Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Algılanan yerel yönetim hizmet kalitesinin egzersiz keyif düzeyi üzerine etkilerinin incelenmesi: Sarıçam Belediyesi örneği
Kadir Gül
Bu çalışma, yerel yönetimler tarafından sunulan spor hizmetlerinde algılanan hizmet kalitesi ve vatandaş memnuniyeti düzeylerinin, bireylerin egzersizden aldıkları keyif üzerindeki etkisini karma yöntem yaklaşımıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel problemi, hizmet kalitesinin, düzenli egzersiz alışkanlığının sürdürülmesi için kritik bir içsel motivasyon kaynağı olan egzersiz keyfi üzerindeki yordayıcı etkisini tespit etmektir. Çalışmanın nicel aşaması, Adana Sarıçam Belediyesi'ne bağlı spor tesislerinden en az altı aydır düzenli hizmet alan 18 yaş ve üzeri 483 geçerli katılımcı ile ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Nicel verilerin analizinde korelasyon ve regresyon testleri kullanılmıştır. Nitel aşamada ise, nicel bulguları derinleştirmek amacıyla 46 katılımcı ile görüşmeler yapılmıştır. Nicel bulgular, katılımcıların algıladıkları hizmet kalitesi alt boyutlarına (personel, program içeriği, fiziksel tesisler) ilişkin puanlarının ve genel egzersiz keyif düzeylerinin yüksek olduğunu göstermiştir. Yapılan analizler sonucunda, algılanan hizmet kalitesi ile egzersiz keyif düzeyi arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiş; hizmet kalitesinin egzersiz keyfini anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Ayrıca, demografik karşılaştırmalarda, evli bireylerin bekârlara kıyasla daha yüksek hizmet kalitesi algısına ve egzersiz keyfi düzeyine sahip olduğu gibi anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Nitel bulgular, özellikle eğitmenlerin niteliği (ilgi, motivasyon sağlama ve bireysel uyarlama becerileri) ve iletişimlerinin egzersiz keyfi üzerinde kritik bir rol oynadığını teyit etmiştir. Ancak, dezavantajlı gruplara yönelik hizmetlerde eksiklikler saptanmıştır: Engelli bireyler, sadece fiziksel erişim değil, aynı zamanda içerik uyarlaması eksikliğini vurgulamış; göçmen kadınlar ise dil bariyeri ve bilgiye erişim zorluğunu dile getirmiştir. Sonuç olarak, yerel yönetim spor hizmetlerinin kalitesinin, kullanıcıların egzersizden aldığı duygusal tatmini doğrudan etkilediği görülmüştür. Bu durum, belediyelerin spor hizmetlerini sadece bir spor politikası aracı değil, aynı zamanda sosyal politika ve halk sağlığı aracı olarak ele alması, eğitmen yetkinliğini artırması ve hizmetleri dezavantajlı gruplara yönelik kapsayıcı bir şekilde uyarlaması yönünde önerileri desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Yerel yönetim, hizmet kalitesi, egzersiz keyfi, müşteri memnuniyeti, spor tesisleri, karma yöntem.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Spor karakterinin öz yeterlilik üzerindeki yordayıcı rolü: Spor yapan ve yapmayan ortaokul öğrencileri üzerine bir araştırma
Ahmet Pezük
Bu araştırma, spor karakterinin öz yeterlilik üzerindeki yordayıcı rolü: spor yapan ve yapmayan ortaokul öğrencileri üzerine bir araştırma yapmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemine dayalı olarak tarama modeli ile yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde bulunan ortaokul öğrencileri oluşturmuştur. Örneklem ise basit rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenmiş olup, toplam 200 öğrenciden elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Spor Karakter Ölçeği ve Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, spor yapan öğrencilerin spor karakter özellikleri ve öz yeterlilik düzeylerinin spor yapmayaöğrencilere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, cinsiyet ve sınıf düzeyi gibi demografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sonuç olarak, spor yapan öğrencilerin spor karakter özellikleri ve öz yeterlilik düzeylerinin spor yapmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, spor yapma durumu ile öğrencilerin spor karakterleri ve öz yeterlilik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Elde edilen sonuçların, sporun öğrencilerin gelişimi açısından önemine dikkat çektiği ve okul sporlarının teşvik edilmesine yönelik eğitim politikalarına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026OECD ülkelerinin mali sürdürülebilirliğinin mekansal ekonometrik analizi
Uğur Sever
Bu çalışma, OECD ülkelerinin mali sürdürülebilirliklerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Özellikle, kamu borcu, kamu geliri, kamu harcamaları ve bütçe dengesi gibi mali göstergeler üzerinde yoğunlaşarak, bu değişkenlerin mali sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini mekânsal ekonometrik modeller aracılığıyla analiz etmektedir. Araştırmanın bulguları, bu göstergelerin birbirleriyle ve ekonomik performanslarla olan ilişkilerinin karmaşık doğasını ortaya koymakta ve OECD ülkeleri arasında mali politikaların koordinasyonunun önemini vurgulamaktadır. Çalışma, mali sürdürülebilirlik konusunda politika yapıcıların karar alma süreçlerini bilgilendirmeyi ve mali krizlere karşı daha dayanıklı politikalar geliştirilmesini teşvik etmeyi hedeflemektedir. Sonuçlar, mali disiplin ve yapısal reformların hızlandırılmasının, uzun vadeli ekonomik istikrar ve sürdürülebilir büyüme için elzem olduğunu göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Jandarmanın afetlerdeki rolü: 06 Şubat Kahramanmaraş depremi örneği
