Koleksiyon/r/bayburt/10009

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Boksörlerde temel psikolojik ihtiyaçlar ile sporcu bağlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Osman Ali Akbulut

    Bu araştırmanın temel amacı, boksörlerin temel psikolojik ihtiyaçları ile sporcu bağlılığı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin demografik değişkenler bağlamında nasıl farklılık gösterdiğini analiz etmektir. Bu doğrultuda, 2025 yılı itibarıyla aktif olarak boks sporunu icra eden 282 sporcu, araştırmanın örneklem grubunu oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Veri toplama sürecinde, katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ve Sporcu Bağlılığı Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler; yüzde ve frekans dağılımları, Pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gibi istatistiksel yöntemler aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği kapsamında, milli sporcu olma durumu değişkenine ilişkin anlamlı bir fark bulunmadığını ortaya koymuştur. Buna karşılık; cinsiyet, yaş, spor yaşı ve algılanan gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılıkların ve ilişkilerin mevcut olduğu belirlenmiştir. Sporcu Bağlılığı Ölçeği bağlamında yapılan analizlerde ise; cinsiyet ve milli sporcu olma durumu değişkenlerine ilişkin anlamlı bir fark saptanmamıştır. Yaş ve spor yaşı değişkenleri ile sporcu bağlılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı belirlenirken, algılanan gelir düzeyi değişkeni açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Son olarak, ölçekler arası korelasyon analizleri sonucunda, Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ile Sporcu Bağlılığı Ölçeği arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu bulgu, temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmasının sporcu bağlılığını olumlu yönde etkileyebileceğine işaret etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Ayhan Geçgin'in romanları üzerine ontolojik bir inceleme

    Ebru Akdeniz

    Bu tez, Ayhan Geçgin'in romanlarını ontolojik bir perspektifle ele alarak insan varlığının temel durumlarını derinlemesine incelemektedir. Çalışmanın amacı, Geçgin'in eserlerinde işlediği varoluşsal temaları detaylı bir biçimde analiz etmek ve yazarın modern insanın karşı karşıya kaldığı ontolojik sorunlara hangi açılardan yaklaştığını ortaya koymaktır. Çalışmada yazarın romanlarının bireyin iç dünyasındaki karmaşıklığı ve varoluşsal arayışlarını nasıl yansıttığına odaklanılmıştır. Ayhan Geçgin'in romanlarında yabancılaşma, hiçlik, ölüm, özgürlük, sorumluluk, yalnızlık ve anlam arayışı gibi insan varlığının temel ontolojik durumlarının son derece belirgin ve işlevsel bir şekilde ele alındığı tespit edilmiştir. Yazarın oluşturduğu karakterler aracılığıyla, modern bireyin yaşadığı derin varoluşsal kaygılar, sürekli bir devamlılık arz eden kimlik arayışı ve insanın dünya ile kurduğu ilişkinin içsel çatışmalarla dolu karmaşıklığı detaylıca gözler önüne serilmektedir. Yazarın, insanlık durumları üzerine düşünmeye ve insan olmanın getirdiği temel sorularla yüzleşmeye davet eden romanları okuyucuyu derinlemesine bir varoluşsal sorgulamaya yönelten niteliktedir. Bu anlamda romancı, eserleriyle okuyucuya bir ayna tutarak insanın kendi varoluşsal gerçekliği üzerine düşünmesini teşvik etmektedir. Bu tez, Ayhan Geçgin'in romanlarının felsefi derinliğini ve insan doğasına dair sunduğu çarpıcı içgörüleri ortaya koymayı hedeflemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda alternatif çözüm yolu olarak uzlaştırma usulü ve Bayburt uygulamaları

    Asya Büşra Alim

    Uzlaştırma kurumu, tarihsel süreçte uzun zamandır uygulanan klasik ceza adalet sistemine alternatif çözüm yolu olarak getirilen en önemli mekanizmalardan biridir. Klasik ceza hukuk sisteminde "suç" olarak kabul edilen eylemi gerçekleştirilen failin, bunun karşılığı olarak mevzuat hükümlerince belirlenen yaptırımlara tabi tutularak adaletin tesisi sağlanmak istenmiştir. Oysa salt failin cezalandırıldığı bir hukuk düzeni, olayın mağduru olan tarafın sesinin duyulmasına, duygularını ve düşüncelerini yansıtmasına cevaz vermemektedir. Özellikle değişen ve gelişen günümüz koşullarında, evrensel değerler olarak kabul edilen psikolojik ve sosyolojik birtakım saptamalar göstermektedir ki herhangi bir haksızlığa uğrayan kimsenin, kendisini ifade etmesi, duygularını paylaşması, mağduriyetini dile getireceği meşru bir zeminde kendisini güvenli hissetmesi hususları, yaşadığı sürecin travmatik ve menfi yanlarından sıyrılıp, hayata tutunması noktasında büyük önem teşkil etmektedir. Mukabilinde suça konu eylemi gerçekleştiren bireyin de özellikle suçu işlemesi ardından devam eden süreçte, benzer şekildeki davranışları yinelememesi, bir nevi suç işleme halini alışkanlık, hayat standardı düzeyine getirmemesi adına, yapmış olduğu eylemin sonuçları ile yüzleşme, hatasını anlama ve telafi etme imkanlarına sahip olması, esasen ortaya çıkan olumlu etkileri ile daha uzun vadeli ve topluma sirayet eden yansımalarıyla kapsayıcılığı yüksek bütünsel bir adalet anlayışına hizmet edecektir. İşte bu arayışlar mukabilinde doğan ve mağdurun sesini duyurmayı, failin ise bilinç ve sorumluluk düzeyinin yükseltilmesini hedefleyen "onarıcı adalet" kavramı birçok dünya ülkesinin mevzuatında farklı görünümler halinde kendisine yer bulmuştur. Özünde alternatif çözüm yolları başlığı altında onarıcı adalet mekanizmasına hizmet eden çeşitli kurumlar bulunmaktadır. Küresel düzeyde ses getiren ve kendisine yer bulan en popüler modülü şeklinde tabir edebileceğimiz uzlaştırma kurumu ise bizim ülkemizde ilk defa 2005 yılında Türk Ceza Kanunumuza girmiş olup, bugüne değin yapılan pek çok değişiklik ve güncellemeler ile mevcut halini almıştır. Kurumun manevi anlamda olayın mağdur ve fail tarafı üzerlerinde hassasiyet gösterdiği manevi değerler dışında, hukuk sistemimize yönelik maddesel anlamda ki en büyük katkısı, adliyelerde günden güne artan dava sayıları ve uzayan yargılama süreçlerine yeni bir soluk, nefes getirmiş olması halidir. Bu çalışmamızda da onarıcı adalet kavramının ne olduğu, nasıl ve neden ortaya çıktığı, uzlaştırma kurumunun temel mantığı, uzlaştırma usul yöntemlerinin neler olduğu, uzlaştırmacı kavramının ne olduğu ve kimlerin uzlaştırmacı olabileceği, mevzuat hükümlerinde düzenleniş biçimi, ülkemiz ceza hukuk sisteminde hangi süreçlerde ne şekilde, kimler tarafından uygulandığı, uzlaştırmada edim kavramı, kamuya yararlı edim türü örnekleri ve Bayburt İli nezdinde uygulanmış gerçek vakaların basına yansımış haber içeriklerine ait konular işlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sporcu öğrencilerin ruminasyon düzeyleri ile bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Keziban Buket Yılmaz

