Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Abbâsî Halifelerinin Anadolu Selçuklu Devletine gönderdiği elçiler ve tasavvufî faaliyetleri
Muhammed Nayir Polat
Bu çalışmada, Abbâsî halifelerinin XI–XIII. yüzyıllar arasında Anadolu Selçuklu Devleti ile tesis ettikleri diplomatik ilişkiler bağlamında Anadolu'ya gönderdikleri elçiler ele alınmaktadır. Söz konusu elçilerin, resmî ve siyasî görevlerinin yanı sıra, tasavvufî düşüncenin, manevî değerlerin ve dinî-kültürel birikimin Anadolu'ya aktarılmasındaki etkileri incelenmektedir. Bu çerçevede, elçilerin hem devletler arası ilişkilerde üstlendikleri roller hem de Anadolu'daki tasavvufî çevrelerle kurdukları temaslar üzerinden ortaya çıkan manevî ve kültürel katkıları değerlendirilmiştir. Araştırmanın konusu, Abbâsî elçilerinin Anadolu Selçuklu sarayına kazandırdıkları tasavvufî düşünceler, fütüvvet anlayışları ve bu anlayışların ahîlik kurumu vasıtasıyla toplumsal hayata yansımasıdır. Çalışmanın amacı, Abbâsî elçilerinin yalnızca diplomatik temsil göreviyle sınırlı kalmadığını; Anadolu'da tasavvufî düşüncenin yaygınlaşmasına, vahdet-i vücûd anlayışının temellenmesine, fütüvvet değerlerinin kurumsallaşarak ahîlik teşkilatına dönüşmesine öncülük ettiklerini ortaya koymaktır. Bu açıdan çalışma, Abbâsî-Selçuklu ilişkilerini siyasî boyutun ötesinde kültürel ve dinî açıdan değerlendirmesi bakımından önem arz etmektedir. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımıyla yürütülmüş ve çalışmada tarihsel doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini XI–XIII. yüzyıllar arasında Abbâsî halifeleri tarafından Anadolu Selçuklularına gönderilen elçilik faaliyetleri oluşturmakta; örneklemini ise Mecdüddin İshak, Evhadüddîn Kirmânî ve Şihâbüddin Ömer es-Sühreverdî gibi şahsiyetler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak tarihî kronikler, fütüvvetnâmeler, tasavvufî metinler ve modern literatür kullanılmış; elde edilen veriler üzerine yapılan çalışmalar, tarihî-sosyolojik bağlamda içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Türk Devletleri Teşkilatı üye ülkelerinin hükümet sistemlerinin karşılaştırmalı incelenmesi
Tuğrulcan Ölmez
Türkler üç bin yıla yakın tarihlerinde tarihe yön veren milletler arasında yerini almış bir toplumdur. Karakteristik özellikleriyle, milliyetçilik duygularıyla, devletlerine bağlılıklarıyla ön plana çıkmışlardır. Tarih boyunca teşkilat yapısına son derece önem vermiş olan Türk kavmi, günümüze kadar bu yapıyı korumuştur. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), Türklerin tarihleri boyunca sürdürmüş olduğu birlik ve beraberliklerini dil, kültür ve coğrafya birliği bağlamında günümüzde devam ettiren önemli bir yapılanmadır. Türki Cumhuriyetlerin 1990'larda bağımsızlıklarını kazanmasıyla ve Türkiye'nin bu devletlerle yakın ilişkiler kurarak "Türkçe Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği" adıyla başlayan bu süreç, 2009 yılında Nahçivanda yapılan zirveyle uluslararası bir örgüt olma statüsüne erişmiş, devamında da 2021 yılında Türk Devletleri Teşkilatı adını almıştır. TDT'nin Türk birliğinin daha ileri seviyelere taşınması, Türk devletlerinin hem bölgesel hem küresel anlamda söz sahibi olması için atmış olduğu adımlar çok önemli olmakla birlikte sürdüreceği politikalarda gelecek açısından büyük önem arz etmektedir. Türklerin tarihlerinde devlet yönetme sanatına sahip oldukları, bu hususta özellikle liderlerinin ön plana çıktığı görülmektedir. Tarih sayfalarında yerini almış büyük Türk devletlerinin en önemli özellikleri arasında merkezi otoritenin sağlam olması ve geniş yetkilerle donatılmış güçlü liderlerin varlığı ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada TDT'ye üye olan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye'nin hükümet sistemleri yasama, yürütme, yargı erkleri ve bu erklerin birbirleri arasındaki ilişkileri üzerinden ayrı ayrı incelenmiştir. Üye ülkelerin Anayasa metinlerinde üç erkle ilgili olan maddeler detaylı şekilde ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, üye ülkelerin hükümet sistemlerini karşılaştırmalı olarak inceleyerek, sistemler arasındaki benzerlikleri ortaya koymak ve Türk devlet geleneğinde liderin önemli bir yer tutması kültürünün günümüz Türk devletlerinin hükümet sistemlerini belirlemesinde etkili olduğunu göstermektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Diyanet İşleri Başkanlığının 2020 yılında yayımladığı hutbelerin tefsir ilmi açısından tahlili
Abdullah Bektaş
Bu araştırma, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2020 yılı boyunca yayımlanan hutbelerin tefsirî bakımından incelenip ele alınmasını konu edinmektedir. Türkiye'de milyonlarca Müslüman'a hitap eden bu hutbeler, dinî bilgilerin aktarılmasında ve toplumsal şuurun oluşmasında büyük öneme sahiptir. Çalışma kapsamında hutbelerde yer alan Kur'an âyetlerinin tercih sebebi, yorumlama biçimleri ve bu âyetler vasıtasıyla topluma iletilen dinî ve ahlakî mesajlar incelenmiştir. Araştırma süresince hutbelerde bulunan âyetler, tefsir ilminin prensipleri doğrultusunda incelenmiş olup her bir âyetin bağlamı, anlam ilişkisi ve hutbenin ana temasıyla olan bağlantısı analiz edilmiştir. Bu aşamada hem geleneksel hem de modern tefsir anlayışından faydalanılmış, âyetlerin hutbelerde kazandığı anlamın derinliği ve yorum çeşitliliği belirtilmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde; iman, ibadet ve nebevi örneklik düşünceleri incelenerek Müslüman'ın Allah ile olan ilişkisinin yanı sıra ibadet anlayışı da ortaya konulmuştur. İkinci bölümde ise sabır, sorumluluk ve tevekkül gibi kavramlar üzerinden felaket ve zorluklar karşısında inananların tutumu araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise tarihî bellek, toplumsal birlik ve İslâmî yaklaşım üzerine odaklanılmış, hutbelerin ümmet şuuru ve değerlerin aktarımındaki rolü tahlil edilmiştir. Sonuç olarak bu araştırma, Diyanet İşleri Başkanlığının hazırladığı hutbelerin Kur'an merkezli bir irşad kavramıyla oluşturulduğu, âyetlerin yalnızca bilgi vermek amacıyla değil, yaşam içerisinde bir yol gösterici olarak değerlendirildiğini belirtmektedir. Bununla beraber bazı hutbelerde âyetlerin eksik veya bağlamından ayrı bir şekilde kullanılması, âyetlerin anlam bütünlüğünü bozduğu tespit edilmiştir. 2020 yılı hutbeleri, Kur'an'ın ilettiği mesajları modern yaşam ile bütünleştiren, dinî farkındalık ile sosyal sorumluluk arasında güçlü bir bağ kuran metinler olarak değerlendirilebilir.
