Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Araştırmacılar(2)

Birim yayınları

14 →
  • MakaleYalnız künye2026
    Scientific Relations of the Ilkhanate State (Examples of China, India, and Egypt)

    Dayı, Özkan

    Despite the negative effects of the Mongol invasion in the thirteenth century, many countries, geographies, nations, and cultures found the opportunity to come together. This situation also led to the interaction of scientific and cultural elements, which had been limited politically and militarily, with each other. This period of interaction in scientific fields continued during the Ilkhanate, which was established in the Near East as a branch Mongol state after 1256. In addition to their commercial and political relations, the Ilkhanates maintained scientific exchanges with China, India, and Egypt. During the Mongol era, scientific relations were initially established by scholars and mueddibs who sought refuge in these regions to escape the Mongol invasion and received protection. With the arrival of Ilkhan Hülegü in the Near East, the Ilkhanids, also known as the Iranian Mongols, continued their scientific relations by establishing educational institutions, scientific research centers, and patronizing scholars. Scientific relations with the Yuan dynasty in China, the Delhi Turkic Sultanate in India, and the Mamluks in Egypt became a state policy consistently pursued by the Ilkhanate in a scientific sense during this period. In this study, we aim to convey the Ilkhanate's scientific relations with the geographies of China, India, and Egypt.

  • MakaleAçık Erişim2025
    İlhanlı Döneminde Önemli Bir Merkez: Sugurluk (Taht-i Süleyman)

    Dayı, Özkan

    İlhanlı döneminde Sugurluk olarak adlandırılan mekân, on üçüncü yüzyıl öncesinde Sâsânîler ve Arap hâkimiyeti döneminde bir yerleşim alanı olarak kullanılmıştır. Bünyesinde Sâsânîler zamanının üç büyük mabedinden biri olan Âzergoşnasb Ateşgedesi’ni barındıran bu alan, Pehlevî kaynaklarında Genzek ve Arap kaynaklarında Şîz ismi ile anılmıştır. Bu mekân, günümüzde ise Taht-i Süleyman olarak bilinmektedir. Sâsânî döneminin en önemli mabedlerinden olan Âzergoşnasb Ateşgedesi, Sâsânîlerden sonra onuncu yüzyılın sonuna kadar faaliyetine devam etmiştir. Ateşgedenin bulunduğu bu mekâna Arap hâkimiyeti sırasında Şîz ismi verilmiştir. Şîz, on birinci yüzyıldan itibaren iki yüzyıl kadar iskân edilmemiştir. Günümüzde Taht-i Süleyman ismiyle bilinen yerleşke, İlhanlı döneminde Sugurluk ismi verilen Taht-i Süleyman, yeniden yerleşime açılmıştır. İlhanlı dönemi kaynaklarında Taht-i Süleyman, Suturlik, Surluk ve Sugurluk olarak adlandırılmıştır. İlhanlı hâkimiyetinde Sugurluk’a İlhanların ve hanedan üyelerinin konakladığı bir av köşkü ve bazı binalar inşa edilmiştir. Özellikle İlhan Abaka zamanından itibaren oldukça etkin bir şekilde kullanılan Sugurluk, devlet işlerinin görüşüldüğü, İlhanlı hanedanının özel hazinelerinin koruma altına alındığı ve devlet adamlarının konakladığı bir yazlık saray yerleşkesi veya av köşkü işlevinde hizmet vermiştir. İlhanlı tarihini ilgilendiren önemli kararların alındığı bir yer olarak çok da bilinmeyen Sugurluk, bir yazlık yerleşke olmanın ötesinde İlhanlılar zamanında önemli bir siyasi mekân durumuna da yükselmiştir. İlhanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan Büyük Bulugan Hatun’un ordusu ile konakladığı, Şehzade Gazan’ın çocukluk yıllarının geçtiği, İlhan Argun’un vezaretine Emir Buka ve daha sonra Sa’du’d-devle’yi atadığı önemli olaylara mekân olan fakat İlhanlı tarihi araştırmalarında satır arasında kalan Sugurluk’u çalışmamızda tarihi süreci ile tanıtmayı amaçlamaktayız.