Burak Çipa
Kaynağı fark etmeksizin meydana gelen tüm afetler, maddi ve manevi kayba neden olmaktadır. Afetler konusunda oldukça acı tecrübeleri olan Türkiye'de, afet yönetimi ile ilgili geçmişten bugüne kadar çeşitli çalışmalar yapılmış, 2009 yılında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın kurulması ile yeni bir sayfa açılmıştır. Hazırlanarak yürürlüğe konulan Türkiye Afet Müdahale Planı, afet sonrasında yapılacak iş ve işlemleri belirleyen detaylı bir plan olarak karşımıza çıkmaktadır. Çeşitli konu başlıklarının olduğu bu planda, Tahliye ve Yerleştirme Grubu'nun ana çözüm ortağı İçişleri Bakanlığı adına Jandarma Genel Komutanlığı'dır. Jandarma, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu çerçevesinde kendisine verilen mülki, adli ve askeri görevleri icra etmektedir. Asayişin ve kamu düzeninin sağlanması ile arama kurtarma görevlerini yerine getirmek mülki görevler kapsamındadır. Bu çalışmada; afet kavramı ile ilgili kavramsal çerçeve detaylı bir şekilde incelenmiş, afet yönetiminin değişim süreci ele alınmış, Jandarma'nın yakın geçmişte Türkiye'de meydana gelen afetlerde ne gibi faaliyetler yürüttüğü açıklanmıştır. Çalışmanın ana konusu olan 06 Şubat Kahramanmaraş Depremi ile bu deprem sonrasında yapılan faaliyetlerin tamamı son bölümde detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Ayrıca yine bu bölümde depremin ardından afet bölgesinde görev yapan Jandarma personeli ile yapılan mülakatlara ilgili bölümlerde yer verilmiştir. Sonuç olarak bu çalışmanın, yüzyılın en büyük felaketi olarak adlandırılan 06 Şubat Kahramanmaraş Depremi ile ilgili yapılacak çalışmalara yardımcı olacağı, afet sonrasında görev alan kişilerin yaşadıklarını da kapsaması nedeniyle özellik arz edeceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Reformer pilates ve kardiyo egzersizi yapan bireylerin beslenme bilgi düzeyleri ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
Rabia Şevval Develioğlu
Bu araştırmanın amacı, reformer pilates ve kardiyo egzersizi yapan bireylerin beslenme bilgi düzeylerini ve yaşam kalitesini değerlendirmektir. Araştırmada, nicel araştırma yaklaşımı olan ilişkisel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Bayburt ilinde reformer pilates alanında faaliyet gösteren özel sağlık hizmet birimi merkezinde spor yapan 50 birey, özel bir spor merkezinde kardiyo egzersiz yapan 50 birey ve hiç spor yapmayan 50 birey olmak üzere toplamda 150 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen demografik bilgi formu, "Beslenme Bilgi Düzeyi Ölçeği" ve "Yaşam Kalitesi Ölçeği" kullanılarak üç bölümden oluşan bir anket formu hazırlanmıştır. Ayrıca Tanita BC 601 model baskül kullanılarak katılımcıların vücut bileşenlerinin ölçümü yapılmıştır. Bunun yanı sıra antropometrik ölçümler yapılmıştır. Veriler IBM SPSS 26.0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Bulgulara göre egzersiz grubu ve cinsiyetin Fiziksel Sağlık üzerinde etkisi yoktur; ancak egzersiz grubu Psikolojik Sağlık boyutunda anlamlı farklılık oluşturmuş ve kardiyo egzersizi yapanların puanları egzersiz yapmayanlardan daha yüksek bulunmuştur. Medeni durum ve grup etkileşimleri genel olarak anlamlı değilken, Sosyal İlişkiler boyutunda hem kardiyo yapanların hem de evli bireylerin puanları daha yüksektir; ayrıca medeni durumun Çevresel Alan üzerinde de etkisi saptanmıştır. Egzersiz süresi ve haftada egzersiz gün sayısı arttıkça özellikle Fiziksel Sağlık (haftada 5+ gün egzersiz yapanlarda Psikolojik Sağlık ile Sosyal İlişkiler) puanlarının yükseldiği görülmüştür. YETBİD'de kardiyo egzersizi yapanların Temel Beslenme Bilgisi ve Besin Tercihi puanları daha yüksektir; sigara kullanmayanların besin tercihi puanı daha yüksek bulunmuştur. İlişki analizlerinde yağ kütlesi ölçümü arttıkça Psikolojik Sağlık puanı azalmış, Temel Beslenme Bilgisi yaşla negatif, kas kütlesi ölçümüyle pozitif ilişkili bulunmuştur. Besin tüketim kayıtlarında erkeklerde birçok besin öğesinde gruplar arası fark saptanmış ve genel olarak egzersiz yapmayan erkeklerin alımları daha yüksek; kadınlarda ise özellikle pilates yapanlarda su, biyotin, flor ve iyot alımları daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Reformer pilates, kardiyo, beslenme bilgi düzeyi, yaşam kalitesi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026KE-diplomasi: Kedilerin uluslararası sosyal medya etkilerinin Türkiye ulus markasına katkı bağlamında araştırılması
Yaşar Doysal