- Doktora TeziAçık Erişim2026Yapay zekâ destekli yazma eğitiminin 7. sınıf öğrencilerinin yazma başarısına ve öz yeterlik algısına etkisi: Bir karma yöntem araştırması
Murat Kaya
Araştırmada, yapay zekâ destekli yazma eğitiminin ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin yazma başarı ve öz yeterliğine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada karma yöntem araştırmalarından açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde ön test son test eşleştirilmiş kontrol gruplu yarı deneysel desen; nitel bölümünde ise olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Giresun'daki bir ortaokulda 7. sınıfta öğrenim göre 34 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma, 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmanın uygulama süreci toplam 20 hafta ve yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri "Kişisel bilgi formu, elektronik yazma alışkanlıkları ölçeği, bilgilendirici metin yazma başarısını değerlendirme ölçeği, öyküleyici metin yazma düzeylerini belirlemek için kullanılan dereceli puanlama anahtarı, ortaokul öğrencilerine yönelik yazma öz yeterlik ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu" kullanılarak elde edilmiştir. Nicel veriler SPSS 26, nitel veriler ise MAXQDA 22 programı ile analiz edilmiştir. Nicel verilerden elde edilen bulgulara göre yapay zekâ destekli yazma eğitiminin deney grubu öğrencilerin bilgilendirici ve öyküleyici metin yazma başarılarını artırdığı görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin yazma öz yeterliklerinin de uygulama sonrasında arttığı ortaya çıkmıştır. Nitel verilerden elde edilen bulgulara göre ChatGPT yapay zekâ aracının öğrencilerin yazma deneyimlerine olumlu yansıdığı, yazmayı kolaylaştırdığı, yazım hatalarını azalttığı, yazmaya karşı motive ettiği ve yazma endişelerini azalttığı öne çıkan öğrenci görüşleri arasındadır. Sonuç olarak yapay zekâ destekli yazma eğitiminin ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin yazma başarılarına ve öz yeterliklerine katkı sunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin doğru istemler oluşturma sürecine yönelik eğitimler verilmesi ve farklı yapay zekâ araçlarıyla da yazma eğitimi çalışmalarının yapılması noktaında öneriler sunulabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin gelecek korkusu ve iş bulma kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Muhammed Fatih Üstün
Günümüz koşullarında iş gücü piyasasında yaşanan belirsizlikler, üniversite öğrencilerinin geleceğe yönelik kaygı düzeylerini artırmaktadır. Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin mezuniyet sonrası yaşamlarına ve kariyer süreçlerine ilişkin algıları ile gelecek korkusu ve iş bulma kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri oluşturmuş, örneklemini ise 2024–2025 eğitim-öğretim yılında fakültenin farklı bölümlerinde öğrenim gören 408 öğrenci meydana getirmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak çevrim içi anket formu kullanılmış; Kişisel Bilgi Formu, Gelecek Korkusu Ölçeği ve İş Bulma Kaygısı Ölçeğinden yararlanılmıştır. Veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler ve Cronbach's Alpha katsayısı hesaplanmış; verilerin dağılım özellikleri incelendikten sonra parametrik testler uygulanmıştır. Demografik değişkenlere göre farklılıkları belirlemek amacıyla bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, gelecek korkusu ile genel gelecek kaygısı arasında güçlü ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. İş bulma kaygısı ile gelecek korkusu, gelecekten umutsuzluk ve genel gelecek kaygısı arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi ve algılanan gelir düzeyi değişkenlerine göre iş bulma kaygısı ile gelecek korkusu ve genel gelecek kaygısı düzeylerinde anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Genel olarak sonuçlar, öğrencilerin geleceğe dair algıları ile iş bulma kaygısı düzeyleri arasında demografik değişkenlerle anlamlı bağlantılar bulunduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Gelecek korkusu, kaygı, iş bulma kaygısı, genç işsizlik.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Boş zaman yönetimi, serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcıları ve öz-kontrol öz-yönetim düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi: Bedensel engelli üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma
Sümeyya Baş
Bu araştırmanın amacı, bedensel engelli üniversite öğrencilerinin boş zaman yönetimi, öz-kontrol öz-yönetim düzeyleri ile serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Nicel yöntemle yürütülen çalışmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 97 kadın ve 143 erkek olmak üzere toplam 240 bedensel engelli üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak dört bölümden oluşan anket formu kullanılmış olup bu formda sırasıyla Kişisel Bilgi Formu, Boş Zaman Yönetimi Ölçeği, Özkontrol-Özyönetim Ölçeği ve Serbest Zaman Fiziksel Aktivite Kısıtlayıcıları Ölçeği (Engelli Bireyler Formu) yer almıştır. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra farklılık ve korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu analizler doğrultusunda ölçeklerin toplam boyutları bağlamında; katılımcıların yaş değişkeni ile serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algıları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Aktif olarak spor yapan katılımcıların serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algıları, aktif olarak spor yapmayanlara kıyasla daha düşüktür. Katılımcıların algıladığı kişisel gelir düzeyi değişkenine göre boş zaman yönetimlerinde anlamlı farklılıların olduğu görülmüştür (Düşük>Yüksek; Orta>Yüksek). Buna ek olarak, katılımcıların algıladığı kişisel gelir düzeyi değişkenine göre serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algılarında anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir (Düşük>Orta; Düşük>Yüksek). Katılımcıların algıladığı aile gelir düzeyi değişkenine göre öz-kontrol öz-yönetimlerinde anlamlı bir farklılıların olduğu bulunmuştur (Orta>Yüksek). Ayrıca, katılımcıların algıladığı aile gelir düzeyi değişkenine göre serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algılarında anlamlı farklılıların olduğu tespit edilmiştir (Düşük>Orta; Düşük>Yüksek; Orta>Yüksek). Ölçekler arasındaki ilişkiler kapsamında: Katılımcıların öz-kontrol öz-yönetimleri ile serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algıları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Katılımcıların boş zaman yönetimleri ile serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algıları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı bulunmuştur. Katılımcıların öz-kontrol öz-yönetimleri ile boş zaman yönetimleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, katılımcıların öz-kontrol öz-yönetimleri arttıkça serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algılarının ve boş zaman yönetimlerinin de arttığı ileri sürülebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Boş zaman yönetimi, öz-kontrol, öz-yönetim, fiziksel aktivite kısıtlayıcıları, engelli öğrenci, serbest zaman.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Yüzme sporuyla ilgilenen yetişkinlerin spora bağlılık düzeylerinin yaşam kaliteleri üzerine etkisi
Beyzanur Tepecik
Bu araştırmanın amacı, yüzme sporuyla ilgilenen yetişkin bireylerin spora bağlılık düzeylerinin yaşam kalitesi üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada, yetişkin yüzücülerin spora bağlılık durumları ile yaşam kalitesinin fiziksel, psikolojik ve sosyal boyutları arasındaki ilişkinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemine dayalı betimsel tarama modeli ile yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini, 2025 yılında Bayburt ilindeki Gençlik ve Spor Bakanlığı tesislerinde yüzme sporuyla düzenli olarak ilgilenen yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Spora Bağlılık Ölçeği" ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilen "Yaşam Kalitesi Ölçeği (Kısa Form)" kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, spora bağlılık düzeylerinin yaşam kalitesinin çeşitli alt boyutlarıyla anlamlı ilişkiler gösterdiği belirlenmiştir. Yüzme sporuyla ilgilenen yetişkinlerin spora bağlılık düzeyleri arttıkça yaşam kalitesinin genel sağlık, fiziksel sağlık ve mental sağlık alt boyutlarında yükselme görüldüğü tespit edilmiştir. Cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeyi gibi demografik değişkenlerde belirli farklılıklar gözlenmekle birlikte, özellikle yüzme spor yılı ve haftalık yüzme sıklığının hem spora bağlılık hem de yaşam kalitesi üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca yüzmeye katılım amacı (sağlık, performans geliştirme, rekreasyon vb.) yaşam kalitesinin bazı alt boyutlarında anlamlı farklılıklar oluşturmuştur. Sonuç olarak, yüzme sporuna düzenli katılım gösteren yetişkinlerin spora bağlılıklarının yaşam kalitesi düzeylerini olumlu yönde etkilediği ortaya konulmuştur. Bu bulgu, yüzme sporunun fiziksel ve psikolojik iyilik hâline katkı sağladığını göstermekte ve yetişkin bireylerde yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik önemli bir araç olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, yetişkin bireylerin spora katılım motivasyonlarını artırmaya yönelik programların desteklenmesi ve yüzme sporunun erişilebilirliğinin artırılması önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Lise öğrencilerinin kinestetik zekalarının beden eğitimi ve spor dersine ilişkin tutumları üzerine etkisi
Gülcan Emir
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin kinestetik zeka düzeyleri ile beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek ve çeşitli bireysel ile çevresel değişkenlerin bu ilişki üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Bayburt ilinde öğrenim gören 709 lise öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu, Beden Eğitimi ve Spora İlişkin Tutum Ölçeği (BESİTÖ) ve Bedensel/Kinestetik Zeka Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.0 programında tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA ve Pearson korelasyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, öğrencilerin hem kinestetik zeka hem de beden eğitimi ve spora yönelik tutum puanlarının genel olarak orta ve üzeri seviyede olduğunu göstermiştir. Cinsiyet değişkenine göre erkek öğrencilerin hem tutum hem kinestetik zeka düzeylerinin kız öğrencilere kıyasla anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur. Sınıf düzeyi değişkeni sadece tutum puanlarında anlamlı farklılık göstermiş; 12. sınıf öğrencilerinin daha yüksek tutuma sahip olduğu tespit edilmiştir. Genel sağlık durumu ve fiziksel aktivite düzeyi arttıkça hem tutum hem de kinestetik zeka puanlarının yükseldiği belirlenmiştir. Ailesi spor yapan, düzenli