    Bu araştırmanın temel amacı, sporcu öğrencilerin ruminasyon düzeyleri ile bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu iki parametrenin belirlenen demografik değişkenler açısından ilişkilerini ve farklılaşmalarını ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında, 2024-2025 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Bayburt Üniversitesi'nde aktif olarak spor yapan 404 öğrenci örneklem olarak belirlenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Spor Müsabakası Ruminasyon Ölçeği ve Sporda Bilişsel Esneklik Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler, yüzde ve frekans dağılımları, Pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklemler t-testi ve ANOVA gibi çeşitli istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Aynı zamanda bu testlere bağlı değerlerin Bonferroni düzeltmeleri yapılmıştır. Araştırmanın analizleri sonucunda, sporcu bilişsel esneklik envanterinin kontrol alt boyutu ile yaş arasında anlamlı bir ilişki, kontrol alt boyutunda ayrıca cinsiyet açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Spor müsabakası ruminasyonu ve sporcu bilişsel esnekliğinin alternatifler alt boyutu açısından ise spor yaşı ile anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Haftalık antrenman yoğunluğu değişkeninde ise toplam bilişsel esneklik puanları açısından gruplar arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Psikolojik desteğin performansa olumlu etkisine olan inanç değişkeni ile spor müsabakası ruminasyon puanları incelendiğinde, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca, spor müsabakası ruminasyonu ile sporcu bilişsel esneklik toplam puanı ve alternatifler alt boyutu arasında anlamlı ilişkiler gözlenirken, kontrol alt boyutunda anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak, katılımcıların ruminasyon düzeylerinin özellikle alternatif üretme kapasitesiyle ilişkili olabileceği söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin internet bağımlılığı, fiziksel etkinliklere katılım ve sportif yaşam doyumlarının incelenmesi

    Emre Bilgin

    Bu araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin internet bağımlılığı, fiziksel etkinliklere katılım düzeyleri ve sportif yaşam doyumları arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışmada ayrıca cinsiyet, sınıf düzeyi, bölüm, gelir durumu, spor türü ve günlük internet kullanım süresi gibi demografik değişkenlerin bu ilişkiler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Böylece üniversite öğrencilerinde dijital bağımlılık riskleri ile fiziksel ve psikososyal iyi oluş arasındaki etkileşimlerin daha iyi anlaşılması hedeflenmiştir. Araştırma, betimsel ilişkisel tarama modeli çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde 2024–2025 akademik yılında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Katılımcıların %53,2'si (n = 200) erkek, %46,8'i (n = 176) kadın toplam 376 kişidir. Veri toplama aracı olarak Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ), Fiziksel Etkinlik Katılım Ölçeği (FATÖ) ve Sportif Yaşam Doyumu Ölçeği (SYDÖ) kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin bölüm, sınıf düzeyi, gelir durumu ve internet kullanım alışkanlıklarını belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS yazılımı kullanılmış; tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklemler t-testi, ANOVA ve gerektiğinde Post Hoc testi gibi parametrik analizler uygulanmıştır. Ölçeklerin iç tutarlılığı Cronbach's Alpha katsayısı ile test edilerek araştırmanın bilimsel güvenirliği desteklenmiştirincelenmiştir. Bulgular, erkek öğrencilerin internet bağımlılığı ve fiziksel etkinlik katılım puanlarının anlamlı biçimde daha yüksek olduğunu; ancak yaşam doyumu ve sosyal-duygusal boyutta cinsiyet farklılığı olmadığını göstermiştir. Spor amaçlı mobil uygulamaları kullanan öğrencilerin hem fiziksel aktivite tutumu hem de yaşam doyumu yüksek bulunmuş; fakat aynı zamanda bağımlılık düzeylerinin de arttığı belirlenmiştir. Takım sporu yapan öğrenciler, bireysel sporculara kıyasla daha yüksek sportif doyum ve tutum sergilemiş, bölümler arasında ise özellikle rekreasyon öğrencilerinin diğerlerine göre daha olumlu sonuçlar aldığı görülmüştür. Ayrıca birinci sınıf öğrencilerinde internet bağımlılığı yüksek iken, son sınıfta fiziksel aktivite tutumunun daha olumlu olduğu bulunmuştur. Gelir düzeyi yükseldikçe fiziksel aktiviteye yönelik tutum ve sportif doyum artmış, internet bağımlılığı azalmıştır. Günlük internet kullanım süresi arttıkça bağımlılığın arttığı, fiziksel aktiviteye yönelik tutumun azaldığı da dikkat çekici bulgular arasındadır. Korelasyon analizleri, sportif yaşam doyumu ile internet bağımlılığı arasında negatif, sportif yaşam doyumu ile fiziksel aktivite tutumu arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuçlar, fiziksel aktivite ve sportif katılımın öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarını ve yaşam doyumlarını güçlendirirken, dijital bağımlılığa karşı koruyucu bir rol üstlendiğini göstermektedir. Bununla birlikte, spor amaçlı dijital uygulamaların aşırı kullanımının bağımlılık riskini artırabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak bu araştırma, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinde internet bağımlılığı, fiziksel aktivite ve yaşam doyumunun birbirini çok boyutlu etkileyen yapılar olduğunu göstermektedir. Düzenli fiziksel aktivite öğrencilerin hem sağlığını hem de yaşam kalitesini güçlendirirken, internet bağımlılığı akademik ve sosyal işlevsellik açısından risk oluşturabilmektedir. Bu doğrultuda üniversitelerde dijital bağımlılığı azaltmaya yönelik bilinçlendirme programlarının geliştirilmesi, spor ve rekreatif etkinliklerin yaygınlaştırılması, gelir düzeyi düşük öğrencilerin sportif faaliyetlere erişimlerinin desteklenmesi ve stres yönetimi ile psikolojik sağlamlığı artıran uygulamalara ağırlık verilmesi önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Havaalanı güvenliğinin kent güvenliğine etkisi