Bu tez, Türkiye'nin ulus markalama ve kültürel diplomasi stratejilerini, sosyal medyada dolaşıma giren popüler kültür temelli içerikler üzerinden yeniden düşünmeyi amaçlamaktadır. Özellikle YouTube, Instagram ve TikTok gibi platformlarda yaygın biçimde paylaşılan "Türkiye'nin kedileri" temalı videoların, ülkenin uluslararası imajına yönelik olumlu ve özgün bir temsil alanı ürettiği varsayımından hareket edilmektedir. Bu içerikler; hayvan sevgisi, merhamet, gündelik yaşamla iç içelik ve kültürel sıcaklık gibi temalar aracılığıyla Türkiye'ye dair olumlu bir algı oluşturmakta ve oryantalist temsillerin dışında alternatif bir anlatı zemini sunmaktadır. Çalışma, yeni kamu diplomasisi yaklaşımlarını popüler kültür ve dijital platformlar ekseninde ele alarak, "kedi" fenomeninin bir yumuşak güç unsuru olarak işlev görme potansiyelini tartışmaktadır. Bu çerçevede geliştirilen "Ke-Diplomasi" kavramı, K-Pop örneğinden esinle, kedileri mikro-ünlüler olarak konumlandırmakta ve özellikle İstanbul şehir markasıyla kurdukları sembolik ilişkiyi görünür kılmaktadır. Böylece influencer kültürü ile ulus ve şehir markalama süreçleri arasında yeni bir kesişim alanı önerilmektedir. Araştırma, keşfedici sıralı karma desenle yürütülmüştür. İlk aşamada yüksek izlenme oranına sahip beş kedi temalı video semiyotik analizle incelenmiş; ikinci aşamada bu videolara yazılan İngilizce yorumlar sekiz kategorili içerik analiziyle çözümlenmiştir. Son aşamada ise yapay zekâ destekli görsel üretim araçları kullanılarak Türkiye ve İstanbul için kedi temalı marka tasarım önerileri geliştirilmiştir. Bulgular, uluslararası izleyicilerin kedi temsilleri aracılığıyla Türkiye'ye yönelik hayranlık, yakınlık ve ziyaret etme isteği geliştirdiklerini; bu algının kültürlerarası karşılaştırmalar yoluyla güçlendiğini göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, kedi odaklı anlatıların Türkiye'nin ulus ve şehir markasına katkı sunabilecek özgün bir kültürel diplomasi aracı olduğunu ortaya koymaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Türkiye'de vatandaşlık haklarının kurumsallaşması ve yerel ombudsmanlık modeli
Şahin İldeş
Ombudsmanlık uygulaması; hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi temel prensiplerin hayata geçirilmesi, kamu hizmetlerinin denetimi ve vatandaşlık haklarının korunması açısından önemli bir araçtır. Bu uygulama, vatandaşların devletle olan ilişkilerinde daha etkin, hesap verebilir ve şeffaf bir rol oynamalarını sağlayan, aynı zamanda kamu yönetiminin uygulamalarını denetleyen bağımsız bir yapıyı ifade eder. Yerel ombudsmanlık modeli, özellikle yerel yönetimlerde, halkın taleplerine daha yakın bir denetim ve çözüm önerisi sunmayı amaçlamaktadır. Bu model, yerel düzeyde vatandaşların karşılaştığı sorunların çözülmesinde etkin bir araç olarak öne çıkmaktadır. Yerel ombudsmanlıkla ilgili Dünyada mevcut uygulamalara bakıldığında; bu konuda tek bir model olmadığı ama genelde sadece başvuruları değerlendirmekle kalmadıkları, aynı zamanda devletin uygulamaları ile yerel yönetimlerin vatandaşlar üzerindeki etkilerini izleyerek, hak ihlallerinin önlenmesine yönelik önerilerini ortaya koydukları gözlemlenmektedir. Bu çalışmada; Türkiye'de vatandaşlık haklarının kurumsallaşması sürecinin, yerel ombudsmanlık uygulamalarıyla güçleneceği varsayımından yola çıkılarak bu modelin daha geniş bir şekilde uygulanmasının, demokratik değerlerin pekişmesine ve kamu hizmetlerinin daha şeffaf bir şekilde yürütülmesine olanak tanıyacağı öngörülmektedir. Bu bağlamda, yerel ombudsmanlık uygulamalarının hem vatandaşlar için bir denetim aracı olmasında hem de yerel yönetimler için hesap verebilirlik, şeffaflık, yönetişim ve katılımcı demokrasi ilkelerinin işlemeye başlayacağı bir sürecin inşasında önemli bir rol oynayacağını düşündüğümüz bir model önerisi ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Emniyet teşkilatı mensuplarının meslek algıları: Emekli polislerin görüşleri üzerinden bir inceleme
Abdullah Özalp
Bu çalışmanın amacı, emniyet teşkilatı mensuplarının meslek algılarını emekli polisler perspektifinden incelemektir. Polislerin mesleki algıları, sundukları hizmetin kalitesini doğrudan etkileyen bir faktör olduğundan, elde edilen bulguların ilgili literatüre ve politika yapıcılara önemli katkılar sunması beklenmektedir. Nitel araştırma desenine uygun olarak yürütülen çalışmada veriler, mülakat tekniği ile toplanmıştır. Amaçlı ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılarak 25 emekli polis memuru ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, meslek seçiminde hem devlete hizmet etme ideali gibi içsel motivasyonların hem de işsizlik ve maddi kaygılar gibi dışsal ekonomik faktörlerin etkili olduğunu göstermektedir. Katılımcılar mevzuatın yetersizliğinden; bilhassa çalışma saatleri, ek gösterge, mesai ücretleri ve tayin zorlukları gibi özlük haklarındaki sorunlardan şikayetçidir. Meslek, diğer iş kollarına kıyasla daha riskli ve stresli olarak algılanmaktadır. Teşkilat içi sorunlarda hiyerarşik ve katı örgüt yapısı, saha çalışmalarında ise vatandaşla doğrudan etkileşimin yarattığı zorluklar ön plana çıkmaktadır. Diğer kurumlarla ilişkilerde ise en temel sorunun koordinasyon ve bilgi paylaşımı eksikliği olduğu belirtilmiştir. Stresle başa çıkma mekanizması olarak aile ve meslektaş dayanışmasının önemine vurgu yapan katılımcılar, kadın polis algısında ise son yıllarda olumlu bir dönüşüm yaşandığını ve kadın personelin iş yaşam dengesindeki zorluklara rağmen başarılı bir performans sergilediğini ifade etmişlerdir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Sosyal medyada RC araç yayıncılığının yeni kamu diplomasisi bağlamında araştırılması
Mehmet Akif Canbay
