Koleksiyon/r/bayburt/10009

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Yabani kızamık (Berberis vulgaris L.) ve karamuk (Berberis crataegina DC.) meyvelerinin bazı fizikokimyasal özellikleri ile antioksidan ve antimikrobiyal kapasitesinin tespit edilmesi

    Arzu Yaşar Eroğlu

    Tüketimin hızla arttığı günümüz toplumlarında; bireylerin sağlık durumlarının korunması, hastalıkların önlenmesi ve tedavi edilmesi amacıyla geleneksel ilaçlara, sentetik ürünlere ve mevcut gıdalara alternatif güvenilir gıdaların araştırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada Bayburt'un ilçe ve köylerinden temin edilen doğal olarak yetişmiş on bir (sekiz kızamık ve üç karamuk) meyvenin bazı önemli fizikokimyasal özellikleri, antioksidan kapasiteleri, fenolik madde profilleri ve antimikrobiyal aktiviteleri araştırılmıştır. Toplam fenolik madde miktarı Folin-Ciocalteu metoduyla, antioksidan aktiviteleri DPPH• radikal giderme aktivitesi, ABTS•+ radikal giderme aktivitesi ve β-karoten ağartma yöntemiyle, fenolik madde profili yüksek performanslı sıvı kromatografisiyle (HPLC), antimikrobiyal aktivitesi ise agar kuyu difüzyon yöntemiyle belirlenmiştir. Meyvelerin yetiştiği yere göre bazı fizikokimyasal analiz sonuçları, toplam fenolik madde miktarı, DPPH• radikal giderme aktivitesi, ABTS•+ radikal giderme aktivitesi ve β-karoten ağartma yöntemiyle yapılan antioksidan aktivite analiz sonuçları tek yönlü ANOVA istatiksel testi kullanılarak kıyaslanmıştır. Yapılan fizikokimyasal analizler sonucunda yetiştiği yere göre kuru madde miktarı %28,47-%41,61, SÇKM %18,10-%27,75, kül miktarı %0,65-%2,13, su aktivitesi değeri 0,931-0,947, pH 2,44-3,25 aralığında tespit edilmiştir. Meyveler kurutularak etanol:su (80:20) ve su ile ekstraktsiyonları yapılmıştır. Kızamık ve karamuk meyvelerinde toplam fenolik madde 148,0-448,3 µg/GAE/mg KM, DPPH• radikalini giderme aktivitesi %11,92-%40,44, β-karoten ağartma %62,83-%92,19, ABTS•+ radikalini giderme aktivitesi %33,06-%92,85 aralığında belirlenmiştir. Meyvelerin fenolik madde profillerinin belirlenmesi analizlerinde gallik asit, klorojenik asit, vanilik asit, kafeik asit, sringik asit, trans-ferulik asit ve sinapik asit fenolik bileşiklerinin varlığı tespit edilmiştir. Tanımlanan fenolik bileşikler içerisinde klorojenik asit diğer fenoliklere göre daha yüksek oranda tespit edilmiştir. Meyvelerin su ekstraktları, B. cereus BC 6830, S. typhimurium RSSK 95091, Y. enterocolitica ATCC 27729, S. aureus ATCC 25923 suşlarının gelişimlerini değişik oranlarda (1-15 mm) inhibe etmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kars kaşarının mikrobiyal forasının ön olgunlaştırma periyodu boyunca değişimi ve gelişimi

    Ayşe Yuvaşen

    Kars Kaşarının bozulmadan günümüze kadar ulaşan üretim metodu ile olgunlaşma süresinin uzun sürdüğü bilinmektedir. Olgunlaşma esnasında peynirin yapısında bulunan laktik floranın tespit edilerek peynir üretiminde starter kültür olarak kullanılmasıyla daha kısa sürede olgunlaşma sağlanabileceği ve bunun ürün için oldukça önemli bir gelişme olacağı düşünülmektedir. Bu tez çalışması Kars kaşarının ön olgunlaşması esnasında yapısında bulunan mikrobiyal floranın tespit edilmesi amacıyla yürütülmüştür. Tez çalışması kapsamında Kars ilinde farklı üretim noktalarından yeni üretilmiş 6 adet Kars Kaşarı örneği temin edilmiş ve ön olgunlaştırma periyodu boyunca bazı fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik özellikleri ve mikrobiyal floralarında meydana gelen değişim ve gelişim incelenmiştir. Peynir örneklerinden uygun besiyerlerine ekim yapıldıktan sonra toplam 533 bakteri, maya ve küf izolatı elde edilmiştir. İzolatlara uygulanan RAPD-PCR ve rep-PCR işlemlerinin ardından PCR ürünleri sekans analizine tabi tutulmuştur. Yürütülen bu işlemlerle bakteri, maya ve küf gruplarının tanımlaması yapılmış, böylece peynir örneklerindeki baskın türler belirlenmiş ve bu türler arasındaki filogenetik benzerlikler tespit edilmiştir. Sonuçta; tanımlaması yapılan 285 adet bakteri izolatının 37'si Lb. paracasei, 24'ü Lb. rhamnosus, 24'ü S. thermophilus, 13'ü Lb. graminis, 12'si Lb. mindensis, 11'i Lb. fermantum ve 8 tanesi Lb. plantarum olarak belirlenmiştir. Bu türlerin yanında E. faecium, E. faecalis gibi NSLAB olabilecek türler diğer bakteri grupları arasında tanımlanmıştır. 168 adet maya-küf florasından 131 tanesinin maya, 37 tanesinin ise küf türü olduğu görülmüştür. Tanımlanan maya izolatlarının 54'ü P. kudriavzevii, 11'i C. parapsilosis, 24'ü C. zeylanoides, 20'si K. marxionus, 19'u K. lactis, 2'si D. hansenii ve 1'i Y. lipolytica olarak tespit edilmiştir. Küf izolatlarının ise 23'ü P. crustosum, 8'i P. kewense, 4'ü P. commune ve 2'si G. candidum olarak belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuçlar Kars Kaşarının ön olgunlaştırma döneminde mikroflorasındaki biyolojik çeşitliliğin varlığını doğrulamış ve mevcut üretim metodunun starter kültür ilavesi ile geliştirilmesinin gerekliliğini ortaya koymuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Cimin üzümü (Vitis vinifera L.) ve Kemah cevizi (Juglans regia L.) karışımı (Saruç) ile üretilen probiyotik (Saccharomyces boulardii) dondurmaların bazı kalite özellikleri