  • MakaleAçık Erişim2024
    İlhanlılar Zamanında Tıp ve Eczacılık Bilimlerine Genel Bir Bakış

    Dayı, Özkan

    Moğol istilasından sonra yeni bir değişim ve dönüşüm dönemine giren Ön Asya coğrafyası ilmi alanlarda farklı bir gelişim çağına girmiştir. Bu bölgede on üçüncü yüzyılın başında savaşın, katliamların ve göçün yıkıcı etkisini yaşayan bilimsel durum, Moğolların Ön Asya’ya hâkim olması ve ardından bir Moğol şube devleti olan İlhanlı devletinin tesis edilmesi ile yeniden canlanmaya başlamıştır. Süreç içerisinde tıp ve eczacılık ilminde değişimin nasıl cereyan ettiği çalışmamızın konusunu teşkil etmektedir. Bu bağlamda süreç boyunca Moğol yönetimlerinin tıp ve eczacılık ilmine oldukça ilgili oldukları bilinmektedir. Özellikle İlhanlılar zamanında Hâce Nasîrüddîn Tûsî ve onun yardımcıları arasında bulunan tabipler, Vezir Sa‘dü’d-Devle, Vezir Reşîduddîn Fazlullah ve dönem içerisinde yetişen diğer âlimler İlhanlı tahakkümünde tıp ve eczacılığın gelişmesine sebep olmuşlardır. Yine bu dönemde açıdan veya yeniden faal hale getirilen hastaneler, tıp ilminin İlhanlı yöneticileri nezdinde değer ve ilgi gördüğünü kanıtlamaktadır. Bu dönemde tıp ve eczacılık eğitimi veren kurumların tesis edildiği bilinmektedir. İlhanlı ülkesinde bu alanda araştırmaların yapıldığı, İlhanlı coğrafyasının dışında yer alan Hint ve Çin diyarlarına tıp ve eczacılık incelemeleri için elçilerin gönderildiği dönemin kaynak eserlerine yansımaktadır. Çalışmamızda bu bilgiler dikkate alınarak İlhanlılar zamanında tıp ve eczacılık ilminin genel durumu, dönemin tıp âlimleri, bu alanda yazılan eserleri, İlhanlı ülkesinin tıp eğitim merkezlerini ve hastanelerini aktarmayı amaçlamaktayız.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Rus Basınında Çarlık Rusya’nın Erzurum’u İşgal Yılları (1916-1917)

