Koleksiyon/r/bayburt/10009

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Genç Arkadaş Dergisi'nde Türk milliyetçiliği: Söylem ve ideolojinin içerik analizi

    Cafer Dursun

    Bu tez çalışmasında, 1975–1977 yılları arasında yayımlanan Genç Arkadaş Dergisi aracılığıyla Türk milliyetçiliğinin genç kuşaklara aktarılma biçimleri ve ideolojik temsilleri incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, milliyetçi söylemin gençlik dergileri aracılığıyla nasıl inşa edildiğini ve gençlerin kimlik oluşum süreçlerini ne şekilde etkilediğini ortaya koymaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 1970'li yıllarda yayımlanmış milliyetçi gençlik dergileri oluştururken, örneklemini Genç Arkadaş Dergisi'nin 1975–1977 yılları arasındaki sayılarında yer alan yazılar teşkil etmektedir. Veri toplama aracı olarak dergide yayımlanan yazılar belirlenmiş, bu metinler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen temel bulgulara göre, Genç Arkadaş Dergisi'nde yer alan yazılar milliyetçilik düşüncesini gençlere güçlü biçimde aktarmakta ve kimlik inşasında etkin bir rol oynamaktadır. Bu tez çalışması, milliyetçilik düşüncesini yalnızca devlet politikaları ya da yüksek ideoloji düzleminde değil; gençlik yayıncılığı, kavramsal söylem, metin temelli analizler ve toplumsal karşılıklar üzerinden ele alması açısından literatüre özgün bir katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Milliyetçilik, Türk milliyetçiliği, Genç Arkadaş Dergisi, ülkücü hareket, gençlik dergileri.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Afet farkındalığının ölçülmesi: Erzurum Kurtuluş Mahallesi örneği

    Ömer Faruk Sarı

    Bu araştırma, Erzurum ili Yakutiye ilçesine bağlı Kurtuluş Mahallesi'nde yaşayan bireylerin afetlere yönelik farkındalık düzeylerini nitel yöntemle ortaya koymayı amaçlamaktadır. Türkiye'nin deprem başta olmak üzere birçok doğal afete maruz kalan bir ülke olması, afet yönetimi süreçlerinde bireysel ve toplumsal farkındalığın önemini artırmaktadır. Erzurum ili, Kuzey Anadolu Fay Hattı ve Doğu Anadolu Fay Hattı'na yakınlığı nedeniyle yüksek sismik risk taşımakta, aynı zamanda heyelan, çığ ve yangın gibi diğer afet türleriyle de karşı karşıya kalmaktadır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomenoloji) yöntemi tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve saha çalışması Erzurum Kurtuluş Mahallesi'nde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, mahallede yaşayan ve afetler hakkında bilgi, deneyim ve düşüncelerini paylaşabilecek bireyler arasından amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş ve mahalle sakinlerinin afetlere ilişkin farkındalık düzeylerinin genel olarak düşük olduğu tespit edilmiştir. Özellikle afet öncesi hazırlık, afet eğitimi ve risk azaltma stratejileri konusunda bilgi eksiklikleri gözlemlenmiştir. Katılımcıların çoğunun afet yönetimi süreçlerine dair yeterli bilgiye sahip olmadığı ve yerel yönetimlerin bu konuda daha fazla bilgilendirici çalışma yapması gerektiği yönünde ortak bir görüş sergiledikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, Erzurum Kurtuluş Mahallesi'nde afet farkındalığını artırmaya yönelik öneriler geliştirilmiş; mahalle ölçeğinde yürütülecek bilinçlendirme faaliyetlerinin artırılması gerektiği vurgulanmıştır. Çalışma, afet farkındalığının bireylerin afet risklerine karşı önlem geliştirmelerinde önemli bir unsur olduğunu ortaya koymuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bilek güreşi sporcularının reaksiyon zamanı kaygısı ve nedenleri

    Abdulaziz Aydın

    Bu çalışma, bilek güreşi sporcularının reaksiyon zamanı kaygıları ve bunun nedenlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bilek güreşi, sporcuların fiziksel gücünün yanı sıra teknik beceri, strateji geliştirme, reaksiyon hızı ve kaygı yönetimi gibi çok yönlü yeterlilikler gerektiren bir güç sporudur. Bilek güreşinde yüksek kaygı, sporcuların reaksiyon zamanını ve genel performansını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Kaygının performans üzerindeki etkilerini araştıran çalışmalarda sporcularda ve sedanter bireylerde kaygı seviyelerinin azaltılması ve kontrol altına alınması gerektiği önerilmektedir. Düşük seviyelerdeki kaygı düzeyinin performansa olumlu etkisi olabilirken, yüksek kaygı seviyesi sporcularda başarısızlığa neden olabilmektedir. Araştırma nitel bir desenle yürütülmüş olup, çalışma grubunu 7 amatör erkek sporcu, 3 amatör kadın sporcu, 7 milli erkek sporcu, 3 milli kadın sporcu ve 2 milli engelli erkek sporcu olmak üzere, toplam 22 bilek güreşi sporcusu oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri sporcularla yapılan görüşme yoluyla toplanmıştır. Yapılan görüşmelerde sporculara açık uçlu ve yarı yapılandırılmış sorular yöneltilmiştir. Sporcularla yapılan görüşmeler ses kaydı alınarak gerçekleştirilmiş ve içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, reaksiyon kaygısının çok katmanlı bir yapı sergilediğini ve bu durumun yalnızca bireysel farklılıklarla sınırlı kalmayıp; fizyolojik hazırlık süreci, psikolojik dayanıklılık düzeyi, çevresel koşullar ve organizasyonel etmenlerden anlamlı biçimde etkilendiğini ortaya koymuştur. Bu anlamda reaksiyon kaygısının fizyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerden etkilendiğini ortaya koymuştur. Düşük sıklet, baskın el kullanımı, kafein tüketimi ve sürat antrenmanlarının kaygıyı azaltıcı etkileri gözlenirken; yorgunluk, hastalık ve sakatlık geçmişi kaygıyı artıran faktörler olarak belirlenmiştir. Psikolojik açıdan, dikkat dağınıklığı, rakibin algılanan gücü, yetersiz antrenman ve sosyal çevre baskısının özellikle kadın sporcularda kaygıyı artırdığı görülmüştür. Çevresel faktörler arasında hakem tutarsızlıkları, yarışma ortamı ve seyirci etkisi gibi unsurlar kaygı düzeyini önemli ölçüde etkilemektedir. Deneyim arttıkça kaygı ile başa çıkma becerisinin geliştiği; amatör ve kadın sporcuların çevresel etkenlere karşı daha duyarlı olduğu gözlenmiştir. Engelli sporcuların ise bireysel ihtiyaçlarının ve kaygı kaynaklarının daha çeşitli ve diğer sporculara göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma reaksiyon zamanını etkileyen faktörler arasında antrenman, mental hazırlık, fiziksel faktörlerin ve psikolojinin önemini ortaya koymuştur. Reaksiyon zamanı ile kaygı arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve sporcuların performansını artırmak için gerekli stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunabilmek için güncel literatürden elde edilen veriler ışığında, bilek güreşi sporcularının reaksiyon zamanı ve reaksiyon zamanı kaygı düzeylerini etkileyen faktörler detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Sporcuların reaksiyon zamanı kaygı düzeylerini etkileyen faktörlerin anlaşılması, psikolojik destek sistemlerinin geliştirilmesi ve organizasyonel iyileştirmelerin yapılması açısından önem taşımaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Matematik eğitiminde algoritma konusuna yönelik lisansüstü tezlerin incelenmesi: Bir araştırma sentezi çalışması