fiziksel aktiviteye katılan ve beden eğitimi dersini seven öğrencilerin her iki ölçekte de daha yüksek puanlara sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Buna karşın BKİ ile tutum ve kinestetik zeka arasında herhangi bir ilişki saptanmamıştır. Araştırmanın en temel sonucunu, kinestetik zeka ile beden eğitimi ve spora yönelik tutum arasındaki pozitif ve anlamlı ilişki oluşturmaktadır. Kinestetik zeka düzeyi yükseldikçe öğrencilerin derse karşı duyuşsal, davranışsal ve genel tutum düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Bu bulgu, Gardner'ın Çoklu Zeka Kuramı'ndaki hareket temelli öğrenme yaklaşımı ile uyumludur. Sonuç olarak araştırma, öğrencilerin sporla erken yaşta tanıştırılmasının, aile desteğinin, öğretmen yönlendirmesinin ve okul ortamında hareket temelli etkinliklere yer verilmesinin hem kinestetik zekayı hem de derse yönelik olumlu tutumu geliştirdiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Kinestetik zeka, beden eğitimi ve spor, tutum.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Tasavvuf kültüründe çiçek ve koku sembolizmi
Müşerref Kırmızıoğlu
Tasavvuf, insanın içsel dönüşümünü ve Hak ile olan bağını sembollerle derinleştiren bir düşünce ve hayat biçimidir. Bu semboller arasında çiçek ve koku, hem zâhirî hem de bâtınî anlam katmanları taşıyan önemli metaforlar olarak karşımıza çıkar. Gül, sümbül, menekşe gibi çiçekler; aşk, sabır, sükûn, nebevî sevgi gibi manevî hâllerin temsilcisi olarak tasavvufî metinlerde ve halk irfanında özel bir yere sahiptir. Aynı şekilde misk, amber ve öd ağacı gibi kokularda, ruhanî sezgilerin, iç huzurun ve nebevî izlerin taşıyıcısı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada çiçeklerin ve kokuların, suf'îlerin eserlerinde ve tarikat erkânında nasıl sembolik bir dile dönüştüğü; Kur'ân ve hadislerdeki göndermelerle, Mevlânâ ve Yunus Emre gibi mutasavvıfların görüşleriyle birlikte incelenmiştir. Ayrıca Osmanlı döneminden günümüze ulaşan arşiv belgeleri ve tarikat kültürü içerisinde yer alan uygulamalar (örneğin tekkelerde buhur yakılması, gül suyu serpilmesi gibi) ışığında, güzel kokunun ritüel değerine odaklanılmıştır. Bu bağlamda koku ve çiçeklerin sadece estetik birer unsur değil, aynı zamanda kalp terbiyesine ve ruhî disipline hizmet eden semboller olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Tasavvufi temsilin görsel anlatımı: TRT Vefa Sultan dizisi örneği
Gül Sekmen
Tasavvuf, insanın içsel olarak dini yaşantısını ve mâneviyatını güçlendiren bir disiplindir. Kişinin inancını yaşayabilmesi için yalnızca dini bilgileri kâğıt üzerinde öğrenerek hıfzetmesi yeterli değildir. Kişi, öğrendiği ilmini amellerine dönüştürebildiği sürece tam anlamıyla gerçek mü'min sayılır. İslâm'ın bize sunmuş olduğu bu manevî yaşantıyı tasavvuf öğretileriyle gerçekleştiririz. Tasavvufi yaşantıda bize örnek olabilecek pek çok şahsiyet olmuştur. Bu örnek şahsiyetler gerek yaşam şekilleri, gerekse öğretileri ile insanlara mânevî rehberlik ederek olgunluğa ulaştırıp, yol gösterici olmuşlardır. Aynı zamanda ahlâki değerleri de ön plana çıkararak toplum içerisindeki ilişkilerin sevgi ve huzur içerisinde devam etmesinde önemli rol oynamışlardır. Günümüzde dijital imkânların çoğalmasıyla birlikte birçok bilgiye daha kolay ulaşabilmekteyiz. Çeşitli platformlarda yayımlanan dizi ve filmler vasıtasıyla da yapımcılar birçok konu hakkında mesajlarını izleyenlere aktarabilmektedir. Tasavvuf, bu gözde konular arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Bu çalışmamızda TRT 1 ekranlarında yayımlanan ve Muslihuddin Mustafa'nın (Şeyh Vefa) hayatını ve mesajlarını ekranlara taşıyan "Vefa Sultan" dizisi ele alınmaktadır. Dizide tasavvuf kavramlarının, sembollerinin görsel olarak nasıl aktarılıp insanların iç dünyasına nasıl dokunabildiği ve dizinin gerçeklikle bağlantısını ne derece kurabildiği, tezimizin problemi olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme tekniği kullanılarak dijital veriler incelenmiş ve tahlil edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Bankacılık hizmetlerinde kurumsal marka imajı ve markaya güvenin kişisel satış elemanlarının başarısızlık duygusunu yönetmelerine ve satış performanslarına etkisi
Esra Arikan
Bu çalışma, bankacılık hizmetlerinde kurumsal marka imajı ve markaya güvenin, kişisel satış elemanlarının başarısızlık duygusunu yönetme becerileri ve satış performansları üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren kişisel satış elemanlarının, kurumlarının marka imajını ve markaya duydukları güveni nasıl algıladıkları, bu algıların başarısızlık duygusunu yönemeleri ve satış performansları üzerindeki rolü analiz edilmiştir. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de faaliyet gösteren özel bir bankada çalışan kişisel satış elemanları oluşturmaktadır. Araştırmada, tam sayım örnekleme tekniği kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde anket yöntemi kullanılmış; ölçekler aracılığıyla kişisel satış elemanlarının marka imajı, markaya güven, başarısızlık duygusunu yönetme ve satış performansına ilişkin algıları ölçülmüştür. Araştırma verileri, bankada görev yapan 144 kişisel satış elemanından elde edilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS ve AMOS programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, kurumsal marka imajının markaya güvenini pozitif etkilediği ancak kişisel satış elemanlarının başarısızlık duygusunu yönetme ve satış performansı üzerinde anlamlı bir etki oluşturmadığı belirlenmiştir. Marka güvenin ise kişisel satış elemanlarının hem başarısızlık duygunu yönetmeleri hem de satış performansı üzerinde anlamlı bir pozitif etki oluşturduğu saptanmıştır. Bunun aksine kişisel satış elemanlarının başarısızlık duygusunu yönetmelerinin satış performansları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır. Bu araştırma sonuçları, marka temelli unsurların sadece alıcılar için değil banka personeli için de önemli olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, bu araştırma bankacılık sektöründe insan odaklı yönetim yaklaşımlarının önemini vurgulamakta ve marka temelli kurum içi motivasyon süreçlerinin satış performansına katkısını ortaya koymaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Son yüzyıl Türk Kelâm Akademisinde Cüveynî
Ayşenur Demir
İmâmü'l-Haremeyn Ebü'l-Me'âlî el-Cüveynî, Türk Kelâm akademisi için sadece klasik bir figür değil, aynı zamanda metodolojik zenginliği ve eleştirel düşünceyi temsil eden bir şahsiyet olarak kabul edilmektedir. Kelâm ve fıkıh usûlü arasındaki disipliner bütünleşmeye öncülük eden Cüveynî, Türk Kelâm akademisinin post-klasik dönemin yorum geleneğinden çıkarak, kendine özgü bir fikri sentez inşa etme arayışının önemli bir prototipi olduğu ifade edilebilir. Tez, İslâm düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olan İmâmü'l-Haremeyn el-Cüveynî'nin fikrî mirasının, son yüzyılda (1923-2025) Türk Kelâm akademisindeki konumunu ve görmüş olduğu ilgiyi sistematik olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Tezde öncelikle insan fiilleri, kesb teorisi, epistemoloji ve bilgi teorisine dair serdettiği görüşleri üzerinde durulmuştur. Akabinde, son yüzyılda Türk kelâm akademisinde Cüveynî'ye yönelik yapılan araştırmalar, klasik metinler çerçevesinde analitik değerlendirmeye tâbi tutularak bunların dikkat çekici yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca tezde, Cüveynî'nin düşüncesinin güncel etik ve bilim felsefesi tartışmalarına entegre edilmesi yönünde öneriler sunulmuştur. Nihâi olarak, Türk Kelâm araştırmalarının Cüveynî'nin eserlerinden bilhassa eş-Şâmil fi'l-Usûl ve el-İrşâd'a başvurarak, kelâm'ın kurucu metinlerine doğrudan dönüş eğilimi sergilediği görülmüştür. Yine, Cüveynî'ye yönelik akademik ilginin özellikle 2000'li yıllardan sonra ciddi bir niceliksel ve niteliksel artış gösterdiği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Lise öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı, fiziksel aktivite veuyku kalitesi ilişkisinin incelenmesi
Levent Kaşıkcı
Bu araştırmada lise öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı, fiziksel aktivite ve uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Fiziksel aktivitenin de araştırmaya dahil edilmesi Türkiye'de yapılmış olan az sayıda araştırmalara farklı bakış açısı katması açısından önemli görülmüştür. Araştırmanın örneklemini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Erzurum Aziziye ilçesinde bulunan 3 lisede okuyan yaşları 13-18 arasında olan 292 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak dört bölümden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. İlk bölümde araştırmacı ve danışmanı tarafından hazırlanan ve katılımcıların sosyo-demografik özellikleri hakkında bilgi edinmeyi amaçlayan kişisel bilgi formu, anket formunun ikinci bölümünde katılımcıların sosyal medya bağımlılığı düzeylerini ölçmek için Özgenel ve arkadaşları tarafından (2019) oluşturulan ergenler için sosyal medya bağımlılığı ölçeği kullanılmıştır. Ölçek 9 madde 5'li Likert olarak derecelendirilmiştir (Hiçbir zaman-1, Nadiren-2, Bazen-3, Çoğunlukla-4, Her zaman-5). Ölçekte ters puanlanan madde bulunmamaktadır. Ölçekten en az 9 puan, en fazla 45 puan alınabilmektedir. Ölçekten toplam puan elde etmek için tüm maddelere verilen cevaplar toplanmaktadır. Anket formunun üçüncü bölümünde katılımcıların uyku kalitesi düzeylerini ölçmek için Buysee vd. (1989) tarafından geliştirilen, Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması ise Ağargün vd (1996) tarafından yapılan bir aylık bir zaman aralığındaki uyku kalitesini değerlendiren PUKİ testi kullanılmıştır. Subjektif uyku kalitesi, uyku gecikmesi (latansı), uyku süresi, uyku verimliliği, uyku bozukluğu, uyku ilacı kullanımı ve gündüz işlerinde bozulmanın değerlendirildiği yedi öğeden oluşan bir ankettir PUKİ değerlendirmesinde 18 madde puanlamaya dahil edilir (Buysse vd., 1991). PUKİ "öznel uyku kalitesi, uyku gecikmesi, uyku süresi, alışılmış uyku etkinliği, uyku bozukluğu, uyku ilacı kullanımı ve gündüz işlev bozukluğu" olmak üzere 7 bileşenden oluşmaktadır. Anket formunun dördüncü bölümünde katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerini ölçmek için Craig vd. (2003) tarafından yapılan uluslararası fiziksel aktivite anketi kısa formu kullanılmıştır. Bu anketin kısa formu, yürüme, orta ve şiddetli aktivitelerde geçirilen süre hakkında bilgi vermektedir. Ankette son 1 haftada yapılan en az 10 dakikalık fiziksel aktiviteleri içeren sorular bulunmaktadır. Anketin sonuçlarında dakika, gün ve MET değeri çarpılarak "MET-dakika/hafta" olarak bir skor elde edilmektedir. Araştırmanın sonucunda; cinsiyete göre kadın katılımcıların erkek katılımcılara göre sosyal medya bağımlılığı ve uyku kalitesi ortalaması yüksek bulunmuştur. Uyku kalitesinde ortalamanın yüksek olması uyku kalitesinin