Bu tez, radyo kontrollü (RC) araçların insan-bilgisayar etkileşimi bağlamında kültürel nitelikli sosyal bir aktör olarak konumlanmasını ve bu konumlandırmanın Türkiye'nin yeni kamu diplomasisi için nasıl yenilikçi bir model sunabileceğini kapsamlı bir biçimde incelemektedir. Teknolojinin geleneksel bir araç olmanın ötesine geçerek kültürel etkileşimlerde aktif bir özneye dönüşmesi, RC araçların aksiyon, atraksiyon, reaksiyon ve interaksiyon temelli dijital hikâye anlatımları vasıtasıyla uluslararası düzeyde dikkat çekmesini mümkün kılmaktadır. Araştırma, iki uluslararası YouTube kanalı olan Kael Schoerlin ve Robot Gary ile Türkiye'de faaliyet gösteren Turbo Truck kanalı üzerinden toplam 75 videoyu incelemektedir. İnceleme süreci, üç aşamalı bir yöntemle gerçekleştirilmiştir. İlk olarak, RC araç aksiyonlarının dramatik çerçevesini değerlendiren Reaktif Etkileşim Analizi kullanılmıştır. İkinci aşamada, dikkat çekme stratejilerini inceleyen Dikkat Stratejileri Analizi uygulanmıştır. Son olarak, 750 kullanıcı yorumunu sistematik bir şekilde sınıflandıran Betimleyici Analiz süreciyle veri yapılandırma tamamlanmıştır. Yapılan analizler, RC araçların izleyicilerde pozitif duygular, empati, eğlence ve kültürel merak yarattığını göstermektedir. Uluslararası kanallar, daha güçlü bir hikâye altyapısı ve karakterizasyon sunarken, Turbo Truck kanalı, yerel kültürel kodlara yaslanan oyunlaştırıcı bir performans tarzı geliştirmektedir. Bu bulgular, RC araçların izleyici kitlesi üzerindeki etkisini ve kültürel temsil süreçlerindeki rolünü önemli bir ölçüde ortaya koymaktadır. Tezin sonuçları, RC araçların Türkiye'nin kültürel temsili için yenilikçi bir kamu diplomasisi aracı olarak nasıl kullanılabileceğini noktasında bazı kültürel tespitler ve uygulama yönlü öneriler içermektedir. RC araçların kültürel içerik taşıma, dijital hikâye yaratma ve pozitif reaksiyon üretme kapasitesi, diplomatik etkiyi artırma potansiyeline sahiptir. Bu bağlamda tez, RC araç temelli yeni bir kültürel diplomasi modelinin kavramsal ve yöntemsel temellerini sunmakta, bu modelin uygulanabilirliğine dair kapsamlı bir çerçeve çizmektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2026Hicrî V. asır İslâm hukuku metodolojisinde Hanefî–Şâfiî ayrışması (Saymerî ve Şîrâzî örneği)
Hamza Kaya
Bu çalışmada, Hicrî beşinci asrın Hanefî fakihi Saymerî ile Şâfiî fakihi Şîrâzî'nin usûl anlayışları mukayeseli olarak incelenmiştir. Çalışmada her iki müellif arasındaki usûlî ihtilafın sebepleri üzerinde durulmuştur. Mezhep âlimleri, kendi görüşlerinin haklılığını temellendirmek amacıyla hilâf türünde eserler telif etmiş olup, söz konusu eserler metodolojideki ayrışmanın ipuçlarına dair önemli veriler sunmaktadır. Nitekim bir usûl kaidesindeki ihtilafın, fürû-ı fıkıhta onlarca meselenin hükmünü etkileyebildiği görülmektedir. Bu çerçevede ihtilaf ile metodolojik ayrışma arasında umum-husus ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Her ihtilaf usûlde ayrışmaya yol açmayabilir; ancak her usûl ayrışmasının derin ihtilaflara sebep olduğu tespit edilmiştir. Usûl ilminde ihtilafa konu olan meseleler ayrıntılı bir şekilde ele alınarak metodolojik ayrışmaya yol açan saikler incelenmiştir. Bu bağlamda Şîrâzî'nin usûlî görüşleri, usûl ve fürû alanında telif ettiği birçok eser dikkate alınarak tespit edilmiştir. Saymerî'nin kanaatleri ise ilgili alandaki tek eseri olan Mesâʾilü'l-ḫilâf fî uṣûli'l-fıḳh adlı çalışması üzerinden belirlenmiştir. Ayrıca her iki müellifin eserlerinin yanı sıra Hicrî beşinci asrın diğer usûl âlimlerinin görüşlerine de yer verilmiştir. Çalışma üç temel bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Saymerî ve Şîrâzî'nin hayatları ile kendilerine nisbet edilen eserler ele alınmış; dönemin ilmî ve siyasî arka planına kısaca değinilmiştir. İkinci bölümde usûlî ihtilafın yoğunlaştığı elfâz bahsi kapsamında umum-husus, emir-nehiy, mutlak-mukayyed, müşterek lafız, beyan ve nesih teorileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Kur'ân, Sünnet, icmâ, kıyas ve içtihat konuları değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Taekwondocularda 6 hafta uygulanan pliometrik antrenmanların atletik performansa etkisinin incelenmesi
Kübra Eren
Bu araştırmanın amacı, taekwondo sporcularında 6 hafta süresince uygulanan pliometrik antrenmanların atletik performans üzerindeki etkilerini incelemektir. Taekwondo branşının Olimpiyat Oyunlarında yer alması ve müsabaka rekabet unsurlarının çok boyutlu şekilde değerlendirilmesi, hedefe yönelik antrenman programlarının tasarlanması araştırmacıların ilgisini artırmıştır. Araştırma grubu, 2025–2026 yılları arasında Gençler kategorisinde (14–17 yaş) yarışan ve en az kırmızı-siyah kuşak seviyesine sahip 30 gönüllü sporcudan oluşmaktadır. Sporcular, müsabaka takvimi doğrultusunda 6 haftalık bir antrenman sürecine tabi tutulmuş ve araştırma, ön test-son test modeli çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmada vücut kompozisyonu, beden kitle indeksi, vücut yağ yüzdesi, kas oranı, sıçrama performansı (Countermovement Jump [CMJ] ve Drop Jump [DJ]), taekwondoya özgü çeviklik, esneklik ve denge gibi performans parametreleri değerlendirilmiştir. Araştırmada, 6 haftalık farklı antrenman uygulamalarının taekwondo sporcularının performans değişkenleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bulgulara göre, PA grubunda (pliometrik antrenman) bazı motorik özelliklerde (denge ve çeviklik) kısmi gelişmeler gözlense de bu değişimler genel olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde değildir (p>0.05). Ancak Illinois çeviklik testinde PA grubunun performansında anlamlı iyileşme (p=0.041) elde edilmiştir. Kontrol grubunda el kavrama kuvveti anlamlı fark gözlenmiştir. PA grubu ile kontrol grubu arasında sırt-bacak kuvveti performansında anlamlı bir farklılık gözlenmiştir (p =0.022). Genel olarak, uygulanan antrenman programlarının performans değişkenleri üzerinde olumlu yönde etkiler oluşturduğu ancak bu etkilerin çoğunun istatistiksel olarak anlamlı düzeye ulaşmadığı belirlenmiştir. Özellikle taekwondo temelli pliometrik egzersizlerin çeviklik ve denge gibi branşa özgü beceriler üzerinde kısmi gelişim sağladığı görülmüştür. Bu sonuçlar, taekwondo sporcularında antrenman programlarının planlanmasında pliometrik egzersizlerin branşa özgü uygulamalarla birleştirilmesinin performans artışı açısından önemli olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Taekwondo, pliometrik antrenman, atletik performans, vücut kompozisyonu, çeviklik, anaerobik güç, sıçrama performansı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Boksörlerin sporda cinsiyet algısı ile sportmenlik yönelimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Büşra Özkan
Araştırmada boksörlerin sporda cinsiyet algısı ile sportmenlik yönelimleri arasındaki ilişkinin çeşitli parametrelere bağlı incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda araştırmanın evrenini 2025 yılında aktif olarak lisanslı ve en az ulusal düzeyde müsabakalara katılım sağlayan boksörler oluşturmuştur. Örneklem grubunu ise evrenden kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olan 268 boksör oluşturmuştur. Verilerin toplanması sırasında bu örneklem grubuna üç farklı form sunulmuştur. Bunlar; Demografik Bilgi Formu, Sporda Cinsiyet Algısı Ölçeği ve Çok Boyutlu Sportmenlik Yönelimi Ölçeğidir. Tüm bu formlar aracılığıyla elde edilen ham veriler SPSS (26. sürüm) yazılımında çeşitli analiz tekniklerine tabi tutulmuştur. Araştırmanın bu safhasında tanımlayıcı istatistiklere ek olarak parametrik testlerden gruplar arası farklılıkların tespit edilmesi adına t-testi ve ANOVA kullanılırken parametrik olmayan gruplar için mann whitney-u testi kullanılmıştır. İlişki testlerinden ise pearson korelasyon analizindan faydalanılmıştır. İlgili testler aracılığıyla yapılan sınamalar neticesinde boksörlerin cinsiyet algısı puanlarının; cinsiyet, yaş, spor yaşı ve mevcut antrenörünün cinsiyet durumlarına bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgulara rastlanılmıştır. Katılımcıların sportmenlik puan ortalamalarının ise cinsiyet, millilik durumu, yaş ve mevcut antrenörünün cinsiyet durumlarına bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgular tespit edilmiştir. Dahası, her iki ölçek toplam puanları ile alt boyutlar arasında ilişkilerin olduğu bulunmuştur. Ancak ölçek toplam puanları arasında istatistiki açıdan bir ilişkiye rastlanmamıştır. Başka bir deyişle boksörlerin boksörlerin sporda cinsiyet algıları ile sportmenlik yönelimleri arasında ilişkiye rastlanmamıştır. Sonuç olarak boksörlerin sporda cinsiyet algıları ile sportmenlik yönelimlerinin çeşitli parametrelere bağlı farklılık gösterebileceğini fakat her iki değişken arasında ilişkinin olamadığını söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Spor, boks, cinsiyet, cinsiyet algısı, sportmenlik.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Kayaklı koşu sporcularında zihinsel antrenmanın sporda motivasyon düzeylerine etkisi ve ilişkisi
Ayşenur Çetinkaya
Bu araştırmanın temel amacı, kayaklı koşu sporcularının zihinsel antrenman düzeyleri ile sporda motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda 2024-2025 sezonunda aktif olarak yarışmalara katılan, farklı yaş ve eğitim düzeylerinden 205 kayaklı koşu sporcusu katılımcı olarak kabul edilmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüş olup 3 farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bu veri toplama araçları Demografik Bilgi Formu, Sporda Zihinsel Antrenman Envanteri ve Sporda Motivasyon Ölçeği'dir. Verilerin analizi SPSS 26.0 programı ile yapılmış; betimsel istatistikler, güvenirlik analizleri, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda sporcuların zihinsel antrenman düzeyleri ile motivasyon düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca zihinsel antrenman ve motivasyon puanlarının cinsiyet, eğitim düzeyi, millilik durumu ve spor yaşı değişkenlerine göre farklılık gösterdiği, yaş değişkeni ile de anlamlı ilişkiler bulunduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, kayaklı koşu sporcularının yalnızca fiziksel hazırlık değil, psikolojik hazırlık süreçlerinin de performans üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle zihinsel antrenman tekniklerinin düzenli uygulanmasının sporcuların odaklanma, özgüven ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirdiği görülmüştür. Sonuç olarak kayaklı koşu sporcularının zihinsel antrenman düzeyleri yükseldikçe motivasyon düzeylerinin de arttığı ve zihinsel hazırlığın sporda motivasyon üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya konulmuştur. Bu durum, antrenörler ve spor psikologları için zihinsel antrenman programlarının sistematik biçimde antrenman planlarına dahil edilmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Kayaklı koşu, zihinsel antrenman, motivasyon, sporcu performansı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Antrenörlerin çok yönlü liderlik, öz yeterlik ve antrenörlüğe yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Doğukan Yakışkan