    Mervenur Tay

    21. yüzyıl becerileri, her bireyin sahip olması gereken yetkinlikler haline gelmiştir. Özellikle son yıllarda teknolojik araçların kullanımının artması, bu becerilerin önemini daha da artırmıştır. Bu beceriler arasında algoritma oluşturma ve algoritmik düşünme de yer almaktadır. Algoritmik düşünme, mantıklı çıkarımlar yapabilme, eleştirel düşünme ve problem çözme gibi becerilerin gelişimini destekleyen bir süreçtir. Bu becerilerin okul öncesi dönemden itibaren kazandırılması, bireylerin erken yaşlarda bilişsel gelişimlerini güçlendirecektir. Bu çalışmanın amacı, algoritma kavramı ve algoritmik düşünme becerisinin eğitimdeki rolünü detaylı olarak analiz ederek, öğrencilerin akademik ve matematiksel başarılarını artırabilmede bu becerilerin eğitim programlarına nasıl entegre edilebileceğini belirlemektir. Çalışmada, matematik eğitiminde algoritma ve algoritmik düşünme becerilerine yönelik lisansüstü tezlerden elde edilen veriler düzenlenip sentezlenmiş ve bu alandaki tematik çerçeve oluşturulmuştur. Çalışmanın yöntemi, nitel araştırma yöntemlerinden araştırma sentezi modeline dayanmaktadır. Araştırma verileri, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tez veri tabanında "algoritma", "matematik eğitimi" ve "algoritmik düşünme" anahtar kelimeleriyle yapılan aramalarla elde edilmiştir. Toplamda 75 lisansüstü tez incelenmiştir. İncelenen lisansüstü tezler, yıllar, yöntemler, örneklem grupları, amaçlar ve sonuçlar kategorileri altında analiz edilmiştir ve tematik içerik analizi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulardan, algoritmik düşünme ve bilgi işlemsel düşünme becerilerinin geliştirilmesinde kodlama, robotik ve oyunlaştırma gibi yöntemlerin etkili olduğu söylenebilir. Bu yöntemler, öğrencilerin problem çözme, yaratıcılık ve İş birlikli öğrenme becerilerini güçlendirdiği söylenebilir. Ayrıca, öğretmen adayları bu becerilerde gelişim göstermiş, ancak bazı öğrenciler matematiksel etkinliklerde güçlükler yaşamıştır. Çalışmalardan elde edilen bulgulara göre teknoloji destekli eğitimin, bilişsel becerilerin gelişiminde önemli bir rol oynadığı söylenebilir. Sonuç olarak, algoritma kavramının eğitim müfredatlarına entegre edilmesi gerektiği ve algoritmik düşünme becerisinin geliştirilmesinin, bireylerin akademik başarılarını ve matematiksel yetkinliklerinin artırılmasında etkili olabileceği söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Alüminyum alaşımlarının dökümünde kullanılan sıvı metal temizleme yöntemlerinin karşılaştırılması

    Muhammet Emin Keskin

    Alüminyum ve alaşımları, hafiflik, yüksek mukavemet/ağırlık oranı, mükemmel korozyon direnci ve üstün geri dönüştürülebilirlik özellikleri sayesinde modern endüstrinin en yaygın kullanılan mühendislik malzemeleri arasında yer almaktadır. Alüminyum, birincil kaynaklardan veya geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilmektedir. Geri dönüştürülmüş alüminyumun kullanımı hem sürdürülebilirlik hem de maliyet açısından önemli avantajlar sağlamaktadır. Fakat alüminyumun genel performansını etkileyen safsızlıklar, oksit tabakaları, inklüzyonlar ve hidrojen gazı gibi istenmeyen unsurlar içerebilmektedir. Alüminyum döküm süreçlerinde bu safsızlıkların sıvı metal temizleme yöntemleriyle giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada alüminyum alaşımlarının dökümünde kullanılan farklı sıvı metal temizleme yöntemlerinin etkinliği ile ilgili deneysel araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda ergimiş hurda A356 alaşımının flaks, sabit lans ve döner tip gaz giderme yöntemleri ile sıvı metal temizliği yapılarak dökümleri gerçekleştirilmiştir. Döküm deneylerinde vakum altında katılaştırma (VAK), K-mold, spiral akıcılık ve mekanik test kalıpları kullanılarak numuneler üretilmiştir. Her yöntemin sıvı metal içindeki inklüzyonları ve gazları ne ölçüde giderdiği; mikroyapı analizleri, mekanik testler, yoğunluk ölçümleri ve akıcılık testleri ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda döner tip gaz giderme yönteminin, flaks ve sabit lans yöntemlerine kıyasla sıvı metal temizleme işlemlerinde daha etkili olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kriyojenik çevrimlerin performans analizi