    Mehmet Ali Salık

    Bu araştırmada, başta çocuklar ve gençler olmak üzere toplumun herkesimi tarafından sevilerek tüketilen dondurmaya çeşitli fonksiyonel özellikler kazandırmak amaçlanmıştır. Bu amaçla; 2 farklı oranda (%10 ve %20) Saruç (%60 kurutulmuş siyah Cimin üzümü ve %40 Kemah cevizi), 2 farklı oranda üzüm çekirdeği (%0,5 ve %1,0) ve probiyotik kültür (Saccharomyces boulardii) kullanılarak klasik (K, K1, K2, K1Ü, K2Ü) ve probiyotik (PK, PK1, PK2, PK1Ü, PK2Ü) olacak şekilde toplamda 10 çeşit dondurma üretilmiştir. Üretilen klasik ve probiyotik grup dondurma örneklerinin, probiyotik raf ömrü ile bazı kalite nitelikleri depolama periyodu boyunca (-20±1 °C'de 1., 15., 30. ve 60. günler) yapılan bazı fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal analizlerle belirlenmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre; üretiminde kullanılan Saruç ve üzüm çekirdeğinin, dondurma örneklerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri üzerine etkisi önemli bulunmuştur (p<0,01). Dondurma örneklerinde, artan Saruç konsantrasyonu ile birlikte; toplam kurumadde, yağ, protein, kül, glukoz, fruktoz, toplam şeker, viskozite, ilk damlama süresi, tam erime süresi, a* değeri ve kalori (kcal) değeri'nin arttığı; sakkaroz, erime oranı, L* ve b* değerinin azaldığı tespit edilmiştir. Üretimde kullanılan üzüm çekirdeğinin, dondurma örneklerinde yağ, protein, kül, viskozite, ilk damlama süresi ve kalori değerlerini artırdığı görülmüştür. Dondurma örneklerinin asitlik ve pH değerleri üzerine depolama periyodunun etkisi önemli bulunmuş (p<0,01) olup, artan Saruç ve üzüm çekirdeği konsantrasyonu ile birlikte asitlik oranının arttığı, pH değerinin azaldığı tespit edilmiştir. Dondurmaların üretimde kullanılan Saruç, üzüm çekirdeği ve probiyotik mayanın hacim artışı üzerine olan etkisi değişkenlik göstermiştir. Tüm dondurma örneklerinde, serum stabilitesi %100 olarak belirlenmiştir. Probiyotik dondurma örneklerinin üretiminde kullanılan Saruç ve üzüm çekirdeğinin S. boulardii sayısı ile bu mayanın canlılığı üzerine olan etkisi önemli bulunmuştur (p<0,01). Bu bileşenlerin ilavesi S. boulardii'nin gelişimi ve canlılığını olumlu yönde etkilemiştir. Probiyotik dondurma örneklerinde depolama periyodu boyunca S. boulardii sayısı, 106 kob/g'ın altına düşmemiş olup, probiyotik ürünlerde istenilen terapötik etkiyi sağlayacak düzeyde (106-107 kob/g) tespit edilmiştir. Probiyotik dondurma örneklerinde, S. boulardii'nin canlılık oranı %96,62-103,06 aralığında saptanmıştır (p<0,01). Yapılan duyusal değerlendirme sonucunda, dondurma örnekleri tüm duyusal parametreler bakımından 5 puan üzerinden 4 ile 5 puan aralığında değerler almıştır (p>0,05). Sonuç olarak; S. boulardii'nin dondurma üretiminde probiyotik olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir. Tüm kalite parametreleri dikkate alındığında; S. boulardii ve %10 Saruç ilaveli (PK1), besin değeri yüksek yeni bir probiyotik fonksiyonel dondurma üretilebileceği ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    İstanbul ilindeki toplu yemek üretim tesislerinde ISO 22000 gıda güvenliği sistemleri uygulamalarında karşılaşılan problemler ve çözüm önerileri

    Derman Karataş

    Toplu yemek üretimi gerçekleştiren tesislerde gıda güvenliğine verilen önemin, ortaya çıkan problemlerin ve bunların çözümlerine yönelik yapılanların incelenmesi amacıyla gerçekleştirdiğimiz çalışmaya 100 kişi dahil edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi neticesinde gıda güvenliği uygulamalarının yerine getirilme düzeyinin en düşük olduğu 3 aşamanın sırasıyla satın alma, teslim alma ve depolama olduğu görülmüştür. 2000 yılı sonrasında faaliyete geçen firmaların gıda güvenliği uygulamalarını yerine getirme düzeylerinin 2000 öncesinde faaliyete geçen firmalardan anlamlı şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yine yapılan çalışmada ISO 22000 belgesini 2010 sonrasında alan yemek üretimi firmalarının gıda güvenliği uygulamalarını yerine getirme düzeylerinin anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Firmaların karşılaştıkları en önemli 5 sorun "sistemli, sertifikalı tedarikçi bulma güçlüğü" (Ort. 1.46±.67), "analiz maliyetlerinin yüksekliği" (Ort. 1.46 ±.67), "nitelikli eleman eksikliği" (Ort. 1.47±.67), "analizler için akredite laboratuvar bulma güçlüğü" (Ort. 1.47±.67) ve "çalışanların yeterince bu sisteme aktif olarak katılmamaları" (Ort. 1.69±.69) şeklindedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Nasirüddîn el-Lekânî'nin Hâşiye alâ Şerhi Tasrîfi'l-İzzî li Teftâzânî adlı eserinin edisyon kriği