    Mert Kürkçü

    Havaalanlarının, kentlerde meydana gelen organize suçlar ve terörizm gibi olaylarla karşılıklı etkileşim içinde olduğu açıktır; bu nedenle havaalanı güvenliği, kent güvenliği açısından belirleyici bir rol oynamaktadır. Özellikle günümüzde hava yolu taşımacılığının sağlamış olduğu avantajlar göz önünde bulundurulduğunda yolcu güvenliğinin, havaalanı güvenliğinin, havacılık güvenliğinin ve kent güvenliğinin birbirleriyle bağlantısı bir bütün olarak değerlendirilmelidir. 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen saldırıların ardından, özellikle sivil havacılık alanında güvenlik prosedürleri hem devletler hem de özel şirketler tarafından yeniden gözden geçirilmiş ve uygulanmaya başlanmıştır. Bu durum, yalnızca havaalanlarının değil, aynı zamanda kentlerin genel güvenliğini; dolayısıyla da kentte yaşayan vatandaşların, yolcuların ve havaalanı çalışanlarının güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Buna bağlı olarak ayrıca ICAO gibi uluslararası örgütler ve yerel havacılık otoriteleri tarafından alınan güvenlik tedbirlerinin iş birliği doğrultusunda tüm dünyada teknik şekilde uygulanabilir hale getirilmesi doğrultusunda çalışmalar yapılması aynı zamanda uluslararası güvenliğin sağlanmasında da önem arz etmektedir. Bu çalışmada, 11 Eylül, Madrid Barajas Havaalanı ve Atatürk Havalimanı'nda meydana gelen saldırılar örnek alınarak, bu tür olayların kent güvenliği üzerindeki etkileri incelenmiş literatürdeki konuyla ilgili dokümanlar incelenerek, kent güvenliği ve havaalanı güvenliği ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu amaçla konuya dair akademik kaynakların derinlemesine taranması ve değerlendirilmesiyle anlamlı sonuçlara ulaşılması hedeflenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sünbül Sinan, Sinâneddin Yusuf b. Ya'kûb el-Amâsî el-Halvetî'nin Tasavvuf Risâlesi

    Adem Han

    Sünbül Sinan Efendi, Osmanlı dönemi önemli mutasavvıflarındandır. Halvetiyye tarikatı kollarından olan Sünbüliyye tarikatının kurucusudur. Sünbül Sinan Efendi, dönemin semâ/devran zikrinin dinen meşruiyeti konusunda yapılan tartışmaların odağında olan bir isimdir. Bunun sebebi ise semâ/devran uygulamasının Sünbüliyye tarikatında yaygın olarak icra edilmesidir. ''Tasavvuf Risalesi'' adlı eserinden tasavvufî fikirlerini öğrenmemizin beraber devran zikrinin meşruiyetini savunduğu bir eseridir. Risalede ayakta zikir yapmanın ''raks'' yani dans olduğu şeklinde bid'at sayanlara karşı devranın ibadet olduğunu Kur'an ve sünnet bağlamında savunmuştur. Bu düşüncesini Zümer süresi yetmiş ikinci ve yetmiş beşinci ayetleri ve muhtelif hadis-i şerifler ile desteklemiştir. Devran zikrinin, meleklerin Allah'ı döne döne zikrettiği gibi yeryüzünde de kulların Allah'ı aynı şekilde zikrettiği şeklinde benzerlik kurarak anlatmıştır. Risalenin sonunda Zenbilli Ali Efendi'nin devran zikrinin meşruiyeti hakkında fetvası ile de desteklemiştir. Bu çalışma 16. yüzyılda devran zikrinin meşruiyeti konusunu anlamak açısından önem arz etmektedir. Çalışmamızda ''Tasavvuf Risalesi'' adlı eser üzerinden Sünbül Sinan Efendi'nin devran hakkındaki fikirleri tespit edilmeye çalışıldı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin dijital spor oyunlarına yönelik motivasyonları ile yapay zekâ teknolojilerine dair tutumlarının karşılaştırmalı incelenmesi

    Mikail Uluca

    Bu araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin dijital spor oyunlarına yönelik motivasyon düzeyleri ile yapay zekâ teknolojilerine ilişkin tutumlarını incelemek ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi demografik özellikler bağlamında değerlendirmektir. Çalışma, betimsel ilişkisel tarama modeli temelinde yürütülmüş olup, 2024–2025 akademik yılında Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören toplam 455 öğrenci örneklem grubunu oluşturmuştur. Katılımcıların 238'i erkek (%52,3) ve 217'si kadın (%47,7) öğrenciden oluşmaktadır. Veriler, kişisel bilgi formu, Dijital Spor Oyunları Motivasyon Ölçeği ve Yapay Zekâya Yönelik Tutum Ölçeği aracılığıyla toplanmış; SPSS 27.0 paket programında normallik dağılımları incelenmiş ve bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA, post-hoc testler ve korelasyon analizleriyle çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular, öğrencilerin dijital spor oyunlarına yönelik motivasyonları ile yapay zekâya ilişkin tutumlarının cinsiyet, spor türü, sınıf düzeyi, bölüm, gelir durumu, oyun oynama ve yapay zekâ deneyimi gibi değişkenler doğrultusunda anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Erkek öğrenciler, kadın öğrencilere kıyasla hem dijital oyun motivasyonu hem de yapay zekâya yönelik daha yüksek tutum puanlarına sahiptir. Takım sporlarıyla ilgilenen ve yapay zekâ deneyimi bulunan öğrencilerin ortalamaları, bireysel sporlarla ilgilenen ve deneyimi olmayanlara göre daha yüksektir. Ayrıca, 1. sınıf öğrencilerinin motivasyon ve tutum düzeylerinin üst sınıflara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon analizleri, dijital spor oyunları motivasyonu ile yapay zekâ tutumları arasında düşük düzeyde fakat anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Eğlence ve sosyalleşme boyutları olumlu tutumları desteklerken, rekabet ve fantezi boyutlarının kaygı ve olumsuz algıları artırdığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, öğrencilerin dijital oyun motivasyonu ile yapay zekâya yönelik tutumlarının çok boyutlu ve etkileşimli bir yapıya sahip olduğu; teknolojiye dair algılarının hem olumlu hem de olumsuz yönlerle şekillendiği görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bocce sporcularının sportmenlik ve davranış düzeylerinin incelenmesi