    Hüsniye Çubukçu

    Bu çalışmada; soğutma çevrimlerinin çeşitlerine, özelliklerine, hangi durumlarda kullanıldıkları ve çevrimin nasıl gerçekleştiğine bakılıp; Termodinamiğin, ekserji ve ekserji analizlerinin ne olduğu gösterilerek kriyojenik çevrimler üzerinde nasıl uygulandığı denklemler ile gösterilmiştir. Ayrıca doğal gaz sıvılaştırma için iki kademeli reküperatörlü buhar sıkıştırmalı kaskad kriyojenik çevrimin enerji, ekserji ve performans analizi yapılarak optimum çalışma şartları tablolar ve eğriler şeklinde gösterilmiştir. İş akışkanı cinsinin ve kompresör basıncının performans üzerinde çok önemli etkilere sahip olduğu sonucuna varılmış ve gösterilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kurumsal sosyal sorumluluğun insan kaynakları yönetimi ile ilişkisinde işten ayrılma niyetinin rolü

    Kübra İlhan

    Bu tezde, kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarının insan kaynakları yönetimi üzerindeki etkisi ve bu ilişkide işten ayrılma niyetinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın amacı, kurumsal sosyal sorumluluğun insan kaynakları yönetimi süreçlerine katkısını ve işten ayrılma niyetinin bu ilişkiye yönelik etkisini ampirik olarak ortaya koymaktır. Çalışma, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren bir üniversitede görev yapan toplam 410 akademik ve idari personelden toplanan verilerle yürütülmüştür. Veriler anket yöntemiyle elde edilmiş ve analiz sürecinde SPSS, AMOS ve Jamovi programlarından yararlanılmıştır. Ölçeklerin geçerlik ve güvenirlik analizleri gerçekleştirildikten sonra yapısal eşitlik modellemesi ile hipotezler test edilmiştir. Bulgular, kurumsal sosyal sorumluluğun insan kaynakları yönetimi üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkiye sahip olduğunu, kurumsal sosyal sorumluluğun işten ayrılma niyetini azalttığını ve işten ayrılma niyetini kurumsal sosyal sorumluluk ile insan kaynakları yönetimi arasındaki ilişkide kısmi bir aracı rol üstlendiğini göstermektedir. Çalışma, kurumsal sosyal sorumluluğun yalnızca toplumsal katkı sağlamanın ötesinde, çalışanların bağlılığını güçlendiren ve insan kaynakları yönetimi süreçlerini destekleyen stratejik bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, araştırma sonuçlarının hem akademik literatüre katkı sağlaması hem de örgütlerin insan kaynakları stratejilerini daha etkin şekilde geliştirmelerine yönelik yol gösterici olması beklenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    657 Sayılı Devlet Memurları Kanunundaki disiplin suç ve cezalarının disiplin hukuku yönünden incelenmesi

    Burak Çimşir

    657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda belirlenmiş olan disiplin suç ve cezalarının disiplin hukukuna hakim olan temel ilkeler çerçevesinde incelenmesi bu çalışmanın kapsamını ve amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda öncelikle disiplin suç ve cezalarının tanımları yapılmış, türleri açıklanmış, disiplin hukukuna hakim olan ilkeler üzerinde durulmuş, temel ilkelerin disiplin suç ve cezalarına etkileri açıklanmış, Ceza Hukuku ile olan ilişkisi tartışılmış, Anayasa, Kanun ve Yönetmeliklerde yer alan maddeler dayanak gösterilmiş, güncel ilk derece mahkeme kararları, Bölge İdare Mahkemesi Kararları, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi Kararları çerçevesinde örnekler gösterilmek suretiyle açıklanmaya çalışılmıştır. Günümüzde bütün alanlarda olduğu gibi kamusal alanda da belli bir düzenin ve disiplinin var olması esastır. Kamusal alanda düzen ve disiplinin sağlanabilmesi, belirlenen birtakım kurallara ve kaidelere uymaktan geçmektedir. Kamu hizmetlerinin düzenli bir şekilde yürütülebilmesi için kamusal alanda çalışan kişilerin hem kendi arasındaki işleyişte hem de vatandaşlar arasındaki ilişkilerde birtakım kurallara uymaları gereklidir. Bu kurallar kamusal alanda işleyişin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlamaktadır. Kurallara uyulmaması halinde ise ortaya disiplin suçu çıkmakta olup karşılığında bu suçu işleyip kamusal alanda işleyişi bozan kişiler hakkında yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu disiplin suçları kanunda maddeler halinde olarak sıralanmış olup her birinin karşılığında uygulanması gereken cezalar belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Risk endeksleri ile borsa endeksleri arasındaki ilişkinin analizi: Borsa İstanbul örneği