    İskender Karayiğit

    Our study is to research the literary work called Hâsiyetü'l-Lekānî alâ Serhi Tasrîfi'lİzzî by Nâsıruddin el-Lekānî in return for the commentary Serhu Tasrîfi'l-İzzî written by Teftâzânî in grammar (sarf). Nâsıruddin el-lekānî is a Mâlikî scholar who was born in Lekân, Egypt. Even though he is not well known in our country, he is famous in his region. In his time, there were many of his disciples in Ezher. El-Lekānî's work for Teftâzânî's commentary does not explain grammar in detail. It is just an annotation that explains the problematic parts. That's why this work does not appeal to beginners, but for those who have enough background in the field. In the introductory chapter of the study, brief information is given about the historical development of grammar (sarf) and syntax (nahiv) and the occurrence of both disciplines is also mentioned. Moreover, both the names and the editors of extant grammar works are chronologically mentioned. In the first chapter, after mentioning the biography of Nâsıruddin el-Lekānî, Hâsiyetü'l-Lekānî alâ Serh-i Tasrîfi'l-İzzî's work is introduced, author's life and his other works are examined, and the work's belonging to the author is evaluated. In the second chapter, available copies of the work in world libraries are introduced; by examining the copies related to this enquiry work, some information is given about the methods for the critical edition. In the third part, the work is published including verification. KeyWords: Nâsırüddin el-Lekānî, Hâşiye, ez-Zencânî, et-Teftâzânî.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Zekâ oyunlarının 6. sınıf öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkileri

    Havva Terzi

    Bu çalışmanın amacı ortaokul 6. sınıf düzeyinde zekâ oyunlarının öğrencilerin yaratıcılık becerilerine etkisini incelemektir. Bu amaç çerçevesinde 16 hafta oyunca boyunca toplam 32 farklı zekâ oyunu ile dersler sürdürülmüş ve zekâ oyunlarının öğrencilerin yaratıcılık becerilerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma Bayburt Ortaokulu'nda 2017-2018 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında 7. sınıf düzeyinde 2 şubede öğrenim gören toplam 70 öğrenci ile sürdürülmüştür. Şubeler seçkisiz atama yoluyla biri kontrol grubu ve diğeri deney grubu olacak şekilde ayrılmıştır. Çalışmada ön test-son test deney ve kontrol gruplu yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Veri Toplama aracı olarak; Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (TYDT) Sözel-Şekilsel Form-A kullanılmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak TYDT hem deney hem kontrol grubuna ön test olarak uygulanmış, ardından deney grubuna 16 hafta boyunca 32 adet olarak planlanan zekâ oyunları oynatılmıştır. Bu uygulama süresi boyunca kontrol grubuna zekâ oyunlarına dair herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Araştırma sonunda her iki gruba da son test olarak TYDT uygulanmıştır. SPSS paket programı kullanılarak deney ve kontrol grubunun ön test ve son test puanları t-testi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları son testlerde deney ve kontrol grubunun başarıları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunduğunu göstermiştir. Uygulama sonuçları incelendiğinde zekâ oyunları dersinin öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmelerinde oldukça etkili olduğu, öğrencilerin bireysel gelişimlerine katkıda bulunduğu gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Geometri öğretiminde öğretim teknolojilerinin kullanımı: 2000 - 2018 yılları arası yazılan lisansüstü tezlerin bloom taksonomisine göre incelenmesi

    Betül Çil

    Mevcut araştırma kapsamında 2000-2018 yılları arasında ülkemizde öğretim teknolojilerinin kullanıldığı geometri öğretimine yönelik yapılan lisansüstü tezlerin incelemesi ve Bloom Taksonomisine göre hangi düzeyde öğrenmeye yönelik aktivitelerin geliştirildiğinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaca yönelik Ulusal Tez Merkezi'nde taranan ve amaca uygun olduğu belirlenen 79 lisansüstü tez içerik analizine tabi tutularak incelenmiştir. İçerik analizinde öğrenmenin gerçekleştiği bilişsel basamağın yanı sıra bu tezlerde kullanılan teknoloji desteği, örneklem seçim yöntemleri, örneklem büyüklükleri, örneklem seviyeleri, araştırma yöntemleri, veri toplama araçları, veri analiz yöntemleri, tezlerin hazırlandığı yıllar birebir analiz edilerek bir sonuç ortaya koymaktadır. Bu verileri analiz etmek için Tez Tematik Yapı İnceleme Formu geliştirilmiştir. Bu formla 79 tez analiz edilerek bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda tezlerde amaca uygun örneklemin daha fazla tercih edildiği, örneklem grubunu daha çok ortaokul öğrencilerinin oluşturduğu, örneklem sayısının sıklıkla 31-60 aralığında olduğu, nitel araştırma yöntemleri kullanarak yürütülen çalışmalarda daha üst düzey öğrenmelerin gerçekleştiği, veri toplama aracı olarak başarı testleri ve tutum ölçeklerinin sık tercih edildiği, veriler t testi ve varyans analizi ile analiz edildiği ve Geogebra programının sık tercih edildiği görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    DEHB tanılı ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi ve matematik hakkında görüşlerinin değerlendirilmesi

    Burak Varsak

    Bu araştırmanın amacı, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanılı öğrencilerin matematik tutumlarını bazı değişkenler (cinsiyet, yaş ve anne-baba eğitim durumu) açısından incelemek ve bu öğrencilerin matematiğe yönelik görüşlerini tespit etmektir. Çalışmada nicel (durum çalışması) ve nitel (durum çalışması) yöntem birlikte kullanılmıştır. Çalışma örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Kocaeli İli Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokullarda öğrenim gören DEHB tanılı olmayan 75 ortaokul öğrencisi ile Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Rehberlik Araştırma Merkezine kayıtlı DEHB tanılı 65 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak; özyönelimli matematik tutum ölçeği ve yarı-yapılandırılmış yazılı görüş formu kullanılmıştır. Özyönelimli matematik tutum ölçeğinin analizinde SPSS 15.0 paket programı aracılığıyla bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Yazılı görüş formunun analizinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre DEHB tanılı öğrencilerin olmayan öğrencilere göre olumsuz yönde bir tutuma sahip oldukları görülmüştür. DEHB tanılı öğrencilerin cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre özyönelimli matematik tutumlarında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca DEHB tanılı öğrencilerin anne-baba eğitim durumlarına göre özyönelimli matematik tutumları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Yazılı görüş formundan elde edilen bulgulara göre ise DEHB tanılı öğrencilerin çoğunun matematiği zor ve sıkıcı bulduğu görülmüştür. DEHB tanılı öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumlarında ve matematik dersi hakkındaki görüşlerinde dersin içeriğinin önemli olduğu, öğrencilerin farklı etkinliklerle matematik öğrenmeyi sevdikleri belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin orantısal akıl yürütme süreçlerinin bilişsel açıdan incelenmesi