    Özay Gürsoy

    Bu çalışmanın amacı, bocce sporcularının sportmenlik ve davranış düzeylerini incelemek ve bu doğrultuda elde edilen sonuçlara göre sergilenen davranışları iyileştirmek için etkili stratejiler geliştirmektir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmış olup, bu model mevcut bir durumu olduğu gibi betimleyerek analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma grubunu, 2024-2025 yılı aktif bocce sporunu yapan 300 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı üç bölümden oluşmuştur. İlk bölümde demografik bilgilerin yer aldığı kişisel bilgi formu, ikinci bölümde "Çok Boyutlu Sportmenlik Davranışları Ölçeği (ÇBSDÖ)" ve üçüncü bölümde " Sporda Prososyal ve Antisosyal Davranışlar Ölçeği" kullanılmıştır. Bu çalışma bocce sporcularının sportmenlik ve davranış düzeylerinin yaş, öğrenim durumu, bocce sporunu yapma süreleri ve millilik durumlarına göre nasıl etkilendiğini analiz ederek bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Araştırma bulguları, cinsiyet, yaş ve spor yapma sıklığı gibi değişkenlerin bocce sporcularının sportmenlik ve davranış düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Ancak öğrenim durumunun sporcuların sportmenlik ve davranış düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını göstermektedir. Bu durum sportmenlik davranışlarının sporcuların eğitim durumundan bağımsız olarak benzerlik gösterdiğini ifade etmektedir. Bu çalışma sonuç olarak bocce sporcularında sportmenlik ve davranış düzeylerinin incelenmesinin önemi vurgulamakta ve bu davranışların geliştirilmesi ve yeni stratejiler üretilmesi bakımından önem arz etmektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Tekstil, kağıt ve doğal taş endüstrisi atıklarının taşıyıcı ve taşıyıcı olmayan hafif beton üretiminde kullanımı

    Ömer Bayrak

    Tüm dünyada artan insan nüfusuna paralel olarak insanların ihtiyaçları da sürekli artmaktadır. Bu durum, hemen her alanda endüstrileşmeyi de beraberinde getirmektedir. Sanayileşmeden kaynaklanan yan ürünler ve endüstriyel atıklar tehlikeli sayılabilecek çevre sorunlarına neden olabilmektedir. Hem endüstriyel atıkların çevreye olan olumsuz etkilerinin azaltılması hem de atıkların geri dönüştürülerek ve farklı alanlarda tekrar kullanılarak ekonomiye kazandırılmasına yönelik çalışmalar artarak devam etmektedir. Bu çalışmada atık Bayburt tüfü agrega olarak ve kağıt fabrikası atıklarından elde edilen katı lignin ile tekstil fabrikalarının atık sularından elde edilen reaktif boyar maddeler (RBM) beton katkı maddesi olarak kullanılarak taşıyıcı hafif beton (THB) ve taşıyıcı olmayan hafif beton (TOHB) üretimi amaçlandı. Atık agregaların en büyük tane çapı (Dmax), piyasada kullanılan perlit ile karşılaştırma yapabilmek amacı ile 11,2 mm olarak belirlendi. Katı lignin, kağıt fabrikası atıklarından elde edilen lignin likörünün asidik ortamda çöktürülüp kurutulmasıyla elde edildi. Tekstil boyamada kullanılan atık reaktif boyar maddeler model çözelti olarak hazırlandı. Tekstil, kağıt ve doğal taş endüstrisi atıklarından üretilen hafif beton karışımları 10×10×10 cm ölçülerindeki kalıplara dökülerek numunelere 7, 28 ve 90 gün sonra basınç dayanım testleri uygulandı. THB için en az 30 MPa (TS 206, LC 25/28'de) ve TOHB için minimum 5 MPa basınç dayanımına sahip hafif beton üretilmesi amaçlandı. Endüstriyel değerlendirilmesi hedeflenen Bayburt taşı (BT), TS 802'ye uygun, Dmax 8 mm olacak şekilde ve Fuller eğrisine önemli ölçüde uyumlu granülometride hazırlandı. BT agregaları ile 450 kg/m3 sabit çimento dozajı, sabit çökme (S2, 5-9 cm) değeri ve 0,50 sabit su/çimento kullanılarak THB karışımları hazırlandı. 28 gün boyunca kirece doygun suda kürlenen numunelere basınç dayanım testi gerçekleştirildi. Atık maddeler kullanılarak hazırlanan betonların hidrasyonu; mekanik testler, XRD, EDS, SEM, DTA/TG/DTG teknikleriyle izlendi. V Sonuç olarak; Bayburt sarı taşı (BST) agregasının puzolanik özelliğinin olmayışı, birim hacim ağırlık (BHA) değerinin yüksek olması (2,06 g/cm3) ve öz dayanımının düşük olması gibi nedenlerle hafif beton üretiminde kullanılamayacağı ancak normal beton agregası olarak başarıyla kullanılabileceği, Bayburt beyaz taşı (BBT) agregasının puzolanik özelliğinin varlığı ve öz dayanımının yüksek, BHA değerininin 2 g/cm3'ten düşük olması, bu agreganın doğrudan hafif beton üretiminde başarı ile kullanılabileceğini, ayrıca BBT agregasını kirece ve sodaya doygun ortamlarında bekletilerek mukavemetlerinin iyileşmesi ile THB üretiminde de başarı ile kullanılabileği belirlendi. Karışımlara lignin %0,6 ve RBM'lerin %0,04 katı madde olarak katılması, betonda süper akışkanlaştırıcı (SA) etki göstererek, üretilen betonların dayanımlarını artırdığı ayrıca RBM'lerin betonu kalıcı olarak renklendirdiği, bu şekilde bir kullanım ile bir yandan atıkların neden olduğu çevre problemlerinden kurtulunurken diğer yandan atıkların endüstriyel olarak değerlendirilebileceği belirlendi. BBT'nin 0-0,063 mm aralığında öğütülerek çimentoya %30'a kadar ikame edildiğinde THB ve TOHB'lerin özellikle 90 günlük dayanımlarında ciddi bir azalma oluşmadığı tespit edildi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Uçucu kül bağlayıcılı alkali aktivasyonlu yüksek plastisiteli kil derin karıştırma numunelerinin tek ve çok amaçlı optimizasyonunun dayanım ve durabilite açısından incelenmesi