    Nemat Garashov

    Krizin tetikleyici koşulları ve küresel ekonomik kriz sonrası durum, hala belirgin bir değişim göstermemektedir. Piyasalara önemli miktarda likidite enjekte edilmesine rağmen, yapısal sorunlar devam etmekte ve krizin etkilerini hafifletmek için yetersiz kalmaktadır. Bu durum, Avrupa Birliği'nin ekonomik darboğazdan çıkamaması ve dünya genelinde çözülemeyen bir borç sorunuyla karşı karşıya olmasıyla açıkça görülmektedir. Bu durum, mevcut stratejilerin yetersiz olduğunu ve yeni çözümler gerektirdiğini ortaya koymaktadır. 2008'deki küresel ekonomik kriz sonrasında krizin aşılması hakkında farklı görüşler öne sürülmüştür. Bu yüksek lisans tezi, BIST 100, BIST 50 ve BIST 30 endekslerinin, Sistemik Riskin Kompozit Göstergesi (CISS) endeksi, Korku Endeksi (VIX) ve Türkiye Kredi Temerrüt Takası (CDS) endeksleri arasındaki nedensellik ve eşbütünleşme ilişkisini incelemektedir. Bu tez, Türkiye'nin finansal piyasalarındaki dalgalanmaların bu endeksler üzerindeki etkisini araştırmakta ve literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu endeksler, ekonomik belirsizlikler ve finansal istikrarsızlık dönemlerinde piyasa davranışlarını ve risk algısını yansıtmaktadır. Çalışma, nedensellik ve eşbütünleşme testleri kullanarak bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin yönünü belirlemede yardımcı olacaktır. Bu testler, endeksler arasındaki uzun ve kısa vadeli dinamikleri ortaya çıkarmada yardımcı olacaktır. Elde edilen sonuçlar, risk yönetimi ve yatırım stratejileri açısından bazı önemli bilgiler sunmaktadır. Bu bilgiler, özellikle Türkiye'nin finansal piyasalarındaki dalgalanmaların bu endeksler üzerindeki etkisini anlamak için önemlidir. Yatırımcılara ve politika yapıcılara, ekonomik belirsizlikler ve finansal istikrarsızlık dönemlerinde daha bilinçli kararlar alma konusunda yardımcı olabilecek bu bilgilerin önemli olduğu düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Alüminyum alaşımlarının dökümünde niyobyum alaşım elementi ilavesinin etkisinin incelenmesi

    Önder Yalçın

    Alüminyum ve alaşımları, korozyon direnci, döküm dayanımları, elektrik ve ısı iletkenliğinin yüksek olması ve sünek olması gibi özelliklerinden dolayı oldukça önemli bir mühendislik malzemesidir. Bu sebepten dolayı savunma sanayi, endüstriyel üretimler ve makine sanayisinde kullanımı oldukça yaygındır. Özellikle otomotiv sanayi ve yüksek teknoloji gereksinimi olan birçok sektörde kullanımı artmakla birlikte kalite gereksinimleri de giderek artmaktadır. Alüminyum döküm alaşımlarından kalite beklentisindeki artışa bağlı olarak farklı alaşım elementi ilaveleri ile dökümler yapılmaktadır. Bu kapsamda bu tez çalışmasında A356 alüminyum döküm alaşımına % 0,03, % 0,05 ve % 0,1 Niyobyum (Nb) ilavesinin döküm özelliklerine etkisi deneysel teknikler ile araştırılmıştır. Döküm özelliklerinin incelenmesi kapsamında: akıcılık, beslenebilirlik, mikroyapı özellikleri ve mekanik özelliklerinde Nb ilavesinin etkisi değerlendirilmiştir. Döküm deneylerinde kokil kalıplama metodu kullanılmıştır. İlk olarak ilavesiz A356 alüminyum döküm alaşımının dökümü yapılmıştır. Daha sonra AlNbB3,5/0,5 olan Nb elementi ilavesi ile A356 alüminyum döküm alaşımına %0,03, %0,06 ve %0,1 gibi değişen oranlarda Nb ilave edilerek dökümleri yapılmıştır. Sıvı metal 720 °C'deki sıvı metalin vakum altında katılaştırma arşimet test numuneleri alınmıştır. Kokil kalıplar ise, K-mold, ördek ayağı, akıcılık, çekme çubuğu, spiral ve basamak kokil kalıplarına sırasıyla dökümler gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, döküm çalışmaları uygulandıktan sonra arşimet numunesi testinde gözeneklerin azaldığı, çekme testinde numunenin mukavemetinin arttığı, K-mold test numunesinde inklüzyonların azaldığı, akıcılığın giderek azaldığı, ördek ayağı dökümünde çekinti miktarının azaldığı ve basamak test numunesinden içyapı incelemesinde inklüzyonların ve gözeneklerin azaldığı görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Sınıf öğretmenlerinin çıkarma ve bölme işlemi ile ilgili problem kurma becerisinin ve matematik öğretimi öz-yeterlik inançlarının incelenmesi