    Ümit Demir

    Bu çalışmanın amacı ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin orantısal akıl yürütme süreçlerinin bilişsel açıdan incelenmesidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Geleneksel kefir danelerinden izole edilen laktik asit bakterileri ve mayaların tanımlanması ile bu mikroorganizmaların bazı fonksiyonel özelliklerinin belirlenmesi

    Kübra Purutoğlu

    Bu çalışmada Türkiyenin çeşitli illerinden (İstanbul, İzmir, Bursa, Erzurum, Erzincan) temin edilen altı adet geleneksel kefir daneleri aktifleştirildikten sonra Laktik Asit Bakterileri ve mayaların izolasyonu, tanımlanması ve LAB türlerinin fonksiyonel özelliklerinin açığa çıkarılması işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kefir danelerinden LAB ve maya türleri izole edilerek öncelikle farklı türlerin ortaya konması açısından RAPD (Rastgele arttırılmış polimorfik DNA) PCR işlemi uygulanmıştır. Takiben kefir danelerinde yer alan bakteriyel türler Lactobacillus kefiri, Lactobacillus kefiranofaciens subsp, kefirgranum, Lactobacillus diolivorans, Lactobacillus kefiranofaciens, Lactobacillus otakiensis, Lactococcus lactis subsp. cremoris, Lactococcus lactis, Lactococcus lactis subsp. hordniae, Acetobacter fabarum, Enterococcus durans, Acetobacter okinawensis, Lactobacillus paracasei subsp. tolerans, Lactobacillus paracasei ve Acetobacter orientalis olarak tanımlanmıştır. Kefir örneklerinden izole edilen maya türleri ise Pichia kudriavzevii, Kazachstania unispora, Saccharomyces cerevisiae ve Kluyveromyces marxianus olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca tanımlanan Laktik asit bakterilerinin antifungal, antimikrobiyal özellikleri, antibiyotik dirençleri ve ürettikleri eps miktarı ve eps karakteristikleri belirlenmiştir. Kefir izolatlarının (L. diolivorans, L. lactis, L. kefiranofaciens, L. otakiensis, L. paracasei, L.kefiri) önemli düzeyde antibakteriyel ve antifungal aktiviteye sahip olduğu ortaya konulmuş ve bu fonksiyonlarda tayin edilen suşa özgü özellikler gözlenmiştir. Test edilen tüm laktik asit bakterilerinin glukoz ve galaktoz içeren ekzopolisakkarit (EPS) ürettiği ve diğer taraftan bazı suşlarının homopolimerik fruktan tipi EPS ürettiği belirlenmiştir. Kefir izolatları arasında EPS üretim miktarının benzer olduğu ortaya konmuştur (p>0.05). Sonuç olarak; bu çalışma ile kefir danelerinin zengin mikroflorası ortaya konulmuş, kefire fonksiyonel özellik kazandıran türler ve bunların fonksiyonel etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Lojistik performansının, firma performansı ve ihracat performansına etkisi: TRA1 düzey 2 bölgesinde bir uygulama

    Nesrin İmamoğlu

    Dünyada 1929 yılında yaşanan Büyük Buhran sonrasında dış ticaret alanında yapılan köklü değişiklikler ihracat kavramının önemini arttırmıştır. Günümüzde dış ticaretin ülke ekonomileri üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, ülkelerin ve firmaların büyüyebilmelerinin en önemli yolu ihracat potansiyellerini arttırmaktan geçmektedir. Küreselleşmeyle beraber ticari sınırlamaların en aza indirilmesiyle yapılan çalışmalar ihracat kavramının önemini her geçen gün daha da arttırmaktadır. Dış piyasalardaki tüketicilere ulaşmak isteyen firmalar, hem çok rakiple hem de daha çok formaliteyle baş etmek zorundadır. Firmaları, rakiplerine göre avantajlı konuma getirecek ve dış piyasada yer edinmelerini sağlayacak durumların irdelenmesi ve buna göre pazarlama politikası oluşturulması gerekmektedir. Böylelikle dış piyasadaki müşterilerin firmaya olan bağlılığı arttırılarak firmanın temel amacı olan satışlarını arttırıp kar elde etme amacı kolaylaşacaktır. Firmaların bu amaçları gerçekleştirebilmeleri için temelde hızlı ve sorunsuz bir şekilde hammaddenin elde edilişinden nihai tüketiciye ulaşana kadarki süreçte önemli olan lojistik performanslarının, rakiplere göre müşteri memnuniyetine önem veren, müşteri ihtiyaçlarını analiz edip bu ihtiyaçları karşılamaya yönelik mal ve hizmet üretmeleri olarak ifade edilen firma performanslarının ve ihracat yetkinliği olan ihracat performanslarının yüksek olması gerekmektedir. Böylelikle bu üç performans kriteri yüksek olan firmaların dış pazarda daha başarılı olacağı muhtemeldir. Bu çalışmada; TRA 1 Düzey 2 Bölgesindeki ihracatçı firmaların lojistik performans ile firma performansı ve ihracat performansı ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın amacı ise; lojistik performansın firmalardaki performans uygulamaların ve ihracat performansını ne yönde etkilediği ve firmaların ihracat hacimlerinin nasıl etkileyebileceğini göstermektir. Çalışmanın sonucunda ise; firmalarını lojistik performanslarının firma performanslarını ve ihracat performanslarını pozitif yönde etkilediği tespit edilmişti. Ayrıca firma performansı ile ihracat performansı arasında da pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2018
    Fahreddin Râzî'nin tefsirinde anthropomorfist yaklaşımlara reddiyeleri