daha kötü olduğunu ifade etmektedir. Fiziksel aktivite ise erkek katılımcıların ortalamaları kadın katılımcılara göre yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaş değişkenine göre ise 17 yaş ve üzeri katılımcıların sosyal medya bağımlılığı, fiziksel aktivite düzeyleri ve uyku kalitesi ortalamaları yüksek bulunmuştur. Aile medeni durumunda ise ailesi evli olanlarda fiziksel aktivite yüksek bulunurken, ailesi boşanmış olanlarda sosyal medya bağımlılığı ve uyku kalitesi ortalamasının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Son olarak katılımcıların kaç yıldır spor yapıyorsunuz sorusuna verdikleri cevaplarda 0-2 yıl spor yapanlarda sosyal medya bağımlılığı yüksek, 6 yıl ve üzeri spor yapanlarda fiziksel aktivite yüksek, 3-5 yıl spor yapanlarda ise uyku kalitesi ortalamaları yüksek bulunmuştur. Bu araştırmada elde edilen veriler literatüre göre tartışılarak önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Akıllı telefon bağımlılığı, sosyal kaygı ve psikolojik sağlamlık arasındaki
Serdar Eraslan
Bu tez çalışmasında, lise öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı, sosyal kaygı ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiler incelenmiş ve bu değişkenlerin çeşitli demografik özellikler doğrultusunda nasıl farklılık gösterdiği araştırılmıştır. Araştırma tarama modeli kapsamında yürütülmüş ve örneklemini Bayburt ilinde bulunan 392 lise öğrencisi oluşturmuştur. Veriler, katılımcılara uygulanan Kişisel Bilgi Formu ile birlikte geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış üç ölçek (Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği, Sosyal Kaygı Ölçeği ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği) aracılığıyla toplanmıştır. Analiz sürecinde, verilerin normal dağılıma uygunluk gösterdiği tespit edilmiş ve buna uygun olarak parametrik testler (Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü ANOVA, Tukey Post Hoc ve Pearson Korelasyon Analizi) kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.0 paket programında analiz edilmiştir. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, kadın katılımcılar erkeklere kıyasla daha yüksek akıllı telefon bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeylerine sahiptir. Bununla birlikte, psikolojik sağlamlık düzeyi açısından cinsiyet temelli anlamlı bir fark saptanmamıştır. Katılımcıların yaklaşık üçte biri günde 7 saatten fazla telefon kullandığını belirtmiş; bu durum bağımlılık düzeylerini önemli ölçüde artırmıştır. Ayrıca, sosyal medya uygulamalarını sıklıkla kullanan bireylerin, diğer uygulama kullanıcılarına kıyasla daha yüksek bağımlılık ve kaygı düzeylerine sahip olduğu gözlenmiştir. Yaş değişkeni açısından, 12–14 yaş grubunun hem sosyal kaygı hem de telefon bağımlılığı açısından en yüksek puanlara sahip olduğu; 14–16 yaş grubunun ise psikolojik sağlamlık bakımından en güçlü düzeyi gösterdiği belirlenmiştir. Ailede telefon kullanımına yönelik sınırlamalar bulunan bireylerin, paradoksal olarak daha yüksek bağımlılık ve sosyal kaygı düzeylerine sahip olduğu; bu durumun, kontrolcü ebeveyn tutumlarıyla ilişkili olabileceği değerlendirilmiştir. Gelir düzeyi "zayıf" olan bireylerde sosyal kaygı düzeyinin daha yüksek olduğu; buna karşılık, "iyi" gelir düzeyine sahip bireylerin bağımlılık puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yakın arkadaş sahibi olmayan katılımcılar hem sosyal kaygı hem de bağımlılık düzeylerinde daha yüksek puanlar alırken, psikolojik sağlamlık düzeyleri açısından anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Takım sporları yapan bireylerde, bireysel sporculara kıyasla daha yüksek bağımlılık ve psikolojik sağlamlık düzeyleri kaydedilmiştir. Telefon sahipliği süresi arttıkça sosyal kaygı puanlarında da artış gözlenmiş; ancak bağımlılık ve sağlamlık düzeyleriyle anlamlı bir ilişki kurulmamıştır. Son olarak, Pearson korelasyon analizinde, akıllı telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Buna karşılık, psikolojik sağlamlık değişkeni ile hem bağımlılık hem de kaygı arasında anlamlı bir korelasyon saptanmamıştır. Bu sonuçlar, sosyal kaygının dijital bağımlılığı artıran bir unsur olabileceğini; ancak psikolojik dayanıklılığın bu ilişkiyi doğrudan etkilemediğini ortaya koymaktadır. Araştırma bulguları, genç bireylerde dijital bağımlılık davranışlarının sosyal kaygı ile yakından ilişkili olduğunu ve psikolojik sağlamlığın daha çok bireysel ve çevresel faktörlerle şekillendiğini göstermektedir. Elde edilen veriler ışığında, sosyal beceri geliştirme, dijital okuryazarlık ve spor temelli psikososyal müdahale programlarının erken yaşta uygulanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Akıllı telefon bağımlılığı, sosyal kaygı, psikolojik sağlamlık.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Aksaray ili lastik fabrikası su kaynaklı ısı pompası uygulama ve analizi
Halil İbrahim Kazici