    Hülya Yılmaz Koçyiğit

    Son yıllarda matematik öğretimine, problem kurmaya, problemi anlamaya, problem kurarken farklı soru tarzları kullanmaya olan önem giderek artmaktadır. Bunun sebebi öğrencilerin matematik başarısının düşmesi, yeni nesil sorulara verilen doğru cevap sayısının azlığı, uluslararsı sınavlarda matematik başarısının ortalamanın altında olmasıdır. Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin matematik dersine karşı olan öz-yeterlik inançları ile bu dersi işlerken çıkarma ve bölme konusunda sordukları problemleri kaç farklı yapıda oluşturduklarını gözlemlemektir. Bununla birlikte çalışmada sınıf öğretmenlerinin çıkarma ve bölme konusunda problem kurarken kullandıkları yapılarla matematik öğretimi öz-yeterlik inançlarının cinsiyete, mesleki kıdeme, lise mezuniyet alanlarına ve mezun oldukları lisans programına göre değişip değişmediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışma, deneysel olmayan desenlerden tarama araştırmasına uygun olarak yürütülmüştür. Çalışma, 202 sınıf öğretmeniyle birlikte yürütülmüştür. Çalışmanın verileri, Kişisel Veri Formu, Farklı Yapılarda Çıkarma ve Bölme Problemi Kurma Beceri Formu ve Matematik Öğretimi Öz-Yeterliği İnançları Ölçeği yardımıyla toplanmıştır. Çalışma sonucunda katılımcıların matematik öğretimi öz-yeterlik inançlarının yüksek olduğu ancak farklı yapılarda problem kurma becerilerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Bulgular katılımcıların matematik öğretimi öz-yeterliklerinin yalnızca lise mezuniyet alanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaştığını ortaya koymaktadır. Katılımcıların farklı yapılarda problem kurma becerilerinin ise bağımsız değişkenler açısından anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri katılımcıların gerek çıkarma gerekse bölme işlemlerinde yalnızca tek yapıya yer vermeleridir. Katılımcılardan yalnızca birisi çıkarma işleminin dört farklı yapısına yönelik problem kurmuştur. Ayrıca öğretmenlerden yalnızca biri yeni nesil probleme uygun bir problem oluşturmuştur. Bulgular, ilkokulda matematik öğretimi açısından dikkat çekicidir. Katılımcıların farklı problem yapılarını kullanmamaları öğrencilerin gerek problem kurma gerekse problem çözme sürecinde başarılarının düşük olmasına neden olabilmektedir. Bu bağlamda sınıf öğretmenlerine verilen matematik öğretimi dersinin yeterliği sorgulanabilir. Ayrıca bu hususta öğretmenlere eğitim verilmesinin faydalı olabileceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Ergenlik dönemi din eğitiminde akran etkisi ve uyma davranışları üzerine nitel bir araştırma

    Büşra Saka

    Ergenlik dönemi hızlı fiziksel ve duygusal gelişimin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde sosyal gelişim alanında da değişiklikler yaşanmaktadır. Ergenin ilgisi akranlarına yönelir ve arkadaşları ile daha fazla paylaşımda bulunmaya başlar. Ergen bu yüzden akranlarının sosyal etkisine oldukça açıktır. Bu dönemde verilecek din eğitiminde bu sosyal etki dikkate alınmalıdır. Bu araştırma; ergenlik dönemi din eğitiminde akran etkisi ile uyma davranışları üzerinde durmaktadır. Araştırmanın amacı, ergenlik dönemi din eğitiminde akran etkisinin ve bu dönemdeki gençlerin, din konusunda grup içerisinde akranları ile gösterdikleri uyma davranışlarını ortaya koymaktır. Yine din eğitimi alanında ergenlerin akranlarından nasıl etkilendiklerini ve bu konuda gösterdikleri uyma davranışlarını belirlemek hedeflenmektedir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim/fenomenoloji deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu; öğrencilerin akran ilişkilerinin din eğitimi bağlamında incelenmesine olanak sağlaması için amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Ankara ili Etimesgut ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı aynı bölgedeki bir İmam Hatip Lisesi ve bir Anadolu Lisesinde öğrenim gören 22 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma grubunda ulaşılmak istenen arkadaş/akran grubu olduğu için öğrenciler gönüllülük esasına göre grup şeklinde seçilmiştir. Bu araştırma kapsamında veriler; yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile elde edilmiştir ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın bulgularında ise, ergenlik döneminde ergenlerin dini tutum ve davranışlar konusunda akranlarından etkilendikleri ve uyma davranışları gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sekiz haftalık spor tırmanışı eğitiminin kaygı, mutluluk ve çeşitli motorik değişkenler üzerine etkisi

    Mehmet Murat Demirelli

    Bu çalışmanın amacı, spor tırmanış eğitiminin daha önce spor tırmanış deneyimi olmayan bireyler üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkilerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda üniversite öğrencilerinden oluşan örneklem seçilerek ve araştırma evrenini de daha önce spor tırmanışı yapmayan bireyler oluşturmuştur. 8 haftalık bir spor tırmanış antrenman programı tasarlanıp uygulanmış ve 28 gönüllü 14 deney ve 14 kontrol grubuna ayrılmıştır. Deney grubu 8 hafta boyunca haftada 3 gün spor tırmanış antrenmanına katılırken, kontrol grubu bu süre zarfında fiziksel aktivitede bulunmamıştır. Çalışmada ön-test ve son-test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmış olup antropometrik ölçümler, performans testleri, Oxford Mutluluk Ölçeği ve Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri'nin sürekli kaygı boyutu eğitim programının öncesinde ve sonrasında tüm katılımcılara uygulanmıştır. Eğitim programı öncesi ve sonrasında değişkenler arasındaki farkları incelemek için Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testleri kullanılmıştır. Ayrıca Mann-Whitney U Testi ön test verilerinde anlamlı çıkan dikey sıçrama ve sırt kuvveti Quade's ANCOVA ile yeniden hesaplanmıştır ve yorumlanmıştır. Sonuçlar, deney grubundaki katılımcıların dikey sıçrama, hem sol hem de sağ el için kavrama kuvveti, sırt kuvveti ve sürekli kaygılarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğunu göstermiştir. Mutluluk ve esneklikte ise iyileşmeler gözlenmiş, ancak bu değişiklikler istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Bu çalışma diğer çalışmalardan farklı olarak 8 haftalık spor tırmanış eğitiminin sonunda sürekli kaygı ile ilgili olarak anlamlı istatistiksel sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca deney grubundaki tüm katılımcıların sol el pençe kuvvetinde gelişme bulmuştur. Sonuç olarak spor tırmanışın üniversite öğrencileri için fiziksel ve zihinsel sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğu söylenebilinir. Spor tırmanışın etkisinin daha kapsamlı bir şekilde anlaşılması için daha büyük örneklem boyutları, farklı yaş grupları ve bouldering gibi farklı tırmanış çeşitleriyle ilgili daha fazla araştırma yapılması önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sporda cinsiyet algısı: Bir ölçek geliştirme çalışması