    Abdussamet Varlı

    Mabudu/tanrıyı, bir şekliyle insana benzetme veya insanî özelliklerle vasfetme şeklinde de açıklanabilecek olan "antropomorfizm", insanlık tarihi kadar eski bir inanç biçimidir. İlahî hitaptan uzaklaşıldığında ortaya çıkan ve insan-biçimcilik diye de tarif edilebilecek olan antropomorfizm, İslâm tarihi boyunca farklı bölge ve coğrafyalarda ortaya çıkmıştır. Daha çok Ehl-i Kitap kültürünün izdüşümü olan bu anlayış, aynı zamanda Pers kültüründen etkilenmenin sonucu olarak, günümüz İran'ın Horasan bölgeleri, Afganistan ve Orta Asya diyebileceğimiz bölgelerde hicri III. asırdan itibaren varlığını hissettirmeye başlamıştır. Hicri VI. yüzyılda, bu bölgelerde siyasi iradeyi peşinden sürükleyecek kadar güce ulaşmış olan "antropomorfik anlayış", aynı dönemde yaşamış olan Fahreddin Râzî tarafından şiddetle eleştirilmiştir. "Teşbih" veya "tecsîm" kavramlarıyla bilinen ve günlük ilim literatüründe "antropomorfizm" tabiriyle ifade edilen anlayış sahiplerine, islâmi kültür içerisinde Müşebbihe veya Mücessime denilmiştir. Teşbih fikrini benimsemesi açısından Müşebbihe ve Mücessime fırkaları içerisinde zikredilen Kerrâmiyye fırkası da bu yönüyle çalışmamızın kapsamında yer almaktadır. Allah'a cisim, uzuv, cihet ve mekân izafe eden bu gruplara, Ehl-i Sünnet çizgisini takip eden âlimler, her daim karşı çıkmış ve görüşlerinin yanlış olduğunu nas ekseninde ispat etmeye gayret göstermiştir. Bu ulema arasında, hicri VI. ve VII. yüzyıllarda yaşamış olan ve kendisinden sonraki ilmi akımları birçok yönüyle etkilemiş olan Fahreddin Râzî, müstesna bir yere sahiptir. O, yaşamış olduğu dönemde İslâm ümmeti için büyük tehlike olarak gördüğü teşbih gruplarını, başta tefsiri olmak üzere yazmış olduğu birçok eserde ele alarak, fikir ve anlayışlarının tutarsız ve mantık dışı olduğunu, ayetler üzerinde yapmış olduğu yorumlarla ispat etmeye çalışmıştır. Bu çalışmada, o günün siyasi otoritesini karşısına alan Râzî'nin, ortaya koymuş olduğu mücadele, en nadide eserlerinden biri olan et-Tefsîru'l-Kebîr (Mefâtihu'l-Ğayb) adlı eser çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu çalışmadan güdülen hedef, günümüzde de farklı parçalanmaları yaşayan İslâm ümmetine, düşülebilecek yanlışlar konusunda ışık tutabilmek ve farklı fikirlerin açmazlarını ortaya koyabilmek ve bu uğurda gösterilmiş fedakârlıkları daha anlaşılır hale getirme hususunda küçük de olsa bir katkı sunabilmektir. Anahtar Sözcükler: Râzî, Kur'an, Anthropomorfizm, Teşbih, Kerrâmî

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Bayburt taşı olarak bilinen tüflerin çimento üretiminde mineral katkı olarak kullanılabilirliğinin araştırılması

    Hatice Şahin

    Çimento, yapının dayanımını ve maliyetini etkileyen en önemli bileşendir. Ancak çimento üretimi sırasında ortaya çıkan CO2 dünya üretiminin %8'ini oluşturmaktadır. Bununla birlikte çimentonun özelliklerini iyileştirmek ve maliyetini düşürmek amacıyla atık malzemeler ve yeni bileşenler çimentonun yerine kullanılmaktadır. Bu bileşenler içinde en yoğun kullanılanı puzolanlardır. Bayburt ilinde bulunan ve yeşil, sarı ve beyaz olmak üzere üç farklı renkte Bayburt taşı olarak bilinen tüfler kimyasal yapısında yüksek oranda alümin ve silis bulundurmaktadır. Bu taşlar ocak işletmeciliği sırasında %70'e yakın atık oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Portland çimentosu üretiminde maliyetleri düşürmek ve çimentonun bazı özelliklerini geliştirmek amacıyla belirli oranlarda öğütülmüş Bayburt taşları çimento yerine ikame edilerek kullanılmıştır. Böylece CEM II ve CEM IV çimentolarının üretilebilirliği amaçlanmıştır. Deneysel çalışmada Bayburt beyaz tüf, Bayburt sarı tüf, Bayburt yeşil tüf taşları Bayburt İli Sanayi Bölgesi atık sahasından temin edildikten sonra laboratuvar tipi konkasörde tane boyutu küçültülmüştür. Ardından malzemenin %90'ı 45 μm olacak şekilde öğütülmüştür. Öğütülen üç farklı renkteki BT çimentoya %0, %5, %10, %15, %20, %30 ve %40 oranlarında ikame edilmiştir. Üretilen çimentolarla TS EN 196-3'e göre standart kıvam, priz başlangıcı ve bitişi, genleşme deneyleri yapılmıştır. İlaveten, üretilen çimentolarla TS EN 196-1'e göre 4x4x16 cm boyutlu harç numuneler üretilmiştir. Bunlar üzerinde 2, 28, 90 ve 270 gün yaşlarında eğilme ve basınç dayanımı, 2,28 ve 90 gün yaşlarında ASTM C642'ye göre su emme, ASTM C1585'e göre kapiler su emme ve 90 gün yaşında yüksek sıcaklık etkisi deneyleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca hamur ve harç numuneler üzerinde 7 ve 90 gün yaşlarında XRD ve SEM analizleri yapılmıştır. Deneylerden elde edilen sonuçlara göre; üretilen çimentoların düşük özgül ağırlıkları, 28 basınç dayanımları, düşük su geçirimliklerinden dolayı BT'ler katkılı çimento üretiminde kullanılabilir. BT ikameli çimentoların özelliklerinin TS EN 197-1'e uygun olduğu belirlenmiştir. Yapılan bu araştırmanın sonucunda, Bayburt yöresine ait taşların çimento üretiminde sırasıyla ağırlıkça Bayburt beyaz taşının %20'si, Bayburt yeşil taşının %30'u ve Bayburt sarı taşının %40'ı Portland çimentosunun yerine ikame olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Kamu görevlileri perspektifinden Kamu Denetçiliği Kurumu algı araştırması

