zeydîler, lems/mülâmese konusunda istidlalde bulunurken, Caferîlerden farklı olarak, sadece ehl-i beyt imamlarından gelen rivâyetlere değil, aynı zamanda Şiîlerin dışındaki mezheplerce muteber sayılan kaynaklarda yer alan birçok hadîs ve rivâyete de yer vermişlerdir. Yine, Caferîlerin aksine, görüşlerini aklî ve lugavî delillerle de destekleme yoluna gitmişlerdir. Bu sebeple Zeydîle-rin mülâmese konusunda nispeten daha mutedil davrandıkları söylenebilir. Zeydîler, “… أو لامستم النساء (ev lâmestumu’n-nisâe)…” ifa
AtıfTR Dizin1
İncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 1306-6218 | |
| creativeworkseries.issn | 2636-8536 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-29T19:15:39.837661404Z | |
| dc.date.available | 2026-10-29T19:15:39.837661404Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14271 | |
| dc.publisher | ANADOLU ILAHIYAT AKADEMISI | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | ESKIYENI |