    Neşe Şahin

    Cinsiyet algısı kavramı, toplumdaki kadın ve erkeklerin sosyal olarak belirlenmiş sorumluluklarını ve rollerini ifade etmekte olup Türkiye'de cinsiyet çalışmalarının sıklıkla incelenen konular arasında olduğu görülmektedir. Bununla birlikte günümüzde sporda cinsiyet çalışmalarının önemli bir yere sahip olmasına rağmen ilgili alanyazın incelendiğinde cinsiyete yönelik ölçme araçlarının sayıca az olması ve bireylerin sporda cinsiyet algılarının belirlenmesini sağlayan bir ölçme aracının bulunmaması nedeniyle geçerli ve güvenilir bir ölçeğe ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada, bireylerin sporda cinsiyet algı düzeylerinin hangi boyutlarda gerçekleştiğinin ortaya koyulması ve sporda cinsiyet algılarını ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma Bayburt ilinde ikamet eden ve spor ilgi duyup spor gündemini düzenli bir şekilde takip 18 yaş ve üzeri toplam 805 birey (Açımlayıcı Faktör Analizi kapsamında 357, Doğrulayıcı Faktör Analizi kapsamında 448 birey) üzerinde yürütülmüştür. Sporda Cinsiyet Algısı Ölçeği'nin hazırlanması aşamasında alanyazın taraması, uzman görüşü ve pilot çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda ölçme araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve "Sporda Cinsiyet Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada ölçeğin kapsam geçerliliği için uzman görüşlerine başvurulmuş; Yapı geçerliliği için Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri yapılmış; Ölçüt geçerliliği için "Sporda Cinsiyet Algısı Ölçeği" ile "Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği" arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Ayrıca güvenirlik çalışması için Cronbach Alfa (Cronbach's Alpha) katsayısı incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda beş faktörlü bir yapı (medyaya ilişkin cinsiyet algısı, spor yönetimine ilişkin cinsiyet algısı, spor ortamına ilişkin cinsiyet algısı, spor branşına ilişkin cinsiyet algısı ve sporda eşitliğe ilişkin cinsiyet algısı) ortaya koyulmuş olup beşli Likert tipi bu ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Spor, cinsiyet, cinsiyet algısı, sporda cinsiyet algısı, ölçek geliştirme.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Altay destanlarında kutsal ekoloji

    Necati Özcan

    Tüm dünyada hissedilen çevre problemlerinin ekosisteme yansıyan olumsuz etkisi gün geçtikçe artmaktadır. Doğaya dair çevre bilgisi ile toplumların ekokültürel değerleri, insanların doğaya karşı davranışlarında belirleyici olmaktadır. Ekolojik problemler üzerine çözümler üretmeye çalışan çevreci akımlardan biri olan derin ekoloji felsefesi, insanmerkezci çevre yaklaşımına karşı olmakla birlikte amacı sadece insanı korumak olan sığ ekolojik tutumları da eleştirmektedir. İnsanı dünyanın hükümdarı değil ekosistemin bir parçası olarak gören derin ekoloji felsefesi doğanın bütünlüğü anlayışını savunmaktadır. Derin ekolojistlere göre doğadaki her unsuru değerli görüp ona saygı duymak, manevi bağla kurulmuş ekolojik benlik algısıyla mümkündür. Kutsal ekoloji; dünyadaki yerli ve kırsal halkların sahip olduğu bilgi birikimlerini inceler, bu bilgileri ve onların bilgiyi öğrenme yollarını araştırır. Bu çalışmada Altay destanları, derin ekoloji felsefesinin ilkeleri ve kutsal ekoloji kavramı çerçevesinde betimsel analiz tekniği ve ekoeleştirel bir yaklaşımla incelenmiştir. Altay Türklerinin ekokültürel bilincini destan metinleri üzerinden tespit edilen bulgularla günümüz doğa bilincine katkı sunulmaya çalışılmıştır. Betimsel analiz yöntemiyle incelenen Maaday Kara, Oçı Bala, Ay Sologoy Lo Kun Kologoy destanları üzerinden Altay Türklerinin ekokültürel bilincine ulaşılmaya çalışılmıştır. Altay Türklerinin doğadaki her şeyi canlı görme, doğayla bütünleşme, birlikte yaşam, biyosferik eşitlik, doğaya içsel değer verme ve ekomerkezli doğa anlayışına dayalı bir ekolojik benlik geliştirdikleri görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sâbûnî'nin "Ḳabes min-Nûri'l-Kur'âni'l-Kerîm" adlı tefsirindeki metodu