    Eşki, Fatih Mehmet

    Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya arasında Kafkas Cephesi’nde son büyük savaş yaşanmıştır. Çarlık Rusya’nın Rus Kafkas Ordusu ile Osmanlı Devleti’nin 3. Ordusu bu cephede karşı karşıya gelmiştir. 3. Ordunun insanüstü bir savunma yapmasına rağmen Rus Kafkas Ordusu 16 Şubat 1916 tarihinde Erzurum’u işgal etmiştir. Şehrin işgalinden hemen sonra Rus Kafkas Ordusu yönetimi Erzurum’da genel temizlik yaparak cadde, sokak ve evlerde dezenfeksiyon faaliyetleri yürütmüştür. Çarlık Rusya çeşitli coğrafyalarda tecrübe ettiği idari ve yönetim faaliyetlerini iki yıla yakın bir sürede kaldığı Erzurum’da uygulamıştır. Erzurum’da Geçici Askerî Yönetim oluşturmanın yanı sıra bilim, kültür, imar ve ticaret gibi birçok faaliyetler uygulamıştır. Çarlık Rusya’nın çeşitli üniversitelerinden Erzurum’a gelen bilim insanları şehirdeki tarihi yapıları kayıt altına almış, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını araştırmışlardır. Kafkas Cephesi’nde stratejik öneme sahip Erzurum’da yeni tahkimatlar ile yollar inşa etmiştir. Ayrıca Çarlık Rusya’nın çeşitli şehirlerinden Erzurum’a gelen tüccarlar ticari faaliyetler yürütmüşlerdir. Şehre gelen Rus muhabirler ise burada sosyal yaşama dair gördüklerini propaganda kapsamında gazete sayfalarına aktarmışlardır. Erzurum’da bulunan Rus askerleri şehirde kendilerine sosyal ve kültürel yaşam alanı oluşturmuşlardır. Rus askerleri Erzurum’daki gelişmeleri şehirde yayımlanan askerî gazetelerden takip etmişlerdir. Çarlık Rusya’da 1917 yılında yapılan devrimler Erzurum’da bulunan Rus birlikleri tarafından sevinçle karşılanmıştır. Rus Kafkas Ordusu’nun Erzurum garnizonu Bolşevik taraftarlarının merkezi haline gelmiştir. 18 Aralık 1917 tarihinde yapılan Erzincan Mütarekesi sonucunda Rus Kafkas Ordusu Erzurum’dan çekilmiştir. Bu çalışmada Çarlık Rusya işgali altındaki Erzurum’da uygulanan çeşitli faaliyetler bütüncül olarak ele alınmıştır. Kaynak olarak dönemin Rusça gazeteleri, bilimsel periyodikleri ile bu alandaki Rusça ve Türkçe çalışmalardan faydalanılmıştır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    İlhanlılar zamanında nekâbet teşkilatı ve seyyidler