Araştırmanın amacı, spor branşlarında antrenörlük yapanların çok yönlü liderlikleri, öz yeterlikleri ve antrenörlüğe yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada örneklem grubu toplam 204 (n) katılımcının bulunduğu spor branşlarında aktif antrenörlük yapan bireylerden oluşmaktadır. Katılımcıların konu ile ilgili görüşlerinin alınması için dört ayrı form kullanılmıştır. Bunlar; Kişisel Bilgi Formu, Çok Yönlü Liderlik Yönelimleri Ölçeği, Antrenör Öz Yeterlik Ölçeği ve Antrenörlüğe Yönelik Tutum Ölçeğidir. Elde edilen tüm ham veriler SPSS (26. Versiyon) yazımında test edilmiştir. Verilerin analiz sürecinde ilk olarak tanımlayıcı analizler gerçekleştirilmiştir ve Parametrik testlerin kullanıma uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda; t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ilişki testlerinden pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, kadın antrenörlerin çok yönlü liderlik yönelimi algılarının erkek antrenörlere kıyasla daha yüksek olduğunu; ancak cinsiyete göre antrenörlük öz yeterlik algılarının ve antrenörlüğe yönelik tutumlarının anlamlı bir farklılaşma göstermediğini ortaya koymuştur. Bunun yanında, antrenörlerin yaşı ve antrenörlük deneyimi ile çok yönlü liderlik, öz yeterlik ve tutum değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Analizler ayrıca, antrenörlerin çalıştıkları kurum türüne (kamu–özel) veya Millî takım düzeyinde görev yapma durumlarına göre ilgili değişkenlerde anlamlı bir farklılık olmadığını göstermiştir. Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, çok yönlü liderlik yöneliminin artmasıyla birlikte antrenörlerin öz yeterlik algılarının ve antrenörlüğe yönelik tutumlarının da yükselmesidir. Benzer şekilde, öz yeterlik algısının artması antrenörlüğe yönelik tutum düzeyinde de olumlu bir artışa karşılık gelmektedir. Bu sonuçlar, liderlik özelliklerinin ve öz yeterlik algısının antrenörlük tutumunu destekleyen önemli yapılar olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Antrenör, liderlik, öz yeterlik, tutum.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Özel gereksinimli bireylerde fiziksel aktivite düzeyi ve aile yaşam kalitesi arasındaki ilişki
Feyza Özden Atabay
Bu çalışmanın amacı, özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyi ve aile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bunun yanı sıra çalışmada, özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri ve aile yaşam kalitelerinin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, özel gereksinim türü, düzenli spor yapma durumu ve algılanan gelir düzeyi değişkenleri açısından incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel ve betimsel tarama modellerinde desenlenmiştir. Çalışmaya Bayburt ilinde ikamet eden ve farklı yetersizlik gruplarında yer alan 202 özel gereksinimli birey katılmıştır. Çalışma verileri; Kişisel Bilgi Formu, Serbest Zaman Egzersiz Anketi ve Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analiz edilebilmesi için SPSS 25.0 istatistik paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde öncelikle verilerin normal dağılım gösterip göstermediği sınanmıştır. Normallik analizinde Kolmogorov-Smirnov testi sonuçları ile Çarpıklık ve Basıklık değerleri dikkate alınmıştır. Veriler, normal dağılıma uygun olmadığı için verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden yararlanılmıştır. Özel gereksinimli bireylerin Serbest Zaman Egzersiz Anketinden elde ettikleri puanlar ile Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeğinden elde ettikleri puanlar arasında ilişki olup olmadığı Spearman Brown Sıra Fakları Korelasyon Katsayısı kullanılarak incelenmiştir. Özel gereksinimli bireylerin veri toplama araçlarından elde ettikleri puanların cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, özel gereksinim türü, düzenli spor yapma durumu ve algılanan gelir düzeyi değişkenleri açısından incelenmesi için Mann Whitney-U, Kruskal Wallis-H testleri ile Spearman Brown Sıra Fakları Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Kruskal-Wallis H testi sonucunda ortaya çıkan anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmek amacıyla ikili gruplar arasında Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre öncelikle çalışmaya katılan özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri (X: 9.31; 13 ve altı "Yeterince aktif değil") ve aile yaşam kalitesi düzeylerinin (X: 56. 25) düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyi ile aile yaşam kalitesi düzeyleri arasında orta düzeyde ve olumlu yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r: 0. 