    Esra Yılmaz

    Bu çalışmada alkali aktivatörlerle aktive edilmiş uçucu kül ve zemin karışımlarının performansı dayanım ve durabilite açısından irdelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, Yanıt Yüzey Metodu kullanılarak üç farklı tek amaçlı optimizasyon senaryosu uygulanmıştır. Bunlar sırasıyla; serbest basınç dayanımının maksimize edilmesi, karbon ayak izinin minimize edilmesi ve en düşük maliyet ile karışımların hazırlanmasıdır. Çalışma kapsamında ayrıca tüm senaryoların aynı anda optimize edildiği çok amaçlı bir optimizasyon süreci yürütülmüştür. Hazırlanan karışımlar ile serbest basınç dayanımı, donma-çözülme, ıslanma-kuruma ve suda bekletme deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışmalar sonucunda, tek ve çok amaçlı optimizasyonlara göre hazırlanan karışımların dayanım ve durabilite değerleri birbirlerine ve ilgili standartlara göre mukayese edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında, serbest basınç değerini maksimize etmeyi hedefleyen optimizasyon yaklaşımının daha etkin sonuçlar ortaya koyduğu kanaatine varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    4483 sayılı Kanun bağlamında memurlar ve diğer kamu görevlilerinin soruşturulması ve kovuşturulması usulü

    Süleyman Emre Aktaş

    Bu çalışma, kamu görevlilerinin ceza soruşturmalarına tabi tutulmasında uygulanan özel usulleri, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Söz konusu Kanun'un, kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri fiillerden dolayı doğrudan adli merciler tarafından değil, belirli idari prosedürler işletildikten sonra soruşturulabilmesini öngörmesi, hukuk devleti, eşitlik ve yargı bağımsızlığı ilkeleri açısından çeşitli tartışmaları gündeme getirmektedir. Araştırmada öncelikle kamu görevlisi ve memur kavramı, kamu görevlisinin ve memurun statüsünün hukuki niteliği ve kamu hizmetine özgü sorumluluklar değerlendirilmiştir. Devamında, memurlara özgü soruşturma usulünün Türk hukukundaki tarihsel gelişimi, normatif yapısı, mukayeseli hukuktaki yeri, uygulama örnekleri, Yargıtay ve Danıştay içtihatları ışığında soruşturma izni mekanizmasının işleyişi analiz edilmiştir. Ayrıca, bu özel usulün uygulamada yol açtığı sorunlar eleştirel bir bakışla değerlendirilmiştir. Tezde yöntem olarak doküman incelemesi ve karşılaştırmalı norm analizi tercih edilmiş, nitel bir yaklaşımla normatif hükümler ile uygulama pratiği arasındaki tutarlılık sorgulanmıştır. Çalışmanın sonunda, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun ile öngörülen özel soruşturma izni sisteminin çağdaş ceza muhakemesi ilkeleriyle bağdaşmadığı, bu sistemin tamamen kaldırılması ve kamu görevlileri hakkında soruşturma işlemlerinin doğrudan Cumhuriyet savcıları tarafından yürütülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu araştırma, kamu görevlilerine yönelik ceza soruşturmalarında uygulanan özel usulün hem hukuki temellerini hem de fiili etkilerini irdeleyerek, adalet sisteminin tarafsızlığı ve etkililiği açısından daha uygun bir model önerisinde bulunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tarihi Melik Sunullah Camii minaresi deprem performans analizi

    Ferhat Tüm

    Bu tez çalışmasında, Osmanlı dönemine ait önemli bir kültürel miras olan Tarihi Melik Sunullah Camii Minaresi'nin deprem performansı değerlendirilmiştir. Yapının mevcut durumu, mimari ve yapısal özellikleri ile birlikte ele alınmış; zemin özellikleri ve yapı malzeme karakteristikleri detaylı biçimde belirlenmiştir. Malatya Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden temin edilen özgün röleve çizimleri kullanılarak yapı, SAP2000 yazılımında üç boyutlu olarak modellenmiştir. Yapının dinamik karakteristiklerini belirlemek amacıyla modal analiz yapılmış ve birinci doğal titreşim periyodu 0.669 saniye olarak elde edilmiştir. Ayrıca, toplam 20 mod üzerinden yapılan analizde, sekizinci moddan itibaren toplam kütle katılım oranı %95'in üzerine çıkmıştır. Bu durum, modelin dinamik davranışının yeterli şekilde temsil edildiğini göstermektedir. Deprem performansı analizi kapsamında yapı modeline, biri Türkiye'de meydana gelen 2023 Kahramanmaraş Depremi olmak üzere, farklı coğrafyalarda yaşanmış 11 adet gerçek deprem kaydı uygulanmıştır. Değerlendirmeler, doğrusal olmayan zaman tanım alanı analizleri (Nonlinear Time History Analysis) yöntemi ile gerçekleştirilmiş, bu sayede yapının elastik sınırları aşan davranışı da dikkate alınmıştır. Analiz sonuçlarında, özellikle minarenin gövde kısmında (tuğla bölgelerde) yüksek çekme gerilmeleri oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu sonuç, modellemede restorasyon sonrası malzeme özelliklerinin değil, yapının tarihi, özgün malzeme özelliklerinin esas alınmasıyla ilişkilidir. Gerçekte ise, 2017 yılında gerçekleştirilen restorasyon sürecinde gövde kısmı modern tuğlalar ve yüksek dayanımlı bağlayıcılarla büyük ölçüde yenilenmiştir. Buna karşın, taban kısmındaki doğal taşlar korunmuş, sadece derz dolgusu yapılmıştır. Bu farklılık nedeniyle, analizlerde gerilmeler gövdede yüksek çıkarken, gerçek deprem sonrası gözlemlenen çatlaklar taban kısmında yoğunlaşmıştır. Bu durum, restorasyonun yapısal davranış üzerindeki etkisini ve malzeme müdahalelerinin kapsamının ne kadar kritik olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tez çalışması, tarihi yapıların deprem davranışının doğru şekilde analiz edilebilmesi için hem yapı özgünlüğünün hem de geçirdiği müdahale süreçlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Belediyelerin stratejik planlarda afet riski azaltma politikalarının analizi: Karadeniz Bölgesi il belediyeleri örneği