    Tülay Kırçoğlu

    İkinci dünya savaşından beri, yönetime olan güvensizlik hemen hemen her ülkede var olan bir sorun olarak bilinmektedir. Bunun sebebi olarak yönetimin savaşlardan, devrimlerden ve ekonomik krizlerden sonra her alanda etkin olması ve yönetim sisteminin genişlemesi ile halkın durumdan memnuniyetsiz kalarak sistemden uzaklaşmış olmaları gösterilmektedir. Oysa kamu güveni hem hükümet için hem de siyasi sistemin etkinliği için çok önemli bir fonksiyondur. Temel bir varsayıma göre, yönetimin içerisindeki herhangi bir kuruluşun iyileştirilmesi bile bir bütün olarak yönetime olan güveni artırabilir. Kamu güvenini sağlamanın ve artırmanın yolu ise halkın yönetim sistemine katılması ile gerçekleşir. Bu nedenlerle geleneksel kamu yönetimi anlayışı yerini yeni kamu yönetimi anlayışına bırakmıştır. Halk odaklı olan bu anlayış, yönetilenlerin beklentisi, ihtiyaçlarının karşılanması ve haklarının korunmasını temel almıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışı ile birlikte birçok yeni kavram ve kurum literatüre girmiştir. Bu kurumlardan biri de günümüzde 57 farklı çeşidi ile yüz elliden fazla ülkede popüler olan Ombudsman (Kamu Denetçiliği) Kurumu'dur. Ülkemizde 1970'li yıllarda akademik olarak tartışılmaya başlanan kurum, nihayet 2012 yılında anayasal statü kazanarak kurulmuştur. Ombudsman, hukukun üstünlüğünü sağlayan ve yolsuzluk karşısında iyi bir yönetim için mücadele eden parlamento kontrol organıdır. Temel amacı, kamu kurumlarının veya görevlilerinin hukuka ve hakkaniyete uygun çalışmasını sağlamaktır. Görünürde gücünün kaynağı parlamento olarak gösterilmesine rağmen aslında gücünün kilit noktası halktır. Kararları bağlayıcı olmadığı için tek gücü 'moral yaptırımı' dır. Bunun içinde gerekli olan bilinçli bir kamuoyu ve desteğidir. Ancak ülkemizde yapılan akademik araştırmalarda sadece il bazında araştırma yapılarak kurumun işlevselliği ve uygulanabilirliği teorik olarak tartışılmıştır. Kurum hakkında algı araştırılması yapılmaması halen büyük bir eksikliktir. Tez çalışmasının ilk bölümünde Türk kamu yönetiminde denetim anlayışı ve yönetimin denetlenme biçimleri incelenmektedir. İkinci bölümde ombudsmanlık kurumu kavramsal olarak incelenmekte ve seçilmiş dünya örneklerine yer verilmektedir. Üçüncü bölümde ise ombudsmanlık kurumunun ülkemizde akademik olarak tartışılmaya başlanmasıyla birlikte yönetim sistemimize entegre edilme süreci tartışılmaktadır. Son olarak dördüncü bölümde; Kamu Denetçiliği Kurumunun etkinliği ve işlevselliği, kamu görevlilerine yönelik gerçekleştirilen alan araştırılması ile ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırma yöntemi olarak kullanılan anket tekniği, TÜİK istatistiki bölge sınıflandırılmasına göre 12 bölgeden örnek oluşturabilecek illerde yapılmıştır. Hedef kitle olarak kamu görevlilerinin seçilmesinin nedeni daha önce yapılan çalışmalarda halkın kurum hakkındaki bilgi düzeyinin az olduğu tespitinin yapılması ve kurumun tavsiye kararlarının uygulanması açısından önemli olmasındandır. Anket çalışmasının sonuçları çok değişkenli istatistiki yöntemlerle analiz edilmiştir. Elde edilen bilgi ve bulgular ışığında KDK'nın ülkemizde uygulama başarısı, etkinliği ve işlevselliği hakkında genel değerlendirmeler yapılmaktadır. Değerlendirme sonrası kurumun denetim sistemimizde daha etkin ve aktif bir rol alması için öneriler sunulmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Mikroorganizma kavramının farklı öğrenim seviyelerinde öğrenilme durumunun incelenmesine yönelik gelişimsel bir araştırma

    Ezelnur Çeker

    Bu araştırma; ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite son sınıf seviyelerinde öğrenim gören öğrencilerin mikroorganizma kavramını anlama düzeyleri ve mevcut kavram yanılgılarının belirlemesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini; Bayburt ilinde bulunan, rastgele seçilmiş bir ilkokul (n=30), bir ortaokul (n=30), bir lise (n=30) ve Bayburt Üniversitesi Eğitim Fakültesi son sınıf öğrencileri (n=30) oluşturmaktadır. Araştırmada, gelişimci araştırma yöntemi (enlemsel) kullanılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen Kavramsal Anlama Testi (KAT) ve yarı yapılandırılmış mülakat ile toplanmıştır. Kavramsal Anlama Testi ile öğrencilerin mikroorganizmalarla alakalı bilgi düzeyleri ve kavram yanılgıları tespit edilmiştir. Bunun yanında öğrencilerin bu kavrama yönelik duygu ve düşüncelerini öğrenebilmek için yarı yapılandırılmış mülakattan yararlanılmıştır. Test ve mülakatlardan elde edilen bulgular, mikroorganizma ve mikroorganizma kavramıyla alakalı olan anlamaların farklı kategorilerde yer aldığını göstermiştir. Yapılan araştırma ile mikroorganizma kavramının farklı öğrenim seviyesinde bulunan öğrenciler tarafından yeterince anlaşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Hatta mikroorganizma ve mikroorganizma kavramıyla alakalı bütün öğrenim seviyelerinde kavram yanılgıları ile karşılaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Tarihi Bayburt Yakutiye (Yeni) Camisi'nin dinamik performansının belirlenmesi