    Dayı, Özkan

    Abbâsî hilâfeti zamanında tesis edilen Nekâbet teşkilatı ya da bir diğer ismi ile Nakîbu’n-Nukabâ sistemi, Abbâsîler’in sukûtundan sonra da İslâm dünyasında varlığını devam ettiren kurumlardandır. Nakîbu’n-Nukabâ, seyyid soyundan gelen şahsiyetleri ortaya çıkarma vazifesi ile tesis edilmiş bir kurumdur. Moğol istilası ile Abbâsî Devleti’nin ortadan kaldırılması, bu devlete bağlı Nakîbu’n-Nukabâ gibi bazı kurumların da bir dönem işlevsiz kalmasına sebep olmuştur. İslâm toplumu üzerinde derin bir etkiye sahip olan bu kurumun önemi fark eden İlhanlılar, Moğol istilasının Ön Asya’ya getirdiği diğer yıkıcı etkileri ortadan kaldırmak istedikleri gibi Abbâsîler’in yıkılışı ile son bulan Nakîbu’n-Nukabâ sistemini de yeniden tesis etmeye gayret etmişlerdir. İlhanlı Devleti’nin hâkimiyet döneminde seyyidlere ve nekâbet sistemine oldukça önem atfedildiği bilinmektedir. Cengiz Han döneminden itibaren Moğol yöneticilerinin İslâm coğrafyalarında seyyidlerin ve nakîblerin özel konumunu fark ettiklerini görmekteyiz. Cengiz Han onları vergiden muaf tutmuş ve bu uygulama Möngke Kaan zamanında da devam etmiştir. Bu ilginin İlhan Hülegü zamanından başlayarak İlhanlılar’ın yıkılışına kadar devam etmesi dikkate değer bir husustur. Muhakkak ki seyyidlere ve nakîblere gösterilen bu yoğun teveccühün sebebi İlhanlılar’ın hâkim oldukları coğrafyada sosyal ve siyasî anlamda seyyidlerin ve nakîblerin etkili olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumdan Hülegü döneminden itibaren haberdar olan İlhanlı Devleti’nin hükümdarları ve üst düzey bürokratları seyyidlerin ve nakîblerin desteğini almaya çalışmışlardır. Ayrıca Abbâsî ve Memlükler gibi Sünnî yönetimlerin Ön Asya’da İlhanlı varlığına karşı direnç göstermesi, İlhanlılar’ı İran ve Irak coğrafyalarında Şiî inancına mensup seyyid ve nakîbler ile ortak hareket etmeye yönlendirmiştir. İlhan Hülegü ile başlayan bu ilgi İlhan Abaka döneminde de devam etmiş, bu dönemde seyyid ve nakîbler sadece Nakîbu’n-Nukabâ sistemi içerisinde kalmamış, onlara malî ve idarî görevler de verilmiştir. Ahmed Teküder’ın İslamiyet’i kabul etmesi ise seyyid ve nakîblerin konumunu iyice güçlendirmiştir. İlhan Argun her ne kadar Müslüman kökenli bürokratlara karşı tepkili olsa da hükümdarlığı sırasında seyyidlere özel bir ihtiram göstermiş; hatta onların gasp edilen haklarını dahi iade etmiştir. Hatta İlhan Argun zamanında özellikle Fars bölgesinde seyyidlerin ve nakîblerin idarî görevlere atandığını görmekteyiz. Seyyidler ve nakîbler için İlhanlı ülkesinde en parlak dönem ise Gazan Mahmûd Han’ın İslâmiyet’i kabul etmesi ile başlamaktadır. Gazan Han, onlara kendinden önceki İlhanlı hükümdarlarından daha fazla ilgi göstermiş, onlar için seyyid soyundan gelenlerin her türlü malî ve idarî işlerinin görüldüğü, seyyidler için bir nevi misafirhane niteliğinde olan Dâru’s-Siyâde adı verilen kurumlar ve dîvân sistemi teşkil edilmiştir. Ebû Sa‘îd Bahadır Han ve Ölceytü Han döneminde seyyidlerin ve nakîblerin saygı görmeye devam ettiklerini söyleyebiliriz. Her iki İlhan zamanında seyyidlerin ve nakîblerin siyasî ve idarî görevlerde bulunmaları onların İlhanlı ülkesi içerisindeki etkisinin bir göstergesi niteliğindedir. Bu bağlamda çalışmamızda İlhanlılar zamanında Nakîbu’n-Nukabâ kurumunu ve Ehl-i Beyt soyundan gelen seyyidlerin durumunu detaylı bir şekilde aktarmaya çalışacağız.

  • MakaleAçık Erişim2021
    İlhanlı Devleti’nde Yargı Sistemi (1256-1335)

    Dayı, Özkan

    Moğolların Ön Asya coğrafyasına gelmesi ile bölgede idarî ve kültürel açıdan yeni bir dönemin başladığını görmekteyiz. İdarî ve kültürel açıdan bir değişim dönemi olan bu zaman diliminde, İslâm medeniyetinin unsurları ile Bozkır Medeniyeti’nin bir parçası olan Moğol geleneklerinin iç içe geçerek 1231 yılından İlhanlı Devleti’nin yıkılışına kadar Ön Asya’da yönetimi oluşturan bütün sistemlere yerleştiğini görmekteyiz. Yargı sistemi açısından İlhanlı dönemi, Moğol tahakkümü öncesi yargı ve hukuk anlayışı olan İslam geleneği ile Bozkır Medeniyeti’nin yazısız hukuk kuralları olan Töre’nin Cengiz Han yasası ile yazılı hale getirilen hukuk anlayışının beraber yürütüldüğü bir dönemdir. İlhanlı Devleti’nin hukuk anlayışında şer‘î hukuk ve Cengiz Han yasaları bir arada tatbik edilmiştir. Bu kültürel dönüşüm içerisinde, yargı sisteminde İslâmî anlayışın hâkim olduğu bölgede İlhanlı Devleti’nin kendi yargı sistemi içerisinde nasıl bir uygulama ile hareket ettiğini çalışmamızda inceleyeceğiz.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    The Trade in Mongolian Iran