    Ümit Kılıç

    Bu çalışma, afet riski yüksek bir bölge olan Karadeniz Bölgesi'nde yer alan il belediyelerinin stratejik planlarının afet yönetimi bakış açısıyla ne düzeyde uyumlu olduğunu incelemektedir. Belediyelerin stratejik planlarında afet riski azaltma yaklaşımının yalnızca kurumsal bir gereklilik değil, aynı zamanda toplumsal bir zorunluluk olduğu vurgulanmaktadır. Analiz edilen planlar, belediyeler arasında içerik, uygulama kapasitesi ve planlama disiplini açısından önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur. Bazı belediyeler afet yönetimini bütüncül, sistematik ve ölçülebilir hedeflerle planlarına dahil etmişken, bazıları bu konuyu yalnızca genel ifadelerle geçiştirmiştir. Özellikle teknik kapasitesi güçlü olan büyükşehir belediyelerinde afet senaryoları, erken uyarı sistemleri, afet lojistik merkezleri, toplumsal eğitimler ve risk haritaları gibi faaliyetlere açıkça yer verildiği görülmüştür. Buna karşın küçük belediyelerde stratejik belgelerin çoğu zaman şablon bazlı ve yüzeysel ifadelerle hazırlandığı, afet yönetimi açısından uygulanabilir stratejilerden uzak olduğu saptanmıştır. Stratejik planların yalnızca yasal bir zorunluluk olarak değil, aynı zamanda kaynak yönetimi, kamu güvenliği ve sürdürülebilir kentleşme açısından hayati önem taşıyan araçlar olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda afet yönetiminin stratejik planlarda güçlü, uygulanabilir ve sürdürülebilir şekilde yer alması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Karabaş Tecvidi merkezinde son dönemlerde yazılmış tecvidlerin değerlendirilmesi

    Mehmet Salih Turanoğlu

    Hicri dördüncü asırdan itibaren Tecvid ilmine dair eserler telif edilerek belirli bir külliyat oluşmaya başlamıştır. İslam'ın gittiği her bölgede Kur'an eğitimi ve öğretimi hususunda önemli çalışmalar yapılmış olup bu noktada görmekteyiz ki çalışmalar uzun yıllar Arapça olarak telif edilmiştir. Osmanlı Dönemi'nde tecvid ilmi alanında en önemli isimlerin başında İbnü'l-Cezerî gelmektedir. İbnü'l-Cezeri kıraat ve tecvid alanında önemli çalışmalar yapmıştır. Abdurrahman Karabaşî ise Türkçe olarak Karabaş Tecvidi adlı eseri kaleme alarak yeni bir dönem başlatmıştır. Abdurrahman Karabaşî'nin hayatı ve ilmi kişiliği hakkında yeterli bilgiler bulunmamasına rağmen telif ettiği Karabaş Tecvidi adlı eseri varlığını asırla boyu devam ettirmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Eser, Türkçe olarak kaleme alınmış, eserde tecvid kaideleri kısa ve net tanımlarla aktarılmıştır. Telif edildiği dönemden itibaren en çok tercih edilen eserlerin başında gelmektedir. Karabaş Tecvidi adlı eser özellikle son dönemde telif edilen tecvid eserlerine kaynaklık etmektedir. Bu nedenle çalışmamız kapsamında değerlendirdiğimiz eserlerde, tecvid kaidelerinin tanımlarının genellikle Karabaş Tecvidi adlı eserden alındığı görülmüştür. Ancak bazı eserlerde farklılıklar tespit edilirken, eserlerin bir kısmında Karabaş Tecvidi ne göre daha detaylı bilgiler verilmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde Ramazan Pakdil, İsmail Karaçam, Abdurrahman Çetin ve Demirhan Ünlü'nün telif ettikleri eserlerinde birçok kıraat imamının görüşlerine yer vermişler ancak yine bazı bölümlerde farklılıkların kime ait olduğunu zikretmemişlerdir Bu durum, tecvid kaidelerinin anlaşılmasını güçleştirmekte ve özellikle Kur'an öğrenimine yeni başlayan okuyucular açısından kavramların sağlıklı biçimde içselleştirilmesini zorlaştırarak belirli düzeyde zihinsel karışıklığa yol açabilmektedir. Yine Fikri Yatı, Ali Kemal Belviranlı, Mahi Dağdağan ve Kadir Temir'e ait eserlerde farklılıklar mevcuttur. Ayrıca Osman Pamuk, Fazilet Neşriyat, Tayyar Altıkulaç, Yusuf Tavaslı, Süleyman Doğdu, Hasan Hüseyin Varol ve Ramazan Yıldız tarafından hazırlanan Karabaş Tecvidi'nin farklı versiyonlarında büyük oranda Karabaş Tecvidi adlı eserle benzerlik görülmüştür. Çalışma kapsamında ele alınan diğer eserlerde de genel olarak farklılıklar mevcuttur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    5. sınıf öğrencilerinin beceri temelli matematik problemlerini çözme durumlarının incelenmesi