    Yusuf Özdoğan

    Yüce Allah, insanı hem manen hem madden en iyi tanıyandır. Allah insana hem kendini hem de yaratıcısını en iyi şekilde tanıması ve hakla batılı ayırıp hidâyet üzere, delâlete düşmeden yaşaması için şifa ve rahmet kaynağı olan Kur'an'ı göndermiştir. Bu yüzden asırlar boyunca insanların başlıca uğraşlarının Kur'an olmasında yadırganacak bir durum yoktur. Kur'an'ın, muhatapları tarafından anlaşılabilmesi için ulema her çağda büyük çaba sarfetmiş ve önemli eserler ortaya çıkarmıştır. Bu eserlerin bir kısmı gün yüzüne çıkarılıp tanıtılsa da bir kısmı geri planda kalmıştır. Çağımız müfessirlerinin önde gelen isimlerinden Muhammed Ali es-Sâbûnî'nin Ḳabes min Nuri'l-Kur'âni'l-Kerîm isimli eseri diğerlerine nazaran daha az bilinmektedir. Yaptığımız literatür taraması sonucunda, bu eser hakkında herhangi bir akademik çalışmanın olmadığını tespit ettik. Bu sebeple çalışmamızda Sâbûnî'nin eserini tanıtmaya ve bu eserindeki tefsir metodunu incelemeye karar verdik. Araştırmamız giriş, iki bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde çalışmamızın konusu, amacı, yöntemi ve kaynakları üzerine bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Sâbûnî'nin hayatı, ilmî şahsiyeti, hocaları ve eserleri zikredilmiştir. İkinci bölümde Sâbûnî'nin söz konusu tefsirindeki Kur'an ilimleri ve tefsir usulüne dair metodu rivâyet ve dirâyet tefsiri başlıkları altında ele alınmıştır. Konunun daha iyi anlaşılması için Sâbûnî'nin görüşlerini vermeden önce klasik tefsir kaynaklarından konu hakkında genel çerçeve özetlenmiştir. Daha sonra müellifin görüşleri örneklerle zikredilmiştir. İhtilaflı bazı meselelerde zıt görüşlere detay verilmeden yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise araştırmanın genel değerlendirmesi yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Ekmelüddîn Bâbertî'nin mezhep ve ictihad anlayışı

    Ebru Yaşa

    Hanefî mezhebine mensup olan Ekmelüddîn Bâbertî (ö. 786/1384) İslâm düşüncesinde fıkhın yeniden yapılanması noktasında önemli bir âlim olup, görüşlerini Hanefîliğin tecdid ve müdafaası şeklinde ortaya koymuştur. Öğretici ve savunmacı bir fıkıh anlayışına sahip olan Bâbertî'nin Hanefî mezhep âlimleri arasında önemli bir yeri vardır. O, eserleri ve risâlelerinde bu mezhebin tercih ve taklid edilmesinin önemli ve gerekli olduğunu savunmuştur. Bâbertî'nin mezhebin dışında bir ictihad anlayışı yoktur. Bâbertî Hanefîliğin ortaya koyduğu külli fıkhı öğretmeye çalışmıştır. Reycilik ithamlarına karşı savunmacı bir tavır ortaya koymuştur. O, Hanefî mezhebinin diğer mezheplerden daha önemli bir konumda olduğunu savunmuş, bu sebeple Osmanlı Devleti'nde ve genel anlamda İslâm dünyasında Hanefî mezhebinin, bir mezhep olmasının yanında bizzat İslâm düşüncesi olarak kabul edilmesinde etklili olmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Pembezâde Ahmed b. Osman Efendi'nin Şerhu Kasîdeti Bânet Suad adlı eserinin 35–59. beyitler arasının tahkîki tercümesi ve dil, sarf, nahiv ve belagat uygulamaları

    Lokman Tuna

    Bu tezde Pembezâde Ahmed b. Osman Efendi'nin yazdığı Şerhu Kasîdeti Bânet Suad isimli eserin 35-59. beyitler arasının tercümesi ile dil, sarf, nahiv, belagat uygulamaları ve edisyon kritik çalışması ele alınmıştır. Sözü edilen kasîde Ka'b b. Züheyr'in Hz. Peygamber'e sunduğu bu vesîleyle onun hırka-i saadetine nâil olduğu Kasîdetü'l-bürde'dir. Arap şiirinin en önemli örneklerinden biri olan ünlü kasîde, câhiliye şiirinin tüm özelliklerini içerisinde barındırması açısından, o dönemin şiir anlayışına ışık tutar niteliktedir. Bu önemine binaen kasîdenin üzerine birçok şerhler, hâşiyeler, tahmîsler ve taştîrler yazılmıştır. Hayatı hakkında kısıtlı bilgilere ulaşılmış olan Osmanlı âlimi Pembezâde Ahmed b. Osman Efendi de yazdığı eserle Kasîdetü'l-bürde şerh geleneğinin içerisine dâhil olmuştur. Çalışmaya konu olan eser incelendiğinde yazarın Arap diline ayrıntılarıyla hâkim olduğu görülmüştür. Bununla birlikte kaynak taraması yapıldığında Pembezâde Ahmed b. Osman Efendi'nin eserlerinin herhangi bir kapsamlı çalışmanın konusu olmadığını görülmüş, bu da bizi Şerhu Kasîdeti Bânet Su'âd'ı kütüphanelerin tozlu raflarından indirip ilim âleminin hizmetine sunmaya itmiştir. Çalışma bir giriş ve dört bölümden oluşmaktadır: Girişte: Araştırmanın Konusu ve Önemi; Araştırmanın Amacı ve Sınırları; Araştırmanın Planı ve Yöntemi; Araştırmanın Kaynakları gibi alt başlıklar ile ilgili bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde: Ka'b b. Züheyr'in Hayatı, Kasîdetü Bânet Su'âd'ın Arapça Metni ve Türkçe Tercümesi alt başlıkları bulunmaktadır. İkinci bölümde Pembezâde Ahmed b. Osman Efendi'nin Hayatı ve Eserleri; Tercüme ve Tahkîkte Takip Edilen Yöntem ve Esaslar alt başlıkları hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde tahkîk ettiğimiz eserin 35-59. beyitler arasının tercümesi, Lügat, Sarf, Nahiv ve Belağat uygulamaları yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise eserin tahkîkli neşri yapılmıştır. Yapılan çalışma süresince isnâd atıf sistemi ikinci edisyon ve İSAM tahkîkli neşir esaslarında belirtilen yönergeler takip edilmiştir. Ayrıca okuyucuların metni kolayca anlayabilmesi için gerekli yerlerde konuyu açıklığa kavuşturmak için dipnotlar verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Pembezâde Ahmed b. Osman Efendi'nin Şerhu Kâsideti Bânet Suad adlı eserinin 13-34. beyitler arasının tahkiki, tercümesi, dil, sarf, nahiv ve belagat uygulamaları