    Dayı, Özkan

    The factor of trade which emerged as a part of world history, with the beginning of people’s production, has influenced the history and human activities in political, social, military, civic and economic terms. From the earliest times, states have attached great importance to the flow of trade and commercial relations. The trade shows up us as a concept that shapes world history. Mongolian goverments, which held trade routes in the XIII.century, gave great importance to commercial security since the era of Genghis Khan, and this mentality continued in the same way in the Ilkhanians, who were on the silk and spice trade route. The commercial activities of the Ilkhanians which handled mostly within the framework of their military and political activities in the Mongol rule in pre-Asia, the influence on the trade routes and the relations between the Ilkhanid rulers and the merchants, appear as a curious part of the history of Ilkhanians. In our study we will try to convey the commercial activities in the geography dominated by Ilkhanians, the flow of trade of Iran in XIII century, the effects of political conflicts on trade and the factors influencing the Ilkhanian trade.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Moğol asrında basra körfezi (1220-1335)

    Dayı, Özkan

    Moğolların İran coğrafyasına hâkim olması ile Güney İran bölgesinde bulunan yönetimlerin elinde bulunan Basra Körfezi’nin ticaret merkezleri de dolaylı olarak daha sonra İlhanlı Devleti’nin denetimine girmişti. Basra körfezi ticareti XIII. yüzyılda İlhanlı Devleti’nin önemli ticaret güzergâhlarından biri idi. Basra körfezi üzerinden yapılan ticaret, Umman ve Hind denizleri vasıtası ile baharat yolu ticarteinin önemli duraklarına ulamaktaydı. Basra körfezi vasıtası ile İlhanlılar, Arabistan, Hindistan, Çin ve Güneydoğu Asya diyarlarından getirilen kıymetli malları Avrupa’ya ulaştırmakta idiler. İlhanlılar zamanında oldukça zengin bir ticarî hayata sahip olan Basra körfezi, İlhanlı Devleti’nin iktisadî yapısının da önemli dayanaklarından birisi idi. Bu bağlamda Ortaçağ ticarî faaliyetlerinde değerli bir yeri olan Basra körfezi’ni ve bu körfezin komşu olduğu Umman ve Hind Denizi ticarî güzergâhını, bu bölgenin önemli ticaret limanlarını bu coğrafyada İlhanlı Devleti’nin hâkimiyeti sürecinde değerlendireceğiz. Basra körfezi civarında bulunan ve bu bölgenin ticaret limanlarını ellerinde bulunduran, İlhnalılara tabi yerel yönetimlerin İlhanlılar ile ilişkileri ve bu ilişkinin Basra körfezi ticaretne yansıması çalışmamızda ele alamaya gayret edeceğimiz bir diğre husus olacaktır.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Relations of the ilkhanate state with the hijaz region

