Tante Rosa: İsyandan varoluşa bir kadının hikâyesi

MakaleAçık Erişim
  • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Özet

Sevgi Soysal, çağdaş Türk edebiyatında 1960 sonrası dönemde kadın sorunsalını enine boyuna irdeleyen isimlerden biridir. Ataerkil bir toplumda susturulan ve görmezden gelinen kadın öznenin sesi olmayı edebiyat düzleminde kendisine bir yol olarak seçmiş olan Soysal, çalışmaya konu olan Tante Rosa adlı eserinde geleneğin ve alışkanlıkların biçimlendirdiği bir kasabada yaşayan kapalı bir toplum içinde var olma savaşı veren sıra dışı bir kadının hayatını hikâye eder. Kadınlık içgüdüleriyle toplumun beklentileri arasında gidip gelen ama sonunda iç sesine kulak veren Tante Rosa tek başına, içinde yaşadığı toplumun ve onun kurumlarının, kutsallarının karşısına çıkar. Ataerkil bir anlayışın sürüp gittiği bir ortamda tek başına bir kadın özne olarak Tante Rosa'nın eyleme geçmesi, esasında onun bir kadın birey kimliği kurması manasını içerir. Fakat Tante Rosa'nın kendi bireyliğini kurarken ister istemez toplumla çatışması, onun ağır bir bedel ödemesi gerçeğini de beraberinde getirir. Erkek egemen bir zihniyetin şekillendirdiği toplumla ve bu zihniyetin taşıyıcı araçları olan toplumsal kurumlarla çatışmayı göze alamayan diğer hemcinslerinin tersine bir duruş sergilemesi son tahlilde ona bir şahsiyet kazandırır. Dünya edebiyatında romanın başlangıcından bu yana ortaya konan eserlerde kadının nasıl ele alındığı öteden beri edebiyat çevrelerinde tartışma konusu olmuştur. Bununla birlikte özellikle edebiyata feminist bir perspektiften yaklaşan edebiyatçılar arasında bu konu başat bir tartışma konusu hâlini almıştır. Hem Batılı örneklerde hem Türk edebiyatındaki örneklerde çoğunlukla erkek egemen/ataerkil zihniyetin talep ettiği bir hayat felsefesi doğrultusunda eylemlerini belirleyen kadının makbul/makul kadınlar olduğu, tam tersine bu zihniyetle bir çatışma yürüten kadınların yalnızlaştırıldığı, cezalandırıldığı, dahası şeytanlaştırıldığı görülür. Çalışmaya konu olan romanın başkahramanı Tante Rosa da aynı süreçleri yaşar. Bu çalışmada, Tante Rosa'nın bireysel tercihlerini yaşamak pahasına toplum tarafından nasıl ve niçin hayattan izole edildiği ve bu soyutlamaya karşın Tante Rosa'nın nasıl bir tepki verdiği ve kadın bir birey olarak varoluşunu nasıl tamamladığı feminist eleştiri bağlamında açığa çıkarılmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler

RDL Kalıcı Bağlantı (PID)
https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14833Resmi atıflarda kullanılan kalıcı adres
DOI
https://doi.org/10.29000/rumelide.814159Yayıncı resmi DOI adresi
İndeks kayıtları
Kaydın indeks veri tabanlarındaki sayfası (aktarımda alınan kayıt numarasıyla). Erişim, indeksin kendi koşullarına bağlıdır.
Atıflar
OpenAlex
0
TR Dizin
1
Her kaynağın kendi saydığı toplam atıf; aktarım ve zenginleştirme sırasında alındı.
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.contributor.authorOruç, Osman
dc.date.accessioned2026-10-29T19:19:46.828988687Z
dc.date.available2026-10-29T19:19:46.828988687Z
dc.date.issued2020
dc.description.abstractSevgi Soysal, çağdaş Türk edebiyatında 1960 sonrası dönemde kadın sorunsalını enine boyuna irdeleyen isimlerden biridir. Ataerkil bir toplumda susturulan ve görmezden gelinen kadın öznenin sesi olmayı edebiyat düzleminde kendisine bir yol olarak seçmiş olan Soysal, çalışmaya konu olan Tante Rosa adlı eserinde geleneğin ve alışkanlıkların biçimlendirdiği bir kasabada yaşayan kapalı bir toplum içinde var olma savaşı veren sıra dışı bir kadının hayatını hikâye eder. Kadınlık içgüdüleriyle toplumun beklentileri arasında gidip gelen ama sonunda iç sesine kulak veren Tante Rosa tek başına, içinde yaşadığı toplumun ve onun kurumlarının, kutsallarının karşısına çıkar. Ataerkil bir anlayışın sürüp gittiği bir ortamda tek başına bir kadın özne olarak Tante Rosa'nın eyleme geçmesi, esasında onun bir kadın birey kimliği kurması manasını içerir. Fakat Tante Rosa'nın kendi bireyliğini kurarken ister istemez toplumla çatışması, onun ağır bir bedel ödemesi gerçeğini de beraberinde getirir. Erkek egemen bir zihniyetin şekillendirdiği toplumla ve bu zihniyetin taşıyıcı araçları olan toplumsal kurumlarla çatışmayı göze alamayan diğer hemcinslerinin tersine bir duruş sergilemesi son tahlilde ona bir şahsiyet kazandırır. Dünya edebiyatında romanın başlangıcından bu yana ortaya konan eserlerde kadının nasıl ele alındığı öteden beri edebiyat çevrelerinde tartışma konusu olmuştur. Bununla birlikte özellikle edebiyata feminist bir perspektiften yaklaşan edebiyatçılar arasında bu konu başat bir tartışma konusu hâlini almıştır. Hem Batılı örneklerde hem Türk edebiyatındaki örneklerde çoğunlukla erkek egemen/ataerkil zihniyetin talep ettiği bir hayat felsefesi doğrultusunda eylemlerini belirleyen kadının makbul/makul kadınlar olduğu, tam tersine bu zihniyetle bir çatışma yürüten kadınların yalnızlaştırıldığı, cezalandırıldığı, dahası şeytanlaştırıldığı görülür. Çalışmaya konu olan romanın başkahramanı Tante Rosa da aynı süreçleri yaşar. Bu çalışmada, Tante Rosa'nın bireysel tercihlerini yaşamak pahasına toplum tarafından nasıl ve niçin hayattan izole edildiği ve bu soyutlamaya karşın Tante Rosa'nın nasıl bir tepki verdiği ve kadın bir birey olarak varoluşunu nasıl tamamladığı feminist eleştiri bağlamında açığa çıkarılmaya çalışılmıştır.
dc.identifier.doi10.29000/rumelide.814159
dc.identifier.eissn2148-9599
dc.identifier.endpage190
dc.identifier.issn2148-7782
dc.identifier.issueÖ8
dc.identifier.startpage183
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14833
dc.identifier.volume0
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofRumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectEdebiyat
dc.subjectEdebi Teori ve Eleştiri
dc.titleTante Rosa: İsyandan varoluşa bir kadının hikâyesi
dc.typeArticle
rdl.citation.openalex0
rdl.citation.trdizin1
rdl.oa.statusgold
rdl.oa.urlhttps://doi.org/10.29000/rumelide.814159
rdl.sdgSDG05
rdl.source.indexTRDIZIN