Isı pompaları, düşük sıcaklıktaki bir kaynaktan aldığı ısıyı yüksek sıcaklıktaki bir ortama taşıyan, hem ısıtma hem de soğutma yapabilen yüksek verimli sistemlerdir. Enerji verimliliği, fosil yakıt tüketiminin azaltılması ve karbon salımının düşürülmesi hedefleri doğrultusunda sanayi tesislerinde yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu çalışma, Aksaray'da bulunan bir Lastik Sanayi ve Tic. A.Ş. tesisinde gerçekleştirilen enerji etütleri kapsamında, su kaynaklı ısı pompası (SKIP) uygulamasının teknik ve ekonomik analizini sunmaktadır. Çalışmadaki amaç enerji verimliliğini artırmak, doğal gaz tüketimini azaltmak ve doğaya salınan karbon salımını düşürmektir. SKIP sistemi kullanılarak soğutma kulelerinden atılan ısı geri kazanılarak proses ısıtma ihtiyacına yönlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler incelendiğinde yıllık 6.788.251 kWh doğalgaz tasarrufuna karşılık 1.262.882 kWh elektrik tüketilmiş, net 475,18 TEP/yıl tasarruf ve 797,89 ton CO₂ salım azalımı sağlanmıştır. Ekonomik analizde yıllık 5,7 milyon TL tasarruf ve 2,41 yıl geri ödeme süresi hesaplanmıştır. Yapılan uygulama sonucunda doğalgaz kullanımından kaynaklanan emisyon 1.588 ton CO₂-e, ısı pompası tüketiminden kaynaklanan emisyon ise 746 ton CO₂-e olarak gerçekleşmiştir. Elektrik tasarrufundan sağlanan ilave azaltım 45 ton CO₂-e seviyesindedir. Bu toplam etki, yıllık bazda yaklaşık 58.000 ağacın karbon tutumuna eşdeğer bir çevresel faydaya karşılık gelmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Spor bilimleri öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı ile sağlıklı beslenme tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi (Bayburt ili örneği)
Ahmet Furkan Kaymaz
Bu araştırma, dijital oyun bağımlılığı ile sağlıklı beslenme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Günümüzde, özellikle üniversite çağındaki genç bireylerde giderek yaygınlaşan dijital oyun bağımlılığı; bireylerin yaşam tarzlarını, fiziksel sağlıklarını ve psikososyal dengelerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu bağlamda, dijital oyunlara yoğun şekilde zaman ayıran bireylerin beslenme alışkanlıklarında olumsuz değişimler yaşayıp yaşamadıklarının belirlenmesi önemli bir araştırma konusu hâline gelmiştir. Araştırmanın evrenini, 2024–2025 eğitim öğretim yılında Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Veriler, Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği ve Sağlıklı Beslenme Tutum Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanı sıra korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin dijital oyun bağımlılık düzeyleri ile sağlıklı beslenme tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, dijital oyunlara yönelik yüksek bağımlılık düzeyinin sağlıklı beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, genç bireylerde dijital medya kullanımı ile yaşam tarzı tercihleri arasındaki ilişkiye dikkat çekmekte ve sağlıklı yaşam davranışlarını destekleyici müdahale programlarının geliştirilmesine katkı sunmaktadır. oyun bağımlılık düzeyleri ile sağlıklı beslenme tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç, dijital oyunlara olan yüksek bağımlılık düzeyinin sağlıklı beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir. Çalışmanın bulguları, genç bireylerde dijital medya kullanımı ile yaşam tarzı tercihleri arasındaki ilişkiye dikkat çekmekte ve sağlıklı yaşam davranışlarını teşvik eden müdahale programlarının geliştirilmesine yönelik öneriler sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Farklı ritimlerde müziklerin çeşitli sportif parametreler üzerine etkileri: Geleneksel Türk Okçuluğu sporcuları üzerine bir inceleme
Kübra Şahan
Bu araştırmanın temel amacı, farklı ritimlerdeki müziklerin sportif performans üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Müzik, bireylerin psikolojik ve fizyolojik durumları üzerinde etki yaratan bir tetikleyici unsur olarak, spor alanında da performansı artırma potansiyeline sahip olabileceği görülmüştür. Bu bağlamda, araştırmada ritmik çeşitliliğin kalp atım hızı, hareket sıklığı, atış süresi, atış isabet oranı ve çekiş biyomekaniği gibi parametreler üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Çalışma, nicel araştırma yöntemleri kullanılarak yürütülmüş, yarı deneysel model temel alınmıştır. Katılımcılar, Bayburt Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan ve en az bir yıl süreyle geleneksel Türk okçuluğu ile aktif olarak ilgilenmiş, 2025 yılı içerisinde en az 1 ulusal turnuvada yarışmış toplam 14 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Sporculara ilk etapta müziksiz, daha sonra düşük, orta ve yüksek olmak üzere farklı BPM aralıklarında hazırlanmış müzikler eşliğinde atış görevleri verilmiş; müzik dinleme öncesi ve sonrası çeşitli biyometrik ve sportif veriler kaydedilmiştir. Uygulama sırasında düşük, orta, yüksek tempolu müziklerin farklı fizyolojik tepkimelere ve performans değişkenlerine nasıl etki ettiği analiz edilmiştir. Atış sırasında polar saat, dijital kronometre ve yüksek çözünürlüklü kamera kullanılmıştır. Çekiş biyomekaniği ölçümü için ise Kinovea yazılımı kullanılmıştır. Veriler, SPSS 25.0 paket programı aracılığıyla çözümlenmiş; tekrarlı ölçümler ANOVA analiz teknikleri kullanılmıştır. Çalışma, farklı ritimlerde müzik eşliğinde yapılan ok atışlarında kalp atım hızı, atış süresi, hareket sıklığı ve puan gibi performans değişkenlerinin müziksiz ortama kıyasla anlamlı biçimde farklılaştığını göstermiştir. Yüksek tempolu müzik kalp atım hızını artırırken, katılımcıların müziksiz ortamda daha uzun atış süresi ve daha yüksek hareket sıklığı sergiledikleri; atış puanlarının ise müziksiz ve orta tempolu müzikte daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna karşın, çekiş biyomekaniği açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sportif performans, geleneksel Türk okçuluğu, müzik, ritim.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025İl özel idarelerinde stratejik planların karşılaştırmalı analizi: Karaman örneği