548, p: 0.000). Değişkenler açısından, özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri ve aile yaşam kalitesi düzeylerinin düzenli olarak spor yapma durumu ve özel gereksinim türüne göre anlamlı farklılık sergilediği görülmüştür. Buna karşın, özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri ve aile yaşam kalitesi düzeyleri arasında cinsiyet, yaş ve algılanan gelir düzeyi bakımından anlamlı bir farklılık yada ilişki olmadığı belirlenmiştir. Düzenli olarak spor yapan özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri (U: 2842.50, p<0.05) ve aile yaşam kalitesi düzeylerinin (U: 3017.50, p<0.05) düzenli olarak spor yapmayan özel gereksinimli bireylere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, fiziksel yetersizliği zihinsel yetersizliği veya otizm spektrum bozukluğu olan özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri (X2: 49.488, p<0.05) ve aile yaşam kalitesi düzeylerinin (X2: 37.287, p<0.05) dil ve konuşma bozukluğu, özel öğrenme güçlüğü ve down sendromu olan özel gereksinimli bireylere göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Özel gereksinimli bireyler, fiziksel aktivite, aile yaşam kalitesi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Tarım alet ve makine kaynaklı iş kazalarının iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi Bayburt il örneği
Mustafa Şık
Bu araştırma, Bayburt ilinde tarımsal üretimde kullanılan alet ve makinelerden kaynaklanan iş kazalarının iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Tarım sektörü, yapısı gereği açık alanda çalışma zorunluluğu, mevsimsellik, düşük mekanizasyon düzeyi ve yaygın aile işgücü kullanımı nedeniyle yüksek oranda kaza riski barındırmaktadır. Bu risklerin çoğu, traktör devrilmeleri, mekanik arıza, operatör hataları, uygun olmayan arazi koşulları ve eğitimsizlik gibi unsurlardan kaynaklanmaktadır. Araştırmanın evrenini, Bayburt il merkezi ve ilçelerinde tarımsal faaliyetlerde bulunan çiftçiler oluşturmaktadır. Çalışmada, kazaya uğrayan ya da kazaya tanıklık eden 200 çiftçiyle yüz yüze görüşmeler yapılarak veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak yapılandırılmış anket formu kullanılmış, elde edilen veriler SPSS programı yardımıyla analiz edilmiştir. Bulgular, tarım alet ve makinelerinin kullanımı sırasında güvenlik önlemlerinin yeterince alınmadığını, bakım ve onarım süreçlerinde ciddi ihmaller olduğunu ve eğitimsizliğin kaza riskini artırdığını ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonucunda, tarımsal mekanizasyonun güvenli kullanımına yönelik farkındalık artırıcı eğitimlerin verilmesi, kişisel koruyucu donanım kullanımının yaygınlaştırılması ve traktörlere yönelik teknik iyileştirmelerin yapılmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Ayrıca, Bayburt gibi küçük ölçekli tarımsal üretimin hâkim olduğu bölgelerde, yerel koşullara özgü risk değerlendirme çalışmalarının yapılmasının iş kazalarının azaltılmasına önemli katkı sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Çocuklar için felsefe yaklaşımının ilkokul öğrencilerinin argümantasyon becerilerine etkisi
Yasin Ayday
Bu araştırmada, Çocuklar İçin Felsefe (Philosophy for Children – P4C) yaklaşımının ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin argümantasyon becerileri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışma, karma yöntemlerden gömülü desenle yürütülmüştür. Araştırma, 2024–2025 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Bayburt ilindeki bir devlet ilkokulunda öğrenim gören 24 dördüncü sınıf öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 10 hafta boyunca haftada iki ders saati müfredata entegre biçimde P4C oturumu uygulanmış, kontrol grubunda mevcut öğretim süreci sürdürülmüştür. Nicel veriler, ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kapsamında Yazılı Argümantasyon Değerlendirme Formu ile toplanmıştır. Nitel veriler ise öğrenciler ve öğretmenle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanarak içerik analiziyle çözümlenmiştir. Normallik varsayımı sağlanmadığından nicel veriler parametrik olmayan testler yardımıyla çözümlenmiştir. Bulgular, ön test puanları kontrol edildiğinde deney grubu lehine anlamlı fark olduğunu ve P4C uygulamalarının yazılı argümantasyon becerileri üzerinde güçlü bir etki oluşturduğunu göstermiştir. Nitel bulgular, öğrencilerin iddia oluşturma, gerekçelendirme ve farklı bakış açılarını değerlendirme becerilerinde gelişim yaşadıklarını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, P4C yaklaşımının ilkokulda argümantasyon becerilerinin geliştirilmesinde etkili olduğu söylenebilir. Bu doğrultuda bir öğretim yaklaşımı olarak P4C'nin öğretim süreçlerine entegre edilmesi önerisinde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Bulanık çok kriterli karar verme teknikleri ile su kalitesinin değerlendirilmesi
Özlem Suiçmez
Su, yaşamın sürdürülebilirliği için kritik bir kaynaktır ve kentleşme, tarım, sanayi gibi faaliyetlerin artışı güvenli içme suyu yönetimini zorunlu kılmaktadır. Bu tez çalışmasında sürdürülebilir içme suyu yönetimi amacıyla içme kullanma sularının bütünleşik kalite değerlendirmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla suyun kalitesini etkileyen mikrobiyolojik, kimyasal, fiziksel parametreleri içeren 8 ana kriter ve 44 alt kriter belirlenmiştir. Belirlenen kriterlerin ağırlıklarının hesaplanması için Pisagor Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi (PFAHP), alternatiflerin sıralanması için ise İdeal Çözüme Benzerliğe Göre Sıralama Tekniği (TOPSIS) kullanılarak bütünleşik bir bulanık çok kriterli karar verme modeli sunulmuştur. Araştırmanın örneklemini Türkiye'nin Bayburt ilindeki 130 farklı depodan alınan içme kullanma suyu numuneleri oluşturmaktadır. Çalışma sonucu, 130 deponun 90'ında kalite düzeyinin ≥0,90, 40 depoda ise <0,90 olduğunu göstermektedir. Sonuçlar, güvenli ve temiz su yönetimi için önceliklendirme ve iyileştirme yol haritası sunmaya yardımcı olmakta ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SDG) 6.1 ve 6.3'e ulaşılmasına katkı sağlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Bayburt kent atmosferindeki iri mod partikül madde (pm10) ve ince mod partikül maddelerin (pm2,5) konsantrasyon ve karakterizasyonlarının belirlenmesi