    Dayı, Özkan

    After Mengü Kaan’s brother Hülegü, who was appointed to this region in order to establish a strong Mongol presence in the Middle East, he completely captured the regions of Khorasan, Iran and Azerbaijan, he turned to Iraq, which was dominated by the Abbasid caliphate. It seems that the İlhanlı-Hijaz region relations started indirectly. The Ilkhanid State that was established with the arrival of Hülegü to the Middle East, with its dominance on the pilgrimage routes passing through the Iraq region and it took a side to the conflicts that emerged in the Hijaz region fort he emirate of Makkah, The Ilkhanid State emerged as an important political factor on the Hijaz region, especially at the beginning of the XIV. century, For the organization and safety of the Muslims who went on a pilgrimage from the Ilkhanid geography, the Haj Emirate Establishment was set up by the Ilhanli administration. This show us that the Ilkhanians are closely related to the Hijaz region with the efforts of the pilgrims who have water shortages in the Hijaz region and the gifts sent by the Ilkhanians with the Iraqi pilgrimage group. In the study, we aim to discuss the relations of the Ilkhanian State with the Hijaz region in a broader way within the framework of the issues we briefly mentioned above. The relations of the Ilkhanids with the Hijaz region, which started from the time of Ilkhan Hülegü, experienced a political peak especially during the time of Gâzân Khan and Olcâytû Khans. The needs of the Muslim people living in large geographies such as Khorasan, Iran, Iraq, Azerbaijan and Anatolia, in terms of the attitude of the Muslim Ilkhanate statesmen and Ilkhanid rulers, were in a situation that varied in favor and against the Muslim people until the period of Ghazan Mahmud Khan. In this period, the Muslim population, who constituted the majority of the Ilkhanate country, had no choice but to wait for the Hajj road, which was under the control of the Ilkhanids, to be opened by these statesmen. In this context, we will try to explain the perspectives of the Ilkhanids on the organization of Hajj and their political relations with the Hejaz region, from the establishment of the Ilkhanid State to its collapse, by focusing on the sources of the period. The Emirate issue in the Hejaz region has turned into a conflict between families living in this geography. In particular, the administration of the city of Mecca and Harâmeyn was a very prestigious issue in the Islamic world. In this context, the two great powers of the Near East geography in the thirteenth and fourteenth centuries, the Mamluks and Ilkhanids, were in competition in the Islamic world over the issue of emirate in the Hejaz region. Therefore, while the Mamluks supported Abu'l-Gays, the Ilkhanids were supporting Abu'l-Gays' brother Humayza. We see that the Ilkhanids were actively involved in the regional politics, especially during the time of Ghazan Mahmud Khan and Olcaytu Khan. Unsuccessful in his attempt to seize the Emirate of Mecca, Humayza fled to the Iraqi region within the borders of the Ilkhanate and took refuge in the Ilkhanid ruler Sultan Olcaytû Muhammed Khan. In line with the historical process of the Ilkhanate State and the aforementioned questions, we will try to convey in detail the Ilkhanid-Hicaz relations, the pilgrimage journey of the Ilkhanids and the issue of the pilgrimage emirate, which we realized that had not been addressed before in the studies on the Ilkhanid history.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Sa‘dî-i Şîrâzî’nin Şiirlerinde İran Hükümdarları: Antik Dönem ve Ortaçağ Karşılaştırması

    Dayı, Özkan

    Ortaçağ İranı‟nda siyasi, askerî ve kültürel değişim açısından Moğol-İlhanlı dönemi önemli bir yere sahiptir. Bu değişim ve dönüşüm çağı İran coğrafyasını her alanda farklı bir sürece getirmiş, bu tarihî seyir içerisinde sosyo-ekonomik yapı ve siyasi oluşumlardan Fars edebiyatı da fazlası ile etkilenmiştir. Moğol istilasının getirdiği bu gelişmeler Fars edebiyatını dil, anlatım ve üslup açısından tesiri altına almıştır. Bu süreci yaşayan, eserlerine yansıtan ve Moğol döneminin ünlü müeddiplerinden Sa„dî-i Şîrâzî, içinde bulunduğu bu şartların etkisi ile eserlerinde hükümdarları karşılaştırarak görüşünü nasihat üslubuyla sunmaktadır. Bu yaklaşım tarzı ile şairin külliyatında yer alan bazı Antik İran hükümdarları ile Ortaçağ Türk-İslâm hükümdarlarını külliyatındaki beyitlerle örneklendirerek Sa„dî-i Şîrâzî‟nin bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçlamaktayız

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-29T17:14:18.831095229Z
dc.date.available2026-10-29T17:14:18.831095229Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/10051
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleGenel Türk Tarihi Anabilim Dalıtr
dc.titleGeneral Turkish Historyen
organization.identifier.codebayburt-insan-ve-toplum-bilimleri-tarih-genel-turk-tarihi
organization.unitTypedivision
rdl.unit.alias\bgenel turk tarihi anabilim dali\b
rdl.unit.alias\bgeneral turkish history\b