Muhammed Salih Cantay
Kamu yönetimi anlayışı hem dünyada hem de Türkiye'de değişen siyasal, ekonomik ve toplumsal ihtiyaçlara bağlı olarak sürekli evrilmektedir. Gelinen noktada özel sektör yönetim tekniklerinden biri olan stratejik planlama, kamu yönetimi anlayışları tarafından da benimsenmiştir. Ülkemizde 2003 yılında kabul edilen 5018 sayılı Kanun ile kamu kurumlarına stratejik plan hazırlama mecburiyeti getirilmiştir. İl Özel İdareleri de bu kapsamda belirli sürelerde stratejik planlarını hazırlamakla yükümlüdür. Türkiye'de bu süreç için Devlet Planlama Teşkilatı tarafından geliştirilen kılavuzlar kullanılmaktadır. Bu çalışma, Karaman İl Özel İdaresi'nin 2006 yılından itibaren hazırladığı beş stratejik planı zamansal olarak karşılaştırarak ve yürürlükteki kılavuzlara uygunluğunu değerlendirerek, stratejik planlama sürecinin gelişimini ve bu süreçte karşılaşılan sorunları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tez kapsamında elde edilen verilere; literatür taraması neticesinde ulaşılmış olup bu bağlamda konu ile ilgili kaleme alınmış tezler, makaleler, bildiriler ve diğer bilimsel yayınlar ile ilgili stratejik planlar değerlendirmeye alınmıştır. Analiz sonucunda, Karaman İl Özel İdaresi'nin stratejik planlarının zamanla daha veriye dayalı, ölçülebilir ve kılavuzlara daha uyumlu hale geldiği, kamu yönetimi anlayışındaki değişimlere uyum sağlama çabası gösterdiği, ancak hâlâ iyileştirilmesi gereken yönlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, kamu yönetiminde stratejik planlamanın önemini vurgularken, Karaman İl Özel İdaresi örneği üzerinden bu sürecin aşamalarını, güçlü ve zayıf yönlerini, uyumlu ve geliştirilmesi gereken alanlarını analiz etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Edebiyat ve tarih perspektifinde Tevfîk el-Hakîm'in 'Avdetü'l-Va'y ve Vesâik fî Tarîki 'Avdeti'l-Va'y eserlerinin incelenmesi
Tuncay Yıldızel
Mısır, İsrail'le birçok çatışmaya girmiş ve bu çatışmalardan ağır yenilgiler almıştır. Geçmişinde İsrail'den yaralar barındıran bir milletin günümüzde Filistin'e karşı yardımda zayıflık göstermesi ve sınır kapılarını açmaması tartışılacak bir konu olarak dikkat çekmiştir. Bu noktada Mısır'ın bu zihniyete nasıl geldiği ve bu düşünce şekline bürünmesine nelerin sebep olduğu hususları açıklanmalıdır. Birçok yazar Mısır tarihini ele alan eserler yazmıştır. Kadim bir medeniyete ev sahipliği yapan Mısır, günümüze kadar bilinen tarihi ile her ne yaşadıysa masallarda, romanlarda, hikâyelerde ve efsanelerde irdelenmiş ve anlatılagelmiştir. Hem Batı'da hem de Mısır'da yazmış olduğu birçok eserle tanınmış bir yazar olan Tevfîk el Hakîm'in eserleri özellikle 1. ve 2. Dünya Savaşı'ndan sonra İsrail'in ortaya çıkışına, kuruluşuna ve yükselişine tanıklık etmesinden dolayı ele alınmalıdır. Yaşadığı dönemde İsrail'in doğuşuna, Mısır'ın değişim sürecine ve 'Abdu'n-Nâsır'a dair eserler ele almıştır. Bu eserler arasında 'Avdetu'l-Va'y ve Vesâik fî tarîki 'avdeti'l-va'y de yer almaktadır. Yeniden Uyanış ve Yeniden Uyanış Yolunda Belgeler olarak tercüme edilen bu iki eserinde yazar Mısır'ın 'Abdu'n-Nâsır'ın dönemini ve İsrail-Mısır arasındaki çekişmeyi okuyucusuna aktarmıştır. Özellikle yazarın yaşadığı dönemde meydana gelen devrimlerden kaynaklı olarak Mısır'ın İsrail karşısındaki gerileyişini ve bir zamanlar Filistin'i kendilerine dava edinen Mısır'ın bu yoldan da zamanla nasıl uzaklaştığını ele almıştır. Bu bağlamda Mısır'ın güçlü bir ülke konumundayken devrimler döneminde nasıl zayıf düştüğünü ve yanı başındaki Filistin'in günümüzdeki durumunu yazarın kaleminden öğrenmek mümkün olmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Mâtürîdîuridi'nin kevni âyetlere yaklaşımı
Ülkü Yavilioğlu
Kur'ân-ı Kerim'de yer alan kevnî âyetler, insanı evrenin işleyişini gözlemlemeye, doğa olayları üzerine düşünmeye ve bu yolla Allah'ın varlığını, kudretini ve rahmetini idrak etmeye yönlendirmektedir. Bu âyetler, göklerin ve yerin yaratılışı, tabiatta gözlenen düzen, canlıların oluşumu ve kozmik olaylar gibi konuları içermekte hem inanç dünyasını besleyen hem de düşünceyi harekete geçiren bir yapı arz etmektedir. Bu çalışmada, söz konusu kevnî âyetlerin klasik tefsir geleneği içerisindeki yorumları Mâtürîdî (ö.944) merkezli olarak ele alınmış diğer taraftan ehl-i sünnet tefsir geleneğinin önde gelen isimlerinden olan Taberî (ö.923) ve Râzî (ö.1210) gibi müfessirlerin yaklaşımlarıyla karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır. Mâtürîdî'nin akılcı ve kelâmî yöntemiyle geliştirdiği yorumlar, kevnî âyetlerin sadece naklî değil aynı zamanda aklî temellerle de değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Buna karşılık Taberî'nin rivâyet odaklı açıklamaları ve Râzî'nin felsefî-bilimsel yorumları ise farklı yorum geleneklerine ışık tutmaktadır. Ayrıca, modern dönem tefsir anlayışında bilimsel verilerle Kur'ân âyetlerini buluşturan Tantâvî'nin (ö.2010) yaklaşımına da yer verilerek kevnî âyetlerin çağdaş yorum boyutuna dair bir perspektif sunulmuştur. Bu bağlamda tez hem geleneksel hem de modern tefsir anlayışlarının kevnî âyetlere nasıl yaklaştığını karşılaştırmalı olarak incelemeyi ve bu âyetlerin tefsir tarihinde üstlendiği çok yönlü rolü ortaya koymayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Mâturîdî, Tevilat'ul-Kur'ân, Râzî, Taberî, Tantâvî.