    Yasemin Yavuz

    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde matematiksel muhakeme becerisi, matematiksel problem çözme becerisi, matematiksel temsil becerisi, veri ile çalışma ve veriye dayalı karar verme becerisi, matematiksel araç ve teknoloji ile çalışma becerisi olmak üzere beş matematik alan becerisine yer verilmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından merkezi ölçme sınavlarında kullanılan problem tiplerinde yapılan değişikliklerle, beceri temelli soruların bu becerileri problem çözme bağlamında aktif olarak kullanmayı gerektirdiği söylenebilir. 5. sınıftan itibaren öğrencilerin karşılaştığı beceri temelli soruların çözüm sürecinde, özellikle 5. sınıf öğrencilerinin ilkokuldan ortaokula geçiş sürecinde bu konuda yaşadıkları güçlüklerin, güçlü ve zayıf yönlerin ortaya çıkarılması önemli görülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin beceri temelli matematik problemlerini çözme durumlarının incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ile belirlenmiş olup 5. sınıf düzeyinde 3'ü kız 3'ü erkek olmak üzere 6 ortaokul öğrencisinden oluşmaktadır. Bu araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması desenine göre planlanmıştır. Veri toplama sürecinde beceri temelli 10 matematik problemi içeren ve araştırmacı tarafından hazırlanan bir görüşme formu kullanılmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış klinik görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Görüşme esnasında öğrenci ve veli bilgisi dahilinde ses kaydı alınmıştır. Görüşmeler her bir öğrenci ile yaklaşık 60 dakika sürmüştür. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Görüşme sürecinde kaydedilmiş olan ses kayıtları kronolojik olarak yazıya aktarılmıştır. Ulaşılan bulgular bağlamında 5. sınıf öğrencilerinin beceri temelli problemleri çözme sürecinde matematiksel muhakeme becerisi temelli problemlerde problemi anlama basamağında, matematiksel temsil becerisi temelli problemlerde planı uygulama basamağında, veri ile çalışma ve veriye dayalı karar verme becerisi temelli problemlerde planı uygulama basamağında, matematiksel araç ve teknoloji ile çalışma becerisi temelli problemlerde problemi anlama ve planı uygulama basamağında, matematiksel problem çözme becerisi temelli problemlerde genel olarak planı uygulama basamağında güçlük yaşadıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin tüm problemlere yönelik güçlü yönleri incelendiğinde ise çoğunlukla plan yapma basamağında yeterli oldukları söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    MEB İslam Ansiklopedisi ile TDV İslam Ansiklopedisindeki tasavvufa dair maddelerin tespiti ve tasavvufa dair kavramlarının karşılaştırılması

    Zühre Coşkun

    Tasavvuf ilminin doğuşu, hicrî I. ve II. yüzyıllarda yaşanan siyasi kargaşalar ve iç çekişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemdeki fetihlerle birlikte halkın refaha ulaşması, dünyevîleşmeyi artırmış; bu duruma karşılık tasavvufî eğilimler, dünyevî hayata karşı bir duruşun temsilcisi hâline gelmiştir. Tasavvuf, bireyin manevî yolculuğunda Allah'a ulaşmayı hedefleyen, nefsi terbiye etmeyi ve dinin sınırları çerçevesinde kalbi arındırmayı amaçlayan bir disiplin olarak gelişmiştir. Ansiklopediler, farklı alanlara dair temel bilgileri sistemli ve özlü biçimde sunmaları açısından akademik araştırmalar için vazgeçilmez kaynaklardır. Bu bağlamda TDV İslâm Ansiklopedisi ile MEB İslâm Ansiklopedisi, İslâm ilimleri literatüründe önemli bir yere sahiptir. TDV İslâm Ansiklopedisi, alanında uzman Müslüman müellifler tarafından hazırlanırken; MEB İslâm Ansiklopedisi, çoğunlukla Batılı araştırmacıların katkılarıyla oluşturulmuştur. Konular büyük ölçüde benzer olmakla birlikte müellif profillerinin farklı olması, bu iki eserin karşılaştırmalı olarak incelenmesini anlamlı kılmaktadır. Her iki ansiklopedide tasavvuf ilmine dair birçok madde yer almakla birlikte, bu alandaki içeriklerin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesine yönelik kapsamlı bir çalışmaya rastlanmamaktadır. Bu çalışmada, TDV İslâm Ansiklopedisi'nde yer alan 1665, MEB İslâm Ansiklopedisi'nde ise 207 tasavvuf maddesi taranmış; her iki kaynakta ortak olarak yer alan 198 madde içerisinden seçilen 32 madde değerlendirmeye alınmıştır. Bu maddeler; 10 uygulama, 7 kavram, 9 unvan ve 6 şahsiyet başlığı altında incelenmiştir. Elde edilen bulgular, her iki ansiklopedinin tasavvuf ilmine özgün katkılar sunduğunu ve birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı niteliğinde olduğunu göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Öğrencilerin uzunluk, alan ve hacim ölçme bağlamında problem kurma becerilerinin incelenmesi

    Elanur Uzun

    Bu araştırma, yedinci sınıf öğrencilerinin uzunluk, alan ve hacim ölçme konularında problem oluşturma becerilerini incelemeyi hedeflemektedir. Çalışmanın katılımcıları, Türkiye'deki bir devlet okulunda eğitim gören yedinci sınıf öğrencilerinden seçilmiştir. Katılımcılar, iki farklı şubeden seçilmiştir; şubelerden biri pilot, diğeri asıl uygulama grubu olarak belirlenmiştir. Pilot uygulama grubunda, 3 kız ve 8 erkek olmak üzere toplam 11 öğrenci yer alırken; asıl uygulama grubunda ise akademik başarı kriterlerine dayalı olarak amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen 9 öğrenci bulunmaktadır. Çalışma, nitel yöntemlerden durum çalışması deseni benimsenerek yürütülmüştür. Çalışmada veri toplama aracı olarak, araştırmacılar tarafından uzman görüşlerine dayalı olarak geliştirilen Problem Kurma Görüşme Formu ve Problem Kurma Çalışma Kağıtları kullanılmıştır. Pilot uygulama gerçekleştirilmiş ve klinik görüşmeler video kaydı ile belgelenmiş, ardından bu kayıtlar yazıya dökülerek analiz için uygun hale getirilmiştir. Veri analizi aşamasında, içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. İçerik analizi sonucunda üç ana kategori belirlenmiştir: problem metni, matematiksel dil ve problem kurma biçimleri. Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin uzunluk, alan ve hacim ölçme bağlamında oluşturdukları soruların çoğu yalnızca işlem yapmayı, yalnızca gerektiren, alıştırma türünde sorular ve soru kökü içermeyen ifadeler olarak matematik problemi olarak kabul edilmemektedir. Bu tür sorular, derinlemesine düşünmeyi gerektirmediğinden ve sadece temel işlemlerle çözülebildiğinden matematik problemi sayılmamaktadır. Öte yandan, öğrencilerin oluşturduğu matematiksel problemler incelendiğinde, uzunluk, alan ve hacim ölçme bağlamında öğrencilerin yarısından fazlasının yapılandırılmış, serbest ve yarı yapılandırılmış problem kurma durumlarında çözülebilir matematik problemleri oluşturdukları tespit edilmiştir. Ancak bu problemlerin bazıları, eksik veya hatalı bilgiler, yanlış temsiller ve birimlerin yanlış ifade edilmesi gibi çeşitli eksiklikler içermektedir. Çalışmada dikkat çeken bir diğer bulgu, öğrencilerin problem kurma sürecinde şekil ya da ifadeleri değiştirerek problem oluşturma eğilimleri göstermeleridir. Öğrenciler, problem kurma aşamalarında bazen verilen problemlere benzer problem oluşturmuş, bazen ise bu problemlerden farklı problemler geliştirmişlerdir. Özellikle benzer problem kurma durumlarında, öğrencilerin verilen problemdeki verilen problemdeki şekil ve bağlamı büyük ölçüde korudukları gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma, öğrencilerin problem kurma becerilerinin geliştirilebilmesi için öğretim sürecine yönelik önemli ipuçları sunmaktadır. Öğrencilerin, matematiksel problemlerde dil ve sembol kullanımı, bilgi temsili ve problem çözme süreçlerini daha sağlam bir şekilde kavrayabilmeleri için öğretmenlerin rehberliğine ihtiyaç duydukları anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, problem kurma sürecinde öğrencilerin daha fazla desteklenmesi, becerilerinin daha etkili bir şekilde geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bowling sporcularının bilişsel esneklik ve psikolojik dayanıklılık becerilerinin yordayıcısı olarak zihinsel antrenman düzeylerinin incelenmesi