    Keziban Çoban

    Binlerce yıllık geçmişe sahip olan tarihi yapılar deprem gibi beklenmedik doğal afetlerin yanı sıra yapı malzemesinin dayanımını yitirmesi, zamana bağlı deformasyonlar, zemin oturmaları, sel felaketleri, yangınlar, savaşlar nedeniyle de zarar görmekte ve yıkılmaktadır. Tarihi yapıların korunması ve onarılması için öncelikle yapısal davranışının tam olarak bilinmesi gerekir. Bu çalışmada; Bayburt ili merkezinde bulunan, 1913-1915 yılları arasında inşa edilmiş tarihi Bayburt Yakutiye (Yeni) Camisi'nin SAP2000 programında üç boyutlu sonlu eleman modelini oluşturarak dinamik performansının belirlenmesi ve bazı gerçek deprem kayıtları uygulayarak taşıyıcı sistemin yapısal davranışının irdelenmesi amaçlanmıştır. Yapının analiz sonuçları incelendiğinde düşey yükler altında herhangi bir risk teşkil edecek duruma rastlanmamış ve yapının düşey yükleri güvenle taşıdığı sonucuna varılmıştır. Dinamik analizler neticesinde genel olarak yapının depreme karşı sergilediği performansın iyi olduğu fakat kauçuk izolatörlerle güçlendirilmiş modelin daha iyi performans sergilediği açıkça görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Nanokil kullanılarak asfalt bağlayıcı özelliklerinin iyileştirilmesi

    Havanur Ebru Gürbüz

    Bu çalışmada, nanokil katkı maddesinin asfalt bağlayıcının performans özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Katkı maddesinin yapısal özellikleri X-Işını Kırınımı (XRD) analizi ile incelenmiştir. Katkının asfalta ilave edilmesiyle oluşan modifiye asfalt bağlayıcıların morfolojik yapısı ve modifikasyon mekanizması sırasıyla Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve Fourier Dönüşümü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR) analizleriyle belirlenmiştir. Ayrıca katkı maddesinin ve modifiye asfalt bağlayıcıların termal özellikleri Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) analizi ile araştırılmıştır. Modifiye asfalt bağlayıcıların fiziksel ve reolojik özellikleri ise penetrasyon, yumuşama noktası, düktilite, Dinamik Kayma Reometresi (DSR), Dönel İnce Film Halinde Isıtma (RTFOT), Dönel Viskozimetre (RV) ve Basınçlı Yaşlandırma Kabı (PAV) deneyleri ile ortaya konmuştur. Deney sonuçlarından, katkının asfaltın kıvamını, tekerlek izi direncini ve kısa süreli yaşlanma direncini arttırdığı; uzun süreli yaşlanma sonrası yorulma direncini azalttığı belirlenmiştir. Deneylerden elde edilen verilere göre, asfalt bağlayıcının performans özelliklerine en iyi etki eden katkı oranının %8 olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    İlkokul 3. sınıf öğrencilerinde gerçekçi matematik etkinliklerinin veri öğrenme alanına etkisi

    Kübra Altunay

    Bu araştırmada, matematik dersinde, Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımı esas alınarak hazırlanan etkinlikler temel alınarak yapılan öğretimin, ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin veri öğrenme alanındaki başarıya etkisi ve bu etkinin kalıcılığı araştırılmıştır. Bu amaçla, hazırlanan etkinlikler, ilkokul 3. sınıf Matematik dersinde pilot çalışma olarak 53 öğrenci ile 2 hafta uygulanmıştır. Esas uygulama ise 41 ilkokul 3. sınıf öğrencisi ile 5 haftada gerçekleştirilmiştir. Araştırma yarı deneysel bir yöntemle yürütülmüştür. Deneysel yöntemde, "ön test-son test-kalıcılık testi kontrol gruplu modeli" kullanılarak, deney ve kontrol grubunun veri öğrenme alanındaki başarı düzeyleri karşılaştırılmıştır. Deney ve kontrol grubuna, ön test, son test ve kalıcılık testi olarak "Veri Öğrenme Alanı Başarı Testi" uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2017-2018 bahar döneminde, seçkisiz olmayan örnekleme yaklaşımlarından biri olan kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir (Deney grubu: K=13, E=8; Kontrol grubu: K=13, E=7). Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Veri Öğrenme Alanı Başarı Testi" kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları oturumların başlamasından bir hafta önce ön-test ölçümü olarak; oturumlardan sonra son-test ölçümü olarak; son-test ölçümlerinden iki hafta sonra ise deneysel işlemin kalıcılığını belirlemek amacıyla tekrar uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde verilerin dağılımı ve varsayımlar test edilerek, parametrik ve nonparametrik test teknikleri kullanılmıştır. Öğretim süresi 5 hafta olarak planlanmıştır. Deney grubunda GME yaklaşımı esas alınarak hazırlanan etkinlikler kullanılırken, kontrol grubunda mevcut öğretmen kılavuz kitabındaki etkinlikler paralelinde öğretime devam edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular, GME yaklaşımı esas alınarak hazırlanan etkinlikler temel alınarak yapılan öğretimin deney grubundaki öğrencilerin, veri öğrenme alanındaki başarı düzeylerini artırdığı ve bu durumunun izleme ölçümlerinde de korunduğunu ortaya koymuştur. Kontrol grubunda bulunan öğrencilerin veri öğrenme alanındaki başarı puanları ön-test, son-test ve kalıcılık testi ölçümlerinden elde ettikleri puanlar arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular ışığında araştırmadan elde edilen sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi, veri öğrenme alanı, tablo, grafik, ilkokul 3. sınıf öğrencisi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Toplam kalite yönetimi çerçevesinde kalite maliyetlerinin paf modeline göre tespit edilmesi ve muhasebeleştirilmesi: Bayburt doğal taş fabrikasında bir uygulama