İbrahim Pamuk
Bu çalışma, Bayburt ili sınırları içinde yer alan yarı-kentsel bir alanda bulunan Baberti kampüsünde kaba mod toplam askıda partikül maddeler (TSP / PM10) ve ince mod partikül maddelerin (PM2,5) varlıklarının tesbiti, konsantrasyonlarının hesaplanması ve karekterizasyonlarının detaylandırması amaçlanmıştır. Bayburt ilinde yapılan bu çalışmada iki adet Techora marka High-Volume cihaz (yüksek hacimli hava örnekleyicisi: YHHÖ) kullanılarak aktif örnekleme yöntemi yapılmıştır. Bu amaçlar doğrultultusunda Baberti atmosferindeki iri mod partikül maddeleri (PM'ler) tutmak için TSP / PM10 başlıklı YHHÖ kullanılmıştır. İnce mod PM'lerin tutulması içinde PM2,5 başlıklı YHHÖ kullanılmıştır. Örnekleme çalışması aynı noktada ve eş zamanlı olarak zamansal ve mevsimsel yapılmıştır. Ayrıca çalışmada günlük olarak 24 saatte bir PM'leri üzerinde tutan cam fiber filtreler (GFF) kullanılmıştır. Mevsimsel olarak iki ay yaz ve ardından da iki ay kış sezonlarında örnekleme yapılmıştır. Örneklemelerin ardından toplanan filtreler laboratuar ortamına getirilerek muhafaza edilmiştir. Daha sonra uygun laboratuvar çalışmaları, gravimetrik analiz yöntemleri ile PM'lerin konsantrasyon hesaplamaları yapılmıştır. Aynı zamanda PM'lerin kartekterizasyonlarının belirlenmesinde, ayrı ayrı Meteorolojik faktörlerle etkileşimli ilşkileri istatistiksel ve bunları gösteren grafiksel yöntemler ile açıklanmıştır. Böylece PM'lerin varlığı, konsantrasyonları ve karakterizasyonlarının tesbiti başarılı bir şekilde yapılmıştır. Sonuç olarak, Bayburt kent atmosferinde PM2,5 ve PM10 açısından, benzer literatür çalışmaları ile kıyaslanıp, yorumlarla tartışılıp, genel sonuçlara varılmıştır. Bu çalışmada Baberti kampüsünden elde edilen verilere göre; kış aylarında atmosferik partikül fazdaki PM2,5'ların ortalama konsantrasyonu 28,80 ± 30,48 µg m-3 olarak belirlenmiştir. Yaz aylarında ise 54,18 ± 36,25 µg m-3 olarak bulunmuştur. Mevsimsel ve zamansal ortalamalar değerlendirildiğinde PM2,5 için genel yıllık ortalama konsantrasyonun 41,74 ± 35,69 µg m-3 olduğu görülmüştür. Benzer şekilde PM10'ların kış aylarında 36,03 ± 29,95 µg m-3 olarak belirlenirken, yaz aylarında ise 61,87 ± 38,91 µg m-3 olarak ortalama konsantrasyon değerleri ölçülmüştür. Yıl boyunca PM10'ların genel ortalaması ise 48,75 ± 36,86 µg m-³ olarak tespit edilmiştir. Meteorolojik parametreler, özellikle sıcaklık, yağış miktarı ve rüzgâr hızının, PM2,5 ve PM10 konsantrasyonları üzerinde pozitif veya negatif yönde anlamlı etkiler oluşturduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları, Baberti kampüsü atmosferinin PM2,5 ve PM10'lar açısından birçok büyük kentsel alana kıyasla daha düşük, benzer alanlara görede yüksek değerlere sahip olduğu görülmüştür. Aynı zamanda belirlenen bu değerler ile temiz hava kalitesi sınırlarında yer aldığını göstermektedir. Bu kapsamda elde edilen bulgular, bölgenin mevcut atmosferik yapısının izlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda bu verilerin eldesi ile gelecekteki karşılaştırmalı çalışmalar ve hava kalitesi politikalarına ışık tutması açısından önemli bir ilk başlangıç basamağı şeklinde katkı sağladığına inanılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Okul öncesi çocuklarda temel cimnastik eğitiminin çeşitli motorik özellikler üzerine etkisi
Abdulmecit Akçiçek
Bu araştırmanın amacı, 4–6 yaş okul öncesi dönemde uygulanan temel cimnastik eğitiminin çocukların çeşitli motorik özellikleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, deneysel yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evrenini, Bağcılar Çok Amaçlı Spor Salonu'nda Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde ücretsiz olarak verilen temel cimnastik eğitimlerine katılan okul öncesi dönem çocukları oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise, bu eğitim programına düzenli olarak katılan 4–6 yaş grubundaki çocuklar oluşturmuştur. Araştırma kapsamında, çocuklara 8 hafta süreyle, haftada belirlenen gün ve saatlerde planlı ve sistematik temel cimnastik eğitimi uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, dikey sıçrama , yatay sıçrama , flamingo denge , tek ayak denge ve sürat testleri yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, istatistiksel paket programından yararlanılarak tanımlayıcı istatistikler ve uygun karşılaştırma testleri uygulanmıştır. Araştırma bulguları, 8 haftalık temel cimnastik eğitiminin çocukların denge becerileri ve bazı motorik özellikleri üzerinde anlamlı düzeyde olumlu etkiler oluşturduğunu göstermiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, okul öncesi dönemde uygulanan temel cimnastik eğitiminin çocukların motor gelişimini destekleyen etkili bir hareket eğitimi yöntemi olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi dönem, temel cimnastik, denge, motorik özellikler, hareket eğitimi