    Alperen Birsen

    Araştırmanın temel amacı, bowling sporcularının bilişsel esneklik ve psikolojik dayanıklılık becerilerinin yordayıcısı olarak zihinsel antrenman düzeylerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye Bocce, Bowling ve Dart Federasyonunun 2024-2025 faaliyet programında yer alan 2024-2025 Berkay ERDİŞ Ferdi Bowling Bahar Liglerine katılan 18 yaş ve üzeri 94 bowling sporcusu araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcıların ilgili alanda görüşlerini elde etmek adına 4 ayrı form kullanılmıştır. Bunlar; Kişisel Bilgi Formu, Sporda Zihinsel Antrenman Envanteri, Bilişsel Esneklik Ölçeği ve Kısa Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği. Verilerin analiz sürecinde SPSS (26. versiyon) yazılımında; bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi, pearson korelasyon ve doğrusal regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda sporda zihinsel antrenman yapma puanlarına bağlı cinsiyet, spor yaşı, sezon içi atış performans ortalamaları ve lig düzeyine bağlı anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Bilişsel esneklik puanlarına bağlı sezon içi atış performans ortalamaları ve lig düzeyine bağlı anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Psikolojik dayanıklılık puanlarına bağlı ise cinsiyet, sezon içi atış performans ortalamaları ve lig düzeyine bağlı anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Bu verilere ek olarak pearson korelasyon analizi sonuçlarına göre SZAE alt boyutları ile bilişsel esneklik ve psikolojik dayanıklılık toplam puanları arasında pozitif yönlü ilişkilerin olduğu bulunmuştur. Doğrusal regresyon analizi sonuçları incelendiğinde de bowling sporcularının sporda zihinsel antrenman yapma puanlarının bilişsel esneklik ve psikolojik dayanıklılık puanlarının yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak bowling sporcularının sporda zihinsel antrenman yapma ile bilişsel esneklik ve psikolojik dayanıklılık puanlarının ilişkili ve olduğu ve bağımsız değişken olan sporda zihinsel antrenman yapma durumunun diğer parametrelerin yordayıcısı olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bowling, sporcu, sporda zihinsel antrenman, bilişsel esneklik, psikolojik dayanıklılık.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tarihi Karaman Hatuniye Medresesi'nin deprem davranışının TBDY-2018'e göre incelenmesi

    Settar Aydın

    Tarihi yapılar, kültürel mirasımızın önemli bir parçasını oluşturmakta olup, bu yapıların korunması, restorasyonu ve güvenliği, günümüz mühendislik ve mimarlık disiplinlerinin karşılaştığı en önemli zorluklardan biridir. Özellikle deprem gibi doğal afetlerin tarihi yapılar üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler, bu yapıların korunması konusunda ayrı bir önem taşımaktadır. Bu bağlamda, yapıların depreme karşı gösterdiği davranışların anlaşılması, mühendislik uygulamaları açısından büyük bir gereklilik arz etmektedir. Karaman il sınırlarında yer alan ve Selçuklu dönemine ait önemli bir yapı olan Hatuniye Medresesi hem mimari hem de tarihi açıdan büyük bir öneme sahiptir. Ancak, bu tür tarihi yapılar zaman içerisinde çeşitli deformasyonlara uğrayabilir ve özellikle deprem gibi dinamik yükler altında yapısal güvenlikleri tehdit altına girebilir. Bu nedenle, Hatuniye Medresesi'nin deprem davranışlarının detaylı bir şekilde incelenmesi ve yapısal güvenliğinin değerlendirilmesi hem koruma hem de restorasyon çalışmaları için kritik bir adım olacaktır. Bu tezde, Karaman Hatuniye Medresesi'nin deprem davranışlarının incelenmesi amacıyla, modern mühendislik yazılımlarından biri olan SAP2000 kullanılarak yapısal modelleme yapılacaktır. Yapılacak analizler, medresenin mevcut yapısal davranışını ortaya koyarak, depreme karşı taşıma kapasitesini ve olası zayıf noktalarını tespit etmeyi hedeflemektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Hatuniye Medresesi'nin mevcut yapısal durumunu bilimsel bir bakış açısıyla değerlendirmek, deprem esnasında yapının nasıl bir davranış sergileyeceğini belirlemek ve olası riskleri en aza indirgemek için öneriler sunmaktır. Çalışma, üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, tarihi yapıların korunması ve deprem mühendisliği ile ilgili genel bilgiler verilecektir. Ardından, Karaman Hatuniye Medresesi'nin tarihçesi ve yapısal özellikleri ele alınacaktır. İkinci bölümde, tarihi yapılar hakkında yapılan çalışmalara ait literatür kısmı yer almaktadır. Üçüncü bölümde, SAP2000 ile yapı modellemesi ve deprem analizine dair metodoloji detaylı bir şekilde açıklanacak ve taş ve harç malzemelerinin elastisite modülü ile basınç dayanımına ilişkin teorik bilgiler tablo halinde sunulacaktır. Son bölümde ise analiz sonuçları değerlendirilecek ve tarihi yapıların korunmasına yönelik stratejiler önerilecektir.