    Elif Çil

    Kalite, son yıllarda işletmeler için rekabetin en önemli unsuru haline gelmiştir. Ürün veya hizmetlerin müşteri ihtiyaç ve gereksinimlerini karşılaması işletmelerin kalite yönetim tarzını benimsemelerine neden olmuştur. Dolayısıyla işletmede yöneticilerin doğru kararlar almasına ışık tutacak olan kalite maliyetleri önem arz etmekle birlikte kalite maliyetlerini tespit etmek oldukça zordur. Bunun için kullanılan birçok kalite maliyet yöntemi vardır. Bu çalışmada kalite maliyet yöntemlerinin tespit edilmesinde en fazla tercih edilen PAF yöntemi kullanılmış olup bu yönteme göre kalite maliyetleri olarak sınıflandırılan önleme, değerlendirme ve başarısızlık maliyetleri tespit edilmiştir. Çalışma Bayburt'ta bulunan doğal taş destek merkezinde yapılmış, PAF yöntemine göre kalite maliyetleri incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda Bayburt Doğal Taş Üretim ve Pazarlama Destek Merkezi'nde önleme maliyetlerinin yüksek olması ve yeni kurulmuş bir destek merkezi olmasından dolayı başarısızlık maliyetlerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kalite Yönetimi, Kalite Maliyetleri, PAF Yöntemi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Çokgenler konusunda tasarlanan farklı öğrenme ortamlarının 7. sınıf öğrencilerinin geometrik düşünme düzeylerine etkisi

    Mikail Yüksel

    Geometri; öğrencilerin içinde bulundukları dünyayı anlamalarında, akıl yürütme, problem çözme, uzamsal düşünme becerilerini geliştirmelerinde çok önemli bir konuma sahiptir. Van Hiele bireylerde geometrik düşünmenin beş düzeyde gerçekleştiğini ifade etmektedir. Öğrencilerin bulundukları eğitim seviyesinin gerektirdiği kazanımları kavrayabilmeleri için de bu eğitim seviyesinin gerektirdiği geometrik düşünme düzeyinde olmaları gerekmektedir. Van Hiele; öğrencilerin sınıf seviyelerinde düşünme yeterliliklerini kazanabilmeleri için hangi düşünme düzeyinde olmaları gerektiğini açıklamıştır. Öğrencilerin lise seviyesinde öğrenmeleri beklenen kazanımların daha çok neden-sonuç ilişkisine dayandığı düşünüldüğünde Van Hiele üçüncü düzey düşünme becerilerine sahip olmaları gerekmektedir. O halde ortaokuldan mezun olan bir öğrenci Van Hiele üçüncü düzeye geçmiş olmalıdır. Literatür incelendiğinde Van Hiele üçüncü düzeyin bir geçiş düzeyi olduğu ve üçüncü düzeye geçebilen öğrencilerin üst düzeylere geçiş yapabilmesinin kolaylaştığı görülmektedir. Nitekim 7. sınıf geçiş düzeyidir ve bu nedenle bu düzeydeki geometri öğretiminin etkinliği önem kazanmaktadır. Taşımış olduğu bu özellikten dolayı çalışmamız 7. Sınıflar düzeyine uygulanmıştır. Öğrencilerin geometrik düşünme düzeylerini üçüncü düzeye çıkarabilmeleri için de iyi planlanmış derslere ihtiyaç vardır. Aynı zamanda derslerin bilgisayar destekli geometri etkinlikleriyle desteklenmesiyle öğrencilerin üçüncü düzeye daha kısa sürede geçebilecekleri görülmüştür. Van Hiele geometrik düşünme düzeylerinden üçüncü düzeye geçişin ise kolay olmadığı bilinen bir gerçektir. Üçüncü düzeye geçemeyen öğrenci geometriyi anlayamayacağını, yapamayacağını dile getirmeye başlar, bunun sonucunda ilerleyen seviyelerde kendini gerçekleştiren kehanete dönüşür. Bu nedenle öğrencilerin Van Hiele üçüncü düzeye geçişleri önemsenmelidir ve buna göre etkinlikler planlanmalıdır. Bu bağlamda tez çalışmamızda 7. sınıf öğrencilerinin üçüncü düzeye çıkabilmeleri için bilgisayar destekli bir öğrenme ortamı tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tez çalışmamızda ön test son test iki deney bir kontrol gruplu yarı deneysel yaklaşım kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılında üç farklı şubede eğitim gören toplam 65 yedinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Üç şubeden ikisi deney grubu öğrencilerini, üçüncü şube ise kontrol grubu öğrencilerini oluşturmuştur. Birinci deney grubunda (Bilgisayar Grubu) bilgisayar laboratuvarında yapılandırmacı yaklaşıma uygun çalışma yaprakları eşliğinde dinamik matematik yazılımı GeoGebra kullanılarak, bilgisayar destekli bir öğrenme ortamında dersler yürütülmüştür. İkinci deney grubunda (Manipülatif Grup) ise geleneksel sınıf ortamında çalışma yaprakları eşliğinde somut materyaller kullanılarak dersler işlenmiştir. Kontrol grubunda ise herhangi bir müdahale yapılmadan dersler rutin bir şekilde işlenmiştir. Çalışmada öğrencilerin geometrik düşünme düzeylerini belirleyebilmek için Usiskin (1982) tarafından geliştirilen "Van Hiele Geometrik Düşünme Testi" ve testten elde edilen verileri desteklemek için klinik mülakatlar kullanılmıştır. Ayrıca bilgisayar destekli ortamın geometrik düşünme düzeyleri üzerindeki etkisini ortaya çıkarabilmek için informal gözlemler yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler nitel ve nicel veri analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Van Hiele düzey atamalarında Usiskin (1982) tarafından geliştirilen puanlama anahtarından yararlanılmıştır. Klinik mülakatların her biri ses kayıt cihazına kaydedilmiş, daha sonra veriler bilgisayar ortamında araştırmacı ve öğrenci arasında geçen diyaloglar şeklinde yazıya dökülerek betimsel analiz yapılmıştır. Çalışma sonucunda her üç grupta da geometrik düşünme düzeylerinde önemli bir oranda artış olduğu, ancak en fazla artışın bilgisayar grubunda olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlardan yola çıkarak önerilerde bulunulmuştur.