    Selin Kurt

    Bu tezde Pembezâde Ahmed b. Osman Efendi'nin yazdığı Şerhu Kâsideti Bânet Suad isimli eserin belli kısmının tercümesi ile dil, sarf, nahiv, belagat uygulamaları ve tahkikli metni ele alınmıştır. Sözü edilen kaside Kâ'b b. Züheyr'in Hz. Peygamber'e sunduğu bu vesileyle onun hırka-i saadetine nail olduğu Kasîdetü'l-Bürde'dir. Arap şiirinin en önemli örneklerinden biri olan ünlü kaside, Cahiliye şiirinin tüm özelliklerini içerisinde barındırması açısından, o dönemin şiir anlayışına ışık tutar niteliktedir. Bu önemine binaen kasidenin üzerine birçok şerhler, tahmisler ve taştirler yazılmıştır. Hayatı hakkında kısıtlı bilgilere ulaşılmış olan Osmanlı alimi Pembezâde Ahmed b. Osman Efendi de yazdığı eserle Kasîdetü'l-Bürde şerh geleneğinin içerisine dahil olmuştur. Çalışmaya konu olan eser incelendiğinde yazarın Arap diline ayrıntılarıyla hâkim olduğu görülmüştür. Bununla birlikte literatür taraması yapıldığında Pembezâde Ahmed b. Osman Efendi'nin eserlerinin herhangi bir kapsamlı çalışmanın konusu olmadığını görülmüş, bu da bizi Şerhu Kâsideti Bânet Suad'ı kütüphanelerin tozlu raflarından indirip ilim aleminin hizmetine sunmaya itmiştir. Çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında genel hatlarıyla tezin konusu, amacı ve öneminden bahsedilmiştir. Birinci bölümde kaside sahibi Kâ'b b. Züheyr, ikinci bölümde şerh sahibi Pembezâde Ahmed b. Osman Efendi, üçüncü bölümde tercüme, tahkik ve şerhte takip edilen yöntem ve esaslar, şerhte temas edilen sarf, navih ve belagat konuları, şerhte kullanılan kaynaklar verilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise şerhin tercümesi ve tahkikli metni yer almaktadır. Yapılan çalışma süresince İsnad Atıf Sistemi İkinci Edisyon ve İSAM Tahkikli Neşir Esaslarında belirtilen yönergeler olabildiğince takip edilmiştir. Ayrıca okuyucuların metni kolayca anlayabilmesi için gerekli yerlerde konuyu açıklığa kavuşturmak için dipnotlar verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Küresel iklim değişikliğine yönelik hukuksal düzenlemeler, karbon ticareti

    Metin Üner

    Özellikle son yüzyıllarda yaşanan ve farklı kesimlerce sık sık dile getirilen iklim değişikliği, günümüzde küresel çapta önemli bir sorun haline gelmiştir. Yapılan bilimsel çalışmalar bu sorunun ciddiyetini ortaya koymuş ve tüm dünya genelinde geç de olsa fark edilmesini sağlamıştır. Değişen dünya düzeni ve gelişmekte olan ülkelerin fosil yakıtları kullanarak elde etmek istediği enerjiyi değişen iklime tercih etmeleri sorunun başlıca kaynağıdır. Bütün insanlığı ilgilendiren bu küresel sorunun çözüme kavuşturulması ise, tüm dünya ülkelerinin bir araya gelerek alacağı kararlar ve atacağı adımlarla mümkün görülmektedir. Yapılan bu çalışmada nitel araştırma modeli benimsenmiş, veri toplama ve analiz yöntemi uygulanarak uluslararası sözleşmelerden, bilimsel araştırmalardan, bilimsel tez çalışmalarından, dergi, makale, kitle iletişim araçları ve çevrimiçi kaynaklardan yararlanılmıştır. Çalışmada küresel iklim değişikliğinin geniş kapsamda ele alınması hedeflenmiş ve iklim değişikliğine neden olan sera gazları arasında yer alan karbondioksit gazının atmosfere salınımının azaltılmasına yönelik küresel ölçekte hangi hukuki düzenlemelerin ve anlaşmaların yapıldığı, alınan kararların uygulanabilirliği, iklim üzerinde olumlu etkilerinin olup olmadığı, özellikle de Paris Anlaşması'nda alınan kararlardan sonra karbon salınımının azaltılması noktasında karbon ticareti uygulamasının küresel ölçekte ve Türkiye'de uygulanabilirliğin artırılmasına yönelik ne gibi hukuksal düzenlemelerin yapılması gerektiği konuları ele alınmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda Paris Anlaşması, kendisinden önce yapılan anlaşmalara nazaran uygulanabilirlik açısından daha gerçekçi olsa da gelinen noktada yeterli görünmemektedir. Bu nedenle öncelikle karbon ticareti uygulamasının gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler olarak iki ayrı başlık altında yeniden ele alınması ve küresel boyutta Birleşmiş Milletler tarafından caydırıcı hukuki düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Söz konusu hukuki düzenlemeler ile gerektiği durumlarda cezai müeyyidelerin de uygulanması ile net bir tavır alınmalı ve iklim değişikliğinin önlenmesi noktasında bir sonuca ulaşılmalıdır. Türkiye'de iklim değişikliğinin önlenmesine yönelik karbon ticareti noktasında kanun, mevzuat ve yönetmelik gibi hukuki uygulamalar mevcut değildir. Bu itibarla Türkiye'nin Çevre Kanunu başlığı altında tekrardan hukuki bir düzenleme yaparak karbon ticareti uygulamasına olanak tanımalı ve iklim değişikliği konusunda üzerine düşeni yapmalıdır.